{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">  T.C.Ankara Bölge Adliye Mahkemesi               21.Hukuk Dairesi  2024/279 Esas 2024/363  Karar <br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>21.HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2024/279 <br>KARAR NO\t: 2024/363<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>KARAR <br><br><br>İNCELENEN DOSYANIN\t<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 12/01/2024<br>NUMARASI\t\t: 2024/24 Esas<br>İHTİYATİ TEDBİR TALEP<br>EDEN DAVACI\t:<br>VEKİLİ\t:<br>KARŞI TARAF DAVALI\t:<br>TALEP\t: İhtiyati Tedbir<br>TALEP TARİHİ\t: 11/01/2024<br>KARAR TARİHİ\t: 06/03/2024<br>GEREKÇELİ KARARIN<br>YAZILDIĞI TARİH\t: 22/03/2024<br><br>\tTaraflar arasındaki limited şirketin haklı nedenle feshi istemine ilişkin davasının yargılaması sırasında ihtiyati tedbir talebinin reddine yönelik olarak verilen ara karara karşı ihtiyati tedbir talep eden davacı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.  <br>\tTALEP<br>\tİhtiyati tedbir talep eden davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı şirketin ortağı olduğunu, davalı şirketin ... projesinin finansal kısmının diğer ortağa, iş alımı saha ve kurulumunun müvekkiline ait olduğunu, davalı şirketin yürüttüğü ... Hastanesi siterilizasyon işine ilişkin hak edişle ilgili uyuşmazlık yaşandığını, tüm yatırım ve finansal yükümlülük diğer ortağa ait olmasına rağmen müvekkilinden ilave maddi kaynak yatırılmasının talep edildiğini, diğer ortağın müvekkilinin şirketteki münferit temsil yetkisinin iptal ettiğini, diğer ortağın şirketin temsilcisi olduğunu, ortaklar arasında çıkan tartışma sonucu diğer ortağın müvekkilini yaraladığını, hakarette bulunup tehdit ettiğini, müvekkilini bir odaya kapatarak kapısını kilitlediğini, müvekkilinin ortaklıkta kalmasının kendisinden beklenemeyeceğini, müvekkilinin genel kurula katılmasının engellendiğini, ortaklıktan dışlandığını belirterek davalı şirketin haklı nedenle feshi ve tasfiyesine, talep uygun görülmezse müvekkilinin çıkma payının ödenerek ortaklıktan çıkmasına karar verilmesini talep ve dava etmiş, dava  dilekçesinde ayrıca şirkete tedbiren kayyım atanmasını, şirket mal varlığının üçüncü kişilere devrinin önlenmesi için ihtiyati tedbir kararı verilmesini istemiştir.<br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>\tMahkemece, davacı müdürlerin temsil yetkisinin kaldırılmasını içeren tedbir talep etmiş müdürlerin görevden alınması TTK 630. maddede düzenlenmiş olup, ilgili yasa hükmünün ikinci fıkrasında haklı sebeplerin varlığı halinde temsil yetkisinin kaldırılacağının öngörüldüğü, temsil yetkisinin kaldırılmasına yönelik tedbir kararı vermek haklı sebebin varlığını yaklaşık olarak ispat edilmesi gerektiği, davacı delil olarak ticaret gazetesindeki ilanı sunduğu, bu ilana göre davacının iddiasını yaklaşık olarak ispat ettiğini kabul etmenin mümkün olmadığı gerekçesiyle ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiştir.<br>\tİSTİNAF SEBEPLERİ<br>\tİhtiyati tedbir talep eden davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin ortağı olduğu şirketin ortakları arasındaki dava dilekçesinde ayrıntılı olarak açıklanan olaylar nedeni ile şirket ortaklığının devam etmesinin artık mümkün olmadığını, yapılacak inceleme ile ticari şirketin tasfiyesinin uygun görülmemesi halinde ise müvekkilinin hisse bedellerinin ödenmek sureti ile ortaklıktan çıkmasına, müvekkilin olası zararlarının önlenmesi, şirket malvarlığının eksiltilmesi ihtimaline karşı  şirket varlığının tespiti bakımından şirket mahalinde keşif icra edilerek mal varlığının tespiti ile bu  malvarlığı ve müvekkil  hisseleri ile ilgili olarak Ticaret Sicili Memurluğuna müzekkere yazılarak davalı şirketin hisselerinin bir başka 3.kişiye devredilmesinin önlenmesine, şayet var ise ilgili tapu müdürlükleri, emniyet trafik daire başkanlığı ve bankalara tedbir kararı yazılmasına, bu kapsamda davalı şirketin mal varlığının tespiti bakımından tapu sicil müdürlüklerine müzekkere yazılarak tespit edilen tescilli taşınır ve taşınmaz malları ile henüz tecil edilmemiş ise de tescile hak kazanılmış taşınmazların kaydına tasfiye nedeni ile ihtiyati tedbir konulması ile, ... Ltd. Şti. ... Hastanesi sterilizasyon işlerini yürüttüğünden hizmet sunduğu tıbbi ekipmanların tespiti için müzekkerelerin yazılması, proje başlangıcından bu yana bulunan tüm ekipmanlarının muhafazası yönünde tedbir konulması, devri sağlanmış olan cihaz ve ekipmanlar yönünden de işbu ekipmanların tespitinin yapılması amacıyla dava açıldığını, açılan davada şirketin varlığını azaltıcı işlem yapılmamasının önüne geçilmesi amacıyla şirkete idari kayyım atanmasının istenildiğini, dava konusu olayda şirketin sözleşme kapsamındaki aylık hak edişleri 2019 itibariyle yaklaşık 3.500.000,00 TL olduğunu, şirketin aylık giderinin 2.000.000,00 TL civarında olup buna 2019 leasing taksitinin dahil bulunduğunu, 2019 yılı Kasım ayında şirketi hak edişi ile ilgili yaşanan uyuşmazlıkta müvekkili tarafından diğer ortak ...'a \"Bütün yatırım ve maliyetlerini, hesabını Euro karşılığı olarak hesaplamasını, çıkan bedel üzerine 1.000.000,00 Euro da kar koyarak kendisinden almak istediğini \" beyan etmiş ise de ... tarafından iş bu teklifin kabul edilmediğini, tüm yatırım ve finansal yükümlülüğün ...'a ait olmasına rağmen daha sonrasında müvekkilinden ilave maddi kaynak/ sermaye yatırmasını talep ettiğini, müvekkili tarafından ...'a \" %50 - %50 eşit hisse olacak ise kendisinin de katkı sağlayacağını, hisse yapısını bu şekilde değiştirilebileceğini\" teklif edilmiş ise de ...'ın işbu teklifi de reddettiğini, müvekkilinin 30.09.2020 tarihine kadar şirkette münferiden yetkili müdür iken diğer ortak ...'ın hakim hisse ve ortaklık yapısını kullanarak genel kuruldaki çoğunluk ile müvekkilinin temsil-müdürlük yetkisini iptal ettiğini, ortak ...'ın münferiden şirketi temsile yetkili olduğunu, bu süreçte de müvekkilin %20 ortak olduğu şirketin %80'ine sahip olan ... 28.07.2020 tarihinde şirketin bulunduğu adrese şirkete ilişkin belgelerin imzalanması konusunda tartışma çıkınca diğer ortak ...'ın müvekkilini tehdit ettiğini, hakaretlerde bulunduğunu, bununla da yetinmeyerek müvekkilini darp ettiğini, ayrıca müvekkilini bir odaya kapatarak kapısını kilitlediğini, müvekkilinin genel kurula katılmak için belirlenen adrese  gittiğinde genel kurul toplantı adresinin değiştiğini, toplantının Mersin’de yapılacağı belirtilerek müvekkilinin genel kurula katılmasının engellendiğini, tüm bu olaylarda müvekkilinin herhangi bir kusuru olmayıp diğer ortağın tamamen kötüniyetle şirketi tek başına idare etmek ve müvekkilini ortaklıktan çıkarmak kastı ile hareket ettiğini, böylece birçok haklı sebebin ortaya çıktığını, müvekkilinin lehine olacak şekilde her türlü teklifin ... tarafından hiçbir gerekçe sunulmadan  kabul edilmediğini, müvekkilinin dışlandığını, dava sonucu şirket ve müvekkili yönünden usule ve esasa uygun verilecek kararın önüne geçmek amacıyla şirketi zarara uğratmak amacıyla birçok farklı yola başvurabileceğini, ihtiyati tedbir taleplerinin kabulü gerektiğini, kararın gerekçesinin hukuki bir isnadı bulunmadığını, talepte bulunan müvekkilinin hakkının elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşmasından ya da tamamen imkansız hale gelmesinden zarar görecek kişiler olup, kanun kapsamında hukuki işlemlerini gerçekleştirdiğini, davacı yararına yargılamanın sonunda verilecek hükmün gerçekleşmesini temin eder mahiyette ihtiyati tedbir kararı verilmesi gerekirken işbu talebin reddedilmesinin hukuk ve hakkaniyete aykırı olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi ana kararının kaldırılmasına, ihtiyati tedbir talebinin kabulüne karar verilmesini istemiştir. <br>\tHUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ<br>\tTalep; HMK'nun 389 vd. maddeleri uyarınca ihtiyati tedbir istemine ilişkindir.<br>\tHMK'nun 389/1. maddesi uyarınca, mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle bir hakkın elde edilmesi önemli ölçüde zorlaşacak ya da tamamen imkansız hale gelecek ise veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir.<br>\tİhtiyati tedbir kesin hükme kadar devam eden yargılama boyunca tarafların dava konusu ile ilgili olarak hukuki durumunda meydana gelebilecek zararlara karşı öngörülmüş geçici nitelikte geniş veya sınırlı hukuki korumadır. <br>\tTürkiye Ticaret Sicil Gazetesi, Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğü müzekkere cevabı dosya içerisinde yer almaktadır.<br>\tİhtiyati tedbir talep eden davacı vekili karşı taraf davalı şirketin mal varlığnını üçüncü kişilere devrinin önlenmesi için ihtiyati tedbir konulması, karşı taraf davalı şirkete kayyım atanması yönünde ihtiyati tedbir talep etmiştir. Mahkemece yukarıda özetlenen gerekçeyle davacı vekilinin talebinin şirketin mal varlığını azaltıcı işlem yapılmasının önüne geçilmesi amacıyla şirkete idari kayyım atanması istemine ilişkin olduğu belirtilerek ihtiyati tedbir talebinin reddine hükmedilmiştir.   <br>\tGerek 6102 Sayılı TTK ve gerekse özel yasalarda limited şirkete temsil kayyımı, atanmasına ilişkin bir hüküm bulunmamakla birlikte 6102 Sayılı TTK'nun 1. maddesinde \"Türk Ticaret Kanununun, Türk Medeni Kanununun ayrılmaz bir parçası\" olduğuna ilişkin hükmü karşısında konu ile ilgili 4721 Sayılı TMK hükümlerinin uygulanması gerekmektedir.<br>\tTMK'nun 426. maddesinde temsil kayyımlığı, 427. maddesinde ise yönetim kayyımlığı düzenlenmiştir. Türk Medeni Kanunun 426. maddesinde düzenlenen temsil kayyımlığı müessesesi, gerçek kişiler esas alınarak getirilmiş bir kurum olmakla birlikte tüzel kişiler içinde temsil kayyımı atanabileceği gerek öğretide (Türk Medeni Hukukunda Kayyımlık-Mustafa Alper Gümüş-Sh. 103) ve gerekse yargı kararlarında (Yargıtay 11.H.D.  1988 tarih 65-3848 sayı vb.) kabul görmektedir.<br>\tBir şirketin yasal temsilcisinin görevini yerine getirmesine bir engel bulunduğu taktirde kendisine o iş için temsil kayyımı atanabileceği gibi, şirketin zorunlu organlarından olan yönetim kurulunun mevcut olmaması halinde de TTK'nun 530. maddesi gereğince bu durumun feshe sebep olabileceği de gözetilerek bir yönetim kayyımı atanabilir.<br><br>\t6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 630/2. ve 3. maddelerinde de; her ortağın, haklı sebeplerin varlığında, yöneticilerin yönetim hakkının ve temsil yetkilerinin kaldırılmasını veya sınırlandırılmasını mahkemeden isteyebileceği, yöneticinin, özen ve bağlılık yükümü ile diğer kanunlardan ve şirket sözleşmesinden doğan yükümlülüklerini ağır bir şekilde ihlal etmesi veya şirketin iyi yönetimi için gerekli yeteneği kaybetmesi haklı sebep olarak kabul olunacağı belirtilmiştir. Anılan maddelerde müdürün yetkisinin sınırlandırılabileceği belirtilmiş olup, maddedeki sınırlandırmanın amacı müdürün yetkisi dahilinde yaptığı işlerin kayyım onayına tabi tutulması değildir. Böyle bir yorum, TMK'da düzenlenen kayyımlık müessesesi ile bağdaşmadığı gibi TTK'nun 629/1. maddesinin atfıyla limited şirketlere de uygulanması mümkün olan TTK'nun 371/3. maddesi gereğince ancak temsil yetkisinin sadece merkezin veya bir şubenin özgülendirilmesine veya birlikte kullanılmasına ilişkin sınırlandırılmalar geçerli olup, TTK'nun 630/2 ve 3. fıkralarında belirtilen sınırlandırmada ancak kanunda belirtilen bu hallere ilişkin olarak yapılabilir (Emsal Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 28/01/2021 tarih 2020/1490 Esas 2021/593 Karar sayılı ilamı). <br>\tBu durumda, şirket müdürü görevde olup yönetim boşluğu bulunmadığı, müdürün yetkisinin sınırlandırılmasının amacının müdürün yetkisi dahilinde yaptığı işlerin kayyım onayına tabi tutulması olmadığı gözetilerek mahkemece davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. <br>\tÖte yandan ihtiyati tedbir talep eden davacı vekili davalı şirketin mal varlığının üçüncü kişilere devrinin önlenmesi için ihtiyati tedbir konulmasına karar verilmesini talep etmiş ise de, mahkeme ara kararında davacı vekilinin talebinde anılan ihtiyati tedbire yer verilmediği gibi, karar gerekçesinde de bu talebe ilişkin açık bir değerlendirme yapılmamıştır. Bu durumda mahkemece dava dilekçesinde yer alan davalı şirketin mal varlığının üçüncü kişilere devrinin önlenmesi için ihtiyati tedbir konulması talebi hakkında bu aşamada verilen bir karar bulunmadığından Dairemizce anılan talebe ilişkin istinaf incelemesi yapılamayacağı, mahkemece anılan talebin her zaman değerlendirilebileceği anlaşılmıştır. <br>\tTüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin şirketin mal varlığını azaltıcı işlem yapılmasının önüne geçilmesi amacıyla şirkete kayyım atanmasına ilişkin ihtiyati tedbir talebinin reddi yönündeki kararında herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden ihtiyati tedbir talep eden davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>\tHÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;<br>\t1-İhtiyati tedbir talep eden davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, <br>\t2-İhtiyati tedbir talep eden davacıdan alınması gerekli olan 427,60 TL istinaf karar harcı peşin yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, <br>\t3-İhtiyati tedbir talep eden davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,\t<br>\tDosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 362(1)-f maddesi uyarınca kesin olmak üzere dosya üzerinden oy birliği ile karar verildi. 06/03/2024<br><br>Başkan -            Üye -                    Üye -                Zabıt Katibi - <br><br><br>Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu hükümlerine göre UYAP sistemi üzerinden  elektronik imza ile imzalanmıştır.<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"0f3669751f21906d","SID":"b5350ab499005b63"}}