{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ  K A R A R I<br>DOSYA NO: 2021/350 Esas<br>KARAR NO: 2024/399<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 1. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi<br>TARİHİ: 26/11/2020<br>NUMARASI: 2017/639 E. - 2020/216 K.<br>DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 29/02/2024<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;<br>G E R E Ğ İ  D Ü Ş Ü N Ü L D Ü: <br>DAVA DİLEKÇESİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;  müvekkilinin ... numaralı \"...\" markasının tescilli olduğunu, davalının da ... numaralı \"...\" markasını tescil ettirmek için TPMK'na müracaat ettiğini, davacının itirazı üzerine 36. sınıftaki \"Sigorta Hizmetleri\" olarak belirlenen mal ve hizmetlerin tescil kapsamından çıkartılmasına karar verildiğini, kararın kesinleştiğini, davacının davalıya Beyoğlu ... Noterliği'nin 30/11/2016 tarihli ve ... yev. Numaralı ihtarnamesini göndererek \"... \" marka ve logosunu kullanmamalarını ihtar etmelerine rağmen kullanmaya devam ettiklerini, \"...\" ibaresinin müvekkiline ait marka ile birebir aynı olduğunu, her iki firmanın da sigortacılık ve bankacılık sektöründe yer alması nedeniyle tüketici nezdinde karıştırılmaya mahal verdiğini, davalıya ait \" ...\" markasının ana unsurunun \"...\" ibaresi olduğunu, dolayısıyla bu ibarenin esaslı unsuru konumunda bulunduğunu, müvekkilinin 11.03.1992 tarihinde kurulduğunu ve ... ibaresini 2005 yılından bu yana tescilini yaptırarak kullandığını, davalı şirketin ise 2012 yılında kurulduğunu, müvekkilinin \"...\" markası üzerinde öncelikli hak sahibi olduğunu belirterek, bu sebeplerle davalının \"...\" markasının 36. sınıfta yer alan (Banka) ve (Sigorta) hizmet sınıfları bakımından davacının markası ile benzer olduğunun tespitine, markanın 36. sınıf bakımından hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, haksız rekabete ilişkin \" ...\" marka ve logosunun kullanımına son verilmesi, internet vb. tüm basılı yayınlardan ve belgelerden bu ibarenin kaldırılmasına, İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü'nden terkinine, kararın Türkiye'de yayın yapan tirajı en yüksek üç büyük gazetede yayın ve ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>CEVAP DİLEKÇESİ:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; tarafların hizmet alanlarının farklı olduğunu, hiç bir benzerlik bulunmadığını, taraflara ait marka, unvan ve logoların halk tarafından karıştırılmasının mümkün olmadığını, davacı tarafın bugüne kadar hiç bir sigorta acentelik yetkisi almadığını, \"...\" markasının müvekkili şirket tarafından tanınmış hale getirdiğini, söz konusu markanın üç çocuğunun ilk isimlerinin baş harflerini yan yana getirmek suretiyle oluşturulduğunu, kötü niyetli tescilin söz konusu olmadığını belirterek, bu sebeplerle açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk Derece Mahkemesince; \"Her ne kadar davacı taraf davalının ticaret unvanının terkinini talep etmişse de, davanın açıldığı 08/12/2017 tarihine kadar 5 yıldan fazla bir süre geçtiği, davacının hiç sigortacılık faaliyetinde bulunmaması nedeniyle davalının ticaret unvanını kötü niyetle tescil ettirdiğinin söylenemeyeceği, davalının kötü niyetle ticaret unvanının tescil ettirdiğine dair başkaca bir delilin de bulunmadığı,  ticaret sicil kayıtlarının Türkiye genelinde herkese açık kayıtlar olup, ticaretle uğraşan davacının bu sicil kaydını bilebilecek konumda olduğu, çalıştığı, ticaret yaptığı alanı kollaması, gözetmesi gerektiği,  oysa davacının basiretli bir tacir gibi davranması, davalı ticaret sicil kaydından haberdar olabilecek konumda olmasına rağmen 5 yılı aşkın uzunca bir süre geçtikten ve sessiz kaldıktan sonra davayı açtığı ve basiretli bir tacir gibi davranmadığı, MK'nun 2. maddesinden kaynaklanan genel kabul görmüş ''sessiz kalma nedeniyle hak kaybı'' ilkesine göre, dava hakkının hiçbir zaman sınırlaması olmaksızın sınırsız olarak tanınmasının hukuki güvenlik ve iyi niyet kuralları ile bağdaşmayacağı, hukuka aykırılık halinde muttali olmasına rağmen uygun bir süre dava açmayarak kendi isteği ile sessiz kalan ve bu hareketi MK'nun 2. maddesi anlamında zımni icazet ve aksine hareket edilmesi hakkın kötüye kullanılması olarak kabul edilen durumlarda, dava hakkının zaman aşımına uğradığı ve artık hükümsüzlük terkin  davasının açılamayacağı, zira bu uzun sürede, yani tescil tarihi itibariyle dava açma arasındaki sürede tescil sahibi davalının emek, zaman para sarf ederek, yatırımlar yaparak, reklam ve ilan faaliyetlerine girişerek piyasada tanınmış ve korunmaya değer bir ekonomik değer oluşturabileceği, bu durumda söz onusu marka  ve unvan üzerinde hak sahibi  olan ve dava açma  hakkı bulunan davacının aradan uzun bir zaman geçmesine rağmen dava açması ve böylece davalının büyük gayretlerle oluşturmuş olduğu ekonomik değeri yok etmeye çalışmasının, davalı tarafça oluşturulmuş  ekonomik değerden yararlanmasının hakkaniyete  aykırılık  teşkil edeceği, bu nedenlerle ticaret unvanının terkini talebinin yerinde olmadığı,\" gerekçesiyle, marka hükümsüzlük davasının HMK'nun 114/1-h ve 115/2 maddesi uyarınca hukuki yarar bulunmadığından usulden reddine, davalı ... LTD. ŞTİ'nin ticaret unvanının ticaret sicil kaydından silinmesi talebinin reddine, davalının \" ...\" markasını kullanmak suretiyle haksız rekabette bulunduğunun tespiti ve önlenmesi için açılan davanın reddine karar verilmiştir.<br>İSTİNAF: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle;  BDDK  09.07.2001 tarih ve 385 sayılı kararı ile müvekkili Banka'nın yönetim ve denetiminin Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu'na devredildiğini, 19.10.2005 tarih. 5411 Sayılı Bankacılık Kanunu'nun 140. maddesi ve mülga 4389 sayılı Bankalar Kanunu'nun 14.maddesinin 5/e maddesi uyarınca her türlü harçtan muaf olduklarınından istinaf karar harcı yatırmadıklarını,  mahkemece verilen red kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, hükme esas alınan bilirkişi raporunun hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, davalının hiçbir zaman markasını tescil ettirmediğini, bilirkişinin tarafların faaliyet alanının farklı olduğu görüşüne katılmadıklarını, faaliyet alanlarının ortak olduğunu,  davalı ticaret unyanı ile davacı müvekkili banka markası arasında iltibas riskinin söz konusu olmayacağı görüşüne  katılmadıklarını, müvekkili Banka markasının ayırt edici esaslı unsuru olan “...” kelimesi başvuru sahibinin markasınında esaslı unsuru konumunda olduğunu, markaların esaslı unsurlarının aynı olması bu markalar arasında bir benzerlik ve seri marka imajı yarattığını,  “...” ibaresi içeren müvekkili markasının tescilli olduğunu, bu ibarenin asgari korumaya haiz olduğunu, her iki markanın da ana unsuru ... ibaresi olduğunu, SİGORTA ibaresinin kimsenin tekeline verilmeyeceğini, müvekkilinin davayı açmakta hukuki yararı olduğundan davanın usulden reddininde yerinde olmadığını, müvekkili aleyhine hükmedilen  vekalet  ücretininde yerinde olmadığını, karar tarihinde vekalet ücretinin 5.900,00-TL değil 4.910.00-TL olduğunu, dava konusu edilen ve reddedilen taleplerin her biri için davacı vekili yararına âyrı âyrı vekalet ücretine hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu,  taleplerden birisi dava konusu edilmeden diğerinin dava konusu edilemeyeceğini,  her iki markanın benzer olduğu tespit edilmeden, markanın hükümsüzlüğüne; hükümsüzlüğe karar verilmiş bir markanın ise sicilden terkinine, marka ve logonun kullanımının internet ve tüm basılı yayınlardan ve belgelerden kaldırılmasına karar verilmesi istenmedikçe, her bir hüküm münferit olarak sonuç doğurmayacak ve hükmün infazından beklenen hukuki sonuç hasıl olmayacağını, verilen vekalet ücretinin bir kez verilmesi gerektiğini, tüm bu nedenlerle istinaf isteminin kabulünü, davanın reddini talep etmiştir. İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Davanın konusu, davalıya ait ... başvuru numaralı \"...\" markasının davacıya ait \"...\" markası ile iltibas oluşturduğu gerekçesiyle açılan hükümsüzlük, haksız rekabetin tespiti ile ünvan terkini  davasıdır. TPMK kayıtlarına göre; ... numaralı \" ...\" markasının 36.sınıfta tescili için davalı tarafça 25.12.2015 tarihinde başvuruda bulunulduğu, yapılan itiraz sonucunda kısmi ret kararından sonra 36. sınıfta;  \"Gayrimenkul komisyonculuğu, müşavirliği ve idaresi hizmetleri, gümrük müşavirliği hizmetleri\" için tescil edilebilir bulunduğu, ancak yapılan başvurunun tesciline karar verildikten sonra tescil için gerekli olan belgeler verilen süre içerisinde tamamlanmadığından söz konusu başvuru sahibi adına tescilin geçerliliğini yitirdiği ve tescil edilmediği, ... numaralı \"....\" markasının 23/12/2005 tarihinde yapılan başvuru sonucunda,  36. sınıfta \"finansal ve parasal hizmetler, bankacılık hizmetleri\" için 11/12/2006 davacı şirket adına tescil edildiği görülmüştür.  27.02.2019 tarihli bilirkişi heyet raporunda; hükümsüzlüğü talep edilen ... numaralı \"...\" marka başvurusunun davalı adına hiç bir zaman tescil edilmediği, davalı ticaret unvanı ile davacı markası arasında iltibasa neden olacak derecede bir benzerlik bulunmadığı ve haksız rekabetin söz konusu olmadığı, belirtilmiştir.   17.12.2019 tarihli marka vekili bilirkişi tarafından düzenlenen ek raporda; kök raporda 4. Sayfada davacının faaliyet alanı bankacılık olarak tespit edilmişse de, davacının ticaret sicil kaydında sigorta ve reasürans şirketleri ile konularına giren tüm faaliyetler için acentelik almak hususunun yer aldığının sehven dikkate alınmadığını, bu durumda davacı markasının esas unsuru ile davalı markasal kullanımının esas unsuru ve ayrıca davalı ticaret unvanının esas unsurunun birebir örtüştüğünü, davacının ticaret sicil kaydında yer alan sigorta acenteliği faaliyeti ile davalının faaliyet alanının birebir örtüştüğünü, ilgili kesimin ortalama tüketici olduğunu, davalının kullanıldığını beyan ettiği ... markasal kullanımı ile, davacının ... sayılı ... Markası arasında iltibas yaratacak derecede benzerlik bulunduğunu beyan etmiştir. 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 29. maddesinde marka sahibinin izni olmaksızın, tescilli olan marka ile aynı olan herhangi bir işaretin tescil kapsamına giren mal veya hizmetlerde kullanılması, ayrıca işaretin ticaret unvanı ve işletme adı olarak kullanılması marka hakkına tecavüz olarak tanımlanmıştır.  Yine Sınai Mülkiyet Kanununun 149. maddesinde marka hakkına tecavüz edilen marka sahibinin fiili tecavüzün olup olmadığının tespitini, muhtemel tecavüzün durdurulmasını, tecavüz fiillerinin durdurulmasını, tecavüzün kaldırılmasını, maddi ve manevi tazminat talebinde bulunabileceği düzenlenmiştir.  Dosya kapsamında bulunan tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde davalı ticaret unvanının 27/11/2012 tarihinde tescil edildiği, davacı tarafça davalıya Beyoğlu ... Noterliği'nin 30/11/2016 tarihli ... yevmiye nolu ihtarnamesinin tebliğ edildiği, davanın 08/12/2017 tarihinde açıldığı, ihtarname tarihi dikkate alındığında davacı tarafın dava açmakta sessiz kaldığına yönelik mahkeme gerekçesinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır. Türk Ticaret Kanununun 52/1. Maddesinde; \"Ticaret unvanının, ticari dürüstlüğe aykırı biçimde bir başkası tarafından kullanılması halinde hak sahibi. Bunun tespitini, yasaklanmasını; haksız kullanılan ticaret unvanı tescil edilmişse kanuna uygun şekilde değiştirilmesini veya silinmesini, tecavüzün sonucu olan maddi durumun ortadan kaldırılmasını, gereğinde araçların ve ilgili malların imhasını ve zarar varsa, kusurun ağırlığına göre maddi ve manevi tazminat isteyebilir....\"  hükmü düzenlenmiştir. Davacının ... şeklindeki ticaret unvanının 09/03/1992 tarihli olduğu, davalının ... LTD. ŞTİ ibareli ticaret unvanının  27/11/2012 tarihinde tescil edildiği ve tescil önceliğinin davacıya ait olduğu, ticaret sicil kayıtlarında faaliyet alanlarının benzer olduğu anlaşılıyorsa da, TTK 51/1 maddesinde unvanlar arasında karıştırılma ihtimali yaratacak şekilde benzerlik bulunmadığı ancak davalı ticaret unvanının çekirdek kısmı ... ibaresi ile davacı tescilli markası arasında iltibas ihtimali bulunup bulunmadığının ayrıca incelenmesi gerektiği anlaşılmaktadır. 6769 sayılı SMK  7/3 maddesinde; \"Aşağıda belirtilen durumlar, işaretin ticaret alanında kullanılması halinde, ikinci fıkra hükmü uyarınca yasaklanabilir\"; denildikten sonra (d) bendinde; \"İşareti kullanan kişinin, işaretin kullanımına ilişkin hakkı veya meşru bağlantısı olmaması şartıyla işaretin aynı veya benzerinin internet ortamında ticari etki yaratacak biçimde alan adı, yönlendirici kod, anahtar sözcük ya da benzer biçimde kullanılması\" (e) bendinde; \"işaretin ticaret unvanı ya da işletme adı olarak kullanılmasının\" yasaklanabileceği hükmü düzenlenmiştir.  Davalı vekilinin  cevap dilekçesinde www...com adresinden hizmet verdiğini beyan ettiği ve dilekçe ekinde, ...sigorta web sayfası ekran görüntüsünü sunduğu, davalı tarafça sunulan belgelerden marka başvurusunun reddine rağmen, sigortacılık hizmet sınıfında aynı zamanda ticaret unvanının çekirdek kısmı olan \"...\" ibaresini alan adı olarak kullandığı ve bu web sitesi aracılığıyla faaliyet gösterdiği anlaşılmıştır. Davalının sigorta hizmetleri sınıfında marka başvurusunun TPMK'nın 11/10/2016 tarihli YİDK kararıyla \"finansal ve parasal hizmetler sınıfında\" benzerlik bulunduğu tespit edilerek reddine karar verildiği anlaşılmıştır. Mahkemece alınan ek raporda da, davalı ticaret unvanı ve kullanımının davacı markası ile iltibas yaratacağı görüşü beyan edilmiştir. Davalının ticaret unvanının çekirdek unsurunu, sigorta hizmetleri sınıfında alan adı olarak kullanımının davacı tescilli markası ile iltibas yaratacağı ve haksız rekabet teşkil ettiği kanaatine varılmakla, davalının www...com alan adına erişimin engellenmesine, karar kesinleştiğinde hükmün  masrafı davalıdan alınarak tirajı yüksek üç gazeteden birinde ilanına, davalının ticaret unvanından ... ibaresinin terkinine  karar vermek gerekirken, mahkemece yazılı gerekçelerle taleplerin reddine karar verilmesi yerinde görülmediğinden, davacı vekilinin istinaf sebeplerinin kısmen yerinde olduğu anlaşılmıştır.Davacı tarafça davalı markasının hükümsüzlüğü talep edilmişse de, dava tarihinde davalı adına başvurusu yapılmış olan markanın tescil edilemediği ve davadan önce tescil başvurusunun reddedildiği anlaşılmakla, hükümsüzlük davasının hukuki yarar yokluğundan reddine karar verilmesi usul ve yasaya uygun olup davacı vekilinin hükümsüzlük davasına yönelik istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.Tüm bu nedenlerle davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK 353/1-b/2. maddesi gereğince kısmen kabulüne, mahkeme kararının kaldırılmasına,  marka hükümsüzlüğü davasının usulden reddine, diğer taleplerin kabulüne, karar kaldırılarak yeniden hüküm kurulmakla vekalet ücretine yönelik istinaf başvurusunun incelenmesine yer olmadığına, karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-  Davacı vekilinin istinaf isteminin KISMEN KABULÜ ile,2- İstanbul Anadolu 1. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 26/11/2020 tarih, 2017/639 E., 2020/216 K. Sayılı kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, 3-Marka hükümsüzlük davasının HMK'nun 114/1-h ve 115/2 maddesi uyarınca hukuki yarar bulunmadığından USULDEN REDDİNE, 4-Davalı şirketin ticaret unvanından \"...\" ibaresinin TERKİNİNE, karar kesinleştiğinde Ticaret Sicil Müdürlüğüne bildirilmesine, 5-Davalının \"...\" ibaresini, www.....com şeklinde alan adında kullandığı ve bu web sitesinde sigortacılık hizmeti verdiği, kullanımın davacı markası ile iltibas yaratacağı anlaşılmakla, davalı kullanımının haksız rekabet teşkil ettiğinden alan adına ERİŞİMİN ENGELLENMESİNE, 6- Karar kesinleştiğinde hükmün  masrafı davalıdan alınarak tirajı yüksek üç gazeteden birinde ilanına,7- İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;7/a-Marka hükümsüzlük davası yönünden, davacı taraf harçtan muaf olduğundan bu kısım yönünden harç alınmasına yer olmadığına, 7/b-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken ticaret unvanı terkini davası yönünden 427,60 TL, haksız rekabetin tespiti davası yönünden 427,60 TL olmak üzere toplam 855,20 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 7/c-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan 2.000,00 TL bilirkişi ücreti, 180,00 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 2.180,00 TL'nin, davanın kabul ret oranına göre 1.438,80 TL yargılama giderinin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, bakiye giderin davacı üzerinde bırakılmasına, 7/ç- Davalı tarafından  ilk derece mahkemesinde yapılan 27,70 TL'nin davanın kabul ret oranına göre 9,40 TL yargılama giderinin davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine,  bakiye giderin davalı üzerinde bırakılmasına, 7/d-Marka hükümsüzlüğü davası yönünden, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine  göre 25.500,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine, 7/e- Ticaret sicil kaydının terkini davası yönünden, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine  göre 25.500,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, 7/f-Haksız rekabet davası yönünden, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine  göre 25.500,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, 8- İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;8/a-Davacı taraf harçtan muaf olduğundan bu kısım yönünden karar verilmesine yer olmadığına, 8/b-İstinaf yargılaması için davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 8/c-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,9- 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda,  20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 29/02/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"045667f01f5af20e","SID":"0e9f30422271dc09"}}