{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2023/1417 <br>KARAR NO: 2024/90<br>KARAR TARİHİ: 01/02/2024<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 28/09/2022<br>NUMARASI: 2016/1101 Esas -  2022/756 Karar\t  <br>DAVA: Tespit<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 01/02/2024<br>Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalının, davacı şirketin 75 pay karşılığında ( %25 pay oranında), dört ortağından biri olduğunu, davalı şirketin ... Mah. ... Cad. No:... Kadıköy/ İstanbul adresinde, ... arasında eşit paylarla kurulmuş olduğunu, daha sonra Kadıköy .... Noterliği'nin 21 Nisan 2010 tarih ve ... sayı ile tasdikli hisse devir ve temlik sözleşmesiyle şirket dışından Alaatin Kaya ortak olduğunu,  davalı şirket ortaklarının ortaklığın getirmiş olduğu yükümlülükleri yerine getirmediklerini, davacının bilgi alma ve inceleme hakkından mahrum bırakıldığını , davacının defaten bilgi istemesine rağmen bilgi alamadığını, bunun üzerine, davalı şirkete Kadıköy .... Noterliği'nin 15 Haziran 2016 tarihli ... yevmiye no'lu ihtarname gönderdiklerin ancak davalı şirketin ihtamame yer alan taleplerine de hiçbir yanıt verilmediğini, ortaklık Esas Mukavelesi madde 11 ile ortakların ödenmiş sermayeleri üzerinden hisseleri oranında kâr payı dağıtılacağı belirlendiğini , davacı ... kâr payına ilişkin hiçbir ödeme yapılmadığını, davalı şirketin kuruluşundan beri kâr payt dağıtmadığını, bu konuda ortaklar arasında uyuşmazlık çıktığını davacı ortağın kâr payının tespit ve tahsilini mahkemeden isteme hakkı olduğunun kabul edilmesi gerektiğini, davalarının kabulüne, davalı şirkette pay sahibi olan müvekkilinin payının tespit edilmesine, TTK 614.maddesi gereği, davacının şirket işlemleri ve hesapları konusunda bilgi alma hakkının tanınmasına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı şirkete yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davaya konu delil listesi ve eklerinin taraflarına tebliğ edilmediğini, davacının sermaye borcunu ödemediğini, yıllardır şirkete gelmediğini, şirketin sorunları ile ilgilenmediğini, bu nedenle davacının kar payı ödenmesine ilişkin talebi haksız ve hukuka aykırı olduğunu, davalı şirketin faaliyetlerinden zarar ettiğini bu nedenle de Davacının Kar payına ilişkin talebi karşılanamayacağını, ülkemizde yaşanan ağır ekonomik sıkıntıların da etkisi ile kazanç elde edemediği gibi şirketin çeşitli sabit giderleri (kira, elektrik, su ve sair giderler) yıllardır davalı şirket tarafından karşılandığını, 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu md. 608'de kar payının sadece net dönem karından ve bunun için ayrılmış yedek akçelerden ödenebileceği bu nedenle şirketin elde edilemeyen net karı bulunmadığı için ortaklara kar payı ödemesi yapmadığını, davalı şirketin bu yıl için yapılması gereken olağan genel kurul toplantısının yapılması gereken zaman henüz gelmediğini, davacı tarafından genel kurulun toplanması beklenmeden ve talepleri genel kurulda gündeme getirilmeden dava yoluna başvurduğunu, usulüne uygun bir şekilde şirketten talep edilmeyen haklara ilişkin olarak davacı tarafından dava açılmış olması davacının kötüniyetle hareket ettiğini, davacının henüz zamanı gelmeyen olağan genel kurula ilişkin bilgilendirilmediği iddiası tamamen afaki ve soyut olduğunu, davacının dava açmadan önce kar dağıtımı talebi ile ilgili ortaklar kurulunun toplanması ve genel kurula böyle bir gündem maddesi konulması talebi olmadığını, davacının taleplerini kabul anlamına gelmemekle birlikte davacının davalı şirkete sermaye borcu olması sebebiyle talep edilen kar payına ilişkin olarak takas mahsup taleplerinin olduğunu, haksız ve hukuka aykırı davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı yana yüklenmesine karar verilmesine talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, \"Yapılan yargılama sonucu; 6102 sayılı TTK'nın 616/1-e maddesi uyarınca limited şirketlerde kar payı dağıtımında münhasır yetkili organ Genel Kuruldur. Bu yetki Genel Kurulun devredilemez yetkileri arasındadır. Limited şirketlerde şirketin kar elde etmiş olması, kendiliğinden limited şirket ortağına kar payı talep etme yetkisi vermeyecektir. Şirket ortaklarına kar payı dağıtılabilmesi için, öncelikle ortaklara kar payı dağıtılması yönünde ortaklar kurulunca bir kararın alınması gerekmektedir. Kar payı, Genel Kuruldan verilen dağıtım kararından sonra ortaklarca talep edilebilir hale gelir. Genel Kurul da kar payı dağıtımına ilişkin karar alınmadığı müddetçe kar payı dağıtımının yapılması mümkün değildir. Genel Kurul tarafından kar payı dağıtılmamasına karar verilmesi halinde, Genel Kurul kararının iptali istemi ile dava açılması mümkün ise de kar payının tespiti  ve ödenmesine yönelik olarak doğrudan dava açılması mümkün değildir. Somut olayda da davacı doğrudan limited şirket ortağı olarak kar payının tespitini talep ettiğinden bahsedilen gerekçe ile doğrudan bu davayı açması mümkün olmadığından talebinin reddine karar verilmiştir. Davacının diğer bir talebi olan bilgi alma hakkının incelenmesi sonucu; 6102 sayılı TTK'nın 614.maddesine göre '' Her ortak, müdürlerden, şirketin bütün işleri ve hesapları hakkında bilgi vermelerini isteyebilir ve belirli konularda inceleme yapabilir.  Ortağın, elde ettiği bilgileri şirketin zararına olacak şekilde kullanması tehlikesi var ise müdürler, bilgi alınmasını ve incelemeyi gerekli ölçüde engelleyebilir. Bu konuda ortağın başvurusu üzerine Genel Kurul karar verir. Genel Kurul, bilgi alınmasını ve incelemeyi haksız yere engeller ise, ortağın istemi üzerine mahkeme bu husus da karar verir. Mahkeme kararı kesindir. '' Yukarıda ki yasal düzenleme uyarınca davacının bilgi alma ve inceleme hakkını kullanabilmek için öncelikle davalı şirket Genel Kuruluna başvurması gerekmektedir. Davacı tarafından bu amaçla ortaklar kuruluna başvurulmadığı tartışmasızdır. Sadece talebini içerir yönünden ihtar çekilmiş olması yasanın aradığı başvuru olarak nitenlendirilemeyeceğinden açılan davanın reddine, ...\" karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı şirket ortaklarının, ortaklığın getirmiş olduğu yükümlülükleri yerine getirmediğini, yerel mahkeme kararının gerekçesinin hukuka ve hakkaniye aykırı olduğunu, zira davalı şirket tarafından kuruluşundan bu yana genel kurul toplantısı yapılmadığını, davalı şirket kuruluşundan bu yana hiçbir genel kurul toplantısını yapmadığından davacının taleplerinin genel kurula bildirmesinin imkansız olduğunu, aynı şekilde şirketin kar dağıtma yada dağıtmama yönünde aldığı bir kararın olmadığını, dolayısıyla kar dağıtmama yönünde genel kurul kararı mevcut olmadığından bu karara karşı iptal davası açılmasının da söz konusu olamayacağını, kâr payı hakkının nispi müktesep hak niteliğinde olduğundan sınırlandırılabileceğini, ancak kâr payı hakkının tamamen kaldırılmasının mümkün olmadığını, bu nedenle, bu hak, aynı zamanda vazgeçilmez nitelikte bir hak olduğunu, her ne kadar yasada limited şirketlerin kâr payı dağıtımında genel kurula bir yetki alanı tanınmış ise de, yasadaki kurguya göre kâr payının dağıtımı asıl, kâr payı dağıtılmamasının istisna olduğunu, ancak, şirket ana sözleşmesinde aksine hüküm yoksa, şirket ortaklar kurulu TTK’nın bu konudaki düzenlemeleri ile bağlı olup, tahakkuk eden kazanç üzerinde keyfî bir tasarruf yetkisine sahip olmadığını, davacıya kar payına ilişkin ödeme yapılmadığını, bilgi alma ve inceleme hakkının ihlal edildiğini, davalının kar payı eksik de olsa bilirkişi tarafından tespit edildiğini, davalı şirketin 2009-2016 yılları arasında 382.548,87 TL kar elde ettiği, yasal yedekler ve davacının ödenmiş sermayesi dikkate alındığında 50.206,70 TL kar payının mevcut olduğu hususunun üç kişilik bilirkişi heyeti tarafından tespit edildiğini, gene bilirkişi raporunda, GBT kayıtlarının incelenmesinden davalı şirkete ait otelde yılda 2990 kişinin kaldığı tespit edilmiş olup otel ücretlerinin tespiti yönünden TÜRSAB, TÜROB ve TÜROFED 'den yıl bazında davalı şirkete ait otelin emsali bir otelde uygulanacak konaklama ücretinin araştırılması yolundaki talebinin yerine getirilmediğini, davalının, mahkeme tarafından istenmesine karşın ticari defter ve belgelerini sunmaması nedeniyle son derece eksik hesaplanmış olsa da kar payı alacağının mevcudiyetinin delillerle sabit olduğunu, delillerin doğru ve yeterli şekilde toplanmış olsa idi, gerçek durumun tespitinin mümkün olabileceğinin de açık olup davacının yasal haklarının korunması gerektiğini beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.<br>GEREKÇE:Dava, limited şirket ortağının kar payının tespiti ve bilgi alma hakkının kullandırılması davasıdır.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, davacının kar payının tespitini istemekte hukuki yararının bulunup bulunmadığı ve bilgi alma hakkının mahkeme kararıyla kullandırılması şartlarının oluşup oluşmadığı noktasındadır.Davacı, davalı şirkete %25 hisse ile ortaktır.Davacı tarafça, şirketin kar payı dağıtmadığı ve bilgi alma hakkını kullandırmadığı iddiasıyla  kar payının tespiti ve bilgi alma hakkının kullandırılmasına karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır.6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun 608/1. Maddesine göre, kâr payı, sadece net dönem kârından ve bunun için ayrılmış yedek akçelerden dağıtılabilir. Kâr payı dağıtımına ancak, kanun ve şirket sözleşmesi uyarınca ayrılması gereken kanuni yedek akçelerle, şirket sözleşmesinde öngörülmüş yedek akçeler ayrıldığı takdirde karar verilebilir. TTK'nın 616/1-e maddesinde  de, kâr payı hakkında karar verilmesi, genel kurulun devredilmez yetkileri arasında sayılmıştır. Davacı taraf, kar payının tespitine karar verilmesini istemiş, dava dilekçesinde harca esas bir değer bildirmemiş ve maktu tarife üzerinden peşin harç yatırmıştır. Bu haliyle anılan talep bir tespit davası niteliğindedir.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu(HMK)'nun 106/1. Maddesine göre,  tespit davası yoluyla, mahkemeden, bir hakkın veya hukuki ilişkinin varlığının ya da yokluğunun yahut bir belgenin sahte olup olmadığının belirlenmesi talep edilir. Ancak maddenin ikinci fıkrasına göre, tespit davası açanın, kanunlarda belirtilen istisnai durumlar dışında, bu davayı açmakta hukuken korunmaya değer güncel bir yararı bulunmalıdır. Bunun yanı sıra maddi vakıalar, tek başlarına tespit davasının konusunu oluşturamaz. Tespit davasının konusunu ancak hak veya hukuki ilişkiler oluşturur. Bu kapsamda her çeşit hukuki ilişki tespit davasının konusu olabilir. Buna karşılık, somut bir olaydan doğmayan, soyut hukuki ilişkilerin tespiti istenemez. Ayrıca davacının tespit davasına konu edilen hukuki ilişkisinin hemen tespit edilmesinde hukuki yararının bulunması şarttır.Bir hakkın veya hukuki ilişkinin varlığı yahut yokluğu, tespit davası açılabilmesi için yalnız başına yeterli değildir. Bundan başka, o hukuki ilişkinin var olup olmadığının mahkemece hemen tespit edilmesinde, davacının korunmaya değer, meşru bir hukuki yararının bulunması şarttır. Bu şartın gerçekleşmesi ise, davacının bir hakkı veya hukuki durumu güncel (halihazır) bir tehlike ile tehdit edilmiş olmasına; bu tehdit nedeniyle, davacının hukuki durumu tereddüt içinde olması ve bu hususun davacıya zarar verebilecek nitelikte bulunmasına; yalnız kesin hüküm etkisine sahip olup, icraya konulamayan tespit hükmünün, bu tehlikeyi ortadan kaldırmaya elverişli olmasına bağlıdır.Davacının tespit davası ile istediği hukuki koruma diğer dava çeşitlerinden biri ile sağlanabiliyorsa, o zaman davacının tespit davası açmakta hukuki yararı yoktur.Somut olayda dava kar payının tespiti istemli açılmış olup, dava sonunda elde edilecek hüküm davacının tespit davası açmasına neden olan tehlikeyi bertaraf edebilecek nitelikte değildir. Dolayısıyla, yukarıdaki açıklamalar karşısında davacının eldeki davayı açmasında hukuki yararı bulunmamaktadır.Tespit davasının konusunun hak veya hukuki ilişki olması ve davacının tespit davası açmakta hukuki yararının bulunması, dava şartıdır. Somut olayda davacının hukuki yararı bulunmadığından HMK'nın 115/2. Maddesi uyarınca davanın dava şartı yokluğundan usulden reddi gerekir. Hal böyle olunca mahkemece kar payının tespiti yönünden davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.TTK'nın  614. Maddesinde, her ortağın, müdürlerden, şirketin bütün işleri ve hesapları hakkında bilgi vermelerini isteyebileceği ve belirli konularda inceleme yapabileceği, ortağın, elde ettiği bilgileri şirketin zararına olacak şekilde kullanması tehlikesi varsa, müdürlerin, bilgi alınmasını ve incelemeyi gerekli ölçüde engelleyebileceği; bu konuda ortağın başvurusu üzerine genel kurulun karar vereceği, genel kurul, bilgi alınmasını ve incelemeyi haksız yere engellerse, ortağın istemi üzerine mahkemece bu hususta karar vereceği ve mahkeme kararının kesin olduğu düzenlenmiştir. Anılan madde gereğince bilgi alma hakkı istemi hakkında mahkemenin vereceği karar kesindir. İlk derece mahkemesince, karara karşı kanun yolunun açık olduğunun belirtilmesi de sonuca etkili değildir. Her ne kadar İlk derece Mahkemesince bilgi alma hakkı talebinin reddine dair verilen karara karşı istinaf yoluna başvurulmuş ise de; TTK'nın 614/3 maddesinin son cümlesine  göre kesin olan bu karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulamayacağından davacının istinaf dilekçesinin bu yönden incelenmesi mümkün değildir. HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.<br>KARAR: Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davacı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 01/02/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"a7496888f068666a","SID":"4163c60706fa52a4"}}