{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    20. HUKUK DAİRESİ     <br>Esas-Karar No: 2022/280 - 2024/525<br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20.HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO       : 2022/280 <br>KARAR NO\t: 2024/525<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                                K A R A R <br><br><br>BAŞKAN \t\t:<br>ÜYE\t\t:<br>ÜYE\t\t: <br>KATİP \t\t: <br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK <br>                                                  MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 25/11/2020<br>NUMARASI\t\t: 2020/77 E.  -  2020/370 K.<br><br>DAVACI\t: <br>VEKİLLERİ\t: <br>DAVALI\t: <br>VEKİLİ\t: <br>DAVANIN KONUSU\t:  YİDK Kararının İptali, Hükümsüzlük<br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 25/11/2020 Tarih ve 2020/77 Esas - 2020/370 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili  tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ\t: Davacı vekili, davaya konu “...” ibareli marka tescil başvurusunun müvekkilinin  “...” ibareli tanınmış markalarına iltibas oluşturacak derecede benzer olduğunu, itiraz edilen marka eğer tescil edilecek olur ise müvekkilinin seri markası olarak algılanmasının kuvvetle muhtemel olduğunu, müvekkili markalarının tanınmış olduğunu, davalının \"...\" ibaresini içeren marka başvurusunun kötü niyetli olduğunu ve haksız rekabete yol açacağını ileri sürerek, TPMK YDİK'in dava konusu 2019-M-10737 sayılı kararının iptali ile 2018/77138 sayılı “... yazılım ve internet çözümleri” ibareli markanın tescili halinde hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>Davalı Kurum vekili, karşılaştırılan ibarelerin karıştırılma ihtimaline yol açacak düzeyde benzer olmadığını, başvurunun davacı markalarından genel izlenim olarak tamamen farklı olduğunu, başvuru markasının bir bütün olarak “... ...” şeklinde değerlendirilmesi gerektiğini, başvuruda “...” ibaresinin davacı markalarından farklı konumlandırılışı ve “...” ibaresinin de büyük puntolarla ön plana çıkacak şekilde yer almasının başvuruyu davacı markalarından farklılaştırdığını, “... ibaresinin Türkçe \"...\" anlamının herkesçe bilindiğini, her kullanımda veya her görülüp duyulduğunda davacı firma ile ilişkilendirilmesinin mümkün olmadığını, ayrıca “...” ibaresinin üç harften oluşan kısa bir ibare olduğunu, kısa ibarelerin de ayırt ediciliğinin düşük olduğunu ve ufak bazı eklemelerle birlikte genel izlenimlerinin farklılaşabildiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.<br>Davalı ..., davaya cevap vermemiştir.<br>\t<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, dava konusu 2018/77138 sayılı ve “... ” ibareli markanın  kapsamında yer alan “42. Sınıf: Bilimsel ve sınai inceleme, araştırma hizmetleri; mühendislik hizmetleri, mühendislik ve mimari tasarım hizmetleri, kalite ve standart belgelendirme amaçlı mal/hizmetlerin test edilmesi. Bilgisayar hizmetleri: bilgisayar programlama, bilgisayarı virüse karşı koruma, bilgisayar sistem tasarımı, başkaları adına web sitelerinin tasarlanması, bakımı ve güncelleştirilmesi, yazılım tasarımı, kiralanması ve güncelleştirilmesi, internet arama motoru sağlama, hosting, bilgisayar donanımları alanında danışmanlık, bilgisayar donanımlarının kiralanması hizmetleri. Bu sınıfa dahil olup mühendislik, mimarlık, bilgisayar hizmetleri kapsamına girmeyen her türlü tasarım hizmetleri; grafik sanat tasarım hizmetleri (reklam amaçlı tasarım ve peyzaj tasarımı hariç). Sanat eserleri orijinallik onay hizmetleri.”nin davacıya ait 2013 32703, 2013 37104, 2011 40688, 2012 29128, 2015 50866, 2014 22974 markaların kapsamında aynı/aynı tür/benzer olarak yer aldığı, dava konusu marka ile davacı markalarında yer alan “...” ibaresinin Türkçe karşılığının “...” olup ayırt edicilik düzeyi düşük bir kelime olduğu, her ne kadar, dava konusu marka ile davacı markalarında “...” ibaresi ortak olarak yer alsa da, dava konusu markada yer alan “...” ibaresinin varlığı ve “...” ibaresine göre daha büyük harflerle ve farklı tertip tarzı ile ortalama tüketici nezdinde bütüncül algı olarak davacı markalarından farklılaştığı değerlendirildiğinde, dava konusu marka ile davacının markaları arasında marka işaretleri bakımından işitsel, görsel ve anlamsal olarak belirli düzeyde bir benzerlik bulunmadığı, dava konusu marka ile davacı markalarında yukarıda sayılan ürünler yönünden çakışma olmakla birlikte, marka işaretlerinin davacı markalarına benzer olmadığı, bu nedenle karıştırılma ihtimali bulunmadığı, tanınmışlık şartlarının oluşmadığı ve kötü niyetin ispatlanmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.<br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, “...” kelimesinin kırmızı anlamına geldiğini ve tescil edilmek istenen sınıflarda tanımlayıcı ve zayıf bir ibare olmadığını, davaya konu markada yer alan “...” kelimesi “...” işaret ettiğinden tescil edilmek istenen sınıflarda tanımlayıcı ve zayıf bir ibare olarak yer aldığından markanın esas unsuru olarak kabul edilemeyeceği gibi iltibas ihtimalini ortadan kaldırabilecek bir husus da olmadığını,  “...” ibaresinin, müvekkili markaları ile benzer olmadığı ve tüketici tarafından bağlantı kurulmayacağı kabulünün hatalı olduğunu, müvekkili şirketin “...” ibareli seri markaların çok uzun zamandan beri sahibi olup, dava konusu markanın da müvekkili markaları ile aynı mal ve hizmetlerde tescilinin istendiğini ileri sürerek, yerel mahkeme kararınını istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. <br><br>GEREKÇE\t: Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü  istemlerine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>İşlem dosyasının incelenmesinden; davalı gerçek kişinin  \"... \" ibaresinin marka olarak tescili için 22/08/2018 tarihinde davalı Kuruma başvurduğu, 2018/77138 sayılı başvuru kapsamında 42. sınıf hizmetlerin yer aldığı,  davacı Şirketin \"...\" asıl unsurlu markalarına dayalı olarak iltibas, tanınmışlık ve kötü niyet iddiasıyla başvuruya itiraz ettiği, davacı itirazının TPMK YİDK'in  2019-M-10737 sayılı kararıyla nihai olarak reddedildiği, anılan kararın davacı tarafa 30/12/2019 tarihinde tebliğ edildiği, işbu davanın 2 aylık hak düşürücü süre içerisinde 02/03/2020 tarihinde açıldığı anlaşılmıştır.<br>İlk derece mahkemesince taraf markaları arasında iltibas koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle yazılı şekilde davanın reddine karar verilmiş olup, davacının istinaf itirazları gözetildiğinde, taraflar arasındaki uyuşmazlık taraf markaları arasında, dava konusu olan 42. sınıf hizmetler yönünden, 6769 sayılı  SMK'nın 6/1 maddesi uyarınca iltibas koşullarının oluşup oluşmadığı noktasındadır.<br>6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 6/1 maddesi uyarınca, tescil için başvurusu yapılan marka, tescil edilmiş veya tescil için daha önce başvurusu yapılmış bir marka ile aynı veya benzer ise ve tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer ise, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın halk tarafından karıştırılma ihtimali varsa ve bu karıştırılma ihtimali tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir marka ile ilişkili olduğu ihtimalini de kapsıyorsa tescil edilemez. Açıklanan hüküm çerçevesinde markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir. İltibas, iki ayrı marka karşısında bulunan kişilerin, bu markaların benzerliği sebebiyle sunulan mal veya hizmetlerin aynı işletmeye veya ekonomik olarak bağlantı içerisinde bulunan işletmelere ait olduğunu düşünmeleri veya düşünme ihtimalleridir (Savaş Bozbel, Fikri Mülkiyet Hukuku, İstanbul 2015, s. 408- 409). İltibas ihtimalinin değerlendirilmesinde ölçü, bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, ortalama tüketicilerdir.<br>Yapılan açıklamalar çerçevesinde somut olaya bakıldığında, dava konusu başvuru kapsamında 42. sınıf hizmetler yer almaktadır. Mahkemece alınan bilirkişi raporunda da açıklandığı üzere, uyuşmazlık konusu 42. sınıf hizmetler davacının itirazına mesnet markaları kapsamında yer alan mal ve hizmetlerle aynı, ayni tür ve benzer olduğundan, taraf markaları arasında uyuşmazlık konusu olan 42.sınıf hizmetler yönünden emtia benzerliği şartının gerçekleştiği kanaatine varılmıştır.<br>Tarafların marka işaretlerinin karşılaştırılmasına gelince; dava konusu başvuru  \"... \" ibaresinden oluşmaktadır. Davacıya ait itiraza ve davaya mesnet markaların asli unsuru \"...\" ibaresinden oluşmaktadır. Dava konusu başvuruda yer alan \"...\" ve \"...\" ibarelerinin 42.sınıf hizmetler yönünden ayırt edici nitelik taşımadığı, markada kırmızı yarım daire içine alınarak kırmızı renkle yazılan ve İngilizce \"...\" anlamına gelen \"...\" ibaresinin, 42.sınıf hizmetler yönünden ayırt edici bir ibare olduğu, başvurudaki \"...\" kelimesinin \"...\" ibaresi ile bir bütün olarak ayırt edici hale gelmediği, böylece \"...\" ibaresinin dava konusu marka bakımından da asli unsur olduğu, diğer  kelimelerin asli unsuru vurguladığı, tali nitelik taşıdığı kanaatine varılmıştır. Her ne kadar ilk derece mahkemesince taraf markalarında ortak olarak yer alan “...” ibaresinin Türkçe karşılığının “...” olup ayırt edicilik düzeyi düşük bir kelime olduğu, başvurudaki “...” ibaresinin varlığı ve “...” ibaresine göre daha büyük harflerle ve farklı tertip tarzı ile yazılmak suretiyle ortalama tüketici nezdinde bütüncül algı olarak davacı markalarından farklılaştığı, markaların benzer olmadığı kabul edilmiş ise de, emsal bir başvuruya ilişkin Dairemizce \"...davacıya ait \"...\" esas unsurlu markalar ile davalıya ait, başvuru konusu \"...\" ibareli markanın, 556 sayılı KHK'nın 8/1-b maddesi anlamında benzer olduğu, dava konusu markada yer alan \"...\" ibaresinin, lider ibare olduğu, bu ibareye eklenen \"...\" ibaresinin de ayırt edici bir ibare olup, \"...\" ibaresinin \"...\" ibaresi ile birlikte ayırt edici hale gelmediği...\" kabulüyle verilen  23/11/2017 tarih, 2017/1059 Esas, 2017/1046 Karar sayılı kararın, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 08/04/2019 tarih, 2018/727 Esas, 2019/2735 Karar sayılı ilamı ile onandığı gözetilerek ilk derece mahkemesinin bu görüşüne Dairemizce iştirak edilmemiş, \"...\" ibaresinin uyuşmazlık konusu 42. sınıf hizmetler yönünden ayırt edici olduğu, davacının itirazına mesnet markalarının asli unsurunu oluşturan bu ibarenin dava konusu başvuruda da asli unsur olarak kullanıldığı ve başvuruya yeterli ayırt ediciliğin sağlanmadığı kanaatine varıldığından, dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markaları arasında, uyuşmazlık konusu olan hizmetler  yönünden, 6769 sayılı SMK'nın  6/1 maddesi anlamında benzerlik ve karıştırılma ihtimalinin bulunduğu, en azından ortalama tüketicilerce markaların ilişkilendirileceği ya da başvurunun davacı Şirketin seri markalarından biri olarak algılanacağı kabul edilmiştir. <br>     Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08.06.2016 gün ve E.2014/11-696, K.2016/778 sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesi mümkün olduğundan Dairemizce bu yönden dosyada mevcut bilirkişi raporundaki tespitlere itibar edilmemiş, ayrıca bir bilirkişi incelemesine de gerek görülmemiştir.<br>Öte yandan dava konusu başvuru, kapsamındaki tüm hizmetler yönünden davacı markaları ile SMK'nın 6/1.maddesi anlamında benzer bulunduğundan, davacı markalarının tanınmışlığının sonuca etkili olmadığı anlaşılmış, Dairemizce tanınmışlık iddiası ayrıca değerlendirilmemiştir.<br>Sonuç olarak; dava konusu \"... ...\" ibareli başvuru ile davacının  itirazına mesnet \"...\" asıl  unsurlu  markaları arasında, uyuşmazlık konusu olan 42. sınıf hizmetler yönünden,  6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi uyarınca iltibas koşullarının oluştuğu gerekçesiyle YİDK kararının iptali istemine ilişkin davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde reddine karar verilmesi doğru olmamış, HMK'nın 353/1-b-2. maddesinde, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse \"düzelterek yeniden esas hakkında\" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden Dairemizce davacının istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, YİDK kararının iptali istemli davanın kabulüne, dava konusu başvuru tecil edilmediğinden, marka hükümsüzlüğü istemi yönünden karar verilmesine yer olmadığına dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br> <br><br><br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesinin 25/11/2020 gün ve 2020/77 Esas - 2020/370 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,<br>\t2-Davanın KABULÜ ile ... Kurumunun 2019-M-10737 sayılı YİDK kararının İPTALİNE, <br>\t3- Davalının 2018/77138 sayılı “... ...” ibareli markası tescil edilmediğinden hükümsüzlük istemi hakkında karar verilmesine yer olmadığına,<br>\t4-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gerekli 427,60 TL maktu karar ve ilam harcından peşin alınan 54,40 TL harcın mahsubu ile kalan 373,2‬0 TL'nin davalılardan alınarak Hazineye irat kaydına,<br>\t5-Davacı kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümlerine göre belirlenen 25.500,00 TL maktu vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, <br>\t6-Davacı tarafından ilk derece yargılaması sırasında yapılan 1.800,00 TL bilirkişi ücreti, 391,80 TL tebligat ve posta gideri, İstinaf aşamasında yapılan  68,50 TL tebligat ve posta ücreti, 162,10 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcından oluşan toplam 2.422,4‬0 TL yargılama giderine, 54,40 TL peşin harç, 54,40 TL başvurma harcı eklenerek oluşan toplam 2.531,2‬0 TL'nin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,<br>\t7-Davalı gerçek kişi ile davalı ... Kurumu tarafından ilk derece mahkemesinin yargılaması sırasında herhangi bir yargılama gideri yapılmadığından bu hususta bir karar verilmesine yer olmadığına,<br>\t8-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen taraflara iadesine (HMK m.333),<br>\t9-Davacıdan peşin olarak alınan 59,30 TL istinaf karar ve ilam harcının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,<br>\t10-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, <br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 15/03/2024 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. <br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 15/03/2024\t\t<br><br>Başkan<br><br>Üye<br><br>Üye<br><br>Katip<br><br><br>Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.<br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"32da599cf0fd81e8","SID":"96de81fee9e94cd1"}}