{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  17. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t\t: 2024/234 <br>KARAR NO\t\t: 2024/517<br>KARAR TARİHİ\t: 06/03/2024<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN ARA KARARIN<br>MAHKEMESİ\t\t: MUĞLA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 04/12/2023 (ARA KARAR) <br>NUMARASI\t\t: 2023/400 Değişik İş - 2023/398 Karar<br>TALEP\t\t: İhtiyati Haciz<br>BAM KARAR TARİHİ\t: 06/03/2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t : 06/03/2024<br><br>İhtiyati haciz isteyen vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA: İhtiyati haciz isteyen vekili dilekçesi ile; Tarafları ve dava konusu aynı olan yani senede dayalı ihtiyati haciz kararlarının   mahkemenin 2023/242 d.iş sayılı dosyası, 2023/290 ve ayrıca yine davalı şirket hakkında mahkemenin 2023/856 esas sayılı dosyasında da ihtiyati haciz kararı verildiğini, borçlu ne yazık ki mahkeme kararı olmadan ödeme yapmamakta olduğunu, ihtiyati haciz kararına da itiraz etmediklerini, ticari ilişkiler nedeniyle davalı ile  yapılan sulh görüşmeleri sonucunda 28.10.2022 tarihinde sulh protokolü imzalandığını, 19.03.2020 tarihli Hisse Devir ve Şirket Yönetim Sözleşmesinin 3.4 maddesinde ...’in projelerin finansmanı adına 430.000 USD nakdi sermayeyi ...’ye sağlayacağı ve bunun da ... tarafından tamamının ödendiği, 300.000 USD’nin karşılığı olarak enerji santralinin devrinin yapılacağı ve kalan 130.000 USD’nin ...’in ...’e borcu kabul edildiğinin kararlaştırıldığını, ancak işbu protokolün imzalandığı tarihe kadar ... tarafından şahsen, ... ve sair başka 3. gerçek ve tüzel kişiler üzerinden ve yine ... tarafından da farklı şekillerde çeşitli ödemeler yapıldığını, en nihayetinde protokolün tüm tarafları; ...’in ve ...’nin; ...’e, ...’e ... ...’a ve ...’ye olan toplam borcunun 90.000 USD olduğu hususunda mutabık kaldıklarını, ödemenin sözleşmenin imza tarihinden itibaren 90 gün sonradan başlamak üzere faizsiz olarak birer aylık aralıklarla 60 taksitte ödenmesi kararlaştırıldığını, sözleşme gereği ödemelerin  teminatı  olarak davacıya toplam 60 adet ... ve ... imzalı olarak senetler verildiğini, davalı sulh protokolünün imzalandığı 28.10.2023 tarihinden bugüne kadar toplam 3 adet 1.000 USD senet olmak üzere toplam 3.000 USD ödediğini, diğer senetler ödenmediği için ihtiyati haciz kararı verildiğini, ödenmeyen her bir senet için değil toplam ödenmeyen 3 adet  senet için başvuruda bulunmak zorunda kaldıklarını, ihtiyati hacze konu senetler haricinde vadesi gelmemiş yaklaşık 50 adet senet bulunduğunu, dava konusu edilen senetlerin vadesi geldiği halde ödenmeyen senetler olduğunu,  taraflar arasında düzenlenen sulh protokolünün ilam niteliğinde olması nedeniyle ihitiyati haciz talebinde bulunduklarını, takdir edilecek teminatı yatırmaya hazır oldukları hususları da  dikkate alınarak 3  adet senet toplamı olan 4.500 usd   miktar üzerinden  ihiyati haciz kararı verilmesini talep  etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: Mahkemece \"...İhtiyati haciz isteyen tarafından mahkememize sunulan 01/12/2023  tarihli dilekçesinde ekli bulunan bonolar nedeni ile 4.500 USD alacaklı olduğunu, vadesinde borçluların borcunu ödemediğini, yapılan ihtarlara rağmen borçluların borcunu ödemediğinden, 2004 sayılı İİK.nun 257 vd. maddeleri gereğince borçluların borcuna ve masraflarına yeter miktarda menkul ,gayrimenkul malları ile üçüncü şahıslardaki hak ve alacakları üzerine ihtiyati haciz kararı verilmesini talep etmiştir.<br>Talep  2004 sayılı İİK.nun 257 vd. maddeleri gereğince bonoya dayalı ihtiyati haciz niteliğindedir.<br>6102 Sayılı TTK' nun 776/1-b maddesi uyarınca bononun, kayıtsız ve şartsız belirli bir bedeli ödemek vaadi unsurunu taşıması zorunludur. Bu niteliği haiz olmayan bono, kambiyo senedi vasfında kabul edilemez. <br>Talep dayanağı bonoların arka yüzünde; \"28.12.2022 tarihli sulh protokolü uyarınca teminat senedidir \" ibarelerinin bulunduğu görülmüştür. Bononun arkasına yazılan bu ibarelerde, neyin teminatı olduğu açıkça belirtildiğine göre, bu kayıt onun teminat senedi olduğunu ispata tek başına yeterlidir. Ayrıca sözleşme sunulması gerekmez. <br>Bu durumda, talebe konu belge, 6102 Sayılı TTK' nun 776/1-b maddesinde belirtilen kayıtsız ve şartsız belirli bir bedeli ödemek vaadini içermediğinden kambiyo senedi vasfında değildir. <br>Bono vasfında olmayan belgeye dayanarak 2004 sayılı İİK.nun 257 vd. maddeleri gereğince ihtiyati haciz kararı verilemeyeceğinden talebin reddine karar vermek gerekmiştir. \" gerekçesi ile; \"2004 Sayılı İİK'nun 257. vd. maddeleri gereğince İHTİYATİ HACİZ TALEBİNİN REDDİNE,\" karar verilmiştir. <br>İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ: <br>İhtiyati haciz isteyen vekili istinaf dilekçesinde özetle; taraflar arasındaki ticari ilişki nedeniyle alacak borç ilişkisi oluştuğunu, taraflar arasında sulh protokolü düzenlenmiş olup, protokolde \"\"1-19.03.2020 tarihli Hisse Devir ve Şirket Yönetim Sözleşmesinin 3.4 maddesinde ...’in projelerin finansmanı adına 430.000 USD nakdi sermayeyi ...’ye sağlayacağı ve bunun da ... tarafından tamamının ödendiği, 300.000 USD’nin karşılığı olarak enerji santralinin devrinin yapılacağı ve kalan 130.000 USD’nin ...’in ...’e borcu kabul edildiği kararlaştırılmıştır.Ancak işbu protokolün imzalandığı tarihe kadar ... tarafından şahsen, ... ve sair başka 3. Gerçek ve tüzel kişiler üzerinden ve yine ... tarafından da farklı şekillerde çeşitli ödemeler yapılmış, en nihayetinde protokolün tüm tarafları; ...’in ve ...’nin; ...’e, ...’e ... ...’a ve ...’ye olan toplam borcunun 90.000 USD olduğu hususunda mutabık kaldıklarını, ödemenin sözleşmenin imza tarihinden itibaren 90 gün sonradan başlamak üzere faizsiz olarak birer aylık aralıklarla 60 taksitte ödenmesinin kararlaştırıldığını, sözleşme gereği ödemelerin  teminatı  olarak davacıya toplam 60 (Altmış) adet ... ve ... imzalı olarak senetler verildiğini, bu senetlerin borçlu şirket tarafından ödenmemektedir\" ibaresinin yer aldığını, davalı şirket hakkında aynı protokol gereği ibraz edilen senetlere yönelik olarak aynı mahkeme tarafından ihtiyati haciz kararı verildiği halde, bu defa taleplerinin reddedildiğini, bu nedenlerle Davalı ile yapılan 28.10.2022 tarihinde 1136 sayılı Avukatlık Kanunu 35/A maddesi uyarınca sulh protokolünün  Avukatlık Kanunu 35/A gereği ilam niteliğinde olan protokole göre teminat  senetlerin düzenlenmiş olması, sulh protokolü gereği ve protokolün  teminatı olan aynı senetlere yönelik Muğla Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/242  D.İş  ve 2023/290  D.İş ve sayılı dosyaları ile  ihtiyati haciz kararları verilmiş olması da gözetilerek  talepleri doğrultusunda karar verilmesini istinaf sebebi olarak ileri sürmüştür. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: <br>Talep; ihtiyati haciz istemine ilişkindir. <br>HMK'nun 355. maddesi gereğince istinaf incelemesi istinafa başvuran vekilinin dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlarda res'en gözetilerek yapılmıştır. <br>İhtiyati haciz İİK’nın 257-268. maddelerinde düzenlenmiştir. 2004 sayılı İİK'nın 257/1.maddesinde; \"Rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklarıyla diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir\" düzenlemesi muaccel bir başka deyişle vadesi gelmiş alacaklar yönünden ihtiyati haciz koşulları düzenlemiş olup, muaccel olmayan/vadesi gelmemiş alacak yönünden ise ihtiyati haciz koşulları aynı yasanın 257/2.maddesinde ise;\" Vadesi gelmemiş borçtan dolayı yalnız aşağıdaki hallerde ihtiyati haciz istenebilir:<br>1-Borçlunun muayyen yerleşim yeri yoksa;<br>2-Borçlu taahhütlerinden kurtulmak maksatıyla mallarını gizlemeye, kaçırmaya veya kendisi kaçmaya hazırlanır yahut kaçar ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunursa;(1)<br>Bu suretle ihtiyati haciz konulursa borç yalnız borçlu hakkında muacceliyet kesbeder.\" şeklinde düzenlemesi bulunmaktadır.<br>İİK'nın 258.maddesinde ise; \"İhtiyati hacze 50 nci maddeye göre yetkili mahkeme tarafından karar verilir. Alacaklı alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeye mecburdur.<br>Mahkeme iki tarafı dinleyip dinlememekte serbesttir. (Ek fıkra: 17/07/2003 - 4949 S.K./60. Md.; Değişik fıkra: 02/03/2005-5311 S.K./16.mad) İhtiyatî haciz talebinin reddi halinde alacaklı istinaf yoluna başvurabilir. Bölge adliye mahkemesi bu başvuruyu öncelikle inceler ve verdiği karar kesindir.\"<br>Geçiçi hukuki koruma yargılamasını asıl hukuki koruma yargılamasından ayıran özelliklerden biri ispat ölçüsü noktasındadır. Kanunda açıkça öngörülmemişse ya da işin niteliği gerekli kılmıyorsa, bir davada normal bir yargılamada yaklaşık ispat değil, tam ispat aranır. Çünkü; hakim, mevcut ispat ve delil kuralları çerçevesinde, tarafların iddia ettiği bir vakıa konusunda tam bir kanaate varmadan o vakıayı doğru kabul edemez.<br>Ancak, kanun koyucu bazen ya doğrudan kendisi düzenleme yaparak ya da işin niteliği ve olayın özelliği gereği hakime, bu durumu belirterek, ispat olgusunu düşürme imkanı vermiştir. Bu düşürülmüş ispat ölçüsü çerçevesinde, tam kanaat değil, kuvvetle muhtemel, yaklaşık bir kanaat yeterli görülmektedir. Doktrinde bu yön karar verilmesi için tam ispat ölçüsü yerine yaklaşık ispat ölçüsü olarak ifade edilmektedir. Ancak, yaklaşık ispatla yetinilmiş olması, ispatın aranmayacağı ya da ispat kurallarının tamamen dışına çıkılacağı anlamına gelmez.<br>Bir taraf iddiasını mahkeme önüne ne kadar inandırıcı şekilde getirirse getirsin, bu sadece bir iddiadan ibarettir. İddia edilen vakıanın sabit yani doğru kabul edilebilmesi için, ispat yükü üzerine düşen tarafın bunu kanundaki delil sistemi içinde yine kanunun aradığı ispat ölçüsü çerçevesinde ispat etmesi gerekir.<br>Tam ispatın arandığı durumlarda bu ölçü tereddütsüz ortaya konmalıdır. Yaklaşık ispat durumunda ise hakim o iddianın ağırlıklı ihtimal olarak doğru olduğunu kabul etmekle birlikte, zayıf bir ihtimal de olsa, aksinin mümkün olduğunu gözardı etmez. Bu sebepledir ki, genelde geçici hukuki korumalara, özel de ihtiyati tedbire ve ihtiyati hacze karar verilirken haksız olma ihtimalide dikkate alınarak talepte bulunandan teminat alınması öngörülmüştür.<br>Geçici hukuki korumalarda, bazen karşı tarafın dinlenmemesi, tüm delillerin ayrıntılı bir biçimde incelenmesine yeterli zamanın olmaması gibi sebeplerle yaklaşık ispat yeterli görülmüştür; bu çerçevede, aslında ispat ölçüsü bakımından HMK bir yenilik getirilmemekle birlikte, “yaklaşık ispat” kavramı kullanılarak doktrinde kabul gören ifade tasarıya alınmış; ayrıca, burada hem tam ispatın aranmadığı belirtilmiş hem de basit bir iddianın yeterli olmadığı vurgulanmak istenmiştir.   <br>Tüm dosya kapsamına göre; ihtiyati haciz talebinde bulunan  taraf  3 adet bonoya  dayalı  ihtiyati haciz talebinde bulunmuş ise de; bonoların arkasında teminat kaydının bulunduğu,  sulh sözleşmesi gereklerinin taraflarca yerine getirilip getirilmediğinin yargılamayı gerektirdiği, kayıtsız ve şartsız bir borç ikrarı bulunmadığı anlaşılmaktadır. <br>Dosyadaki belgelere, kararın dayandığı delillerle, usul ve yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle ihtiyati haciz kararı verilmesi için mutlak ispat şartlarının oluşmasına gerek bulunmayıp, yaklaşık ispat ölçülerinde ispat yeterli olacağından dosya kapsamına göre alacağın olup olmadığı ve miktarının yargılamaya muhtaç olmasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına göre; kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, inceleme konusu kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından, ihtiyati haciz talep eden davacı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf kanun yolu başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince esastan reddin karar verilerek, aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br> HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>1-Muğla Asliye Ticaret Mahkemesinin 2023/400 Değişik İş, 2023/398 Karar sayılı dosyasında ihtiyati haciz talebinin reddine ilişkin olarak verilen 04/12/2023 tarihli DEĞİŞİK İŞ KARAR, usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan ihtiyati haciz isteyen  vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,<br>2-İstinaf başvurusu sırasında alınması gereken 427,60 TL maktu karar harcından peşin olarak alınan  269,85 TL harcın tenzili ile bakiye 157,75 TL harcın ihtiyati haciz isteyenden alınarak hazineye irat kaydına, <br>3-İstinaf kanun yolu başvurusunda bulunan ihtiyati haciz isteyen tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,<br>4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadan karar verildiğinden bu aşama için ihtiyati hacze itiraz eden yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, <br>5-Kararın taraflara tebliği ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirmesine,<br>Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/(1)-f maddesi uyarınca kesin olmak üzere 06/03/2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"9f5a11e3e41c9319","SID":"8c17474b23feec38"}}