{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>ERZURUM<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>3. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO\t: 2022/877 <br>KARAR NO\t: 2024/667<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ERZURUM ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t: 29/12/2021 (Karar)<br>NUMARASI\t: 2021/383 Esas,  2021/556 Karar<br>DAVA\t: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)<br>Taraflar arasında görülen davanın yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı gerekçeyle  davanın reddine karar verilmiş olup, söz konusu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine HMK 353. madde uyarınca dosya üzerinden inceleme yapıldı.\t<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA:<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin mirasçısı ve oğlu olan ...'ın sevk ve idaresinde bulunan ve ... Sigorta tarafından sigortalı ... plakalı araç ile 30.06.2018 tarihinde yapmış olduğu tek taraflı kaza neticesinde vefat ettiğini, olay nedeniyle Pasinler Cumhuriyet Başsavcılığı'nca 2018/... Soruşturma numarası ile soruşturma başlatıldığını ve kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiğini, müteveffanın ölümü neticesinde destekten yoksun kalan müvekkilinin destekten yoksun kalma tazminatı alabilmesi amacıyla  sigorta şirketine başvuru yapıldığını, davalı şirke tarafından hasar dosyasının açıldığını ancak olumlu sonuç alınamadığını, akabinde arabulucuya başvurulduğunu ancak anlaşmaya varılamadığını, bu nedenlerle fazlaya ilişkin haklarının saklı kalması kaydıyla müvekkilinin destekten yoksun kalmak sebebiyle şimdilik 100,00-TL maddi tazminatın olay tarihinden itibaren işletilecek ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>CEVAP:<br>Davalı cevap dilekçesinde özetle; davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, davacının taleplerinin zamanaşımına uğradığını, derdestlik itirazlarının olduğunu, rizikonun poliçede öngörülen tehlike olmadığından teminat kapsamında kabul edilemeyeceğini, sigorta ettirenin bir takım ödev ve yükümlülüklerini ifa etmediği ve zararın gerçekleşmesinde kusuru olduğunu, tek taraflı ve müteveffanın tam kusurlu olduğu trafik kazalarının teminat dışı olması nedeniyle sigorta şirketinin ödeme yükümlülüğünün olmadığını, müteveffanın davaya konu olayda ehliyetsiz olduğu 18 yaşını henüz ikmal etmediğini, KTK 51/1 a bendini ihlal ettiği ve kazada tam kusurlu olduğunu, bu nedenlerle öncelikle davanın yetkili olan İstanbul Asliye Ticaret Mahkemeleri'ne gönderilmesine, yapılacak tahkikat neticesinde davanın esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: <br>Mahkemece yapılan yargılama sonunda;\"Tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde; dava konusu kazanın meydana gelmesinde davacının desteğinin tek ve asli kusurlu olduğu tartışmasızdır. Davacının talebi doğrultusunda  desteğinin kusurunun zorunlu mali mesuliyet sigortası teminatları kapsamında olup olmadığı hususunun açıklanması gerekmektedir. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi .... Hukuk Dairesi'nin  2018/.... Esas 2020/... Karar sayılı 11.12.2020 tarihli ilamında da belirtildiği üzere, 01.06.2015 tarihinde Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarında değişiklik yapılarak Genel Şartlar A.6. maddesinin (c) bendinde “İlgililerin, sigortalının sorumluluk riski kapsamında olmayan tazminat talepleri” ve (d) bendinde “Destekten yoksun kalan hak sahibinin, sigortalının sorumluluk riski kapsamında olmayan destek tazminatı talepleri ile destekten yoksun kalan hak sahibinin, sigortalının sorumluluk riski kapsamında olmakla beraber destek şahsının kusuruna denk gelen destek tazminatı talepleri” açısından sigortanın sorumlu olmayacağı düzenlenmiştir. Sigortalı araç sürücüsünün kusuru ile vefatı nedeniyle hak sahiplerinin destek zararları da bu kapsamdadır. Nitekim poliçenin düzenlenme tarihinden sonra 26.04.2016 tarihinde yürürlüğe giren 6704 Sayılı Kanunun 4. maddesi ile 2918 Sayılı Yasanın 92. Maddesine eklenen \"h\" ve \"i\" maddelerinde de bu konuda düzenleme yapılmış, anılan maddelerin Anayasa'ya aykırı olduğundan bahisle yapılan iptal başvurusu üzerine, Anayasa Mahkemesi tarafından 2019/40 E.- 2020/40 K. Sayılı, 17/07/2020 tarihli karar ile teminat kapsamının belirlenmesine ilişkin 2918 Sayılı Yasanın 92. Maddesinin \"i\" bendinin Anayasaya aykırı olduğundan iptaline karar verilmişken, \"h\" bendinde yer alan sigorta teminatı kapsamında kalmadığı belirtilen \"İlgililerin, sigortalının sorumluluk riski kapsamında olmayan tazminat talepleri\" maddesine ilişkin gerekçesinde \"2918 sayılı Kanun’un 92. maddesinin itiraz konusu (h) bendinde ilgililerin, sigortalının sorumluluk riski kapsamında olmayan tazminat taleplerinin zorunlu mali sorumluluk sigortasının kapsamında olmadığı belirtilmektedir. Kanun’da ilgililerin kimler olduğu belirtilmemiş ise de anılan ibareyle ifade edilenin kazaya uğrayan kişi dışında tazminat talep edebilecek kişiler olduğu anlaşılmaktadır. Kuralda yer alan “...sigortalının sorumluluk riski...” ibaresinin anlamı da değerlendirilmelidir. Yukarıda da açıklandığı üzere zorunlu mali sorumluluk sigortasının amacı işletenin Kanun’un 85. maddesinde düzenlenen hukuki sorumluluğunu güvence altına almaktır. Dolayısıyla bu hukuki sorumluluğunu sigorta ettirmekle yükümlü olan işletenin sigortalı konumunda olduğu, sigortalının sorumluluk riskinin ise Kanun’un 85.maddesinde düzenlenen hukuki sorumluluk kapsamında gerçekleşmesi olası risklerle sınırlı olduğu anlaşılmaktadır. Bu yönleriyle kuralın belirsiz olduğu söylenemez.\" denilerek 2918 Sayılı yasanın 85. Maddesi kapsamında kalmayan üçüncü kişilerin zararlarının, sigorta kapsamında kalmadığına yönelik bir düzenleme olduğundan bahisle düzenlemenin belirli olduğu ve Anayasaya aykırı olmadığından iptal talebinin reddine karar verilmiştir.<br>Buna göre, sigortalı araç sürücüsünün kendi kusuru ile meydana gelen ölüm olayında, hak sahibi üçüncü kişilerin destek zararlarından sigortanın sorumlu olup olmadığı, 2918 Sayılı Yasanın 92/h maddesinin 26.04.2016 tarihinde yürürlüğe girmiş olması ve Anayasa Mahkemesi gerekçesine göre söz konusu zararların 92. maddenin \"h\" bendi kapsamında değerlendirilecek olması karşısında, bu tarihten sonra meydana gelen kazalarda işletenin sorumlu olmadığı hususların, sigorta teminatı kapsamında olmayacağı kanun ile düzenlenerek açıklığa kavuşturulmuştur. Bu nedenle 26.04.2016 tarihinden sonraki tek taraflı kazalarda zarar dolaylı yada doğrudan olsun, 2918 Sayılı Yasanın 85/1. Maddesi gereğince işletenin sorumlu olmadığı durumlarda, sigortanın da sorumluluğu olmayacaktır.<br>Somut olayda kaza tarihi 30.06.2018, poliçe tarihi ise 03.06.2018'dir.  Açıklanan nedenlerle poliçe ve kaza tarihi 26.04.2016 tarihinden sonra olduğundan KTK'nin 92/1-h maddesi gereğince desteğin kusurunun sigorta teminatı kapsamı dışında olduğu kanaatine varılmış\" gerekçesiyle davanın reddine karar vermiştir.<br>İSTİNAF NEDENLERİ:<br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin mirasçısı ve oğlu olan ...'ın yapmış olduğu trafik kazası sonucu vefat ettiğini, yerel mahkemenin kararının eksik inceleme sonucu verildiğini, gerekçeli kararda değinildiği üzere ve bahsedilen Yargıtay uygulamalarından sonra 01/06/2015 tarihinde yürürlüğe giren Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının A.6.d bendine göre \"destekten yoksun kalan hak sahiplerinin, sigortalının sorumluluk riski kapsamında olmayan destek tazminatı talepleri ile destekten yoksun kalan hak sahibinin sigortalının sorumluluk riski kapsamında olmakla beraber destek şahsın kusuruna denk gelen destek tazminatı talepleri\" destekten yoksun kalan hak sahibinin sigortalının sorumluluk riski kapsamında olmakla beraber destek şahsının kusuruna denk gelen destek tazminatı taleplerinin teminat kapsamı dışında tutulduğunu, genel şartların AYM tarafından iptal edilince örnekledikleri Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2017/1089 Esas sayılı kararının uygulama alanı bulunduğunu, bu itibarla artık tek taraflı kazalarda müteveffa kusurlu olsa bile destek sahibine ödeme yapılması gerektiğini, belirterek kararın kaldırılması istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur.<br>DELİLLERİN TARTIŞILMASI, HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE:<br>Dava; davalı sigorta şirketi tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMMS) poliçesi ile teminat altına alınan, desteğin sürücüsü olduğu aracın 30/06/2018 tarihinde karıştığı tek taraflı trafik kazası sonucu ölüm nedeniyle ölenin desteğinden yoksun kalanların destekten yoksun kalma tazminatı talebine ilişkindir.  <br>İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.<br>Somut uyuşmazlıkta; 30/06/2018 tarihinde, davacının murisi ...'ın idaresinde bulunan ... plakalı araç ile seyir halindeyken direksiyon hakimiyetini kaybetmesi neticesinde meydana gelen tek taraflı trafik kazasında vefat ettiği, davacılar tarafından aracın ZMMS poliçesini düzenleyen davalı sigorta şirketine karşı eldeki davanın açıldığı, mahkemece yapılan yargılama neticesinde yukarıda yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verildiği, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır.<br>Dosyadaki belgelere, kararın dayandığı delillerle, usul ve yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle davaya konu kazanın 30/06/2018 tarihinde gerçekleştiği, 01.06.2015 tarihinde yürürlüğe giren ZMSS Genel Şartlarının C.11 maddesi gereği bu tarihten sonra akdedilen poliçeler için anılan genel şartların uygulanacağı, Anayasa Mahkemesi tarafından ZMMS Genel Şartlarının değil 2918 sayılı Kanun'un bu genel şartlara atıf yapan bazı maddelerinin iptal edildiği hususları dikkate alındığında, davaya konu edilen zararın ZMSS teminatında olmadığına ilişkin kabulde isabetsizlik bulunmamasına göre (Bknz. Y.4.H.D.,2022/3332 E.- 2023/8094 K.); kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, inceleme konusu kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından, davacı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf kanun yolu başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiştir.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>1-İlk derece mahkemesinin hükmü usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan  davacı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi uyarınca  ESASTAN REDDİNE,\t<br>2-Başvuru sırasında peşin alınan harcın mahsubu ile bakiye 346,90-TL harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,<br>3-İstinaf kanun yolu başvurusunda bulunan tarafça bu aşamada yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,<br>4-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,<br>5-Kararın kesinleştirme ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine,<br>6-Gerekçeli kararın tebliği ve harç ikmali işlemlerinin Dairemizce yerine getirilmesine,<br>Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde HMK'nın 361 ve 362. maddeleri uyarınca gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık süresi içinde Yargıtay'a temyiz yolu açık olmak üzere ...  tarihinde oy birliğiyle karar verildi. \t</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"954c26082c64e1bd","SID":"03ccc91956c54750"}}