{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>DOSYA NO: 2021/303 <br>KARAR NO: 2024/345<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul 2. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi<br>TARİHİ: 10/09/2020<br>NUMARASI: 2018/26 E. - 2020/255 K.<br>DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hakkına Tecavüzden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 22/02/2024<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan  inceleme sonucunda; <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 2012 yılından beri tekstil sektöründe faaliyet gösterdiğini, bu tarihten itibaren yerli ve yabancı müşterilerine tekstil alanında hizmet vermekte olduğu \"...\" ve ‘’...’’ adlarıyla mağazacılık zinciri oluşturduğunu, 04.11.2015 tarihinde ‘...’’ ibaresini 13.08.2014 tarihinden itibaren, 12.10.2016 tarihinde ‘’...’’ ibaresini 16.02.2016 tarihinden itibaren marka olarak Markaların Korunması Hakkında 556 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye göre 10 yıl müddetle tescil ettirdiğini, bu markayı üretim merkezinde, panoda, reklamlarda kullandığını, aleyhe tespit istenen şirketin tespit edilen adreste ‘’...’’ ibaresini tekstil sektöründe tescilli markasıymış gibi sattığını, davalı şirketin müvekkilin tescilli markası kapsamındaki mal ve hizmetlerle ilgili alanda faaliyet gösterdiğini, tescilli markanın aynısını hiçbir kuşkuya yer vermeyecek şekilde müvekkilinin izni olmaksızın kendi mal ve hizmetlerinde kullandığını yine müvekkiline ait olan ‘’Jazzline’’ markasının halkta iltibas uyandırdığını, taraflarınca alınan ve sunulan uzman raporlarının bunu gösterdiğini, davalının ‘’...’’ ibaresini ürünlerinde, tabelasında, etiketlerinde kullanmasının, müvekkilinin markasına açık bir tecavüz oluşturduğunu, davalının bu kullanımının 556 sayılı KHK 61. Maddesinde yer alan ‘’Tescilli markayla iltibaslar meydana getirmek suretiyle bir başkasının müşteri kitlesinden haksız olarak yararlanma’’ ve Türk Ticaret Kanunu 54. Maddesinde yer alan ‘’başkasına ait ticaret unvanını kanuna aykırı olarak kullanmak’’ şeklinde tecavüz halini oluşturduğunu, aynı zamanda haksız rekabet teşkil ettiğini, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 2018/1243 sayılı soruşturma sayılı ve İstanbul  5. Sulh Ceza Hakimliğinin 11.01.18 tarihli 2018/194 Değişik İş sayılı arama kararına istinaden davalı şirkete gidildiğini, müvekkiline ait ‘’... ‘’ markasına ait 37 adet elbisenin depoda görüldüğünü, markanın iş yerindeki duvarda tabelada ürünlere ait barkodlarda kullanıldığının tespit edildiği, davalının kullandığı marka ile müvekkilinin kullandığı marka karşılaştırıldığında markanın görsel biçimsel çağrışma genel görünüm ölçütleri bakımından aynı olduğunu karıştırılma ihtimalinin bulunduğunu belirtmiş, 556 sayılı KHK’nin 62/4 maddesi gereğince sahte ürünleri masrafları davalılardan müştereken ve müteselsilen alınmak suretiyle imhasını, 76. maddesindeki şartlar oluştuğu için ihtiyati tedbir kararı verilerek, 77/b maddesi hükmü gereğince sahte ürünlere el konulmasını, davalı şirketin markaya tecavüzünün önlenmesi meni, masrafın davalıdan alınarak hükmün tirajı en yüksek gazetede ilanını, fazlaya dair hakları saklı kalmak üzere 556 Sayılı KHK 66/c uyarınca hesaplanacak 5.000 TL maddi, 20.000 TL manevi tazminatın ticari faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili dosyaya sunmuş olduğu ıslah dilekçesinde; maddi tazminat talebinin 26.667 TL arttırılarak 31.667 TL’ye ıslah edildiğini, bilirkişi raporu doğrultusunda karar verilerek 31.667 TL maddi 20.000 TL manevi zararlarının ticari temerrüt faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin senelerdir ticaretle uğraşan ve Laleli piyasasında bilinen işadamı olduğunu, ortağı ile birlikte ... ve ... gibi markaların satışlarını yaptığını, 2014 senesinde 2012/79420 ticaret hizmet marka numarası ile ... Ticaret Limited Şirketi adına tescilli ‘’...’’ markasının kullanımına ilişkin İstanbul ... Noterliğinin 11.04.2014 tarihli ... yevmiye numarası ile 5 yıl süreli Lisans sözleşmesi imzaladığını, müvekkilinin ’’...’’ markasını kiralamasının hemen akbinde ... Ticaret Limited Şirketi hakkında dava açılarak marka hakkında hükümsüzlük kararı verildiğini, kararın ilan edilmediğini, müvekkilinin bu davadan haberinin olmadığını, davacının marka tescilinden el koyma kararı sonucunda markadan haberdar olduğunu, Lisans Sözleşmesinin geçerliliğini koruduğunu,  Markaların Korunması Hakkında KHK’nin 44/b maddesinin ‘’Hükümsüzlüğün Etkisi’’ başlığında yer alan ‘’Markanın hükümsüzlüğüne karar verilmeden önce, yapılmış ve uygulanmış sözleşmeler hükümsüzlüğün geriye dönük etkisini etkilemez’’ uyarınca yapılan lisans sözleşmesinin koruma altında olduğunu, sözleşme gereğince markayı tabela kartvizit ve etikette kullandığını depoda bulunan 37 adet elbisenin ... Tekstilden alınan faturalı ürünler olduğunu, anılan soruşturma dosyasındaki delil olarak sunulan mağazanın farklı mağaza olduğunu, müvekkiline ait olarak isnat edilen ürün ve poşetin müvekkiline ait olmadığını, müvekkilinin sözleşmesinin bitmesine 1 yıl kala tazminat talepli dava açılması ve müvekkilinden 200.000 dolar talep edilmesi ve 37 adet elbise için dava açılmasının haksız olduğunu belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince; davanın kabulü ile, davalı tarafından piyasaya sürülen \"...\" ibareli ürünlerin davacıya ait ... nolu \"...\" ve ... nolu \"...\" ibareli markalarına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine, durdurulmasına, önlenmesine, ortadan kaldırılmasına, bu kapsamda bu ibareleri içeren tabelaların sökülerek reklam vasıtası basılı evrak ve ürünlerde yer alan ibarelerin kaldırılmasına, aksi takdirde toplatılarak masrafları davalıya ait olmak üzere imhasına,Davacının maddi tazminat talebinin kısmen kabulü ile, takdiren 15.000 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, Davacının manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile, takdiren 5.000 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine,Karar kesinleştiğinde hüküm özetinin tiraji en yüksek üç gazeteden birinde masrafları davalıya ait olmak üzere bir defaya mahsus ilanına karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili istinaf dilekçesinde; her ne kadar ilk derece mahkemesi tarafından kurulan hüküm 11.02.2020 tarihli bilirkişi raporuna göre kurulmuşsa da bilirkişi raporunun hatalı ve eksik hazırlandığını,Bilirkişi tarafından oluşturulan raporda davalının ticari defterlerinin incelendiğini ve yapılan incelemede ürünlerde stok kodunun olmadığı, Elbise-Bayan Elbise genel ürün tanımlarının kullanıldığı, faturalandırılan ürünlerin markası hakkında bir bilgi bulunmadığı tespitlerinde bulunulmuş, Elbise-Bayan Elbise kategorisinde faturalandırılığı ürünlerin yıllar göre dağlımının tablo ile detaylandırıldığının görüldüğünü,Bilirkişi tarafından hazırlanan raporda davalı ...'nin sunduğu ticari defterleri ve ibraz edilen faturaları üzerinde yapılan incelemelerde ürünlerin stok kodu gibi ayırt edici bir ibare fatura üzerinde bulunmadığı ve 'Elbise-Bayan Elbise' gibi genel tanımlar ürün cinsi olarak yazıldığı için satılan ürünün dava konusu ... markalı ürüne ait olup olmadığı konusunda bir tespitin yapılamadığı, faturalarda Elbise-Bayan Elbise kategorisinde ürünlerin fiyatlarının farklık gösterdiğinin tespit edildiği, davalı ... tarafından kesilen tüm faturalarda belirtilen 'Elbise-Bayan Elbise' kategorisindeki ürünlerin TAMAMI müvekkiline ait marka'nın etiketleri basılı vaziyette satılan ürünler olduğunu, davacı her ne kadar düzenlediği faturaları 'Elbise-Bayan Elbise' kategorisinde düzenlemiş olsa da, davalı tarafından satılan tüm ürünlerin müvekkilinin markası kullanılarak satılan ürünler olduğunu,Yapılan defter incelemesinde davalının yıllara göre satışları ve dönem karları tablo şeklinde gösterilmiş olup müvekkilinin kar kaybının 31.667,00 TL olarak belirlendiğini, bu rakamın kabul edilecek bir rakam olmadığını, zira davalının ticari defterlerinde en çok net satış yapılan yıl olan 2019 yılının net karının belirlenmediğini, ayrıca ticari defter üzerinde yapılan incelemede davalının yıllık net karı belirlenmiş olmasına rağmen bilirkişi tarafından müvekkilinin kar kaybının 31.667.00 TL olarak belirlendiğini, Ayrıca davalının yıllık net satış üzerinden yıllık net karının yanlış hesaplandığını, zira Lale'li gibi Türkiye'de elbise ticaret merkezi olan bir bölgede kar oranlarının bu kadar düşük olmasının hayatın olağan akışına uygun olmadığını, davalının müvekkiline ait markaları sattığı iş yerinin aylık kirasının dahi 50-70 bin TL arasında olduğunu,Yerel mahkeme tarafından eksik ve hatalı bilirkişi raporu nazara alınarak hüküm kurulmaya çalışılmışsa da, bilirkişi tarafından hazırlanan raporun dahi altında bir rakam olan 15.000 TL maddi tazminatın ve 5.000 TL gibi komik bir  manevi tazminatın tahsiline karar verilmesinin hukuka aykırı ve yanlış bir karar olduğunu beyan ederek, Mahkemece verilen kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili istinaf dilekçesinde; lisans sözleşmesinin sicile kaydedilmesinin kurucu nitelik taşımayıp, yalnızca açıklayıcı nitelikte olduğunu, yani, lisans sözleşmelerinin sicile kaydedilmemesi halinde lisans sözleşmesinin  geçerli olduğunu, nitekim, SMK'nın 148/4 maddesinde \"Hukuki İşlemler, yazılı şekle tabidir.\" denilerek, lisans sözleşmesinin yazılı şekilde yapılacağı ve bunun geçerlilik şartı olduğunun düzenlendiğini, ancak, mahkemece lisans sözleşmesinin sicil kaydı yapılmaması nedeniyle anılan sözleşmenin hükümsüz kılındığını, verilen bu kararın kesinlikle hukuka ve yasalara aykırılık teşkil ettiğini, Davacı ile dava dışı ... LTD. ŞTİ. arasında dava konusu marka kapsamında İstanbul 4. Fikri Sinai Haklar Hukuk Mahkemesince 2014/188 E. 2015/183 K. numarası ile müvekkilinin Lisans sözleşmesi yaptığı ... LTD. ŞTİ.’ ne ait “...” markasının hükümsüzlüğüne karar verildiğinin iş bu dava açıldıktan sonra yapmış oldukları araştırma neticesinde ortaya çıktığını, ancak anılan kararın mahkemece ilan edilmediği gibi davacının markayı kendisinin tescil ettirdiğini de müvekkiline hiçbir şekilde bildirmediğini,Müvekkili ile dava dışı ... LTD. ŞTİ.'ne ait olan “...” markasının kullanımına ilişkin İstanbul .... Noterliğinin 11/04/2014 tarihli ve ... yevmiye numarası ile 5 yıl süreli “Lisans Anlaşması” yapıldığını, davacının ise, hükümsüzlük kararı  sonucu  \"...\" markasını 16/02/2016 tarihinde tescil ettirdiğini, müvekkilinin dava dışı ...LTD. ŞTİ. ile noter huzurunda imzalanmış olan Lisans sözleşmesinin, davacının dava konusu markayı tescil ettirdiği tarihten önce olduğunu, davacının tamamen kötü niyetli olarak hareket etmiş olup, markasının kendisine ait olduğuna ilişkin  müvekkiline herhangi bir bildirim veya ihtarda bulunmadan iş bu davayı açtığını,<br>Müvekkilinin iş yerinde depoda bulunan ve taklit olduğu iddia edilen 37 adet elbisenin, marka ... Tekstilde iken müvekkilinin fatura karşılığı aldığı ürünler olduğunu,Arama, el koyma ve muhafaza altına alma kararının usülsüz olarak alındığını, anılan soruşturma dosyasında yer olan mağaza fotoğrafının müvekkilinin sahip olduğu mağaza olmadığını, yine dosya içerisinde yer alan müvekkiline ait tekstil ürünü olarak isnat edilen ürün ve poşetin müvekkiline ait olmadığını beyan ederek, Mahkemece verilen kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>GEREKÇE  İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dava, marka hakkına tecavüz ile haksız rekabetin tespiti, durdurulması, önlenmesi, men'i ile maddi ve manevi tazminat talebine ilişkindir.Dosyaya celbedilen TPMK kayıtları incelendiğinde; ... tescil nolu ''...'' markasının 25 ve 35 sınıflarda 16/02/2016 tarihinden, ... tescil nolu ''...'' markasının 25 ve 35 sınıflarda   12.08.2014 tarihinden itibaren davacı adına tescil edildiği anlaşılmıştır. Davalı savunmalarında geçen, dava dışı ... Tic. Ltd Şti'ne ait 2012/79420 nolu 25 ve 35. sınıflarda tescilli \"... \" ibareli markanın İstanbul 4. FSHHM'nin 20/10/2015 tarih 2014/188 esas 2015/183 karar sayılı kararı ile kötü niyetli tescil sebebiyle hükümsüzlüğüne karar verildiği, kararın 25.12.2015 tarihinde kesinleştiği anlaşılmış, dava dışı şirket tarafından yapılan aynı ibareli ... nolu marka tescil başvurusunun da kurum tarafından reddedildiği, davalının dava dışı şirket ile yapmış olduğu lisans sözleşmesinin sicile kayıt için başvuru yapılmış olmasına rağmen işlemlerin tamamlanmamış olması sebebiyle kaydolunmadığı, aksi yönde bir iddianın da bulunmadığı anlaşılmıştır. Bilirkişi heyetince dosyaya sunulan denetime elverişli 29.04.2019 tarihli raporda; davacı ... adına ... başvuru numaralı ''...'' ve ... başvuru numaralı ''...'' ibareli markalar ile davalı adresinde tespit esnasında çıkan ürünler üzerinde yer alan logolar karşılaştırılarak yapılan incelemede, her iki markanın aynıyet derecesinde benzer olduğunun tespit edildiği, aksi yönde bir iddianın da bulunmadığı görülmüştür. Davalı her ne kadar tespit yapılan adresin, davalı şirkete ait olmadığını iddia etmiş ise de, eldeki davada savunmasında; tespit edilen ürünlerin faturalı olduğunu iddia ederek çelişkili savunmalarda bulunduğundan, bu yöndeki istinaf sebebine itibar edilmemiştir. Diğer yandan bağlantılı Ceza Mahkemesi dosyasında her ne kadar davalı sanığın beraatine yönelik  karar verilmiş ise de, davalının ele geçirilen ve tutanakla tespit altına alınan malları faturalı olarak aldığı savunması karşısında, incelenen fatura içeriklerine göre, bu faturalarda yalnızca genel nitelikte tekstil ürünlerinin içerikte yer aldığı, dava konusu markaya ilişkin ürünleri içeren bir kaydın yer almadığı, lisans sözleşmesinde ise, davalıya ürünlerin üretimi konusunda yetki verilmiş olduğu, oysa davalının savunmasında, ele geçirilen ürünleri faturalı olarak satın aldığını ileri sürerek çelişkili açıklamalarda bulunduğu, kaldı ki ilgili beraat kararının delil yetersizliği nedeniyle verilmiş olduğu, bu yönde verilen beraat kararının hukuk hakimi açısından bağlayıcı nitelikte olmadığı, dolayısıyla aksi yöndeki istinaf nedenlerinin yerinde olmadığı kanaatine varılmıştır.Diğer yandan SMK’nın 148/5. maddesinde ''Hukuki işlemler taraflardan birinin talebi, ücretin ödenmesi ve yönetmelikle belirlenen diğer şartların yerine getirilmesi hâlinde sicile kaydedilir ve Bültende yayımlanır.'' hükmü yer alır. Bu doğrultuda lisans sözleşmelerinin sicile kaydedilebileceği düzenlenir. Ancak lisans sözleşmelerinin sicile kaydedilmesi kurucu nitelik taşımayıp yalnızca açıklayıcı niteliktedir. Bir başka deyişle, lisans sözleşmelerinin sicile kaydedilmemesi halinde sözleşme geçerli olmaya devam ederken sicile kaydedilmeyen hukuki işlemlerden doğan haklar iyiniyetli üçüncü kişilere karşı ileri sürülemez. Somut olayda, lisans sözleşmesi maddelerinde geçerlilik tarihinin marka siciline kayıt sonrası başlayacağı, 2015 yılında lisans kaydı girişi olduğu fakat eksik evrak/bilgi sebebiyle TPMK kayıtlarında lisansın sicile kaydedilmediği, ilgili eksiklik bildiriminin Kurum tarafından lisans alan ...’ye 23.06.2015 tarihinde tebliğ edildiği, bu nedenle sözleşme taraflar arasında geçerli olsa da, sözleşmeden doğan haklar üçüncü kişi konumundaki iyi niyetli davacıya karşı ileri sürülemeyecektir.Açıklanan bu sebeplerle, bilirkişilerin tespitleri dikkate alındığında; davalı kullanımlarının tüketiciler nezdinde karışıklığa yol açtığı ve iltibas tehlikesi doğurduğu, bu hali ile kullanımının ve satışının izahı yapılan mevzuat kapsamında markanın izinsiz kullanımı ve marka hakkına tecavüz teşkil ettiği, davalı eyleminin aynı zamanda TTK md. 54 ve TTK md. 55/l-a (4) kapsamında haksız rekabete sebebiyet verdiği kanaatine varılmış, aksi yöndeki istinaf başvuru nedenleri yerinde görülmemiştir.Davacı vekili sunmuş olduğu beyan dilekçesinde, tazminat taleplerinin SMK 151/2- b bendince net kazanç üzerinden hesaplanmasını talep etmiş, ıslah dilekçesi ile maddi tazminat talebini 31.667 TL'ye yüksleterek, ayrıca  20.000 TL manevi tazminatın 6769 sayılı Kanunun ve TTK’nun haksız rekabet hükümleri kapsamında haksız eylem tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte tahsilini talep etmiştir.Kök raporda; ...’’ markasının tescil tarihi 12.10.2016 olup, davalının ticari defterleri üzerinde yapılan incelemede faturalandırdığı ürünlerde stok kod olmayıp ''elbise-bayan elbise'' genel ürün tanımlarının kullanıldığı, ürünlerin markası hakkında bir bilgi bulunmadığı, buna göre satılan ürünlerin dava konusu ''...'' markalı ürüne ait olup olmadığı konusunda bir tespitin yapılamadığı, faturalarda elbise-bayan elbise kategorisinde satılan ürünlerin fiyatlarının farklılık gösterdiği, yapılan incelemeler sonucu davalının yıllara göre satışları ve dönem kârı orantısında satışı yapılan elbiselerin ''jazztime'' markalı olmasının kabul edilmesi halinde davacının talep edebileceği kâr kaybının 31.677,00 TL olduğu, ancak bu kar kaybının hesaplanmasında satılan elbiselerin hepsinin ''...'' olması ihtimalinin göz önünde bulundurulduğu, davalının iş yerinde bunun dışında marka satışı yapılıp yapılmadığının dosyadaki mevcut durumla tespit edilemediği, bu tespitler dikkate alındığında, yapılan hesaplamanın markasal kullanımdan kaynaklanıp kaynaklanmadığının tam olarak tespit edilemediği, davalının cirosu dikkate alındığında  tespit edilen oranların ticari hayatın gerçekleriyle de  bağdaşmadığı, ürün adedi üzerinden yapılan hesaplamanın hakkaniyetle bağdaşmadığı, yapılan hesaplamanın da farazi olduğu  görülmüştür.Buna göre tazminat talebinin TBK'nun 50 vd maddeleri uyarınca belirlenmesi gerektiği, bu kapsamda, ihlalin boyutu ve somut olayın özelliklerine göre, takdiren 15.000 TL üzerinden maddi tazminata hükmedilmesinin yerinde olduğu, aksi yöndeki istinaf nedenlerinin yerinde olmadığı kanaatine varılmıştır.Yine Mahkemece hükmedilen 5.000 TL manevi tazminatın, hükmedilen maddi tazminat miktarına ve somut olayın özelliklerine ve dosya kapsamına uygun düştüğü, aksi yöndeki istinaf nedenlerinin yerinde olmadığı kanaatine varılmıştır.Dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve gerekçe içeriğine göre, ilk derece mahkemesi kararında davanın esasıyla ilgili tarafların gösterdiği hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, kararın usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından taraf vekillerinin yerinde bulunmayan istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Usûl ve yasaya uygun  İstanbul 2. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'İstanbul 2.fikrî Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 10/09/2020 tarih ve 2018/26 E., 2020/255 K. sayılı kararına karşı taraf vekilleri tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 368,30 TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 1.366,20 TL nispi istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 345 TL harcın mahsubu ile bakiye 1.021,2‬ TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3-Taraflarca istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy çokluğuyla karar verildi. 22/02/2024<br>MUFALEFET ŞERHİ; Marka tecavüzünün tespiti, meni refi ve tazminat talepli davada, ilk derece mahkemesince markaya tecavüzden kaynaklanan taleplerin kabulüne, tazminat taleplerinin kısmen kabulüne karar verildiği anlaşılmıştır. Dosya kapsamında bulunan İstanbul 2. Fikri ve Sınai Haklar Ceza Mahkemesi'nin 17/09/2021 tarihli 2020/137 Esas-2021/147 Karar sayılı kararıyla, ...'ün şikayeti üzerine sanıklar ... ve .. . aleyhine (suç tarihi 12/01/2018) açılan markaya tecavüzden kaynaklanan ceza davasında; \"İstanbul 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2014/188 Esas-2015/183 Karar sayılı kararıyla, ... markası hükümsüz kılınmışsa da, sanıkların ürünleri ...den faturalı aldıkları, işyerinde tutulan tutanakta, ürünlerin işyerinin altında depo görünümlü yerde olduğunun tespit edildiği, bunun dışında mağaza satış kısmında ürün satışının yapıldığının tespit edilmediği, müştekinin bu ürünü tabelada kullandığı iddiasının ise başkaca ürün satışı yapılmadığından doğrudan marka ihlali sayılmayacağı, marka hükümsüzlüğü kararı kesinleşinceye kadar marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet oluşturmayacağı, hükümsüzlük kararından önce ürünlerin ... Tekstil'den alındığı, mahkumiyete yeterli delilin dosyada bulunmadığı\" gerekçesiyle sanıkların ayrı ayrı beraatlerine karar verildiği, kararın istinaf incelemesinden geçtiği, temyiz edilmeksizin kesinleştiği anlaşılmıştır.6098 Sayılı  TBK 74. Madde kapsamında, hukuk hakiminin, kusur ve ayırt etme gücünün ve zararın tespitine ilişkin ceza mahkemesi kararları ve beraat kararlarıyla bağlı olmadığını düzenlemiştir. Ancak bir vakıanın varlığına yada yokluğuna ilişkin  ceza mahkemesi kararlarının hukuk hakimini bağladığı kabul edilmektedir. (bkz Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin 08/03/2023 tarihli 2021/6549 E-2023/1409 K sayılı kararı, Yargıtay 1. HD 25/03/2015 tarihli 2014/4916 Esas-2015/4189 Karar, Yargıtay 4. HD'nin 04/12/2014 tarihli 2014/2190 Esas-2014/16637 Karar sayılı kararları) Somut olayda, ceza mahkemesinin bu davada davalının markaya tecavüz teşkil ettiği ileri sürülen fillerinin markaya tecavüz oluşturmadığı gerekçesiyle beraat kararı verdiğinden, ceza mahkemesince belirlenen maddi olgunun hukuk hakimini de bağlayacağı gözetilerek, mahkemece davanın reddi kararı verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesinin hatalı olduğu, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü gerektiği kanaatinde bulunduğumdan, sayın heyet  çoğunluğunun görüşüne katılmıyorum.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"2773533eed6b4824","SID":"d37587c4b97d1785"}}