{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL BAM   <br>8. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ  K A R A R I<br>DOSYA NO: 2024/665 <br>KARAR NO\t: 2024/396<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t: 16/01/2024<br>NUMARASI\t: 2023/280 Esas -  2024/28 Karar<br>DAVANIN KONUSU: Trafik Kazasına Bağlı Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 28/03/2024<br>Yukarıda bilgileri yazılı bulunan ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf edenin sıfatına, istinaf nedenlerine ve kamu düzenine ilişkin olup resen gözetilmesi gereken hususlara hasren yapılan inceleme ve değerlendirme neticesinde;<br>K A R A R Davacı vekili dava açan dilekçesinde; 03/09/2015 tarihinde, davalı nezdinde ZMM sigortalı ... plaka sayılı, dava dışı sürücü ...'ın sevk ve idaresindeki aracın karıştığı trafik kazası neticesinde, araçta yolcu olarak bulunan müvekkili davacının yaralandığını, davalı sigorta şirketine tazminat ödenmesi için yapılan başvurunun sonuçsuz kaldığını, kaza neticesinde davacının %38,2 oranında malul kaldığını belirterek, fazlaya ilişkin haklar saklı olmak üzere (belirsiz alacak) 1.000,00-TL sürekli iş göremezlik, 500,00-TL geçici iş göremezlik, 250,00-TL bakıcı gideri, 250,00-TL tedavi gideri olmak üzere toplam 2.000,00-TL'nin  kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, yargılama giderlerinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini, talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının taleplerinin zamanaşımına uğradığını belirterek, davanın; usulden ve esastan reddine karar verilmesini, talep etmiştir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; \"davacının mağdur olarak yer aldığı ceza yargılamasının Eskişehir 3. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2016/709 esas sayılı dosyasında yapılarak düşme kararı verildiği, kararın 09/01/2017 tarihinde kesinleştiği, 2918 sayılı yasanın 109/1.maddesine göre; motorlu araç kazalarından doğan zararlarla ilgili talep hakkının, zarar ve tazminat yükümlüsünün öğrenilmesinden itibaren iki yıl ve her halde kaza tarihinden itibaren 10 yıl içinde zamanaşımına uğrayacağının düzenlendiği, davacının ceza yargılamasının kesinleşme tarihi itibariyle zararını ve sorumluyu öğrenmiş olduğu, öğrenme tarihi olan 09/01/2017 tarihinden dava açılma tarihine kadar iki yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu, bu nedenle davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiği\" görüşünden hareketle; davacının davasının reddine karar verilmiş, verilen karara karşı davacı vekili tarafından; ilk derece mahkemesinin davanın zamanaşımı nedeniyle reddi kararının; zamanaşımı süresi içerisinde dava açılmış olması nedeniyle isabetli olmadığı belirtilerek istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. Dava, trafik kazasına bağlı cismani zarar nedeniyle geçici ve sürekli iş göremezlik, bakıcı gideri ve tedavi masrafı tazminatı istemine ilişkindir. 2918 sayılı KTK'nın 109. maddesinde haksız fiil niteliğindeki trafik kazalarından doğan maddi tazminat taleplerinin, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yıl ve herhalde, kaza gününden başlayarak on yıl içinde zamanaşımına uğrayacağı, davanın, cezayı gerektiren bir fiilden doğması ve ceza kanununun bu fiil için daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörmüş olması halinde, bu sürenin maddi ve manevi tazminat talepleri içinde geçerli olacağı hüküm altına alınmıştır.Yine maddi ve  manevi tazminat istemlerinin bağlı olduğu zamanaşımı süreleri, kaza tarihinde yürürlükte olan  818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 60.maddesinde düzenlenmiştir. (Benzer düzenleme 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 72.maddesinde de bulunmaktadır.)818 sayılı  Borçlar Kanunu'nun 60.madesinde \"Zarar ve ziyan yahut manevi zarar namıyla nakdi bir meblağ tediyesine müteallik dava, mutazarrur olan tarafın zarara ve failine ittila tarihinden itibaren bir sene ve her halde zararı müstelzim fiilin vukuundan itibaren on sene mürurundan sonra istima olunmaz. Şu kadar ki, zarar ve ziyan davası ceza kanunları mucibince mühdeti daha uzun müruruzamana tabi cezayı müstelzim bir fiilden neşet etmiş olursa şahsi davaya da o müruruzaman tatbik olunur. \" denilmektedir. Yargılama sırasında yürürlüğe giren 6098 sayılı TBK'nın 72.maddesinde de;\"Tazminat istemi, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın ve her halde fiilin işlendiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar. Ancak, tazminat ceza kanunlarının daha uzun bir zamanaşımı öngördüğü cezayı gerektiren bir fiilden doğmuşsa, bu zamanaşımı uygulanır.\" denilerek mülga 818 sayılı BK'nın 60. maddesinde olduğu gibi üç türlü zamanaşımı süresi öngörülmüştür.6098 Sayılı TBK'nın 72/1. (BK'nın 60/1.) maddesi, özellikle zamanaşımının başlangıç anını belirleyen bir düzenlemedir. Bu düzenlemeye göre tazminat istemi, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten itibaren iki yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar. Burada, uygulamada \"kısa süreli zamanaşımı\" olarak adlandırılan süre söz konusu olup, sürenin başlangıcı sübjektif bir koşula bağlanmıştır. Çünkü, sürenin başlaması zarar görenin zararı ve tazminat sorumlusu kişiyi öğrenmesi gibi sübjektif bir koşulun gerçekleşmesi ile mümkündür.Mutlak nitelikteki \"uzun süreli zamanaşımı\"nın başlangıç tarihi ise zarar verici eylemin gerçekleştiği tarihtir. Buna göre, tazminat istemi her halde eylemin gerçekleştiği tarihten itibaren on yılın geçmesi ile zamanaşımına uğrar. Burada on yıllık sürenin başlangıç anı, zarar verici eylemin gerçekleştiği tarih gibi objektif bir koşula bağlanmıştır. Olağan zamanaşımı süresi iki yıllık olan kısa zamanaşımı süresidir. Diğer bir anlatımla  iki yıllık  zamanaşımı süresi  on yıllık süre ile sınırlıdır. Zarar ve zararın  sorumlusu olan kişi öğrenildiği takdirde davanın kısa zamanaşımı süresi içerisinde açılması gerekir. Zarar veren eylemin işlenmesinden itibaren on yıl geçtikten sonra zarar ve zararı veren kişi öğrenilmiş olsa bile tazminat istemi, zamanaşımı def'î ile karşılaştığında reddedilir(Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 20/12/2017 tarih ve 2017/3-2786 E., 2017/2016 K. Sayılı kararı).TBK'nın 72/1. (BK'nın 60/2.) maddesinde düzenlenen üçüncü süre ise \"ceza zamanaşımı süresi\"dir. Zarara neden olan eylem, aynı zamanda  ceza kanunları uyarınca  suç teşkil eden bir eylem oluşturuyor ve bu eylem için ceza kanunlarının öngördüğü zamanaşımı süresi daha uzun bir süre  ise bu takdirde uygulanacak olan zamanaşımı süresi, o suçun bağlı olduğu ceza zamanaşımı süresidir. Ceza zamanaşımı süresinin başlangıç anı da zarar verici eylemin gerçekleştiği tarihtir.Ne var ki, bazı hallerde ortaya çıkan zarar kendi özel yapısı içerisinde sonradan değişme-gelişme eğilimi gösteriyor, zararı doğuran eylem ve işlemin doğurduğu sonuçlarda (zararın nitelik veya kapsamında) bir değişiklik ortaya çıkıyor ise, böyle hallerde zararın kapsamını belirleyecek husus gelişmekte olan bu durumdur ve bu gelişme sona ermedikçe zarar henüz gerçekleşmiş olmayacağı için 2 yıllık kısa zaman aşımına ilişkin süre bu değişen-gelişen durumun durduğunun veya ortaya kalktığının öğrenilmesiyle başlayacaktır. Gelişen-değişen durum olup olmadığı da hekim raporuyla belli bir açıklığa kavuşturulmalıdır.Bu açıklamalar ışığında somut olaya dönüldüğünde; dava konusu olayda trafik kazası 03/09/2015 tarihinde meydana gelmiş, görülmekte olan dava ise 18/04/2023 tarihinde açılmıştır. Davaya konu trafik kazasında davacı yaralanmıştır.  Davacının yaralanması esasen cezayı gerektiren fiil niteliğindedir. Kaza tarihinde yürürlükte bulunan 5237 sayılı TCK'nın 89 ve 66. maddesi hükmüne göre, ceza zamanaşımı süresi 8 yıl olup, dava tarihi (18/04/2023) itibariyle uzamış (ceza) zamanaşımı süresi dolmamış olup, ilk derece mahkemesince davalı tarafın yerinde olmayan zamanaşımı definin reddine karar verilerek, toplanan ve toplanacak delillere göre bir karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.Bu durumda; davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-a/4.maddesi hükmü gereğince kabulü ile kararın kaldırılmasına karar verilmesi gerekmiştir.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ  / Gerekçe uyarınca,1/Davacı vekilinin istinaf başvurusunun yukarıda açıklanan nedenle kabulü ile İstanbul 5.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2023/280 esas, 2024/28 karar sayılı ve 16/01/2024 tarihli kararının HMK'nın 353/1-a/4.maddesi hükmü uyarınca  kaldırılmasına,2/Dosyanın; işin esasına girilerek yeniden karar verilmek üzere mahkemesine gönderilmesine,3/İstinaf karar ve ilam harcının  talebi halinde istinaf edene iadesine,4/Duruşma açılmadığından avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına,5/İstinaf yasa yoluna başvuran davacı tarafından, istinaf aşamasında yapılan diğer yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince verilecek müteakip kararda dikkate alınmasına,<br>Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 353/1a- madde hükmü uyarınca KESİN olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.28/03/2024<br> <br> <br> <br>\t\t\t\t<br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"b16f802a39745829","SID":"0be99a4a3dce973f"}}