{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2023/971 <br>KARAR NO: 2024/386<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 6. ASLİYE TİCARET  MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 20/01/2021<br>NUMARASI: 2017/1269 Esas -  2021/45 Karar<br>DAVA: Ticari Şirket (Ortaklıktan Çıkma Veya Çıkarılmaya İlişkin)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 13/03/2024<br>Dairemizden verilen 01/07/2021 tarih ve 2020/957 Esas 2021/844 Karar sayılı kararı Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 14/03/2023 Tarih ve 2021/7484 Esas 2023/1539 Karar sayılı ilamıyla dosyanın Dairemizin yukarıdaki esasına kaydı yapılıp duruşmalı olarak yapılan incelemesi sonucunda; <br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ <br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;  müvekkillerinin ortağı olduğu davalı şirketteki mevcut hisselerini devrettiklerini, ancak davalı şirketin bugüne kadar karar alıp bu hisse devrini pay defterine işlemediğini, Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne tescil ve ilan işlemlerini yaptırmadığını, limited şirket ortağı müvekkillerinin ortaklık sıfatlarını yasanın öngördüğü biçimde sona erdirdiklerini, hisse devir işlemlerinin tamamlandığını, bu durumda hisselerini devreden şirket ortağı müvekkillerinin kamu kurum ve kuruluşları ile 3.kişilere karşı sorumluluğu da sona erdiğini, gerekli tescil ve bildirimlerin yapılmaması nedeniyle hisselerini devretmelerine rağmen müvekkillerinin halen dahi davalı şirkette resmi olarak ortak görünmekte ve bu durumdan dolayı mali ve hukuki açıdan sorunlarla karşılaştıklarını, bu nedenle müvekkillerinden ...  şirket hisse devrinin 19.02.2010 tarihinde, müvekkili ... hisse devrinin 20.01.2011 tarihinde yapıldığının tespiti ile şirket pay defterine işlenmesine karar verilerek ortaklıktan ayrılma iradelerinin Ticaret Siciline tescil ve ilanına karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek davacıların ortağı oldukları ... Ltd.Şti.'ndeki hisselerinin tamamını noterden devrettiklerinin ve noter devir tarihi itibariyle ortaklıktan ayrıldıklarının tespitine, hisse devrinin şirket pay defterine işlenmesine ve Ticaret Sicil Müdürlüğü' ne bildirimi ile tescil ve ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP: Davalılar, davaya cevap vermemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, davalı şirketin ana sözleşmesi ve sicil kaydına göre, davacıların Kartal .... Noterliği'nin 19.02.2010 tarihli ... yevmiye numaralı limited şirket hisse devri ile  Kartal .... Noterliği'nin 20.11.2011 tarihli ... yevmiye numaralı limited şirket hisse devrinin 02/04/2018 tarihinde alınan karar ile pay defterine işlendiği, 07/05/2018 tarihli 9572 sayılı Ticaret Sicil Gazetesi'nde pay devirlerinin ilan edildiği, bu itibarla davanın konusuz kaldığı, yargılama giderleri ve vekalet ücreti yönünden başlangıçtaki haklılık durumunun tespiti gerektiğinden 6762 sayılı TTK’nın 520. Maddesi gereğince, devrin hüküm ifade edebilmesi için sözleşmenin noterde tasdiki, ortaklar kurulunun devre muvafakat etmesi ve bu devrin şirketin pay defterine işlenmiş olması gerektiği, bu şartlardan birinin bulunmaması halinde, limited şirket pay devirlerinde bölünme kuralı geçerli olmadığından pay devri, şirkete karşı hüküm ifade etmeyeceği gibi ilgililer arasında da hüküm ifade etmeyeceği, somut olayda, devrin tamamlanması için gerekli işlemlerden biri olan pay defterine kayıt işlemi eksik olduğundan pay devri gerçekleşmediği, pay devri gerçekleşmediğinden bu devrin ticaret siciline tescil ve ilanı yapılamadığı, bu nedenle davanın açıldığı tarih itibariyle 6762 sayılı TTK’nın 520. maddesindeki koşullar oluşmadığından davacıların davayı açmakta haklı olduğu söylenemeyeceği gerekçesiyle konusuz kalan davada esastan karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.Bu karara karşı davacılar vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacılar vekilinin istinaf dilekçesinde özetle; Noterde yapılan devir işlemlerine rağmen davalı şirketin, hisse devirlerini pay defterine işlemediğini, Ticaret Sicil Müdürlüğü'nde tescil ve ilan işlemlerini de yaptırmadığını, ancak davadan sonra davalı şirketin bu prosedürleri 2018 tarihinde yaptığını, 2018 yılında yapılan pay defterine işleme işlemlerinden müvekkillerin haberi olmadığını, bu işlemler sırasında atılan imzalar da müvekkillerine ait olmadığını, davalı şirket tarafından 7 sene boyunca yapılmayan pay defterine işleme ve Ticaret Sicil Müdürlüğündeki ilan ve işlemler yüzünden birçok borç ve mal varlıklarına konan haciz ile mağdur olan müvekkillerinden davacı ... yönünden 19.02.2010 tarihi, diğer müvekkili davacı ... yönünden ise, 20.11.2011 tarihi itibariyle, şirketten ayrıldıklarını ve bu tarihten sonra oluşan borç ve her türlü hukuki yaptırımlardan sorumlu olmayacaklarının tespitine karar verilmesi gerektiğini, bu bakımdan talebin konusuz kalmadığını belirterek ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir. <br>GEREKÇE :Dava  hisse devir tarihi itibari ile şirket ortaklığından sona erdiğinin tespiti istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince, yukarıda açıklanan gerekçe doğrultusunda, konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş, bu karara karşı davacılar vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine  yapılan istinaf incelemesi neticesinde,Dairemizin 01/07/2021 tarih ve 2021/957 Esas ve 2021/844 Karar sayılı kararı ile;\"Davacılardan ... ’in, ortağı olduğu davalı şirkette mevcut hissesinin tamamını Kartal .... Noterliği'nin 19.02.2010 tarihli ... yevmiye numaralı limited şirket hisse devir senedi ile davalı ..., diğer davacı ... ise, davalı şirketteki mevcut hissesini Kartal .... Noterliği'nin 20.11.2011 tarihli ... yevmiye numaralı limited şirket hisse devir senedi ile diğer davalı ... devrettiği, ancak bu devir işlemine rağmen davalı şirketin, hisse devirlerini pay defterine işlemediği, Ticaret Sicil Müdürlüğü'nde tescil ve ilan işlemlerini yapmadığı, davacıların davalı şirketteki ortaklıklarının devam ettiğinden şirketin tüm borçlarından sorumlu tutuldukları, davacıların noter hisse devir tarihi itibari ile şirket ortaklığından ayrılmış olduğunun tespiti gerektiği iddia edilerek davacı ... yönünden 19.02.2010 tarihi, diğer davacı ... yönünden  ise, 20.11.2011 tarihi itibariyle, davalı şirket ortaklığının sona erdiğinin tespiti istenmiştir.Davacı ...’in, ortağı olduğu davalı şirkette mevcut 2.500,00 TL'lik hissesinin tamamını Kartal ... Noterliği'nin 19.02.2010 tarihli ... yevmiye numaralı limited şirket hisse devir senedi ile davalı  ...; diğer davacı ... ’in ise, davalı şirketteki mevcut hissesini Kartal .... Noterliği'nin 20.11.2011 tarihli ... yevmiye numaralı limited şirket hisse devir senedi ile davalı ... devrettiği görülmüştür. Somut olaya uygulanması gereken devir sözleşmesinin yapıldığı tarihte yürürlükte olan 6762 Sayılı TTK’nun 520. maddesinde, “Bir payın devri, şirket hakkında ancak şirkete bildirilmek ve pay defterine kaydedilmek şartıyla hüküm ifade eder” hükmü mevcut olup, 520/2. maddesi hükmünde ise devir hususunun pay defterine kaydedilebilmesi için, ortaklardan en az dörtte üçünün devre muvafakat etmesi ve bunların esas sermayesinin dörtte üçüne sahip olmasının şart olduğu öngörülmüştür. 6102 sayılı  TTK'nın 595/3 maddesi hükmüne göre ise şirket sözleşmesinde başka türlü düzenlenmemiş ise ortaklar genel kurulunun sebep göstermeksizin onayı reddedebileceği, 595/5 maddesiyle de genel kurulun onay vermeyi reddetmesi halinde, ortağın haklı sebeple şirketten çıkma hakkının saklı kalacağı  hüküm altına alınmıştır.Dosya kapsamındaki  ekli belgelerden, davalı şirketin ana sözleşmesi incelenmiş, söz konusu sözleşmede pay devrinin ortaklar genel kurulunun onayına bağlı kalmaksızın kararlaştırılabileceğine ilişkin hüküm bulunmadığı anlaşılmıştır.Davacıların davalı şirketteki hisselerinin tamamını noter hisse devir sözleşmesi ile diğer davalılara devrettiği sabit ise de  bu hisse devir işleminin  ortaklar kurulu kararı ile onaylanmamış olduğu,  bu işlem yönünden 6762 sayılı Yasanın 520. maddesindeki ¾ çoğunlukla devre izin verme koşulunun somut olayda gerçekleşmemiş olduğu anlaşılmaktadır. Yasa maddesinde hisse devrine muvafakat için bir şekil öngörülmemiş olup, muvafakatın yasada öngörülen nisapla alınmış bir ortaklar kurulu kararı biçiminde verilmesi olanaklı olduğu gibi -ispat edilmesi koşuluyla- kişi ve sermaye payı olarak ¾ oranındaki ortakların devre muvafakat yönünde irade açıklamasında bulunmalarıyla da mümkündür. Bu durumda ayrıca yazılı bir ortaklar kurulu kararının bulunmaması, sonuca etkili değildir. Buna göre, bahsi geçen  davaya konu devir bakımından muvafakatin gerçekleştiğinden de bahsedilemeyecektir. Hal böyle olunca, söz konusu işlem pay defterine kaydedilerek  ticaret sicilinde tescil ve ilan edilmediğinden, davacıların davalı şirkette ortaklığının yasaya uygun şekilde noter hisse devir tarihinde sona erdirildiğinden söz edilemeyeceğinden bu gerekçelerle davanın davalı şirket yönünden esastan, diğer davalılar ... yönünden ise pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken ilk derece mahkemesince yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmadığından davacılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1.b.2 maddesi gereğince kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına\" karar verilmiştir.Dairemizce verilen bu karara  karşı davacılar vekili tarafından temyiz yasa yoluna başvurulması üzerine Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 14/03/2023 Tarih ve 2021/7484 Esas 2023/1539 Karar sayılı bozma ilamı ile \" İlk Derece Mahkemesince verilen karar ve ileri sürülen istinaf sebepleri gözetildiğinde Bölge Adliye Mahkemesince yapılması gereken iş, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak İlk Derece Mahkemesi kararının istinaf incelemesine tabi tutulması ve dava dilekçesindeki netice-i talep ve davadan sonraki süreçte yaşanan gelişmeler karşısında davanın konusuz kalıp kalmadığı belirlenerek sonucuna göre bir karar verilmesi\" gerekçesiyle Dairemiz kararın bozulmasına karar verilmiştir.  Yargıtay bozma ilamı üzerine Dairemizce HMK'nın 373/3. maddesi uyarınca duruşma açılarak taraf beyanları alınmış, usul ve yasaya uygun bulunan Yargıtay bozma ilamına uyulmasına karar verilmiştir.Yapılan yargılama sonunda, dosyada mevcut deliller, uyulan Yargıtay bozma kararı ve tüm dosya mündericatı değerlendirildiğinde; ilk derece mahkemesince davanın açıldığı tarih itibariyle 6762 sayılı TTK’nın 520. maddesindeki koşullar oluşmadığından davacıların davayı açmakta haklı olduğu söylenemeyeceği gerekçesiyle konusuz kalan davada esastan karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi üzerine Dairemizce davacıların davalı şirkette ortaklığının yasaya uygun şekilde noter hisse devir tarihinde sona erdirildiğinden söz edilemeyeceğinden  davanın davalı şirket yönünden esastan, diğer davalılar ...  ve  ... yönünden ise pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiş ise de   davalı şirketin 02.04.2018 tarihli genel kurulunda alınan kararla davaya konu hisse devirlerine muvafakat edilmesi  ve devrin pay defterine işlenmesi ve  kararın 07.05.2018 tarihli Ticaret Sicil Gazetesinde ilan edilmesi nedeniyle davadan sonraki süreçte yaşanan gelişmeler karşısında davanın konusuz kaldığı,  davacıların dava açmakta haklı olmadıkları anlaşıldığından istinaf edenin sıfatına ve aleyhe kaldırma yasağı kapsamında konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiş ve  aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.<br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-Konusuz kalan davanın esası hakkında KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,2-Alınması gereken 427,60TL maktu karar ve ilam harcının, peşin alınan 31,40 TL harçtan mahsubu ile bakiye 396,2‬0 TL harcın  davacılardan tahsili ile hazineyi irat kaydına, 3-Davacıların yaptığı yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4-Davalılar tarafından yargılama gideri sarf edilmediği anlaşılmakla; bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,5-Davalılar vekil ile temsil edilmediğinden davalılar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,6-Davacılar tarafından yatırılan gider avansından artan kısmın HMK. 333. maddesi gereğince karar kesinleştikten sonra yatırana iadesine,7-İstinaf aşamasındaki harç ve yargılama giderleri yönünden;a-Harçlar Kanun gereğince davacılardan alınması gereken 427,60 TL harçtan, davacılar tarafından yatırılan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 368,3 TL harcın davacılardan tahsili ile hazineye gelir kaydına, b-Davacılar tarafından istinaf aşamasında sarf edilen harç ve yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, c-Davalılar tarafından yargılama gideri sarf edilmediği anlaşılmakla; bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,d-Davalılar vekil ile temsil edilmediğinden davalılar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,8-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine,Dair, açık yargılama sonucunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'ne temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı  13/03/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"78da1a375145da09","SID":"3fe4fce5cbda14da"}}