{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">  T.C.Ankara Bölge Adliye Mahkemesi               21.Hukuk Dairesi  2024/128 Esas 2024/314 Karar <br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>21.HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2024/128 <br>KARAR NO\t: 2024/314<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>KARAR <br><br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t: 18/12/2018<br>NUMARASI\t: 2017/289 Esas  2018/1061 Karar<br>DAVACI\t:<br>VEKİLİ\t:<br>DAVALI\t<br>DAVA\t:\tAlacak<br>DAVA TARİHİ\t:\t19/04/2017<br>KARAR TARİHİ              : 27/02/2024<br>GEREKÇELİ KARARIN<br>YAZILDIĞI TARİH        : 26/03/2024<br><br>\tTaraflar arasındaki alacak istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı taraf vekillerince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Dairemizce davacı vekilinin katılma yoluyla istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın zaman aşımı nedeniyle reddine dair verilen karara karşı davacı vekili tarafından temyiz kanun yoluna başvurulması sonucunda Yargıtay 11. Hukuk Dairesince Dairemizce verilen kararın bozulduğu, Dairemizce bozma kararı üzerine yapılan inceleme sonucunda Dairemiz kararında direnilmesine karar verildiği, karara karşı davacı vekilince temyiz kanun yoluna başvurulması üzerine Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca Dairemiz direnme kararının değişik gerekçe ve nedenlerle bozma ilamı ekinde Dairemize gönderilen dosyada açılan duruşmada gereği konuşulup düşünüldü. <br><br>\tDAVA<br>\tDavacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında İHDS imzalandığını, dağıtım faaliyetlerini davalı tarafından yürütüldüğü dönemde meydana gelen iş kazası nedeniyle açılan tazminat davasında yapılan yargılama sonunda verilen kararın icra takibine konulduğunu, müvekkilinin takip nedeniyle 1.998.764,63 TL ödediğini, ödenen bedelden davalının sorumlu olduğunu belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.998.764,63 TL'nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>\t\t\t       CEVAP<br>\tDavalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın zamanaşımına uğradığını, ... ile %100 hisselerini sahip olduğu 20 elektrik dağıtım şirketi arasında dağıtım varlıklarının işletilmesine ilişkin İHDS imzalandığını, devre esas bilanço düzenlemeleri suretiyle geçmişe yönelik borç ve alacak işlemlerinin kesinleştirildiğini, ihale şartnamesi, satış sözleşmesi ve işletme hakkı devir sözleşmesi hükümlerinin birlikte değerlendirilmesi gerektiğini, rücu davasına konu mahkeme kararında yeralan alacağın müvekkillinden talep edilemeyeceğini, dava ihbar edilmediğinden icra takibine sebep olan davacının davaya ilişkin faiz ve icra giderlerini talep edemeyeceğini bildirerek davanın reddini istemiştir.<br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>\tMahkemece; rücuya esas mahkeme ilamına konu iş kazasının dağıtım faaliyetlerini davalı tarafından yürütüldüğü 2000 yılında, İHDS tarihinden önce gerçekleştiği, sözleşmenin 7.4.maddesi uyarınca dava dışı üçüncü kişiye ödenen bedel nedeniyle davacının talep hakkının doğduğu, yargılama aşamasında bilirkişiden alınan ek raporda davacının ilk ödeme tarihi itibarıyla ilamdan doğan sorumluluğunun tespit edildiği, davacının rücuya esas davada bozmadan önce tehiri icra talebi süresinde olmadığından fazla ödeme yaptığından söz edilerek davalının sorululuğunun gidemeyeceği, vekalet ücretinin tenziline ilişkin ek raporda ki görüşün dosya ile uyumlu olmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 904.676,95 TL'nin 11/04/2011 tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilene karar verilmiştir.<br>\tİSTİNAF SEBEPLERİ<br>\tDavalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın zamanaşımına uğradığını, davacının ödediğini iddia ettiği tutarı rücuya esas davadaki diğer davalılara rücu edip etmediğinin araştırılmadığını, yargılama aşamasında alınan bilirkişi raporunun kusur dağılım oranlarına göre hesaplama yapılarak davacı şirketin ilam nedeniyle ödediği bedelin 1/3'nü rücu edebileceği belirtilmesine rağmen mahkemece bu hususun dikkate alınmadığını, gerekçeli kararın eksik inceleme sonucu tesis edildiğini, hükme esas alınan bilirkişi raporunda ödenen bedelin tamamının davalıdan rücu edilip edilemeyeceğinin mahkemenin taktirinde olduğu belirtildiği halde bu husustan herhangi bir değerlendirme yapılmadığını, davacının lehine hükmedilen vekalet ücreti kadar mamelekinde azalma meydana gelmeyeceğinden bu tutarı ve faizini istemeyeceğini, bu miktarın mahsup edilmesi gerektiğini, dava konusu alacağın sözleşmenin 7.maddesi kapsamına girmediğini, dilekçelerde yeralan bilanço düzenlemelerine ilişkin açıklamaların değerlendirilmediğini, verilen kararın şirket açısından sebepsiz zenginleşmeye yol açacağını, talep edilen alacağın hisselerinin tamamının ...'a ait olduğu dönemde gerçekleştirildiğini, devre esas bilanço kayıtlarında yer aldığını, müvekkili tarafından tekrar ödeme yapılmasının mükerrer ödemeye yol açacağını, hisse satış sözleşmesi, ihale şartnamesi, İHDS hükümlerinin birlikte değerlendirilmesi gerektiğini, davacının ihbar yükümlülüğünü yerine getirmediğini, ödenen bedelin tamamını ödeme tarihinden itibaren faizi ile birlikte talep edemeyeceğini, ödeme belgesinde yeralan işlem tarihi ile kararda yeralan tarihin hatalı olduğunu avans faizine hükmedilemeyeceğini, rücuya esas davada yasal faiz uygulandığını, davacının dayanak dosyada lehine hükmedilen vekalet ücretini mahsup edere uhdesine aldığını, müvekkili aleyhine hükmedilen harç, yargılama giderleri ve vekalet ücretinde de hata yapıldığını bildirerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddini istemiştir.<br>\tDavacı vekili katılma yolu ile istinaf dilekçesinde özetle; hükme esas alınan bilirkişi raporunda alacağın eksik hesaplandığını, ek rapora yönelik itirazların mahkemece değerlendirilmediğini, müvekkili tarafından yapılan ödemelerin bozma kararları öncesinde tehiri icra talebinin Yargıtay tarafından reddi sebebi ile yapılan ödemeler olduğunu, icra dosyasına fazla ödeme yapılmasının davalının sorumluluk miktarı yönünden hiçbir şekilde önemi bulunmadığını, ödenen bedelin tamamından davalının sorumlu olduğunu, müvekkilinin tehiri icra talebinin Yargıtay tarafından reddedilmesinde herhangi bir kusuru bulunmadığını bildirerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.\t<br>\tHUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ<br>\tDava; İşletme Hakkı Devir Sözleşmesinden Kaynaklanan rücuen alacak istemine ilişkindir.<br>\tTaraf vekillerinin ilk derece mahkemesince verilen davanın kısmen kabulü kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurması üzerine Dairemizin 18/04/2019 tarih 2019/581 Esas 2019/529 Karar sayılı kararıyla davacı vekilinin katılma yoluyla istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın zaman aşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir. <br>\tDairemiz kararına karşı davacı vekilince temyiz kanun yoluna başvurulması üzerine Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 23/12/2021 tarih 2021/4248 Esas 2021/7351 Karar sayılı kararıyla;<br>\t\"... İstanbul Anadolu  8. İş Mahkemesinin 2013/637 Esas  sayılı  davasına konu olayın davalının sorumluluğundaki dönemde meydana geldiği, ödemeye  neden olan iş kazasının dağıtım faaliyetinden kaynaklandığı, yine gider ödemesine neden olan  iş kazasının  İHDS’nin imzalandığı 24.07.2006 tarihinden önce 17.10.2000 tarihinde meydana geldiği, olayda İHDS'nin 7.4. maddesinin koşullarının oluştuğu kabul edilmelidir. Dolayısıyla, uyuşmazlığın taraflar arasında imzalanan İHDS’den kaynaklanıp 818 Sayılı BK’nun 125’nci ve 6098 Sayılı BK’nun 146’ncı maddesine göre 10 yıllık zamanaşımı süresine tabi olup, ödemenin yapıldığı tarih ve dava tarihi dikkate alındığında henüz bu sürenin tamamlanmadığı ve ayrıca taraflar arasında imzalanan İHDS’nin 7.4.maddesinde; dağıtım faaliyetlerinin davalı tarafından yürütüldüğü dönemde bu faaliyetin yürütülmesi amacı ile gerçekleştirilen her türlü iş ve işlemlerin bütün sorumluluğu davalıya ait ve yine bu kapsamda 3.kişiler tarafından ileri sürülebilecek talep ve davalardan doğacak her türlü mali yükümlülüğün de davalı tarafından karşılanacağı düzenlemesi karşısında, davacı tarafından yapılan ödemenin tamamından davalının sorumlu olduğu, iş mahkemesi kararında belirtilen davalı ...’ın devralan sıfatıyla dava dışı ... ... A.Ş.’nin %30 sorumluluk payına bağlı kalınmaksızın davacı tarafından yapılan tüm ödemelerin davalıdan tahsili gerektiği kabul edilerek bir karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile davanın zamanaşımı nedeniyle reddi doğru görülmemiş ...\" gerekçeleriyle bozulmuştur.<br>\tAnılan bozma kararı üzerine Dairemizin 19/04/2022 tarih 2022/151 Esas 2022/509 Karar sayılı kararıyla, Dairemizin 18/04/2019 tarih 2019/581 Esas 2019/529 Karar sayılı kararında direnilmesine hükmedilmiştir. <br>\tDairemiz direnme kararına karşı davacı vekilince temyiz kanun yoluna başvurulması üzerine Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 22/11/2023 tarih 2022/11-1282 Esas 2023/1130 Karar sayılı kararıyla; <br>\t\"... Her ne kadar Bölge Adliye Mahkemesince, davalının aleyhine tazminata hükmedilen davada taraf olarak yer alması ve başlatılan icra takibinde de taraf olarak bulunması neticesinde İHDS hükümleri kapsamında sorumluluğunu yerine getirdiği, bu sebeple davacının üçüncü kişiye yapmış olduğu ödemeyi ancak sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre talep edebileceğinden buna ilişkin bir yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu kabul edilmiş ise de; iş kazasının meydana geldiği 08.10.2000 tarihinde hâlihazırda davacının dağıtım faaliyetinde bulunduğu bölgede, dava dışı ... ... A.Ş. faaliyette bulunmakta iken imtiyaz sözleşmesinin davalı ... tarafından iptal edildiği, bu nedenle söz konusu görev bölgesinde 02.04.2002 tarihi itibariyle elektrik iletim ve dağıtım hizmetinin Danıştay 10. Dairesinin 2001/2445 Esas, 2002/855 Karar sayılı kararı ile davalının ... İşletme Koordinatörlüğü tarafından devralındığı, 11.06.2002 tarihli ve 20  numaralı Devir Kurulu kararının 2 nci maddesi uyarınca ise dava dışı ... ... A.Ş.’nin görev bölgesinde elektrik dağıtım hizmetinden ve işletilen tesislerden dolayı 02.04.2002 tarihine kadar ... ... A.Ş.’nin elektrik dağıtım hizmetinin ifasından ötürü bu tarihten sonra üçüncü şahıslar tarafından açılacak davaların davalı tarafından yürütülmesine karar verildiği anlaşılmaktadır. Bu nedenle kök dava eldeki dosyanın davalısı aleyhine açılmış, ilâm yine davalı aleyhine icraya konulmuş ve fakat ödeme sözleşmesel yükümlülük kapsamında eldeki davanın davacısı tarafından gerçekleştirilmiştir.<br>\t16. Bu itibarla davacı tarafından işbu davada ileri sürülen talep tümüyle sözleşme hükümlerine dayalı olup taraflar arasındaki çekişme sözleşmeden doğan hukuki ilişkiden kaynaklanmaktadır. Dolayısıyla davacının sözleşmeye dayalı olarak ileri sürdüğü talebin, 818 sayılı Kanun'un 125 inci maddesinde (6098 sayılı Kanun md. 146) düzenlenen on yıllık zamanaşımına tabi olduğu açıktır. Bu sebeple davacı tarafından 08.04.2011 ve 27.04.2011 tarihlerinde üçüncü kişiye yapılan ödemeler sebebiyle ileri sürdüğü rücuen alacak talebi yönünden işbu davanın açıldığı 19.04.2017 tarihi itibariyle zamanaşımı süresinin dolduğu kabul edilemez. Bu sebeple işin esasına dair incelemeyle yapılacak olan değerlendirme neticesinde hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekir.\" gerekçesiyle Dairemiz direnme kararının değişik gerekçe ve nedenlerle bozulmasına karar verilmiştir. <br>\tAnılan bozma kararı üzerine Dairemizce duruşmalı yapılan inceleme sonucu;<br>\tKartal 4. İş (İstanbul Anadolu 8. İş) Mahkemesi'nin 2008/798 Esas 2010/568 Karar sayılı ilam sureti, anılan kararın bozulmasına ilişkin yargıtay 21. Hukuk Dairesi'nin 24/11/2011 tarih ve 2011/12779 Esas 2011/11100 Karar sayılı ilamı, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonuna verilen İstanbul Anadolu 8. İş Mahkemesi'nin 2013/637 Esas 2013/613 sayılı karar sureti, Yargıtay onama ilamı, Kocaeli 1. İcra Müdürlüğü'nün 2010/9697 sayılı icra takip dosyası sureti, icra dosyasına yapılan ödemelere ilişkin tahsilat makbuzları, yargılama aşamasında hesap bilirkişiden alınan 25/04/2018 tarihli kök, 02/08/2018 tarihli ek rapor dosya içerisinde yer almaktadır.<br>\tKartal 4. İş (İstanbul Anadolu 8. İş) Mahkemesi'nin 2008/798 Esas 2010/568  Karar sayılı ilamı ve İstanbul Anadolu 8. İş Mahkemesi'nin 2013/637 Esas 2013/613 Karar sayılı ilamı incelendiğinde; davacılarının ..., davalılarının ... Genel Müdürlüğü, ... A.Ş., ... İnş. Tic. Taah. A.Ş. olduğu, davanın 2000 yılında meydana gelen iş kazası sonucu vefat eden işçinin hak sahipleri tarafından maddi ve manevi tazminat talebiyle açıldığı, Kartal 4. İş (İstanbul Anadolu 8. İş) Mahkemesi'nin 2008/798 Esas 2010/568  Karar sayılı ilamı ile davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verildiği, anılan kararın temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 21. Hukuk Dairesi'nin 24/11/2011 tarih ve 2011/12779 Esas 2011/11100 Karar sayılı ilamı ile manevi tazminat yönünden verilen kararın davalı ... Genel Müdürlüğü lehine bozulduğu,  İstanbul Anadolu 8. İş Mahkemesi'nce bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda 2013/637 Esas 2013/613 sayılı karar ile maddi tazminata ilişkin karar kesinleştiğinden bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, manevi tazminata ilişkin davanın kısmen kabulüne karar verildiği, kararın Yargıtay 21. Hukuk Dairesi'nin denetiminden geçerek kesinleştiği görülmüştür.<br>\tSözleşme hükümleri ile birlikte somut olay incelendiğinde; dava dışı ... tarafından iş kazası sonucu vefat eden murisleri işçinin vefatı nedeniyle uğranılan maddi ve manevi zararın tazmini talebiyle ... Genel Müdürlüğü ve ... A.Ş., ... İnş. Tic. Taah. A.Ş. aleyhine açılan davada yapılan yargılama sonunda davanın kısmen kabulüne ilişkin verilen Kartal 4. İş (İstanbul Anadolu 8. İş) Mahkemesi'nin 2008/798 Esas 2010/568 Karar sayılı ilamına dayalı olarak başlatılan Kocaeli 1. İcra Müdürlüğü'nün 2010/9697 sayılı takip dosyasında davacı tarafından icra dosyasına ibraz edilen teminat mektubu nakde çevrilmek suretiyle 1.959.925,00 TL, nakit olarak da 38.839,63 TL ödediği dosya içeriğiyle sabittir.<br>\tTaraflar arasında akdedildiği hususunda herhangi bir ihtilaf bulunmayan 24/07/2006 tarihli İşletme Hakkı Devir Sözleşmesinin 7.1 maddesinde; sözleşmenin imza tarihinden önce başlamış idari ve hukuki ihtilafların takip edilmesi, çözüme kavuşturulması ve bundan kaynaklanan her türlü sorumluluğun ...'a ait olduğu, 7.4 ve 7.6 maddesinde de; dağıtım faaliyetinin ... tarafından yürütüldüğü dönemde bu faaliyetler nedeniyle üçüncü kişiler tarafından ileri sürülecek her türlü talebin muhatabının ... olduğu hükme bağlanmıştır.<br>\tHisse Satış Sözleşmesi'nin 9.4. maddesinde \"...İşletme Hakkı Devir Sözleşmesindeki hükümler saklı kalmak kaydıyla\", 22. maddesinin f bendinde \"Alıcı ihale konusu hisseleri devir aldığı tarihten önceki döneme ilişkin olarak İşletme Hakkı Devir Sözleşmesindeki hükümler saklı kalmak kaydıyla...\" hükümleri yer almaktadır. Anılan hükümler gözetildiğinde Hisse Satış Sözleşmesi karşısında İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi'nin öncelikle uygulanacağı anlaşılmaktadır. Bu durumda ödemenin yapıldığı tarihin Hisse Satış Sözleşmesinden önce olmasının rücuen alacak talep eden davacının hukuki durumuna bir etkisi olmayıp, rücuya esas olayın İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi tarihinden önce, ödemenin ise sözleşme tarihinden sonra yapılmış olması davacının İHDS hükümlerine dayanarak rücuen alacak talep etmesi için yeterlidir.<br>\tSomut uyuşmazlıkta davacı tarafından icra dosyasına yapılan ödeme İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi'nin imzalandığı tarihten önceki döneme isabet eden olaya dayanmaktadır. Rücuen alacağa dayanak olan Kartal 4. İş (İstanbul Anadolu 8. İş) Mahkemesi'ndeki davanın davacıları da bu sözleşme çerçevesinde üçüncü kişi konumunda olup İHDS'nin 7.4 ve 7.6 maddeleri gereğince davacının ödediği tüm bedeli davalıdan rücuen talep ve dava hakkı bulunmaktadır. Rücuen alacağa dayanak davadaki uyuşmazlığın dağıtım tesislerinin mülkiyetine ilişkin olmaması karşısında sözleşmenin 7.2 maddesi uyarınca davacının ihbar yükümlülüğü de bulunmamaktadır (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 23/03/2016 tarih 2015/13510 esas 2016/3219 karar sayılı emsal içtihadı). <br>\tÖte yandan davacının rücuya dayanak davada verilen ilk karardaki ilamdan doğan ve ilk ödeme tarihi olan 11/04/2011 tarihindeki sorumluluğunun 904.676,95 TL olduğu yargılama aşamasında alınan bilirkişi ek raporu ile tespit edilmiştir. Davacı tarafından dosyanın temyiz incelemesinde bulunduğu sırada, tehiri icra talebi süresinde olmadığından teminat mektubu nakde çevrilerek fazla ödeme yapmıştır. Yapılan fazla ödeme, davacının tehiri icra talebinin süresinde olmamasına ilişkin kendi kusurundan kaynaklandığından fazla ödediği miktarın davalıdan rücuen tahsilini talep edemeyecek olup, fazla ödemenin ancak ödeme yapılan takip alacaklılarından tahsili talep edilebilecektir. Bu nedenle 904.676,95 TL dışındaki alacak isteminin reddine karar verilmiştir. <br>\tRücu hakkının başkasına ait bir borcu yerine getiren kişinin malvarlığında meydana gelen kaybı gidermeye yönelik tazminat niteliğinde bir talep hakkı olup davacının malvarlığındaki eksilme ödeme tarihinde gerçekleştiğinden ödeme tarihinden itibaren, tarafların sıfatı gözetilerek avans faizine hükmedilmesi gerekmiştir.<br><br>\tİşbu davada rücuen alacağa dayanak ilamda davacı lehine vekalet ücretine hükmedilmiş ise de, hükmedilen vekalet ücretinin davacının ödediği bedelden mahsup edilmesi mümkün değildir. <br>\tÖte yandan, rücuen alacağa dayanak mahkeme ilamı ile meydana gelen iş kazasında  davalı ... A.Ş.'nin %30, ... A.Ş.'nin %30, ... Elektriğin %30, sigortalı işçinin %10 kusurlu olduğu, ... Genel Müdürlüğüne atfedilecek kusur bulunmadığı, dava dışı ...'ın kusurundan davalı ...'ın devralan sıfatıyla sorumlu bulunduğu belirlendikten sonra  hüküm altına alınan tazminatın davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmiştir. Anılan ilama dayalı olarak dava dışı ... tarafından ... Genel Müdürlüğü, ... A.Ş., ... İnş. Tic. Taah. A.Ş. aleyhine icra takibine girişilmiş, takip sonucu işbu davaya konu edilen bedel icra dosyasına davacı tarafından ödenmiştir. Ödenen  bedelden ise İHDS hükümleri uyarınca davalı ...'ın sorumlu olduğu iddiasıyla işbu dava açılmıştır. Dosya içeriğinden rücuya esas davanın diğer davalıları ve mahkeme kararında meydana gelen iş kazasında kusurlu olduğu belirtilen diğer sorumlular tarafından davacıya herhangi bir ödeme yapıldığına ilişkin bir bilgi ve belge dosyaya sunulmuş değildir. Hal böyle olunca davacının icra dosyasına yaptığı ve rücuya dayanak ilam nedeniyle ödemekle sorumlu olduğu miktarı davalıdan talep edebilecektir. <br>\tTüm bu nedenlerle davanın kısmen kabulüne karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuş,  istinaf incelemesi sırasında açılan duruşma bozma ilamı gereği olduğundan Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 04/03/2021 tarih ve 2021/2-96 Esas 2021/205 Karar sayılı emsal içtihadı gözetilerek taraflar yararına vekalet ücretine hükmedilmemiştir.<br><br>\tHÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>\tA)1-Davanın KISMEN KABULÜ ile 904.676,95 TL'nin 11/04/2011 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, <br>\t2-Fazlaya ilişkin talebin reddine, <br>\t3-Alınması gereken 61.798,48 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 34.133,91 TL'nin mahsubu ile bakiye 27.664,57 TL harç davalı tarafından istinaf aşamasında yatırıldığından bu hususta yeniden karar verilmesine yer olmadığına, <br>\t4-Davacı tarafından yatırılan 31,40 TL başvurma harcı, 34.133,91 TL peşin harç toplamı 34.505,50 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, <br>\t5-Davacı tarafından yapılan 4,60 TL ilk dava, 147,00 TL tebligat ve posta gideri, 700,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 751,60 TL yargılama giderinden davanın kabul ve red oranına göre takdiren 340,19 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, artan kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,<br>\t6-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,<br>\t7-Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca, davacı yararına hesaplanan 129.514,46  TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,<br>\t8-Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca, davalı yararına hesaplanan 150.349,64 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,<br>\t9-Gider avansının kullanılmayan kısmının talep halinde yatırana iadesine,<br>\tB)1-Davacıdan alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcından peşin alınan 44,40 TL'nin mahsubu ile bakiye 383,20 TL'nin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, <br>\t2-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, <br>\t3-Davalıdan alınması gereken  61.798,48 TL istinaf karar harcından peşin alınan 15.449,62 TL harcın mahsubu ile bakiye 46.348,86 TL'nin davalıdan tahsil edilerek hazineye irat kaydına, <br>\t4-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, <br>\t5-İstinaf incelemesi sırasında açılan  duruşma bozma ilamı gereği olduğundan Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 04/03/2021 tarih ve 2021/2-96 Esas 2021/205 Karar sayılı emsal içtihadı da gözetilerek taraflar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,<br>Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı HMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre  içerisinde Yargıtay'da temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.27/02/2024<br><br>Başkan -            Üye -                 Üye -                 Zabıt Katibi - <br><br><br>Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu hükümlerine göre UYAP sistemi üzerinden  elektronik imza ile imzalanmıştır.<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"0dc5435b290d8f3f","SID":"940770570233473c"}}