{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>16. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>DOSYA NO: 2022/915 Esas<br>KARAR NO: 2024/532<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 16/02/2022<br>NUMARASI: 2020/319 Esas -  2022/105 Karar<br>DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 20/03/2024<br>İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu; <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile davalı-borçlu arasında akdedilen franchise ve yatırım destek sözleşmesi gereğince cari hesap şeklinde işleyen ticarette, müvekkili şirketin davalıdan 18.10.2019 takip tarihi itibarı ile 71.035,23TL ana para nakit alacağının bulunduğunu, alacağın tahsili amacı ile davalı aleyhine İstanbul ...İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalının yetkiye, alacağa ve faiz oranına, tamamen hukuka aykırı bir şekilde itiraz ettiğini, Franchize ve Yatırım Destek Sözleşmesinde, yetkili Mahkeme ve İcra Dairelerinin, İstanbul Adliyesi olduğu açıkça belirtildiğini, borçlunun açıkça kötü niyetli olarak muaccel borcuna itiraz ettiğini, borçlu davalının temerrüdü halinde uygulanacak faiz oranının, sözleşmenin 27.7 maddesinde açıkça %25 olarak belirlendiğini, borçlu davalının faize yaptığı itirazında da kötü niyetli olduğunu, icra takibine itirazın iptali ile takibin 71.035,23 TL üzerinden devamına, davalı borçlunun %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderlerinin ve avukatlık ücretinin davalı borçluya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı taraf ile müvekkili arasında ticari bir anlaşma bulunduğunu, müvekkiline gönderilen ürünler karşılığında davacıya aylık belirli ödemeler yapıldığını, davacı tarafından haksız ve yersiz olarak müvekkilinin ana borcunun üzerine faiz işletilerek, borç miktarından daha fazlasının talep edildiğini, müvekkilinin vade farkı adı altında toplamda 71.053,23 TL borcu olduğunun belirtildiğini, bu durumun, davaya konu anlaşmazlığın doğmasına sebep olduğunu, müvekkilinin, haksız başlatılan icra takibine, her ne kadar ilk olarak borcu olmadığını belirterek tümüyle itiraz etmiş ise de esas olarak davacı şirkete ait hesap dökümleri incelediğinde, davacı şirkete 71.035,23 TL borcu olduğunu görerek davacı şirketi aradığını, fakat davacı şirketin alış veriş tutarına faiz uygulamakta ısrar etmesi nedeniyle, müvekkilinin de haklı olarak davacıya ödeme yapmadığını, müvekkilin davacı şirkete 45.000TL borcunun kaldığını, bu borç için davacı şirkete senetler verildiğini beyanla davacı tarafından, haksız ve yersiz açılan davanın reddine, davacının %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatı ödemesine, yargılama giderleri ve ücreti vekaletin de davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstanbul 2.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 16/02/2022 tarih ve 2020/319 Esas - 2022/105 Karar sayılı kararıyla; \"...Yapılan açıklamalar karşısında, davalının cari hesap bakiyesinden kalan borcunu ödemediği, ödeme itirazında bulunarak borcu bulunmadığını savunmuş ise de kendi defterlerinin usulüne uygun tutulmadığından sahibi lehine delil vasfının dahi olmadığı, usulünce tutulan davacı kayıtlarında cari hesap bakiyesinin ödendiği noktasında herhangi bir ödeme belgesi veya delil de olmadığından ödeme savunmasının ispatlanamadığından davacının icra takip tarihi itibariyle davalından 71.035,23 TL alacaklı olduğunun belirlenmesi karşısında SMMM bilirkişinin kök ve ek raporu doğrultusunda davanın kabulüne, ayrınca alacağın likit ve muayyen olduğu anlaşılmakla İİK 67.maddesindeki yasal koşullar oluştuğunda davacı lehine icra inkar tazminatına\" karar verilmiştir. <br>İSTİNAF İSTEMİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde; \"Davacı ile müvekkil arasında ticari bir anlaşma bulunmakta olup bu anlaşmaya göre müvekkile gönderilen ürünler karşılığında müvekkil tarafından aylık belirli ödemeler yapılmakta iken, davacı tarafından haksız olarak müvekkilin ana borcunun üzerine faiz işletilerek  müvekkilden borcundan daha fazlasının talep edildiğini, Davacı şirkette müvekkil ile görüşmeler sağlayan personelin yerine getirilen başka bir personel sonrasında müvekkilden cari hesabına faiz işletilerek müvekkilden vade farkı adı altında toplamda 71.035,23 TL borcu olduğu belirtildikten sonra müvekkil ile davacı şirket arasında davaya konu anlaşmazlığın çıktığını, Netice olarak müvekkilin davacı şirkete toplam borcu 45.000 TL olup, haksız faiz işletilmesi sonucu müvekkilin ile davacı tarafından müvekkile karşı yaptığı haksız icra takibindeki tutarlar arasında fark bulunduğunu,Davacı ile müvekkilin son anlaşmasında müvekkilin davacı tarafa 45.000 TL borcu olmakla birlikte bu borçlara karşılık olarak vermiş olduğu senetler bulunmakta olduğundan söz konusu açılan icra takiplerine itiraz edildiğini, Davacı ile müvekkil arasında imzalanan Franchise Sözleşmesinde vade farkı talep edilebileceğine ilişkin herhangi bir maddeye yer verilmediğini, ayrıca davacı ile müvekkil arasında imzalanan diğer sözleşmelerde de müvekkilden vade farkı talep edileceğine ilişkin bir hüküm bulunmadığını, Her ne kadar müvekkilin muhasebecisi tarafından usule uygun ticari defter kaydı tutulmamış olsa da bu durum müvekkilin davacı tarafa 71,035,23 TL borcu olduğu göstermediğini, esasen “Aldığı ürünlere karşılık ürünün alınan tarihte verilen ödeme evraklarından sonra\" müvekkilden vade farkı talep edilebilmesinin mümkün olmadığını, Esas olarak Ek'te sunduğumuz senetlerden de müvekkilin davacı taraftan aldığı ürünlere karşılık düzenli olarak senet ve çek verdiği ve müvekkilimin hiçbir ödemesini aksatmadığı, bütün ödemelerini zamanında yaptığını, müvekkilin davacıya kalan borcunun 45.000 TL olduğunu, buna ilişkin senetlerin halen davacı şirkette bulunduğunu.\" beyanla ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması istenmiştir. \t<br>GEREKÇE: Dava,  İİK'nın 67.maddesine dayalı olarak açılan itirazın iptali davasıdır.İlk derece mahkemesi tarafından, \"Davanın KABULÜ ile; Davalının İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyasına yönelik yapmış olduğu İTİRAZIN İPTALİ ile takibin kaldığı yerden aynı koşullar altında ve aynen devamına, -Alacağın likit ve muayyen olduğu anlaşılmakla asıl alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine.\" karar  verilmiştir. Hüküm davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir. İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Davacı ile davalı arasında faktoring ve yatırım destek sözleşmesi bulunduğu, davacının anılan sözleşmeler kapsamında oluşan cari hesap alacağının 71.035,23 TL olduğundan bahisle icra takibi ve akabinde itiraz üzerine itirazın iptali davası açtığı; davalının ise, davacıya bakiye borcunun 45.000,00 TL olmasına rağmen vade farkı adı altında haksız işletilen faiz nedeniyle davacının daha fazla talepte bulunduğunu savunarak davanın reddini istediği görülmüştür. Mahkemece yapılan yargılama, toplanan deliller ve aldırılan bilirkişi raporları ile; usulüne uygun tutulduğu anlaşılan davacı defterlerine göre takip tarihi itibariyle davacının davalıdan 71.035,23 TL alacaklı olduğu,  davalı defterlerine göre ise davacının 123.000,00 TL alacaklı olduğu, takip tarihinden sonra davalının  davacıdan 98.000,00 TL alacaklı olduğuna dair bir kayıt girildiği, ancak kaydın dayanağının bulunmadığı, davalı kayıtlarının davalının savunmalarıyla da örtüşmediği, davalı defterlerinin  usulüne uygun tutulmaması nedeniyle sahibi lehine delil vasfına da haiz olmadığı, tüm bu hususlar gözetildiğinde mahkemece davacı defterlerine üstünlük tanınarak davanın kabulüne karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığından, davalı vekilinin istinaf isteminin reddine karar verilmiştir. <br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalı vekilinin istinaf talebinin HMK'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Alınması gereken 4.852,41 TL harçtan, peşin alınan 1.213,10 TL harcın mahsubu ile bakiye 3.639,31 TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,  3-Davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.20/03/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"68e2354bb628ef50","SID":"dbfc9890b2e33497"}}