{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>DOSYA NO: 2021/529 <br>KARAR NO: 2024/582<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: Bakırköy 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi<br>TARİHİ: 11/02/2021<br>NUMARASI: 2018/312 E. - 2021/37 K.<br>DAVANIN KONUSU: Marka (Marka İtibarının Kaybı Nedeniyle Tazminat İstemli)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 21/03/2024<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan  inceleme sonucunda; <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;Davacı vekili dava dilekçesi ile, müvekkilinin ... tescil numarası ile “...” ibareli markayı Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde tescil ettirdiğini, ... tescil numaralı markanın da müvekkilleri adına tescilli olduğunu, tescilden dahi önce yeme-içme sağlama hizmetlerinde müvekkilinin eskiye dayalı hak sahibi olduğunu, tescil olmasa bile eskiye dayalı hak sahibi olmanın yeterli olduğunu, ancak davalının, müvekkilinin tanınmışlığından faydalanmak amacı ile marka hakkını taklit etmek suretiyle müvekkillerinin dükkanının bulunduğu Zeytinburnu’nda \"...\" ibareli marka altında ticari faaliyete başladığını, davalı yan kullanımlarının asli unsurunun “...” olduğunu, \"...\" ve \"...\" ibarelerinin tali nitelikte olduğunu, bu hususun Mahkememizin 2018/21 D. İş sayılı dosyasından yapılan tespit ile sabit olduğunu, müvekkilinin davalıya ait işyerinin varlığından, müşterilerinin yeni bir şube açtığını zannederek hayırlı olsun demeleri ile haberi olduğunu ve davalı fillerinin müvekkilinin marka haklarına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğini ve maddi-manevi zararlara uğrattığını iddia ederek, markaya tecavüzün durdurulmasını, haksız rekabetin tespitini ve önlenip yasaklanmasını, ortadan kaldırılmasını, fazlaya dair haklarını saklı tutarak şimdilik 5.000,00 TL maddi ve 10.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan alınarak müvekkillerine ödenmesini ve verilecek hüküm özetinin ilanını talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;Davacı yanın ihtiyati tedbir talebinin Mahkememizin 2018/21 D. İş sayılı dosyasında verilen 2018/22 sayılı karar ile reddedildiğini, kararın da davacı tarafça istinafa başvurulmadığı için kesinleştiğini, müvekkilinin ... numaralı “...” markasının sahibi olduğunu, müvekkilinin 43. sınıfta faaliyetlerini sürdürdüğünü, davacının 30 ve 35. sınıfta tescilli markası ile dava ve talepte bulunmasının hukuka uygun olmadığını, müvekkilinin 43. sınıf dahilinde perakende satış yaptığını, davacının 30. sınıfta gıda üretimi hususunda markasını tescil ettirmesinin, üretim yapmasının, piyasaya toptan ürün sunmasının müvekkilini ilgilendirmediğini, ...  markasının müvekkili gibi birçok kişi tarafından tescil ettirilerek anonimleştiğini, müvekkili ile davacı markalarının aynı sınıfta olmuş olduğu durumda dahi markanın anonimleşmesi nedeni ile marka hakkına tecavüzün oluşmayacağını, “...” ibaresinin ayırt ediciliğini kaybettiğini, davacının haksız rekabet iddiasını somut verilere dayandırmadığını, müvekkilinin ... markasını yasal olarak kullanma hakkı mevcutken ve bu hakkı ortadan kaldırılmadan aleyhinde haksız rekabet davası açılabilmesinin hukuken mümkün olmadığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.<br>İlk Derece Mahkemesi Kararı: Mahkemece; \"Davacının davasının KABULÜNE, davalının davacı adına tescilli ... tescil nolu \" ...\" ibareli markadan doğan haklarına tecavüz ve haksız rekabetinin tespitine, durdurulmasına neticesi olan maddi durumun ortadan kaldırılmasına, bu kapsamda \" ...\" ibaresini ön plana çıkaran tabela ve her türlü tanıtım malzemelerine el konularak imhasına,Fazlaya dair maddi tazminat hakkı saklı kalmak kaydıyla 5.000,00 TL maddi ve 10.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Karar kesinleştiğinde masrafı davalıdan alınarak hüküm özetinin Türkiye çapında yayınlanan trajı en yüksek üç gazetenin birinde ilamına,\" karar verilmiştir. <br>İleri Sürülen İstinaf Sebepleri:Davalı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin davacıdan önce ve sonra tescil edilen örneklerden de anlaşılacağı gibi, \" ...\" markasını orjinal haliyle tescil ettirmesinin mümmük olabileceğini, \"...\" markasının, anonimleşmiş, ayırt edilme gücünü, özgün biriyle anılma yeteneğini bütünüyle yitirdiğini, Türk Marka ve Patent Kurumu'nca özgün kabul edilmeyen \"... \" nın kullanılması ile marka hakkında tecavüz edilebilmesinin, haksız rekabet edilmesinin, menfaat elde edilebilmesinin hiçbir koşulda mümkün olamayacağını,  bilirkişi raporundan da anlaşılacağı üzere, \"...\" markasının zayıf bir marka olduğunu, davacı yanın, küçük bir esnaf işletmesi olduğunu, müvekkilinin varlığını tesadüfen öğrendiğini, toptan üretim yaptığını, perakende satış yapmadığı gibi, bu husustaki tescilinin ise sonraki tarihte olduğunu, marka hakkına tecavüz edildiğini, haksız rekabet nedeniyle zarara uğradığı iddiasında olan davacı tarafın ne işyerinde, ne de kayıtlarında hiçbir inceleme yapılmadığını, sadece kanaatle hüküm verildiğini, davasını kanıtlayamayan davacı tarafın aleyhine olan delillerin var olduğunu ancak bunun yerel mahkeme tarafından tartılışmadığın, verilen hükmün gerekçelendirilmediğini, davanın reddinin gerekmesine karşın herhangi bir indirim uygulanmadan manevi tazminata hükmedildiğini, istinaf incelemesinde de kabul edileceği üzere, bu durumun 2709 Sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 141. Maddesi, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemesi Kanunun 297. Maddesine aykırılık oluşturduğunu, mahkeme kararlarının gerekçeli olmasının, adil yargılanmanın temel unsurlarından biri olması, hukuk devleti ve hukuki güvenlik ilkesinin bir sonucu olduğunu, bilirkişi raporlarının, yerel mahkemeye karar vermek için yeterli doneler vermiş ise de peşin hüküm ile ve gerekçesiz olarak davanın tümüyle kabulüne karar verildiğini, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İstinafa Cevap:Davacı  tarafın istinaf başvurusuna karşı cevap dilekçesi sunmadığı görüldü.<br>Gerekçe ve Sonuç:HMK'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak,  istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede;Dava, marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetin tespiti, durdurulması, sonuçlarının ortadan kaldırılması, maddi-manevi tazminat istemlerine ilişkindir. Davacı vekili, “...” ibareli marka üzerinde davacının tescilden önce yeme-içme sağlama hizmetlerinde eskiye dayalı hak sahibi olduğunu, davalının,  markayı  taklit etmek suretiyle \"...\" ibareli marka altında ticari faaliyete başladığını, davalı fillerinin müvekkilinin marka haklarına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğini ve maddi-manevi zararlara uğrattığını beyan etmiştir. Davalı vekili, müvekkilinin ...  numaralı “...” markasının sahibi olduğunu, müvekkilinin 43. sınıfta faaliyetlerini sürdürdüğünü, davacının 30 ve 35. sınıfta tescilli markası ile dava ve talepte bulunmasının hukuka uygun olmadığını, ... markasının müvekkili gibi birçok kişi tarafından tescil ettirilerek anonimleştiğini, marka hakkına tecavüzün oluşmayacağını, “...” ibaresinin ayırt ediciliğini kaybettiğini savunmuştur. SMK m.7 maddesinde marka sahibinin  izinsiz olarak yapılması hâlinde, önlenmesini talep edebileceği fiiller belirtilmiş, aynı kanunun 29. Maddede ise, marka hakkına tecavüz sayılan fiiller gösterilmiş, buna göre , marka sahibinin izni olmaksızın, tescilli olan marka ile aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzeri olan  bir işaretin tescil kapsamına giren mal veya hizmetlerde kullanılması marka hakkına tecavüz olarak  gösterilmiştir.  Bu hüküm çerçevesinde iltibasın söz konusu olabilmesi için ;-Tescilli marka ile aynı veya benzer bir işaretin kullanılması,-Tescilli marka ile aynı veya benzer işaretin aynı mal veya benzer mal veya hizmetlerde kullanılması,-Bu kullanımın karıştırılma ihtimaline neden olması gerekir.Kısaca iltibas olabilmesi için  hem karşılaştırmaya konu marka işaretleri arasında hem de işaretlerin tescil edileceği mal ve hizmetler arasında aynılık veya benzerlik olması gerekir. Aynı kanunun 149. Maddesine göre  marka hakkına tecavüz edilen hak sahibinin tecavüzün tespitini, önlenmesini  durdurulmasını, maddi ve manevi tazminat talebinde bulunabileceği düzenlenmiştir. 14.05.2014 tarihinde başvurusu yapılan ... tescil numaralı \" ...\" ibareli  markanın 30 ve 35. Sınıflarında ve 12.04.2017 tarihinde başvurusu yapılan ... tescil numaralı \"... +Şekil\" ibareli  markanın 43. Sınıfta  davacı adına tescilli olduğu, ... tescil numaralı \"...\" ibareli  markanın 43. Sınıfta  davalı adına tescilli olduğu görülmektedir. Dosyada mevcut bilirkişi raporunda; Bakırköy 1. Fikri Haklar 2018/21 D.İş dosyası kapsamında alınan bilirkişi raporunda elde edilen görsellerden görüldüğü üzere davalı tarafın markasını tescil ettirdiği hali dışında kullandığı, davalı yanın bu kullanımlarında, ayırt edici unsur olan “... ” ibaresini tali unsur olarak kullandığı, asli unsur olarak “ ...” ibaresini ön plana çıkardığı, davalı yanın bu kullanımlarının, davacı tarafın tescilli ... kod numaralı “...” ibareli markası ile iltibas yaratacağı, davalı yanın tescil dışı kullanımları  ile davacı yanın tescilli markalarına tecavüz ettiği ve  haksız rekabete sebebiyet verdiği belirtilmiştir. Dosya kapsamına göre , davacı markasının asıl unsurunun  “...” ibaresi olduğu ve  yiyecek ve içecek sağlanması hizmetlerinde kullanıldığı, davalının  ise “...” ibareli  düz yazı şeklindeki  markayı  43. Sınıfta  tescil ettirdiği ve kullandığı ,  davacı markasını oluşturan \"...\" ibaresinin  tescilli olduğu mal ve hizmette ticari alanda yaygın bir kullanımından söz edilemeyeceği, doğrudan ve bire bir  hizmeti tanımlayan bir ibare olmadığı    bu nedenle bütüncül olarak bakıldığında ortalama tüketici nezdinde  marka algısı oluşturduğu ve  tanımlayıcı nitelikte kabul edilemeyeceğinden davalının iddiasının aksine  ibarenin  jenerik isim haline gelmediği , davalı markasının asıl unsurunun “ ...” ibaresi olduğu,  ancak davalının markasını tescilli hali ile kullanmadığı, davalının markasal kullanımlarının   “ ...” ibaresini tali unsur olarak ve geri planda  kullandığı, davacı markasının asıl unsuru olan “...” ibaresini ön plana çıkararak davacı markasına yaklaştıracak şekilde  kullandığı,  davalı markasının tescilli olduğu  43. Sınıfta  künefe üretimi ve bunun tüketicilere sunulması hizmetlerinin davacı adına 43. Sınıfta  tescilli ... sayılı ... ŞEKİL markası ile  aynı  sınıfta tescilli olduğu, yine  davacı adına tescilli ... sayılı “ ...” markasının kapsamında tescilli olduğu  30. Sınıfta  Pastacılık ve fırıncılık mamulleri, tatlılar ile  35 . Sınıfta Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için Pastacılık ve fırıncılık mamulleri, tatlılar. mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri yönünden de  aynı tür veya bağlantılı olduğu, bu nedenle taraf markalarının kapsamındaki mal ve hizmetler yönünden  ayniyet ve  bağlantı bulunduğu, davalının markasal  kullanımların   hedef tüketici kitlesi nezdinde işletmeler arasında bağlantı kurma dahil iltibas ihtimalinin bulunduğu ,SMK 155 .maddesi gereğince  davalının tescilli markasını tecavüz davasında savunma sebebi yapamayacağı , davalının  markasının tescilli haline uygun olmayan  markasal kullanımlarının 6769 sayılı SMK 29. madde hükmüne göre davacının tescilli  marka hakkına tecavüz ve  haksız rekabet oluşturacağı sonuç ve kanaatine ulaşmıştır. Davalının marka hakkına tecavüz oluşturan kullanımları nedeniyle davacının maddi ve manevi tazminat talebinde bulunabileceği mahkemece bilirkişi raporu ile tespit edilen tazminat üzerinden taleple bağlı kalınarak 5.000,00 TL maddi tazminatın hüküm altına alınmasında bir isabetsizlik bulunmadığı , yine somut olayın özelliği,   ihlalin boyutu, hak ve adalet ilkesine göre   hüküm altına alınan 10.000,00 TL  manevi tazminatın dosya kapsamına uygun olduğ anlaşılmıştır. Davalı vekilinin İstinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Usûl ve yasaya uygun Bakırköy 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 11/02/2021 tarih ve 2018/312 E., 2021/37 K. sayılı kararına karşı davalı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 1.024,65 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,3-Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 21/03/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"50c3863c739eb473","SID":"9bf3cd9ba98ea654"}}