{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ <br>26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2022/162 - 2024/322<br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>26. HUKUK DAİRESİ<br><br>ESAS NO\t: 2022/162 <br>KARAR NO\t: 2024/322<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R <br><br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 03/11/2021<br>NUMARASI\t\t: 2019/406 Esas 2021/801 Karar<br><br>DAVACI<br>VEKİLİ\t: <br>DAVALI\t:<br><br>DAVANIN KONUSU\t: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)<br>KARAR TARİHİ\t: 08/03/2024<br>GEREKÇELİ KARAR <br>YAZILMA TARİHİ\t: 18/03/2024<br><br>\tİlk Derece Mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;<br>\tTARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI<br>\tDavacı vekili, 21.10.2008 tarihinde  davalı sigorta şirketine zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı ... plakalı aracın önündeki aracı sollamak istediği esnada ... plakalı araca arkadan çarpması sonucunda trafik kazası meydana geldiğini ve kazada sigortalı araçta yolcu olarak bulunan davacının yaralandığını, sigortalı araç sürücüsünün kazanın meydana gelmesinde tamamen kusurlu olduğunu, davacının kaza nedeniyle ağır şekilde yaralandığını ve vücudunda kemik kırıkları oluştuğunu, dava açılmadan önce sigorta şirketine başvuru yapıldığını ve sigorta şirketi tarafından başvurunun zamanaşımı nedeniyle reddedildiğini belirterek davacının yaralanması nedeniyle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 100,00 TL geçici iş göremezlik, 100,00 TL sürekli iş göremezlik ve 100,00 TL bakıcı gideri olmak üzere 300,00 TL maddi tazminatın temerrüt tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiş, yargılama sırasında sürekli iş göremezlik tazminatı talebini 125.000,00 TL’ye, geçici iş göremezlik tazminatı talebini 8.541,63 TL’ye artırmıştır.<br>\t\tDavalı vekili, 21/10/2008 tarihinde meydana gelen kaza ile ilgili olarak 22/10/2018 tarihinde dava açıldığını ve davanın zamanaşımına uğradığını, davacının tedavi gördüğüne ve bedelsel zararının geliştiğine dair somut bilgi bulunmadığını, artan maluliyet durumunun ispatı zorunlu olduğunu, sigorta şirketinin sorumluluğunun sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında ve poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, sigortalı araç sürücüne atfedilen kusuru kabul etmediklerini, kusur durumunun tespiti için Adli Tıp Kurumundan rapor alınmasını, davacının kaza sebebiyle elde ettiği gelir ve tazminatların mahsubu gerektiğini, davalı sigorta şirketinin temerrüde düşmediğini ve davanın açılmasına sebebiyet vermediğini belirterek davanın reddini savunmuştur. <br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>\tMahkemece, davanın zamanaşımı nedeniyle reddine ilişkin olarak verilen 11/03/2019 tarihli ve 2018/736 Esas, 2019/207 Karar sayılı karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Dairenin 2019/1377 Esas, 2019/1208 Karar sayılı kararı ile; davacıya ait tüm tedavi evrakı getirtilerek Adli Tıp Kurumundan davacının yaralanması nedeniyle tedavileri tamamlanarak hangi tarihte sağlığına kavuşmuş sayılacağı, gelişen durum bulunup bulunmadığı, tedavilerinin ne zaman sona ereceği, vücut çalışma gücü kaybının hangi tarihte kesin olarak belirlenebilir duruma geldiği konusunda rapor alınarak sonucuna göre zamanaşımı süresinin dolup dolmadığının tartışılması gerektiği  gerekçeleriyle kaldırılmış, kaldırma kararından sonra yapılan yargılama sonucunda davanın 10 yıllık zamanaşımı süresi içinde açıldığı, Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Kurulunun 03/03/2021 tarihli raporu ile Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Tespit İşlemleri Yönetmeliğine göre davacının %13,2 oranında meslekte kazanma gücünü kaybettiği, iyileşme süresinin 9 ay olarak belirlendiği, kusur durumuna ilişkin alınan 31/08/2021 tarihli raporda kazanın meydana gelmesinde sigortalı araç sürücüsünün % 100 oranında kusurlu olduğu, davacının yolcu konumunda olduğu ve kusuru bulunmadığı, aktüer bilirkişi raporundaki tespit ve hesaplamalar esas alınarak poliçe limiti de gözetilmek suretiyle davanın kısmen kabulü ile 125.000,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatının  27/09/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, hükme karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  <br>\tİLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ<br>\tDavacı vekili istinaf dilekçesinde, davacının trafik kazası sonucunda yaralanması nedeniyle açılan davada 125.000,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatına karar verildiği, tedavi giderleri kapsamında talep edilen 8.541,63 TL tazminat talebinin ise reddedildiğini, hükmedilen kısmın red kararının hukuka aykırı olduğunu, talep edilen geçici iş göremezlik tazminatının tedavi giderleri teminatı kapsamında artırıldığını,  karar ile davalı sigorta şirketinin 125.000,00 TL teminat limiti ile yükümlü bulunduğu gerekçesiyle kısmen kabul edilerek geçici iş göremezlik taleplerinin reddedildiğini, sigorta şirketinin sorumlu olduğunu, belgeli olmayan tedavi giderlerinden SGK sorumlu olmayıp sigorta şirketi ile araç işleteni ve sürücüsünün sorumluluğunun devam ettiğini, mahkemece  hüküm altına alınan tazminata  sigorta şirketine başvuru tarihinden itibaren faiz işletilmesine karar verildiğini, davanın haksız fiilden kaynaklandığını ve bu nedenle  olay tarihinden itibaren faiz yürütülmesi gerektiğini, davalı lehine reddedilen miktarlar yönünden vekalet ücretinin hatalı hesaplandığını, vekalet ücretinin yeniden hesaplanmasını talep ettiklerini, belirsiz alacak davası olarak açılan bu davada itirazları değerlendirilmeden karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, eksik ve yetersiz incelemeyle hüküm kurulduğunu, hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu belirterek istinaf başvurusunda bulunmuştur. <br>\tDavalı vekili istinaf dilekçesinde, mahkemece eksik ve yanlış bir tetkikat ile davanın kabulüne karar verildiğini, davacı tarafından açılan davanın zamanaşımı ile reddine karar verildiğini ve kararın Bölge Adliye Mahkemesi kararı ile kaldırıldığını, mahkemece maluliyete ilişkin Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas kurulundan rapor alındığını, ancak raporda davacının kazadaki yaralanması ile sonraki muayene sonuçları değerlendirilmek suretiyle kazadaki yaralanmaya bağlı gelişen yeni durum olup olmadığının tespiti, gelişen durum olduğunun saptanması halinde ise bu yeni durumun ne zaman ortaya çıktığı, tedavi sürecinin ne zamana kadar devam ettiği ve hangi tarihte bittiği konularında, ayrıntılı, gerekçeli ve denetime elverişli bir rapor alınması ve rapor irdelenerek zararın ne zaman öğrenildiği yada öğrenilmesi gerektiğinin değerlendirilmediğini, zarar ile ilgili gelişen durum söz konusu olmadığından ve davacının süregelen bir tedavisi mevcut olmadığından zamanaşımının 10 yıla uzamasının yerinde olmadığını, davacının bedensel zararının değişen ve gelişen bir durum gösterip göstermediğinin dosyaya sunulan belgeler ile belli olmadığını, değişen ve gelişen bir durum yok ise zamanaşımının başlangıç tarihinin hastalık seyrinin tamamlandığı tarih değil, olay tarihinden itibaren başlatılması gerektiğini, bu durumda da 8 yıllık ceza zamanaşımı süresinden sonra dava açıldığından zamanaşımı nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, eksik inceleme ile zamanaşımı itirazları değerlendirilmeden kurulan hükmün yukarıda bildirilen sebeplerle bozulması gerektiğini ileri sürerek istinaf başvurusunda bulunmuştur. <br>\tDELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE<br>\t6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca resen gözetilmesi gereken hususlar ve ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak dosya içindeki bilgi ve belgeler, Mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonucunda;<br>\tDava, trafik kazasında yaralanma nedeniyle sürekli iş göremezlik, geçici iş göremezlik ve bakıcı gideri taleplerine ilişkin olup kazanın 21/10/2008 tarihinde meydana geldiği, davacı vekili tarafından davanın 22/10/2018 tarihinde açıldığı, davanın zamanaşımı nedeniyle reddine ilişkin olarak verilen 11/03/2019 tarihli ve 2018/736 Esas, 2019/207 Karar Dairenin 04/07/2019tarihli kaldırma kararı ile; olay tarihi olan 21/10/2008 tarihinden itibaren 8 yıllık zamanaşımı süresinin 21/10/2016 tarihinde dolduğu, davacı vekilinin davacının yaralanması nedeniyle maluliyetinin belirlenmediğini, gelişen durum olduğunu iddia ettiği, 21/10/2018 tarihinin resmi tatil olan Pazar günü son günü olduğundan 22/10/2018 Pazartesi günü açılan davanın 10 yıllık zamanaşımı süresi içinde açıldığının kabulü gerektiği, dosya kapsamından davacının kazadan sonra tedavi evrakına göre kaza konucu yaralanması nedeniyle kafatasında çökme kırığı meydana geldiği, kafatasının bir kısmının ameliyatla alındığı ve cerrahi onarım yapıldığı, sağ klavikula ve sağ humerus kırığı meydana geldiğinin anlaşıldığı, davacıdaki yaralanmanın hangi tarihte tedaviyle tamamen sona erdiği, bu yaralanmadan dolayı gelişen bir durum olup olmadığı, varsa hangi tarihte gelişen durumun sona erdiği, diğer bir anlatımla daimi iş gücü kaybının kesin olarak belirlenebilmesi için tedavilerinin ne zaman sona ereceği ve kesin maluliyet oranının hangi tarihte belirlenebileceğinin zamanaşımı tarihinin başlangıç tarihinin tespiti açısından önem arzettiği vurgulanarak davacıya ait tüm tedavi evrakı getirtilerek Adli Tıp Kurumundan davacının yaralanması nedeniyle tedavileri tamamlanarak hangi tarihte sağlığına kavuşmuş sayılacağı, gelişen durum bulunup bulunmadığı, tedavilerinin ne zaman sona ereceği, vücut çalışma gücü kaybının hangi tarihte kesin olarak belirlenebilir duruma geldiği konusunda rapor alınarak sonucuna göre zamanaşımı süresinin dolup dolmadığının tartışılması gerektiği belirtilerek kaldırılmıştır. <br>\tNe var ki mahkemece kaldırma kararı uyarınca herhangi bir araştırma ve incelemede yapılmadığı anlaşılmıştır. Şöyle ki kaldırma kararında olay tarihinde yürürlükte bulunan 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 60. maddesi ve 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 109. Maddelerinde öngörülen zamanaşımı süresi içerisinde davanın açılıp açılmadığının   belirlenmesi için davacının 21/10/2008 tarihinde meydana gelen trafik kazasından kaynaklanan yaralanmanın hangi tarihte tedaviyle tamamen sona erdiği, bu yaralanmadan dolayı gelişen bir durum olup olmadığı, varsa hangi tarihte gelişen durumun sona erdiği, daimi iş gücü kaybının kesin olarak belirlenebilmesi için tedavilerinin ne zaman sona ereceği ve kesin maluliyet oranının hangi tarihte belirlenebileceği hususunda davacıya ait tüm tedavi evrakı getirtilerek Adli Tıp Kurumundan rapor alınması ve buna göre zamanaşımı konusunda değerlendirme yapılması gerektiği belirtildiği halde bu yönde inceleme ve değerlendirme yapılmadığı anlaşılmıştır. <br>\tHaksız fiile dayanan tazminat isteminde zamanaşımının işlemeye başlayacağı tarih, zararın ve zarar sorumlusunun öğrenildiği andır. Zararın öğrenilmesi kavramıyla kastedilen ise, haksız fiil nedeniyle oluşan bedensel zararın kapsamının öğrenilmesi olup, bu bedensel zararın sebep olacağı maluliyet oranının belirlendiği tarihin, zararın öğrenilmesi kavramına bir etkisi yoktur. Bedensel zararın (yaralanmanın) gerçekleşmesi ve bu yaralanmayla ilgili tedavinin tamamlanması ile zararın kapsamının belli olduğu kabul edilmelidir.  <br>\tBu durumda mahkemece alınan ATK raporunda  21.10.2008 tarihinde geçirmiş olduğu kaza sonucu sağ frontalde depresyon fraktürü ve beyin ödemi olduğu, acil entübe edilerek kraniektomi ve kraioplasti yapıldığı, toraks ve pelvis grafileri normal olduğu, sağ klavikula kırığı, sağ humerus parçalı kırığı, sağ radial sinir (brakial pleksus) olduğu, sağ klavikulaya açık redüksiyon, plak vida, sağ humerus parçalı kırığına radial sinir anatomik bütünlüğü gözlenip diseke edilerek açık redüksiyon plak vida ve uzun kol ateli uygulandığı belirtildiği ancak davacının yaralanması nedeniyle tedavileri tamamlanarak hangi tarihte sağlığına kavuşmuş sayılacağı, gelişen durum bulunup bulunmadığı, tedavilerinin ne zaman sona ereceği, vücut çalışma gücü kaybının hangi tarihte kesin olarak belirlenebilir duruma geldiği konusunda belirlenmediği anlaşılmakla davacının kazaya ilişkin tüm tedavi evrakları getirilerek belirtilen hususlarda Adli Tıp Kurumundan rapor alınması, bölge adliye mahkemesi kararında belirtilen eksikliklerin  yerine getirilmesi, yukarıda açıklanan ilkelere uygun olarak göre zamanaşımı süresinin dolup dolmadığının değerlendirilmesi ve varılacak sonuç çerçevesinde karar verilmesi gerekirken anılan hususların göz ardı edilmiş olması doğru değildir. <br>\tKabul şekline göre; Davacı vekili dava dilekçesi ile davacının yaralanması nedeniyle geçici iş göremezlik tazminatı da talep etmiş olup mahkemece geçici iş göremezlik talebi ile ilgili olumlu ve olumsuz bir karar verilmemiştir.  HMK'nın 297. maddesi gereğince mahkeme kararında; hüküm sonucunun, taraflara yükletilen hak ve sorumlulukların şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde ayrı ayrı ve açıkça gösterilmesi,  davacının her bir talebi yönünden ayrı ayrı olumlu yada olumsuz hüküm kurulması gerekirken  her bir talep yönünden ayrı ayrı hüküm kurulmamış olması doğru görülmemiş, davacı vekilinin istinaf sebebi ile bağlı kalınarak  bu yöne ilişkin istinaf sebebinin kabulü gerekmiştir.  <br>\tTaraf vekillerinin istinaf başvurularının açıklanan nedenlerle kabulü ile hükmün, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi uyarınca kaldırılmasına ve dosyanın yeniden görülmek üzere kararı veren ilk derece Mahkemesine gönderilmesine, kaldırma sebeplerine göre sair istinaf sebeplerinin incelenmesine şimdilik yer olmadığına karar vermek gerekmiştir. <br>\tHÜKÜM \t\t: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>\t1-Davacı vekili ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile;  6100 sayılı HMK’nın 353/1-a-6. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının KALDIRILMASINA, <br>Yeniden yargılama yapılması için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE, kaldırma sebeplerine göre sair istinaf sebeplerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına,<br>\t2-Davacı ve davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde ilgilisine iadesine, <br>\t3-İstinaf yoluna başvuran davacı ve davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yeniden yapılacak yargılamada dikkate alınmasına,<br>\t4-Karar tebliği, harç ve gider avansı iade işlemlerinin İlk Derece Mahkemesince yerine getirilmesine,<br>\t5- Ankara 24. İcra Müdürlüğünün 2021/16614 esasına yatırılan 250.000,00 TL teminat mektubunun yatıran tarafa iadesine,<br>\tDosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 353/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 08/03/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.<br>\t\t\t\t<br><br>Başkan <br>Üye<br>Üye<br>Katip <br> <br><br><br><br><br>* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.<br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"722380c3b6d36c59","SID":"ad7635871aa80d8f"}}