{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ  K A R A R I<br>DOSYA NO: 2021/189 Esas<br>KARAR NO\t: 2024/383<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>TARİHİ: 24/09/2020<br>NUMARASI\t: 2018/675 E. - 2020/429 K.<br>DAVANIN KONUSU: İstirdat (Ticari Satıma Konu Malın İadesi)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 22/02/2024<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;<br>G E R E Ğ İ  D Ü Ş Ü N Ü L D Ü :Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ile davalı şirket ile 27/04/2016 tarihli genel faktoring sözleşmeleri ile aynı tanzim tarihli 27/04/2016 tarihli 300.000,00 TL miktarlı teminat senedini teslim aldığını, ancak faktoring şirketinin yaptığı çeklerin kaşılıksız çıkmadan teminat senedine öncelikle İstanbul 10. Asliye Ticaret mahkemesi'nin 2016/1215 D.İş sayılı dosyasından İhtiyati Haciz Kararı alındığını, bu karar ile İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile haksız olarak takibe konulduğunu, müvekkilinin mallarına haciz konulduğunu, alacağın bir kısmının usul ve yasalara aykırı olarak haciz yolu ile tahsil edildiğini, Davacı müvekkilinin  muaccel olmadığı halde cebir icra tehdidi altında yüksek miktarlarda bedeller ödemek zorunda kaldığını, Davalı şirkete cebir icra tehdidi altında yapılan ödemelerin, ayrı ayrı esas alınarak reeskont faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini, Ayrıca davacı müvekkilinin borçlu olmadığının tespiti ile davanın kabulüne, şimdilik 43.000,00 TL alacağın tarafların tacir olduğu gözetilerek her bir alacağın hükümde ayrı ayrı belirtilmek suretiyle ödeme tarihlerinden itibaren reeskont faizi ile müvekkiline iadesine, davalı tarafından haciz kararı alınarak haksız icra takibi başlatılarak müvekkilinin işyerine icra dosyasından iki defa hacize gelindiğini ve haciz muhafaza işleminin yapılmış olması, davacı adına araçların kaydına haciz ve yakalama şerhinin işlenmesi, müekkilinin ev adresinin bulunduğu Gaziosmanpaşa adresinde haciz yapılması, kendisinin ve ailesinin üzüntüye sürüklenmiş olması ve davalı şirketin tüm icrai fiilleri haksız eylem niteliğinde olduğundan ve bu işlemleri ile davacının isminin ticari saygınlığı ve onuru zedelendiğinden 15.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline  karar verilmesini talep etmiştir.  <br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Öncelikle aleyhlerine açılan davanın yetkisiz ve görevsiz mahkemede açıldığını, yetkili mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğunu, ayrıca davanın süresinde açılmadığını, davacının bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde fazladan ödediği bedellerin istirdadını talep etmediğini, dava konusu borcun taraflar arasında imzalanan faktoring sözleşmesinin imzalandığı an itibari ile doğmuş olduğunu, talep edilen alacağın muaccel bir alacak olduğunu, davalı müvekkilinin imzalanan sözleşmeden doğan fesih yetkisini kullandığını, dava konusu bononun hukuken teminat senedi olarak nitelendirilmesinin mümkün olmadığını, davacının manevi tazminata hükmedemeyeceğini, haksız ve kötü niyetli olarak açılan davanın reddine, davacı aleyhine % 20 den aşağı olmamak kaydı ile kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, karar verilmesini talep etmiştir.  <br>İlk Derece Mahkemesi Kararı:Mahkemece; \"Davanın KISMEN KABULÜ ile, 1-İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı takip dosyasına dayanak senet ve çekler bakımından davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine, 2-Davacı tarafından haciz baskısı altında davalıya ödenen 43.000,00 TL'nin istirdatı ile 43.000,00 TL'nin 03/01/2017 tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 3-Davacının manevi tazminat talebinin KISMEN KABULÜ ile, 12.000,00 TL manevi tazminatın 18/08/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, \" şeklinde  karar verilmiştir. <br>İleri Sürülen İstinaf Sebepleri: Davalı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle;  karara esas alınan bilirkişi raporunda somut olayın  değerlendirmediğini,  yasa ve yönetmeliğin dar yorumlanması halinde Faktoring şirketlerinin alacağını tahsil edebilmesi için muhatap bulamayacakları nedeni ile imkansız hale geleceğini, bu nedenle ek ödeme aracı olarak alınan senetlerin kendilerini mali açıdan korumaları adına tahsil cihetine gidildiğini,  dava konusu senedin vadesi geçtikten sonra takibe konu edildiğini, bilirkişi raporunda ödemelere ilişkin yapılan liste incelendiğinde borçludan yapılan tahsilatın tamamının icra takip dosyası vasıtası ile değil bir kısmının müvekkil nezdinde bulunan çeklerin tahsili ile sağlandığını, bu durumun müvekkil şirketin başlattığı takipte kusurlu olmadığının, amacının müşterisinin ticari itibarını zedelemek olmadığının sadece sorunlu olan çeklere ilişkin ödeme talep ettiğinin ve diğer ödeme araçlarını bankadan tahsil cihetine gittiğinin bu nedenle hükmedilen tazminatın ne kadar haksız olduğunu da açıkça gösterdiğini, davacı müşteri tarafından müvekkil şirkete ödeme aracı olarak verilen çeklerin bir kısmının keşidecisi .... A.Ş. olup, tüzel kişiliğin malvarlığı FETÖ soruşturması kapsamında Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna devredildiğini, bu durumun davacıya anlatılmış ve çeklerin değiştirilmesinin ya da ödenerek iade alınması talep edildiğini, o günün koşullarında finans sektöründe faaliyet gösteren müvekkil şirketin adının her hangi bir şekilde terör örgütü ile birlikte anılmasının müvekkil şirket itibarı açısından da ciddi sorunlara neden olacağının, bu noktada davacıdan olan talebin ne kadar haklı olduğunun açıkça ortada olduğunu, bu nedenle sözleşmeyi feshin haklı olduğunu ispatladıklarını mahkemece verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu  belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili istinaf ve istinafa cevap dilekçesinde özetle; davalı tarafın istinaf taleplerinin gerçeği yansıtmadığını belirterek istinaf taleplerinin reddine karar verilmesi ile birlikte Yerel Mahkeme'nin 14.05.2019 tarihli ara kararı ile ödeme makbuzları ile talep miktarı arasında çelişki olduğu bildirilerek taleplerini araştırmalarını ve varsa eksik harcı tamamlanması için kesin süre verildiğini, kesin süre içerisinde açıklama yapılarak eksik harcın da tamamlandığını, ancak mahkemece hüküm kurarken harcın tamamlandığını gözetmeyerek hatalı istirdat miktarına hükmettiğini, uyuşmazlığa ilişkin dikkate alınması gereken hususun, müvekkil şahsın yazılan herhangi bir kambiyo evrakı olmamasına karşın, teminat senedinin usulsüz olarak icra takibine konması ve bu cebri icra baskısı altında müvekkilin fazla fazla ödemeler yapmak durumunda kalması olduğunu, ...'a kayyım atanması ifade edilmişse de, bu hususun  bahane edilerek işlem yapıldığını, koşulları oluşmamış iken, teminat senetlerinin takibe konulduğunu,  çeklerin vadesinde bankadan tahsil edildiği, 17 adet çekin ise vadesi beklenmeksizin hesabın kat edildiği  davalının itirazlarının dayanağı olmadığından davalı tarafın taleplerinin reddi ile istirdat miktarı konusunda hatalı karar verildiğinden, kararın kaldırılarak davanın kabulüne , 109.079,00-tl alacağımızın, ödeme tarihlerinden itibaren reeskont faizi ile  istirdatına, 15.000-tl manevi zararın faiziyle tazminine, karar verilmesini talep etmiştir.<br>Gerekçe ve Sonuç:HMK'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak, istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede;Dava İİK 72.maddesine dayalı istirdat ve manevi tazminat istemine ilişkindir.Davacı vekili, davalı ile faktoring sözleşmesi düzenlendiğini, sözleşme gereğimce 27/04/2016 tanzim tarihli 300.000.00TL bedelli teminat senedinin verildiğini, temlik edilen  çeklerin vadesi gelmeden ve karşılıksız işlemleri yapılmadan teminat senedine yönelik ihtiyati haciz kararının alınarak alacağın haciz baskısı altında tahsil edildiğini beyanla fazla ödenen  43.000,00 TL nin  istirdatı ve 15.000,00 TL  manevi tazminatın tahsilini talep etmiştir. Taraflar arasında düzenlenen 27.04.2016 tarihli faktoring sözleşmesi gereği davacı tarafından teminat senedi düzenlendiği, İstanbul 10.ATM’nin 2016/1215D.İş sayılı kararı ile teminat senedine dayalı ihtiyati haciz kararı alındığı ve bu karar ile İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile takibe geçildiği  davacının icra takibi nedeniyle toplam 109.079,00-TL ödeme  yaptığı  son olarak ödeme yaptığı tarihin 21.01.2017 olduğu bu hali ile davanın ödemenin tamamlandığı tarihten itibaren İİK 72/7. maddesi uyarınca 1 yıllık hak düşürücü süre içinde açıldığı anlaşılmıştır. İstanbul .... İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı dosyasında, alacaklı ...tarafından borçlu davacı ... aleyhine  27/04/2016 tanzim tarihli  15.08.2016 vade tarihli 300.000 TL bedelli keşidecisi davacı, lehtarı davalı olan  bonoya istinaden 299.729,32 TL asıl alacağın faiz ve masrafları ile birlikte tahsili için kambiyo senetlerine mahsus yolla takip yapıldığı, takipten feragat edildiği  görülmüştür.  İstanbul 19.İcra Hukuk Mahkemesinin 2016/1304esas-2017/532karar sayılı ilamı ile \" Takibe dayanak yapılan bonoların 27.04.2016 tarihli faktoring sözleşmesi kapsamında ifa amacıyla verildiği anlaşılmakta ise de, anılan sözleşmenin iki tarafa borç yükleyen sözleşme niteliğinde olduğu, alacaklı tarafından da sözleşmenin feshedildiği, bu durumda takibe konu bonoların tahsilinin gerekip gerekmediğinin, tahsili gerekiyor ise ne miktarda tahsil edilebileceğinin yargılamayı zorunlu kıldığı\" gerekçesiyle  takibin iptaline dair verilen kararın istinaf ve temyizi neticesinde Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 2019/11069 - 2019/15574 sayılı ilamı ile 23/10/2019 tarihinde kesinleşmiştir. Davalı, davacı ... müşterisi tarafından ödeme aracı olarak verilen keşidecisi ... şirketi olan çeklerin  karşılıksız kaldığının bankalar birliği risk merkezi kayıtlarından anlaşıldığı bununda müşterinin sözleşmeyi  ihlal, ödeme güçlüğü içine düştüğü anlamına geldiği belirtilerek  Beyoğlu ... Noterliği'nin ... yevmiye numaralı 15.08.2016 tarihli ihtarname ile sözleşmeyi feshettiğini ve borcun derhal ödenmesini ihtar ettiğini, sözleşmenin feshi ile birlikte borcun  muaccel hale geldiğini takibin haksız olmadığını ileri sürmüştür.04.02.2015 tarihli Faktoring İşlemlerinde Uygulanacak Usul Ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 8/3-4 maddesinde\" (3)Müşterilerden ek teminat mahiyetinde olmak üzere devralınan ve fatura veya fatura yerine geçen belgeler ile ilişkili olmayan kambiyo senedi veya diğer senetlerin tahsil edilebilmesi için;a) Alacağın vadesinde ödenmeyip sorunlu hale gelmiş olması,b) Alınan kambiyo senedi veya diğer senet karşılığında hiçbir şekilde kambiyo senedi ve diğer senedin ilgililerine finansman sağlanmaması,c) Kuruluşun işlem ve muhasebe kayıtlarında ek teminat mahiyetinde alınan kambiyo senedi veya diğer senedin ilgili borcun teminatı karşılığında alındığına ilişkin kayıt düşülmesi,gerekir.(4) Müşterilerden ek teminat mahiyetinde olmak üzere devralınan ve fatura veya fatura yerine geçen belgeler ile ilişkili olmayan kambiyo senedi veya diğer senedin tahsil edilmesi, ancak kuruluşun vadesinde ödenmeyen alacağı ve müşteriden olan diğer alacaklarını ilgili mevzuat çerçevesinde alacağın geri ödenebilirliğine göre Tasfiye Olunacak Alacaklar veya Zarar Niteliğindeki Alacaklar hesabında sınıflandırması, buna göre özel karşılık ayırması ve hukuki takip süreçlerini başlatmış olması halinde mümkündür.\" şeklinde düzenleme getirilmiştir. Davacı tarafından davalıya 21 adet çek teslim edildiği bunlardan 4 adedinin vadesinde ibrazla tahsil edildiği kalan çeklerin vadesi beklenmeden davalı tarafından 15.08.2016 tarihinde hesabın kat edildiğine dair ihtarname keşide edildiği, 17.08.2016 tarihinde takibe geçildiği,  görüldüğü üzere davalı müşterisinin verdiği çeklerin ödenmeyeceği ihtimaline dayalı olarak sözleşmeyi feshetmiş ise de, fesih tarihinde ödenmemiş borç bulunmadığı, 6361 sayılı yasanın 31.maddesine uygun, temerrüt şartının ve ihtarın gerçekleşmediği, sözleşmenin 6. Maddesinde   müşterinin sözleşme hükümlerine aykırı davranmasının faktora  derhal fesih hakkı verdiğinin düzenlendiği,  müşterinin verdiği bir kısım çeklerin keşidecisi ... şirketine kayyum atanmasının müşteriye yüklenebilecek bir ihlal şartı olarak kabul edilemeyeceği, aksine faktörün yasal mevzuat gereğince temlik aldığı alacak ve kambiyo senetleri hakkında araştırma yükümlülüğü bulunduğu, ancak somut olayda sözleşmenin feshinin haklı olup olmadığından öte takip konusu bononun davacı aleyhine faktoring sözleşmesi ve yasal mevzuat çerçevesinde takibinin haklı olup olmadığı üzerinde durulması gerektiği, bu kapsamda yapılan incelemede, takip konusu bononun davalı şirkete müşterisi olan davacı tarafından faturaya bağlı olarak temlik edilen alacağın ödeme aracı olarak verilmiş değildir. Bu bono nedeniyle davalı tarafça  müşterisine finansman sağlanmamıştır.  Söz konusu senedin faktoring işlemlerinde uygulanacak usul ve esaslara dair yönetmeliğin 8/3-4 maddesi kapsamında müşteriden alınan ek teminat niteliğinde olduğuna kuşku bulunmamaktadır. Ek teminat olarak alınan bononun tahsil edilebilmesi için ise vadesinde ödenmemiş, sorunlu hale gelmiş bir borcun mevcut olması şarttır. Bu nedenle bonoya dayalı takibin haklı olmadığı, davalının takip nedeniyle davalıya fazladan ödediği bedelin istirdadı talebinin kabulü gerektiği anlaşılmıştır. Dava dilekçesi ile  fazlaya dair haklar saklı tutularak 43.000-TL üzerinden istirdat talep edilmiş, mahkemece taleple bağlı kalınarak 43.000-TL nin istirdadına karar verilmiş ise de,  Mahkemenin 14.05.2019 tarihli ara kararı ile; \"dava dilekçesinde tablo halinde miktarlarını bildirmiş olduğu ve istirdadını talep ettiği bedellerin toplamının 74.510,00 TL olmasına ve bedellerin her birinin ödeme tarihinden itibaren faizi ile tahsilini talep etmesine rağmen dava dilekçesinin sonuç kısmında istirdat talebini 43.000,00 TL olarak belirtmiş ve harcı da istirdat talebi yönünden bu bedel üzerinden yatırmış olması sebebiyle, talebinde çelişki olduğu tespit edildiğinden, davacı vekiline istirdadını talep ettiği bedellerin her birini tarihleri ile ayrı ayrı belirtmek ve eksik harç varsa ikmal etmek üzere Harçlar Kanunu 28, 30, 32 maddeleri uyarınca iki haftalık kesin süre verilmesine,\" şeklinde davacıya talebini somutlaştırması ve varsa eksik harcı tamamlaması için kesin süre verildiği,  davacı vekili tarafından 01.06.2019 tarihli dilekçe ile fazladan ödenen miktarın 109.079,00-TL olduğuna dair dilekçe ibraz edilerek bu miktar üzerinden  eksik harcın 01.06.2019 tarihinden  tamamlandığı görülmektedir. Bu durumda, dava dilekçesinin somutlaştırıldığı ve eksik harcın tamamlandığı, dava ile ileri sürülen talebin 109.079,00-TL olduğu, davacının davalı ... şirketine fazladan ödediği miktarın bilirkişi tarafından 90.240,44 TL olarak hesaplandığı, rapora davacı tarafça bir itirazın da söz konusu olmadığı gözetilerek bu miktar üzerinden hüküm kurulması gerekirken  43.000,00 TL üzerinden hüküm kurulması yerinde görülmemiştir.İstanbul 19.İcra Hukuk Mahkemesinin 2016/1302 - 2017/532 sayılı ilamı ile, takip dayanağı senedin faktoring sözleşmesi kapsamında ifa amacıyla verildiği, sözleşmenin feshedildiği, bu durumda takibe konu bonoların tahsilinin gerekip gerekmediğinin, yargılamayı gerektirdiğine dair gerekçeyle takibin iptaline karar verildiği, yukarıdaki açıklamalara göre, yapılan icra takibinin ve yapılan haciz işleminin haksız olduğu, davacının manevi değerlerine dahil ticari itibarını ihlal eden, kişilik haklarına saldırı teşkil eden haksız fiil niteliğinde bulunduğu, somut olayın özelliği, davalının bağlı olduğu yasal düzenlemeye aykırı işlem yapmakla tam kusurlu olduğu dikkate alındığında hüküm altına alınan manevi tazminatın dosya kapsamına uygun olduğu anlaşılmıştır. Sonuç olarak, davalı vekilinin istinaf başvuru sebeplerinin yerinde olmadığı, davacı  vekilinin istinaf sebeplerinin yerinde olduğu başvurunun kısmen kabulüne karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Davacı vekilinin istinaf isteminin KISMEN KABULÜ ile,3-İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesinin 24/09/2020 tarih, 2018/675 E., 2020/429 K. Sayılı kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına,4-Davacının istirdat davasının kısmen kabulü ile, davalıya 90.240,44 TL tutarındaki  fazladan yapılan ödemenin 21.01.2017 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Fazlaya ilişkin (18.838,56 TL) istemin REDDİNE, 5-Davacının manevi tazminat talebinin KISMEN KABULÜ ile, 12.000,00 TL manevi tazminatın 18/08/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Fazlaya ilişkin (3.000,00 TL) istemin REDDİNE,6-İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;6/a-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 6.984,04 TL karar harcından peşin alınan 990,50 TL + 1.148,00 TL tamamlama harcının mahsubu ile 4.845,54‬ TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 6/b-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan: 31,40 TL başvurma harcı, 990,50 peşin harç ve 1.148,00 TL tamamlama harcının,  4,60 TL vekalet harcı, 1.400,00 TL bilirkişi ücreti, 210,1‬0 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 3.784,6‬0 TL'nin davanın kısmen kabul edilmiş olması sebebiyle 3.065,52 TL'nin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, bakiye giderin davacı üzerinde bırakılmasına,  6/c-Davalı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, 6/d-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine 13/(1). maddesine göre 17.900,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, 6/e- Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre 17.900,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine, 6/f-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret  Tarifesinin 10.ve 13/(2).  maddelerine göre manevi tazminat talebi yönünden 12.000,00 nispi TL vekalet ücretinin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, 6/g-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret  Tarifesinin 10/1-2 ve 13/(2)  maddelerine göre red edilen manevi tazminat talebi yönünden 3.000,00 TL nispi vekalet ücretinin davacıdan  tahsiliyle davalıya verilmesine, 7- İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;7/a-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 3.757,05 TL nispi istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 884,86 TL harcın mahsubu ile bakiye 2.872,19‬ TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 7/b-İstinaf talebi kabul edildiğinden davacı tarafça yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine,7/c-İstinaf yargılaması için davacı tarafından yapılan 148,60 TL istinaf yoluna başvurma harcı, 90,00 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 238,6‬0 TL'nin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, 7/ç-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,8-6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a. maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 22/02/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"aab760692f5769ca","SID":"ce63e3239f0d4d89"}}