{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>ERZURUM<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>3. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO\t: 2022/860 <br>KARAR NO\t: 2024/666<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ERZURUM ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t: 09/02/2022 (Karar)<br>NUMARASI\t: 2021/217 Esas,  2022/84 Karar<br>DAVA\t: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>Taraflar arasında görülen davanın yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı gerekçeyle  davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup, söz konusu karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine HMK 353. madde uyarınca dosya üzerinden inceleme yapıldı.\t<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA:<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı aleyhine müvekkili şirketçe taraflar arasındaki ticari münasebetten kaynaklanan  alacağın tahsili amacıyla Erzurum ... İcra Müdürlüğü'nün 2021/...E. sayılı dosya ile ilamsız takiplerde haciz yolu ile icra takibi başlatılmış olduğunu, davalı tarafından ödeme emrine yasal süre içinde itiraz edilmesi nedeniyle takip durduğunu, takip konusu faturanın, irsaliye yerine geçen e-fatura şeklinde düzenlenmiş olduğunu, davalıya gönderilmesi üzerine davalı tarafından yasal süreler içerisinde faturaya itirazda bulunulduğunu, irsaliye şeklinde düzenlenmiş işbu fatura içeriğinin kesinleştiğini, müvekkili şirketin davalıdan alacağının sabit olduğunu, bu duruma rağmen ödeme yapmayarak mağdur edilen müvekkilinin, kötü niyetle alacağın tahsili için başlatılan icra takibine itiraz edilerek de daha fazla mağdur edildiğini, bu nedenlerle davalı borçlunun icra takibine yaptığı itirazın, ticari işlerde uygulanan en yüksek faiz ile icra takibinin devamına %40'dan az olmamak üzere tazminat ödetilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.  <br>CEVAP:<br>Davalı cevap dilekçesinde özetle;  davanın zamanaşımı ve hak düşürücü süre nedeniyle reddi gerektiğini, kurumca uyuşmazlık konusu işin ihalesinin ticari işletmeleriyle ilgili olarak değil kamu hizmetlerinin yürütülmesi amacıyla gerçekleştirildiğini, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 16/2 maddesi uyarınca devlet, il özel idaresi, belediye ve köy ile diğer kamu tüzel kişileri ile kamu yararına çalışan dernekler ve gelirinin yarısından fazlasını kamu görevi niteliğindeki işlere harcayan vakıfların, bir ticari işletmeyi, ister doğrudan doğruya kamu hukuku  hükümlerine göre yönetilen ve işletilen bir tüzel kişi eliyle işletsinler, kendileri tacir sayılamayacağından, kurumumuzun tacir olarak kabulünün de mümkün olmadığını, öte yandan davalı tarafların şirket olmasının ve hatta arada bir ticari iş ilişkisinin bulunması davanın Ticaret Mahkemesinin görev alanına girmesi için yeterli olmadığını, 6102 Sayılı Ticaret Kanunu da dikkate alındığında işbu davanın mutlak ya da nispi ticari davaya konu teşkil etmediğini, davanın görevsizlik nedeniyle reddin gerektiğini, davacı vekilince %40'dan aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatının talep edilmesinin hukuka aykırı olduğunu, açılan davanın muacceliyet şartını gerçekleştirmediğini, bu nedenlerle usul ve esas bakımından haksız ve mesnetsiz açılan davanın reddi karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: <br>Mahkemece yapılan yargılama sonunda;\"Tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde; davacı vekili müvekkilinin davalıya taşınır eşya sattığını ancak davalının bu satış nedeniyle düzenlenen fatura bedellerini ödemediğini bu nedenle icra takibi başlattıklarını ancak davalının itirazı üzerine takibin durduğunu beyan etmiştir. Davalı ise davacının Kamu Hastaneleri Birliği'ne dava açtığını ancak 694 sayılı KHK ile bu kurumun tüzel kişiliği kaldırıldığından davanın reddini, ayrıca davacı ile aralarındaki sözleşmenin 12. Maddesine göre davacının yazılı talebi üzerine 150 gün içinde ödeme yapılacağını, davacının yazılı bir talebinin olmaması nedeniyle muaccel hale gelmeyen alacak nedeniyle icra takibine girişilemeyeceğini beyan etmiştir. Öncelikle davalının husumet ve ehliyet hususundaki yaptığı itirazın değerlendirilmesinde, davacı vekili 14.09.2021 tarihli dilekçesi ile davalının sıfatı hususunda maddi hataya düştüklerini bu nedenle davalı tarafın Sağlık Bakanlığı olarak değiştirilmesini talep etmiştir. HMK'nin 124/3. Maddesi \"Ancak, maddi bir hatadan kaynaklanan veya dürüstlük kuralına aykırı olmayan taraf değişikliği talebi, karşı tarafın rızası aranmaksızın hâkim tarafından kabul edilir.\" şeklinde düzenlendiğinden ve davacının taraf değişikliği talebi  Kamu Hastaneleri Birliği'nin tüzel kişiliğinin 694 sayılı KHK ile kaldırılmış olması nedeniyle dürüstlük kuralına aykırı olmadığından kabul edilerek yargılamaya devam edilmiştir. Davacı ile davalı arasında taşınır satışı hususunda yazılı bir sözleşmenin bulunmadığı ilgili kurumdan gelen yazı cevabından anlaşılmaktadır. Ancak davacının davalı kuruma taşınır satışı yaptığı ve bu satışlar nedeniyle 4 adet faturanın düzenlendiği hususunda davacı beyanı ve davalı kurum yazı cevaplarından anlaşılacağı üzere ihtilaf bulunmamaktadır. Ayrıca davacı davalının icra takibinden sonra 3.894,00 TL tutarındaki faturayı ödediğini beyan etmiştir. İcra dosyasına yapılan itirazda davalı kurumun 5018 sayılı kanunun 34.maddesi kapsamında borcun muhasebe sırasına göre ödeneceği belirtilerek itiraz yapılmıştır. Yani davalı kurum faturadan kaynaklanan borcu kabul etmiş ancak 5018 sayılı Kanun'a göre muhasebe sırasına göre ödemelerin yapılacağını beyan ederek itiraz etmiştir. Taraflar arasında mal alımına dair anlaşma bulunduğu, malların teslim edildiği, buna dair fatura tanzim edildiği ve davalı tarafa ulaştığı hususunda anlaşmazlık bulunmamaktadır. Uyuşmazlık malzeme bedelinin muaccel hale gelip gelmediği noktasında toplanmaktadır. Davalı sözleşmeye göre yazılı başvuru üzerine 150 günlük sürenin başlayacağını belirtmiş ve davacının yazılı talebi olmadığından alacağın muaccel hale gelmediğini belirtmiş ise de taraflar arasında yazılı bir sözleşmenin olmadığı sabittir.  Kaldı ki taraflar arasında böyle bir sözleşme olsa dahi, Merkezi Yönetim Harcama Belgeleri Yönetmeliği'nin 8.maddesi gereğince, faturada alacaklının ödemenin yapılacağı banka hesap numarası bulunması halinde ayrıca alacaklının yazılı talebinin aranmayacağı belirtilmiştir ve davalı kurumun gönderdiği yazı cevaplarındaki dava konusu faturalarda davacının banka hesap numarası bulunmaktadır. (bknz. Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi .... Hukuk Dairesi'nin 2020/.... Esas 2021/....Karar sayılı ilamı) Taraflar arasında yazılı bir sözleşme olmadığından ve ödeme tarihi belirlenmediğinden malın tesliminden sonra alacağın muaccel hale geleceği kuşkusuzdur (TBK m.90). Bu nedenle fatura bedellerinin toplamı kadar takibin devamına karar verilmiştir. Davacı icra takibinde faiz de talep etmiş ise de, TBK'nin 117.maddesi gereğince borçluya bir ihtarname gönderilmediğinden faiz talebinin reddine karar verilmiştir. Yargıtay 13. Hukuk Dairesi'nin 2015/8739 Esas 2016/8424 Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere davalının borcu inkar etmediği ödeme sırası gelince alacaklıya ödemenin yapılacağını belirttiği anlaşıldığından, icra inkar tazminatı talebi de reddedilmiştir. Davacının belirttiği bir kısım ödemeler ve kurum yazı cevaplarında dava tarihinden sonra bir kısım ödemelerin yapılmak üzere muhasebeye gönderildiğine ilişkin belgeler ise infaz aşamasında değerlendirileceğinden bu husus hükümde belirtilmekle yetinilmiştir. (bknz. Yargıtay 3.Hukuk Dairesi'nin 2020/11285 Esas 2021/10191 Karar sayılı ilamı) Açıklanan nedenlerle davanın kısmen kabulü ile; davalının Erzurum .... İcra Dairesinin 2021/...Esas sayılı dosyasına yaptığı itirazın kısmen iptaline, takibin 56.711,98 TL asıl alacak üzerinden devamına, fazla istemin reddine, (davalanın takip tarihinden sonra yaptığı ödemelerin infaz aşamasında değerlendirilmesine), yasal şartlar oluşmadığından icra inkar tazminatı talebinin reddine\" gerekçesiyle kısmen kabulüne karar vermiştir.<br>İSTİNAF NEDENLERİ:<br>Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; talep edilen alacağın zamanaşımına uğradığını, hak düşürücü sürenin geçtiğini, cevap dilekçelerinde belirttikleri üzere ödemelerin nakit durumuna ve TDMS'ye giriş sırasına göre yapıldığını, sistemin bir önceki ayın ödemelerinin tamamını bitirmeden bir sonraki ayın ödemelerini yapmaya müsaade etmediğini, dava konusu faturalardan 3.862,72-TL olan bir adet faturanın ödendiğini, kurum borçlarının belirli bir sistematik içerisinde ödendiğini, davacının ödeme talebinin kurumun muhasebe kayıtlarına alındığını, davacı tarafça bu durumun bilinmesine rağmen davacı vekilince açılan davanın hukuki yarar yokluğundan reddi gerektiğini, kötü niyet tazminatı talep edilmesinin hukuka aykırı olduğunu, davanın muacceliyet şartı gerçekleşmediğinden reddi gerektiğini,  belirterek kararın kaldırılması istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur.<br>DELİLLERİN TARTIŞILMASI, HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE:<br>Dava, faturadan kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.<br>İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.<br> 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 4. maddesine göre, bir davanın ticari dava sayılması için ya uyuşmazlık konusu işin, tarafların her ikisinin birden ticari işletmesiyle ilgili olması ya da tarafların tacir olup olmadıklarına veya işin tarafların ticari işletmesiyle ilgili olup olmadığına bakılmaksızın Türk Ticaret Kanunu veya diğer kanunlarda o davaya asliye ticaret mahkemesinin bakacağı yönünde düzenleme bulunması (mutlak ticari dava olması) gerekir. <br>Diğer taraftan, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/II. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira; Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticarî dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hâl böyle olunca, işin ticari nitelikte olması veya sayılması davayı ticari dava haline getirmez.<br> O halde, eldeki davanın ticarî dava olarak kabulü ve uyuşmazlığın asliye ticaret mahkemesinde görülebilmesi için uyuşmazlığın taraflarının tacir ve uyuşmazlık konusu işin her iki tarafın birden ticari işletmesi ile ilgili olması zorunludur.<br>Somut olayda; uyuşmazlık faturadan kaynaklanmakta olup bu nevi davaların ticari dava olduğuna ya da asliye ticaret mahkemelerinde görüleceğine ilişkin bir yasal düzenleme bulunmadığı, davacı şirket bakımında uyuşmazlık konusu alım satım işinin ticari işletmesiyle ilgili olarak yaptığına dair bir tereddüt bulunmamakla birlikte, davalı ... Bakanlığının uyuşmazlık konusu işi ticari bir işletmeyle ilgili olarak değil, kamu hizmetinin yürütülmesi amacıyla gerçekleştirdiği, kaldı ki, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 16/II. maddesi uyarınca devlet veya diğer kamu tüzel kişilerinin tacir olarak kabulünün mümkün olmadı, buna göre, eldeki davaya bakma görevinin 6100 sayılı Hukuk Muhakemesi Kanunu'nun 2. maddesi uyarınca asliye hukuk mahkemesine ait olduğu gözetilerek görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, işin esasına girilerek karar verilmesi doğru görülmemiştir.<br> Açıklanan nedenlerle ilk derece mahkemesinin kararının re'sen dikkate alınan sebeplerle HMK 355, 353/1-a-3 maddesi gereğince kaldırılmasına, kaldırma sebebine göre davalı vekilinin istinaf isteminin incelenmesine yer olmadığına dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>1-Erzurum Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 09/02/2022 tarih ve 2021/217 Esas 2022/84 Karar sayılı  hükmün dava dosyasının esası incelenmeksizin HMK’nın 355 ve 353/(1)-a-3. maddeleri gereğince RESEN  KALDIRILMASINA,<br>2-Dava dosyasının HMK’nın 353/(1)-a maddesi uyarınca davanın yeniden görülmesi için mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,<br>3-Kararın kaldırılma gerekçesine göre davalının istinaf itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, <br>4-Davalı harçtan muaf olduğundan bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, <br>5-İstinaf başvurusu aşamasında davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin mahkemesince verilecek nihai kararla hüküm altına alınmasına,<br>6-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,<br>7-İİK 36. maddesi gereğince istinaf aşamasında başvuruda bulunan tarafça varsa yatırılmış olan teminatın iadesine,<br>8-Gerekçeli kararın tebliği, teminat ve harç iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine, <br>Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde HMK’nın 353/(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere .... tarihinde oy birliği ile karar verildi.\t\t</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"79a3a34eb5214a65","SID":"019637f8e4bd36a5"}}