{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>DOSYA NO: 2024/241 <br>KARAR NO: 2024/594<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>TARİHİ: 04/12/2023<br>NUMARASI: 2023/50 E. - 2023/773 K.<br>DAVANIN KONUSU: 3. Şahıs Tarafından Açılan Menfi Tespit<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 21/03/2024<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan  inceleme sonucunda; <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;  Davacı vekili dava dilekçesinde;  İstanbul ... İcra Dairesi'nin ... esas sayılı dosyası ile davalılar ... ve  ... tarafından diğer davalı ... ve dava dışı ... şirketi aleyhine ilamsız icra takibi başlatıldığını, devamında müvekkiline 89/1 ve 89/2 haciz ihbarnameleri ile nihayetinde 89/3 haciz ihbarnamesi gönderilerek müvekkilinin ...'ye olan borcunun icra dosyasına ödenmesinin istenildiğini, ancak müvekkilinin icra dosyası borçlusu olan davalı ...'ye hiçbir borcunun olmadığını, ...'nin de müvekkilinden hiç bir alacağının bulunmadığını, bu nedenle İİK md. 89 hükmüne istinaden gönderilen haciz ihbarnamelerinin haksız ve dayanaksız olarak gönderildiğini, müvekkilinin ...ye borçlu olmaması sebebi ile yasal süresi içerisinde işbu menfi tespit davasını açtıklarını, davanın kabulü ile İİK md. 89/3 uyarınca müvekkilinin İstanbul .... İcra Dairesi'nin ... esas sayılı dosyasından ötürü davalılara borçlu olmadığının tespitine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yüklenilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Asliye ticaret  mahkemelerinde görülen bu uyuşmazlıkta dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı olduğunu, menfi tespit davalarında dava açılmadan önce arabulucuya başvurma dava şartı yerine getirilmediğinden bahisle davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, yurt dışında ticaret ile uğraşan müvekkili ...'nun sahibi olduğu  ... Şirketi'nin ...'ye ait ... LİMİTED ŞİRKETİ'nden makine almış olup bu makinelere ilişkin olarak 10.000,00 Euro ön ödeme yaptığını, ancak Diğer Davalıca makine teslim edilmediğini, dolayısıyla diğer davalının verdiği taahhüdü yerine getirmediğini, taraflarınca , diğer davalı tarafından teslim edilmeyen makineye ilişkin davalı müvekkilinin yapmış olduğu ödeme sebebiyle diğer davalı aleyhine icra takibine geçildiğini ve borçluya İstanbul ... İcra Dairesi ... E. Sayılı dosyadan Örnek No 7 ödeme emri tebliğ edildiğini, ardından diğer davalı tarafından her ne kadar ödeme emrine itiraz edilmiş ise de diğer davalının borcunu kabul ettiğini ve tarafların arabulucuda anlaştıklarını, nitekim taraflar arasında akdedilen araculucu tutanağı işbu dilekçenin ekinde de sunulduğunu bu arabulucu tutanağı ile diğer davalı borcunu 3 eşit taksit halinde ödemeyi taahhüt ettiğini, ödeme tarihlerinin 20/06/2022, 20/07/2022 ve 20/08/2022 kararlaştırıldığını,  İlk iki taksit kararlaştırılan tarihten geç olsa da  ödenmiş olup yapılan bu ödemelerin davacı ...'nin ... Bankası ... İban nolu hesabından gönderildiğini, nitekim ödemeye ilişkin davacı ile yapılan ... yazışmaları ve ödeme dekontları  işbu dilekçenin eki niteliğinde sunulduğunu, ancak son taksitin ödemesi yapılmadığını, davacı tarafından açılan bu menfi tespit davasından sonra dahi davacı borcunu kabul ederek taraflarına borcun bir kısmına ilişkin ödeme yaptığını ve geri kalan borcu içinde süre talep ettiğini nitekim bu hususa ilişkin Whatsapp yazışmaları ve davacı tarafından yapılan ödemenin dekontu işbu dilekçenin eki niteliğinde sunulmuş olup bu durum davacı'nın borcunu kabul ettiğini ve işbu menfi tespit davasını kötü niteli ikame ettiğini açıkça ortaya koyduğunu, menfi tespit davası açarak, takibi sürüncemede bırakmayı amaçlayan davacı aleyhine,  dava konusu alacağın yüzde kırkından aşağı olmamak üzere tazminata hükmedilmesi gerektiğini, öncelikle davanın usulden reddine, mahkeme aksi kanaatte ise sunulan deliller ve ispat vasıtaları neticesinde esasa girilerek haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddine, ara karar oluşturularak borcun tamamının davacı tarafça teminat olarak yatırılmasına, işbu davanın açılmasında ve borcun ödenmemesinde tamamen kötüniyetli olan davacı aleyhine %40'dan az olmamak üzere tazminata hükmolunmasına, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesi Kararı: Mahkemece; \"1-Davanın Konusuz kalması sebebi ile esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına, 2-Esas hakkında karar verilmediğinden davalı lehine tazminat hükmedilmesine yer olmadığına, 3-Harçlar kanunu gereğince alınması gereken 89,95-TL eksik harcın davacıdan alınarak hazineye irad kaydına,4-Davalılar ... ve ...  kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T göre hesaplanan 17.900,00-TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılar ... ve ...'a verilmesine, \" karar verilmiştir. İleri Sürülen İstinaf Sebepleri: Davacı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yerel Mahkeme gerekçeli kararda \"...davacının başkasının borcunu ödemesi sebebiyle...\" demek suretiyle davacı müvekkilinin borçlu olmadığını ifade ettiğini, ancak neticeten davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği yerde esas hakkında karar verilmesine yer olmadığı kararı vermesinin hatalı olduğunu,  müvekkilinin icra dosyasının tarafı olmadığını davanın açıldığı tarihte ve sonrasında da icra dosya borçlusuna borcu olmadığını,  davalının alacaklılar da bunu kanıtlayamadıklarını, müvekkilinin davasında haklı olup bunun mahkeme ilamıyla da saptanması gerekirken ve davalı alacaklının dayanaksız iddialarının aksine dava konusu icra dosyasındaki borçtan müvekkilinin sorumlu olmadığının açık olmasına rağmen, davanın kabulüne karar verilmeden yargılamanın karar verilmesine yer olmadığı hükmü ile sonlandırılmasının usul ve esas yönünden hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek, yerel mahkemece verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu  belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. İstinafa Cevap:Davalı vekili istinaf başvurusuna karşı cevap dilekçesi sunmamıştır.  Gerekçe ve Sonuç: HMK'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak,  istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede;Dava, üçüncü kişi tarafından İİK md. 89/3 uyarınca açılan menfi tespit istemine ilişkindir.  İstanbul ... İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı takip dosyasında davalılar arasındaki makina alış verişinden kaynaklı bakiye borç olan 4.000,00 Euro için, arabuluculuk  tutanağına icra edilebilirlik şerhi verilerek davalı ... aleyhine   takip yapıldığı,   ilamlı takip yapıldığı, davacıya 89/1-89/2  haciz ihbarnamelerinin tebliği üzerine , 30.12.2022 tarihli 89/3 haciz ihbarnamesi düzenlendiği ve 11.01.2023 tarihinde tebliğ edildiği, eldeki davanın hak düşürücü süre içinde açıldığı anlaşılmıştır. İİK md. 89/3 maddesi uyarınca birinci ve ikinci haciz ihbarnamesine itiraz edilmemesi sonucu 3. Kişide takip borçlusunun alacaklı olduğu, alacağın  3. Kişinin zimmetinde  olduğu kesinleşir.  3. Kişi   borçlunun borcunu icra dairesine ödemez ise üçüncü  haciz  ihbarnamesi gönderilerek on beş gün içinde borcu ödemesi veya malı teslim etmesi ya da aynı süre içinde menfi tespit davası açması gerektiği bildirilir. Bu bildirim üzerine menfi tespit davasının açıldığına dair belge 20 gün içerisinde icra müdürlüğüne verildiğinde dava sonuna kadar 3. kişi hakkındaki icra işlemleri durur. Davalı vekili 09.10.2023 tarihli duruşmada; \"...  tarafından borç ödenmiştir, ancak icra harcı yatırılmadığı için dosya kapatılmamıştır, haricen tahsil beyanı dosya içerisinde bulunmaktadır, icra dosyasından bir alacağımız kalmamıştır, 89/3 ihbarnamesinden sonra ödemeleri davacı taraf gerçekleştirmiştir \" şeklinde beyanda bulunmuş, ödeme dekontlarını ibraz etmiştir. İcra dosyasına da haricen tahsil bildiriminde bulunulmuştur.  Davacı tarafından davalı alacaklının hesabına 11/09/2023 tarihinde 25.000 TL, 18/09/2023 tarihinde 20.000 TL, 18/08/2023 tarihinde 66.000 TL ve 20/09/2023 tarihinde 2.500 TL nin icra dosya borcuna ilişkin olmak üzere gönderildiği görülmektedir. Davacı taraf  ödemelerin  davacının şirketin muhasebecisi ve şirket ortağının eşi olması sebebiyle yapıldığını,  yoksa borçlu olduklarını kabul anlamına gelmediğini  ileri sürmüş ise de, davacının 1. Ve 2. Haciz ihbarnamelerine itiraz etmemesi nedeniyle alacağın zimmetinde olduğu hususunun kesinleştiği,  3. Haciz ihbarnamesi ile bu alacağı ödemesi istenen, takibin tarafı haline gelen  davacının menfi tespit davası açıldıktan sonra takip borcunu ödemesi üzerine  borç sönümlendiğinden eldeki menfi tespit talebi konusuz kalmıştır. Davanın konusuz kalması halinde, artık dava hakkında yargılama yapılmasına ve hüküm verilmesine ve  her iki tarafın da davanın esası hakkında karar verilmesinde hukuki yararı kalmadığından  mahkemece, davanın konusuz  kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesinde bir isabetsizlik söz konusu değildir. Takip nedeniyle kendisine haciz ihbarnameleri tebliği ile  borcu ödemek zorunluluğu bulunan  davacının kendi hesabından yaptığı ödemelerde bu konuda bir açıklama da bulunmadığı gözetildiğinde  ödemelerin borçlu şirket adına yapıldığını kabule olanak bulunmamaktadır. Davanın konusuz kalması durumunda, HMK 331 m. gereğince, mahkeme yargılama giderleri ile sınırlı olarak davanın açıldığı tarihte tarafların haklılık durumuna göre, davanın açılmasına sebebiyet verme durumuna göre nisbi vekalet ücreti, harç ve yargılama giderinden hangi tarafın sorumlu tutulması gerektiğini  belirler. Somut olayda, davalı alacaklı icra edilebilirlik şerhi verilen arabuluculuk  tutanağına dayalı ilamlı icra takibi başlatmış olup, davacıya haciz ihbarnameleri  usulüne uygun tebliğ edilmiş ve 3. Kişi olan davacı tarafından  takip dosyası borcu yargılama sırasında ödendiğinden  davanın açılmasına davalı alacaklının sebebiyet vermediği,  konusuz kalan  davada yargılama giderlerinden davacının sorumlu tutulması gerektiği anlaşılmıştır.  Ayrıca, davacı vekili eldeki davanın maktu harca tâbi olduğundan bahisle davalı taraf lehine maktu vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğini ileri sürmüş ise de,  İİK’nın 89/3. maddesinde yapılan harca ilişkin düzenlemede amaç; açılacak menfi tespit davalarının maktu harca tâbi olması öngörülerek, iyiniyetli üçüncü şahısların kolaylıkla menfi tespit davası açmak suretiyle iddialarını ispatlaması olanağı sağlamaktır. Diğer yandan davanın konusu bedele ilişkin olduğundan mahkemece dava değeri olarak haciz ihbarnamesinde belirtilen 94.527,09 TL üzerinden hükmedilmesi gereken vekâlet ücreti karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT’nin üçüncü kısmına göre takdir edilmesi gereken nispi vekâlet ücretidir. ( Yargıtay HGK  2017/(19)11-946 - 2021/540  ). Sonuç olarak, dosya kapsamında iddia ve savunmaya, saptanan dava niteliğine ve  toplanıp değerlendirilen delillere göre  kararda gösterilen yasal ve yeterli gerekçeye dayalı kurulan hükümde bir isabetsizlik bulunmadığı, davacı vekilinin, istinaf başvuru sebeplerinin yerinde olmadığı  anlaşılmıştır.  Davacı vekilinin İstinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Usûl ve yasaya uygun İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 04/12/2023 tarih ve 2023/50 E., 2023/773 K. sayılı kararına karşı davacı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 269,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 157,75‬ TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3-Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,6-Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin İlk derece Mahkemesince yerine getirilmesine,6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 21/03/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"d940b439a3d39e6f","SID":"7ff2afa2146f5453"}}