{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>DOSYA NO : 2024/246 <br>KARAR NO: 2024/595<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>TARİHİ: 06/04/2017<br>NUMARASI: 2016/808 E. - 2017/240 K.<br>DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 21/03/2024<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;<br>G E R E Ğ İ  D Ü Ş Ü N Ü L D Ü: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin  davalı şirketle hiçbir alakası olmadığını, davalı şirketin başka şahısların borcundan dolayı müvekkili şirkete haciz için geldiklerini, haciz için gelen kişilerin müvekkili şirket yetkililerini tehdit ettiklerini müvekkil şirketten 100.000 TL para aldıklarını, ayrıca toplam 128.300,00 TL bedelli üç senedin icra memurunun işyerini boşaltırım tehditleri ile  imzalatıldığını, bu nedenlerle müvekkilinin zorla ve kandırılarak  haciz esnasında alınan senetlerden ve imzatılan belgelerden dolayı borçlu olmadığının tespitine, ihtiyati tedbir kararı verilmesini, mahkeme masrafları ile vekalet ücretinin karşı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; İstanbul ... İcra Müdürlüğ'nün ... esas , ... Esas , ... Esas  ... Esas ve ... Esas sayılı dosyaları ile borçlular ... ,ve ... Tic LTD ŞTİ hakkında icra takibi başlatıldığını borçlulara 28/07/2016 tarihinde hacze gidildiğini, davacının baskı iaddiasının asılsız olduğunu, davacıların 29/07/2016 tarihli protokol ile borçlular ... ve ... Tic LTD ŞTİ nin borcunu üstendiklerini ,davacılar ... ve ... ın bonoya aval verdiğini,bu nednelerle davanın açılmamış sayılmasına, haksız ve kötüniyetli açılan davanın reddine, davacıların alacağı %20 den az olmamak üzere inkar tazminatına hükmedilmelerine, yargılama giderleri  ile vekalet ücretinin karşı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesi Kararı: Mahkemece; \"Davanın HMK 120 , 114 , 115 maddleri gereğince dava şartı yokluğundan USULEN REDDİNE,\" şeklinde  karar verilmiştir. İleri Sürülen İstinaf Sebepleri: Davalı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yerel Mahkemece yapılan yargılama sonucu Harçlar Kanunu'nun 30 ve 32. maddeleri uyarınca eksik yatırıldığı tespit edilen nispi peşin harcın tamamlanmasına ilişkin davacı tarafa usulüne uygun ihtarat içerir şekilde kesin süre verildiğini, davacının, bu sürede eksik harcı tamamlamadığından 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 150. maddesi gereğince dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verilmesi gerektiği göz önünde bulundurulmadan davanın usulden reddine karar verildiğini, İşbu sebepten dolayı hükümde yer alan davanın usulden reddi kısmının kaldırılıp, dosyanın işlemden kaldırılması işlemi yönünden incelenmesi talepleri ile kesin sürede harç tamamlanmadığından dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. İstinafa Cevap: Davacılar vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; Davalı tarafın katıldığı duruşmada davayı takip ettiğini belirtip davanın usulden reddini talep ettiğini, yerel mahkeme de davalının talebi üzerine davayı usulden reddedip davalı yararına vekalet ücreti verdiğini,  karar tarihinden 7 yıl sonra davalı tarafın  ''usulden red kararı yerine dosya işlemden kaldırılmalıydı '' şeklinde kendisi ile çelişen ve kötü niyetli olduğu açıkça belli olan bir gerekçeyle ve hiçbir hukuki yararı olmadığı halde kötü niyetle istinaf başvurusunda bulunduğunu, işbu davanın usulden reddedildiği için taraflarınca yakın zamanda davalı tarafa karşı İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/779 Esas sayılı dosyadan menfi tespit davası açıldığını, davalı tarafın bu istinaf başvurusunu, menfi tespit davası açmış olmalarına karşın derdestlik itirazında bulunmak ve yargılamayı uzatmak amacıyla yapmış olduğunu,  davalı tarafın istinaf taleplerinin gerçeği yansıtmadığını belirterek istinaf taleplerinin reddine, karar verilmesini talep etmiştir. Gerekçe ve Sonuç: HMK'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak,  istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede;Dava İİK 72. Maddesine dayalı menfi tespit istemine ilişkindir. Davacılar vekili ,  toplam 128.300,00 TL bedelli üç senedin  icra memurunun işyerini boşaltırım tehditleri ile  imzalatıldığını , bu nedenlerle müvekkilinin zorla ve kandırılarak  haciz esnasında alınan senetlerden ve imzatılan belgelerden dolayı borçlu olmadığının tespitine karar verilmesi istemi ile eldeki davayı ikame etmiştir. Mahkemece , davacı vekiline  24/11/2016 tarihli ara kararı ile ,  28.000 TL üzerinden nisbi harç yatırıldığı ancak menfi tespit isteminin 128.300 TL üzerinden olduğu,  eksik 100.300 TL üzerinden nisbi harcı, HMK 120 maddesi gereğince tebliğden itibaren 2 haftalık kesin süre içinde tamamlanması aksi halde dava dosyasında HMK 114-115 maddesi gereğince dava şartı yokluğundan usulen red  kararı verileceği yönünde  02/12/2016 tarihinde muhtıra  tebliğ edildiği,   eksik nisbi harcın  tamamlanmadığı, 06/04/2017 tarihli duruşmaya davacı vekilinin katılmadığı , davalı vekilinin ise  dosyayı takip edeceğini beyanla, davanın usulden reddine karar verilmesini talep ettiği bunun üzerine mahkemece   davanın HMK 120 , 114 , 115 maddeleri gereğince dava şartı yokluğundan usulen reddine karar verildiği görülmektedir. Somut olayda, davanın davalı vekili tarafından takip edildiği ve davalı vekilinin talebi gibi  usulden  reddine karar verildiği gözetildiğinde davalı vekili istinaf talep etmiş ise de; davanın usulden reddine dair verilen karara karşı davalı vekilinin istinaf talebinde hukuki yararının bulunmadığı, bu nedenle HMK 352. Maddesi gereği usulden reddi gerektiği kanaatine varılmıştır. Davalı vekilinin İstinaf başvurusunun HMK 352 maddesi gereğince, usulden reddine karar verilmesi karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Davalı vekilinin ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nun 341/4. maddesi delaletiyle 6100 Sayılı HMK'nun 352/1/b. maddesi gereğince USULDEN REDDİNE,2-İstinaf talebinin esası incelenmediğinden taraf vekili tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar ve ilam harcının talebi halinde yatırana iadesine,3-6100 Sayılı HMK' nun 326/1 maddesi gereğince davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin davalı üzerinde BIRAKILMASINA, 4-6100 Sayılı HMK'nun 330. maddesi gereğince inceleme duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti tayinine YER OLMADIĞINA,5-6100 Sayılı HMK' nun 333. maddesi gereğince peşin alınan ve harcanmayan gider avansının İlk Derece Mahkemesince İADESİNE,6-6100 sayılı HMK'nın 7035 sayılı yasanın 30. maddesiyle değişik 359/3 maddesi gereğince kararın kesin olması nedeniyle ilk derece mahkemesince taraf vekillerine TEBLİĞİNE, Dair, 6100 Sayılı HMK'nun 352/1-b. maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan ön inceleme sonucunda, 6100 Sayılı HMK'nun 362/1-a. maddesi gereğince KESİN olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.21/03/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"86a57bfc4ca14158","SID":"2fe49020323da23f"}}