{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>ERZURUM<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>3. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO\t: 2022/826 <br>KARAR NO\t: 2024/597<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ERZURUM ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t: 08/02/2022 (Karar)<br>NUMARASI\t: 2018/207 Esas,  2022/83 Karar<br>DAVA\t: Araç hasar bedeli ve kazanç kaybından kaynaklanan tazminat <br>Taraflar arasında görülen davanın yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı gerekçeyle davanın kabulüne dair verilen karara karşı yasal süresi içerisinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine HMK'nın 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:  <br>DAVA; <br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 20/09/2016 günü sürücü ... yönetimindeki ... plakalı araç ile ... Caddesi üzerinden ... kavşağı istikametinden... kavşağı istikametine seyir halindeyken ...'ın sevk ve idaresindeki... plakalı aracın yapmış olduğu kaza sonucu maddi hasar meydana geldiğini, bu kazanın oluşumunda... plakalı araç sürücüsü ...'ın asli kusurlu olduğunu, müvekkilinin ise tali kusurlu olduğunu, kaza sonrası davalı sigorta şirketine müracaat ettiklerini ancak sigorta şirketi tarafından küçük rakamlarla kapatmaya çalıştıklarını, davalı sigorta şirketinin ödemesi gereken tazminat tutarının aracın kazanç kaybını araç hasar tazminatının belirlenmesi ile temerrüt tarihinden işletilecek avans faizi, yargılama giderleri ve avukatlık ücretiyle birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>Davacı vekilinin 09/03/2021 tarihli ıslah dilekçesi ile  dava değerini toplam 39,000,00‬-TL  olarak ıslah ettiği anlaşılmıştır.<br>CEVAP:<br>Davalı ... İnşaat Anonim Şirket vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkil çalışanı araç sürücüsünün kusuru bulunmadığını, kusurun diğer araç sürücüsünde olduğunu, davacı tarafın hasardan meydana geldiği zararını ve kazanç kaybını talep ettiğini, delillerin taraflarına tebliğ edilmediğini, bu sebeple kusurlarının taraflarında olduğunu kabul etmediklerini, davacı tarafın kusurunu ispat etmesi gerektiğini, kazanç kaybını talep edilebilmesi için aracın ticari nitelikte olması gerektiğini, bu nedenlerden dolayı davanın reddine, yargılama giderleri ile ücreti vekaletin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini savunmuştur. <br>Davalı ...Sigorta Şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; kazaya karıştığı ifade edilen... plakalı aracın müvekkil şirket tarafından sigorta poliçesi ile sigortalı olduğunu, teminat limiti ile sorumlu bulunduğunu, davacı tarafın ibraz ettiği deliller ve özellikle kaza tespit tutanağının taraflarına tebliğ edilmediğini, sigortalı... plaka sayılı aracın kazanın meydana gelmesinde herhangi bir kusurunun bulunmadığını, haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini savunmuştur. <br>YEREL MAHKEME KARARI; <br>Mahkemece, \"... Kaza tutanağı, dosyaya kazandırılan kusur raporu, savcılık dosyası, poliçe evrakları incelenmiş, sigorta eksperi bilirkişisinden alınan rapora göre de dava konusu kaza nedeniyle araçta meydana gelen hasar tazminatının kusur oranı tenzil edildikten sonra 39.000,00TL olduğu, aracın pert total işlemine tabi tutulduğu için değer ve kazanç kaybı talep edilemeyeceği, davacının davalı sigorta şirketinden talep etmiş olduğu bedelin 31.000,00TL olduğu, 20.09.2016 tarihli ZMMS poliçesinin araç başı tazminat limitinin 31.000,00TL ile sınırlandırıldığı anlaşıldığından, davalı sigorta şirketi bakımından başvuru tarihinden sekiz gün sonra temerrüt tarihinden itibaren yasal faiz işletilerek poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere karar verilmiş, diğer davalı bakımından haksız eylem faili herhangi ihbar ve ihtara gerek kalmaksızın zararın doğduğu andan itibaren zararın tamamı için temerrüde düşmüş sayılacağından kaza tarihinden itibaren yasal faize işletilerek  davanın kabulüne karar verilmiş aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.\"  gerekçesiyle \"Davanın kabulü ile, 39.000,00-TL tazminatın davalı sigorta şirketi yönünden 07/08/2017 tarihinden işleyecek yasal faizi ile diğer davalı yönünden kaza tarihi olan 20/09/2016 tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte (sigorta şirketi yönünden poliçe limiti olan 31.000,00-TL bedelli sınırlı olmak üzere) müştereken müteselsilen davalılardan alınarak davacıya verilmesine,\" şeklinde  karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.<br>İSTİNAF İTİRAZLARI: <br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; her ne kadar davanın kabulüne karar verilmiş ise de; hükmedilen faiz başlangıç tarihinin hatalı olduğunu, sigorta şirketi ile 18/01/2017 tarihinde dava konusu kazaya ilişkin görüşmenin başladığını, mahkemece başvuruyu takip eden sekiz gün sonraki temerrüt tarihinin hüküm kısmında 07/08/2017 olarak belirtildiğini, bu itibarla sigorta şirketi yönünden tayin edilen faiz başlangıç tarihinin hatalı olduğunu, ıslah dilekçesinde faiz taleplerinin ticari faize ilişkin olduğunu, ancak mahkemece yasal faize hükmedildiğini, hükme esas alınan bilirkişi raporuna karşı itirazlarının değerlendirilmediğini, aracın değerinin raporun düzenlendiği tarihe göre  güncellenmeksizin oldukça düşük hesaplandığını, rapora aracın piyasa rayiç değerine ilişkin herhangi bir araştırmanın söz konusu olmadığını, raporun denetime elverişli olmadığını, kararda da belirtildiği üzere bilirkişi tarafından kazanç kaybının hesaplanmadığını, müvekkil şirketin ticari bir işletme olduğunu, davaya konu aracın da ticari araç olduğunu, müvekkilinin söz konusu aracı kullanamaması nedeniyle kazanç kaybına uğradığının açık olduğunu, aracın ticari araç olmaması halinde dahi mahrum kalınan bedeli olması gerektiğini, bu yönde hesaplama yapılmayan bilirkişi raporunun hükme esas alınmasının hatalı olduğunu, tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılarak taleplerinin tamamının kabulüne karar verilmesi istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur. <br>UYUŞMAZLIĞIN TESPİTİ, DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;<br>Dava, trafik kazası sebebiyle araç hasar bedeli ve kazanç kaybı istemidir. <br>Dairemizce HMK'nın 355. maddesi kapsamında istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hükümlerle sınırlı olmak üzere inceleme yapılmıştır.<br>Dosyadaki bilgi ve belgelerin incelenmesinde, davacı vekili dava dilekçesinde sürücü ... yönetimindeki ... plakalı araç ile ...'ın sevk ve idaresindeki... plakalı aracın yapmış olduğu kaza sonucu davacıya ait araçta maddi hasar meydana geldiğini, bu kazanın oluşumunda ...'ın asli kusurlu olduğunu, müvekkilinin ise tali kusurlu olduğunu iddia ederek, aracın hasar bedelinin ve kazanç kaybının davalıdan tahsilini talep ettiği, ıslah dilekçesi ile  dava değerini toplam 39,000,00‬ TL'ye çıkarttığı, davalılar vekillerinin cevap dilekçelerinde davanın reddini talep ettikleri, mahkemece, iddia, savunma, yapılan yargılama ve toplanan delillere göre, davanın kabulüne karar verildiği anlaşılmıştır.<br>Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan sair istinaf itirazlarının reddi gerekmiştir. <br>1-Davacının talebi 20/09/2016 tarihinde gerçekleşen olayla ilgili olarak kendisine ait araç ile davalı sigorta şirketine ZMMS poliçesi ile kayıtlı bulunan davalı şirkete ait aracın kaza yapması neticesinde kendi aracında meydana gelen hasar bedeli ve kazanç kaybına yöneliktir. Mahkemece davanın kabulü ile davacının hasar bedelinin kabulüne karar verildiği halde, kazanç kaybı talebinin ise aracın pert total işlemine tabi tutulması sebebiyle reddine yönünde gerekçe oluşturmuş ancak hükümde kazanç kaybı yönünden olumlu veya olumsuz herhangi bir hüküm kurulmamıştır. 6100 sayılı HMK'nın  297/2. Maddesine göre \"Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.\"  Bu yönüyle mahkemenin davacının talepleri arasında bulunan kazanç kaybı yönünden 6100 sayılı HMK'nın  297/2. Maddesi uyarınca olumlu veya olumsuz herhangi bir hüküm kurmaması yerinde görülmemiştir. <br>2-Somut uyuşmazlıkta davacı vekili tarafından dosyaya ibraz edilen 17.03.2021 tarihli dilekçe ekinde sunduğu mail kayıtlarına göre 18.01.2017 tarihinde davalı sigorta şirketi yetkilisi ile zarar miktarının ödenmesi konusunda karşılıklı olarak yazışmalar yaptığı, davalı sigorta şirketinin bu hususu inkar etmediği, 6100 sayılı HMK'nın 202. fıkrasında iddia konusu hukuki işlemin tamamen ispatına yeterli olmamakla birlikte, söz konusu hukuki işlemi muhtemel gösteren ve kendisine karşı ileri sürülen kimse veya temsilcisi tarafından verilmiş veya gönderilmiş belgenin delil başlangıcı olduğu hüküm altına alındığı, belgenin tanımının ise anılan Kanun'un 199. maddesinde yapılmış olup buna göre, uyuşmazlık konusu vakıaları ispata elverişli yazılı veya basılı metin, senet, çizim, plan, kroki, fotoğraf, film, görüntü veya ses kaydı gibi veriler ile elektronik ortamdaki veriler ve bunlara benzer bilgi taşıyıcılar belge olduğu, o halde, kendisine karşı ileri sürülen kimse veya temsilcisi tarafından gönderilen ve iddia konusu işlemi tamamen ispat etmemekle birlikte o işlemi muhtemel gösteren emaillerin 6100 sayılı HMK'ya göre yazılı delil başlangıcı teşkil edecek ve senetle ispat kuralının istisnasını oluşturduğu, (T.C. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2012/17758 E. 2014/7220 K.), bu kapsamda yapılan değerlendirmede davacının somut davayı açmadan önce 18.01.2017 tarihinde davalı sigorta şirketini temerrüte düşürdüğü anlaşılmakla mahkemece hüküm altına alınan hasar bedeli miktarına 18.01.2017 tarihinden itibaren faize karar vermesi gerekirken hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi yerinde görülmemiştir. <br>3-Diğer taraftan dava tarihinde yürürlükte olan 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 14 ve 18.maddelerinde tacir sıfatı, gerçek ve tüzel kişiler bakımından ayrı ayrı tanımlanmış; Kanunun 20 ve devamı maddelerinde tacir olmanın hükümleri; 3.maddesinde ticari işler açıklanmış; 5.maddesinde ise ticaret mahkemelerinin görev alanı düzenlenmiştir.<br>Açıklanan hükümler karşısında tüm ticaret şirketleri tacir sıfatına sahip olup, tacir niteliğindeki tüzel kişileri ilgilendiren bütün muamele, fiil ve işlerin ticari olması asıldır. Eğer, bir muamele, fiil veya iş ticari iş ise, bunlara özel ticari kurallar uygulanır. Bir tacirin borçlarının ticari olması asıl olmakla birlikte gerçek kişi olan bir tacir, yaptığı iş ve işlemin veya aldığı hizmetin ticari işletmesiyle ilgili olmadığını diğer tarafa açıkça bildirdiği veya muamele fiil veya işleminin ticari sayılmasına halin icabı, müsait bulunmadığı takdirde, bu işlemlerden doğan borç adi, yani özel sayılacaktır (TTK. m. 21).<br> Tacir olmanın nimetine göre külfeti de mevcuttur. Zira TTK’nın 20-25. maddelerinde tacir sıfatına bağlanan yerine göre “hak” yerine göre “külfet” niteliği arz eden hukuki sonuçlar düzenlenmiştir. Bunların en önemlilerinden biri basiretli iş adamı gibi davranma zorunluluğudur (TTK. m. 20/II). Tacirin, ticari işletmesiyle ilgili tüm faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi davranması gerekir. Bu cümleden olarak, ticari işletmesiyle ilgili sözleşmeleri yaparken ve bu sözleşmelerden doğan borçlarını yerine getirirken basiretli bir iş adamı gibi davranmak zorunda olan tacirler tüketiciler için düzenlenen yasa hükümleri kapsamına alınamazlar.<br>Tüm bu açıklamalar ışığında somut olaya gelince; davacı limited şirket, tacir olup; tüzel kişilik adına ticari işletmesinde kullanmak üzere otomobil satın almıştır. Davacı tüketici olarak tanımlanamayacağı gibi, yaptığı işlemin tüketici işlemi olarak kabulüne de olanak bulunmamaktadır.<br>Her ne kadar aracın trafik sicil kaydında ve ruhsat fotokopisinde “hususi” yazılı ise de aracın sahibinin şirket olması nedeniyle, bu araç özel değil, ticari bir araçtır. (T.C. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2017/19-1637 E. 2020/13 K.) Bu sebeple mahkemece ticari faize karar verilmesi gerekirken hatalı değerlendirme ile yasal faize karar verilmesi isabetsiz olmuştur. <br>4-Hükme esas alınan 02.01.2020 tarihli kök raporda ve 09.12.2020 tarihli ek raporda  aracın pert total işlemine tabi tutulduğu için kazanç kaybı talep edilemeyeceği belirtildiği ve mahkemece de bu raporlar doğrultusunda aracın pert total işlemine tabi tutulduğu için kazanç kaybı talep edilemeyeceği yönünde gerekçe oluşturulmuş ise de dairemizce Yargıtay'ın emsal içtihatları da gözetilerek yapılan değerlendirme ile araç pert total işlemine tabi tutulsa bile araç malikinin kazanç kaybı talep edebileceği, sadece değer kaybı talep edemeyeceği hususu dikkate alınarak davacının aynı model ve yaşta aynı özellikleri taşıyan yeni bir aracı alması için geçecek makul süre karşılığında tespit edilecek kazanç kaybını talep edebileceği halde ilk derece mahkemesince gerekçede kazanç kaybı talebinin reddine karar verilmesi yerinde görülmemiştir. (Yargıtay 17. Hukuk Dairesi 2016/19583 E. 2018/1048 K. Yargıtay 17. Hukuk Dairesi 2015/10697 E 2016/1302 K. Yargıtay 4. HD 2021/10236 E. 2023/4815 K.) <br>5-6100 sayılı HMK'nın 281/2.3 Maddesine göre  mahkeme, bilirkişi raporundaki eksiklik yahut belirsizliğin tamamlanması veya açıklığa kavuşturulmasını sağlamak için, bilirkişiden, yeni sorular düzenlemek suretiyle ek rapor alabileceği gibi, tayin edeceği duruşmada, sözlü olarak açıklamalarda bulunmasını da kendiliğinden isteyebilir. Mahkeme, gerçeğin ortaya çıkması için gerekli görürse, yeni görevlendireceği bilirkişi aracılığıyla, tekrar inceleme de yaptırabilir. Aynı Yasanın  282. Maddesine göre de Hâkim, bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirir. <br>Belirtilen yasal çerçevede yapılan değerlendirmede mahkemece hükme esas alınan Adli Tıp Kurumu Ankara Adli Tıp Grup Başkanlığının 01.08.2019 tarihli raporunda irdeleme kısmında sürücü ...'ın asli  kusurlu, sürücü ...'ın tali  kusurlu olduğu belirtildiği halde raporun sonuç kısmında \"Sürücü belgesiz  ...’ın  % 75 oranında kusurlu\" sürücü ...’ın % 25 oranında kusurlu olduğu belirtilmiştir. Somut olayda ATK raporunda sürücü belgesiz  olduğu belirtilen ve % 75 oranında kusur izafe edilen ...isimli bir şahıs bulunmamaktadır. Ayrıca olaydan hemen sonra kolluk görevlileri tarafından düzenlenen 20.09.2016 tarihli trafik kazası tespit tutağında olaya karışan sürücüler ... ve ...'ın sürücü belgesi bilgilerini tutanağın \"Sürücü Belgesi\" kısmında ayrıntılı olarak belirtildiği halde ATK raporunda sonuç kısmında olayda bulunmayan ...isimli şahsın belirtilmesi ve ayrıca sürücülerin olay anında sürücü belgeleri olduğu kolluk tarafından kaza tespit tutanağında açıkça belirtildiği halde aksine bir değerlendirme ile \"sürücü belgesiz\" gibi bir değerlendirme yapılması sonucu ATK raporunun \"irdeleme\" kısmı ile \"sonuç\" kısmı kendi içerisinde çelişmekte olup ATK raporu \"sonuç\" kısmı itibariyle olayla da örtüşmemektedir. <br>Bu sebeplerle mahkemece ATK raporuna belirtilen hususlarda taraflarca herhangi bir itirazları olmasa dahi mahkeme hakiminin 6100 sayılı HMK'nın  281/2.3 ve 282. Maddeleri gereğince bilirkişi raporunu re'sen denetlemesi ve belirsizlik olması halinde eksikliklerin tamamlanması veya belirsizliğin açıklığa kavuşturulmasını sağlaması, gerçeğin ortaya çıkması için ATK'dan kendiliğinden rapor alması gerekirken olayla örtüşmeyen ve kendi içerisinde çelişki içeren ATK raporunun hükme esas alması hatalı olmuştur. <br>Ayrıca mahkeme gerekçeli kararında karar başlığında dava türü itirazın iptali olarak belirtilmiş ise de dava trafik kazasından kaynaklı araç hasar bedeli ve kazanç kaybına ilişkin tazminat davasıdır. Davanın trafik kazasından kaynaklı araç hasar bedeli ve kazanç kaybına ilişkin tazminat davası olduğu hususu mahkemenin gerekçe kısmında da belirtilmiştir. Dolayısıyla karar başlığında davanın türü olarak itirazın iptali olarak belirtilen ibare mahallinde her zaman düzeltilebilecek bir maddi hata olarak değerlendirilmiştir. <br>O halde mahkemece yapılacak iş; <br>-Davacının kazanç kaybı talebi hakkında HMK'nın 297. Maddesi uyarınca hükümde olumlu veya olumsuz bir karar verilmesi, <br>-Aracın pert olması nedeniyle bu konuda aynı model ve yaşta aynı özellikleri taşıyan yeni bir aracın alınması için geçecek makul süre için gerekli piyasa araştırması yapılarak, buna göre kazanç kaybı zararının belirlenmesi, bu doğrultuda bilirkişiden ek rapor alınması,   <br>-Davacının davayı açmadan önce davalı sigorta şirketini temerrüte düşürdüğü için hasar bedeli miktarına 18.01.2017 tarihinden itibaren faize karar vermesi, <br>-Davacı limited şirket, tacir olup; tüzel kişilik adına ticari işletmesinde kullanmak üzere otomobil satın aldığı için ve aracın sahibinin şirket olması nedeniyle ve ticari bir araç olması sebebiyle ticari faize karar verilmesi, <br>-Mahkeme hakiminin 6100 sayılı HMK'nın  281/2.3 ve 282. Maddeleri gereğince bilirkişi raporunu re'sen denetlemesi ve eksikliklerin tamamlanması veya belirsizliğin açıklığa kavuşturulmasını sağlaması, gerçeğin ortaya çıkması için yukarıda belirtilen hususlarda ATK'dan kendiliğinden rapor alması, bilirkişi raporunun mahkemece re'sen denetlenerek sonucuna göre bir karar vermekten ibarettir. <br>HMK.'nun 353/1-a-6. maddesinde \"...Mahkemece, tarafların davanın esasıyla ilgili olarak gösterdikleri delillerin hiçbiri toplanmadan veya gösterilen deliller hiç değerlendirilmeden karar verilmiş olması\" bölge adliye mahkemesince başvuruya konu kararın esası incelemeden kaldırılmasına karar verilmesi gereken haller arasında sayılmıştır. Somut olayda;  yukarıda ayrıntılı  biçimde izah edilen yargılamadaki eksiklikler uyuşmazlığın esasının çözümü için olmazsa olmaz niteliktedir.<br>Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf itirazlarının kısmen kabulü ile HMK 353/(1).a.6 ve 355. Maddeleri gereğince kararın kaldırılmasına,  davacının sair istinaf itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;<br>1-Davacı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun KISMEN KABULÜ ile, mahkemece verilen hükmün HMK’nın 353/(1)-a-6. ve 355. Maddeleri uyarınca  KALDIRILMASINA, sair istinaf itirazlarının reddine, <br>2-Dava dosyasının HMK’nın 353/(1)-a maddesi uyarınca davanın yeniden görülmesi için mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,<br>3-İstinaf kanun yolu başvurusu sırasında alınan peşin harçların yatıran tarafa iadesine, <br>4-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderinin İlk Derece Mahkemesinde verilecek yeni kararda dikkate alınmasına,<br>5-İİK 36. maddesi gereğince istinaf aşamasında tehiri icra talebi doğrultusunda yatırılan teminat olması halinde yatıran tarafa İADESİNE,<br>6-Kararın taraflara tebliği, harç ve gider avansı iadesine ilişkin işlemlerin yerel mahkemesince yerine getirilmesine,<br>Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda oybirliğiyle HMK'nun 353/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere .... tarihinde oy birliğiyle karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"962eb86f76d7c5a4","SID":"5cbbf1ffe859d858"}}