{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>ANTALYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>9. HUKUK DAİRESİ<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: ANTALYA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ (İş Mah. Sıf.)<br>TARİHİ: 29/11/2023<br>DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali <br>KARAR TARİHİ:26/03/2024<br>KARAR YAZMA TARİHİ  :29/03/2024 <br><br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili firmadan davadan alacaklı olması nedeniyle Antalya 2 İcra müdürlüğününün .... esas sayılı dosyasında icra  takiine geçidiğini, davalının haksız olarak borca itiraz ettiğini, yapılan itiraz da haksız ve yersiz olduğunu, bu nedenlerle davalının % 20 den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine talep  ve dava etmiştir.<br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davaya bakmakla görevli mahkemenin iş mahkemesi olduğunu, davacı şirketin herhangi bir ticari alacağının söz konusu olmadığını davanın ticari defterlerinde de müvekkilinin borçlu çıkarmaya yettiğini, çünkü defter ve belgelerin daacı şirket yetkilileri tarafından tutulduğunu, bu nedenlerle açılan davanın reddini savunmuştur.<br>İlk derece mahkemesi kararının özeti: \"Davanın HMK.nun 114/1-c ve 115/2 maddeleri uyarınca dava şartı yokluğu nedeniyle görev yönünden usulden reddine, Antalya İş  Mahkemesi'nin görevli olduğuna, Karar keşinleştiğinde, iki haftalık süre içerisinde talep halinde dosyanın görevli Antalya İş Mahkemesi'ne gönderilmesine, HMK'nun 19/3 ve 20/1 c 1 maddeleri uyarınca taraflardan birinin 2 hafta içerisinde Mahkememize başvurarak talep etmeleri halinde dava dosyasının görevli mahkemeye gönderileceği, talep etmemeleri halinde ise davanın açılmamış sayılacağına karar verileceği hususunun ihtarına, Yargılamaya görevli mahkemede devam edilmesi durumunda yargılama giderlerinin görevli mahkemece değerlendirilmesine ....\" karar verdiği görülmüştür.<br>Davacı vekili istinaf başvuru  dilekçesinde özetle; davacının tacir olarak faaliyet gösterdiğini, taraflar arasında acente  sözleşmesi imzaladığını, borçlar kanunun 19/2 maddesi kapsamında davalının sözleşmede taraf olması nedeniyle muvazaa iddiasında bulunamayacağını,  acentelik sözleşmesine bağlı olarak talep edilen alacakların tahsiliyle ilgili başlatılan icra takibini itirazın iptali davasına bakma görevini Asliye Ticaret Mahkemesi olduğunu,  ilk derece mahkemesinin kararının  yerinde olmadığını, ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılarak davanın kabulüne gerektiğini ileri sürmüştür. <br>HMK'nın 355.maddesi uyarınca, kamu düzenini ilgilendiren ve re'sen istinaf nedeni yapılmasını gerektiren başkaca hususlar bulunmadığından, ileri sürülen istinaf nedenleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda; <br>Dava, davacı tarafın acentelik sözleşmesinden kaynaklı alacağı bulunduğu ileri sürülerek başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali ve icra inkar tazminatı talebidir. <br>Davacının Adana 10. İcra Müdürlüğünün .... esas sayılı dosyasında davalı hakkında acentelik  akdi gereği  ödenmeyen borcun tahsili talebiyle başlatmış olduğu icra takibinin davalı tarafça yetkiye ver borca itiraz edilmesi üzerine icra dairesi müdürlüğü tarafından yetkisizlik kararı verildiği, Antalya 2. İcra Müdürlüğünün .... esas üzerinden takibe devam edildiği, davalı tarafça borca itiraz edilmesi üzerine incelemeye konu itirazın iptali davasının Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin .... esas sayılı dosyasında öninceleme duruşmasında davanın dava şartı yokluğu nedeniyle görev yönünden usulden reddine karar verildiği, davacı tarafında yasa yoluna başvurması üzerine dairemizin .... esas ve karar sayılı dosyası üzerinden yapılan incelemede ''Davacı 01/10/1997-11/02/2015 tarihleri arasında aralarında acentalık sözleşmesi bulunduğunu, bu süre içinde ayrıca  cari hesap sözleşmesi ve vekalet sözleşmesi imzalandığını, davalının uzun yıllar hakediş faturalarını tahsil ettiğini, acentalık sisteminin semerelerinden faydalandığını, acentalık sözleşmesinin kendisi tarafından feshedildiğini, davalının sözleşmeden kaynaklanan  borcunun tahsili için başlatılan icra takibine haksız olarak itiraz edildiğini, itirazın iptalini talep etmiştir.   Davalı ise  taraflar arasında ticari bir ilişki olmadığını, hizmet akdi ile işçi olarak işe başladığını, fiilen çalışan olmasına rağmen bir süre sonra  muvazaalı sözleşmeler ile görünüşte işveren konumuna getirildiğini,     4857 sayılı İş Kanununun 2/8 maddesi gereği alt işveren olmasının yasaya  aykırı olup mutlak olarak hükümsüz olduğunu ,şubede çalışan diğer işçilere ödenen tazminatların davacıdan istenmesi üzerine oluşturulan yapay bir alacak olduğunu, borcu olmadığını, davacının işçisi mahiyetinde olduğunu belirtmiştir.   6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 19 ve 6100 sayılı HMK.’un 33. maddeleri uyarınca hakim tarafların hukuki nitelendirmesi ile bağlı değildir. Hakim aradaki sözleşmesel ilişkiyi yorumlar, sözleşme türünü ve içeriğini kendisi belirler. Tarafların gerçek ve ortak iradelerini esas alır. Bu nedenle taraflar arasındaki sözleşmenin iş veya acentelik sözleşmesi olduğunun nitelendirilmesi yargıca aittir.         6102 sayılı TTK 102/1.maddesinde acentanın tanımı yapılmıştır. Acenta kendi kendine bağımsız karar verebilen işletmesinin masraflarını ve rizikosunu bizzat taşıyan, kendi personelini kendisi tayin eden firmasına ilişkin başlıklı kağıtlar kullanan başkasından emir ve talimat almayan kimsedir.      4857 sayılı Kanun’un 8. maddesinin 1. fıkrasına göre, iş sözleşmesi, bir tarafın (işçi) bağımlı olarak iş görmeyi diğer tarafın (işveren) da ücret ödemeyi üstlenmesinden oluşan sözleşmedir. Ücret, iş görme ve bağımlılık iş sözleşmesinin belirleyici öğeleridir.    İş sözleşmesini belirleyen ölçüt hukuki-kişisel bağımlılıktır. Gerçek anlamda hukuki bağımlılık işçinin işin yürütümüne ve işyerindeki talimatlara uyma yükümlülüğünü içerir. İş sözleşmesinde bağımlılık unsurunun içeriğini işverenin talimatlarına göre hareket etmek ve iş sürecinin ve sonuçlarının işveren tarafından denetlenmesi oluşturmaktadır. Bağımlılık iş sözleşmesini karakterize eden unsur olup, genel anlamıyla bağımlılık, hukuki bağımlılık olarak anlaşılmakta olup, işçinin belirli veya belirsiz bir süre için işverenin talimatına göre ve onun denetimine bağlı olarak çalışmasını ifade eder.  İş sözleşmesinde bağımlılık unsurunun içeriğini; işverenin talimatlarına göre hareket etmek ve iş sürecinin ve sonuçlarının işveren tarafından denetlenmesi oluşturmaktadır.     Dosya içeriğine göre; davalının  başlangıçta işçi olarak çalışmaya başladığını iddia etmesine ve bu durum davacının da kabulünde olduğuna göre, ilk acentalık sözleşmesi kurulduğunda sermaye koyarak ve organizasyonunu  kendisi yapmak suretiyle faaliyete başlayıp başlamadığı, acentalık sözleşmesi kurulmadan önceki ve sonraki dönemde davalının çalışma şeklinde ve konumunda değişiklik olup olmadığı,  diğer  çalışanlarda değişiklik olup olmadığı, iş yeri  malzemesinin kim tarafından sağlandığı,  İşin yürütülme şekli, davalının işin görülme tarzı bakımından davacıdan  talimat alıp almadığı, davalının davacı şirket veya elemanları tarafından denetlenip denetlenmediği veya kontrol altında olup olmadığı, davacının davalı üzerinde kontrol ve denetim yetkisi olup olmadığı, ücretlerin ödenme şekli ve kimin karşıladığı, faaliyetten elde edilen gelirin kimin tasarrufunda olduğu, İşin yürütülme şekli, davalının işin görülme tarzı bakımından davacıdan  talimat alıp almadığı, Çalışma şartlarını kimin  belirlediği, işyeri masraflarının ne şekilde karşılandığı, çalışanlara ikramiye, yemek ve kıyafet sağlanıp sağlanmadığı ve  giderlerinin ne şekilde karşılandığı araştırılmalıdır. Özetle davalının hukuki ve kişisel olarak davacıya bağlı çalışıp çalışmadığı, iş sözleşmesinin unsurları olan, iş görme, ücret ve bağımlılık unsurlarının durumu araştırılmalıdır.   Taraflar arasındaki ilişkinin mahiyeti tam olarak ortaya konulmamıştır. Mahkemece yukarıdaki açıklanan hususlar dikkate alınarak değerlendirme yapılması gerekirken taraflar arasındaki ilişkinin tespitine yönelik tüm deliller toplanmadan karar verilmesi isabetli olmamıştır. Taraflar arasındaki ilişkinin acentalık sözleşmesi veya hizmet akdi sözleşmesi olup olmadığı hususunun tespit etmeye yönelik deliller toplandıktan sonra mahkemece bir değerlendirme yapılması gerektiği sonucuna varılmakla,  incelemeye konu dosyanın esası incelenmeden kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmiştir.'' şeklinde değerlendirme yapılmıştır.<br>İlk derece mahkemesi tarafından yeni esas üzerinden yargılama yürütülmüş davalı tarafından Antalya İş Mahkemesinde açılan davanın konusu bekletici mesele yapılmış, akabinde görev yönünden davanın usulden reddine karar verilmiştir. <br>Antalya İş Mahkemesinin .... esas sayılı dosyasında hakkında icra takibi yapılan ... tarafından icra takibi yapan ... A.Ş hakkında işçilik alacakları talepli açılan davada davanın kabulüne ilişkin verilen karar yasa yoluna başvurulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesinin ... esas, .... karar saylı dosyasında yıllık izin hususunda davacını beyanının  alınmaksızın karar verildiği belirtilerek eksik incelemeye dayalı kararın kaldırılmasına karar verildiği, mahkemece .... esas üzerinden yargılamaya devam edilerek yeniden hüküm kurulduğu, karara karşı yasa yoluna başvurulması üzerine   Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesinin .... esas karar saylı dosyasında değerlendirme yapılarak davalı işveren istinafının esastan reddine 02/10/2013 tarihinde kesin olarak karar verildiği dosyada kesinleşme şerhinin işlendiği görülmüştür. <br>Davalının  15/02/1994 tarihinde davacı şirket nezdinde işçi sıfatıyla çalışmaya başladığı, ilk olarak 01/10/1997 tarihinde taraflar arasında acente sözleşmesi imzalandığı, sözleşmenin tekrarlandığı, taraflar arasında tüm dosya kapsamına göre işçi işveren ilişkisi bulunduğu, acentelik sözleşmesinin muvazaalı olduğu, iş mahkemesinde açılan işçilik alacaklarına ilişkin davada verilen kararın kesinleştiği hususu da değerlendirilerek davacının istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı sonucuna varılmıştır. <br>Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan kanuni ve hukuki gerekçeleri ile dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, Mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden kanuna aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca davacı tarafın istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.  <br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; <br>Dosya kapsamı, delil durumu itibariyle Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi  .... Esas ... Karar sayılı kararında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesi bakımından usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davacı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, <br>Sarf ettiği istinaf masrafının davacı üzerinde bırakılmasına,<br>Alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcından peşin alınan 269,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 157,75 TL istinaf karar harcının davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,  <br>Tebligat ve harç işlemlerinin Hukuk Muhakemeleri Kanununun 359'uncu maddesinin 3'üncü fıkrası uyarınca ilk derece Mahkemesi tarafından yerine getirilmesine; <br>Dair; dosya üzerinde yapılan inceleme ve müzakere sonucunda oy birliği ile 26/03/2024 tarihinde KESİN olarak karar verildi. <br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"6aa1bb714b9000fe","SID":"56204b7ee19c8ec4"}}