{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>DOSYA NO: 2021/490 <br>KARAR NO: 2024/579<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul 1.fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi<br>TARİHİ: 10/02/2021<br>NUMARASI: 2019/26 E. - 2021/67 K.<br>DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hakkına Tecavüzden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 21/03/2024<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan  inceleme sonucunda; <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkillerinin dünyada tanınmış ... markasının sahibi olduğunu, TPE nezdinde birçok tescillerinin bulunduğunu ayrıca ... ibaresinin müvekkili adına TPE nezdinde ... sayı ile Tanınmış Marka olarak koruma altında olduğunu, müvekkillerinin ... markası için çok yüksek yatırım ve reklam harcamaları yaptığını, Davalı tarafın, “...” markaları ile tecavüz teşkil eder kullanımlar gerçekleştirdiğini, müvekkili firma ile haksız rekabet teşkil edecek eylemlerde bulunduğunu iddia ederek marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetin tespiti, men'i, ref'i, davalı yana ait ... kod numaralı \"...\" ibareli markasının SMK 6/1, 6/5, 6/9 ve 6/6 hükümleri çerçevesinde hükümsüz kılınmasını, davalıya ait ticaret unvanının terkinini, davalı yana ait ... uzantılı internet adresine Türkiye’den erişimin engellenmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı yanın, Müvekkili aleyhine Bakırköy 4. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2018/30 D.iş sayılı dosyası üzerinden gerçekleştirdiği tespitin akabinde karşı yan ile anlaşarak tespite konu kullanımları durdurduklarını, davanın yetkili mahkemede açılmadığını,  davacının Müvekkiline ait \"...\" ibareli markasının hükümsüzlüğü yolundaki taleplerin kabul edilemeyeceğini beyanla  esas yönünden de  davanın reddini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesi Kararı:Mahkemece; \"1-Davalının davacıya ait marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin tespitine, durdurulmasına, önlenmesine,2-Alan adının iptali, ticaret unvanının terkini, markanın hükümsüzlüğü taleplerinin ayrı ayrı REDDİNE,3-HMK 389 vd maddeleri kapsamında davacınındavacıya ait  ... ve ... ŞEKİLmarkalarını, ... özel servisi intiba yaratacak şekilde büyük puntolarla markasal olarak kullanımının önlenmesine, reklam, tabela, tanıtım materyallerinde markasal kullanımın önlenmesine, ticari evrak ve faturaların ticari hayatta 3. Kişilerin haklarının güvence altına alınması yönünden el koyma işlemi dışında tutulmasına, web sitesi içinden de markasaletki yaratacak içeriklerin çıkarılmasına, infazda bilirkişi raporunun dikkate alınmasına,\" karar verilmiştir. İleri Sürülen İstinaf Sebepleri: Davacı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet talepleri yönünden gerekçeli kararın çelişkili ve infazda tereddüt yaratır şekilde olduğunu, davalının tüm markasal kullanımlarının bu kapsamda kaldığının açıkça belirtilmesi gerektiğini,  somut olayda davalının ...Tic. LTD ŞTİ ibareli ticaret unvanının müvekkiline karşı ayrıca haksız rekabet  yarattığını,  ... markalarının karıştırılma ihtimali yaratacak düzeyde benzerini ticaret unvanında kullanmasının dürüstlüğe uygun bir kullanım olmadığını , sonraki tarihli ticaret unvanın, kötü niyetli olduğunu, işbu istinafa konu kararda davalının ... alan adının “...” ibaresini esas unsur, “...” ibaresini ise tanımlayıcı bir kavram olması nedeniyle tali unsur olarak içerdiğini, “...” ve “...” ibareleri arasında zayıf düzeyde benzerlik olduğunu ancak karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı gerekçesiyle iptal şartlarının oluşmadığın belirtildiğini, ancak bu kararın, eksik ve hatalı incelemeye dayanmakta olup hukuka aykırı bir karar olduğunu  davalı lehine hüküm altına alınan vekalet ücretinin de hatalı olduğunu, davalıya ait markanın hükümsüzlüğü ile ticaret unvanının ve alan adının iptali talepleri bakımından  ilk  derece mahkemesi kararının kaldırılarak  taleplerinin tümden kabulüne  karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesi kararının reddedilen talepler yönünden usul ve yasaya uygun olduğunu,  tescilli markaların SMK'da özel olarak korunması sebebiyle haksız rekabet hükümleri uyarınca ayrıca değerlendirme yapılmaması gerektiğini, görsel anlamda müvekkilinin logosu ve davacının logosunun hiç bir ilgisinin olmadığını, işitsel ve bütünsel anlamdaki karşılaştırmalarda da aynı durumun geçerli olduğunu, müvekkilinin markasal kullanımlarının  iltibasa sebebiyet verir nitelikte marka hakkına tecavüz ve  haksız rekabetin söz konusu olmadığını,  zira davacı markasının dünya çapında tanınan marka olması nedeniyle karıştırılma ihtimalinin  bulunmadığını, markalar arası benzerlik bulunmadığını, keza müvekkilinin müşterilerini kandırma ihtimalinin de bulunmadığını, çalışılan kişilerin de zaten işin içinde olan ve tüccar insanlardan ibaret olduğunu, müvekkilinin  kardeşinin adı ile soyadını marka olarak kullandığını ve logosunu da davacı tarafın logosu ile hiç bir ilgisi olmayan bir şekilde düzenleyerek tescil ettirdiğini, ileri sürerek ilk derece mahkemesince kurulan kararın istinafen incelenerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İstinafa Cevap:Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; davalı tarafın istinaf taleplerinin gerçeği yansıtmadığını, uzman bilirkişi raporunda da belirtildiği gibi davalı tarafa ait ... şeklindeki kullanımlarının müvekkilin tescilli olan ... markası ile ayır edilemeyecek derecede benzer olduğunu ve aynı ve benzer mal ve hizmetlerde kullanıldığını, davalı tarafın “...” şeklindeki kullanımlarının tüketici/müşteri nezdinde müvekkil ile ilişkilendirme/karıştırılma ihtimaline yol açtığını,  davalıya ait ... esas unsurlu davaya konu markasının 37. sınıftaki hizmetler üzerinde kullanılmasının müvekkillerinin tanınmış ... markalarına karşı tecavüz yaratacağını ve davalı tescillerinin esaslı unsuru olan ... markası ile müvekkilin tanınmış ... markasının aynı 3 harfin aynı hece ile başladıkları ve bu durumun tescilli marka ile davalı kullanım arasındaki iltibas riskini arttırdığının tespit edildiğini ve keza ... esas unsurlu bu tescile ilişkin hükümsüzlük taleplerinin yerinde görülmemesinin çelişkili ve hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek, davalı tarafın istinaf taleplerinin reddine,  yeniden davanın kabulüne  karar verilmesini talep etmiştir.<br>Gerekçe ve Sonuç: HMK'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak,  istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede;Dava, marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetin tespiti, men'i ve ref'i ile davalı adına tescilli ... nolu \"...\" markasının hükümsüzlüğü, ticaret ünvanının  terkini, alan adının iptali istemlerine  ilişkindir. Davacının ...” ibareli markasının 1990 yılında ... sayı ile 01, 02, 03, 05, 06, 07, 08, 09, 11, 12, 16, 18, 20, 21, 22, 24, 25 ve 27. sınıflarda tescil edildiği, ... sayı ile tanınmış marka olarak tescilli olduğu , ... esas unsurlu başkaca seri markalarının tescilli olduğu görülmektedir. ... numaralı  \"...\" markasının 37.sınıf için 22.8.2017 tarihinde davalı adına tescil edildiği  görülmektedir. Davalının  ... çekirdek unsurlu ticaret ünvanının ise 7.2.2017 tarihinde tescil edildiği görülmektedir. 15/04/2020 tarihli bilirkişi raporunda; Davalı yanın tespit edilen markasal kullanımlarının davacı yana ait tescilli markaları ile iltibasa sebebiyet verir mahiyette olduğunu,  tescilli markalarına tecavüz teşkil ettiğini ve davacı yan ile haksız rekabete sebebiyet verdiğini, davalı adına tescilli ... kod numaralı markanın hükümsüzlüğü koşullarının oluşmadığını, davalı yana ait tescilli ticaret unvanının terkini koşullarının oluşmadığını, alan adına erişimin engellenmesi koşullarının oluşmadığı belirtilmiştir.  13/01/2021 tarihli bilirkişi raporunda ; Davalının hükümsüzlüğü talep edilen ... no ile tescilli \"...\" şekil markasının hükümsüzlük koşullarının mevcut olmadığını, davalının raporda görsellerine yer verilen ... Şekil şeklindeki kullanımlarının davacının tescilli markalarından doğan haklarına tecavüz teşkil ettiğini, davalının www...com.tr alan adının davacı adına tescilli ... markalarına tecavüz teşkil etmediğini, dolayısıyla alan adının iptal şartlarının oluşmadığını, davalının ticaret unvanının davacıya ait tescilli markalara tecavüz teşkil etmediğini unvan ,terkin şartlarının da oluşmadığını, tescilli markaların Sınai Mülkiyet Kanunu hükümleri ile özel olarak korunması sebebiyle Türk Ticaret Kanunu'nun haksız rekabet hükümleri uyarınca ayrıca değerlendirme yapılmadığı belirtilmiştir. Marka hakkına tecavüz iddiasının değerlendirilebilmesi için öncelikle davalı markasının hükümsüzlüğü talebinin haklı olup olmadığı değerlendirilmelidir.  SMK 25/1'e göre; “5 inci veya 6 ıncı  maddede sayılan hâllerden birinin mevcut olması hâlinde mahkeme tarafından markanın hükümsüzlüğüne karar verilir\" SMK 6/1 maddesi  hükmüne göre; tescil başvurusu yapılan bir markanın, veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.Bu hükme göre , iltibastan söz edilebilmesi için ; -Tescilli marka ile aynı veya benzer bir işaretin kullanılması, -Tescilli marka ile aynı veya benzer işaretim aynı mal veya benzer mal veya hizmetlerde kullanılması, -Bu kullanımın karıştırılma ihtimaline neden olması gerekir. Kısaca iltibas olabilmesi için  hem karşılaştırmaya konu marka işaretleri arasında hem de işaretlerin tescil edileceği mal ve hizmetler arasında aynılık veya benzerlik olması gerekir.  Ancak  farklı mal ve hizmetlerde tescilli olmakla birlikte, SMK 6/5 maddesi hükmüne göre; tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.  Zira tanınmış niteliği haiz bir markanın farklı mal veya hizmetlerde kullanımı hâlinde, o markanın tüketicileri çoğu zaman tanınmış marka sahibinin faaliyet alanını genişlettiğine inanarak mal veya hizmet tercihlerini değiştirebilirler. Böyle bir durumda tanınmış marka ile işletme arasındaki bağ, marka hakkı sahibinin arzusu dışında zayıflayarak markanın itibarında  zedelenme  ya da ayırt edici karakterini kaybetme ,  tescil ettirenin  haksız yarar sağlaması gibi  sonuçlar doğurabilmektedir. Dosya kapsamına göre, davacının markasının esas unsurunun  ... ibaresi olduğu, ibarenin  sağ üst tarfında ok bulunan dairenin  ortasındaki  yatay dikdörtgen üzerine konumlandırılmış olduğu, davalı markasındaki baskın unsurun ise  ... vinç şekli olduğu ve ... ibaresi ile birlikte davalı markasının esas unsurunu oluşturduğu,  markalar arasında görsel, işitsel ve kavramsal benzerlik  bulunmadığı , markaların esas unsurlarına göre bütüncül olarak bıraktıkları izlenimde markalar arasında karıştırılma  tehlikesi yaratmadığı, davalı markasının davacının ticaret ünvanını da içermediği   bu nedenle davalı markasının SMK 6/1-5 kapsamında hükümsüzlük koşullarının bulunmadığı anlaşılmaktadır. Aynı nedenlerle davalı ticaret ünvanının ve internet alan adının davacı markasını içermediği iltibas oluşturmadığı , tescilli markadaki ... ibaresinin kullanımı niteliğinde olduğu terkini taleplerinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır. Davalının ticaret alanında  markasal kullanımlarının marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet oluşturup oluşturmadığına gelince; SMK m.7 maddesinde marka sahibinin  izinsiz olarak yapılması hâlinde, önlenmesini talep edebileceği fiiller belirtilmiş, aynı kanunun 29. Maddede ise, marka hakkına tecavüz sayılan  fiiller gösterilmiş, buna göre , marka sahibinin izni olmaksızın, tescilli olan marka ile aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzeri olan  bir işaretin tescil kapsamına giren mal veya hizmetlerde kullanılması marka hakkına tecavüz olarak  gösterilmiştir.  SMK 7/2-c maddesine göre, aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde olmasına bakılmaksızın, tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle markanın itibarından haksız bir yarar elde edecek veya itibarına zarar verecek veya ayırt edici karakterini zedeleyecek nitelikteki herhangi bir işaretin haklı bir sebep olmaksızın kullanılması marka hakkına tecavüz teşkil eder.  Davalının tescilli markasının esas unsuru , siyah zemin üzerinde sarı altın renkli \"... +... şekli +...\"  şeklinde olduğu halde  markasal kullanımın markanın tescilli haline uygun olmadığı,    gri daire içine  davacı markasındaki yazım stili ve konumlandırılış biçimi  ile aynı şekilde  ...  ibaresinin konumlandırıldığı bu haliyle davacıya ait logoyu  taklit eder şekilde   araç servis, yedek parça, bakım ve onarım hizmetlerinde kullandığı dolayısıyla davalının fiili kullanımının davacının şekil markası ile iltibas yarattığı, davalının kullanımlarının gerçekleştiği mal ve hizmetlerde  davacının tanınmış marka olduğu , davalının markasal  kullanımlarının tanınmış davacı markasına yaklaştırma çabası olduğu , dürüstlük kurallarına aykırı olduğu tanınmış markadan haksız yararlanma sonucu doğurduğu bu nedenlerle davalının fiili bu şekildeki fiili kullanımlarının  marka hakkına tecavüz teşkil ettiği,  logo içinde yer almayan sadece ...  ibaresinin yatay yada dikey kullanımının ise, yukarıda açıklandığı üzere taraf markaları arasında benzerlik bulunmadığı iltibas teşkil etmediği  gözetildiğinde  tescilli markanın  esas unsuru içinde yer alan ibarenin farklı  kullanımı olduğu davacı markasına tecavüz oluşturmadığı  anlaşılmıştır.Öte yandan, Türk Ticaret Kanunu'nda haksız rekabet kuralları, rekabet hakkının dürüstlük kuralları çerçevesinde kullanılmasını sağlamak ve rekabet hakkının kötüye kullanılmasını engellemek amacı ile ayrıntılı şekilde düzenlenmiş    hükümlerdir. 6102 sayılı TTK’nın 55/1-a-4 bendinde yer alan “Başkasının malları, iş ürünleri, faaliyetleri veya işleri ile karıştırılmaya yol açan önlemler almak haksız rekabet teşkil eden fiilerdendir. Davalının marka hakkına tecavüz teşkil eden kullanımları tespit edilmiş olup, yukarıda açıklandığı üzere  bu durumun   dürüstlük kurallarına aykırı olduğu tanınmış markadan haksız yararlanma sonucu doğurduğu dolayısıyla davalının,   kartvizit,  internet sitesi,  afiş gibi tanıtım araçlarında davacı markası ile iltibas teşkil eden kullanımlarının  marka hakkına tecavüz yanında ayrıca haksız rekabet teşkil ettiği anlaşılmıştır. İstinaf sebebi yapılan vekalet ücreti yönünden, reddedilen her bir talep için ayrı vekalet ücretine hükmedilmesinde hukuka aykırı bir yön bulunmadığı anlaşılmıştır. Sonuç olarak , dosya kapsamında  iddia ve savunmaya, saptanan dava niteliğine ve  toplanıp değerlendirilen delillere göre  kararda gösterilen yasal ve yeterli gerekçeye dayalı   kurulan hükümde bir isabetsizlik bulunmadığı,  istinaf başvuru sebeplerinin yerinde olmadığı  anlaşılmıştır.Taraf vekillerinin İstinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Usûl ve yasaya uygun İstanbul 1.fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 10/02/2021 tarih ve 2019/26 E., 2021/67 K. sayılı kararına karşı taraf vekilleri tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2/a-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 368,3‬0 TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 2/b-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 368,3‬0 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3- Taraflarca istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a Temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 21/03/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"f5d86cb8be960a7a","SID":"6e374bb282c29b34"}}