{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ  K A R A R I<br>DOSYA NO: 2021/166 Esas<br>KARAR NO: 2024/309<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: Bakırköy 1. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi<br>TARİHİ: 25/09/2020<br>NUMARASI: 2019/407 E. - 2020/225 K.<br>DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 15/02/2024<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;<br>G E R E Ğ İ  D Ü Ş Ü N Ü L D Ü:<br>DAVA DİLEKÇESİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;  Müvekkili olan şirketin 1912 yılında kurulmuş olmakla Çin’in en eski bankası olduğunu, müvekkilinin  görselini ihtiva eden markası altında 59 farklı ülke ve bölgede yatırımlar yapmakta olduğunu, müvekkilinin ilgili görseli ihtiva eden markasının ülkesel tesciller dışında EUIPO nezdinde de tescilli olarak korunmakta olduğunu, ilgili logonun dünya üzerinden tanınan, bilenen bir logo olduğunu, müvekkiline ait ilgili logoyu ihtiva eden markaların Türk Patent nezdinde de tescilli olduklarını, müvekkilinin Türkiye’de 2011 yılından bu yana ilgili logo ile kullanımlar gerçekleştirdiğini, müvekkilinin ilgili logonun yaratıcısı ve gerçek hak sahibi olduğunu, müvekkilinin davalı yanın dava konusu marka tescil başvurusundan yıllar önce Dünya'nın dört bir yanında ihtilaf konusu logoyu kullandığını, müvekkilinin ilgili logonun telif hakkının da sahibi olduğunu, Müvekkili tarafından yaratılmış, son derece özgün olan logonun aynısının davalı yan tarafından birebir yaratılmış olup Müvekkilinin faaliyetlerinin olduğu 36. Sınıfta tescil müracaatına konu edilmiş olmasının kötüniyeti açık bir şekilde göstermekte olduğunu, davalı yanın dava konusu markayı kötü niyetli olarak tescil müracaatına konu ettiğini, iddia ve beyan ederek davalının 2016/33384 kod numaralı markanın hükümsüzlüğünün tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>CEVAP DİLEKÇESİ:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili adına dava konusu marka tescil başvurusunun 12/04/2016 tarihinde gerçekleştirildiğini, davacı yanın yayın kararına ve diğer tescil aşamalarına herhangi bir itirazının olmadığını ve dava konusu markanın Müvekkili adına tescil edildiğini, davacı yana ait marka ve kullanımlarının logosunun münferiden   görselinden değil, davacı yanın diğer markası olan  görseli üzerinden sürmekte olduğunu ve davacının bu hususu ikrar etmiş olduğunu, davacının kullanımlarının asli unsuru olmayan şekil unsuru bakımından gerçek hak sahipliği iddiasının yerinde olmadığını, davacı açısından kullanılan markanın ayırt edici nitelikten yoksun olduğunu, kendilerine ait dava konusu markanın “Sigorta hizmetleri. Finansal ve parasal hizmetler. Gayrimenkul komisyonculuğu, müşavirliği ve idaresi hizmetleri. Gümrük müşavirliği hizmetleri.” bakımından tescilli olduğunu, davacı firmanın ise “Finansal ve parasal hizmetler” dışında herhangi bir faaliyetinin olmadığını iddia ve beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk Derece Mahkemesince; \"Davacı öncelikle, davaya konu markada gerçek hak sahipliği iddiasına dayanmaktadır. SMK'nun 6/3 md'sine göre; \"Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmiş ise, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir\" Davaya konu olayda, davacının sunduğu deliller ile hükümsüzlüğe konu markayı davalı tescil tarihinden önce Türkiye'de kullandığı hususunu ispatlayamadığı, bu yönde delil sunmadığı anlaşılmıştır. Bu yönden hükümsüzlük sebebinin oluşmadığı kanaatine varılmıştır. SMK'nun 6/6 maddesine göre ise: \"Tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını, fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi halinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir\" Somut olayda davacının grafik eser mahiyetindeki şekil markasının ayırd edilemeyecek kadar benzerinin davalı yanca tescili bu hükme aykırılık teşkil etmektedir. Kötüniyet iddiaları yönünden yapılan değerlendirmede ise; Kötüniyet ile yapılan marka tescilinin sonucu ve anlamı, ticari dürüstlük kuralına aykırı olarak başkasının markasının ele geçirilmesi, ondan haksız olarak yararlanılmasıdır. Davalının tescilde kötüniyetli olup olmadığı, sektör şartları, mesleki kurallar, markaların bilinirliği, emtianın ayniyeti, reklam ve tanıtımların markalara etkisi, tesadüfi tescil savunmasının hayatın olağan akışına uyup uymadığı, gibi hususlar hep birlikte değerlendirilmek suretiyle taktir edilmelidir. Bu ilkeler ışığında taraf markaları ile davalı tescili değerlendirildiğinde; davalı şekil markasının tescili için 12.04.2016 tarihinde başvurmuş, 17.10.2016 tarihinde 36. Sınıfta \"Finansal ve parasal hizmetler. Gayrimenkul komisyonculuğu, müşavirliği ve idaresi hizmetleri. Gümrük müşavirliği hizmetleri\" emtialarında tescil edilmiştir. Davacı markası ise davalının başvuru tarihi itibarı ile tanınmış markadır. Davalı tesadüfen benzerlik oluşturulamayacak özgün bir grafik olan bu tanınmış markayı, tam da davacının iştigal alanında tescil ettirmiştir. Davalının bu tescil işlemi için başvuruda bulunurken uluslararası alanda ve bu arada ülkemizde de bankacılık sektöründe bilinen bu markadan habersiz olarak hareket etmiş olması olağan hayatın akışına uygun olmadığı,\" gerekçeleriyle davacının davasının KABULÜNE, davalı yana ait ... tescil numaralı markanın hükümsüzlüğüne, karar kesinleştiğinde sicilden terkinine,<br>İSTİNAF: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Müvekkili mahkemece hükümsüzlüğüne karar verilen ... tescil numaralı marka başvurusunu 12/04/2016 tarihinde yaptığını,  davacı şirket dava tarihi olan 04/12/2019 tarihine kadar sessiz kalarak marka başvurusuna yayın kararına ve diğer tescil aşamalarına herhangi bir itirazda bulunmadığını ve müvekkili markasının tescilini aldığını, müvekkilinin kötü niyetli olduğunun ispat edilemediğini, müvekkili marka başvurusunu davacının henüz Türkiye'de  kullanımı olmadığı tarihte yaptığını, bu hususun göz ardı edildiğini,  müvekkilin markasının 36. Sınıfta \"Sigorta hizmetleri Finansal ve parasal hizmetler, Gayrimenkul komisyonculuğu, müşavirliği ve idaresi hizmetleri, Gümrük müşavirliği hizmetleri,\" için tescil edilmiş olduğunu,  davacı firmanın  \"Finansal ve parasal hizmetler\" dışında faaliyeti olmadığını, davaya konu markanın davacının diğer markanın şekil+... birlikte kullanıldığını, davacının https://.../en/ internet sitesinde ve Türkiye'deki https://www.....com.tr/ internet sitesinde logonun tek başına kullanılmadığını, Türkiye'de yer alan haber kaynaklarında  dava konusu markanın/logonun hiç kullanılmadığını, davacının ... logosu ve diğer Çin banka logolarını içeren  logonun tek başına kullanılmadığı  şekil+... olarak kullanıldığını, davacının kullanmadığı ya da kullanmakla beraber markasının asli unsuru olmayan şekil/marka üzerindeki hak sahipliği iddiası hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, davacının markadaki logonun asli unsur olduğunu savunmuşsa da paradan esinlenerek oluşturulan logonun tek başına marka olarak kullanılmaması, sektörün norm ve geleneklerinden ayrı kılacak ve bu sayede markanın asli işlevi olan kaynak gösterme işlevini yerine getirecek düzeyde olmadığını, ayırt edici niteliğe sahip olmadığı sonucuna ulaşmanın mümkün olmadığını, tanımlayıcı nitelikteki ibareden oluşan dava konusu işaretin, ilgili tüketici kesimi tarafından belirli bir ticari kaynağa ait bir işaret olarak algılanmayacağını,  başvurunun bir bütün olarak, markanın asli işlevi olan, belirli bir işletmeye ait mal ve hizmetleri, diğer işletmelere ait benzer mal ve hizmetlerden ayırt etmeyi sağlama işlevini de yerine getiremeyeceği gerekçeleriyle, davacı açısından kullanılan markanın ayırt edici nitelikten yoksun olduğu ve tanımlayıcı nitelikte olduğu, yine markanın asli unsuru olmadığı görüldüğünü, müvekkilin markası ile davacının markasının ayırt edilemeyecek kadar benzer olmadığını ve müvekkilce tescilinin SMK 6/6 maddesine aykırılık teşkil etmediğinden  mahkeme kararının kaldırılmasını, davanın reddini talep etmiştir.  İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Davanın konusu, davalıya ait ... tescil nolu markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesi davasıdır. TPMK'ya ait kayda göre, ... tescil nolu şekil markasının davalı adına 36. sınıfta 12/04/2016 tarihinden itibaren tescilli olduğu, davacı adına ... şekil boc 16.sınıfta 19/04/2018 tarihinden itibaren, ... 09,16,36.sınıfta 23/03/2018 tarihinden itibaren ... şekil+ 9.16.36. sınıfta 27/03/2017 tarihinden itibaren tescilli olduğu görülmüştür. Mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırıldığı, bilirkişiye ait  24.08.2020 tarihli bilirkişi raporunda özetle; \" Davacı yana ait  görselini ihtiva eden markanın Paris Sözleşmesi 1. Mükerrer 6. Madde itibari ile dava konusu marka tescil başvurusunun gerçekleştirilmiş olduğu 12.04.2016 tarihi itibari ile TANINMIŞ marka niteliğinde olduğunu, davacı tarafın markasının, davalının marka tescil başvurusunu yaptığı 12.04.2016 tarihi itibari ile Türkiye’de kullanımlarının olmadığı, davacı yanın gerçek hak sahipliği iddialarını ispatlayamadığı, bu nedenle dava konusu ... tescil numaralı markanın 6769 Sayılı SMK Md. 6/3 kapsamında hükümsüzlük nedeninin oluşmadığı, davacı tarafın kötü niyet iddiasının; davacı yanın Türkiye dışında çok sayıda ülkede var olan marka tescilleri, davacı yan ile ilgili ulusal ve uluslararası mecralarda çıkmış olan haberler, davacı yanın dünyanın en büyük spor organizasyonu olan Olimpiyat organizasyonuna ana sponsor olması, davacı yanın uzun yıllardır ilgili logo ile ticari faaliyetlerini sürdürdüğü hizmetler bakımından, özgün bir şekilde oluşturulmuş olan logonun marka tescil başvurusuna konu edilmesinin tesadüf olamayacağı kanaati ile davalı yanın kötüniyetli olarak marka tescil başvurusunu gerçekleştirdiği, bu meyanda davalı yan adına tescil edilmiş olan ... tescil numaralı markanın SMK 6/9. Maddesi hükmü çerçevesinde hükümsüzlüğünün koşullarının oluştuğu, davacı yanın uluslararası marka korumaları altında olan   logosunun aynı zamanda FSEK 4. Madde kapsamında eser mahiyetinde olduğunun kabul edilebileceği, bu meyanda dava konusu ... tescil numaralı markanın SMK 6/6. Maddesi çerçevesinde de hükümsüzlüğü koşullarının oluştuğu\" belirtilmiştir.Dava tarihi itibariye 6769 sayılı SMK hükümlerinin uygulanması gerekmektedir. 6769 sayılı SMK'nın 25.maddesinde markanın hükümsüzlük halleri düzenlenmiş olup, buna göre 5.md'deki mutlak red; ve 6.md'deki nisbi red sebepleri hükümsüzlük sebebidir. Markalarda ülkesellik prensibi geçerlidir. Davacının Türkiyede tescilli markasının bulunmadığı ve markanın fiilen kullanılmadığı anlaşılıyor ise de, dosyaya sunulan yurtdışı tescil kayıtları, markanın 2008 Dünya Olimpiyatlarında sponsor alması ve logosunun kullanılması tanınmışlığa ilişkin sunulan deliller ve bilirkişi raporunda yapılan tanınmışlık tespiti göz önüne alındığında, davacının Paris Sözleşmesinin 2. mükerrer 6. ve 1.mad.göre davacının Türkiyede tanınmış markası için koruma talep edebileceği, davalı markasının 6769 sayılı SMK 5/1-g. mad. göre hükümsüzlük koşullarının oluştuğu kanaatine varılmıştır. 6769 Sayılı SMK 6/9 maddesinde kötüniyetli marka başvurularının reddine karar verileceği, SMK 25/1 maddesinde de 6. Madde de sayılan hallerden birinin bulunması halinde mahkeme tarafından markanın hükümsüzlüğüne karar verileceği düzenlenmiştir. Davacının uluslararası tescilleri bulunan ve dünyanın en büyük spor organizasyonunun sponsoru olan tanınmış markasındaki özgün logonun kabul edilebilir hiçbir gerekçesi bulunmaksızın davalı tarafça tescilinin, haksız yarar sağlama amaçlı ve kötüniyetli olduğu, kötüniyetli tescil nedeniyle de tescilli olduğu tüm sınıflarda hükümsüzlüğüne karar verilmesinin yerinde olduğu, markanın tescil tarihi ile dava tarihi arasında 5 yıllık sessiz kalma süresinin dolmadığı gibi, kötüniyetli tescilde de sessiz kalma iddiasının ileri sürülemeyeceği anlaşılmakla aksi yöndeki istinaf sebepleri haklı görülmemiştir. Bununla birlikte davacı markasının tanınmış marka olduğu ve yurt dışı tescillerinin bulunduğu karar gerekçesinde açıklanmakla birlikte, mahkemenin davacının gerçek hak sahipliği iddialarını ispatlayamadığına yönelik gerekçesinin çelişki teşkil ettiği ve yerinde görülmemiştir. Mahkemece davaya konu logonun eser vasfında olup olmadığı,  davacının telif hakkı bulunup bulunmadığı konusunda herhangi bir inceleme ve değerlendirme yapılmadığı halde, telif hakkı ve fikri mülkiyet hakkına dayalı gerekçeye yer verilmesinin de yerinde olmadığı anlaşılmakla, kararın gerekçesine yönelik davalı istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, kararın HMK 353/1-b.2. mad. gereğince kaldırılmasına,  davanın düzeltilmiş gerekçe ile kabulüne, davalı adına tescilli ... tescil nolu markanın SMK 5/1-g maddesi ve SMK 6/9 maddesi gereğince hükümsüzlüğüne karar verilmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1- Davalı vekilinin istinaf isteminin KISMEN KABULÜ ile,3- Bakırköy 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 25/09/2020 tarih, 2019/407 E., 2020/225 K. Sayılı kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince gerekçesi düzeltilerek  KALDIRILMASINA, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına,3-Davanın kabulüne, davalı adına tescilli 2016/33384 tescil nolu markanın hükümsüzlüğüne, karar kesinleştiğinde sicilden terkinine,4- İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;4/a-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL karar harcından peşin alınan 44,40 TL'nin mahsubu ile 383,20 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 4/b-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan: 44,40 TL başvurma harcı, 44,40 peşin harç, 6,40 TL vekalet harcı, 1.000,00 TL bilirkişi ücreti, 150,00 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam  1.245,20 TL'nin, davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, 4/c-Davalı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan  yargılama gideri olmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, 4/ç- Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre 25.500,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, 5- İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;5/a-İstinaf talebi kabul edildiğinden davalı tarafça yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine,5/b-İstinaf yargılaması için davalı tarafından yapılan 148,60 TL istinaf yoluna başvurma harcı, 50,00 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 198,60 TL'nin davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine,5/c-İstinaf yargılaması içindavacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 5/ç-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,6- 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda,  20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 15/02/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"4bb9acfbc403cf6a","SID":"8a817578f4a469a9"}}