{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/669 <br>KARAR NO: 2024/405<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 16/12/2020<br>NUMARASI: 2018/1226  E. - 2020/641 K. <br>DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabul kısmen reddine dair verilen karara karşı, davacı ve davalı tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin, davalıdan satın aldığı 3 adet network ürününü paketini açmadan ve kullanmadan davalıya iade ettiğini, ürünlerin davalı tarafından teslim alınmasına rağmen satım bedelinin iade edilmediğini, iade faturalardan kaynaklanan cari hesap alacağının tahsili amacıyla İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında başlatılan takibe yönelik itirazın haksız olduğunu ileri sürerek, itirazın iptali ile takibin  devamına ve icra inkar tazminatına karar talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; taraflar arasında uzun yıllardır devam eden ticari ilişki kapsamında davacı şirketçe sipariş edilen ürünlerin müvekkilince satılarak teslim ettiğini, ürünlerin iadesi konusunda taraflar arasında bir uzlaşma veya akit bulunmadığını, ürünlerin ayıplı olmadığını, buna rağmen davacının tek taraflı iradesiyle ürünleri sebepsiz şekilde müvekkiline kargo ile iade ettiğini, iade işleminin dürüstlük kuralına aykırı olduğunu ve alacağın likit olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda;  \"...  Davacı tarafın ticari defterlerinin incelenmesinde, davacının davalı şirketten 5.739,76 TL alacağının olduğu,takip konusu faturaların davacının ticari defterlerinde yer aldığı, davacı tarafın ticari defterlerinin, sair vesaikin, muhasebe kayıtlarının TTK, m. 64, 65 VUK. M.229, 230, 231, 232 hükümlerine uygun şekilde tanzim edildiği hususunun bilirkişi incelemesi neticesinde tespit edildiği, böylelikle davacının ticari defter ve kayıtlarının HMK. m. 222 sahibi lehine delil niteliğini taşıdığı, davalı defterlerinin TTK ve VUK' na göre tutulduğu ve sahibi lehine delil niteliğine haiz olduğu, davalı yanın kendi defterlerine göre takip tarihi itibariyle davacıya 4.828,87 TL borçlu durumda olduğu, taraf defterlerinin karşılaştırılması sonucunda; farkın davacı tarafından davalıya düzenlenen faturaların döviz faturaları olarak dikkate alınması ve ayrıca davalıya düzenlenen 2 adet iade faturasından kaynaklandığı, dosya kapsamındaki bilgi ve belgelere göre tarafların ticari defterlerindeki 910,89 TL farkın ve takibe konu fazla miktarın davacı tarafça usulüne uygun delillerle ispat edilemediği, taraflar arasında düzenlenen fatura içerikleri incelendiğinde, bilirkişi tarafından mutabakatsızlık sebebi olarak bildirilen kısma ilişkin dosya kapsamında davacı tarafın haklı görülmesini sağlayacak delillerin bulunmadığı, davacının düzenlemiş olduğu faturaları ticari defterine kaydeden davalının ticari defterlerine göre davacıya 4.828,87 TL borçlu olduğunun tespit edildiği ve takip tarihi itibariyle davacının davalıdan 4.828,87 TL  alacağı olduğu anlaşılmakla, yerleşik Yargıtay uygulamaları da gözetilerek denetime açık ve hüküm kurmaya elverişli bilirkişi raporu da göz önünde bulundurularak davaya konu icra takibinde davacının belirtilen miktarda haklı olduğu..\" gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davalının İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasındaki itirazının 4.828,87 TL asıl alacak  ve ferileri yönünden iptaline, takibin asıl alacağı takip tarihinden itibaren  avans faizi işletilerek devamına, fazlaya dair istemin reddine, 4.828,87 TL'nin %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline, karar  verilmiştir. Bu karara karşı, taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Müvekkil şirketin 1.416 USD alacağı bulunduğunun belirlenmesine karşın talebin kısmen kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğunu, satın alınan 3 adet network cihazının paketi açılmadan iade edildiğini, ürünlerin kargo aracılığıyla 11.10.2017 tarihinde davalının çalışanı ...’e teslim edildiğini, iade nedeniyle düzenlenen faturalarla müvekkilinin 1.416 USD cari hesap alacağı bulunduğunu, ürünlerin ve iade faturasının kabul edilmesine rağmen alacağın ödenmediğini, bilirkişi raporunda müvekkilinin 1.416 USD alacağı bulunduğunun belirlendiğini,Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın tam kabulüne, karar  verilmesini istemiştir.Davalı  vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Müvekkilince davacıya satılarak teslim edilen ürünlere ilişkin faturaların da tebliğ edildiğini, 3 adet network cihazının süresinde iade edilmediğini, ihbar süresi geçtikten sonra müvekkilinin yazılı onayı alınmadan, taraflar arasında bir akit bulunmadığı halde satılan emtiaların kargo ile iade edildiğini, ürünlerin ayıplı olmadığını,  iade edilen emtianın kabul  edilmediğini, satılan ürünlere ilişkin 13.800,24 TL fatura içeriğinden davacının üç ürünü seçerek iade faturası düzenlediğini, oysa ürünlerin davacı tarafından sipariş edildiğini, ürünlerin davacının tek taraflı iradesi ile iade edildiğini, iade edilen ürünlerin yerine yeni ürün verilebileceğinin davacıya bildirildiğini, davacının iade şeklinin dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, taraflar arasında emtia iadesine ve yabancı para cinsinden ticarete ilişkin bir sözleşme ilişkisi bulunmadığını, satılan ürünlerin muayene ve ihbar süresinden sonra, bir neden olmaksızın iade edilmesi nedeniyle davacının alacağı bulunmadığını, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine, karar  verilmesini istemiştir.<br>İNCELEME VE GEREKÇE Dava, satım sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla başlatılan takibe yönelik itirazın iptali ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne kısmen reddine, karar verilmiş; bu karara karşı, taraf vekillerince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.HMK'nın 341/2. maddesi uyarınca, miktar ve değeri 3.000,00 TL'yi geçmeyen malvarlığı davalarına ilişkin kararlar kesindir. Bu miktar, yeniden değerleme oranı ile hüküm tarihi olan 2020 yılı itibariyle 5.390,00 TL'ye baliğ olmuştur. Davacı 6.669,36 TL alacağın tahsili için takip başlatmış olup, davalı takibin tamamına itiraz etmiştir. Dava dilekçesinde dava değeri takibin ferileriyle birlikte 7.853,44 TL olarak gösterilmiş ve takipte istenen asıl alacak tutarı ile takip ferileri yönünde itirazın iptali talepli dava açıldığı anlaşılmıştır. İlk derece mahkemesince davanın kısmen kabulü ile takip konusu asıl alacağın 4.828,87 TL'lik kısmına yönelik itirazın iptali ile takibin bu miktar üzerinden devamına karar verilmiştir. Davada reddedilen tutar ise harca esas değere göre 3.024,57 TL'dir.  Buna göre davada kabul edilen ve reddedilen tutar yönünden, kararın her iki taraf yönünden de kesin nitelikte olduğu anlaşılmaktadır. HMK' nın 346. maddesi gereğince kesin karara yönelik istinaf başvurusu ile ilgili olarak ilk derece mahkemesince karar verilebileceği gibi, bu konuda olumlu ya da olumsuz bir karar oluşturulmadan istinaf incelemesine gönderilen dava dosyaları hakkında aynı Yasa'nın 352/1.b maddesi gereğince istinaf mahkemesince de karar verilmesi mümkündür. Bu açıklamalar ışığında, kanun yolu başvurusuna konu edilen kararın, karar tarihi itibariyle kesin nitelikte olması nedeniyle istinafı kabil bir karar olmadığı anlaşılmakla, davacı ve davalı vekilinin istinaf başvurularının ayrı ayrı reddine dair aşağıdaki karar verilmiştir.<br>KARAR: Yukarıda açıklanan gerekçelerle;  1-İlk derece mahkemesinin istinafa konu kararı HMK'nın 341/2. maddesi gereğince karar tarihi itibariyle kabul edilen ve reddedilen tutarlara  göre kesin nitelikte olduğundan, her iki taraf vekillerinin istinaf dilekçesinin  HMK'nın 346. maddesi gereğince ayrı ayrı  reddine,2-Taraflarca  tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının, talep hâlinde, ilk derece mahkemesince taraflara iadesine,3- Taraflarca   yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraf vekillerine tebliğine,5-Dosyanın  kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 346 ve 352/1.b maddeleri uyarınca dosya üzerinde yapılan ön inceleme sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 14.03.2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"9c05826a49a5b0ab","SID":"ff21e6ea057a170a"}}