{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>17. HUKUK DAİRESİ<br><br>ESAS NO\t\t: 2024/101 <br>KARAR NO\t\t: 2024/658<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: İZMİR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 14/12/2023<br>NUMARASI\t\t: 2022/320 Esas  2023/1010 Karar <br>DAVALI\t\t: HASIMSIZ <br>TALEP\t\t: İFLAS<br>KARAR TARİHİ             : 21/03/2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ   : 21/03/2024<br> <br>İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin  2022/320 Esas ve 2023/1010 Karar sayılı dava dosyasından yapılan yargılama sonucunda davanın reddine dair verilen karara karşı talep eden şirket vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya, Dairemize gönderilmiş olmakla HMK'nın 353. maddesi uyarınca dosya üzerinden inceleme yapıldı.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>Mahkemece yapılan açık yargılama sonucunda; ''... Davacı vekili Mahkememize verdiği 22/04/2022 tarihli dava dilekçesinde; davacı şirketin uzun yıllardır gayrimenkul alım satımı inşaat sektörlerinde faaliyet gösteren  bir firma olduğunu ancak, son iki yıldır gerek inşaat ve turizm sektöründeki gerileme ve resesyon gerekse de alacakların tahsilinde yaşanan problemler ve gerekse de kredi kurumlarının kredileri tanımlamayarak yeni kredi imkanı tanımamaları nedeni ile davacı şirketin mali açığının her geçen gün arttığını ve şu an itibari ile borç tutarının sermayesinin iki katını geçtiğini, ticari faaliyetlerine devam ederken sermayesini oluşturmakta özellikle son zamanlarda aşırı zorlanan şirketin iflasını talep etmeye karar vermek zorunda kaldığını, şirketin piyasaya iş yaptığını ancak cari alacaklarını tahsil etmekte ciddi sıkıntı yaşadığını ve son iki yıl içerisinde aile ve akrabalara  ait taşınmazları kredi kurumlarına teminat göstermek suretiyle kredi kullandığı ve ticari şartlara rağmen ayakta durmaya çaba gösterdiğini ancak cari  açık ve banka dönem faiz yükü hayli arttığı gerekçesi ile ticari faaliyetine devam edemez hale düçar olduğunu ayrıca, kredi kurumlarına ödenen devre ve dönem faizlerinin de ciddi bir yekün tuttuğunu ve artık ödenemez hale geldiğini , şirket adına kayıtlı taşınmaz bulunmadığını, şirket adına kayıtlı araç bulunmadığını, mahkemece yapılacak bilirkişi incelemesi ile de görüleceği üzere şirket'in borçlarının sermayesinin iki katını geçmiş bulunduğundan şirketin ticari faaliyetlerine  devam edemez duruma geldiğini, bu nedenlerle ,şirket'in malvarlığı ve pasiflerini alacaklıların haklarını da koruyacak nitelikte tedbirler ile iflasını talep zorunluluğu hasıl olduğunu, İİK 193.madde uyarınca iflas işlemlerinin sağlıklı yürütülebilmesi ve iflas talep tarihi itibari ile şirketin malvarlığının korunması amacına matuf olarak ve bu malvarlığının iflasın devamı süresince münferit olarak icra yolu ile satılarak hukuka aykırı durum oluşmaması ve alacaklıkları da hak kaybına uğramaması açısından İİK 193/1 uyarınca açılmış olan icra takiplerinin durdurulması yönünde ve dava tarihi itibari ile açılacak icra dosyalarının da aynı mahiyette durdurulması yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesinin talep edildiğini, aynı mahiyette şirket adına kayıtlı pek çok araç ile tapu kaydı olması nedeni ile ve iflas sürecinin uzun sürebileceği ihtimaline binaen şirket adına kayıtlı tüm taşınmazlar ile araçlar üzerine alacaklıların da sağlıklı şekilde yasal sıralarına uygun olarak alacaklarını alabilmeleri amacı ile  ihtiyati tedbir konulmasının talep edildiğini, normal bir icra dosyası ile iflas süreci devam ederken herhangi bir alacaklının satış ve tahsil cihetine gitmesine meydan vermemek ve iflas talep tarihindeki malvarlığında bu yönü ile eksilmenin engellenmesi açısından İİK 159 uyarınca alacaklıların haklarının korunması açısından alınacak tedbirler kapsamında tedbir talep edildiğini, şirketin dava tarihinden sonraki tarihlere tekabül eden çeklere ve bonolara dair de ödemeden men yasağı koymak amacına matuf ve bankaların çek bedelleri nedeni ile alacaklı olarak mağduriyetini engellemek amacıyla ihtiyati tedbir kararı verilmesinin talep edildiğini belirtmiş, öncelikle İİK uyarınca iflasın hukuka uygun ve alacaklıların da haklarını korumak amacına matuf olmak üzere müvekkili şirket aleyhine başlatılacak icra takipleri ile başlatılmış icra takipleri hakkında İİK 193/1 uyarınca durdurulması yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesi ile aynı mahiyette şirket adına kayıtlı pek çok araç ile tapu kaydı olması nedeni ile ve iflas sürecinin uzun sürebileceği ihtimaline binaen şirket adına kayıtlı tüm taşınmazlar ile araçlar üzerine alacaklıların da sağlıklı şekilde yasal sıralarına uygun olarak alacaklarını alabilmeleri amacı ile  ihtiyati tedbir konulmasının talep edildiğini, dava tarihinden sonraki tarihlere tekabül eden çeklere dair de ödemeden men yasağı koymak amacına matuf ve bankaların çek bedelleri nedeni ile alacaklı olarak mağduriyetini engellemek amacıyla ihtiyati tedbir kararı verilmesini yine İİK uyarınca alacaklıların haklarının korunması amacı ile davacı şirketin iflasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>İİK' nın 181/2 maddesi delaletiyle aynı Yasa' nın 166/2 maddesi gereğince iflas davası açıldığı hususu Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinde ve Basın ilan kurumu aracılığıyla tirajı 50.000' in üzerinde ve yurt düzeyinde dağıtımı yapılan bir gazetede ilan edilmiş,ilan tutanakları dosya içerisine alınarak  yargılamaya Mahkememizce devam olunmuştur. <br>İzmir 12. İcra Müdürlüğü'nün 2022/818 sayılı dosyasının incelemesinde; alacaklının ... A.Ş, borçluların ... Şirketi, ... ve ..., borç miktarının 8.048,10 TL asıl alacak, 542,15 TL işlemiş faiz, 5,30 TL BSMV olmak üzere toplam 8.595,55 TL, takip dayanağının  13300125809200009 nolu kredi  olduğu,  ödeme emrinin borçlu ... Şirketi ' ne 21/02/2022  tarihinde tebliğ edildiği , takibin söz konusu borçlu yönünden29/03/2022 tarihinde kesinleştirildiği belirlenmiştir. <br>İzmir 18. İcra Müdürlüğü'nün 2021/14829 sayılı dosyasının incelemesinde; alacaklının ... A.Ş, borçluların ... Şirketi, ... ve ..., borç miktarının 21.881,66 TL  13300125809200004 nolu kredi için asıl alacak, 705,09 TL İşlemiş faiz, 15.98 TL  BSMV olmam üzere toplam 22.602,73 TL, takip dayanağının 13300125809200004 nolu krediye yönelik takip olduğu, ödeme emrinin borçlu  ...  Şirketi'ne 20/02/2022 tarihinde tebliğ edildiği, takibin söz konusu borçlu yönünden 28/04/2022 tarihinde kesinleştirildiği belirlenmiştir. <br>İzmir 18. İcra Müdürlüğü'nün 2022/1555 sayılı dosyasının incelemesinde; alacaklının ... A.Ş, borçluların ... ... Şirketi, ... ve ..., borç miktarının 29.752,60 TL  13300125809200001 nolu kredi için 29.752,60 TL Asıl alacak, 1.044,96 TL İşlemiş faiz, 21,65 TL  BSMV, 347,45 TL toplam masraf olmak üzere toplam 31.166,66 TL, takip dayanağının  13300125809200001 nolu krediye yönelik takip olduğu, ödeme emrinin borçlu ... ... Şirketi ' ne 20/02/2022 tarihinde tebliğ edildiği, takibin söz konusu borçlu yönünden 28/03/2022 tarihinde kesinleştirildiği belirlenmiştir. <br>İstanbul 4. İcra Müdürlüğü'nün 2021/26042 sayılı dosyasının incelemesinde; alacaklının ... Bankası A.Ş, borçluların ... Şti. ve ..., borç miktarının 1.080.964,77 TL asıl alacak, 50.116,80 TL kredi kartı alacağı, 9.896,61 TL gecikme cezası, 3.393,24 TL TTK gereği alınması gereken %0,3 komisyon olmak üzere toplam 1.144.371,42 TL, takip dayanağının 5.000.000,00 TL miktarlı 19/03/2021 tanzim, 26/07/2021 vade tarihli senet olduğu, takibin halen derdest olduğu belirlenmiştir. <br>Mahkememizin 20/10/2022 tarihli celsesinde davacı vekiline davalı şirketin mal varlığının bulunduğu yer konusunda beyanda bulunmak üzere süre verilmiş, davacı vekili Mahkememize verdiği 09/11/2022 tarihli dilekçesinde; şirkete ait evrakların müvekkili şirketin muhasebecisi olan mali müşavir ...'de bulunduğunu, mali müşavirin adresinin ... Cad. ... Kat:... ... olduğunu belirtmiş, davacı vekiline Mahkememizin 15/12/2022 tarihli celsesinde davacı şirketin mal varlığının bulunduğu yer ile mal varlığı konusunda beyanda bulunmak üzere 4 haftalık kesin süre verilmiş, davacı vekili Mahkememize verdiği 26/12/2022 tarihli dilekçesinde şirket ile yapılan görüşmeler neticesinde şirketin mal varlığının bulunmadığı bilgisinin verildiğini belitmiştir.<br>Davacı şirketin 2021 ve 2022 yıllarına ilişkin kurumlar vergisi beyannamesinin gönderilmesi için ilgili vergi dairesine yazı yazılmış, alınan yazı cevabında davacı şirketin 06/11/2020 tarihinde Menderes Vergi Dairesi Müdürlüğü'nden nakil geldiği, 213 sayılı VUK nın 160.maddesi kapsamında 31/05/2021 tarihinde resen kapatıldığının görüldüğü belirtilmiş, yazı cevabı ekinde 01-03/2021 dönemine ilişkin kurum geçici vergi beyannamesi gönderildiği belirlenmiştir. <br>Davacı şirketin rayiç değerlere göre borca batık olup olmadığının belirlenmesine yönelik olarak şirket defterleri ile dosya üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmış, alınan 02/10/2023 tarihli bilirkişi raporunda; dava dosyası ve davacı  ... Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketi’nin ticari defterleri üzerinde <br>yapılan incelemelerde; <br>davacı şirketin tarafına sunulan 2021 yılı ticari defterlerinin boş olduğu, herhangi bir kayıt <br>bulunmadığı için, ticari defterlere göre herhangi bir tespit yapılamadığı, <br>davacı şirket vekilinin davacı şirketin mal varlığı olmadığını beyan ettiği, dosya <br>kapsamında, davacı şirketin dava tarihi itibariyle mal varlığını tespite yarar herhangi bir belge <br>olmadığı, <br>icra dosyalarına göre, icra dosyalarının takip tarihleri itibariyle, davacı şirketin 1.206.736,36 <br>TL borcu bulunduğu, bu borcun dava tarihi itibariyle daha da artacağı, <br>bu bilgilere göre, davacı şirketin mal varlığı tespiti yapılamadığı için, davacı şirketin borca <br>batık olup olmadığının değerlendirilemediği görüş ve kanaatine varıldığı ayrıntılı ve gerekçeli olarak belirtilmiştir. <br>Toplanan tüm delillerin değerlendirilmesi sonucunda davacı tarafça davacı şirketin borca batık olduğundan bahisle iflasına karar verilmesine yönelik olarak Mahkememize dava açıldığı, davanın İİK 178. maddesinde düzenlenen iflas davası niteliğinde olduğu, Mahkememizce davacı şirketin rayiç değerlere göre borca batık olup olmadığının belirlenmesine yönelik olarak şirket kayıt ve belgeleri ile dosya üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırıldığı, alınan bilirkişi raporunda belirtildiği üzere dosyada mevcut icra dosyalarına göre, icra dosyalarının takip tarihleri itibariyle davacı şirketin 1.206.736,36 <br>TL borcunun bulunduğu, bu borcun dava tarihi itibariyle daha da artabileceği ancak davacı şirketin mal varlığı  ve aktifleri tam olarak tespit edilemediği için, davacı şirketin rayiç değerlere göre  borca <br>batık olup olmadığının belirlenemediği, davacı tarafça davacı şirketin rayiç değerlere göre borca batık olduğu hususunun ispat edilemediği ve İİK' nın 178 maddesi kapsamında davacı şirketin iflasına karar verilmesi ile ilgili yasal koşulların oluşmadığı...'' gerekçesi ile; Davanın REDDİNE karar verilmiş, verilen bu karara karşı talep eden şirket vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.  <br>İSTİNAF NEDENLERİ: <br>Talep eden şirket vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin borçlarının sermayesinin iki katını geçtiğini ve acz halinde olduğunu bildirerek yetkili mahkemeden iflasını istediğini, öncelikle iflas davalarının kamu düzenine ilişkin davalar olduğunu, mahkemenin maddi gerçeği yani müvekkili şirketin var ise aktiflerinin ve stoklarının tespiti için kolluk kuvvetlerinden destek alması, bulunamaması halinde ise var olmayan varlıkların artı değer olarak değerlendirilip değerlendirilmeyeceği araştırarak sonucunda müvekkili şirket gerçekten borca batık durumda ise iflas kararı verilmesi gerekirken yerel mahkeme tarafından eksik inceleme ile davacı şirketin mal varlığıve aktifleri tam olarak tespit edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek yerel mahkeme kararının kaldırılması istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur.  <br>DELİLLERİN TARTIŞILMASI, HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE: <br>Talep, İİK.' nun 179. maddesi ile TTK' nun 634. madde yollaması ile aynı Kanun'un 376/3. maddesine dayalı doğrudan iflas istemine ilişkindir. <br>İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır. <br>\"...Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin yurt dışına konfeksiyon ürünleri ihraç ettiğini, tüm müşterilerinin ve alacaklarının yurt dışında olduğunu, özellikle 2019 yılında başlayan ekonomik kriz nedeni ile ihracat potansiyelinin düştüğünü, alacaklarını tahsil edemediğini, müvekkili aleyhine devam eden bir çok alacak talebi ve mahkeme ilamının mevcut olduğunu, müvekkili şirketin mevcut mal varlığının borçlarını karşılamadığını ileri sürerek, İİK 178 maddesi gereğince iflas taleplerinin kabulüne, iflas kararı ile birlikte tasfiyenin basit tasfiye olarak yürütülmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>II. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı şirketin  tutmak ve saklamakla yükümlü olduğu ticari defterleri mahkeme incelemesine temin ve ibraz edemediği, buna ilişkin haklı bir nedenin varlığını ispatlayamadığı, vergi dairesine sunulan 2018 yılı bilançosunda mevcut demirbaş, stokların ve ham maddelerin  nerede olduğunu, kabul edilebilir ve inandırıcı bir şekilde açıklayamadığı, dolayısı ile güncel olarak İİK 178 maddesi gereği davacının borç ödemede aciz hali ve İİK 179 maddesi uyarınca borca batıklık hali ispatlanamadığından, iflas davasının şartları oluşmadığı  gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. <br>III. İSTİNAF<br>A. İstinaf Yoluna Başvuranlar<br>İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.<br>B. İstinaf Sebepleri<br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde; mahkemenin talebi ve ara kararına uygun şekilde bilirkişi raporu aldırıldığını, bilirkişi raporunda şirketin borca batık olduğunun tespit edildiğini, yerel mahkeme tarafından verilen kesin süre ara kararının mahkemeyi de bağlaması gerektiğini, bu kararın kazanılmış hak doğurduğunu, aynı konuda, 4. celsede aynı şekilde kesin süre verilerek ara karar oluşturulamayacağını, yerel mahkeme kararının kaldırılmasını ve İİK 178 maddesi gereğince iflas kararı verilmesini istinaf nedeni olarak ileri sürmüştür. <br>C. Gerekçe ve Sonuç<br>Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, İİK'nın 178/1. maddesi uyarınca iflasa karar verilebilmesi için şirketin aciz halinde bulunması gerekli olduğu, İİK 178/3 maddesi uyarınca doğrudan iflasa karar verilebilmesi için yapılan haciz neticesinde borçlunun yarı mevcudunun elinden çıkması sureti ile kalanının muaccel ve vadesi bir yıl içerisinde dolacak olan borçlarının karşılamaması gerektiği, İİK'nın 179. maddesi uyarınca iflasa karar verilebilmesi için de  şirketin borca batık durumda olması zorunlu olduğu, davacı tarafça 2019-2020 yıllarına ait kurumlar vergisi beyannamelerinin bildirilmemiş olduğu, tutmak ve saklamakla yükümlü olduğu ticari defterleri inceleme için ibraz edemediği, şirkete ait demirbaş, stok ve hammaddelerin nerede olduğuna ilişkin kabul edilebilir ve inandırıcı bir açıklamada bulunulmadığı, ilk derece mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik görülmediğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.<br>IV. TEMYİZ<br>A. Temyiz Yoluna Başvuranlar<br>Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.<br>B. Temyiz Sebepleri<br>Davacı vekili temyiz dilekçesinde ; istinaf dilekçeside ileri sürdüğü gerekçeler ve  re'sen dikkate alınacak nedenlerle temyiz yoluna başvurmuştur.<br>C. Gerekçe<br>1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme<br>Uyuşmazlık, doğrudan iflas istemine ilişkindir.<br>2. İlgili Hukuk<br>6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun  369 ncu maddesinin birinci fıkrası  ve 370 nci maddeleri, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 178 ve 179 nci maddesi.<br>\t3. Değerlendirme<br>\t1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanunun 371 nci  maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.<br>\t2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. <br>\tV.  KARAR<br>\tAçıklanan sebeple;<br>\tTemyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanunun 370 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,...\" (Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 20.09.2023 tarih ve 2023/2419 Esas 2023/2858 Karar sayılı İlamı)<br>Dosyadaki belgelere, kararın dayandığı delillerle, usul ve yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle hükme esas alınan bilirkişi raporunun oluşa, somut olayın özelliklerine uygun, açık, anlaşılır, taraf ve yargı denetimine uygun olmasına, İİK'nun 178/1. maddesi uyarınca iflasa karar verilebilmesi için şirketin aciz halinde bulunmasının gerekmesine, İİK'nun 178/3. maddesi uyarınca doğrudan iflasa karar verilebilmesi için yapılan haciz neticesinde borçlunun yarı mevcudunun elinden çıkması sureti ile kalanının muaccel ve vadesi bir yıl içerisinde dolacak olan borçlarının karşılamaması gerektiğine, İİK'nun 179. maddesi uyarınca iflasa karar verilebilmesi için de şirketin borca batık durumda olmasının zorunlu olmasına, talep eden tarafından sunulan 2021 yılı ticari defterlerinin boş olmasından dolayı ticari faaliyetinin tespit edilmemesine, talep eden tarafından kendisine ait gayrımenkul, menkul, demirbaş ve maddi değerlerin nerede olduğuna ilişkin kesin süreler içerisinde kabul edilebilir ve inandırıcı bir açıklamada bulunulmamasına , talep eden şirketin borca batık olduğuna ilişkin iddiaların talep eden şirket tarafından kesin delillerle ispatlanamamasına (Bknz. Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 05.10.2023 tarih ve 2023/3202 Esas 2023/3152 Karar sayılı ilamı), yargılamada eksiklik bulunmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına göre; kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, inceleme konusu kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından, talep eden şirket vekilinin yerinde bulunmayan istinaf kanun yolu başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiştir.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; <br>1-İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 14/12/2023 tarih ve 2022/320 Esas  2023/1010 Karar sayılı hükmü usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan talep eden şirket vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, <br>2-İstinaf başvurusu sırasında alınması gereken 427,60.TL maktu harç peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, <br>3-İstinaf kanun yolu başvurusunda bulunan talep eden şirket tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,<br>4-Kararın Dairemizce talep eden şirket vekiline tebliğine,<br> Dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde HMK'nın 361. ve İİK'nun 308/a maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren on gün içerisinde Yargıtay’a temyiz yolu açık olmak üzere 21/03/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi. <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"28711ce04af20876","SID":"8bb1c96d2c6b62f2"}}