{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/1415 <br>KARAR NO: 2024/297<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 25/03/2021<br>NUMARASI: 2016/142 Esas -  2021/309 Karar<br>DAVA: Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 28/02/2024<br>Taraflar arasındaki Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ <br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı şirketin, Türkiye Tarım Kredi Kooperatifi iştiraki olup Ayçiçek yağı, mısır yağı, zeytinyağı, zeytin, pirinç, temizlik ürünleri ve her türlü karma hayvan yemi satışı yapan bir şirket olduğunu, davacı şirketin Türkiye Tarım Kooperatifleri iştiraki olması nedeniyle davacı şirket bünyesinde Türkiye Tarım Kooperatifleri Merkez Birliği Rehberlik ve Teftiş Kurulu Başkanlığı tarafından bir inceleme başlatılmış ve gerek davalı şirket gerekse davacı şirketin ticari ilişkide bulunduğu diğer firmalarla ilgili müfettiş raporları tanzim edildiğini, bu kapsamda yapılan inceleme sonucunda şirketin eski genel müdürü ... ve eski muhasebe müdürü  ...’un şirkette görev yaptıkları dönem içerisinde .... A.Ş. yetkilileri ile müşterek hareket etmek suretiyle davacı firmayı büyük miktarlarda zarara uğrattıklarını, davalı firmaların bu işlemleri nedeniyle haksız kazanç elde ettiğinin görüldüğünü, davalı firmanın borçlu olduğu firmalardan mal kaçırma eğiliminde olduğundan ve mevcut taşınmazlarını satışa çıkardığı bilgisine ulaşıldığından, davacı firmanın alacaklarını teminat altına almak ve daha fazla mağdur olmasının önüne geçmek açısından davalının mal varlığına öncelikle teminatsız olarak aksi halde uygun görülecek teminat mukabili işin aciliyetine binaen dosya üzerinde inceleme yapılarak; dava dilekçesinde ayrıntıları belirtilen gayrimenkul mallar üzerine ihtiyati tedbir kararı verilmesi gerektiğini belirterek toplamda 12.414.621,02 TL zarar alacağın avans faizi ile birlikte olmak üzere davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, davalının mal kaçırma ihtimali ve davacının yüksek meblağlı zararları göz önüne alındığında, dava sonuçlanmasına kadar geçecek süre de nazara alınarak davalının malvarlığına 3. kişilere devrinin önlenmesi yönünden öncelikle teminatsız olarak, aksi halde uygun teminat mukabili ihtiyati tedbir konulmasına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava dilekçesinin baştan sona ekleriyle birlikte incelendiğini ve derdest davanın 27.11.2015 tarihli Kanuni Kovuşturma Raporu - İştirak Raporu adı altında düzenlenen rapora dayandığını, bu rapor ve ekleri dışında hiçbir dayanak sunulmadığını, davacı şirketin bahsi geçen rapor dışında hiçbir bilgi, belge, emare ya da delil olmadığı halde tamamen gerçek dışı ithamlarla davalı şirket ile Yönetim Kurutu Başkan ...’i haksız menfaat temin etmekle itham ettiğini, davacı firmanın paketli ürün olarak kendi markası adı altında rafine ürün üreten ve pazarlayan sektörel olarak bakıldığında büyük ölçekli bir firma olduğunu, davacı firmanın zaman zaman köylü üreticiden yüksek fiyattan ay çiçeği tohumu alımı yapan aynı zamanda piyasanın en yüksek fiyatı ile aldığı tohumu en ucuza satarak piyasa dengelerine de zarar veren bir firma olduğunu, tohum tedariki ve kırma kapasitesi olarak piyasanın en büyüğü olan ve tekel konumu itibari ile fiyat dikte etme durumunda olan davacı şirketin davalı şirket tarafından zarara uğratıldığı iddiasının tamamen gerçek dışı olduğunu, davacı şirketin davalı şirket tarafından değil tamamen kötü yönetim, bozuk maliyet yapısı ve finansman maliyetinin çok yüksek olması nedeni ile zarar ettiğini, davacı şirketin yönetimi aylar içinde defalarca değişmiş olup istikrarlı bir yönetimi de olmadığını, davacı şirktin yönetim zafiyet ve mali yapısındaki bozukluklar nedeni ile zararı günden güne arttığını, taraflar arasında kontratlara dayalı, kayıtlı ve yıllara yayılan 2008 yılından başlayıp 2015 yılı ortasına kadar devam eden bir ticaret olduğunu, bu dönemde yaklaşık 200.000.000,00 TL civarında alım-satım sözleşmesi mevcut olduğunu, davalı şirketin davacı ile yaptığı tüm ticari faaliyet birlikte değerlendirildiğinde davacı tarafın iddiasının hiçbir mesnedinin olmadığının görüleceğini, davacı şirketin Türkiye genelinde yem fabrikaları bulunan ve davalı şirket ile piyasada ham yağ kırdıran benzer firmalardan küspe tedarik eden bir firma olduğunu, 2012 ve 2013 yıllarında davalı şirketin kendisine ait tohum kırma tesisi bulunmadığı için kırma işi kapasitesi ve tohum tedarikindeki tekel konumu nedeniyle davacı şirkete yaptırıldığını, davacı şirketin her parti kırım işinden sonra ikinci ürün olarak çıkan ham küspeye talip olduğunu, davacının ham Ayçiçek tohumunun kendi tesisinde kırıldığı ve küspenin de kendi tesisinde olduğu için ciddi bir nakliye maliyetinden kurtulduğunu, her kırma işleminden sonra çıkan küspeye davacı şirketin nakliye avantajı ve vadeli alım yapması nedeniyle talip olduğunu ve davalı ile aralarındaki kontratlar dahilinde davacıya satıldığını, davalı şirketin ham kanola yağı ile rafine kanola yağı üretimini de yaptığından kanola küspesinin ayrıca Pendik’te kurulu mısır kırma tesisinde elde ettiği mısır küspesinin de davacı şirket talebi doğrultusunda satılıp sevk edildiğini, davacı şirketin davalı şirketten sürekli ön avans alarak işe başladığını, kontratlar gereği teslimatı tamamlanmadan ödemelerin tamamlanmadığını, davalı şirketin peşin alınmalar ve vadeli satımlar nedeniyle ciddi oranda kredi kullandığını ve faiz yüküne katlandığını, davacı firmanın zarara uğratıldığı ticari faaliyette kendi maliyetlerinden hiç bahsetmediğini, davacı tarafın Eski Genel Müdürü  ... ve ekibinin işine son verdiğini iddia ettiğini, davacı şirketin bahsi geçen kişilere görevden el çektirdikten sonra yeni bir yönetimi şirkete atadığını, ...’dan sonra gelen Yönetim Kurulunun davalı ile ticari ilişkiye devam ettiğini, davalı şirkete verilen vadeli çeklerin yeni yönetim tarafından hiçbir itiraz ileri sürülmeden ödendiğini, davalı şirkete verilen çeklerin ödenmemesi için hiçbir yasal girişimde bulunulmadığını, davacı şirketin zamanında davalıya ham yağ sevkiyatı yapamadığı için davalının da taahhütlerini yerine getirmediğini, bu durumla davalı şirketin hem ticari olarak zarar ettiğini hem de müşteri kaybettiğini belirterek  davanın reddine, talep olunan ve reddedilen ihtiyati tedbir talebinin yargılamanın sonuna kadar dikkate alınmayarak reddine, davalı şirketin lehine davacı şirket aleyhine talep olunan alacağın %20’den az olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda,\"...Vergi Müfettişlerince düzenlenen ve yukarıda zikredilen raporlar ile Edirne Ziraat Odası Başkanlığının görüş yazısında; yapılan işlemlerin ilgili mevzuata uygun olduğu ve düzenlenen faturaların sahte belge olarak değerlendirilemeyeceği görüşü bildirilmiş ise de somut olayda dava konusu işlemlere ilişkin fatura ve muhasebe kayıtlarında herhangi bir sahtecilik, hile ve usulsüzlüğün bulunmadığı, asıl sorunun gerçekte var olmayan alım/satım işlemi (Fiktif) için varmış gibi fatura düzenlenmesi ve düzenlenen faturalarda, ayni ürünün ucuza satılıp, pahalıya alınmış gibi gösterilmesi sonucunda davacının zarara uğratılması iddiası olduğundan, bu hususta söz konusu müfettiş raporlarındaki tespitler davaya ışık tutacak mahiyette görülmemiştir.Davalı şirket ile birlikte haraket ettiği iddia edilen tanık ... yukarıda ayrıntılı olarak belirtilen savunmasında her ne kadar davalı şirkette olan ilişkinin gerçek bir ticari ilişkiye dayandığını, fiktif işlemlerle şirketin zarara uğratılmadığını ileri sürmüş ise de; ayni kişi ve diğer ilgililer ceza dosyasındaki ifadelerinde, sözkonusu fiktif işlemleri davacı şirketin bozuk olan finansman yapısına kaynak bulmak için yaptıklarını, yani vadeli almış gibi gösterdikleri bir malı peşin satmış gibi gösterip fatura düzenlediklerini, aradaki farkın vade farkı olduğunu beyan ettikleri anlaşılmıştır. Dolayısıyla tanık  ... mahkememizce alınan çelişkili beyanlarına itibar etmek mümkün görülmemiştir.Türkiye Tarım Kredi Kooperatifleri Merkez Birliği Genel Müdürlüğü Rehberlik ve Teftiş Kurulu Başkanlığı Tarafından Sunulan 27.11.2015 Tarihli Kanuni Soruşturma Raporu ve mahkememizce alınan kök ve ek raporlardaki tespitlerin birbiriyle ve dosya kapsamı ile uyumlu olması sebebiyle hükme esas alınmıştır. Buna göre taraflar arasındaki ticari ilişkide gerçek bir alım ve satış işlemi olmadığı halde varmış gibi fatura düzenlendiği, faturalarda yazan ürün miktarlarının gerçekte (fiiliyatta) sevk edilmediği (depodan çıkışının yapılmadığı), aynı cins ticari emtianın aynı gün veya çok yakın tarihli faturalar ile aynı firmaya yada aynı miktarda başka firmaya, düşük fiyattan satış, yüksek fiyattan alış-vadeli alış yapmak suretiyle gerçekte olmayan mal yada para hareketlerinin kayıt üzerinde varmış gibi gösterildiği, dolayısıyla yapılan işlemlerin gerçek bir ticari işlem olmadığı, davalı şirketin mal ve hizmet verildiğini ispat edemediği, dolayısıyla davacı tarafın toplamda 12.414.621,02 TL zarara uğratıldığı ve bu zarardan davalı şirketin TBK 49 ve devamı maddeleri uyarınca haksız fiil hükümleri uyarınca sorumlu olduğu takdir ve sonucuna varılarak davanın kabulüne karar verilmiştir. Davalı şirketin fiili nedeniyle ortaya çıkan tazmini talep edilen zararın  haksız fiilden kaynaklanması nedeniyle TBK. m. 117/2 uyarınca hükmedilen tazminata haksız fiilin işlendiği tarihler itibariyle faize hükmedilerek davanın kabulü ile 12.414.621,02 TL'nin, 628.961,60 TL'lik kısmına 06.08.2012 tarihinden itibaren, 375.000,00 TL'lik kısmına 08.10.2012 tarihinden itibaren, 8.690.808,35 TL'lik kısmına 29.11.2013 tarihinden itibaren, 2.719.851,07 TL'lik kısmına ise 27.12.2013 tarihinden itibaren 3095 sayılı Yasa'nın  2/2. maddesi uyarınca avans faizi uygulanmak suretiyle davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine\"  karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu uyuşmazlık davacı şirket ile müvekkili şirket arasındaki 2008-2014 yılları arasındaki  ticari alım satımlarda muvazaalı işlem bulunup bulunmadığı noktasında toplandığını, taraflar arasındaki ticari ilişkide muvazaalı işlem (fiktif işlem) söz konusu olup olmadığı hususunun ıspatı müvekkili şirketin  yükümlülüğünde olmamasına rağmen; davacı şirket ile müvekkili şirket arasındaki ticari ilişkinin gerçek bir mal alım satımına dayandığı, davacı şirket ile yapılan ticaretin piyasa usulleri ve teamüllerine uygun olarak gerçekleştiği tüm delilleri ile taraflarınca ortaya konulmasına rağmen açıkça yasaya ve hukuka aykırı gerekçe ile haksız davanın kabulüne karar verildiğini, dava dosyası kapsamındaki uyuşmazlık noktaları hakkında dosyaya sundukları ve HMK 293. maddesine göre delil olarak değerlendirilmesi gereken hukuki mütalaadaki  (uzman görüşü) tespit ve değerlendirmelere gerekçeli kararda hiç yer verilmediğini adeta yok sayıldığını, 04.11.2020 tarihli hukuki mütalaa tam bir objektiflik ve bilimsel içerikte hazırlanmış olup müvekkili şirketin davada haklılığını açıkça ortaya koyan hukuki mütalaa'nın yok sayılarak gerekçeli kararda dahi bahsedilden dayanaktan yoksun gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmesinin açıkça usule ve yasaya aykırı olduğunu, ilk derece mahkemesi sıfatı ile yargılama yapan Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin dava dosyanın 01.06.2020 tarihli bilirkişi kök rapor ile 24.11.2020 havale tarihli bilirkişi ek raporlarını hazırlayan bilirkişi heyetinden farklı bir bilirkişi heyeti belirlenerek oluşturulacak yeni bilirkişi heyetinden dava konusu uyuşmazlık hakkında yeni bir  bilirkişi heyet raporu alınması taleplerini açıkça usule ve yasaya aykırı olarak reddettiğini, müvekkili şirketle davacı şirketin 2008-2016 yıllarına ait ticari defterlerinin delil teşkil edeceği, tarafların birbirlerinden hiçbir hak ve alacaklarının bulunmadığını, ayrıca vergi müfettişlerince sahte fatura ve belge düzenlenmediği tespit edildiği halde fiktif işlem iddiası ile davacı şirketin zarara uğratıldığının kabulünün açıkça yasaya ve hukuka aykırı olduğunu, davacı taraf ile müvekkili şirket arasındaki ticarette gerçekte bir mal alış verişi olmadığı halde evrak üzerinde faturalaşma şeklinde kayıtlar tutularak davacı şirketin zarara uğratıldığı iddiası dosyaya sunulan delillerle çürütüldüğü halde aksine kanaat ile davanın kabulüne karar verilmesi açıkça yasaya ve hukuka aykırı olduğunu, bilirkişi heyet raporlarında ve dava dilekçesinde yer aldığı şekilde Bitkisel Yağ Sanayicileri Derneği'nin (BYSD) gösterge fiyat mahiyetindeki fiyat açıklamaları ile müvekkili şirketin davacı şirkete yaptığı satışlardaki farkların  davacı şirketin zararı olarak kabul edilmesinin açıkça ticari hayatın olağan akışına ve hukuka aykırı olduğunu, davacı şirket müvekkili şirkete karşı haksız fiil iddiası ile alacak davası açtıktan sonra da ticaret yapmaya ve mal almaya devam ettiğini, davacı şirket eski genel müdürü Erdinç Yavuz'un davacı şirketi müvekkili şirket yetkilileri ile ortak hareket ederek zarara uğrattıkları iddiası Kırklareli İş Mahkemesi'nin 2018/92 E.-2019/218 K. sayılı ilamı ile kesin olarak reddedildiğini ve iş davası davacı şirket aleyhine sonuçlandığını, davacı şirketin eski yönetim kurulu üyeleri ile denetim kurulu üyeleri 2008-2016 yılları arasındaki işlemlerinden dolayı her yıl yapılan genel kurullarda ayrı ayrı ibra edildiklerini, davacı şirket vekilleri olarak dosya vekaletnamesi bulunan ... Avukatlık Ortaklığı adına 20.06.2016 tarihli vekillikten çekilme (istifa) dilekçesi sunulduğunu, istifa dilekçesinin davacı şirkete tebliğine rağmen yargılamaya yargılamaya istifa eden vekillerle devam edilmesi açıkça usule ve yasaya aykırı olduğunu, davacı tarafça haksız fiil (muvazaalı-fiktif işlem) iddiası ıspatlamadığı halde davacının dava tarihinden öncesini de kapsayacak şekilde faiz talebinin kabulünün açıkça usule ve yasaya aykırı olduğunu, davacı tarafın haksız fiil iddiasını ispat edemediğini, davacı tarafın şikayetlerinin incelendiğini ve alınan bilirkişi raporları doğrultusunda müvekkili şirket yetkilileri hakkında takipsizlik kararı verildiğini, yine vergi mevzuatı açısından müvekkili şirket ile davacı şirket arasındaki ticari ilişkide herhangi bir usulsüzlük ya da suç unsuru tespit edilemediğini beyanla yapılacak istinaf incelemesi sonunda Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 25.03.2021 tarih ve 2016/142 E. - 2021/309 K. sayılı ilamının kaldırılmasına ve davanın reddine, haksız ve dayanaksız dava nedeniyle müvekkili şirket lehine davacı şirket aleyhine talep olunan alacağın % 20’den az olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>GEREKÇE :Dava, taraflar arasında gerçekleşen ticari ilişkiye istinaden davacı  şirketin eski genel müdürü ve eski muhasebe müdürü ile davalı tarafından gerçekleştirildiği iddia edilen fiktif işlemler nedeniyle uğranılan zararın tahsili  istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, taraflar arasındaki ticari ilişkide fiktif işlemler bulunup bulunmadığı ve fiktif  işlemler nedeniyle  davacının zarara uğrayıp uğramadığı noktasındadır.Tarım Kredi Kooperatifleri Merkez Birliği Rehberlik ve Teftiş Kurulu Başkanlığı tarafından düzenlenen 27.11.2015 tarih ve 2 Sayılı Kanuni Soruşturma Raporu'nda davacı şirketin eski genel müdürü ... ve eski muhasebe müdürü ... , şirkette görev yaptıkları dönem içerisinde ... A.Ş. yetkilileri ile müştereken hareket ederek şirket fiili stoklarında bulunan hammaddelerden ham ayçiçeği yağını  ... A.Ş. firmasına fatura edip satış yapılmış gibi kayıt ettirdikten sonra aynı tonajdaki hammaddeyi aynı firma üzerinden daha fazla bedelle vadeli alım yapılmış gibi göstermek ; şirketin fiili stoklarında bulunan ayçiçeği çekirdeği tohumunu ... A.Ş.'ye fatura düzenleyip satış yapılmış gibi kayıt ettirdikten sonra satılan ayçiçeği tohumunu  satışı yapan ... A.Ş. tesislerinde ... A.Ş adına fason olarak işlenmiş göstermek ve neticesinde elde edilen ayçiçeği küspesi ile ham ayçiçek yağını  ... A.Ş.'den alınmış gibi kayıt ettirmek; şirketin fiili stoklarında bulunan ham maddelerden ayçiçeği çekirdeği tohumunu ...  A.Ş'ye fatura düzenleyip satış yapılmış gibi kayıt ettirdikten sonra satılan  ayçiçeği tohumunu satışı yapan ... A.Ş. tesislerinde ... A.Ş. adına fason işlenmiş gibi göstermek, fason olarak işlemek ve neticesinde elde edilen ayçiçeği küspesi,  ayçiçeği kabuğu ve ham ayçiçeği yağını  ... A.Ş. tarafından ...  A.Ş.'den alınmış gibi kayıt tesis ettirmek ve fason üretim sonucunda  ham ayçiçek yağını ... A.Ş.'ye teslim etmek ,   ... A.Ş.den piyasa fiyatlarının üzerinde alım yapmak ve piyasa fiyatlarının altındaki fiyatlardan satış yapmak suretiyle  kanola, ham kanola yağı, ham ayçiçek yağı, ham mısır yağı satışı ile ayçiçeği küspesi, rafine ayçiçek yağı, rafine mısır yağı, ham ayçiçek yağı ve kanola küspesi alımı nedeniyle davacı şirketi toplam 12.414.621,02 TL zarara uğrattıkları belirtilmiştir. Davacı şirket tarafından fiktif işlem ve muhasebe hileleri yaptığı  ileri sürülen eski genel müdür  ... ve eski muhasebe müdürü ...  ile fiktif işlemlere katıldığı düşünülen şirket yetkilileri hakkında Kırklareli Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulması üzerine 2014/1329 sayılı soruşturma dosyasında alınan 30/07/2018 tarihli bilirkişi raporunda incelemeye konu yıllar bazında müşteki olan davacı şirketin şüpheli firmalarca gerçekleştirdiği işlemlerin fiktif olabileceği belirtilmiştir. Davalı şirket yetkilileri hakkında soruşturma dosyasında tefrik kararı verilerek Kırklareli Cumhuriyet Başsavcılığının 2018/1046 esasına kaydedilen soruşturma dosyasında, 06.08.2018 tarihli bilirkişi raporuna göre .... A.Ş. ve .... A.Ş. arasındaki işlemlerde fiktif işlem bulunmadığı, firmalar arasındaki çekişmenin ticari faaliyetten doğan hukuki ihtilaf niteliğinde olduğu ve soruşturma yürütülmesini gerektirir herhangi bir suç veya suç unsurunu gösterir delilin dosyada yer almadığı gerekçesiyle davalı şirket yetkilileri hakkında kovuşturmaya yer olmadığına  karar verilmiştir. Somut uyuşmazlıkta, mahkemece davacı şirketin eski genel müdür ... ve eski muhasebe müdürü  ... hakkında Kırklareli Cumhuriyet Başsavcılığının 2014/1329 sayılı soruşturma  dosyasının akıbeti  ve davalı şirket yetkilileri ile müşterek hareket ettiği belirtilen davacı şirketin eski genel müdürü ...  hakkında soruşturma ve ceza davası bulunup bulunmadığı  araştırılmamıştır. Diğer yandan davalı vekilince istinaf dilekçesi ekinde sunulan ve davacı şirket eski genel müdürü ... davalı şirket yetkilileri ile ortak hareket ederek davacı şirketi zarara uğrattıkları  iddiasının reddedildiği belirtilen Kırklareli İş Mahkemesi'nin 2018/92 Esas ve 2019/218 Karar sayılı kararının incelenmesinde davalı ... vekilinin cevap dilekçesi özeti bölümünde davacı ... hakkında şirketin uğradığı zararın tahsili amacıyla Kırklareli İş Mahkemesi'nin 2016/151 Esas sayılı dosyasında dava açıldığı  yazılıdır. Bu durumda mahkemece  soruşturma dosyasının akıbeti sorularak, davacı  şirketin eski genel müdürü ...  hakkında devam eden soruşturma dosyası veya ceza davası bulunup bulunmadığı araştırılarak, ilgili iş mahkemesi dosyalarının da celbi suretiyle  söz konusu dosyaların eldeki dava yönünden etkisi değerlendirilerek oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile davanın kabulüne karar verilmesi isabetli olmamıştır .HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda, Mahkemece eksik inceleme ile davanın sonuçlandırılması isabetli görülmemiş ve bu nedenle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak, kararın kaldırılma sebebine göre davalı  vekilinin sair istinaf sebepleri bu aşamada incelenmeksizin davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmiştir. <br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE, istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)a-6 maddesi uyarınca USULDEN KALDIRILMASINA, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine,2-Davalı tarafça yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine,3-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin İlk Derece Mahkemesince yapılacak yargılama sırasında değerlendirilmesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 362(1)g maddesi uyarınca  kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.  28/02/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"02fb8f53fa554555","SID":"86b7c012028d52fd"}}