{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. KONYA BAM   6. HUKUK DAİRESİ     <br>T.C.<br>KONYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  6. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: <br>KARAR NO\t: <br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br><br>BAŞKAN\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>KATİP\t\t: ...  (...)<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: KONYA  ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 01/06/2023<br>NUMARASI\t\t:  Esas  Karar<br><br>İSTİNAF EDEN DAVACI\t: ... - T.C Kimlik No: ...<br>VEKİLİ\t: Av.... -[<br><br>DAVALILAR\t: 1- ... - T.C Kimlik No: ...<br>VEKİLİ\t: Av. ... -<br>\t: 2- ... - T.C Kimlik No: ...<br>\t <br>\t: 3- <br>DAVA\t\t: Tapu İptali ve Tescil<br><br>İSTİNAF KARARININ<br>KARAR TARİHİ\t: 20/03/2024<br>YAZIM  TARİHİ\t: 20/03/2024<br>Davacı tarafından davalılar aleyhine Konya . Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas  sayılı dosyası ile açılan tapu iptal ve tescil davasında 01/06/2023 tarihinde tesis edilen davanın kısmen kabulüne ilişkin karara karşı, davacının istinaf kanun yoluna başvurması üzerine, üye hakimin görüşleri alındıktan sonra dosya incelendiğinde;<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı ... Yapı Kooperatifi’ne 20.03.2003 tarihinde üye olduğu ve kooperatifte     bulunan ''K blok 3. Kat No 14'' üzerinde hak sahibi olduğunu, kooperatif ile arsa sahipleri arasında 10.06.2015 tarihli protokol tanzim edildiğini ve bu tanzim edilen protokolün 3. maddesinde “.... ada,. ve .. parselde bulunan kooperatif tarafından yapılan dairelerin tamamını arsa sahipleri, kooperatifin belirteceği üyelere devrini yapacaklardır. Bu devirler esnasında kooperatifin çıkaracağı borç listesi üzerinden üyelerden tahsilat yapılacak ve bu tahsilatlar 2 nolu maddede belirtilen toplam borç miktarından mahsup edilecektir. Tüm tapu devirleri ve tahsilatlar tamamlandıktan sonra kalan bakiye kooperatiften talep edilecektir. Bu daire tapu devirleri yapılırken kalacak son 4 daire tapusunu arsa sahipleri uhdelerinde TEMİNAT olarak tutacak olup tüm borç kapandığında bu dairelerde belirlenen üyelere devredilecektir.” ibaresinin geçtiğini, bu protokol maddesine göre davalıların, müvekkili olan ...'ın üzerinde hak sahibi olduğu K Blok Daire 14'ün teminat olarak kendilerine bırakılmış olduğunu bildikleri halde, aralarında anlaşarak tamamen kötüniyetli bir şekilde davalı ...'a dava konusu taşınmazı tapuda muvazaalı olarak devrettiklerini, davaya konu taşınmazı devralan davalı ... isimli şahsın ekonomik anlamda söz konusu kooperatif dairesini satın alabilecek  güce sahip olmadığını  ayrıca tapu kayıtlarında davaya konu taşınmazın değerinin düşük gösterilmiş olduğunu bu nedenle bedel muvazaasının da mevcut olduğunu, hatta davalı tarafça taşınmazın bedeli ilgili hükme göre miktar itibariyle banka yolu ile ödenmesi gereken tutarda  olup haricen yapmış oldkları inceleme ve araştırmalar neticesinde ne banka yolu ile ne de nakit olarak devir sırasında herhangi bir surette para ödenmemiş olduğunu öğrendiklerini, 10.06.2015 tarihinde yapılan protokolden yaklaşık bir buçuk yıl sonra kooperatif ile arsa sahipleri arasında 04.11.2016 tarihinde yeni bir protokol  imza edildiğini, imza edilen bu yeni protokole göre kooperatifin, arsa sahiplerine ödemesi gereken borç için 03.11.2016 düzenleme, 04/11/2016 vade tarihli 600.000 TL'lik bono verdiğini, ayrıca bu protokol ile ilk protokoldeki “borcun ödenmediği halde teminat olarak verilen taşınmazların satılacağına” dair olan satış iradesinin de geçersiz kılındığını ve söz konusu bononun 2. İcra Müdürlüğü tarafından (Esas No: ....) takip edilmekte olduğunu ve yürütülen takibe göre de senet bedelinin yarısının tahsil edildiğini, arsa sahiplerinin takip yaparak alacaklarının çoğunu tahsil etmelerine rağmen, dava konusu teminat olarak bırakılan taşınmazları yakınlarına düşük bir bedelle tapuda devir olarak göstererek mal kaçırdıklarını, bu nedenlerle taşınmaz satış işleminin muvazaalı ve butlanla sakat olduğunu, bu nedenlerle yolsuz tapu kaydının iptali ile söz konusu taşınmazın müvekkili adına tescilinin sağlanmasını, bunun mümkün olmaması halinde taşınmazın bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek en yüksek faizi ile birlikte müvekkile ödenmesini talep ve dava etmiştir. <br>Davacı taraf 28/03/2023 havale tarihli ıslah dilekçesiyle; dava konusu taşınmazın bedelinin 325.000-TL olarak artırılarak ıslah edilmesine ve bu 2. terditli fer'i istemlerinin  kabulü halinde, bu parasal değerlerin dava tarihinden itibaren en yüksek banka reeskont faizleriyle birlikte ödettirilmesine, davanın dayandığı somut maddi olayları kanıtlamış  olduklarından dolayı, terdit sırasıyla, ilkin dava konusu  taşınmazın yolsuz olarak mevcut tapu  kütüğünün iptaliyle, müvekkili adına tesciline, bu istemlerin mümkün görülmezse dava konusu taşınmazın parasal rayiç bedeli olan 325.000-TL'nin dava tarihinden itibaren en yüksek banka reeskont faizleriyle birlikte müvekkiline parasal olarak ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>CEVAP: Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili ile davacı arasında yapılan herhangi bir sözleşme olmadığını, dolayısı ile davacı tarafın bu konuda dava ehliyetinin olmadığını öncelikle davanın bu nedenle reddinin gerektiğini, davacının teminat olarak verildiği iddiasının da doğru olmadığını, müvekkili adına kayıtlı arsa üzerine kaçak yapılan binalar nedeni ile alınan yıkım kararı sonrasında diğer davalı kooperatifin acze düşmesini engellemek amacı ile taraflarınca ruhsatlandırıldığını bu nedenle taraflarının yedinde bulunan bir taşınmazın taraflarına teminat olarak verilmesinin de teknik olarak mümkün olmadığını, diğer davalı kooperatif ile aralarında yapılmış birden fazla sözleşme olduğunu ve diğer davalının bu sözleşmelerden kaynaklanan edimlerini yerine getirmediğini, hatta bu nedenle bu sözleşmelerden kaynaklanan davalarının da bulunduğunu, yapılan sözleşmeler gereğince öncelikle ödemesi gereken bakiye borcun ödenmediğini, kooperatif adına tahakkuk ettirilmiş olan SGK borcu nedeni ile taraflarınca ödenmesi için verilen  bonoya ilişkin sözleşmede hiçbir ibare olmamasına rağmen ibra sözleşmesi olarak değerlendirildiğini, dava dilekçesinde bahsedilen sözleşmenin üye borç listesinde belirtilen borçların iki aylık süre içinde taraflarına ödenmemesi halinde ayrıca bir işleme ihtiyaç kalmadan kooperatif tarafından hiçbir hak iddia edilmeyeceğine dair protokol olduğunu, diğer yandan belirtilen bononun ise taraflarınca SGK'ya yatırılan kooperatif borcu ve üyelerden tahsil edilen paradan sonra geriye kalan bakiye borca ilişkin olduğunu, bu borcun taraflarınca ödenmesinin sebebinin ise taraflarınca  kooperatif adına devredilmiş ve kooperatif tarafından sözleşme ile taraflarınca iadesi taahhüt edilen arsanın kooperatif tarafından SGK'ya olan borçlara teminat olarak gösterilmiş olması ve mahkeme tarafından verilen tescil kararına rağmen tescil edilemediğinden bu borcun taraflarınca yatırılmak zorunda kalındığını, bu binanın da hala kooperatifçe alınmış yapı kullanım belgesinin olmadığını ve müvekkilin yasal sorumluluğunun devam etmekte olduğunu, verilen bono ile kooperatifin taraflarına olan borcunun bittiği iddiasının da doğru olmadığını, devrin muvazaalı olduğu iddiasının da doğru olmadığını beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>Davalı ..... cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafça açılan dava hukuki dayanaktan yoksun olup reddi gerektiğini, söz konusu davada baştan beri davalı ...'a ait olup kura çekildiği tarih itibariyle binanın mevcut olmadığını, söz konusu binanın ruhsatı .....'a ait olup bu kuranın hukuki bir geçerliliği bulunmadığını, davacı tarafın bu konuda dava ehliyeti olmayıp davanın reddi gerektiğini, dairenin teminat olarak verildiği iddiasının ve devrin muvazaalı olduğu iddiasının da doğru olmadığını beyanla davanın reddini istemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ: İlk derece mahkemesince; \"....Davacı yargılamaya esas alınan kooperatif bilirkişi raporuna göre, davalı kooperatifin üyesi olduğundan ve üye kayıt tarihinden itibaren hazirun listesinde ismi bulunduğundan davacının yapmış olduğu ödemelerin üyelik vasfına ilişkin olarak gerçekleştirildiği ve emsali ödemelere nazaran eksik olsa dahi ödeme miktarları itibariyle usulüne uygun olduğu anlaşılmış olup, buna mukabil davalı kooperatifin üye kayıt defterinde, ne şekilde tahsis yapıldığı belirli olmasa dahi, davacı üye kayıt bilgilerinde belirtilen dava konusu K Blok 3. Kat, 14 nolu dubleks dairenin devri vaadinin yerine getirilmediği anlaşılmakla,  eskalasyon hesabı için dosya yeniden İnşaat Mühendisi ve kooperatif bilirkişisine tevdii edilmiş ve  neticeten düzenlenen bilirkişi raporuna göre; davacının, emsali üyelere göre eksik ödemesinin bulunduğu, aidat ödemelerini tam olarak gerçekleştiren  bir üyenin ödemeler sonrası devralacağı daire ile ödeme bedeli arasında 71.479,39 TL yararlanma elde edeceğinin tespit edildiği, bu yararlanma oranına göre davacının elde etmesi gereken yararlanma miktarı 49.744,35 TL olarak tespit edilmiş ve yapılan ödemelerin dava tarihine kadarki güncel değeri 176.431,54 TL olarak tespit edilmiş ve davacının gerçek zararının ödemelerinin güncel değeri ve bu bedelin sağlayacağı yarar miktarı olduğundan toplam zarar 49,744,35 TL + 176.431,54 TL = 226.175,89 TL olarak tespit edilmiştir. Ayrıntılı, gerekçeli, denetlenebilir bilirkişi raporu mahkememizce yargılamaya esas alınmıştır. <br>Tüm dosya muhtevası birlikte değerlendirildiğinde; davacının gerçek zararının 226.175,89 TL olduğu takdir ve kanaatine varılmış olup, bu bedelin talep gereği dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı kooperatiften tahsiline karar verilmiş olup, fazlaya ilişkin talep reddedilmiştir. Her ne kadar davacı taleplerinde en yüksek banka reeskont faizi uygulanmasını talep etmiş ise de; taraflar arasında ticari bir ilişki bulunmadığından yasal faiz uygulanmıştır. Yine her ne kadar tazminat bedelinin tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili talep edilmiş ise de; yukarıdaki izah edilen hususlar gereği dava konusu taşınmazın davalı ....'ye, davalı kooperatif tarafından devredildiğine dair herhangi bir delil bulunmadığından ve davalıların kötüniyetli hareketi ile davacının zarara uğratıldığı iddiasına dair herhangi bir muteber delil sunulmadığından, ilgili taşınmazın tahsisi durumu yalnızca davalı kooperatif ile davacı arasındaki ilişkiye matuf bulunduğundan terditli taleplerden tazminat talebi davalılar .... ve ... yönünden reddine karar verilmiştir...\" gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile; davacının terditli ilk talebi olan tapu iptal ve tescil talebinin reddine, davacının terditli ikinci talebi olan tazminat talebinin kısmen kabulü ile, 226.175,89 TL'nin davalı .... Kooperatifinden dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, davalılar....ve ... yönünden tazminat taleplerinin reddine karar verilmiştir. <br> İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; terditli (kademeli) davalarında fer’i nitelikteki 2.sıra istemleri kısmen kabul edilmeyerek, az miktarda olmak üzere 226.175,89-TL olarak hüküm kurulmasının yerinde olmadığını, dava tarihi itibariyle 325.000,00-TL'nin dava tarihinden itibaren en yüksek banka avans faizleriyle birlikte \"dayanışmalı\" olarak ödettirilmesine karar verilmesini gerektiğinin gözden kaçırılarak, eksik miktar üzerinden davanın kısmen kabulüne karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu beyanla istinaf taleplerinin kabulüne, hükmün kaldırılarak davanın tümden kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>Dava; kooperatif üyeliğinden kaynaklı tapu iptal ve tescil ve bu olmadığı takdirde tazminat istemine ilişkindir. <br>İstinaf incelemesi; Kamu düzenini ilgilendiren konularda resen, diğer yönlerden HMK'nın 355.maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılmıştır. <br>Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 10.11.2020 tarih 2020/14-519 Esas 2020/851 Karar sayılı ilamında \"....15. Eser sözleşmelerinin bir türü olan arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi, taraflara karşılıklı hak ve borçlar yüklemekte; yüklenici, finansı sağlayan arsa malikinin taşınmazı üzerine bina yapma işini üstlenmekte, arsa maliki ise inşa edilecek binadaki bir kısım bağımsız bölümlerin mülkiyetini yükleniciye devretmeyi vaat etmektedir. Arsa maliki ile yüklenici arasında düzenlenen inşaat sözleşmesi gereğince yükleniciden bağımsız bölüm temlik alınmasına dayalı olarak açılan tapu iptali ve tescil davaları ile ilgili olarak kanunlarımızda bir düzenleme mevcut olmadığından bu konulardaki uyuşmazlıkların çözümünde uygulanan 30.09.1988 tarihli ve 1987/2 E., 1988/2 K. sayılı Yargıtay İBBGK Kararı ile; “tapuda kayıtlı bir taşınmazın mülkiyetini devir borcu doğuran ve ancak yasanın öngördüğü biçim koşullarına uygun olarak yapılmadığından geçersiz bulunan sözleşmeye dayanılarak açılan bir cebri tescil davasının kural olarak kabul edilemeyeceği, bununla beraber Kat Mülkiyeti Kanununa tabi olmak üzere yapımına başlanılan taşınmazdan bağımsız bölüm satımına ilişkin geçerli bir sözleşme olmadan tarafların bağımsız bölüm satımında anlaşarak alıcının tüm borçlarını eda etmesi ve satıcının da bağımsız bölümü teslim ederek alıcının onu malik gibi kullanmasına rağmen satıcının tapuda mülkiyetin devrine yanaşmaması hâllerinde; olayın özelliğine göre Medeni Kanunun 2. maddesi gözetilerek açılan tescil davasını kabul edilebileceği” benimsenmiştir.<br>16. Yüklenicinin arsa payı karşılığı inşaat yapmakta olduğu veya arsa sahibinin aynı zamanda yüklenici sıfatıyla hareket ederek (yapsatçı konumunda) inşa etmekte olduğu binalardan bağımsız bölüm satın alınması hâlinde 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 184. maddesi gereğince üçüncü kişiye yapılacak temlikin yazılı olması yeterlidir.<br>17. Bu tür davalarda mahkemece öncelikle yüklenicinin edimini (eseri meydana getirme ve teslim borcunu) yerine getirip getirmediğinin, ardından sözleşme hükümlerindeki iskân koşulu (oturma izni) vs. diğer borçlarını ifa edip etmediğinin açıklığa kavuşturulması zorunludur. Bunun için de davaya konu temlik işleminin geçerli olup olmadığı, arsa maliki ile yüklenici arasında düzenlenen arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi gereğince yüklenicinin borçlarının neler olduğunun sözleşme hükümleri çerçevesinde incelenip değerlendirilmesi gerekmektedir.<br>18. Üçüncü bir kişinin, arsa sahibi ile yüklenici arasında düzenlenen arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi gereğince yükleniciye bırakılması kararlaştırılan bağımsız bölümü yükleniciden temlik alması hâlinde arsa sahibini ifaya zorlayabilmesi için bazı koşulların varlığı gerekir. TBK’nın 188. maddesi gereğince; “Borçlu, devri öğrendiği sırada devredene karşı sahip olduğu savunmaları, devralana karşı da ileri sürebilir”. Buna göre temliki öğrenen arsa sahibi, temlik olmasaydı önceki alacaklıya (yükleniciye) karşı ne tür defiler ileri sürebilecekse, aynı defileri yeni alacaklıya (temlik alan davacıya) karşı da ileri sürebilir. Temlikin konusu, yüklenicinin arsa sahibi ile yaptığı sözleşme uyarınca hak kazandığı gerçek alacak ne ise o olacağından, temlik eden yüklenicinin arsa sahibinden kazanmadığı hakkı üçüncü kişiye temlik etmesinin arsa sahibi bakımından bir önemi bulunmamaktadır. Diğer taraftan, yüklenici arsa sahibine karşı edimini tamamen veya kısmen yerine getirmeden kazanacağı şahsi hakkı üçüncü kişiye temlik etmişse, üçüncü kişi TBK’nın 97. maddesi hükmünden yararlanma hakkı bulunan arsa sahibini ifaya zorlayamaz. Anılan hususlara Hukuk Genel Kurulunun 25.11.2015 tarihli ve 2014/14-342 E., 2015/2685 K.; 22.11.2017 tarihli ve 2017/14-2265 E., 2017/1435 K.; 21.01.2020 tarihli ve 2018/23-240 E., 2020/43 K. sayılı kararlarında da değinilmiştir.<br>19. Başka bir ifadeyle, kural olarak inşaat sözleşmesinden kaynaklanan şahsi hakka dayalı davalarda tescile karar verilebilmesi için yüklenicinin eseri sözleşme koşullarına  uygun bitirip bitirmediği dolayısıyla tescile hak kazanıp kazanmadığının saptanması önem arz etmektedir. Burada yüklenicinin temel borcu, sözleşme gereği fenne ve amacına uygun bir bina meydana getirerek arsa sahibine teslim etmektir. Zira yüklenici bu nitelikleri haiz bir bina meydana getirmiş ve arsa sahibine teslim etmiş ise, sözleşmenin karşı edimi olan arsa payının-bağımsız bölümün- devrini ondan isteyebilir. Bu hak doğrudan yüklenici tarafından talep edilebileceği gibi, yüklenicinin kişisel hakkını devralan üçüncü kişi de yüklenicinin halefi olarak tescil isteminde bulunabilir. Ancak, yüklenicinin açtığı davalarda olduğu gibi halefi olan üçüncü kişilerin açacağı tescil davalarında da tescile hak kazanabilmesi için, yapının arsa sahibinin reddedemeyeceği seviyeye getirilmesi, ayıp ve eksiklikler varsa bunların yüklenicinin halefi olan üçüncü kişi tarafından tamamlanması veya bedelinin arsa sahibine ödenmek üzere depo ettirilmesi gerekir....\" hususunun belirtildiği,<br>Yargıtay 23.Hukuk Dairesi'nin 29.05.2012 tarih 2012/1244 Esas 2012/3758 Karar sayılı ilamında \"....Kural olarak, arsa malikleri ile yapılan arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinde, davacı ortak taraf olmadığından ve arsa maliklerince davacı ortağa karşı bağımsız bir taahhüt altına girilmediğinden, davacının  arsa sahiplerine karşı doğrudan dava açması mümkün değildir. Yine yüklenici konumunda olan kooperatifin, arsa sahiplerinden tapu talep edebilmesi sözleşmeden doğan yükümlülüklerini yerine getirmiş olmasına bağlıdır. Ortakların da kendilerine tahsis edilen konutun mülkiyetini isteyebilmeleri, genel kurullarda kararlaştırılan ve geçerliliğini koruyan parasal yükümlülüklerini yerine getirmiş olmaları halinde mümkündür. Öte yandan, yukarıda belirtildiği üzere, ilke olarak kooperatif ortağının arsa sahiplerine doğrudan dava açma hakları bulunmasa da tüm dairelerin arsa sahipleri adına tescilinin ardından, kooperatifin edimlerini yerine getiren ortakları için arsa sahiplerinden tapu devrini istemesi şeklinde bir uygulama benimsenmiş ise arsa sahiplerine husumet yöneltilebileceği kabul edilmelidir....\" hususunun belirtildiği, <br>Yargıtay 6.Hukuk Dairesi'nin 16.10.2023 tarih 2022/2978 Esas 2023/3296 Karar sayılı ilamında \"....Davacının normal üyelere göre ödemelerinin eksik olduğu bilirkişi raporlarında belirlenmiştir. Bu durumda mahkemece; davacı ile aynı konumda bulunan ve ödemelerini  tam yapan ortaklara verilen kooperatifçe tamamlanmış bağımsız bölümün dava tarihindeki rayiç bedeli dikkate alınarak, ödemesi eksik olan ortağa ödenecek tazminat miktarının belirlenmek üzere Dairemizin yerleşmiş içtihatları ile benimsenen 6'lı formül uyarınca;<br>a-Önce ortaklara tahsis edilen konutun dava değeri itibariyle rayiç değeri hesaplanmalıdır.<br>b-Davalı kooperatife normal ödentilerini gerçekleştiren bir ortağın ödemelerinin ödeme yaptıkları tarihler itibariyle toplam ödemeleri dava tarihine kadar ( toptan eşya fiyat endeksi \" TEFE\" artış ortalama rakamları esas alınarak) taşınarak güncel değeri bulunmalıdır.<br>c-Bundan sonra yukarıda (a) maddesinde bulunan değerden (b) maddesinde bulunan değer çıkarılarak kooperatife normal ödeme yapan bir ortağın bu ödemelerine karşı ne miktarda yararlanma elde ettikleri ortaya çıkarılmalıdır.<br>d-Bunu takiben eksik ödeme yapan davacı ortağın ödentileri (b) maddesindeki ilkelere göre dava tarihine taşınarak eksik ödeme miktarı güncelleştirilmelidir. <br>e-Bu hesaplamalardan sonra normal ödentilerini gerçekleştiren bir ortağın yukarıda (b) maddesinde bulunan ödemelerinin güncel değerinin karşılığı yine yukarıda (c) maddesinde bulunan bir yararlanmayı sağladığına göre davacının (d) maddesinde eksik ödemelerinin güncel değerinin ne miktarda yararlanması gerektiği orantı kurallarına göre belirlenmelidir. Yani sonuç olarak (d) maddesinde bulunan miktar (c) maddesinde bulunan değerle çarpıldıktan sonra bulunan rakamın (b) maddesinde bulunan miktara bölünmesi sonucu bulunacak miktarın (d) maddesinde bulunan davacı ödemelerinin güncel değerinin ilave edilmesi sonucu bulunacak miktar davacı ortağın davalı kooperatiften talep etmesi mümkün olan zarar tutarı olduğundan bu yönde hesaplama yapılmak üzere yeniden rapor alınarak oluşacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken, bu hususlar gözden kaçırılarak, yazılı şekilde, eksik incelemeye dayalı olarak karar verilmesi  doğru görülmemiştir....\" hususunun belirtildiği (aynı doğrultuda Yargıtay 23.Hukuk Dairesi'nin 06/12/2011 tarih 2011/2189 Esas 2011/2327 Karar sayılı ilamı), <br>Davacının davalı kooperatifin ortağı olduğunu, kendisine verilmesi gereken dairenin  davalı arsa maliki ... adına tescil edildiğini, onun tarafından da diğer davalı ...'a satıldığını belirterek tapu iptal ve tescil , bu kabul edilmediği takdirde tazminat talebinde bulunduğu, davacının davalı kooperatife karşı parasal yükümlülüklerini yerine getirmediği, bu nedenle tapu iptal ve tescil talebinde bulunamayacağı, ilk derece mahkemesince yargıtayın yerleşik uygulamasına göre davacının talep edebileceği tazminat miktarının belirlenmesi hususunda bilirkişiden rapor alındığı ve rapor doğrultusunda tazminat talebinin kısmen kabulüne karar verildiği, bu nedenle  ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından davacının istinaf başvuru talebinin HMK'nın  353/1.b.1 maddesi gereğince esastan reddine ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; <br>1- Davacının istinaf başvuru talebinin ESASTAN REDDİNE,<br>2- Alınması gereken 427,60 TL harçtan peşin alınan 269,80 TL harcın mahsubu ile bakiye 157,8‬0 TL karar ve ilam harcının davacıdan tahsili ile hazineye irad kaydına,  <br>3- İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından ücret-i vekalet ile ilgili hüküm kurulmasına yer olmadığına,  <br>4- İstinafa başvuran davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, <br>5- Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 359/4. maddesi gereğince; kararın tebliği işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yapılmasına, <br>6- Dava dosyasının ilk derece mahkemesine gönderilmesine, <br>Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 20/03/2024 tarihinde oybirliği ile HMK'nın 362/1-a  maddesi gereğince kesin olarak karar verildi.  <br>\t\t\t<br> <br>Başkan ...<br> e-imzalıdır<br><br>Üye ...<br>e-imzalıdır <br> <br>Üye ...<br> e-imzalıdır<br><br>Katip ...<br>e-imzalıdır <br><br><br><br><br><br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"6631cb5524b184e9","SID":"be31c68aba649c91"}}