{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">  T.C.Ankara Bölge Adliye Mahkemesi               21.Hukuk Dairesi  2022/565  Esas 2024/369  Karar <br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>21.HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2022/565 <br>KARAR NO\t: 2024/369<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>KARAR <br><br><br><br>İNCELENEN DOSYANIN\t<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 17/11/2021<br>NUMARASI\t\t: 2021/140 Esas 2021/604 Karar <br>DAVACI <br>VEKİLİ\t:<br>DAVALI \t:<br>DAVA\t: Alacak (Bankacılık İşlemlerinden Kaynaklanan)<br>DAVA TARİHİ\t: 02/02/2017<br>KARAR TARİHİ\t: 06/03/2024<br>GEREKÇELİ KARARIN<br>YAZILDIĞI TARİH\t: 28/03/2024<br><br>\tTaraflar arasındaki alacak istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı taraf vekillerince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.  <br>\tDAVA<br>\tDavacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin mali müşavirliğini yapan dava dışı ...'un hiç bir yetkisi, vekaletnamesi olmadan şirket adına sahte talimat ve evrak düzenleyerek şirket hesaplarından kendi hesabına ve şirketle ilgili olmayan 3. şahıslar adına para transferleri yaptığını, kredi kullanılması talimatı vererek kullanılan krediyi farklı hesaplara aktardığını, davalı bankanın talimatlarda yer alan imza ile imza sirkülerindeki imzayı karşılaştırmadığını, büyük miktarlarda para transferi yapılmasına rağmen şirketi temsile yetkili şahıslardan teyit alınmadığını, müvekkilinin zarara uğradığını belirterek fazlaya ilişkin tüm hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 5.000,00 TL'nin temerrüt tarihi olan 31/03/2016 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, yargılama aşamasında talebini toplam 133.244,40 TL'ye ıslah etmiştir.<br>\tCEVAP<br>\tDavalı vekili cevap dilekçesinde özetle; belirsiz veya kısmi dava açılamayacağını, bankaya husumet yöneltilemeyeceğini, müvekkilinin kusurlu olmadığını, banka personelinin gerekli özeni gösterdiğini, uygulanan prosedürün davacı ile banka arasındaki sözleşme hükümlerine uygun olduğunu, talimatların şirket tarafından gönderildiğini bildirerek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.<br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>\tMahkemece, yapılan ceza yargılaması sonunda dava dışı ...‘un davacı şirketin mali müşavir ve muhasebe işlerini yürüttüğü, borçlu olduğu icra takip dosyasına para aktarmak için davacı şirketin sahibi ve yetkilisi olan ...’in imzasını taklit edip talimat belgesi oluşturduğu, aynı şekilde sahte belge ile kredi kullanıp para transferleri yaptığı, zincirleme olarak bankayı aracı kılmak suretiyle nitelikli dolandırıcılık suçu ile şirket yetkilisinin imzasını taklit etmek suretiyle sahte özel belge düzenleyip kullandığı sabit görülerek ceza aldığı, verilen ceza kararının kesinleştiği, davacının toplam 110.000,00 TL tutarındaki parasının dava dışı ...‘un gerek şahsi hesaplarına gerek borçlu olduğu icra dosyalarına havale yapmak suretiyle şirket hesaplarından çekildiği, TTK'nun 20. maddesi uyarınca bankanın basiretli tacirden beklenen özeni göstermesi gerekirken göstermediği, dava dışı ...‘un firmayı temsil ve ilzam yetkisinin olmadığı, kendisinden onay ve teyit alınmasının uygun bulunmadığı, bankaya şirketi temsil ve ilzama yetkili şahsın değişimi halinde bildirilmesinin gerektiği, davalı bankanın gerekli özeni göstermediği, kurumsal bankacılık sözleşmesi 14. maddesi uyarınca faksla iletilen talimatın orijinal nüshasının teyit için derhal bankaya gönderileceği, 17. maddesinde banka ve personelin tüm işlemlerde gerekli dikkat ve ihtimamı göstermesi gerektiği, bankanın talimatta teyit almadığı notunun olduğu, davacı defterlerinde açılış kapanış onaylarının yapıldığı, yapılan işlemlerin defterlerde kaydının bulunduğunu, ancak ilgili şahsın muhasebe ve finansman sorumlusu olması nedeniyle kayıtların bu kişi tarafından tutulduğunun tespit edildiği, usulsüz işlemle çekilen paranın doğrudan doğruya bankanın zararı niteliğinde olup, mevduat sahibinin bankaya karşı alacağının devam edeceği, TBK'nun 115/3 ve 116/3 maddesi ve TTK'nun 20/2 maddesi uyarınca da tarafların basiretli davranma yükümlülüğünün olduğu, mali müşavirin sahte belgeler düzenleyerek  bankadan para çekip havaleler yaptığı ve kredi kullandığının anlaşıldığı, davalı banka personelinin  gerekli önlemleri almadığı, talimatları teyit etmediği, belgelerin gerçekliğini şirket yetkilisine sormadığı, bu nedenle kusurlu olduğu, davacı şirket yetkilisinin de defterlerde tüm işlemlerin kayıtlı olmasına rağmen kontrol yükümlülüğünü yerine getirmediği, banka işlemleri ile ilgili kontrol ve takip işlemlerini davacı şirket yetkilisinin basiretli tacir gibi kontrol etmeyip gerekli özeni göstermediği, defterlerde yapılan tüm işlemlerin kayıtlı olduğu, kontrol edilmesi halinde durumun tespit edilebileceği kanaatine varıldığı, olayda müterafik kusurun bulunduğu, bu nedenle zararın tümünün bankadan karşılanmasının doğru olmayacağı, tarafların olaydaki kusurlarının yeniden değerlendirilmesi sonucu davalı bankanın %80 kusurlu olduğu kanaatine varıldığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 133.244,20 TL'nin %80'i yönünden davanın kabulüne, 106.595,36 TL'nin 08.04.2016 temerrüt tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine, henüz ödenmemiş 50.000,00 TL'lik BCH kredisinin mevcudiyeti bulunmadığından bu konudaki talebin reddine<br>karar verilmiştir.<br>\tİSTİNAF SEBEPLERİ<br>\tDavalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece 50.000,00 TL’lik BCH kredisi yönünden sadece borçlu olunmadığının tespitinin talep edildiğini, mahkemece bu tespit talebinin reddedildiğini, ıslah edilen 133.244,20 TL’nin 50.000 TL’sinin menfi tespit, 83.244,20 TL’sinin tahsil talepli olduğunu, 50.000,00 TL’nin ayrıca tahsili talebi yokken, talebe göre 83.244,20 TL yönünden hüküm kuracağına yanlışlıkla talebi aşar şekilde 133.244,20 TL’nin tahsili yönünden değerlendirme yaparak hüküm verdiğini, BCH kredisinin 50.000,00 TL’lik anapara kısmı henüz davacı tarafından bankaya ödenmediği için 50.000,00 TL’lik kredi bakımından davacının borçlu olmadığının tespitine karar verilmesinin istendiğini, mahkeme gerekçeli kararda 50.000 TL BCH kredisi yönünden talebin reddine karar vermiş, akabinde ise 83.244,20 TL’lik talep yönünden hüküm kurması gerekirken, tahsili talep edilen 83.244,20 TL’ye, tahsili değil borçlu olunmadığının tespiti talep edilen ve reddettiği 50.000 TL’lik kredi bedelini de ilave ederek 133.244,20 TL üzerinden hüküm verdiğini, böylece ıslah edilen miktar 133.244,20 TL iken ve bunun 50.000 TL’lik kısmını (bch kredisi yönünden borçlu olunmadığının tespiti talebini) reddederken, ıslah edilen miktar 183.244,20 TL olmadığı halde ve mezkur 50.000 TL’nin tahsili yönünde bir talep yokken varmış gibi hüküm kurduğunu, ilk kararda %50 kusur indirimi uygulamışken, istinaf tarafından karar kaldırıldıktan sonra yapılan yargılama sonucunda banka kusurunu %50’den %80’e çıkararak hüküm verdiğini, kusur oranının artırılması için haklı bir gerekçenin bulunmadığını, mahkemenin kendi kararıyla çeliştiğini, müvekkili lehine vekalet ücretinin de eksik ve hatalı hesaplandığını, müvekkilinin üzerine düşen tüm sorumlulukları yerine getirdiğini, müvekkilinin kusursuz olduğunu, gerekli önlemleri aldığını, talimatları teyit ettiğini, davacı tarafından şirketin finans ve muhasebe sorumlusu olarak banka şubesine yetkili kişi olarak muhatap kılınan şahsın yaptığı hukuk dışı fiillerin faturasının müvekkiline çıkarıldığını, banka personelinin talimat teyitlerini bu kişi nezdinde yapmasının davacının kusurundan kaynaklandığını, bilirkişi raporlarına itiraz edildiği halde yeniden rapor alınması taleplerinin reddedildiğini, raporların taraflı ve şaibeli olduğunu, müvekkili yönünden basiretli tacir ve adam çalıştıranın sorumluluğu kavramlarına atıf yapılırken, davacı tarafın da tacir olduğu, adam çalıştırdığı ve davaya konu işlemlerin bizatihi kendi çalıştırdığı, şirket muhasebesini tutturduğu, ticari defterlerine kayıt yapabilecek kadar yetki verdiği, şirket çalışanının eseri olduğunun dikkate alınmadığını, dava konusu olayda dava dışı mali müşavir ...'un asli fail olup, davacı şirketin de tali kusurlu bulunduğunu, sahte evrak konusunda ölçünün banka personelinin ilk bakışta anlayabileceği şekilde olup olmaması olduğunu, olayda sahte talimat olduğu iddia edilen belgelerin şirket antetli kağıdına, şirket yetkilisinin ismi, şirket kaşesi üzerine de yetkilinin imzası sahteliği kriminal inceleme yapılmaksızın anlaşılamayacak şekilde taklit edilmek suretiyle gerçekleştirildiğini, bu evrakın şirket faksından gönderildiğini, teyitlerin ise şirketin banka işlemlerini yürüteceği şirket ortaklarınca beyan edilen dava dışı mali müşavir/finans ve muhasebe sorumlusu ... aranarak alındığını, dava dışı eski mali müşavirin sadece müvekkili nezdinde değil, başka bankalar nezdinde de işlemler yaparak davacı şirkete zarar verdiğini, davaya konu sahte evrakla dolandırıcılık işleminin aldatma kabiliyetinin yüksek olduğu, sadece banka personellerinin değil başka banka personellerinin de aldatıldığını, davacı tarafın müvekkili personelinin basiretli ve özenli davranmadığı iddiası ile buna mukabil şirketin basiretli ve özenli davranmayarak zarara dava dışı failin ve kendi kusurlarıyla sebebiyet verdikleri yolundaki iddialarının bu kapsamda değerlendirilmesi gerektiğini, mahkemece dava dışı ... davacı şirketin mali işler yetkilisi değilmiş gibi, sanki bu şahıs nezdinde yapılan talimat teyitleri, bu şahsın yaptığı işlemler davacı şirketi bağlamıyormuş gibi, sanki banka personeli davacı şirketin dava konusu işlemler konusunda yetkisiz, alakasız bir personeli ile muhatap olmuş ve yetkisiz personelin işlemlerini yerine getirmiş gibi müvekkil bankaya %80 kusur izafe ettiğini, davacının kendi personelinin işlemlerinden dolayı hukuken sorumlu bulunduğunu, davacının tamamen kusurlu olduğunu bildirerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. <br>\tDavacı vekili istinaf dilekçesinde özetle;  dava konusu olayda müvekkilin kusuru olmayıp, müvekkiline şirket defterlerini kontrol etmediği gerekçesi ile müterafik kusur verilmesinin hukuka aykırı bulunduğunu, dava dışı ...'un temsil ve ilzama yetkisi olmayan bir çalışan olduğunu, münferiden temsile yetkili ortağın imzaladığı bir banka talimatı için temsil ve ilzam yetkisi olmayan firma çalışanından teyit ya da onay alınmasının davalı bankanın basiretli bir tacir gibi davranmadığını gösterdiğini, davalı bankanın talimat asıllarını incelemeksizin işlem gerçekleştirdiğini, işlem tarihlerinden yaklaşık 1 yıl sonra talimat aslını talep ettiğini, davalı bankanın ağır kusurlu olduğunu, dava konusu para transferleri ve kredi çekiminin oldukça yüksek miktarda olmasına rağmen müşterisi olan müvekkili yetkilisinden teyit almadığını, davalı bankaya tanzim ettiği sahte evraklarla müracaat eden şahsın kendi adına borçlu olduğu icra dosyalarına transfer etmesinin dahi davalı bankanın bu işlemlerden şüphelenmesi için yeterli bir sebep iken müşterisinin güvenliği açısından hiçbir surette müşterisini bilgilendirmemesinin kusurlu bir davranış olarak kabul edilmesi gerektiğini, işlem tarihlerine bakıldığında tüm bu işlemlerin 18.12.2015-19.02.2016 arasında, yani 2 ay gibi kısa bir sürede gerçekleştiğini, mahkemenin gerekçesinde belirttiği şekilde uzun sürenin geçmediğini, müvekkili yetkilisinin her gün ticari defterleri incelemesinin beklenemeyeceğini, denetime elverişli bilirkişi raporlarında da belirtildiği üzere kusurlu olanın davalı banka olduğunu, müvekkiline herhangi bir kusur atfedilemeyeceğini, mahkemece her ne kadar dosya içeriğinde henüz ödenmemiş 50.000,00 TL'lik BCH kredisinin mevcudiyeti bulunmadığından bu konudaki talebin reddine şeklinde karar vermiş ise de BCH kredisinin mevcudiyetinin gerek dava dilekçesinden gerekse bilirkişi raporundan anlaşıldığını, davaya konu 50.000,00 TL BCH kredisinin sahte evrakla kullandırıldığının sabit olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir. <br>\tHUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ<br>\tDava; banka hesabından sahte talimat ile başka hesaplara gönderilen paranın tahsili, BCH kredi sözleşmesi nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti, istirdat istemine ilişkindir.\t<br>\t6100 Sayılı HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;  <br>\tAnkara 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 2016/183 Esas 2016/320 Karar sayılı dosya sureti, davacı şirket antetli, davalı bankaya gönderilen talimat suretleri,  dava dışı ...'un görevden ayrıldığının davacı tarafından davalı bankaya bildirimine ilişkin 01/03/2016 tarihli yazı sureti, kurumsal bankacılık hizmet sözleşmesi, davalı bankanın 27/06/2016 tarihli inceleme raporu, davacı tarafından davalıya gönderilen 30/03/2016 tarihli ihtarname sureti, davacı banka hesap ekstresi, davacı şirket imza sirküleri, yargılama aşamasında bankacı bilirkişiden alınan 26/03/2018 havale tarihli bilirkişi raporu, mali müşavir ve bankacı bilirkişi heyetinden alınan 04/10/2018 tarihli bilirkişi raporu, davacı şirket ticaret sicil kaydı dosya içeriside yer almaktadır.<br>\tTanıklar 29/11/2017 tarihli celsede dinlenmiştir. <br>\tAnkara 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 2016/183 Esas 2016/320 Karar sayılı dosyasında, davacı şirket ve şirket yetkilisi ...'in katılan, şirket mali müşaviri ...'un sanık olarak yer aldığı, işbu dava konusu talimatların da bulunduğu, şirket hesabından yapılan para transferleri nedeniyle özel belgede sahtecilik ve banka aracı olarak kullanılarak dolandırıcılık suçundan yapılan yargılama sonunda sanığın suçu işlediği sabit görülerek mahkumiyetine karar verildiği, kararın istinaf incelemesinden geçerek 09/03/2019 tarihinde kesinleştiği görülmüştür. <br>\tDavacı şirket antetli olup, davalı bankaya gönderilen talimat suretlerinin üzerlerinde \"...'dan teyit alınmıştır\" ibaresinin yazılı bulunduğu anlaşılmıştır. <br>\tDava dışı ...'un görevden ayrıldığı davacı tarafından davalı bankaya 01/03/2016 tarihli ile bildirilmiş olup, anılan yazıda bundan sonraki işlemlerde muhasebe departmanıyla görüşülmesi istenilmiştir. <br>\tTaraflar arasında 18/03/2015 tarihli kurumsal bankacılık hizmet sözleşmesi akdedilmiştir. <br>\tYargılama aşamasında alınan 26/03/2018 havale tarihli bilirkişi raporunda, dava dışı ...'un işlemleri firma yetkilisinin imzalarını taklit ederek yaptığını ikrar ettiği, davalının telefonla faks teyitlerini ...'dan aldığı, faks talimatlarının doğruluğunun imza sirkülerindeki firma yetkilisi telefonla aranarak yapılması gerektiği, davalının objektif özen yükümlülüğüne uygun davranmadığı yönünde kanaat bildirilmiştir.<br>\t Davacı şirket defterleri incelenerek mali müşavir ve bankacı bilirkişi heyetinden alınan 04/10/2018 tarihli bilirkişi raporunda, dava konusu para transferlerinin davacının ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, davalı bankanın özene aykırı davranış gösterdiği, faks talimatları için araştırma yapmadığı, kusursuz sorumluluk ilkesi gereği adam çalıştıran sıfatıyla sorumlu bulunduğu, davacının zararının 111.000,00 TL anapara, BCH devre sonu faizler olarak 22.244,20 TL olmak üzere toplam 133.244,40 TL olduğu tespit edilmiştir. <br>\tDavacı şirketin ticaret sicil kaydından ve imza sirkülerinden dava konusu işlem tarihleri olan 18.12.2015 - 19.02.2016 tarih aralığında ..., ..., ... ve ...'in münferiden şirketi temsile yetkili bulundukları görülmüştür. <br>\tMahkemece yapılan yargılama sonunda 22/03/2019 tarih ve 2017/91 Esas 2019/204 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verildiği, karara karşı taraf vekillerince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Dairemizin 11/02/2021 tarih 2019/1060 Esas 2021/161 Karar sayılı kararıyla taraf vekillerinin istinaf başvurusunun kamu düzenine aykırılık gözetilerek kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın karar veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. Anılan karar üzerine dosya ilk derece mahkemesinin 2021/140 Esas sırasına kaydı yapılmıştır. <br>\tİlk derece mahkemesince yeniden yapılan yargılama sırasında davacı vekili 24/09/2021 havale tarihli dilekçesiyle BCH kredisinin 50.000,00 TL'lik anapara kısmının henüz ödenmediğini, bu kredi yönünden müvekkilinin borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ettiklerini bildirmiştir. <br>\tDavacı yan bankada bulunan hesabından yetkisiz kişinin talimatı üzerine BCH kredisi kullanıldığı, para havale edildiğini, kredi kullanım talimatı verildiğini, kullandırılan kredinin başka hesaplara aktarıldığını iddia etmiş, davalı yan ise davanın reddini savunmuştur. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davacının oluşan zararında davacının %20, davalının %80 oranında kusurlu oldukları kabul edilerek yukarıda özetlendiği şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. <br>\tTaraflar arasında davacı ile davalı banka arasında 18/03/2015 tarihli kurumsal bankacılık hizmet sözleşmesi imzalandığı, davacının davalı bankada bulunan hesabından sahte talimat yolu ile başka hesaplara para aktarıldığı, BCH kredisi kullandırıldığı, kullandırılan kredinin sahte talimat yolu ile başka hesaplara aktarıldığı hususlarında herhangi bir ihtilaf bulunmamaktadır. <br>\tUyuşmazlık, davacının hesabından sahte talimat ile yapılan işlemlerde tarafların kusur durumları, davalı kusurlu ise davacının davalıdan talep edebileceği alacak miktarı, davacının sahte talimat ile kullandırılan kredi nedeniyle borçlu olup olmadığı hususlarından kaynaklanmaktadır.<br>\tTaraf vekillerinin istinaf itirazları incelendiğinde; davacı şirketin hesaplarından dava konusu işlemleri gerçekleştiren mali müşavir ... Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesince yapılan yargılama sonunda suçu sabit görülerek özel belgede sahtecilik ve bankayı aracı olarak kullanmak suretiyle dolandırıcılık suçundan mahkumiyetine karar verilmiştir. Anılan ceza mahkemesince mahkumiyet kararına dayanak maddi vakıa tespiti sanık ...'un davacı şirketin davalı şirkette bulunan hesabı da dahil olmak üzere dava dışı ... Bankası ve ... hesaplarından kendi şahsi hesaplarına para transfer edilmesini sağladığı, sanığın bu işlemleri katılanın imzasını taklit ederek oluşturduğu sahte talimat belgeleriyle gerçekleştirdiği, sanığın gerek soruşturma, gerek kovuşturma aşamasındaki savunmalarında atılı suçlamayı kabul ettiği, daha önce çalıştığı dönemlerde oluşan şahsi borçlarını ödemek amacıyla böyle bir yola başvurduğunu beyan ettiği, katılanın zararlarını karşılayacağını söylediği, sanığa yargılama sırasında katılanın oluşan zararını gidermesi için imkan ve süre tanındığı, sanığın katılanın zararlarını yargılama boyunca gidermediği,  sanığın katılana yönelik olarak bir suç işleme kararının icrası kapsamında değişik tarihlerde ve zincirleme olarak bankayı aracı kılmak suretiyle nitelikli dolandırıcılık suçu ve katılanın imzasını taklit ederek sahte özel belge düzenleyip kullanmak suçlarını işlediğinin sübut bulduğu şeklinde yapılmıştır. <br>\tCeza mahkemesince yapılan maddi vakıa tespitinden de açıkça anlaşılacağı üzere davacı şirketin yetkilisi sıfatı bulunmayan şirket mali müşavirinin, davacı şirket yetkilisinin imzasını taklit etmek suretiyle talimatlar hazırlayıp, davalı bankaya faksla göndermek suretiyle davacının davalı bankada bulunan hesabından BCH kredisi kullandığı, para transferi işlemlerini gerçekleştirdiği anlaşılmıştır.<br>\tTaraflar arasında 18/03/2015 tarihli kurumsal bankacılık hizmet sözleşmesi akdedilmiş olup, sözleşmenin 14. maddesinde müşterinin bankaya faksla talimat iletilmesinin bütün sonuçlarını kabul ederek üstlendiği, bankanın teknik, doğal sebeple, talimatın çelişkili olması veya herhangi bir sebep göstermeye gerek olmadan talimatı yerine getirmemesi halinde bankanın hiçbir sorumluluğunun olmadığını kabul ettiği, müşterinin başvuru formunda ve/veya işbu sözleşmenin sonunda yazılı olarak bildirdiği faks numarasından bankaya faks talimatını ileteceğini, bu numaradan gelen her faksın kendi talimatı olduğunu kabul ve taahhüt ettiği faksla iletilen talimatın bütün sayfalarının müşteri veya yetkilileri tarafından imzalanmış olması gerektiği, yetkili değişikliklerinin derhal ve yazılı olarak müstemidatı ile birlikte bankaya bildirilmemesi durumunda eski yetkililer tarafından verilecek talimatlara ilişkin yapılacak işlemlerden bankanın sorumlu olmayacağı, faksla iletilen talimatın orjinal nüshasının teyit için derhal bankaya gönderileceği hükme bağlanmıştır. <br>\tDavalı bankaya gönderilen talimatların davacı şirket yetkilisinin imzası taklit edilmek suretiyle sahte olarak hazırlandığı sabit olup, davalı banka tarafından şirket yetkilisinin imzasını taşımayan talimatlar gereğince dava konusu kredi kullandırım ve para transferi  işlemleri gerçekleştirilmiştir. <br>\tDavacı şirketin davalı bankaya bildirdiği faksından, faks yolu ile davalı bankaya sahte imza ile gönderilen talimatların teyiti davalı banka tarafından alınmış ise de teyit işlemi davalı banka personeli tarafından davacı şirket yetkilisi aranmak suretiyle yapılması gerekirken sahte imza ile para transferi talimatını gönderen mali müşavir ... aranmak suretiyle yapılmıştır.<br>\tÖte yandan, sahte imza ile davalı bankaya talimatları gönderen kişi davacı şirketin çalışanıdır. Talimatlar davacı şirket antetli olduğu gibi, davacı şirketin faksından davalıya gönderilmiştir. Davacı davalı bankada bulunan hesabını da kontrol etmemiştir. <br>\tHal böyle olunca, mahkemece dava konusu işlemlerin gerçekleştirilmesinde davacı ve davalının eylemleri karşılaştırıldığında davalının sahte imza içeren talimat ile işlem gerçekleştirmesi ve talimat onayını davacı şirket yetkilisinden almaması nedeniyle anılan eylemlerin davacı zararının oluşması üzerindeki etkisi karşısında davalının olayda %80, davacının ise %20 kusurlu olduğunun kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir. <br>\tTaraf vekillerinin istinaf itirazlarının kamu düzenine aykırılık yönünden incelenmesine gelindiğinde; davacı yan dava dilekçesinde fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak harca esas değeri 5.000,00 TL gösterip bu bedel üzerinden harç yatırmak suretiyle işbu davayı açmıştır. Dava dilekçesi içeriğinde ise sahte talimatlar ile BCH kredisi kullandırıldığını, kredi ve hesabında bulunan paraların sahte talimat ile 3. kişi hesaplarına aktarıldığını, BCH kredisi olarak sahte evrakla kullandırılan kredinin dönem faizlerinin de zarar kalemleri arasında yer aldığını belirtmiştir. <br>\tDavacı vekili 06/10/2017 tarihli yazılı dilekçesi ile dava dilekçesindeki 5.000,00 TL alacağa ilişkin alacak kalemlerini, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere sahte talimatlar ile şirket hesabından aktarılan miktara ilişkin olarak 2.000,00 TL, şirket adına kullandırılan ve farklı hesaplara aktarılan krediye ilişkin olarak 3.000,00 TL olmak üzere şimdilik 5.000,00 TL olarak açıklamıştır. <br>\tYargılama aşamasında davacı vekilince ibraz edilen ıslah dilekçesi ile dava değeri toplam 133.244,20 TL'ye çıkarılmış, anılan miktar üzerinden eksik harç yatırılmış, alacak kalemleri ise; şirket hesabından aktarılan miktara ilişkin 61.000,00 TL, BCH kredisinden dolayı bankaca tahsil edilen faiz, komisyon, vergi tahsilatları toplamı olan 22.244,20 TL, BCH kredisi olan 50.000,00 TL'nin anapara kısmı henüz ödenmediğinden bu kredi yönünden borçlu olmadığının tespitine, bu miktar ödenmek durumunda kalınırsa istirdatı şeklinde açıklanmış, yargılama aşamasında sunduğu 24/09/2021 havale tarihli dilekçesi ile de BCH kredisinin 50.000,00 TL'lik anapara kısmının henüz ödenmediği bildirilmiştir.  <br>\tYapılan açıklamadan anlaşılacağı üzere toplam dava değeri 133.244,20 TL'dir. Anılan miktara ilişkin alacak kalemleri ise şirket hesabından aktarılan miktara ilişkin 61.000,00 TL, BCH kredisinden dolayı bankaca tahsil edilen faiz, komisyon, vergi tahsilatları toplamı olan 22.244,20 TL'nin tahsili BCH kredisi olan ve ödenmeyen 50.000,00 TL anapara yönünden menfi tespit istemine ilişkindir. <br>\tMahkemece yapılan yargılama sonunda 50.000,00 TL kredi yönünden açılan davanın reddine karar verildiği halde toplam dava değeri olan 133.244,20 TL'nin davalının kusuruna isabet eden 106.595,36 TL'nin de davalıdan tahsili yönünde hüküm kurulmuştur. Oysa toplam dava değerinin içerisinde menfi tespite konu 50.000,00 TL kredi ana para borcu da bulunmaktadır. Bu durum ise HMK'nun 26. maddesi uyarınca talep aşımı niteliğinde olup, Dairemizce re'sen gözetilmesi gerekmiştir. <br>\tDairemizce yapılan hesaplamaya göre, dava değeri toplam 133.244,20 TL'dir. Davacının hesabından 61.000,00 TL para transferi yapıldığı, davacının BCH kredisinden dolayı davalı bankaya faiz, komisyon, vergi tahsilatları olmak üzere toplam 22.244,20 TL ödediği, BCH kredisi olan 50.000,00 TL'nin anapara kısmının ise henüz ödenmediği dosya içeriğiyle sabittir.<br>\tYukarıda açıklandığı üzere somut olayda davalı %80, davacı ise %20 oranında kusurludur. Davacının hesabından transfer edilen 61.000,00 TL, davacının BCH kredisinden dolayı davalı bankaya faiz, komisyon, vergi tahsilatları olmak üzere ödediği toplam 22.244,20 TL, ödenmeyen BCH kredisi anapara miktarı olan 50.000,00 TL toplamı 133.244,20 TL'nin davalının kusuruna isabet eden kısmı 106.595,36 TL'dir. Anılan miktarın 50.000,00 TL'lik kısmı ödenmeyen BCH kredisi anapara miktarı, bakiye 56.595,36 TL'lik kısmının ise davacının hesabından aktarılan ve BCH kredisi nedeniyle davacı tarafından davalıya ödenen kısım olduğunun kabulü gerekmiş, ödenmeyen BCH kredisi anapara miktarı yönünden menfi tespit, kalan 56.595,36 TL kısım yönünden ise tahsil hükmü kurulması yoluna gidilmiştir. <br>\tTüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin davanın kısmen kabulü yönündeki kararında kamu düzenine aykırılık gözetilerek isabet görülmediğinden taraf vekillerinin istinaf başvurusunun kamu düzenine aykırılık gözetilerek kısmen kabulüne, sair istinaf itirazlarının reddine, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>\tHÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;<br>\tA)1-Taraf vekillerinin istinaf başvurularının kamu düzenine aykırılık gözetilerek KISMEN KABULÜNE, <br>\t2-Ankara 13. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 17/11/2021 tarih ve 2021/140 Esas  2021/604 Karar sayılı kararının kamu düzenine aykırılık gözetilerek KALDIRILMASINA, taraf vekillerinin sair istinaf itirazlarının reddine, <br>\t3-Davanın KISMEN KABULÜNE, <br>\t4-56.595,36 TL'nin 08/04/2016 temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsil edilerek davacıya verilmesine,<br>\t5-Davacının davalı bankadan kullandığı 50.000,00 TL BCH kredisi nedeniyle ödenmeyen 50.000,00 TL anapara yönünden davalı bankaya borçlu olmadığının tespitine, <br>\t6-Fazlaya ilişkin talebin reddine,<br>\t7-Alınması gerekli 7.281,52 TL harçtan peşin alınan 85,39 TL harç ile 2.190,00 TL ıslah harcı, 855,00 TL ıslah harcının mahsubu ile bakiye 4.151,13 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, <br>\t8-Davacı tarafından yatırılan peşin alınan 85,39 TL harç ile 2.190,00 TL ıslah harcı, 855,00 TL ıslah harcı davalıdan alınarak davacıya verilmesine,<br>\t9-Davacı taraf kendini vekille temsil ettirdiğinden AAÜT tarifesi uyarınca gereğince hesaplanan takdiren 17.900,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,<br>\t10-Davalı taraf kendini vekille temsil ettirdiğinden AAÜT tarifesi uyarınca gereğince hesaplanan takdiren 17.900,00  TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine,<br>\t11-Davacı tarafından yapılan 98,24 TL posta ve tebligat gideri, 1.600,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 1.698,24 TL yargılama giderinin davanın kabul ve red oranına göre hesaplanan 1.358,59 TL'sinin davalıdan alınarak davacı tarafa ödenmesine, kalan kısmın davacı üzerinde bırakılmasına, <br>\t12-Davalı tarafından posta ve tebligat gideri olarak yapılan 159,50 TL yargılama giderinin davanın kabul ve red oranına göre hesaplanan 31,90 TL'sinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, kalan kısmın davalı üzerinde bırakılmasına, <br>\t13-Arta kalan gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatırana iadesine, <br>\tB)1-Davalı tarafından istinaf karar harcı olarak yatırılan 1.820,38 TL nispi istinaf karar harcının talep halinde davalıya iadesine, <br>\t2-Davalı tarafından istinaf aşamasında istinaf kanun yoluna başvurma harcı olarak yatırılan 220,70 TL'nin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, <br>\t3-Davalı tarafından istinaf aşamasında posta masrafı olarak yapılan 119,61 TL yargılama giderinin davadaki haklılık durumu gözetilerek 23,92 TL'sinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, fazlaya ilişkin kısmın davalı üzerinde bırakılmasına, <br>\t4-Davacı tarafından istinaf karar harcı olarak yatırılan 80,70 TL istinaf karar harcının talep halinde davacıya iadesine, <br>\t5-Davacı tarafından istinaf aşamasında istinaf kanun yoluna başvurma harcı olarak yatırılan 220,70 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, <br>\t6-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, <br>\t7-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,  <br>\tDosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda uyuşmazlık konusu miktar dikkate alındığında HMK'nın 362. maddesi gereğince kesin olmak üzere, tarafların yokluğunda oy birliği ile karar verildi. 06/03/2024<br><br>Başkan -           Üye -                Üye -                    Zabıt Katibi - <br>Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu hükümlerine göre UYAP sistemi üzerinden  elektronik imza ile imzalanmıştır.<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"9dda4b51f23bd87d","SID":"5b51cd0ffb02b199"}}