{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>ANTALYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>11. HUKUK DAİRESİ<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>KARAR TARİHİ: 31/03/2023<br>DAVANIN KONUSU: Limited Şirket Müdürlüğünün Sona Erdiğinin Tespiti <br>GEREKÇELİ KARAR <br>YAZIM TARİHİ: 29/02/2024<br><br>İlk Derece Mahkemesinin kararı süresi içerisinde  istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.<br>Üye hakimin görüşü değerlendirildi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: <br>Davacı vekili;  davacı, davalı şirkette bir süre ortak ve müdür olarak görev yaptığını, sonraki süreçte ortağı ile bir takım sorunlar yaşaması sebebiyle, Antalya 3. Noterliğinin 21 Mart 2016 tarih ve .... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile müdürlük görevinden istifa ettiğini, istifa sonrasında yasal olarak bir yükümlülüğü kalmamış olan davacının sonraki süreçleri takip etmemiş olmakla birlikte kendisine yönlendirilmiş olan bazı borçlar sonrasında kendisi ile ilgili istifasının işlenmesi ve tescil edilmesi işlemlerinin yapılmamış olduğunu öğrendiğini, davacının 2018 yılı Ağustos ayı itibariyle görevi sona ermiş olmasına rağmen sanki bu tarihten sonra da müdürlük görevi devam ediyor gibi işlem yapıldığını, istifa etmesinin yanında müdürlük görevinin ayrıca şirkete kayyum atanması sebebi ile de devam etmesinin mümkün olmadığını, şirkete atanmış olan kayyumların hali hazırda Antalya 22. Asliye Ceza Mahkemesinin .... Esas sayılı dosyasında yargılandığını, davacının istifasının iş bu görevlendirilen kayyumlar tarafından süresi içerisinde ve usule uygun bir şekilde sicile bildirilmemiş olduğu için hakkında cezai işlem dahi uygulandığını, Yargıtay’ın yerleşmiş içtihatları doğrultusunda da davacının istifasının kabulü, tescili ve bu istifanın ilanı ile ilgili olarak dava açma zorunluluğu doğduğunu ileri sürerek, açmış oldukları haklı davanın kabulüne, dava harç ve masraflarının ve kanuni vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>Davalı ... vekili; ...’nin hazırda kayıtlı bulunduğu Antalya Ticaret Sicili Müdürlüğünün hasım olarak gösterilmesi gerektiğini, davalının hasım gösterilmesinin hukuka aykırı olduğunu, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 124. Maddesi hükmü uyarınca davacının açık rızasına istinaden veya re’sen taraf değişikliği kararı verilmesini ve davalı olarak Antalya Ticaret Sicil Müdürlüğünün kabul edilmesine, bu taleplerin kabul edilmemesi halinde ise inceleme konusu davanın husumet yönünden reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini istemiştir. <br>Mahkemece; \"....  Davacının  davalı şirketteki müdürlük görevinden istifa ettiği, ancak istifanın davalı şirkete tebliğ edilemediği, şirketin diğer ortağına yapılan tebligatın da ortağın vekiline yapıldığı ve usulüne uygun olmadığı, dolayısıyla istifanın şirkete ve diğer ortağa ulaşmadığı ancak mahkememizin ... Esas sayılı dava dosyasında 23/02/2017 tarihli ön inceleme duruşmasında işletmeci bilirkişi .... ile mali müşavir ... in yönetim kayyumu olarak atandıkları ve bu hususun 01/03/2017 tarihinde re'sen Ticaret Sicil Müdürlüğüne tescil ve ilan edildiği görülmekle müdürlük görevinin bu tarihte sona erdiği görülmekle müdürlük görevinin 01/03/2017 tarihinde sona erdiğinin tespitine karar vermek gerekmiştir. Davalı ... yönünden ise davanın pasif husumet dava şartı yokluğu nedeniyle reddine karar vermek gerekmiştir. Her ne kadar davacı tarafça müdürlük görevinin sona erdiği hususun tescil ve ilanının da talep ettiği görülmüş ise de; davacının, TTK’nın 34. ve 22. maddeleriyle düzenlenen sınırlayıcı hükümler çerçevesinde müdürlük görevinden istifasının ticaret siciline tescil ve ilanını isteyebilecek ilgililer arasında olmadığı görülmekle tescil ve ilan yönünden mahkememizce hüküm tesis edilmediğine,\" karar verilmiştir. <br>Karara karşı, davacı vekili  istinaf başvurusunda bulunmuştur. <br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin istifası sonrası bildirim yapma zorunluluğu şirkete ait olup, şirketin kusuru sonrası müvekkilin, ticaret il müdürlüğü tarafından sorumlu tutulması söz konusu olduğundan açmış oldukları davalarının her iki davalı açısından da kabul edilmesi gerektiği halde kısmen kabul kısmen red kararının doğru olmadığını,  müvekkili tarafından yapılmış olan istifa neticesinde ne şirkete ne de ticaret sicil müdürlüğüne karşı her hangi bir sorumluluğu olmaması gerektiği ile ilgili başvuru yapıldığı halde  yerel mahkeme tarafından ticaret sicil müdürlüğü açısından red kararı verildiğini, bir kimsenin istifa etmiş olması sonrasında kendi yetkisi dışında olarak, şirket adına bu bildirimi Ticaret Sicil Müdürlüğüne yapmasının mümkün olmadığını,  müvekkilinin istifası sonrasında şirket ile her hangi bir bağı kalmadığı gibi, bu istifasını şirketi temsilen bildirmesi gibi bir imkan da bulunmadığını, böyle durumlarda istifa halini Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne bildirme yükümlülüğünün şirkete ait olduğunu, bunun müvekkiline yüklenmesinin mümkün olmadığını, yerel mahkemece, emsal bir karara dayanarak, Ticaret Sicil Müdürlüğü açısından bildirim yükümlülüğünü müvekkiline yüklenmiş ise de, emsal kararda usule uygun bir istifanın olmadığını, müvekkili açısından usule uygun bir istifa söz konusu olduğundan bu bildirimi yapma yönünden yetkisi olmadığı halinin de dikkate alınarak, Ticaret Sicil Müdürlüğü açısından da açmış oldukları davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken bu açıdan davanın reddinin doğru olmadığını, yerel mahkemenin kararının kaldırılarak davanın kabulü yönünde karar verilmesini talep etmiştir. <br>Dava,  şirket müdürlüğü görevinin sona erdiğinin tespiti istemine ilişkindir.<br>Mahkemece yazılı gerekçeyle, davanın kısmen kabulü kısmen reddine karar verilmiştir.<br>Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>HMK m. 359/3 uyarınca; dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, müdürlük görevinin sona erdiğinin tespiti davasında husumetin şirkete yöneltilmesinin gerekmesine, Sicil Memurluğu tarafından yapılması gereken ilan hususun idari işlem mahiyetinde olmasına ( Dairemizin aynı yönde 27/09/2021 tarih ... Esas ... Karar sayılı ilamı ), HMK m. 355/1. gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre; davacı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK m. 353/1-b-1. gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerektiği anlaşıldığından aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; <br>1-Davacı vekilinin İlk Derece Mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun ESASTAN REDDİNE,<br>2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 427,60 TL maktu istinaf karar harcından peşin olarak yatırılan 269,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 157,75 TL istinaf karar harcının davacıdan  tahsili ile Hazineye GELİR KAYDINA, harç tahsil müzekkeresinin ilk derece mahkemesince YAZILMASINA,<br>3-Davacının istinaf başvurusu nedeniyle yapılan yargılama masraflarının kendi üzerinde BIRAKILMASINA, <br>4-Kullanılmayan istinaf gider avansının 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesince ilgilisine İADESİNE, <br>5-İstinaf incelemesi dosya üzerinden yapıldığından davalı lehine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,<br>6-Kararın Dairemiz tarafından taraflara TEBLİĞİNE,  <br>Dair, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 353/1-b-1. bendi gereğince aynı kanunun 361/1. maddesi gereğince Dairemiz kararının tebliğinden itibaren İKİ HAFTALIK süre içinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere  karar verildi. 29/02/2024<br>\t\t\t\t<br>...</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"8f5489055dff4a4f","SID":"2d60fe460feecfd3"}}