{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>11. HUKUK DAİRESİ<br><br><br>DOSYA NO\t: 2024/267 <br>KARAR NO\t\t: 2024/653<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: İZMİR 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 06/12/2023-20/12/2023<br>NUMARASI\t\t: 2023/746 Esas <br>TALEBİN KONUSU\t: İhtiyati Tedbir<br>KARAR TARİHİ\t: 27.03.2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 27.03.2024<br><br>\tİzmir 5.Asliye Ticaret Mahkemesinin 06.12.2023 tarih ve 20.12.2023 tarih 2023/746 Esas sayılı ara kararların Dairemizce incelenmesi ihtiyati tedbir talep eden davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip, dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi.<br>\tGEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :<br>\tTALEP : İhtiyati tedbir isteyen davacı vekili, davalı ... A.Ş.'nin İzmir ili Bornova ilçesinde faaliyet gösteren ve zeytinyağı üretimi ile iştigal eden bir şirket olduğunu, davalı şirkette davacının % 12,50 pay (812.500 TL değer), dava dışı ...'nun % 22,50 payı (1.462.500 TL nominal değer), dava dışı ...'nun %10,00 payı (650.000 TL nominal değer), dava dışı ...'nın % 32,50 payı (2.112.500 TL nominal değer), dava dışı ...'nın % 10,00 payı  (650.000 TL nominal değer) ve dava dışı ...'nun % 12,50 payı (812.500 TL nominal değer) olduğunu, 30.09.2022 tarihinde davalı şirketin pay sahiplerinden ..., ..., ... ve davacı ...'nun hisselerinin ...'ya devretmek istediğini, ancak hisseyi devralmak isteyen ...'nın kapanış şartlarının yerine getirmemesi sebebiyle davacı tarafından hisse devir sözleşmesinin feshedildiğini, davalı şirketin yönetim kurulunu ..., ... ve ...'nun oluşturduğunu, ...'nun vefatı nedeniyle yönetim kurulu üyeliğinin sona erdiğini, yönetim kurulu üyesi ...'nun vefatından bir (1) hafta sonra 22.06.2023 tarihinde davalı şirket tarafından 22.06.2023 tarihli genel kurul toplantısının TTK ve yargı kararlarına aykırı olarak yapıldığını, genel kurul toplantısında çağrı usulüne uyulmadığını, davaya konu genel kurulun davacı ve dava dışı diğer hissedarların bilgisi dışında ve çağrı yapılmaksızın toplandığını, 22.06.2023 tarihli genel kurulda önce ...'nun yönetim kurulu üyeliği görevine son verildiği,  yönetim kurulu üyeleri yeniden seçildiği, şirketin kontrolü ve fiilî yönetimi karı ve koca olan iki hissedara (..., ...) bırakıldığı, davacı dâhil diğer tüm hissedarlar, davalı şirket yönetiminden dışlandığını, yeni atanan yönetim kurulunun 22.06.2023 tarihli ve 2023/01 sayılı Yönetim Kurulu kararı ile görev dağılım kararı aldığını, dava konusu genel kurulun, çağrı usûlüne uyulmadan toplandığından alınan kararların yoklukla malûl olduğunu ve bu kararların iptali gerektiğini, TTK m. 446 / 1-a uyarınca davacının genel kurul kararının iptalini isteme hakkı ve hukuki yararı bulunduğunu, TTK m. 414 ve 415’e göre genel kurulun toplantı yapılması için ortaklara tebligat ve ilan edilmesi gerektiğini, 22.06.2023 tarihli genel kurul toplantısına davacı ve diğer ortaklarının çağrılmadığını ve yönetim kurulu üyelerinin değiştirildiğini, davacıyı yönetim kurulunda temsil eden ...’nun görevine son verildiğini, diğer pay sahibi ... ve eşi ...’nın seçildiğini,  belirterek davanın kabulünü; ayrıca dava konusu olan genel kurul kararı ile atanan yetkisiz yönetim kurulunun, şirketi temsil ve ilzam etmeye devam ettiğini ve bu suretle davacı ve diğer ortakların bilgisi ve icazeti dışında iş ve işlemler yaptığını,  şirketin zarara uğramasına ve hatta davalı şirketin aktiflerinin usûlsüz şekilde üçüncü kişilere devrine yol açabilecek nitelikte kararlar alabileceğini 22.06.2023 tarihli genel kurul sonrasında yapılan 09.08.2023 tarihli genel kurula da ne müvekkili ne de diğer pay sahiplerinin çağırılmadığını ve bu genel kurulda, şirketin merkezinin Aydın'dan İzmir'e taşınmasına karar verildiğini,  dava konusu hukuka aykırı alınan karar dayanak gösterilmek suretiyle pay sahibi davacı ve diğer dava dışı pay sahiplerinin durumunu daha da ağırlaştıran, eşit işlem ilkesine aykırı olan ve pay sahiplerinin devredilemez nitelikteki haklarını ihlâl edebilecek kararların alınmasının mümkün olduğunu ileri sürerek belirterek tedbiren davanın sonuna kadar TTK m. 449 uyarınca yürütmesinin geri bırakılmasına karar verilmesini, 22.06.2023 tarihli genel kurul kararlarının dava sonuna kadar yürütmesinin geri bırakılması ve aynı zamanda dava dışı ... ve ...’nın yeni kurdukları ... Şti.’ne davalı şirketin malvarlığının temlik edilmesi halinde davalı şirketin zarara uğrayacağı iddiasına dayalı olarak davalı şirkete temsil ve yönetim kayyımı atanmasını tedbiren talep ve dava etmiştir.<br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece, dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 06.12.2023 tarihli ara karar ile;  davacının gerek dava dilekçesi ve gerekse 01.12.2023 tarihli talep dilekçesinde 22.06.2023 tarihli genel kurul kararlarının dava sonuna kadar yürütmesinin geri bırakılması ve aynı zamanda dava dışı ... ve ...’nın yeni kurdukları... Şti.’ne davalı şirketin malvarlığının temlik edilmesi halinde davalı şirketin zarara uğrayacağı iddiasına dayalı olarak davalı şirkete temsil ve yönetim kayyımı atanması, olmadığı takdirde denetim ve gözetim kayyımı atanması talebinde bulunduğu, davacı tarafın öncelikle şirket ortağı olduğunun tespitine ilişkin bir dava açtığı, bu davada mahkemece 05.12.2023 tarihinde davacının ihtiyati tedbir talebi kabul edilerek 373.750 adet payların 3.kişilere devrinin önlenmesi yönünde tedbir kararı verildiği, bu tedbir kararında ayrıca davacıların yönetim ve temsil kayyumu atanması taleplerinin ise reddedildiği, mevcut durumda şirketteki paylarını devrettiği ve yeni hissedarların devredilen payları temlik alan (% 32,5 + % 57,5 = % 90) ... ile % 10 pay sahibi ... olup, toplam payları % 100 olduğu, her iki ortağın 22.06.2023 tarihinde yapmış olduğu toplantıda çağrılmamış ortak bulunmadığından çağrısız genel kurul şartları bulunup bulunmadığının incelenmesine gerek olmadığı, davacıların sözleşmenin 4. maddesindeki şartların gerçekleşmediği iddiasının ayrı bir dava konusu olup, bu davada dava konusu olmadığı, davada gerek ibraz edilen deliller, gerek murafaada dinlenen şirketi yönetim kurulu üyelerinin beyanları, gerekse dosyadaki sözleşme ve sözleşme akabinde yapılan işlemler dikkate alındığında (bankalardan alınan kefaletin sona erdiğine ilişkin yazılar ve davacıya ve diğer ortaklara gönderilen bonoların teslim alınmasındaki ihtaratlar) dikkat alınarak genel kurul kararının iptali davasına konu olmayan genel kurul kararının uygulanmasının durdurulması talebinin reddine, davacının genel kurul toplantısının usulüne uygun olmadığı iddiasına yönelik ise, yaklaşık ispat kurallarına göre davalının üzerine düşen edimi yerine getirmediğine ilişkin  dosyada bir delil bulunmadığı, davacının genel kurulun kararlarının yürütmenin durdurulması (TTK m. 449) ile tedbiren davalı şirkete temsil ve yönetim kayyımı atanması, olmadığı takdirde denetim ve gözetim kayyımı atanması taleplerinin reddine, ayrıca davacının şirkete yönetim ve denetim kayyumu atanmasına ilişkin İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nde açtığı 2023/950 Esas sayılı davadaki tedbir talebinin de bu mahkeme tarafından mahkemede yapılan yargılama gerekçe gösterilerek reddedilmiş ise de; mahkemenin dava konusuna giren bir talep ve uyuşmazlık konusunun (şirket yöneticilerin sorumluluğu veya organ boşluğu gibi) bu olmadığından / bulunmadığından bu talebin tedbiri kabul eden mahkeme tarafından değerlendirilmesi gerektiği de belirlenmiş olmakla, davacının 22.06.2023 tarihli genel kurulun usulüne uygun olmadığı ve bu toplantıda alınan kararların yoklukla malul olduğu iddiasının yaklaşık ispat kurallarına göre ispat edilemediğinden genel kurul kararlarının uygulanmasının durdurulması ve şirkete temsil ve yönetim veya denetim ve gözetim kayyımı atanması taleplerinin reddine karar verilmiştir. <br>\t20.12.2023 tarihli ara karar ile;  davacı ... vekilinin 11.12.2023 tarihli dilekçeyle şirkete yeniden temsil ve yönetim kayyumu atanmasını, olmadığı takdirde denetim ve gözetim kayyumu atanmasına ilişkin talepte bulunmuş, aynı zamanda taşınmaz üzerinde davalıdır şerhi verilmesini talep ettiği, mahkemece davacının yönetim ve denetim kayyumu atanması talebinin 06.12.2023 tarihli ara kararla reddedildiği, davacının aynı konuda talepte bulunduğundan öncelikle bu kararın istinaf edilerek yasa yolunun tüketilmesi gerektiği, zira mahkemede aynı konuda verilmiş olan bir karar bulunduğundan HMK m. 114/1-ı bendi gereğince derdest olan bir talep söz konusu olduğundan dava şartı gerçekleşmediğinin tespit edildiği, (HMK m. 114/1-ı ve HMK m. 115/2f) ihtiyati tedbir talep eden tarafın davalı şirkete ait taşınmaz üzerine şerh verilmesi ve şirket malvarlığı ve demirbaş listesi oluşturulması taleplerinin ise; mahkemedeki davanın Genel Kurul Kararının iptali davası olması nedeniyle ve davayla bağlantısı bulunmadığından, dava konusu kapsamında (çıkma payı, yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğu , fesih ve tasfiye gibi ) olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin yönetim ve denetim kayyumu atanması talebinin 06.12.2023 tarihli ara kararla reddedildiğinden;  HMK m. 114/1-ı ve HMK m. 115/2f gereğince derdest bir talep söz konusu olduğundan reddine, davacı vekilinin davalı şirkete ait taşınmaz üzerine şerh verilmesi, şirket malvarlığı ve demirbaş listesi oluşturulması taleplerinin davanın genel kurul kararının iptali davası olması, taleplerin davayla bağlantısının bulunmaması ve dava konusu kapsamında kalmadığından reddine karar verilmiştir. <br>\tKarara karşı ihtiyati tedbir talep eden davacı vekili  tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.<br>\tİSTİNAF NEDENLERİ : İhtiyati tedbir isteyen davacı vekili, 12.01.2024 tarihli istinaf başvuru dilekçesiyle, davacı ile dava dışı ..., ... ve ...  davalı Şirket’te sahip oldukları toplam 373.750 adet ve 3.737.500,00-TL nominal değerli payların dava dışı ...’ya devri için Davalı ... ile 30.09.2022 tarihinde şarta bağlı bir Hisse Devir Sözleşmesi imzaladıklarını,  işbu Sözleşme’de satıcılar hisselerini devreden, dava dışı ... ise hisseleri devralan konumunda olduğunu, ancak hisse devrinin, şarta bağlandığını, nitekim Sözleşme'nin 4. maddesi uyarınca devrin gerçekleşmesi için dava dışı ...’nın yerine getirmesi gereken iki temel şartın bulunduğunu, satıcıların her birinin ... A.Ş lehine bankalar nezdinde vermiş olduğu her türlü kefalet, garanti ve benzeri yükümlülüklerden tamamen ibra edildiklerini bankalar tarafından yazılı olarak teyit eden belgelerin satıcılara sağlanması ve ...'nın her bir satıcıya yapacağı Ek-1’deki tabloda gösterilen ödemelere denk gelecek tutarlarda, şekil şartları Türk Ticaret Kanunu'na uygun olacak şekilde ve ciro edilemez şerhli bono (emre muharrer senet) düzenleyerek teslim etmesi gerektiğini, ...nın kapanış şartları’nı yerine getirmediğini, satıcıların ibrasına ilişkin banka yazılarını satıcılara vermediği gibi  ödemeye ilişkin bonoları da teslim etmediğini, 31.07.2023 tarihine kadar kapanış şartlarının yerine getirilmemesi sebebiyle hisse devrinin gerçekleştirilmediğini, ve davacı tarafından sözleşmenin feshedildiğini, dolayısıyla, davalı Şirket'in hissedarlık yapısının değişmediğini, ancak davacının davalı Şirket’te halen pay sahibi iken kendisine çağrı yapılmaksızın 22.06.2023 tarihinde genel kurul toplantısı yapılarak yeni yönetim kurulu seçildiğini haricen öğrendiğini ve bu sebeple huzurdaki genel kurul kararının iptali davasını ikame ettiğini, davacının aynı zamanda dava konusu genel kurul kararının yürütmesinin geri bırakılmasını da talep ettiğini, davalı Şirket’e ait Ticaret Sicil kayıtlarının mahkeme dosyasına celbedilmesiyle davalı şirket nezdinde çeşitli hukuka aykırılıklar gerçekleştirildiğinin öğrenildiğini, nitekim kapanış şartları’nın süresi içerisinde gerçekleştirilmemesi nedeniyle davacı dahil satıcılar tarafından dava dışı ...’ya hisse devri yapılmamasına rağmen 22.06.2023 tarihinde aynı gün içinde, satıcıların haklarını gasp eder nitelikte birçok hukuka aykırı işlem gerçekleştirildiğini, hukuka aykırı pay devri işlemi yapılmadan ve yok hükmünde yönetim kurulu kararı alınmadan dava konusu genel kurulun toplanma olağanının bulunmadığını, dava konusu genel kurul kararının hukuka aykırı olduğu ve iptali ile dava konusu genel kurulun yürütmesinin geri bırakılmasına karar verilmesi istemiş, akabinde sundukları 11.12.2023 tarihli dilekçe ile davalı Şirket'e ait ... ili, ... ilçesi, ... mahallesinde kain ...ada, ... parselde kayıtlı \"Zeytin İşletme Tesisleri ve Arsası\" nitelikli taşınmaza ihtiyatî tedbir yahut davalıdır şerhi işlenmesi ve davalı şirket'e ait aktif malvarlığı değerleri ile demirbaşlara ilişkin liste oluşturulması talep edilmiş ancak yerel mahkemenin davanın Genel Kurul Kararının İptali davası olması, taleplerin davayla bağlantısının bulunmaması ve dava konusu kapsamında kalmadığından taşınmaz üzerinde ihtiyati tedbir uygulanması ve davalı şirkete ait aktif malvarlığı değerleri ile demirbaşlara ilişkin liste oluşturulması taleplerinin reddine karar verildiği,  mahkeme'nin 20.12.2023 tarihli ara kararının  taşınmaz üzerinde ihtiyati tedbir uygulanması ve davalı şirket'e ait aktif malvarlığı değerleri ile demirbaşlara ilişkin liste oluşturulması taleplerinin reddine dair hüküm kısmı yönünden usul ve yasaya aykırı olduğunu, taleplerinin genel kurul kararının iptali davasını inceleyen yerel mahkemece incelenmesi gerektiğini, taleplerinin kabul edilmemesi halinde telafisi imkansız zararlar meydana geleceğini, davalı Şirket'e ait ... ili, ... ilçesi, ... mahallesinde kain ... ada, ... parselde kayıtlı \"Zeytin İşletme Tesisleri ve Arsası\" nitelikli taşınmazın davalı şirket'in içini boşaltmak amacıyla üçüncü kişilere devredilme girişimlerini haricen öğrendiklerini,hukuka aykırı işlemleri gerçekleştiren ... ve ...’nın, davalı şirket’in Aydın şubesi ile aynı adreste faaliyet gösteren ve davalı şirket ile benzer unvana sahip ... Şirketi'nin de sahibi olduğunu tespit ettiklerini, iş bu davada davalı şirket'e kayyım atanması talepleri kabul edilmezse, davacının ve diğer pay sahiplerinin zararına olacak şekilde taşınmazın davalı şirket aktifleri arasından çıkarılmasının kuvvetle muhtemel olduğunu, ayrıca davalı Şirket'e ait aktif malvarlığı ve demirbaş listesi oluşturulması talebimiz kabul edilmezse, dava sonuna kadar davalı şirket'e ait aktif malvarlığının ... lehine ve diğer pay sahipleri aleyhine muvazaalı olarak devredilme riski bulunduğunu, bu sebeple davalı şirket'e ait ... ili, ... ilçesi, ... mahallesinde kain ... ada, ... parselde kayıtlı \"Zeytin İşletme Tesisleri ve Arsası\" nitelikli taşınmazın kaydına mahkeme dosyasından ihtiyatî tedbir yahut davalıdır şerhi işlenmesi ve davalı şirket'e ait aktif malvarlığı değerleri ve demirbaş listesinin oluşturulması taleplerimizin bizzat yerel mahkemece incelenmesi ve taleplerimizin kabulü pay sahiplerinin telafisi imkânsız zararlara uğramaması açısından zorunluluk teşkil ettiğini bu nedenle, 20.12.2023 tarihli ara kararının kaldırılmasına ve taşınmaz üzerinde ihtiyati tedbir uygulanması ve davalı şirket'e ait aktif malvarlığı değerleri ile demirbaşlara ilişkin liste oluşturulması taleplerimizin kabulüne karar verilmesini istinaf nedenleri  olarak ileri sürmüştür.\t<br>\tDavacı vekilince 12.01.2023 tarihli (aynı tarihli ve ilk derece mahkemesince 16.01.2024 tarihinde Uyap'a kaydedilen ikinci istinaf dilekçesi) dilekçesiyle; 22.06.2023 tarihli genel kurulun usulüne uygun olmadığı ve bu toplantıda alınan kararların yoklukla malul olduğu hususu yaklaşık ispat kurallarına göre ispat edildiğini, bu hususun İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2023/950 esas sayılı dava dosyasında verilen ara karar ve yerel mahkemeye sunulu beyanları ile sabit olduğunu bu nedenle davalı şirkete kayyım atanması taleplerinin reddi yönünde oluşturulan ara kararın kaldırılması gerektiğini, 06.12.2023 tarihli ara karardan sonra sunulan beyan dilekçeleri de dâhil olmak üzere dosyada mübrez tüm beyanları dikkate alındığında dava konusu genel kurul kararının hukuka aykırı olarak alındığının HMK 390/3 hükmü uyarınca yaklaşık olarak ispat edildiğini ve davalı şirket üzerinde kayyım atanmasının gerekliliği ortaya çıktığını, dava dışı ...nın 22.06.2023 tarihinde TTK m. 499’da düzenlenen usule uymayarak, hukuka aykırı şekilde kendi üzerine davacı dâhil tüm satıcılar’ın payları devredilmiş gibi davalı şirket’in pay defterine işlemeler yapmak suretiyle davalı şirket’in çoğunluk hissesini ve hukuki kontrolünü ele geçirdiğini,  İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2023/950 Esas sayılı dosyasında verilen ara kararla  ihtilaf konusu paylar üzerine tedbir şerhi konulduğunu, yönetim kurulu üyesi olmayan ...’nın imzasıyla sahte ve yok hükmünde yönetim kurulu kararı alındığını, kukuka aykırı pay devrinin yapıldığı aynı gün (22.06.2023 tarihinde) çağrısız olağanüstü genel kurul kararı ve ardından yönetim kurulu kararı alındığını, mahkemece 06.12.2023 tarihli ara kararında, davalı şirket'in 11.12.2023 tarihli dilekçe ekinde sunduğu bankalardan alınan kefaletin sona erdiğine ilişkin yazıları dikkate alarak karar verildiğini, ancak mahkemenin dikkate aldığı bu yazıların  ara karar tarihi olan 06.12.2023 tarihinde dava dosyasında yer almadığını, kaldı ki bu yazıların yasal delil sunma süresi geçtikten sonra muvafakatleri olmaksızın  sunulduğunu, dolayısıyla karar sonrasında yazılan bu yazıların mahkemece dikkate alınamayacağını,  bankalardan alındığı iddia edilen yazıların sözleşme’deki kapanış şartlarını yerine getirecek nitelikte olmadığını, bu nedenle hükme esas olamayacağını, davalı şirketin sözleşme'nin iki şartından ilkinin gerçekleştiği savunmasına ilişkin yasal delil sunma süresi geçtikten sonra bankalardan alındığı iddia edilen yazıları dosyaya sunduklarını, ilgili yazıların sözleşme'deki ilk kapanış şartını yerine getirecek nitelikte olmadığını, sözleşme'deki şartların sağlanmadığının davalı tarafın sunduğu belgeler ile ortaya konduğunu, zira yazılar üzerindeki imzaların yetkili kişilere ait olup olmadığının tespit edilemediğini, belgelerden görüldüğü üzere; yazıların hiçbirinde, sözleşme'de şart koşulan \"ibra\" ifadesi yer almadığını, .... Bankası'ndan alınan yazılarda Banka'nın anteti dahi olmadığını, yine ... Bankası için sunulan iki adet imza sirkülerinden birisinin , Ekim 2023 tarihli olduğunu, dolayısıyla bu imza sirkülerinin, pay defterine usûlsüz kayıt işlendikten ve iş bu dava açıldıktan sonra alındığını, diğer imza sirkülerinin ise 2013 tarihli olup güncel olmadığını ve imza sirkülerlerinde yer alan imzalar ile yazıdaki imzalar birbiriyle uyuşmadığını, ... Bankası, ... Bank, ...bank, ...bank'tan alındığı iddia edilen yazıların arkasında, imzaların yetkili kişilerden alındığına dair imza sirküleri olmadığını,... Bankası yazısındaki iki imzanın yetkili kişilerce atılıp atılmadığının tespit edilemediğini, nitekim dosyaya sunulan imza sirkülerinde yalnızca ...'in imzasına benzer bir imza bulunmadığını, bu kişinin, müşterek imza yetkilisi olduğu yazdığını,  diğer imzanın yer aldığı bir imza sirküsü dahi bulunmadığını, tüm bu hususlar göz önüne alındığında yasal delil sunma süresi geçtikten sonra sunulan bahse konu bankalardan alındığı iddia edilen yazıların açıkça sözleşmenin kapanış şartlarının yerine getirmediği, bu nedenle mahkemece dikkate alınmasının hukuka aykırı olduğunu, İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi ...’ya yapıldığı iddia edilen hisse devir işleminin usul ve yasaya aykırı olduğunun yaklaşık ispat kuralı ile ispat edildiği kanaatine varmış, bu nedenle dava konusu hisseler üzerine teminatsız olarak ihtiyati tedbir konulması kararı vermiş, kayyım atanması talebinin ise yerel mahkeme (yani İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi) tarafından değerlendirilmesi gerektiğini belirtmiş, tüm bu nedenlerle HMK 390/3 hükmü kapsamında yaklaşık ispat kurallarına göre iddialarının dosyada mübrez deliller ile ispat edildiğinin açık olduğunu, pay defterine usulsüz kaydı işleyerek davalı şirket'i kötü niyetli şekilde ele geçirme girişiminde bulunan ... ve ...'nın davalı şirket'teki yetkilerine son verilmesi ve davalı şirket'e kayyım atanması gerektiğini, bu nedenle,  06.12.2023 tarihli usul ve yasaya aykırı ara kararın kaldırılmasına ve kayyım taleplerinin kabulüne karar verilmesini istinaf nedenleri olarak ileri sürmektedir. <br>\tGEREKÇE: Talep, davalı şirkete yönelik ihtiyati tedbir talebine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle talebin reddine karar verilmiştir.<br>\tDairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle  sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.<br>\tHMK'nun 389/1. maddesi uyarınca mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir. HMK'nın 390/3. maddesi uyarınca tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır. HMK'nın 390/3 maddesinde, ihtiyati tedbir isteğinin kabul edilebilmesi bakımından, ihtiyati tedbir isteyenin haklılığı konusunda tam kanaat değil, kuvvetle muhtemel yaklaşık bir kanaatin yeterli olacağı öngörülmüş olup, yasanın gerekçesinde de belirtildiği üzere yaklaşık ispat durumunda ise; hakim o iddianın ağırlıklı ihtimal olarak doğru olduğunu kabul etmekle birlikte zayıf bir ihtimâl de olsa aksinin mümkün olduğu ihtimâlini de gözardı edemez. Dava açılmış olması tek başına ihtiyati tedbir kararı verilmesini gerektirmez. Karar tarihi itibariyle davacının ileri sürdüğü deliller tam olarak toplanmamış ve incelenmemiş ise yargılama aşamasında delillerin toplanıp incelenmesinden itibaren tedbir istemleri konusunda tekrar mahkemenin yaklaşık ispat şartları çerçevesinde talep üzerine değerlendirme yapabileceği açıktır. Talep ve karar tarihi itibariyle tüm deliller henüz toplanıp irdelenememiş olup, dosya içeriğindeki toplanan somut deliller ile anılan yasal düzenlemelere göre, 22.06.2023 tarihli genel kurulun usulüne uygun olmadığı ve bu toplantıda alınan kararların yoklukla malul olduğu, genel kurul kararlarının uygulanmasının durdurulması ve şirkete temsil ve yönetim veya denetim ve gözetim kayyımı atanması talepleri yönünden dosyadaki mevcut deliller ile davanın mahiyeti, davalı şirkette organ boşluğunun bulunmaması, yaklaşık ispat kuralıyla birlikte değerlendirildiğinde ihtiyati tedbir  şartlarının oluşmadığı, keza davalı şirkete ait taşınmaz üzerine şerh verilmesi, şirket malvarlığı ve demirbaş listesi oluşturulmasına yönelik istemlerin açılmış davanın niteliğine nazaran ihtiyati tedbir şartlarının oluşmadığının belirlenmesine göre, ihtiyati tedbir talep eden davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.<br>\tİstinaf kanun yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına ve yaklaşık ispatın yerine getirilememesine göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.<br>\tHÜKÜM :Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>\t1- İhtiyati tedbir talep eden davacı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-İhtiyati tedbir isteyen davacı yönünden  06.12.2023 ve 20.12.2023 tarihli ara kararlar için istinaf karar harcı olan toplam 1.409‬,00 TL'den peşin alınan 855,2‬0 TL'nin mahsubu ile eksik kalan 553,8‬0 TL'nin ihtiyati tedbir isteyen davacıdan tahsiline,<br>\t3-İstinaf başvurusu nedeni ile ihtiyati tedbir isteyen davacının yaptığı giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına,<br>\tDosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362/1-f maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.27.03.2024<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"02a9713c6c2159a7","SID":"a5312440f7f11f93"}}