{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/557 <br>KARAR NO: 2024/256<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 27/11/2019<br>NUMARASI: 2016/217 E. -  2019/1263 K. <br>DAVANIN KONUSU: Genel Kurul Kararının Butlanı- İptali<br>Taraflar arasındaki genel kurul kararlarının butlanı ve  iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle;  müvekkili ile eşi ... davalı şirketin ortağı olduğunu, şirket hisselerinin %55'inin dava dışı  ..., geri kalan kısmının da müvekkiline ait olduğunu, dava konusu 12.02.2016 tarihli genel kurul toplantısına kadar  17 yıl boyunca her iki ortağın da şirketi münferit yetkili müdür olarak temsil ettiğini, ancak ...  davalı şirketteki çoğunluk payını kötüye kullanarak, TTK hükümlerine aykırı şekilde, müvekkilini müdürlükten azlettiğini ve kendisini tek yetkili müdür olarak seçtiğini, tek yetkili olarak usulsüz ve kukuka aykırı olarak işlemler yaptığını, müdür ortak dava dışı ... davalı adına kullanılan banka kredilerinden şahsi hesabına usulsüz aktarmalar yaptığını, şirkete borçlandığını ve şirket zor durumda olmasına karşın bunları geri ödemediğini, bu işlem ve eylemleriyle şirketi kötü yönettiğini, müvekkilinin ... gönderdiği 23.12.2015 tarih ve ... nolu ihtarla bu durumları bildirdiğini, aynı zamanda davalı şirketin de  07.01.2016 tarih ve ... nolu ihtarla,  ... borcunu ödemesini istediğini, şirketin bu nedenlerle kredi geri ödemelerinde ve borç ödemelerinde sıkıntıya girdiğini, söz konusu kredilerin geri ödemesinin vade tarihinde yapılabilmesi amacıyla müvekkil, son iki aylık dönem içinde 250.000TL şirket içine şahsi hesaplarından para transfer etmek zorunda kaldığını, müdür ortak  ... kötü yönetime son verme ve borcunu şirkete ödeme taleplerini yerine getirmediğini, kredi geri ödemelerinin yapılabilmesi için müvekkilinin 250.000,00 TL şirket hesabına şahsi hesabından para gönderdiğini, ...  usulsüz yöntemlerle müvekkilinin, şirketteki faaliyetlerini engelleme ve müdürlükten azli için işlemlere başladığını, ...'ın müvekkilinin şirketteki müdürlük yetkisini kaldırmak, kendi işlemlerini ibra etmek amacıyla tek taraflı olarak hazırladığı \"gündem maddeleri\" ile usulsüz/geçersiz müdürler kurulu yaptığını, ... müdürler kurulu toplantısı için 13.01.2016 tarih ve 1950 nolu davet mektubu gönderdiğini, müvekkilince, bu davete verilen yanıtta tek taraflı belirlenmiş gündemle, müdürler kurulunda karar alınamayacağı, bu gündemle yapılacak genel kurulun, tarafların ihtilaflı olduğu bu aşamada \"kötü niyetli\" olduğunun  açıkça bildirildiğini, bu çerçevede müvekkilinin 18.01.2016 tarihinde yapılan müdürler kurulu toplantısında genel kurulun yapılmasına muhalefet ettiğini, TTK md. 617.maddesinin (c) bendine göre limited şirketlerde, genel kurulun müdürler tarafından toplantıya çağrılacağı hükmünün yer aldığını, TTK'nın 624.maddesinde ise şirketin birden fazla müdürünün olması halinde, bunlardan birinin genel kurul tarafından başkan olarak atanması gerektiğinin belirtildiğini, ancak, davalı şirketin \"müdürler arasından başkan seçilmesine\" dair herhangi bir kararı bulunmadığını, yine TTK md.624/3 gereği birden fazla müdürün varlığı halinde bunların çoğunlukla karar alabileceği, eşitlik halinde başkanın oyuna üstünlük verileceğini kabul ettiğini, oysa ..., davalı şirkette \"müdürlerin başkanı\" şeklinde bir sıfatı bulunmadığını, ... yetkisiz şekilde, TTK hükümlerine aykırı olarak usulsüz ve geçersiz müdürler kurulu toplantısı yaptığını, bu usulsüz toplantı sonucunda belirlediği gündem maddeleriyle de,  genel kurul çağrısı yaptığını, usulüz/geçersiz 18.01.2016 tarihli müdürler kurulu toplantısına istinaden yapılan 12.02.2016 tarihli  genel kurulu ve genel kurulda alınan kararların  da yok hükmünde olduğunu, davacının, genel kurulun usulsüz olduğunu, alınacak kararlara itiraz ettiğini ve oy kullanmayacağını tutanağa geçirdiğini, toplantıda şirket müdürlerinin yetkilerinin kaldırılmasına, müdür olarak münferit imza ile sadece ... temsil etmesi ve ayrıca 2012-2013 ve 2014 yıllarına ait finansal tabloların kabulüne karar verildiğini, kısaca ...'ın müvekkilinin şirketteki müdürlük yetkisini kaldırmak amacıyla, çoğunluk payını dürüstlük kurallarına aykırı kullanarak genel kurul toplantısı yaptığını, yapılan bu genel kurul toplantısının yoklukla malul olduğunu, kötü yönetimi, borçlanma yasağına aykırı davranması ve bu durumun davalı şirketin ödeme aczine düşmesine neden olduğunun kendisine ihtar edildiğini, ... kötü niyetli olarak, müvekkilinin müdürlükten azli ile kendisinin tek başına müdür olabilmesi için dürüstlük kurallarına aykırı şekilde genel kurul kararları alındığını, ...  hukuka aykırı işlem ve fiillerine yasal kılıf bulmak, bunları örtbas etme gayretinde olduğunu, bunu da  müvekkilini TTK'ya, dürüstlük kurallarına aykırı şekilde genel kurula zorladığını, tarafların ihtilaflı olduğu koşullarda tek taraflı ve kötü niyetli şekilde hazırlanmış gündem maddeleriyle, usulsüz/geçersiz müdürler kurulu toplantısı ile davalı şirket genel kurul kararları alındığını, bu toplantı sonucunda diğer müdür ortak davacıyı müdürlükten azletmek suretiyle, davalı şirketi keyfi olarak yönetmek ve hesap vermemek istediğinde olduğunu, 12.02.2016 tarihli genel kurul toplantısı ve alınan kararların  öncelikle yok hükmünde olduğunu, ...ın usulsüz çağrısı, kötü yönetime son verme ve borcunu davalıya ödemesi taleplerine muhatap kalmasından dolayı, hakkın kötüye kullanılması suretiyle ve dürüstlük kuralına aykırı olarak genel kurul kararları aldığını ileri sürerek, 12.02.2016 tarihli genel kurul kararlarının yok hükmünde olduğunun tespitine, bu talebin kabul görmemesi halinde genel kurul kararlarının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle;  TTK'nın 617 maddesine göre limited şirketlerde genel kurulu müdürlerin toplantıya çağırdığını, davalı şirkette münferiden ve tek başına yetkili olan müdür ...'ın müdürler kurulu toplantısındaki kararı ile olağan genel kurul toplantısı yapılmasına karar verilmiş olmasında yasa hükümlerine aykırı bir durum söz konusu olmadığını,  TTK'nın 617 ve devamı maddeleri uyarınca limited şirketlerde de genel kurul toplantısı yapılması zorunluluğu getirildiğinden dava konusu şirkette olağan genel kurul toplantısı yapılmasında ve bu konuda karar alınmasında kötü niyet söz konusu olmadığını, ...'ın usulsüz çağrı yaptığının ileri sürüldüğünü, ancak  yapılan çağrı uyarınca her iki ortak ve müdürün toplantıya katıldığını, oylarını ve kararlarını müdürler kurulu toplantı tutanağına yazdırdığını, TTK'nın 617.maddesine göre çağrısız genel kurul için anonim şirket hükümleri uygulanacağından tüm ortakların katılımı ile çağrı şartlarına uyulmaksızın genel kurulun toplanıp karar alabileceğini, 18.01.2016 tarihli müdürler kurulu toplantısında davacı tarafın toplantıya katıldığını, toplantı gündemi ile 12.02.2016 tarihinde olağan genel kurul toplantısı yapılmasına karar verildiğini öğrendiğini, buna rağmen usulsüz çağrı iddiasının hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olup TMK'nın 2.maddesi uyarınca hukuk düzeni tarafından korunmasının mümkün olmadığını, davalı  şirket müdürünün çağrısı ile 12.02.2016 tarihinde olağan genel kurul toplantısı yapıldığını, bu toplantıya davacının temsilcisi vasıtası ile katıldığını, hazır bulunanlar listesini imzaladığını, TTK'nın 620. maddesine göre genel kurullar ortakların paylarının toplamının salt çoğunluğuyla karar alınacağını,  genel kurula katılan iki ortaktan biri olan ... paylarının toplamının 165.000 TL olduğunu,  çoğunluk sahibi olduğunu ve alınan kararların yeterli ve geçerli olduğunu,   gerek şirket sözleşmesinin 10.maddesine gerekse TTK 630.maddesine göre müdürlerin görevden alınması, değiştirilmesi ve yenisinin tayin edilmesi yönünden genel kurulun tam yetkili bir organ olduğunu, her ne kadar davacı ortak ve diğer şirket ortağı ... şirket sözleşmesinde müdür olarak atanmış iseler de eski TTK 543.maddesindeki ayırım ve 161.maddeye yapılan atfın yeni TTK'nın 630/1.maddesinde kaldırılmış olması sebebiyle, genel kurulun sözleşme ile tayin edilmiş müdürü görevden alma yetkisinin olduğunu,  bu hususun ayrıca şirket sözleşmesinin 10.maddesinde de genel kurulun müdürleri değiştirme yetkisine sahip olduklarının  kabul edildiğini, eski şirket müdürü ...'ın azli veya yetkisinin sınırlandırılması konusunda İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/162 Esas sayılı dosyasında dava açıldığını, açılan davanın konusuz kaldığını,  müdürler kurulu toplantısının iptali yönünde bir dava açılmasının mümkün olmadığını, müdürler kurulu kararı ve gündemi ile ilgili tüm hususların tartışılması ve karara bağlanması genel kurulunun görev ve yetkisinde olduğundan ve bu hususta genel kurulda gerekli gündem maddeleri oylanıp, karara bağlanmış olduğundan bu yöndeki davacı iddialarının da yasal  dayanağı bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; \"... Dava, davalı şirketin 12/02/2016 tarihli olağan ortaklar genel kurulunun yok hükmünde olduğunun tespiti, bu kabul görmememsi halinde genel kurul kararlarının iptali  taleplidir. TTK.nun 620. maddesine göre limited şirket ortaklar genel kurulunda bir karar alınabilmesi icin, ayrıca bir yasal düzenleme bulunmadığı ve şirket ana sözleşmesinde aksi öngörülmediği takdirde genel kurul kararları toplantıda temsil edilenlerin oylarının salt çoğunluğu ile alınır. Farklı nisap aranan haller saklıdır. TTK.nun 622. maddesine göre, anonim şirket genel kurul kararlarının butlanına ve iptalihe ilişkin hükümler  kıyas yoluyla limited şirketlerde de uygulanacaktır.Davacının şirket ortağı olduğu, bu davayı açmakta taraf sıfatı, hukuki yararı olduğu anlaşılmıştır. Yine davanın, TTK.unn 445. maddesine göre 3 aylık hak düşürücü süre içinde açıldığı, şirketin merkezi itibariyle davanın kesin yetki kuralına uygun şekilde mahkememizde açıldığı  anlaşılmaktadır.İptal davasını muhalefet şerhi koyan pay sahibi açabilir. Eldeki davada davacı belli bir maddeye muhalefet şerhi yazdırmamıştır. Ancak davacı  toplantı başında (ki Yargıtay kararlarında karar alınmadan önce konulan muhalefetler dahi geçersizdir) usulsüz çağrı yapıldığını ileri sürmüştür.Esasen iptal talebi yönünden muhalefet şerhinin dava şartıdır. Bununla birlikte butlan talebi de mevut olduğundan çağrı ve alınan kararlar irdelenmek durumunda kalınmıştır. Davacı, davalının şirket müdürü olmakla birlikte tek müdürü olmadığını ve tek başına genel kurula çağrı yapamacağının ileri sürerek toplantının ve alınan kararların yok hükmünde olması gerektiğini ileri sürmüştür. Ayrıca mahkeme aksi kanaatte ise de, kararların iptaline karar verlimesini talep etmiştir.Davalı şirket ortaklık yapısı itibariyle, iki ortaklı olup, davacı ...  %45, dava dışı ... %55 oranında pay sahibi olarak ortak durumundadır. Ayrıca her iki ortak da münferit imza ile yetkili durumundadır.12/02/2016 tarihli genel kurul, 18/01/2016 tarihli çağrı mektubu ile toplanmıştır. Dava dışı müdür ..., 18/01/2016 tarihli müdürler toplantısında, genel kurul toplantı gündemini belirleyerek çağrı hazırlamış, davacının da hazır bulunduğu müdürler toplantısında davacı, davacının buna yetkisinin de olmadığını belirterek genel kurul yapılmasına muvafakatı olmadığını şerh düşmüştür.Belirlenen günde dava dışı müdür ve ortak ...’ın asaleten, davacının temsilen hazır bulunduğu şekilde toplantı yapılmıştır.TTK.nun 617. maddesine göre genel kurula çağrı müdürler tarafından yapılır. Genel kurul toplantı gününden en az 15 gün önceden toplantıya çağrılır. TTK.nun 624. maddesine göre  birden fazla müdür olması halinde bunlardan biri genel kurul tarafından müdürler kurulu başkanı tarafından atanır ve müdürler kurulu çoğunlukla karar alır. Şayet oylarda eşitlik olursa başkanın  oyu üstün sayılır. Davacı şirkette müdürler kurulu başkanı olarak dava dışı ...’ın seçildiğine dair bir genel kurul kararının mevcut olmadığını ileri sürererk çağrının yetkisiz kişi tarafından yapıldığından sahisle yokluk iddiasında bulunmuştur. Ancak TTK.nun 617. maddesine göre genel kurulun, münferit iki müdürden biri tarafından toplantıya çağrılmasında yokluk gerektiren bir durum görülmemiştir. Aksi halde bu gibi iki ortaklı ve müdürlü şirketlerde genel kurulun toplanması mümkün olmaz ki şirketin organsızlığı sonucu doğar. Eldeki davada çağrı yapan münferit yetkili müdür olup, bir müdürler kurulu başkanı da seçilmediğinde göre, müdürün yetkisiz olduğundan söz edilemez.  12/02/2016 tarihli genel kurulu toplantısında paylar %100 oranında temsil edilmiştir. Diğer bir ifadeyle toplantı ve karar nisabı hususlarında da butlan sebebi mevcut değildir.Toplantıda alınann kararların iptali gerekip gerekmediği konusunda ise tek tek alınan kararların incelenmesi gerekir.Toplantının 3. maddesinde 2012/2013 ve 2014 yılı müdürler kurulu faaliyet raporları okunarak oy çokluğu ile kabul edilmitir. Toplantının  4 . maddesinde ise  2012/2013 ve 2014 yılı müdürler kurulu finansal tabloları okunarak oybirliği ile kabul edilmediği karara bağlanmıştır. Toplantının 5. maddesinde iki müdür birbirlerinin ibrasında olumsuz oy kullanarak iki müdürn de ibra edilmediği kararlaştırılmıştır.6. Maddesinde kalan karın ihtiyat olarak ayrılması teklifi görüşülerek oyçokluğu ile reddedilmiştir.7. Maddesinde mevcut iki müdürün görev ve yetkilerinin sona erdirilmesine karar verilmiş, müdür olarak ... aday olmuş, oyçokluğu ile 5 yıl süreliğine, aylık 15.000 TL ücretle münferit imza yetkisi ile müdür olarak atanmasına karar verilmiştir.8. maddesinde rekabet yasağı konusunda müdüre izin verilmemesine karar verilmiştir. Nihayet 9. maddesinde oyçokluğu ile ... Ltd.Şti.nin bağımsız denetçi olarak atanmasına karar verilmiştir. Bir mali müşavir bağımsız denetçi marifetiyle şirket defter ve kayıtları üzerinde incelem yaptırılmış, bilirkişi, 04/11/2019 tarihli raporunu sunmuştur.Raporda özetle, toplantıya çağrıda usulsüzlük olmadığı, butlan sebebinin olmadığı; ancak 3, 7 ve 9 maddelerinin iptalinin gerektiği belirtilmiştir. Bilirkişi raporu mahkememizce denetlenmiş, çağrının usulsüz olmadığına ilişkin görüşü, yukarıda açıklandığı gerekçelerle mahkememizce de benimsenmişse de, rapordaki diğer tespitlere itibar edilememiştir.Öncelikle karar sırasında veya karardan hemen sonra belirtilen bir muhalefet şerhi yoktur.  Aksi halde dahi, bilirkişi 7 nolu maddeye göre dava dışı ...’ın kendisini müdür olarak seçmesinin, pay sahiplerine ızrar kastı içerdiğini ve dürüstlük kuralına aykırı olduğunu mütala etmiştir. Limited şirketlerde genel kurulun her zaman şirket müdürünü görevden alma ve onun yerine başkasını atama yetkisine sahip olduğu (TTK’nın 630/1), TTK’nın 617/3. maddesi atfı ile toplantıya çağrı, azlığın çağrı ve öneri hakkı, gündem ve öneriler, çağrısız genel kurul, hazırlık önlemleri, yetkisiz katılma konularında anonim şirketlere ait hükümler-bakanlık temsilcisine ilişkin olanlar hariç- kıyasen uygulanacağı, bu anlamda müdürün görevden alınmasında TTK’nın 364. maddesinin kıyasen uygulanacağı, finansal tabloların görüşülüp oyçokluğu ile kabul edildiği ve kanunda gerekli nisapla müdür seçimi yapıldığı anlaşılmaktadır. Bu bakımdan bilirkişi raporuda bu kararın, diğer ortağın zararına hareket olarak  dürüstlük kuralına aykırı olduğu mütalaa edilmişse de mahkememizce bu görüşe itibar etmek mümkün olmamıştır. Yeni TTK döneminde çoğunluk pay esasının geçerli olduğu, %55 pay sahibinin oyuyla müdür seçiminde usulsüzlük olmadığı, müdürün göreve başlayıp diğer ortağın zararına iş ve eylemler yapmadıkça peşinen yapacağı kabul edilerek dürüstlük kuralına aykırılıktan söz edilemeyeceği, bu türde eylemleri olursa da ileride sorumuluk davası açılabileceği ancak bunun genel kurul iptal sebebi olmadığı kanaatine varılmıştır. Azınlığın haklarını kullanmasını önleyen veya yasaklayan objektif iyiniylet kurallarına aykırı bir durum yoktur. Şirkette %45 pay sahibi olan ortak, %55 pay sahibi ortağın, tek başına kendi oyuyla müdür seçilmesi mümkün değildir diyemez. Burada esasen tartışılması gereken müdür için takdir edilen 15.000 TL ücretin fahiş olup olmadığıdır ki bu konuda da ücretin fahiş olması nedeniyle iptali gerektiğine ilişkin bir iddia veya ücrete karşı muhalefet şerhi de bulunmamaktadır. Toplantının 9. maddesi ile bağımsız denetim firması genel kurul tarafından özel denetçi olarak belirlenmiştir. Bilirkişi, genel kurulun 9. maddesi ile özel denetçinin ismen belirlenmesinin kanuna aykırı olduğunu ve iptalinin gerektiğini belirtmiştir. Muhalefet şerhi olmadığı için iptalin tartışılmayacağı belirtilmiştir. Burada, butlan halinin olup olmadığı, genel kurulun ismen özel denetçiyi belirleme yetkisinin olup olmadığı üzerinde durulması gerekir. TTK.nun 438. maddesine göre her pay sahibi şirkete özel denetçi atanmasını talep edebilir. Bunun görüşülüp karara bağlanacağı yenr genel kuruldur. Genel kurul bu talebi ya onaylar ya da reddeder. Genel kurul özel denetçi atanmasına karar verirse yani onaylarsa, TTK.nun 438/2 maddesine göre şirket veya her bir pay sahibi 30 içindende  şirket merkezinin bulunduğu  yerdeki asliye ticaret mahkemesine başvurarak  özel denetçi atanmasını talep talep eder.  Şayet genel kurul bu talebi reddederse o halde de, TTK.nun 439. maddesine göre sermayenin en az onda biri , halka açık anonim şirketlerde yirmide birini oluşturan pay sahipleri veya paylarının itibari değeri en az bir milyon TL olan pay sahipleri,  üç ay içinde  şirket merkezinin bulunduğu  yerdeki asliye ticaret mahkemesine başvurarak özel denetçi atanmasını talep talep eder. Mahkeme özel denetçi atanması koşulları varsa bağımsız denetim firmalarının bulunduğu listeden resen atama yapar.Her iki halde mahkemenin vereceği karar kesindir. Eldeki dosyada ise genel kurul, kendisi bir bağımsız denetim firmasını ismen seçmiş olup, burada TTK.nun 438 vd maddelerindeki müessse işletilmemiştir. Genel kurul her saman kendisi için bir özel denetçi atayabilir. TTK.nun 438. maddesi “Pay sahibinin kişisel hakları” başlığı altında düzenlenen haklardan biridir ve pay sahibinin talebi olması halinde izlenecek prosedürdür. Bu nedenle butlan hali de yoktur. Yargılama sırasında davalının iki tanığı dinlenmişse de, davanın mahiyeti itibariyle tanıkla ispatı mümkün olmayan davalardan olup, zaten toplantı tutanağından anlaşılan hususları tekrarlayan tanık beyanları da yok sayılmıştır. Açıklanan sebeplerle bilirkişi raporuna kısmen itibar edilerek aşağıdaki şekilde davanın reddine dair hüküm kurulmuştur. ... \"  gerekçesiyle, davanın reddine; 12/02/2016 tarihli genel kurul toplantısının çağrının usulüne uygun olmadığı iddiasına dayalı yok hükmünde olduğunun tespiti  ile iptali talebinin  reddine karar  verilmiştir.  Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı  vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; %55'i  ...  ait olan davalı şirketin 12.02.2016 tarihinde usulsüz olarak genel kurul toplantısı yaptığını, genel kurul yapılması  kararının yetkisiz kişi olan ... tarafından alındığını, genel kurul toplantı kararı alındığı tarihlerde müvekkil ile ...'ın şirketin müdürü konumunda olmasına rağmen, aralarından bir başkan seçilmeksizin genel kurul çağrısı yapıldığını,   bu sebeple  davacının ihtirazi kayıt koyduğunu,  genel kurulun yapılış amacının müvekkilinin azınlık haklarını elinden almak suretiyle, dürüstlük kurallarına aykırı olarak kendine haksız çıkar sağlamak olduğunu, mübrez tek bilirkişi raporu bulunduğunu, raporda,  ...'ın müdürler kurulunda başkan olarak seçilmediği, dolayısıyla çağrı yapmaya yetkili olmadığı, müvekkilin müdürlük yetkisinin elinden alınması ve ... kendisine 15.000TL maaş bağlamasının azınlık pay sahiplerini ızrar kastı güttüğünün belirtildiğini,  ilgili genel kurula götüren sürecin salt müvekkilinin zararına hareket edilmesi kastıyla ve ayrıca ... kişisel çıkar sağlamak amaçlı olduğunu, davacının  itiraz kaydı koymasına rağmen ilk  derece mahkemesinin toplantının başında alınan itiraz kaydının geçersizliğine hükmetmesinin de hatalı olduğunu, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve 12.02.2016 tarihli genel kurulun öncelikle yokluğuna,  aksi görüş halinde iptaline veya bazı maddelerinin iptaline karar verilmesini  istemiştir. <br>İNCELEME VE GEREKÇE Dava, limited şirket genel kurul kararlarının yok hükmünde olduğunun tespiti, bu mümkün değilse  TTK'nın 622. madde yollamasıyla aynı Kanun'un 445 vd. maddeleri gereğince iptali istemine ilişkindir.  İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf  nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davacı,  davalı limited  şirketin  12.02.2016 tarihli olağan genel kurul toplantısında alınan kararların yok hükmünde olduğunu, çağrının yetkisiz kişi tarafından  yapıldığını, yok hükmede olduğu gibi alınan kararların iptalinin de gerektiğini ileri sürmüştür. Davacı ortak, genel kurula çağrının dava dışı diğer ortak ve müdür ... tarafından usulsüz 18.01.2016 tarihli müdürler kurulu toplantısına istinaden yapılmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, bu sebeple genel kurulun yok hükmünde olduğunu ileri sürmüştür. Ticaret sicil kayıtlarının incelenmesinde; davalı şirketin 25.11.1999 yılında kurulduğu, şirketin davacı ile dava dışı ... ile iki ortaklı olduğu, davacının %45 (135.000,00 TL) dava dışı ...'ın %55 (165.000,00 TL) oranında pay sahibi olduğu, 01.12.199 tarihli ve 4931 sayılı Ticaret  Sicil  Gazetesi ilanına göre davacı ile dava dışı ...'ın müdür olduğu ve 20 yıl boyunca şirketi münferiden temsile yetkili olduklarının belirtildiği görülmektedir. Davalı şirket ana sözleşmesinin 9.maddesinde şirketi müdürlerin yöneteceği ve temsil edeceği belirtilmiştir. Bu durumda, davalı şirketin, davaya konu genel kurul toplantı çağrısının yapıldığı tarihte iki müdürü vardır ve her iki müdür de münferit temsil ve ilzama yetkilidirler. Davaya konu genel kurul çağrısından önce müdür ... 13.01.2016 tarihinde müdürler kurulu toplantısına davet  yazısı ile genel kurulun yapılması amaçlı olarak  davacıya 18.01.2016 tarihinde müdürler kurulu toplantısına katılması çağrısında bulunmuş, davacı 15.01.2016 tarihli ihtarnamesi ile bu davete cevap vermiş, 18.01.2016 tarihinde yapılan müdürler kurulu toplantısına katılmış ve 12.02.2016 tarihinde genel kurul yapılmasına itiraz ettiğini bildirmiş, 18.01.2016 tarihli bu müdürler kurulu toplantısına göre ...'ın olumlu oyu ile 12.02.2016 tarihinde genel kurul yapılmasına karar verilmiştir. Davacıya, genel kurul toplantı çağrısının, gündemin, toplantı yerini ve saatini içerir şekilde usulüne uygun tebliğ edildiği konusunda ihtilaf yoktur. Toplantı gündemi ve çağrı usulüne uygun şekilde 22.01.2016 tarihli Ticaret Sicil Gazetesi'nde ilan edilmiştir.   Davadaki temel sorun, münferit temsil ve ilzam yetkisi bulunan müdür ...'ın tek başına genel kurulu çağrı yetkisinin bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.  TTK'nın 617. maddesi uyarınca, limited şirket genel kurulunu toplantıya çağırma yetkisi müdürlere verilmiştir.  TTK'nın 624. maddesi uyarınca, şirketin birden fazla müdürünün bulunması hâlinde, bunlardan biri şirketin ortağı olup olmadığına bakılmaksızın, genel kurul tarafından müdürler kurulu başkanı olarak atanır. Başkan olan müdür veya tek müdürün bulunması halinde bu kişi, genel kurulun toplantıya çağrılması ve genel kurul toplantılarının yürütülmesinde olduğu gibi, genel kurul başka yönde bir karar almadığı ya da şirket sözleşmesinde farklı bir düzenleme öngörülmediği takdirde, tüm açıklama ve ilanları da yapmaya yetkilidir. Birden fazla müdürün varlığı halinde bunlar çoğunlukla karar alırlar. Eşitlik halinde başkanın oyu üstün sayılır. Bu yasal düzenlemeye göre, şirketin birden fazla müdürü varsa, genel kurul bir müdürler kurulu başkanı seçer. Eğer başkan seçilmiş ise genel kurulu çağrı yetkisi başkana aittir. Yine, Yasa hükmüne göre, temsil ve ilzam konusunda genel kurul farklı bir düzenleme yapabilir. Yasa'nın 624/2. maddesinde, genel kurulun farklı bir düzenleme yapabileceği açıkça hükme bağlanmıştır. Yine aynı maddenin 3. fıkrasında da şirket sözleşmesinin, müdürlerin karar almaları konusunda değişik bir düzenleme öngörebileceği hükme bağlanmıştır.Somut olayda, davalı şirketin ana sözleşmesinde konuyla ilgili bir hüküm bulunmadığı görülmekte olup dava dışı ortak ve müdür ... 13.01.2016 tarihinde müdürler kurulunu toplantıya çağrı için diğer ortak ve müdür davacıya çağrı göndermiş,  18.01.2016 tarihinde  davacı  müdür bu toplantıya katılmış  genel kurul yapılmaması dava dışı diğer ortak ise  genel kurul yapılması yönünde oy kullanmıştır.  Ticaret  Sicil Gazetesinde  bu karara dayanarak genel kurul ilanı yapıldığı görülmektedir. Davalı şirkette davacı %45 hisse ile  dava dışı ... ise %55 hisse ile hissedar olup her iki ortak da münferiden yetkili şirket müdürüdür. Davalı  şirkette birden fazla müdür bulunmakla birlikte  davalı şirket genel kurulu tarafından  bir müdürler kurulu başkanı atanmamıştır.  Genel kurula çağrı yetkisi, tek müdür bulunması hâlinde ona; birden çok müdür bulunması hâlinde  ise müdürler kuruluna verilmiş olup bu durumda   müdürler kurulu başkanı olarak atanmayan dava dışı ortak ...'ın tek başına genel kurulu çağrı yetkisi bulunmadığı anlaşılmaktadır. Bu nedenle ticaret siciline sunulan ilan metninden diğer ortak ...'ın tek başına aldığı karara dayanarak yaptığı,  geçerli bir müdürler kurulu kararına dayanmayan çağrının geçersiz olduğu açıktır. Geçerli bir çağrı bulunmadan yapılan genel kurul toplantısında, TTK'nın 617/3.maddesi atfıyla Aynı Kanun'un 416. maddesinde düzenlenen çağrısız genel kurulun şartları da mevcut değildir. Bu durum, 12.02.2016 tarihinde yapılan toplantıda alının kararların yok hükmünde sayılmasına neden olacağından, mahkemece davanın kabulü ile davaya konu genel kurul kararlarının yok hükmünde olduğunun tespitine karar verilmesi gerekirken, davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuştur (Benzer yönde Yargıtay 11.Hukuk Dairsinin 21.11.2016 tarih ve 2015/11756 Esas, 2016/8994 Karar sayılı, 02.05.2016 tarih ve 2015/9906 Esas, 2016/4887 Karar sayılı kararları). Bu nedenle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne karar vermek gerekmiştir.Dairemizin karar gerekçesine ve verilen hüküm dikkate alınarak,  davacı vekilinin diğer istinaf sebebinin incelenmesine gerek kalmamıştır.Açıklanan bu gerekçelerle;  HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile  ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına ve davanın esası hakkında Dairemizce yeniden hüküm kurulmasına ve neticede davanın kabulüne dair aşağıdaki hüküm verilmiştir. <br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca kabulü ile ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına, davanın esası hakkında Dairemizce yeniden hüküm kurulmasına, bu doğrultuda;1-Davanın kabulü ile İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünün  ... sicil numarasında kayıtlı  davalı  ...Ticaret Limited Şirketi'nin  12.02.2016  tarihli  olağan genel kurul toplantısında alınan kararların yok hükmünde olduğunun tespitine,2-Harçlar  Kanunu uyarınca alınması gereken  427,60 TL maktu  karar ve ilam harcından, davacı tarafından peşin yatırılan  29,20 TL  TL harcın mahsubuna, bakiye  398,40‬ TL karar ve ilam  harcının  davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,3-Davacı tarafından yatırılan 29,20 TL başvurma harcı ile 29,20 TL peşin harcın toplamı olan 58,40 TL harç giderinin davalıdan  alınarak davacıya verilmesine,  4-Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca belirlenen 17.900,00 TL maktu vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Davacı tarafından yapılan 98,50 TL tebligat ve müzekkere gideri, 900,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 998,50 TL yargılama giderinin, davalıdan alınarak davacıya verilmesine,  6-Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 7-Avanslardan artan kısımların, karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine, 8-İstinaf aşamasındaki harç ve yargılama giderleri yönünden:a)Davacı tarafından yatırılan 148,60 TL istinaf kanun yoluna başvuru harcının  Hazineye gelir kaydına,b)İstinaf kanun yoluna başvuran davacı tarafından yatırılan 54,40 TL peşin istinaf karar harcının, talep hâlinde ve karar kesinleştikten sonra, ilk derece mahkemesince davacıya iadesine, c)Davacı tarafından harcanan 148,60 TL başvuru harcı gideri ile 45,00 TY posta gideri olmak üzere toplam 193,60 kanun yolu giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,d) Artan gider avansının karar kesinleştiğinde iadesine,9-Gerekçeli kararın  Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce  taraf vekillerine tebliğine,10-Karar kesinleştikten sonra dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353/1.b.2. maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 22.02.2024  tarihinde, oybirliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"e8f58ddc15c80bd2","SID":"33fb6f31cf4b15fa"}}