{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ <br>26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2022/373 - 2024/358<br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>26. HUKUK DAİRESİ<br><br><br>ESAS NO\t: 2022/373 <br>KARAR NO\t: 2024/358<br><br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R <br><br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 22/10/2021<br>NUMARASI\t\t: 2019/267 Esas 2021/547 Karar<br><br>DAVACI\t:\t  <br>VEKİLİ\t<br>DAVALI\t: <br><br>DAVANIN KONUSU\t: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan)<br>KARAR TARİHİ\t: 14/03/2024<br>GEREKÇELİ KARAR <br>YAZILMA TARİHİ\t: 21/03/2024<br><br>\tMahalli mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda; <br>\tTARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI; <br>\tDavacı vekili, 24.06.2018 tarihinde davalıya zorunlu mali mesuliyet sigorta poliçesi ile sigortalı dava dışı ...’in sevk ve idaresindeki ...  plakalı araçla  davacının sevk ve idaresindeki ... plakalı araca çarpması sonucu meydana gelen kazada davacının yaralandığını ve malul kaldığını, davalı tarafından 09.11.2018 tarihinde 7.892,62 TL ödenme yapılmış ise de ödemenin yetersiz olduğunu, 18.03.2019 tarihinde yaptıkları ikinci başvuru üzerine ödeme yapılmadığını, davacının özel sürücü kursunda öğretmen olduğunu belirterek HMK’nın 107 gereğince fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 800 TL sürekli iş göremezlik, 100 TL geçici iş göremezlik, 100 TL bakıcı gideri olmak üzere toplam 1.000 TL maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek avans  faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.<br><br>\tDavalı vekili, ...  plakalı aracın 360.000 TL limitle davalı şirkete ZMMS ile sigortalı olup 09.11.2018 tarihinde kusur oranına göre davacıya 7.892,62 TL ödeme yaptıklarından davanın reddini, aksi halde ödeme tarihindeki verilerek göre zararın belirlenmesini, karşılanmaması halinde ödemenin güncellenerek mahsubunu, geçici işgöremezlik zararı ve bakıcı giderinin teminat dışı olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.<br>\tİLK DERECE MAHKEME KARARI;<br>\tMahkemece davanın  trafik kazasından kaynaklanan geçici, kalıcı iş göremezlik ve bakıcı gideri tazminatının tahsiline ilişkin olduğu, Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2018/65691 soruşturma no'lu dosyası, trafik kazası tespit tutanağı, Adli Tıp Kurumu maluliyet raporları incelendiğinde; kaza tarihi olan 24.06.2018 tarihinde davalı sigorta şirketince sigortalı olan aracın davacıya çarparak davacıyı kaza tarihinde yürürlükte bulunan Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkındaki Yönetmelik hükümleri gereğince %8 oranında engelli bıraktığı, ancak dosyada mevcut 11.12.2018 tarihli Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı Uzlaştırma bürosunca düzenlenen uzlaştırma raporunda davacının 10.000,00 TL manevi tazminat karşılığı uzlaştırmayı kabul ettiği maddi tazminat isteğini ise saklı tutmadığı, CMK'nın 253/19. maddesinde suçtan zarar görenin faili ile anlaşması halinde failin eylemlerinden sorumlu olanlarında uzlaştırma hükümlerinden istifade edeceğinin kabul edileceği, yine Yüksek Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 03.12.2020 tarih, 2019/6258 Esas, 2020/8061 Karar sayılı ilamı \"... 5271 sayılı CMK'nın 253/17. bendinde; \"Cumhuriyet savcısı, uzlaşmanın, tarafların özgür iradelerine dayandığını ve edimin hukuka uygun olduğunu belirlerse raporu veya belgeyi mühür ve imza altına alarak soruşturma dosyasında muhafaza eder.\" CMK'nın 253/19. bendine göre ise \"...Uzlaşmanın sağlanması halinde, soruşturma konusu suç nedeniyle tazminat davası açılamaz; açılmış olan davadan feragat edilmiş sayılır. Şüphelinin, edimini yerine getirmemesi halinde uzlaşma raporu veya belgesi,9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 38 inci maddesinde yazılı ilam mahiyetini haiz belgelerden sayılır.\" hükmü yer almakta olup uzlaşma raporu ilam mahiyetinde olduğundan ve uzlaşmanın sağlanması halinde, soruşturma konusu suç nedeniyle tazminat davası açılamayacağından açılan davanın reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirmeyle davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamıştır... şeklinde olup, izah edilen nedenler ile davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.<br>\tİLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ;<br>\tDavacı vekili istinaf dilekçesinde, 24.06.2018 tarihinde, dava dışı sürücü ...’in sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı aracı ile 2128 sokaktan Yıldırım Beyazıt Caddesi istikametine doğru seyrederken; 2124 Sokak Gazi Bulvarı istikametinden Park istikametine seyreden davacının sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı araca çarpması neticesinde kusursuz davacının ağır şekilde yaralandığını, kalıcı ve geçici iş göremezliği nedeniyle uğradığı maddi zararlardan, davalı sigorta şirketinin poliçe teminatı kapsamında sorumlu olduğunu, kazanın ardından Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı'nca 2018/65691 Sor. sayılı dosyası kapsamında soruşturma yürütülürken; davacının iyileşme süreci tamamlanmadan ve zararı bu nedenle belirlenebilir seviyede değilken, 11.12.2018 tarihli uzlaşma tutanağı ile uzlaştıklarını, uzlaşma tutanağı ile davacının zararını karşılamaktan oldukça uzak ve hakkaniyete aykırı bir meblağın edim olarak belirlendiğini ve tarafların bu hususta uzlaştıklarını, bununla beraber, işbu uzlaşma raporunda davacının yalnızca manevi tazminata ilişkin hakları bakımından uzlaştığını açıkça belirtildiğini, ancak yerel mahkemece, davacının uzlaşması sonucu maddi tazminat davası açılamayacağı gerekçesiyle ret kararı verilmiş ise de kararın yasaya aykırı olduğunu, bu hususta, Yargıtay 17. Hukuk Dairesi 2015/17658 E. 2017/190 K. Sayılı \"Davaya konu trafik kazasıyla ilgili olarak 21.04.2009 tarihli uzlaşma protokolüyle ceza davası ile davacı mağdur yaya ..., annesi ... ve babası ...’ın sigortalı işleten ... ve sürücü ... aleyhine açmış oldukları maddi ve manevi tazminat davasından feragat etmek şartıyla ve zorunlu trafik sigorta şirketinden talep edilebilecek maddi tazminat hakları saklı tutulmak suretiyle davacı mağdur yaya ..., annesi ..., babası ..., sigortalı işleten ... ve sürücü sanık ... 30.000 TL karşılığında uzlaşmış, ceza davasında taksirle yaralama suçundan uzlaşma nedeniyle davanın düşürülmesine, hukuk davasında feragat nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir. İşbu dava 25/12/2013 tarihinde mağdur yaya ... tarafından bakıcı (tedavi) gideri talepli olarak kazaya karışan aracın zorunlu trafik sigortacısına karşı açılmıştır. Her ne kadar mahkemece davacının dava dışı işleteni ibra etmesi karşısında, işletenin hukuki sorumluluğunu üstlenen davalı ... şirketi hakkında da dava açılamayacağından bahisle davanın reddine karar verilmiş ise de, 21.04.2009 tarihli uzlaşma protokolüne göre davacı ... ile anne ve babasının sigortalı işletenden ve sürücüden 30.000 TL tahsil ettiği, aynı protokol ile davacının sigortalı işletenin zorunlu trafik sigortacısına dava açma hakkını saklı tuttuğu görülmektedir. Bu durumda davacının zararının tamamen giderildiği düşünülemez. Davacının zararı tamamen giderilerek kaza nedeniyle bir ibralaşma yapılmadığından ve yapılan anlaşma sigorta şirketinin işletene rücu olmadığı için sigorta şirketinin durumunu ağırlaştırmaması nedeniyle ancak ödeme miktarı kadar sigorta şirketini sorumluluktan kurtaracağından, zarar görenin bakiye zararını sigorta şirketinden talep edebileceği anlaşıldığından, mahkemece taraf delilleri toplanarak sonucuna göre karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir.\" kararıyla bu hususu açıklığa kavuşturduğunu, bu nedenle, davacı her ne kadar soruşturma dosyası kapsamında uzlaşmış olsa da manevi tazminat talepleri bakımından uzlaştığı göz önüne alındığında, maddi tazminat haklarına dair bir uzlaşma olmadığı açıkça ortada iken verilen ret kararının hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu,  ayrıca Yerel mahkemece ret kararı verilmişse de; uzlaşma raporunun taraflarca imza altına alındığı tarihte  davacının zararı, iyileşme sürecinin henüz devam etmesi ve uzlaşma sürecinin kazanın üzerinden dört ay dahi geçmeden başlaması nedeniyle belirlenebilir durumda olmadığını, bu nedenle uzlaşma sürecinde davacı tarafından öne sürülen meblağ ancak o ana dek ortaya çıkan zararları olacağını,  uzlaşma sürecinin ardından iyileşme dönemi sona ermiş ve kazanın üzerinden zaman geçmesi sonucu kaza nedeniyle sürekli maluliyetinin oluştuğunu,  ancak kazanın hemen ardından yürütülen uzlaşma süreci sonunda kararlaştırılan edimin; davacının kaza nedeniyle uğradığı belirlenebilir zararların oldukça altında kaldığından ve işbu zararları başkaca sorumlulardan talep etme hakkının önüne geçtiğinden daha fazla mağdur olmasına neden olduğunu, bu nedenle uzlaşma tutanağı ile imza altına alınan meblağ hakkaniyete açıkça aykırı olduğundan; davacının iyileşme dönemi sona erip, kaza nedeniyle uğradığı geçici- kalıcı işgöremezlik ve bakıcı gideri zararı belirlenebilir hale geldiğinde bu zararların tazmini amacıyla  maddi tazminat davasının ikame edildiğini, yerel Mahkemece ceza dosyası kapsamında uzlaşmış olması nedeniyle verilen ret kararının bahsi geçen nedenlerle hakkaniyete, hukuka ve oluşa aykırı olduğunu, uzlaşma tutanağında yalnızca manevi tazminat hakları bakımından uzlaştığını belirtmesi ve maddi tazminata ilişkin haklarına ilişkin olarak bedel aldığının belirtilmemesi, uzlaşma sürecinin başladığı tarihin zararın belirlenebilmesi bakımından oldukça erken olması gibi hususlar göz önüne alındığında yerel Mahkemece verilen ret kararının usule ve yasaya aykırı olduğunu, davacının olaydan bu yana tedavisi nedeniyle çalışamadığı ve dava konusu kaza sonucu uğradığı kalıcı maluliyeti nedeniyle iş hayatında diğerlerine kıyasla çok daha fazla efor sarf etmesi gerekeceği düşünüldüğünde, uzlaşma süreci sonunda kararlaştırılan edimin hakkaniyete aykırı olduğunun sabit olduğunu, davacının kaza nedeniyle vücudunda meydana gelen kemik kırıkları ve dava dışı sürücü ...'in kusurlu olduğu göz önüne alındığında uzlaştırma sürecinin davacının hasta halinden yararlanmak maksadıyla kazadan hemen sonra başlatılarak, hakkaniyete aykırı edimin davacıya  kabul ettirildiğini belirterek istinaf isteminin kabulü ile yerel mahkeme kararının kaldırılmasına davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.<br>\tDELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE;<br>\tDavacı vekilinin HMK’nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleri ile sınırlı olarak, dosya içerisindeki bilgi ve belgeler, mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonunda;<br>\tDava trafik kazasında yaralanmadan kaynaklanan cismani zarar nedeniyle geçici-sürekli işgöremezlik tazminatı ile bakıcı gideri istemine ilişkindir.<br>\tDavacı vekili, davalının zorunlu mali mesuliyet sigortacısı olduğu aracın davacının idaresindeki araca çarpması sonucu meydana gelen kazada davacının yaralandığını belirterek maddi tazminat talep etmiş mahkemece davacı ile davalıya sigortalı araç sürücüsü arasında savcılık aşamasında uzlaşma sağlandığından CMK'nın 253. Maddesi gereğince davanın reddine karar verilmiştir.<br>\tDava konusu kaza nedeniyle açılan Antalya Cumhuriyet Başsavcılığının 2018/65691 sayılı soruşturma dosyasında, müştekinin..., şüphelinin ...  suçun taksirle yaralamaya sebebiyet vermek olduğu, şüpheliye isnat edilen suçun CMK’nın 253. maddesine göre uzlaştırmaya tabi suçlardan olması nedeniyle uzlaştırma hükümlerinin uygulandığı, 11.12.2018 tarihli uzlaşma raporunda, müşteki...’nin manevi tazminat talebine istinaden 10.000  TL karşılığı şüpheli ... ile anlaştığı hususunda uzlaştırma raporunun düzenlendiği, taraflarca raporun imzalandığı, imza inkarında da bulunulmadığı, taraflara uzlaşmanın hukuki sonuçlarının ve verecekleri kararların hukuki sonuçlarının ayrıntılı olarak açıklandığı, tarafların uzlaştıklarından bahisle 20.12.2018 tarihinde Antalya Cumhuriyet Başsavcılığınca uzlaşma nedeniyle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği görülmüştür.<br>\tCMK'nın 253/19 maddesinde; \"Uzlaşma sonucunda şüphelinin edimini def’aten yerine getirmesi halinde, hakkında kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilir. Edimin yerine getirilmesinin ileri tarihe bırakılması, takside bağlanması veya süreklilik arz etmesi halinde, 171.maddedeki şartlar aranmaksızın, şüpheli hakkında kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilir. Erteleme süresince zamanaşımı işlemez. Kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararından sonra, uzlaşmanın gereklerinin yerine getirilmemesi halinde, 171. maddenin dördüncü fıkrasındaki şart aranmaksızın, kamu davası açılır. Uzlaşmanın sağlanması halinde, soruşturma konusu suç nedeniyle tazminat davası açılamaz; açılmış olan davadan feragat edilmiş sayılır. Şüphelinin, edimini yerine getirmemesi halinde uzlaşma raporu veya belgesi, 09.06.1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 38 inci maddesinde yazılı ilam mahiyetini haiz belgelerden sayılır.\" şeklinde düzenlenmiştir. <br>\t Anayasa Mahkemesinin 26.07.2023 Tarih 2023/43 Esas 2023/141 Karar sayılı ilamında 04.12.2004 ve 5271 sayılı Ceza Mahkemesi Kanunu'nun 06.12.2006 tarihli 5560 sayılı Kanun'un 24. maddesiyle değiştirilen (19) numaralı fıkrasının beşinci cümlesinin ''Uzlaşmanın sağlanması halinde soruşturma konusu suç nedeniyle tazminat davası açılamaz;...''  bölümünün Anayasa'ya aykırı olduğundan iptaline karar verilmiş olduğundan Anayasa Mahkemesinin iptal kararı değerlendirilmek suretiyle sonucuna göre karar verilmesi gerektiğinden davacı vekilinin istinaf sebeplerinin kabulü gerekmiştir. <br>\tDanıştay ve Yargıtay tarafından kabul edilen uygulamaya göre “Uygulanması gereken bir kanun hükmü, hüküm kesinleşmeden önce Anayasa Mahkemesince iptaline karar verilirse, usulü kazanılmış hakka göre değil, Anayasa Mahkemesi'nin iptal sonrası oluşan yeni duruma göre karar verilebilecektir.” yönünde değerlendirme yapılmıştır. Anayasa Mahkemesi’nin somut norm denetimi neticesinde verdiği iptal kararlarının Resmî Gazete’de yayımlanması ile sonuç doğuracağı ve eldeki tüm uyuşmazlıklara uygulanması gerektiği uyulması zorunlu yargısal içtihatlar ile kabul edilmiştir. <br>\tAçıklanan nedenlerle;Anayasa Mahkemesinin iptal kararı değerlendirilmek suretiyle sonucuna göre karar verilmesi gerektiğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK’nın 353/1.a.6.maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve yeniden inceleme yapılmak üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesine, karar vermek gerekmiştir.<br>\tHÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>\t1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE; HMK’nın 353/1.a.6 maddesi gereğince ilk derece mahkemesi  kararının KALDIRILMASINA, <br>\tYeniden yargılama yapılması için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE,<br>\t2-İstinaf yoluna başvuran tarafça yatırılan peşin harcın istek halinde yatırana iadesine,<br>\t3-İstinaf yoluna başvuran tarafça yapılan yargılama giderinin ilk derece mahkemesi tarafından yapılacak yargılamada dikkate alınmasına,<br>\t4-Karar tebliği, harç mahsup, iade ve tahsil işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,<br>\tDosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK’nın 353/1.a maddesi gereğince KESİN olmak üzere 14.03.2024  tarihinde oy birliği ile karar verildi.<br>\t<br><br>\t\t\t\t<br><br>Başkan <br>Üye<br>Üye <br>Katip <br> <br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br>* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.<br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"37dec0531b9e2f0c","SID":"fa59ae8441dc90a4"}}