{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ  <br>14. HUKUK DAİRESİ <br>\t\t\t\t              \t            \t \t\t\t\t\t\t\t\t\t<br>ESAS NO\t   \t: 2021/1509<br>KARAR NO\t\t: 2024/506<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI<br>                   <br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ \t: KARŞIYAKA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ\t  <br>ESAS NO \t\t: 2019/158<br>KARAR NO\t\t: 2021/180<br>DAVA TARİHİ\t: 19.04.2019<br>KARAR TARİHİ\t: 31.03.2021<br>DAVA\t\t: Alacak<br>KARAR TARİHİ\t: 28.03.2024<br>KARARIN YAZ. TARİH\t: 29.03.2024<br><br>Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 31.03.2021 tarih ve 2019/158 Esas, 2021/180 Karar sayılı kararının, istinaf başvurusu yoluyla incelenmesinin davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine, dosyanın gönderildiği, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi'nin 05.10.2021  tarih ve 2021/1366 Esas, 2021/1197 Karar sayılı görevsizlik kararı ile dairemize gönderilen dosya incelendi, dosya içeriğine göre incelemenin duruşmasız olarak yapılması uygun görülmekle, gereği konuşulup düşünüldü.<br>İSTEM:<br>Davacı vekili tarafından verilen 19.04.2019 tarihli dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin .../... Sok. No:... ... .../... adresindeki mevcut fabrika binası yanına, ikinci bir fabrika binası inşaatının yapımı için davalı yüklenici şirket ile \"anahtar teslimi ve sabit fiyat olarak\" 46.000.000,00 TL +KDV bedel karşılığında yapılması hususunda 17.10.2017 tarihinde sözleşme imzalandığını, bu çerçevede sözleşme bedelinin %35 lik kısmını oluşturan 16.000.000,00 TL nakit avans ve buna ilişkin stopaj vergisinin müvekkili tarafından davalı ... şirketine ödendiğini, imalata başlandıktan sonra aylık imalatlara ilişkin hakedişlerin yapıldığını, %35 lik avansa karşılık %35 oranında kesinti yapılarak bakiye ödemelerin günü gününe müvekkili tarafından ödendiğini, ancak davalı şirketin işlerde gecikmeye başladığını, bu duruma ilaveten müvekkilince sözleşme kapsamı dışında ilave işlerin yapılmasının da talep edildiğini, bu kapsamda gerek sözleşme süresinin-teslim süresinin revizyonu, gerek ilave işlerin nasıl yapılacağı hususunda 17.10.2017 tarihli ana sözleşmesine 10.07.2018 tarihli ek sözleşme imzalandığını, bu sözleşme ile fabrika binasının tüm üretim alanları imalatının 30.09.2018 tarihine kadar, fabrika binası içinde yer alana ofis, yemekhane vs.bölümlerin anahtar teslimi şeklinde 15.10.2018 tarihine kadar kesin şekilde tamamlanması hususunda anlaştıklarını, ancak, davalı şirketin 2018 yılı Eylül ayının 10-15. günü aralığında işi yavaşlattığını, sonrasında işi tamamen durduğunu ve şantiye alanından çekilmeye başladığını, şirketin ödeme güçlüğüne düştüğünün öğrenildiğini, akabinde davalı şirket aleyhinde müvekkiline haciz ihbarnameleri gönderildiğini, müvekkilinin davalı şirkete İzmir 21.Noterliğinin 04.10.2018 tarih 37775 yevmiye nolu ihbarname göndermesine rağmen davalı şirketin bir çözüm yaratmadığını ve müvekkilinin sözleşmeyi feshe yönelmek zorunda kaldığını, bu arada müvekkilinin yurtdışından siparişler aldığını ve taahhütlerde bulunduğunu, daha fazla zarara uğramamak için mahkememizin 2018/140 D.iş sayılı dosyası ile tespit yaptırıldığını, davalı şirketin konkordato sürecine girdiğini, delil tespiti dosyasında sunulan rapor sonrasında da davalı şirketin üretime devam etmemesi, bu konuda duyarsız kalması, şantiyede işçilerine ödeme yapmaması sebebiyle işçilerin mağduriyet yaşaması sebebiyle işçi hareketlerinin ve gösterilerinin başlamaması, şantiyede çalışan kendi ve alt taşeron işçilerinin SGK ya primlerini dahi yatırılmadığının anlaşılması gibi sözleşmenin açık bir şekilde ihlallerine devam edilmesi üzerine müvekkili şirket tarafından İzmir 21.Noterliği'nin 10.10.2018 tarih 38321 yevmiye nolu ihtarnamesi ile sözleşmenin feshedildiğini bildirerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik:<br>a)Hatalı imalatların düzeltilmesi bedeli 10.000,00 TL,<br>b)Eksik imalatların tamamlanması için gereken fiyat farkı bedeli 150.000,00 TL,<br>c)Rücu etmek üzere SGK ya ödediği ... ve alt taşeronlarının sigorta prim borçlarına karşılık 40.000,00 TL,<br>d)180 gün olarak belirlenmiş gecikme süresi sebebiyle ifaya ekli cezai şart bedeli 10.000,00 TL olmak üzere toplam 300.000,00 TL kısmi ve belirsiz alacağın 10/10/2018 fesih tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte tahsiline,<br>Yine delil tespiti dosyasında harcanmış bulunan 9.254,20 TL yargılama giderinin tespit tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>ISLAH:<br>Davacı vekili tarafından verilen 01.03.2021 havale tarihli ıslah dilekçesinde özetle: 10.236.138,17 TL fiyat farkı bedelinin, 5.400.000,00 TL cezai şart tutarının, 390.000,00 TL hatalı işler bedelinin, 261.649,60 TL SGK'ya ... adına ödenmek zorunda kalınan tutarın, 3.337.414,00 TL cari hesaba ... A.Ş lehine işlenilmesi ve ... lehine tespit edilen tutarın dava dilekçesinde belirtilen tutarlar ile birlikte olmak üzere toplam 11.197.563,00 TL bakiye alacağın fesih tarihi 10/10/2018  tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.<br>CEVAP:<br>Davalı tarafından davaya cevap verilmediği anlaşılmıştır. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:<br>İlk derece mahkemesi  31.03.2021 tarih ve 2019/158 Esas, 2021/180 Karar sayılı kararında özetle; taraflar arasında gerçekleşen sözleşmelere göre işin bitim tarihinin 15.10.2018 olduğu, işin teslim süresi sona ermeden ve yüklenici henüz temerrüde düşmeden fesih işleminin gerçekleştirildiği, davacının verdiği teminat mektuplarının nakde çevrilerek tahsil edildiği, taraflar arasında imzalanan ek sözleşmeye göre ek imalatlar ve proje revizyonları sebebiyle işin süresinin uzatılmasının taraflarca kararlaştırıldığı, yüklenicinin tamamlamış olduğu işlerin oranının %75,28, bu orana tekabül eden bedelin 34.626.513,14 TL olduğu, henüz bitirilmemiş bölümlerin %74,72 oranında olduğu ve bu orana isabet eden bedelin 11.373.486,86 TL olduğu, bu değerlere KDV'nin dahil olmadığı, yüklenici tarafından tamamlanmış ve bedeli ödenmemiş 9. hakediş itibariyle ek işler bedelinin 163.500,00 TL, 1-8 nolu hakedişler itibariyle yükleniciye bedeli ödenmemiş ek işler bedelinin 606.169,44 TL, yüklenici tarafından ikmal edilen temel altı dolgu hakediş bedelinin 76.725,00 TL olduğu, buna göre davalı yüklenicinin ikmal edip bedelini almadığı ek işlere ait tutarın 846.394,44 TL olduğu ve KDV'nin bu tutara dahil olmadığı, yükleniciye 928.890,00 TL bedelli 10 nolu hakediş bedelinin ödenmediği, mahallinde belirlenen yükleniciye ait sahada bulunan ihzarat malzemesi bedelinin 1.562.193,00 TL olduğu, ... tarafından sözleşme kapsamında verilmiş sözleşme feshi ile nakde çevrilerek tahsil edilen teminat mektupları bedelinin 7.598.930,73 TL olduğu, bu bedeller çerçevesinde davalı yüklenici firmanın davacı iş sahibi firmadan 10.936.346,10 TL alacağının bulunduğu, davacı şirketin sözleşme gereği davalı firmaya ödenen ve hakedişlerden, hakediş alacağının %35'i üzerinden kesilen ancak işin tek taraflı olup feshedilmesi sebebiyle kalan avans ödemesi için en son 9 nolu hakedişe kadar 11.701.695,01 TL kesinti yapıldığının anlaşıldığını, bu vakıaların ve bilirkişiler kök raporunun 15. ve 16. sayfalarında yer alan tablolar dikkate alındığında, taraflar arasında akdedilen sözleşmeler çerçevesinde: davacı tarafından yapılan işler ve ihzarat vs bedelinin: 44.036.312,47 TL hakediş, ilave hakediş ve ilave işler, 356.927,13 TL avans stopajı,163.500,00 TL hakedişi yapılmayan işler, 76.725,00 TL dolgu malzemelerin, 928.890,00 TL Eylül ayı faturalanmayan hakediş,1.562.130,00 TL ihzarat bedeli, 606.169,00 TL Eylül ayı faturalanmayan ek iş olmak üzere toplam 47.730.653,60 TL olduğu, buna karşılık, davacı tarafından davalıya yapılan muhtelif şekildeki ödemeler toplamının tablonun son 10 satırında yer alan ve dava konusu edilen tutarlar çıkartıldığında- (66.527.147,84 - 390.000,00 - 10.236.138,17 - 5.400.000,00 - SGK ödemeleri toplamı 261.649,66=) 50.239.360,01 TL olduğu, bu durumda, yapılan işlerle ilgili dava konusu edilen eksik ve ayıplı işler dikkate alınmaksızın sözleşmenin feshi tarihinin 10.10.2018 itibariyle davacının davalıdan 2.508.706,41 TL alacağının bulunduğunun anlaşıldığı, taraflar arasında akdedilen ana sözleşmenin 27. maddesine göre \"yüklenicinin iflası veya iflas ertelemesi kararı verilmesi halinde sözleşme bozulmuş sayılır. Ayrıca, herhangi bir sebeple mahkemece yüklenicinin tasfiyesine veya sanatını yapmaktan alıkonmasına karar verilirse sözleşme bozulur teminatı irat kaydedilir\" bu bağlamda, sözleşmenin ihlali halinde müteahhitçe verilen kesin teminatın kaydedileceğine dair hükmün cezai şart niteliğinde olduğu (Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 10.06.1985 gün 1985/766 Esas,  2076 Karar ve 13.04.1985 gün 1984/4407 Esas, 614 Karar sayılı kararları), fesih tarihi itibariyle taraflarca yerine getirilen edimlerin oranlarının birbirine yakın olduğu, dolayısıyla imalat edimlerinin yerine getirilmediği yönündeki iddiaların yerinde olmadığı kanaatine varıldığı, ne var ki, sözleşmenin akdedilmesinden sonra yürürlükten kaldırılan iflasın ertelenmesi müessesesinin yerine konkordato (geçici mühlet vs aşamaları içeren) müessesesinin uygulamaya konulduğu ve iflasın ertelenmesi sonuçları ile geçici mühlet kararı sonuçlarının örtüştüğünün bilindiğini, olayda, davalı şirket tarafından 08.10.2018 tarihinde İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/1176 Esasına kayıtlı konkordato talebinde bulunulduğu, yetkisizlik kararı üzerine iş bu mahkemeye gönderilen dosyanın yargılaması sırasında 15.10.2018 tarihinde davalı şirket hakkında 08.10.2018 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere geçici mühlet kararı verildiği ve iflas ertelemesine ilişkin hukuki geçici korumalarının davalı lehine öngörüldüğü, bilahare yargılama sonunda mahkemece 09.01.2019 gün 2018/569 Esas, 2019/2 Karar ile borca batık durumda bulunmadığı için konkordato şartları gerçekleşmediğinden davalı şirket hakkında konkordato talebinin reddine karar verildiği, kararın 24.06.2020 tarihinde kesinleştiğinin anlaşıldığı, olayın özellikleri ve şartlarının, tarafların durumları, konkordato dosyasının içeriği, hakkaniyet ilkesi dikkate alındığında, taraflar arasındaki sözleşmenin uygulanması sırasında davalı şirketin iflasın ertelenmesi sonucunu doğuracak nitelikte konkordato talebinde bulunması ve mahkemece hakkında geçici mühlet kararı verilmesi ile sözleşmenin 27. maddesi uyarınca inşaat sözleşmesinin bozulduğunun kabulünün gerektiği, bu çerçevede, davalı ... tarafından sözleşme kapsamında verildiği, 7.598.930,73 TL toplam tutarlı teminat mektuplarının davacı tarafından nakde çevrilip tahsil edilmesi sözleşmenin 27. madde hükmü uyarınca cezai şartın tahsili niteliğinde görüldüğü, öte yandan, davalı müteahhidin alacak tablosunda gösterilen imalatlar ile ilgili olarak hatalı imalatların bulunduğu ve bu imalatların düzeltilmesi için toplam 390.000,00 TL tutarın gerekli olduğu, tespit dosyaları ve bilirkişiler kök raporu ve ek raporu ile belirlendiği, yine davalı şirket işçilerinin prim borçlarının davalı şirket adına davacı tarafından SGK'na 20.02.2019 tarihinde toplam 261.649,66 TL olarak  ödendiği sözleşme ve yasa gereği davacının davalıya rücu hakkının bulunduğu, davalı tarafından bu tutarların davacıya ödenmesi gerektiği kanaatine varıldığı, bu kabuller çerçevesinde hakkaniyet ilkesi de gözetilerek dava konusu edilen eksik imalatların tamamlanması için gereken fiyat farkı bedeli ve gecikme süresine bağlı ifaya ekli cezai şart bedeli taleplerinin hukuki dayanaktan yoksun bulunduğu, delil tespiti giderinin HMK.'nın 323/1-ç. madde hükmü çerçevesinde \"yargılama gideri\" sayıldığından ve yargılama giderleri kapsamında değerlendirilmesi gerektiğinden, bu talep hakkında ayrıca bir karar verilmesine gerek görülmediği belirtilerek dava dilekçesi ve ıslah dilekçesi ile açılan dava ile ilgili olarak: hatalı imalatların düzeltilmesi bedeli 390.000,00 TL'nin dava tarihi 19.04.2019 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, SGK'ya yapılan ödemeler tutarı 261.649,66 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 40.000,00 TL'lik bölümüne dava tarihi 19.04.2019'dan itibaren, 221.649,66 TL'lik bölümüne ıslah tarihi 02.03.2021'den itibaren ticari faiz yürütülmesine, sair (eksik imalatların tamamlanması için gereken fiyat farkı bedeli ve ifaya ekli cezai şart) taleplerinin reddine dair karar verilmiştir.<br>İSTİNAF NEDENLERİ:<br>Davacı vekili tarafından verilen 18.08.2021 tarihli istinaf kanun yoluna başvuru dilekçesinde özetle;  Mahkemenin eksik inceleme yaparak, davanın hukuki niteliğini belirlemede, uygulanacak yasal mevzuatın tespit edilmesinde esaslı hataya düştüğünü, somut olayı sözleşmede düzenlenen hükümlerden farklı bir şekilde yorumlayıp hakkaniyet ilkesini gözettiğini belirterek sözleşmeye dayalı taleplerini reddettiğini, mahkemenin böylece eser sözleşmesinden kaynaklanan husumete uygulanması gereken TBK'nın 124. Ve 473 maddesi hükümlerine ve emsal yargıtay kararlarına ayrılık teşkil eden bir karar verdiğini, mahkemenin,  yüklenicinin gerek ek sözleşme hükümlerini gerek ise noter kanalı ile çekilen ihtarlar ile temürrüde düştüğünü dahi belirleyemediğini, eser sözleşmesini haklı sebeple feshedilmiş olduğunu tespit edemediğini, müvekkili şirketin yükleniciye peşinen ödediği avans bedeli karşılığı teminat mektubunun bakiye bedelini nakde çevirerek sadece bakiye avans alacağını, tahsil etmiş olduğunu dahi hatalı anlayarak bu tahsilatın cezai şart bedeli olarak yükleniciden tahsil edildiği açıklamasını yaparak cezai şart bedeline ilişkin taleplerinin reddedildiğini, ayrınca sözleşmede düzenlenmiş olan yarım bırakılmış işin tamamlattırılması için oluşacak fiyat farkı zararı tazmini taleplerinni de hukuka aykırı şekilde reddedildiğini, dava öncesi yaptırılan tespit tarihi olan 10.10.2018 tarihi itibari ile davalı şirketin inşai faaliyeti tamamen durdurulmuş olduğunun belirlendiğini, dört bloktan oluşan fabrika binasının 30.09.2018 tarihinde bitmiş olması gerekirken yaklaşık 15.000 m² lik bölümünün hiçbir şekilde bitirilemediğini, yüklenicinin inşaatı yarım bırakarak şantiyeden ayrıldığını açıkça anlaşıldığını, 10.10.2018 tarihi itibari ile bina inşaatın bitirilmesi gereken birinci sürenin bittiğini, incelerin bitmiş hali ile anahtar teslimi olarak tesliminin kararlaştırıldığını ikinci süre olan 15.10.2018 tarihi itibari ile sadece 5 gün kaldığını, yarım kalan inşaatın bitirilebilmesi için gerekli sürenin ise bilirkişi heyetinde 180 gün olarak belirlendiğini, 5 günlük süre içerisinde yaklaşık 15.000 m²'lik bakiye fabrika binasının ve içindeki ince işlerin bitirilmesi imkanının fiziken mümkün olmadığını, bu durumda TBK 124 ve 473 maddelerinde düzenlenen şartların oluştuğunu, sözleşmenin haklı  sebeplerle feshedildiğini, sözleşme yeri yüklenicinin önce imalatı yapıp her ay sonunda yapılan imalat miktarı hakediş ile belirlenecek ve onaylanan hakediş tutarı yüklenici tarafından fatura edilecek fatura bedelinin de müvekkili iş veren şirket tarafından yükleniciye ödeneceğini, sözleşmenin 15.3. Maddesi sabit olduğunu, yüklenici imalat yapmadığı, hakediş onaylatıp fatura kesmediği müddetçe işverenin ödeme yapma zorunluluğu ve taahhüdü olmayacağını, müvekkili şirketin sanki ödeme edimini yerine getirmemesi ile işin geciktiğini ve/veya ödeme kadar iş yapıldığı gibi olayların hatalı algılanması taraflar arasındaki ticari ilişkinin özüne, çalışma şekli ile amacına kesin olarak temelden aykırı olduğunu, huzurdaki davada husumetin sebebini hakediş usulü ile anahtar teslimi ile anahtar teslim işi yapmayı üstlenen davacı yüklenicinin işi taahhüt ettiği sürede bitirememesinden ve en son işi yarım bırakıp inşaat sahasının terk edilmiş olmasından kaynaklandığını,  işi süresinde bitirmeyende işi yarım bırakıp kaçan davalı yüklenici sebebi ile müvekkili şirketin yarım kalan işi başka bir yükleniciye ve o günün şartlarındaki yeni fiyatlar ile yaptırmak zorunda kaldıklarını, işin başında tüm malzemeleri satın alınması ve/veya satın alınması bağlantısı yapılması için hiçbir imalat yapılmadan 16.100.000,00 TL ödeyen müvekkili şirketin davalı yüklenicinin satın aldığı gerekipte almadığı inşaat malzemeleri ve taahhüdünü yerine getirip işin teslim etmemesi sebebi ile 10.236.138,17 TL fiyat farkı bedeli ödemek zorunda kaldıysa bu zararın oluşmasında kusuru olan yüklenicinin hukuken ve sözleşme şartları gereği zararı tazmin etmekle mükellef olduğunu, ana sözleşmenin 28.3 maddesinde bu hususun düzenlendiğini, yerel mahkemenin bilirkişi heyeti raporu ile yanıltıldığını, tüm haklı itirazlarına rağmen ağır sonuçları olan tamamen hatalı bir karara imza atıldığını belirterek istinaf kanun yolu başvurularının kabulüne, yerel mahkemenin taleplerinin reddine karar verilen usul ve yasaya aykırı kısmının kaldırılmasına, davanın esastan kabulü ile dava ve ıslah dilekçesindeki talepleri ile karar verilmesi talebi ile istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.<br>DELİLLER, DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; HMK.nın 355. maddesindeki düzenleme uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı yönü gözetilerek yapılan inceleme sonucunda,<br>Dava, eser sözleşmesinin yüklenicinin temerrüdü sonucu  feshi nedeniyle uğranılan menfi zarar, cezai şart alacağı ve hatalı imalat bedelinin tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiş olup, karara karşı davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.<br> 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen “Eser sözleşmesi” yüklenicinin bir eser meydana getirmeyi, iş sahibinin de bunun karşılığında bir bedel ödemeyi üstlendiği sözleşmedir. Her iki tarafa karşılıklı borç yükleyen bir tür iş görme sözleşmesi olan eser sözleşmesinde “eser” ve “bedel” olmak üzere iki temel unsur vardır. Bu sözleşmelerde yüklenici, iş sahibine karşı yüklendiği özen borcu nedeniyle eseri yasa ve sözleşme hükümlerine, fen, teknik ve sanat kurallarına uygun olarak yapıp zamanında tamamlayarak teslim etmeyi, iş sahibi de bu çalışma karşılığında ivaz ödemeyi üstlenmektedir.<br> Eser sözleşmesinin muhataba varması gerekli tek taraflı irade beyanı ile sona erdirilmesi mümkün olup, kural olarak sözleşmenin haklı feshi halinde fesheden, 6098 sayılı TBK'nın 125.     maddesi (818 sayılı BK'nın 106 ve 108. Maddeleri) uyarınca akdin hükümsüzlüğünden kaynaklanan zararın tazminini isteyebilir. Doktrinde hakim olan görüşe ve Yargıtay'ın yerleşik uygulamasına göre burada oluşan zarar menfi (olumsuz) zarardır. Menfi zarar; sözleşmenin karşı tarafınca yerine getirileceğine olan güvenin boşa çıkması nedeniyle uğranılan zarardır. Kısaca bu zarar, alacaklının sözleşme yaptığı için uğradığı, sözleşme yapmamış olsa idi uğramayacağı zarar olup, sözleşmeye güvenilerek yapılan harcamaların (giderlerin) tamamının, başka bir anlatımla karşı tarafın mal varlığına girmese bile o sözleşme sebebiyle cepten çıkan paradır. Müspet zarar ise, sözleşme sebebiyle cebe girmesi gereken paranın, girmemesi sebebiyle meydana gelen zarardır. Bu niteliği gereği müspet zarar daima ileriye dönük olup, bir beklenti kaybıdır. Kısaca, akdin hiç veya gereği gibi ifa edilmemesinden doğan zarardır. Örneğin, kira geliri kaybı, geciken ifa sebebiyle ifaya bağlı ceza, seçimlik ceza, eksik işler bedeli, kâr kaybı müspet zarar kapsamındaki alacaklardandır. (Aynı yönde  Yargıtay 6.HD. 2023/2651 Esas, 2024/628 Karar)<br>Somut olayda; Taraflar arasında davacı şirkete ait .../... Sok. No... ... .... ..., ... adresinde, imalat, işçilik, montaj ve malzeme dahil fabrika binası imalatının  anahtar teslimi yapılmasına ilişkin 17.10.2017 tarihli eser sözleşmesi imzalanmış olup  davacı yüklenici, davalı iş sahibidir.<br>Sözleşmeye göre işin bedeli  46.000.000,00 TL+ KDV, işin teslim süresi ise yer teslim tutanağının imzalanmasından itibaren 240 gün olarak kararlaştırılmıştır. Taraflar arasında daha sonra 10.07.2018 tarihli ek sözleşme yapılmış olup, ek sözleşmenin D-1.2 maddesinde işin teslim edilmesi gereken yeni tarih 30/08/2018 olarak belirlenmiştir. Yüklenicinin işin gecikmiş olduğunu kabul ettiği, ancak uzlaşmak adına revize edilecek projelerin 30/07/2018 tarihine kadar tamamlanmış olması şartıyla, fabrika binasının tüm üretim alanları bölümlerinin en geç 30 Eylül 2018 tarihine kadar, fabrika binası içinde yer alan ofis, yemekhane, soyunma odaları v.s. gibi bölümlerin tüm imalatlarının anahtar teslim şekilde 15 Ekim 2018 tarihine kadar teslim edilmesi kararlaştırılmıştır.<br>Davacı tarafça, yüklenicinin sözleşme gereği taahhüt ettiği yükümlülükleri yerine getirip işi tamamlamaması , imalat sürecini tamamen durdurması nedeniyle işe devam edilip edilmeyeceğinin bildirilmesi, aksi halde sözleşmenin 28.maddesi kapsamında sözleşmenin feshedileceğine ilişkin 04.10.2018 tarihli ihtarname gönderildiği, ihtarnamenin yükleniciye tebliğine rağmen taahütlerin yerine getirilmemesi nedeniyle taraflar arasındaki sözleşme ve ek sözleşmenin 10/10/2018 tarihinde haklı nedenle feshedildiği belirtilerek, fiyat farkı bedeli, cezai şart tutarı, hatalı işler bedeli, yüklenici adına SGK'ya yapılan ödemelere ilişkin toplam 11.197.563,00 TL alacağın tahsili talep edilmektedir.<br>İlk derece mahkemesi kararında, davalı şirketçe 08/10/2018 tarihinde konkordato talebinde bulunulduğu, 15/10/2018 tarihinde davalı şirket hakkında geçici mühlet kararı verildiği, davalı şirketin konkordato talebinde bulunması ve mahkemece geçici mühlet kararı verilmesi ile sözleşmenin 27. Maddesi uyarınca sözleşmenin bozulduğunun kabulü gerektiği belirtilmiş, davacı iş sahibinin sözleşmeyi feshetmekte haklı olup olmadığına dair her hangi bir değerlendirme yapılmamıştır.<br>Taraflar arasındaki sözleşmenin 28. Maddesinde, yüklenicinin işlerin yapılıp tamamlanmasına ilişkin gecikmesinin 30 günü geçmesi veya sözleşme şartlarının ihlali halinde iş sahibinin sözleşmeyi tek taraflı feshedebileceği düzenlenmiştir.<br>Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi heyeti raporunda, işin teslim süresi dolmadan, yüklenici henüz temerrüde düşmeden fesih işleminin gerçekleştirildiği belirtilerek yüklenicinin eksik bıraktığı işler üzerinden davacı lehine fiyat farkı değerlendirmesi yapılamayacağı belirtilmiştir. Sözleşme kapsamında, davalı yüklenicinin gerçekleştirdiği imalatlara göre işin tamamlanma oranının % 75,28, işin bitirilmeyen kısmının oranının %24,72  olduğu saptanmıştır. Sözleşmeye göre işlerin tamamen bitirilmesi gereken tarih 15/10/2018, davacı iş sahibi tarafından yapılan fesih tarihi ise 10/10/2018 tarihidir.<br>TBK.'nın 473/1. Maddesinde; \"yüklenicinin işe zamanında başlamaması veya sözleşme hükümlerine aykırı olarak işi geciktirmesi ya da iş sahibine yüklenemeyecek bir sebeple ortaya çıkan gecikme yüzünden bütün tahminlere göre yüklenicinin işi kararlaştırılan zamanda bitiremeyeceği açıkça anlaşılırsa, iş sahibi teslim için belirlenen günü beklemek zorunda olmaksızın sözleşmeden dönebilir\" hükmü düzenlenmiştir. Anılan hükme göre; sözleşmedeki süre (ek süreler de dahil) henüz dolmamış olsa bile, durum ve koşullara göre yüklenicinin işi  zamanında bitiremeyeceği açıkça anlaşılabiliyorsa, yüklenici temerrütü ve fesih koşulları oluşacaktır.<br>Mahkemece, sözleşmeye göre işin teslim tarihi 15/10/2018 olmasına rağmen, davacı tarafça  10/10/2018 tarihinde fesih gerçekleştirilmiş ise de, fesih tarihi itibariyle tamamlanmamış olan %24,72 oranındaki işin teslim tarihine kadar tamamlanmasının mümkün olup olmadığı, davalı yüklenicinin gecikmesinin ve sözleşme şartlarını ihlalinin söz konusu olup olmadığı, bu bağlamda  sözleşmenin davacı iş sahibince  haklı nedenle feshedilip edilmediğinin tartışılıp, değerlendirilmemesi doğru olmamıştır.<br>Davacı iş sahibinin, davalı tarafça tamamlanmayan işi başka bir yükleniciye yaptırmak zorunda kaldığı anlaşılmaktadır. Yukarıda belirtildiği üzere,  sözleşmenin  iş sahibi tarafından haklı nedenle feshedilmesi halinde yükleniciden  menfi zararın ödenmesi istenebilir.  Kaçırılan fırsat nedeniyle menfi zarar da, fesihten itibaren makul sürede sözleşme konusu işlerin bedel dışında aynı şartlarda yapılacak sözleşme sonucu ödenecek bedel ile davalı yüklenici ile sözleşme yapılmamış olsaydı en yakın hangi fiyatla yapılabileceği bedel arasındaki farktır.<br> 6100 sayılı HMK'nın 33. maddesi hükmüne göre hakim Türk Hukukunu re'sen uygulayacağından maddi vakıaları ileri sürüp kanıtlamak taraflara, hukuki vasıflandırma hakime aittir. Bu hükümler gereğince davacının talebinin yüklenicinin sözleşme şartlarını ihlal etmesi ve işi bırakarak süresinde tamamlayıp teslim etmemesi sonucu sözleşmenin yüklenicinin kusuru nedeniyle  feshi ve işin yeniden başka bir yükleniciye, yeni fiyatlarla yaptırılmış olması sebebiyle TBK'nın 125. Maddesi  kapsamındaki menfi zarar olduğu anlaşılmaktadır. (Benzer yönde 15.H.D. 2018/1985 Esas, 2018/1561 Karar,  2019/2199 Esas, 2020/14 Karar)<br>Davacı iş sahibince sözleşmenin 18.3 maddesine dayalı olarak istenen ifaya ekli cezai şart (gecikme cezası) ise olumlu (müspet) zarar  niteliğinde olduğundan kural olarak ve sözleşmede aksi kararlaştırılmamış ise fesih halinde istenemez.<br>Yukarıda yapılan açıklama ve yasal düzenlemeler nazarı dikkate alındığında, <br>Mahkemece, fesih tarihi itibariyle, yüklenici tarafından tamamlanmamış olan işlerin sözleşmeyle kararlaştırılan teslim tarihine kadar bitirilip teslim edilmesinin mümkün olup olmadığı gerekirse bilirkişi kurulundan ek rapor alınarak saptanmalı,  TBK'nın 473. Maddesi de gözetilerek davacı iş sahibinin sözleşmeyi feshetmekte haklı olup olmadığı gerekçeli kararda tartışılmalı, davacının sözleşmeyi haklı nedenle feshettiğinin anlaşılması halinde, davalı yüklenici tarafından tamamlanmayan işin, bir başka yükleniciye yaptırılmış olması nedeniyle davacının zararının doğup doğmadığı, kalan işin başka yükleniciye  daha yüksek bedelle  yaptırılıp yaptırılmadığı, varsa zarar miktarı yönünden de bilirkişi kuruldan ek rapor alınmalıdır.<br>Mahkemece eksik inceleme, araştırma ve değerlendirme ile karar verilmesi doğru olmamış, davacı vekilinin istinaf itirazları isabetli görülmüştür.<br>Yukarıda açıklanan nedenler ve tüm dosya içeriğine göre; ilk derece mahkemesi'nce uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış ve değerlendirilmemiş olması usul ve yasaya aykırı olduğundan davacı  vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK’nun 353/1. fıkra (a-6) bendi gereğince esası incelenmeden  kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine ilişkin karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun, KABULÜ ile,<br>2-Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 31.03.2021 tarih ve 2019/158 Esas, 2021/180 Karar sayılı kararının, 6100 Sayılı HMK'nın 353/(1)-a-6. maddesi gereğince  KALDIRILMASINA,<br>3-Dosyanın, Dairemiz kararına uygun şekilde yeniden bir karar verilmek üzere ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,<br>4-Verilen kararın niteliği gereğince harç alınmasına yer olmadığına, davacı tarafından yatırılan 59,30 TL istinaf karar harcının istek halinde yatıran davacıya ilk derece mahkemesince geri verilmesine,<br>5-Davacı tarafından yatırılan 162,10 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile yapılan istinaf yargılama giderlerinin, ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,<br>6-Kararın, ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,<br>Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362/(1)-g maddesi gereğince, kesin olmak üzere, 28.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.  </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"5ee4be8577499c6d","SID":"316050f8e754963c"}}