{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>DOSYA NO: 2021/306 <br>KARAR NO: 2024/459<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi<br>TARİHİ: 03/12/2020<br>NUMARASI: 2018/160 E. - 2020/228 K.<br>DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 07/03/2024<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan  inceleme sonucunda; <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;Müvekkilinin 1994 yılından beri faaliyet gösterdiğini, ... gibi büyük markaların master franchise sahibi olduğunu ve bu markaları Türkiye'de tüketicilerle buluşturan, yıllardır ülke genelinde faaliyetlerde bulunan bir şirket olduğunu, davaya konu \"...\" markasının Türkiye'de bulunan tüm restoranlar ile KKTC/Gazimagosa, GÜRCİSTAN/Batum ve MAKEDONYA/Üsküp restoranlarında kullanıldığını, markanın ... sayısıyla 27.08.2015 tarihinden itibaren 10 yıl süreyle 29, 30, 35 ve 43.sınıflarda 38 ülkede tescilli olduğunu, davalının ise \"...\" markasını 40.sınıfta “deri ve kürk işleme hizmetleri, sıvı kimyasal madde, hava işleme hizmetleri, malzemelerin montajı (üçüncü şahıslar adına)” mal ve hizmetleri için  19.08.2015 tarihinde tescil ettirdiğini, müvekkilinin de \"... + Şekil\" markasının tescil başvurusunun davalının aynı sınıfta tescilli markası olduğu gerekçesiyle reddedildiğini, müvekkilinin 11.01.2013 tarihinde tescil edilen ... numaralı \"... + Şekil\" markasını davalıdan önce kesintisiz olarak kullandığını, marka üzerinde öncelik hakkına sahip olduğunu, davalının sadece döner üretimi ve pazarlaması ile iştigal eden bir şahıs şirketinin sahibi olduğunu ve \"...\" markasının tesciliyle sadece www...com.tr linkini almayı hedeflediğini, davalının bu güne kadar 40.sınıfta herhangi bir kullanımı bulunmadığını, markayı kötü niyetli olarak tescil ettirdiğini belirterek, bu sebeplerle davalı adına tescilli ... numaralı \"...\" markasının hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;Davalı taraf cevap dilekçesi sunmadıkları, davalı vekili 03.12.2020 tarihli sözlü yargılama duruşmasında davanın reddini talep ettiğini  belirtmiştir. <br>İlk Derece Mahkemesi Kararı: Mahkemece; \"Davanın Kabulüne, Davalı adına tescilli ... numaralı \"...\" markasının hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, \" karar verilmiştir. <br>İleri Sürülen İstinaf Sebepleri: Davalı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; \"...\" markası üzerinde davacının rüçhan hakkı sahibi olmadığını, müvekkilinin hak sahibi olduğu faaliyet alanına ilişkin daha önceki tarihli bir başvurusunun bulunmadığının da sabit kabul olunduğunu, bu hale göre, davacının kazanılmış hakkının bulunduğundan söz etmenin mümkün olmadığını, kendi adına tescili yapılan 40. Sınıfın faaliyet alanın, davacı şirket tarafından gerçekleştirilen faaliyetlerden farklı bir alan olduğunu, her ne kadar davacı şirket tarafından \"... \" markası ile başka faaliyet alanlarında birçok sınıfa ait marka tescili yaptırılmış ise de,  dava konusu 40. sınıfa ait faaliyet konusunda herhangi bir başvuru yapılmadığını, müvekkil tarafından bu faaliyet konusuna ait marka ismi usulüne uygun şekilde tescil ettirildiğini,  markanın  dava tarihine kadar kullanılmamış olmasının, markanın kullanılması yükümlülüğüne aykırı hareket edildiğini göstermediğini, markanın 27/12/2016 tarihinde tescil edildiğini, üzerinden henüz 5 yıl geçmediğini, dolayısıyla müvekkilin kullanma zorunluluğu bulunan 5 yıllık süre dolmadığı için markanın kullanılması yükümlülüğüne aykırı hareket edildiğinden bahsetmenin mümkün olmadığını, yerel mahkemenin ise bu  hususu göz ardı ettiğini, müvekkilinin marka tescilinin kötü niyetli olduğu raporda  ifade edilmiş ise de; bu hususun  bilirkişi heyetince somut veriye dayandırılmadığını, müvekkilin amacının tescilli olduğu sınıflarda faaliyet göstermek olduğunu, aksi bir amaç gütmediğini savunmuş ve yerel mahkemece verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu  belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İstinafa Cevap: Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; davalı tarafın istinaf taleplerinin gerçeği yansıtmadığını ileri sürmüş ve davalı bu markayı 40. sınıfta kullanmadığını, bu itiraz gerekçesinin tartışılması gerekmediğini, hiç bir delil de ortaya koyamadıklarını, her ne kadar davanın konusunun\"kullanmama nedeni ile hükümsüzlük\" davası olmasa da, gerek savunmaları gerekse verdikleri delillerden anlaşılan, davalının 40. sınıf hizmetlerde bir kullanım amacının olmadığının da anlaşılmakta olduğunu, bu hususun da kararın asıl gerekçesine dayanak olmasının, bir başka delil olmasına hasıl olduğunu, bilirkişilerin, mahkemece kabul görerek hükme dayanak yapılan, \"kötü niyet\" tespitinin yanlış olduğu itirazının kabul görülemez olduğunu, tüm söyledikleri dışında davacı taraf olarak ileri sürdükleri \"www...com.tr\" linkini alabilmek amacı dahi davalının \"engelleme tescili\" yaptığını, davacının ana iştigal konusu \"döner üretim ve satışını\" on-line yapabilmesini böylece engellemek suretiyle \"kötü rekabet\" yaptığının yani \"kötü niyetinin\" göstergesi sayıldığını, bu tespitten sonra artık davacının hangi sınıflarda tescil sağlamaya çalıştığının davanın esası ile bir ilgisinin bulunmadığının kesin ve net olduğunun,  tacirlerin özellikle kendi iştigal sahasındaki marka tescillerinin bilmiyordum savunmasının da geçersiz sayılması gerektiğini, yargı tarafından bilirkişiye başvurulmasına karar verildiğinde, artık bilirkişi raporu denetlenebilir olmak kaydıyla bağlayıcı sayıldığını, itiraz üzerine tekrar ek rapor da alındıktan sonra sonuç olarak bilirkişinin raporuna aykırı karar verilebilmesinin olanaksız kaldığını, burada bilirkişi kötü niyet tespitini belirttikten sonra dava konusu markanın hükümsüz kılınabileceği kanaatini bildirmesi cümlenin tabii gelişimi olduğunu, burada kelimeler üzerinden istinaf sebebi yapılmasının doğru ve haklı hiçbir tarafının bulunmadığını savunmuş ve davalı tarafın istinaf taleplerinin reddine, yerel mahkeme kararının onanmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>Gerekçe ve Sonuç: HMK'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak,  istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede;Dava, davalı adına tescilli ... numaralı \"...\" markasının hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. Davacı vekili, davaya konu \"...\" markasının  ... sayısıyla 27.08.2015 tarihinden itibaren 10 yıl süreyle 29, 30, 35 ve 43.sınıflarda 38 ülkede tescilli olduğunu, davalının ise ...  markasını 40.sınıfta 19.08.2015 tarihinde tescil ettirdiğini, müvekkilinin  \"... + Şekil\" markasının tescil başvurusunun davalının aynı sınıfta tescilli markası olduğu gerekçesiyle reddedildiğini,  \"... + Şekil\" markasını davalıdan önce kesintisiz olarak kullandığını, marka üzerinde öncelik hakkına sahip olduğunu, davalının  sahibi olduğunu  \"... \" markasını 40.sınıfta kullanmadığını  kötü niyetli olarak tescil ettirdiğini belirterek, hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep  etmiştir. Davacı adına tescilli   ... numaralı \" ....+Şekil\" markasının 29,30,35 ve 43. sınıflarda 29/06/2015 başvuru, 16/05/2017 tescil tarihli olduğu.... numaralı \"...\" markasının 29, 30, 32, 35, 43. sınıfta  05/11/2013 başvuru, 11/08/2015 tescil tarihli olduğu,... numaralı \"...\" markasının 29,30,35 ve 43. sınıflarda 11/01/2013 başvuru tarihli ve 20/08/2015 tescil tarihli olduğu,... numaralı \"...+Şekil\" markasının 29,30,35 ve 43. sınıflarda, 11/01/2013 başvuru, 28/01/2015 tescil tarihli olduğu, .... numaralı \" ... + Şekil\" markasının 25.05.2017 tarihinde 1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10, 11, 12, 13, 14, 15, 16, 17, 18, 19, 20, 21, 22, 23, 24, 25, 26, 27, 28, 31, 32, 33, 34, 36, 37, 38, 39, 40, 41, 42, 44 ve 45.sınıflarda davacı adına tescilli olduğu,  ... numaralı \"... \" markasının 27.12.2016 tarihinde 40.sınıfta \"deri ve kürk işleme hizmetleri, sıvı, kimyasal madde, gaz, hava işleme hizmetleri, malzemelerin montajı hizmetleri\" için  davalı adına tescil edildiği anlaşılmıştır. SMK 25/1'e göre; “5 inci veya 6 net maddede sayılan hâllerden birinin mevcut olması hâlinde mahkeme tarafından markanın hükümsüzlüğüne karar verilir\"SMK 6/1 maddesi  hükmüne göre; tescil başvurusu yapılan bir markanın, veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir. SMK 6/9 maddesi  hükmüne göre , Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir.Bu hükme göre , iltibastan söz edilebilmesi için ; -Tescilli marka ile aynı veya benzer bir işaretin kullanılması, -Tescilli marka ile aynı veya benzer işaretim aynı mal veya benzer mal veya hizmetlerde kullanılması, -Bu kullanımın karıştırılma ihtimaline neden olması gerekir. Kısaca iltibas olabilmesi için  hem karşılaştırmaya konu marka işaretleri arasında hem de işaretlerin tescil edileceği mal ve hizmetler arasında aynılık veya benzerlik olması gerekir.  05.07.2019 tarihli bilirkişi  raporunda; davacıya ait ... numaralı \"...\" markasıyla davalıya ait \"... \" markası arasında ayniyet; davacıya ait ... numaralı \"... + Şekil\" markası ile davalıya ait \" ...\" markası arasında ise benzerlik bulunduğu, fakat davacı markalarının tescilli olduğu mal ve hizmetler ile davalıya ait markanın tescilli olduğu mal ve hizmetler arasında benzerlik bulunmadığı,  hükümsüzlüğü talep edilen markanın 40.sınıfta \"deri ve kürk işleme hizmetleri, sıvı, kimyasal madde, gaz, hava işleme hizmetleri, malzemelerin montajı hizmetleri\" emtialarında tescilli olduğu, \"dönerci\" ibaresini barındıran bir markanın \"deri ve kürk işleme hizmetleri, sıvı, kimyasal madde, gaz, hava işleme hizmetleri, malzemelerin montajı hizmetleri\"nde tescil ettirilmesinin, markanın amacına uygun olarak kullanılmasından ziyade, davacının farklı sınıflarda hizmet sunmasını engellemeye yönelik olarak gerçekleştirildiği yönünde kanaat oluşmasına sebebiyet verdiği, bu itibarla davalının marka tescilinin kötü niyetli olduğu  tescilli olduğu tüm mal ve hizmetler bakımından hükümsüz kılınabileceği yönünde görüş bildirilmiştir. Dosya kapsamına göre,  davacı markaları ile hükümsüzlüğü talep edilen davalı  markası  arasında  işaretlerin aynı veya benzerliğinin söz konusu olduğu ancak tescilli oldukları sınıflar yönünden aynılık veya benzerlik şartının gerçekleşmediği bu nedenle iltibastan söz edilemeyeceği açıktır. Ancak davacı iltibas dışında davalı markasının kötüniyetle tescil edildiğini ileri sürmüştür. Kötü niyetle marka tescilinden bahsedebilmek için marka başvurusunda bulunan kişinin, markaya konu mal ve hizmeti üretip pazarlamaktan daha ziyade başkalarının ticaretine engel olmak, marka tescili yoluyla başkalarından haksız para koparmaya çalışmak veya vekâlet, bayilik, dağıtıcılık, acentelik vb. ilişki nedeniyle kendisine duyulan güvene ve ticari dürüstlük kuralına aykırı davranış içerisinde bulunması gerekir. Kötüniyet iddiası ileri sürülmüş ise TMK'nın 2. maddesi gereğince kötüniyetin korunması söz konusu olamayacağından kötüniyetle gerçekleştirildiği belirlenen marka tescilinin  hükümsüzlüğüne karar verilmelidir. Davacının \"...” ibaresini içeren markalarını , marka işlevine uygun şekilde tescilli olduğu, yiyecek-içecek sektöründe yaygın bir şekilde  kullandığı,  ilgili piyasada bilinir olduğu , davalının da aynı sektörde ticari faaliyet yürüttüğü ancak markasını  ticari faaliyeti ile ilgisi bulunmayan 40. Sınıfta \"deri ve kürk işleme hizmetleri, sıvı, kimyasal madde, gaz, hava işleme hizmetleri, malzemelerin montajı hizmetleri\"  tescil ettirdiği, davalı markasının tescilli olduğu hizmetlerde hiç kullanılmadığının davalının da kabulünde olduğu,  dolayısıyla davalının markayı işlevine uygun şekilde tescilli olduğu mal ve hizmette kullanmak,  markaya konu mal ve hizmeti üretip pazarlamaktan ziyade ilgisiz bir sınıfta tescil ettirerek davacı ile aynı alanda ticari faaliyet yürüttüğü  bu durumun ise hak sahibi olmadığını bilmesine/ basiretli bir tacir gibi bilmesi gerekmesine rağmen, davacı markasının bilinirliğinden haksız yararlanma, davacının tescil taleplerini engelleme  ve ticari hayatın dürüstlük kuralına aykırı davranış ve kötüniyetle marka tescili olarak kabul edilmesi gerektiği anlaşıldığından ilk derece mahkemesince aynı doğrultuda  davalının marka tescilinin kötüniyetli tescil olduğu, iyi niyetli olduğunu kabule olanak bulunmadığı gerekçesiyle SMK'nun 25. ve 6/9. maddeleri uyarınca hükümsüzlüğüne karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik görülmemiştir. Sonuç olarak, dosya kapsamında iddia ve savunmaya, saptanan dava niteliğine ve  toplanıp değerlendirilen delillere göre  kararda gösterilen yasal ve yeterli gerekçeye dayalı   kurulan hükümde bir isabetsizlik bulunmadığı, istinaf başvuru sebeplerinin yerinde olmadığı  anlaşılmıştır.  Davalı  vekilinin İstinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Usûl ve yasaya uygun  İstanbul Anadolu 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 03/12/2020 tarih ve 2018/160 E., 2020/228 K. sayılı kararına karşı davalı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 368,3‬0 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3-Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 07/03/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"68d6210a09f0520e","SID":"f95952f6f4fc4528"}}