{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2023/1656 <br>KARAR NO: 2024/175<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 13/02/2023<br>NUMARASI: 2022/138 Esas -  2023/98 Karar<br>DAVA: İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 13/02/2024<br>Taraflar arasındaki İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı) davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, taraflar arasında kargo sözleşmesi imzalandığını, davacı şirketçe yapılan taşıma işlemleri neticesinde faturalar kesildiğini, ancak davalı tarafça ödenmesi gereken ücretlerin ödenmediğini, bu fatura değerlerinin toplamının 26.273,77 TL olduğunu, e-arşiv fatura kapsamında elektronik belge biçiminde oluşturulan faturaların davalı tarafa hem elektronik ortamda hem de fiziken teslim edildiğini, alacağın tahsili amacıyla İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalının itirazı üzerine takibin durduğunu, bu nedenlerle davanın kabulü ile itirazın iptali ve takibin devamına, %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, yetkili mahkemenin davalının adresi itibarı ile İstanbul Anadolu Adliyesi Ticaret Mahkemeleri olduğunu, tarafların davalının borcunun 19.616,78 TL olduğu hususunda davalının cari ekstrelerine göre mutabakata vardıklarını, davalının bir çok firmanın ürünlerinin tanıtımı ve teşhirini üstlendiğini, müşterilerin tanıtılmasını istedikleri ürünlerini davalı şirketin İstanbul/Ataşehir'de bulunan deposuna gönderdiklerini, davalının da depodaki ürünleri çeşitli illerde bulunan bayilere gönderdiğini, bu gönderimin ise taraflar arasında imzalanan kargo sözleşmesine binaen davacı kanalı ile sağlandığını, davalı şirketin davacı ile imzalanan kargo sözleşmesine binaen cari hesap ekstrelerine göre toplam borcunun 26.273,77 TL olmayıp 19.616,78 TL olduğunu, bu hususun davacı firmanın Ataşehir Acente Şube Müdürü ile yapılan mail yazışmaları ile sabit olduğunu, taşıyıcının, kaçınamayacağı ve sonuçlarını önleyemeyeceği durumlar haricinde eşyanın kaybından ve hasarından doğan zararlardan sorumlu olduğunu, davacının taşımacılığını üstlendiği eşyalardan bir kısmının taşıma esnasında davacının kusuru ile hasara uğraması bazılarının ise kaybolması sonucu meydana gelen zararların söz konusu olduğunu, bu hasarlı taşımadan ötürü davalının hasarlı ürünlerin kargo bedelini ödeme gibi bir yükümlülüğü bulunmamasının yanısıra bir de davacının hasarlı ürünlerin bedelini tazmin ile yükümlü olduğunu, işbu zararların tazmini için davacıya başvuru yapılmasına karşın bu talebin değerlendirmeye alınmadığını, eşyanın satıcıdan alınarak alıcıya teslim anına kadar geçen süre içerisinde davacının bir çok sorumluluğu bulunmakta olup bu sorumluluğun gereklerini yerine getirmemelerinin sonuçları da ayrıca düzenlenmiş olduğundan davacının, davalının hasara uğrayan ve kaybolan ürünleri nedeniyle oluşan 10.115,20 TL zararından sorumlu olduğunu, taşıyıcının kusuru ile oluşan hasarlarda taşıyıcının taşıma ücretini talep hakkı bulunmadığını, işbu taşıma bedellerinin tarafların mutabık kaldığı toplam 19.616,78 TL'den düşürülmesi gerektiğini, bunun yanı sıra davacının, hasarlı ve kayıp ürünlerden dolayı davalının oluşan zararını karşılamakla yükümlü olup toplamda 10.115,20 TL zarara ilişkin  BK 139 m.kapsamında takas-mahsup talep ettiklerini, bu nedenlerle davanın usulden reddine, aksi kanaat halinde esastan reddine, kabul olmaması halinde takas mahsup taleplerinin dikkate alınmasına, alacağın %20'sinden az olmamak üzere tazminata karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda,\".. Tarafların delil vasfına haiz uyuşmazlık dönemini içerir  ticari defter ve kayıtları üzerinde yapılan mali inceleme ile davacı defter, kayıt ve belgelerine göre takip tarihi itibarı ile davalıdan 24.055,34 TL alacaklı olduğu, davalı defter, kayıt ve belgelerine göre ise takip tarihi itibarı ile davacıya 19.616,78 TL borçlu olduğu, tarafların defterleri arasındaki uyuşmazlığın, davacı defterlerine göre, davacı tarafın 2019-2020-2021 yılları içesinde davalıya 991 adet toplamı 127.839,23 TL bedelli fatura düzenlediği, davalı defterlerine göre ise davalı tarafın 2019-2020-2021 yılları içerisinde davacı taraftan 990 adet toplamı 127.970,10 TL bedelli fatura aldığı, arada 130,87 TL fark oluştuğu, farkın sebebinin ise davacı tarafça düzenlenen 27/07/2021 tarihli 11,26 TL ve 02/11/2020 tarihli 9,96 TL olmak üzere 2 adet toplam 21,22 TL bedelli faturanın davalı defterlerinde işli olmaması ile davalı tarafın ticari defterlerinde davacıdan almış olduğu 08/10/2019 tarihli 152,09 TL bedelli faturanın davalı tarafça borç olarak kaydedilmesine karşın davacı tarafça ticari defterlere işlenmemesinden kaynaklandığı, davalı tarafından kayıtlarına işlenmeyen 21,22 TL bedelli faturaların davalıya tebliğ edildiğine dair belgeye rastlanmadığı, yine davalı kayıtlarında borç olarak kaydedilen 152,09 TL davacı defterlerinde alacak olarak kaydedilmediğinden hesaplamaya katılmadığı, davacının davalıdan 2019-2020-2021 yılları içerisinde toplam 100.195,90 TL tahsilat yaptığı, 9 adet toplamı 3.587,99 TL bedelli davalı taraftan iade faturası aldığı ve fatura alacağından düştüğü, davalının, davacıya 2019-2020-2021 yılları içerisinde toplam 104.765,33 TL ödeme yaptığı, 9 adet toplamı 3.587,99 TL iade faturası düzenlediği,  her iki taraf arasında 4.569,43 TL fark oluştuğu, davalı tarafça ibraz edilen banka dekontlarına göre davalının davacıya 104.765,33 TL ödeme yaptığı sabit olmakla davacı tarafın ticari defterlerine 4.569,43 TL eksik tahsilat kaydı işlediği, buna göre davacı taraf alacağının 19.464,69 TL olarak hesaplandığı anlaşılmıştır. Davalının davacı tarafından gerçekleştirilen bir takım taşımalardan zarar ortaya çıktığı ve bu zararın davacı alacağından mahsup edilerek alacağın belirlenmesi yönünde olmak üzere TBK md. 139 hükmü kapsamında takas savunmasında bulunduğu, davalı tarafından belirtilen taşımalar bilirkişi raporu dahilinde uzman bilirkişi tarafından tek tek irdelenmiş olup davacı tarafın tazmin evraklarını, tazminat ödemesine esas olacak şekilde taşımacıya sunmadığı, ayrıca mutabakat formu da 14/05/2020 tarihli olup takas iddiasının ileri sürülmediği anlaşılmakla davanın kısmen kabulü ile, davalı itirazlarının kısmen iptaline, takibin 19.464,69 TL asıl alacak üzerinden devamına, ayrıca alacak belirlenebilir olduğundan İİK 67/2 Mad uyarınca alacağın %20 si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine ...\" karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Dosya kapsamında alınan bilirkişi raporuyla da sabit olmak üzere müvekkili şirketin alacaklı olduğunu ve iade faturası olarak adlandırılan davalının tek taraflı muvafakatine dayalı faturaların hesaplamada esas alınamayacağı hususunun göz önüne alınması gerektiğini, işbu nedenlerle mahkemece müvekkili şirket aleyhine tesis edilen kısmen red hükmünün kaldırılması gerektiğini, taraflar arasında imzalanan kargo sözleşmesi uyarınca müvekkili şirketin hasardan sorumlu tutulabilmesi için davalı tarafça yürütülmesi gereken bir süreç bulunduğunu, davalı tarafça bu sürece uyulmadığı gibi sözde iade faturalarına dayalı olarak yapılan bildirimlerin kabul edilemeyeceğini, mahkemece bu hususta müvekkili şirket aleyhine verilen kararın kaldırılması gerektiğini, eksik incelemeye, usul ve yasaya aykırı kararının istinaf incelemesi sonucunda kaldırılarak, davanın kabulü yönünde hüküm kurulmasına; bu talepleri kabul edilmez ise Mahkeme kararının kaldırılması ile dosyanın Mahkemeye iadesine, vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.  Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Davacının müvekkiline vermiş olduğu taşımacılık hizmetinden kaynaklı müvekkilin zararlarına ilişkin olarak yapılan başvurular, zararların miktarı, faturaları davacıya ibraz edilmiş olmasına rağmen davacı tarafından müvekkilin zararının giderilmediğini, taraflar arasında yapılan yazışmalar zarara ilişkin faturalar ve fotoğraflar dosyada mevcut olmasına rağmen takas talebinin reddinin hukuka aykırı olduğunu, taşıyıcı, kaçınamayacağı ve sonuçlarını önleyemeyeceği durumlar haricinde eşyanın kaybından ve hasarından doğan zararlardan sorumlu olduğunu, taşıyıcının kusuru ile oluşan hasarlarda taşıyıcının taşıma ücretini talep hakkı bulunmadığını, hem icra takibine itiraz dilekçesinde hem cevap dilekçesinde davacıya 19.464,69 TL borçlu olduklarını kabul etmeleri nedeniyle icra inkar tazminatına hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, açıklanan nedenlerle kararının kaldırılmasına ve her türlü yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. <br>GEREKÇE:Dava, taşıma sözleşmesinden kaynaklanan  alacağının tahsili amacıyla girişilen icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karara karşı davacı ve davalı vekili istinaf yasa yoluna başvurmuştur.Davacı tarafça davanın reddedilen kısmına yönelik istinaf oluna başvurulmuştur. Eldeki dava değeri 26.273,77 TL olup, reddedilen miktar 6.809,08 TL 'dir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu(HMK)'nun 341/2. Maddesine göre 2023 yılı için miktar ve değeri 17.830,00 Türk Lirasını geçmeyen malvarlığı davalarına ilişkin kararlar kesindir. Mahkemenin  istinaf incelemesine konu edilen kararında reddedilen miktar, karar tarihi itibari ile HMK'nun 341/2. maddesinde düzenlenen kesinlik sınırının altında olup, kesin niteliktedir. Miktar olarak kesin nitelikteki karar ile ilgili olarak ilk derece mahkemesince, karara karşı kanun yolunun açık olduğunun belirtilmesi sonuca etkili değildir. Bu nedenle miktar itibariyle hüküm tarihinde geçerli olan istinaf sınırını geçmeyen davanın reddedilen kısmına karşı HMK'nın 341/2.maddesi uyarınca istinaf kanun yoluna başvurulamayacağından davacı vekilinin istinaf başvurusunun usulden reddine karar vermek gerekmiştir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca davalı vekilince  istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Davacı tarafından davalı hakkında İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takip dosyasında davacı tarafından davalı aleyhine alacak sebebine dayalı olarak  26.273,77 TL üzerinden takip başlatılmış, itiraz üzerine takip durmuştur. Davacı tarafça, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 67. maddesi uyarınca itirazın iptaline karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır. Tarafların ticari defterleri üzerinde yapılan incelemeye göre  davacı,  takip tarihi itibarı ile  davalıdan 24.055,34 TL alacaklı , davalı ise davacıya 19.616,78 TL borçlu görünmektedir. Bilirkişi heyeti raporunda iki taraf defterleri arasında farklılıklar bulunduğu,  davacının alacağının 19.464,69 TL olarak hesaplandığı belirtilmiştir. Davalı cevap dilekçesinde davacıya borcunun 19.616,78 TL olduğu hususunda davacı ile mutabakata vardıklarını beyan etmiştir.Davalı tarafça ileri sürülen mahsup talebi bir alacağı doğuran olayla ilgili olarak, alacaklının elde ettiği bazı menfaatlerin ya da borçlunun katlandığı bazı yükümlülüklerin alacaktan indirilmesidir. Mahsuplaşmada, takastan farklı olarak iki ayrı alacak bulunmamaktadır. Buna göre, alacak miktarından tenzil edilecek değer, karşı alacak olmayıp gerçek alacağı bulmak üzere hesaplanan alacaktan indirilmesi gereken bir bedeldir. Bu nedenle, mahsupta hukuken karşılıklı alacaklılık ilişkisinden öte, alacağın gerçek miktarının tespiti için yapılan bir işlemin varlığı kabul edilmelidir. Mahsupta, doğmuş bir alacaktan söz edilemeyeceği için mahsubun borcu sona erdiren bir neden olduğu da düşünülemez. Ayrıca, mahsup talebi hukuki niteliği itibariyle def’i olmayıp; itiraz niteliğinde olduğundan, savunmanın genişletilmesi yasağına tabi kabul edilmez. Bu yönüyle, yerleşik yargı kararlarında belirtildiği gibi mahsubun yargılama devam ettiği sürece karşı tarafın muvafakati olmaksızın ileri sürülmesi mümkündür. Takas ise  bir miktar para ya da konuları itibariyle aynı türden malı birbirine borçlu olan tarafların, borçların muaccel olması ve takas itirazının dermeyan edilmesi kaydıyla, az olan borcun çok olana nazaran sona erdirilmesi olup, hukuki niteliği itibariyle bozucu yenilik doğuran bir hak olduğundan takas iradesinin muhatabına ulaşmasıyla birlikte sonuç doğurmaya başlar.Bu nedenle, takas iradesinin açıklanmamış olması ya da açıklansa bile karşı tarafa varmaması halinde borçların takasından söz edilemez. Somut olayda davalı, davacının taşımadan kaynaklı alacağından , taşıma sırasında meydana gelen  hasar ve kayıp ürünler nedeniyle oluşan zararın indirilmesini istemekle esasen mahsup talebinde bulunmuştur.TTK'nın 875. maddesi uyarınca taşıyıcı, eşyanın taşınmak üzere teslim alınmasından alıcısına teslim edildiği ana kadar geçen süre içinde eşyanın ziyaından veya hasarından doğan zararlardan sorumludur. Taşıyıcının bu yükümlülüğüne karşın eşyanın zıyaı veya hasara uğramış olması halinde gönderen veya gönderilene aynı Kanun'un 889. maddesi gereğince bildirimde bulunma yükümlülüğü yüklenmiştir. Buna göre eşyanın açık zıyaı veya hasarının en geç teslim sırasında teslim edene bildirilmemesi halinde yani ihtirazi kayıtsız kabul edilmesi durumunda karine olarak eşyanın sözleşmeye uygun olarak teslim edildiğinin varsayılacağı, bu karinenin zıya veya hasarın açıkça görünmemesi ve eşyanın tesliminden sonra yedi gün içinde bildirilmemesi hâlinde de geçerli olduğu kabul edilmiştir. Taşıyıcının sorumluluğu için karinenin aksinin yani eşyanın taşıyıcıya teslimden sonra gönderilene ulaşmasına kadar geçen süreçte hasara uğradığının ispat edilmesi gerekmektedir.Taraflar arasında yapılan taşıma sözleşmesinin 1. Maddesi ile  kargoların Karayolu Taşıma Kanununun öngördüğü standartlara uygun sağlam ve orjinal ambalajında olma şartıyla taşınacağı, ambalajı yeterli ve orjinal olmayan kargoların ancak taşıma esnasında oluşabilecek  hasarlardan ... kargonun sorumlu olmayacağına  dair verilecek taahhütle ve fatura bedellenin peşin olarak tahsil edilmesi suretiyle taşınabileceği, ambalaj yetersizliği nedeniyle oluşacak hasarlardan göndericinin sorumlu olduğu, 9. Maddesi ile  kargonun taşınma sırasında kaybolması veya taşıma taşımadan kaynaklanan nedenlerle hasar görmesi halinde kayıp veya hasar tazmini için gerekli belgelerin on gün içinde teslim edilmesi halinde gerekli incelemenin başlatılacağı, inceleme sonunda ... kargonun kusurlu olduğunun tespiti halinde tazmininin  Türk Ticaret Kanunu hükümleri çerçevesinde gerçekleştirileceği kararlaştırılmıştır. Somut olayda taraflar arasındaki sözleşmenin 9.maddesi ile belirli şartların yerine gelmesi halinde davacı tarafça kayıp veya hasar tazmininin yapılabileceği düzenlenmiş ise de hasar tazmini için gerekli olan  belgeler davacı tarafa belirlenen süre içinde  teslim edilmediği gibi belgelerin süresinde sunulmuş olması halinde dahi  taşıma sırasında zarar gördüğü veya kaybolduğu beyan edilen ürünler hakkında TTK hükümleri uyarınca teslim sırasında  düzenlenen herhangi bir tespit tutanağı bulunmadığı gözetildiğinde davalı, mahsup istemine konu ettiği zararın taşımadan kaynaklandığını ispatlayamamıştır. Bu nedenle davalının  hasarlı ve kayıp ürün zararının davacı alacağından mahsup edilmesi talebinin yerinde olmadığı gözetildiğinde  mahkemece mahsup talebi dikkate alınmayarak bilirkişi raporu ile tespit edilen 19.464,69 TL üzerinden davanın kısmen kabulüne karar verilmesi isabetli olmuştur.Bu yöne ilişkin davalı vekilinin istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Diğer yandan Mahkemece davacının icra inkar tazminatı talebinin kabulüne karar verilmiş ve davalı vekili bu yöne ilişkin istinaf başvurusunda bulunmuştur. İcra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için takibe konu alacağın likit olması zorunludur. Her uyuşmazlığın kendine özgü özelliklerine göre değişmekle birlikte bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre, likit bir alacaktan söz edilebilmesi için ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması; böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç ve gerekse borçlu bakımından, bu koşullar mevcut olduğunda ortada likit bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir. Eldeki davada, dava konusu alacağın faturalara dayalı likit (belirlenebilir) olup, davalının borca itiraz dilekçesinde davacıya borcu bulunmadığı yönünde itiraz etmesi nedeniyle hüküm altına alınan miktar üzerinden davacı yararına icra inkar tazminatına hükmedilmesi isabetli olmuştur. Bu yöne ilişkin davalı vekilinin istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda;davacı vekilinin istinaf başvurusunun kesinlik sınırı nedeniyle usulden reddine, ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. <br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle:1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 341-(2) ve 346-(1)maddeleri gereğince USULDEN REDDİNE,2-Davalı vekilinin  istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca  ESASTAN REDDİNE,3-İstinaf yoluna başvuru sırasında alınan istinaf karar harcı ile istinaf başvuru harcının istemi halinde davacıya iadesine,4-Davalı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 333,00 TL harcın, alınması gerekli olan 1.329,63 TL harçtan mahsubu ile bakiye 996,63‬ TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,5-Taraflarca istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 13/02/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"e827c44f2c162197","SID":"72295917eab806f1"}}