{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/482 <br>KARAR NO: 2024/374<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 11/03/2020<br>NUMARASI: 2018/836 E. - 2020/221 K. <br>DAVANIN KONUSU: Tazminat<br>Taraflar arasındaki tazminat davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalının Hasanpaşa Şubesi nezdinde ... numaralı vadesiz hesabı bulunduğunu,  03.11.2017 tarihli işlem uyarınca  davacının bu hesaba rezerv kaynak olarak ayırdığı  4.450.000,00 TL tutarındaki paranın yatırıldığını, müvekkili şirketin yetkilisinin 08.05.2018 tarihinde banka şubesine gitmesiyle hesaptaki paranın dört adet EFT talimatı ile kendilerinin talimat, bilgi ve onayı olmadan kendilerine haber verilmeden 3.şahıslara ait hesaplara EFT ile gönderilerek hesabın boşaltıldığının öğrenildiğini, bu nedenle davalı bankaya gönderilen noter ihtarıyla yapılan bu işlemler neticesinde hesaptan çekilen paranın derhal iadesinin istendiğini, davalı tarafça gönderilen cevabi ihtarnameyle gerçekleşen para transferinin ıslak imzalı talimatlara istinaden yapıldığı dolayısıyla hesaba iade işlemi yapılamayacağının bildirildiğini, söz konusu ıslak imzalı transfer talimatlarının müvekkili tarafından verilmediğini, imzaların şirket yetkilisine ait olmadığını, söz konusu talimatlar nedeniyle banka tarafından aranıp haberdar edilmedikleri gibi onay da alınmadığını, banka ile haricen yapılan görüşmede söz konusu işlemlerin genel müdürlük operasyon merkezi tarafından yapıldığı ve işlemi yapan personelin işten çıkarıldığının bildirildiğini, davalı bankanın kusurlu olduğunu, özen yükümlülüğünü yerine getirmediğini ileri sürerek, 4.450.000,00 TL'nin 07.11.2017 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; dava konusu EFT tutarlarının davacı tarafça müvekkiline iletilen 06.11.2017 ve 07.11.2017 tarihli talimatlara istinaden ... hesaplarına aktarıldığını, müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini, işlemlerin davacının talimatıyla davacının nam ve hesabına yapıldığını, söz konusu işlemler davacı adına yapılmamış  olsa dahi EFT alıcılarının sebepsiz zenginleştiğini, dolayısıyla zararın bu şahıslardan tahsili gerektiğini, davacı talimatlarında yer alan açıklamalara göre söz konusu tutarların EFT alıcılarına Sahrayıcedit Lokasyonunda konut alımına istinaden gönderildiğini, davacı ile EFT alıcıları arasında gayrimenkul alım-satımına ilişkin bir ilişki olduğunu, söz konusu tutarların bir kısmının EFT alıcıları tarafından davacının başka banka nezdindeki hesaplarına aktarılarak çeşitli açıklamalarla davacıya iade edildiğini, bu durumun da davacının transferlerden bilgisi olduğu ve onayı bulunduğunu gösterdiğini, söz konusu işlemin bizzat davacının yazılı talimatı ile gerçekleştirildiğini, ilgili talimatlardaki imzaların incelenerek şirket yetkilisinin banka nezdindeki imza örnekleriyle uyumlu olduğunun tespiti üzerine işlemlerin yapıldığını,  bu nedenle bankaya yüklenecek herhangi bir kusur bulunmadığını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla talimatların sahte olduğu düşünülse dahi imzaların ikna ve iğfal kabiliyetine haiz olduğunu, davacının dava konusu EFT işlemlerinin gerçekleşmesi için EFT masraflarını ayrıca hesaba ödediğini, davacı hesabından gerçekleştirilen üçüncü EFT işleminde alıcının soyadının hatalı yazılmasından ötürü 1.599.000,00 TL'nin iade geldiğini, EFT emrinin yerine getirilemediği bilgisinin davacının banka sisteminde kayıtlı telefon numarasına SMS olarak bildirildiğini, bunun üzerine davacı şirket yetkilisi ... tarafından söz konusu transferin gerçekleşmesi için gerekli 300 TL EFT masrafını tamamlamak amacıyla dava konusu hesaba 200 TL yatırıldığını ve EFT'nin gönderiminin sağlandığını, bu durumun dahi davacının EFT işlemlerinden haberdar olduğunu gösterdiğini, davacının 12.02.2018 tarihinde 2017 yılı muhasebe kayıtlarının güncelleneceğinden bahisle EFT işlemlerinin gerçekleştiği hesaba ait hesap hareketlerini talep ettiğini, bu tarih itibariyle iletilen hesap hareketleriyle yapılan işlemlere vakıf olduğunu, 3 ay boyunca hiç itiraz etmediğini, bu şekilde hesap bakiyesinin de kesinleştiğini, TTK'nın 94.maddesi hükmü uyarınca dava konusu işlemleri kabul etmiş sayıldığını, söz konusu işleme vakıf olup uzunca bir süre talepte bulunulmamasının hayatın olağan akışı içerisinde yapılan işleme icazet verildiği anlamına geldiğini, davacı şirket sermayesinin 22,5 katı tutarında olan  EFT işlemine konu tutarı vadesiz hesaba yatırıp aylarca bu paranın akıbetinden haberdar olunmamasının da mümkün olmadığını, davacının işlem tarihinden itibaren ticari avans faizi talebinin de yerinde olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; \" ... Davacı şirketin ticaret sicil dosyası getirtilmiş EFT işlemlerinin yapıldığı tarihler itibariyle şirket yetkilisinin ... olup münferit imza yetkisine sahip olduğu görülmüştür. Davacı davalı banka nezdinde ... nolu vadesiz mevduat hesabı açmış ve 4.450.000,00 TL'yi 03/11/2017 işlem 06/11/2017 tarihli valör  işlemi ile yatırmıştır. Söz konusu hesaptan davacı şirket kaşesi üzerine atılmış imzalı talimat ile 06/11/2017 tarihinde 500.000,00 TL ... hesabına EFT yapılmıştır. Talimat açıklaması kısmında \"belediye tapu harç masrafı ve proje bedeli\" yazılıdır. Ayrıca 07/11/2017 tarihinde aynı şekilde düzenlenen ikinci talimat ile ... hesabına 1.599.000,00 TL EFT yapılmış olup açıklama kısmında \" ... Mah. ... ada, ... parsel toprak ve yapılı bina ön avans bedeli\" yazmaktadır. Üçüncü talimat uyarınca ... EFT yapılmış olup 2.350.000,00 TL tutarındadır. Bu talimatın açıklama kısmında da \"... Mah. ... ada, ... parsel toprak ve yapılı bina ön avans bedeli\" yazılmış olduğu görülmüştür. Talimat asılları mahkememiz kasasına alınmış, davacı şirket yetkilisinin huzurda ayakta ve oturarak sol ve sağ eli ayrı ayrı imza örnekleri alınıp ayrıca şirket yetkilisinin ıslak imzasını taşıyan 06/11/2017 tarihi öncesinde düzenlemiş olduğu belge asılları da temin edilmiştir. Davacı taraf 08/05/2018 tarihinde şirket yetkilisinin bankaya gitmesi ile hesapta bulunan paranın sahte ıslak imzalı talimatla boşaltıldığını banka çalışanlarından öğrendiğini iddia ettiğinden EFT işlemlerinin yapılmasına esas talimat asılları üzerinde imza incelemesi yaptırılmış, İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Adli Tıp Ana Bilim Dalı Başkanlığı'nca düzenlenen 08/07/2019 tarihli kurul raporunda inceleme konusu 3 adet EFT talimatında yer alan imzaların ... eli ürünü olduğu tespit edilmiştir. Davacı vekili tarafından bu rapora itiraz edilmiş ve yeniden imza incelemesi yaptırılması talep edilmiş ise de alınan rapor gerekçeli ve denetlenebilir nitelikte olduğundan yeniden imza incelemesi yapılması talebi mahkememizce yerinde görülmemiştir. Davacı vekili sözlü yargılama duruşmasında İstanbul Anadolu 15. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2020/184 esas sayılı dosyasında dava açıldığını bu dosyanın incelenmesini istediklerini beyan ve talep etmiş ise de söz konusu dosyanın açılmasına esas soruşturma dosyası daha önce getirtilip incelenmiş söz konusu soruşturma dosyasında pek çok farklı şikayet olduğu, bir tanesinin de davalı bankanın, davacı şirket yetkilisi yanı sıra EFT işlemi ile kendisine para gönderilen ...  ve diğerleri hakkında yaptığı şikayet olduğu, davacının da banka çalışanları ile hesabına EFT yapılan kişileri taraf göstererek şikayet dilekçesi verdiği soruşturmaların birleştirildiği anlaşılmış, davacının talebi kabul edilmemiştir. Dosyada toplanan deliller, alınan rapor, getirtilen banka kayıtları ile davacının  davalı banka nezdinde açtığı hesaba 06/11/2017 de para yatırdığı, aynı gün yapılan bir  ve ertesi gün tarihinde yapılan2 adet EFT işlemine dayanak alınan ıslak imzalı talimat evraklarında davacı şirket kaşesi üzerine atılan imzaların davacı şirket yetkilisine ait olduğu anlaşılmış, paranın gönderildiği şahısların duruşmadaki beyanları, EFT işlemlerine esas alınan talimatlardaki açıklamalar, aynı şekilde EFT alıcısı ... tarafından davacı şirkete yapılan geri ödemeler bir arada değerlendirildiğinde davacının davaya konu ettiği talimatları bizzat imzalayıp verdiği, EFT alıcılarıyla davacı şirket arasında bir ilişkinin mevcut olduğu, karşılıklı para gönderimlerinin yapıldığı, ayrıca 06/11/2017'de vadesiz hesaba 4.450.000,00 TL yatıran davacının 6 ay boyunca bu hesabı kontrol etmemesi, yüksek meblağlı para çıkışlarından haberinin olmamasının da hayatın olağan akışına uygun olmadığı, yapılan EFT işlemlerinden davalının sorumlu tutulamayacağı ... \"  gerekçesiyle, davanın reddine karar  verilmiştir.  Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; müvekkil ile davalı  arasında imzalanan vadesiz mevduat sözleşmesi uyarınca bu  hesaba toplamda 4.450.000,00 TL yatırıldığını, ancak davalının  vadesiz mevduat sözleşmesine ve BDDK nezdinde \"Banka\" olmanın getirdiği sorumluluk ve yükümlülüklere aykırı olarak müvekkiline ait olan bahse konu paraya gereği gibi sahip çıkmadığını, bu paranın muhafazası için gerekli önlemleri almadığını, müvekkilinin dava konusu  EFT talimatı bulunmamakla birlikte bu kadar yüksek tutarlı bir işlemden haberdar edilmemesinin, bu yönde bir kontrol mekanizmasının davalı nezdinde kurulmuş olmamasının, verilen sahte talimatın gerçekliğinin araştırılmamasının davalının sorumluluğunu  doğurduğunu, EFT işlemlerinin yapıldığı günlere ilişkin Banka kamera kayıtlarının dava dosyasına dahil edildiği hususunun gerekçeli karar kapsamında belirtilmesine rağmen bu kayıtlardan ne gibi bir sonuca varıldığının mahkemece  ifade edilmediğini, müvekkili şirket yetkilisinin ilgili Banka şubesinde fiziken bulunup bulunmadığının tespitinin önemli bir veri olduğunu, olumlu veya olumsuz yönde bir tespitin gerekçeli kararda gösterilmemesinin ise işbu dilekçeye konu kararın verilmesinde birtakım eksikliklerin söz konusu olduğunu gösterdiğini,  Adli Tıp Kurumunca oldukça özensiz ve yetersiz bir rapor hazırlandığını, hükme esas alınamayacağını, raporun hiçbir şekilde incelemenin yapılma detaylarına yer vermediğini,  denetlenmeye imkanı sağlayabilecek veriler sunulmadığını, özensiz bir rapor olduğunu,  taraflarınca EGM Grafoloji ve Sahtecilik Em.Uzmanı ve İstanbul Kültür Üniversitesi Öğretim görevlisi ...'dan uzman görüşü talep edildiğini, bahse konu EFT talimatlarının aslındaki imzalar ve hem ilgili tarihten önce hem sonra resmi kurumlar önünde temin edildiğini, bulunan imzaların hem de kendisinden alınan imza örnekleri arasında karşılaştırma yapılarak EFT talimatlarındaki imzaların müvekkili şirket yetkilisine ait olmadığı kanısına varıldığını, bu raporun, Adli Tıp Kurumundan alınan rapor ile taban tabana zıt olması sebebiyle çelişkinin giderilmesi için yeniden rapor alınması taleplerinin dikkate alınmadığını, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.<br>İNCELEME VE GEREKÇE Dava, davacının davalı banka nezdinde bulunan hesabından davacının izin ve onayı olmadan  EFT işlemi yapılması sebebiyle uğranıldığı iddia olunan maddi zararın tazmini   istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf  nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Bankalar, özel yasa ile kurulan ve kendilerine alanlarında çeşitli imtiyazlar tanınan, topladıkları mevduatı ve katılım fonlarını sahteciliklere karşı özenle korumak zorunda olan kuruluşlardır. Bankalar sahip oldukları bu vasıfları sebebiyle bankacılık işlemlerinin güvenilen tarafı konumundadırlar. Bu durum, bankaların bir güven kurumu olarak kabul edilmesini ve bankanın sorumluluğunun özel güven sebebiyle ağırlaştırılmasını gerektirir. Bu nedenle bankalar, ağırlaştırılmış sorumluluğun bir gereği olarak objektif özen yükümlülüğü altında bulunmakta olup, buna karşılık hafif kusurlarından dahi sorumludurlar.Bankacılık hizmetleri sözleşmeleri, hukuki nitelikleri itibariyle vekalet benzeri isimsiz sözleşme ya da vekalet sözleşmesi niteliğinde olup, TBK'nın 506/2 maddesi gereği, vekil (banka) üstlendiği hizmetleri, vekalet verenin haklı menfaatlerini gözeterek, sadakat ve özenle yürütmekle yükümlüdür. Bankalar gibi, devletten aldıkları imtiyazla hizmet veren kurumların, ortalama bir vekilin göstermesi gereken özenden daha yüksek derecede özen göstermesi gerekmekte olup, bankalar hafif kusurlarından dahi sorumludur. Banka  ancak,  özen borcunu ihlali sayılan kusurlu fiili bulunmadığını ispat ederek sorumluluktan kurtulabilecektir.Dosya kapsamından ; davacı şirketin davalı bankanın Hasanpaşa Şubesi nezdinde  ... numaralı vadesiz hesabı bulunduğu, bu hesapta bulunan 4.450.000,00 TL'den 06.11.2017 tarihinde, ihbar olunan ... hesabına  500.000,00 TL,  07.11.2017 tarihinde,  ihbar olunan ... 1.599.000,00 TL, 07.11.2017 tarihinde ... 2.350.000 TL'lik EFT işlemleri yapıldığı  anlaşılmaktadır.Ticaret sicil kayıtlarına göre davacı şirketin sermayesinin 200.000,00 TL olduğu, EFT  işlem tarihlerinde ...   münferiden şirketi temsil yetkisine haiz olduğu görülmektedir. Mahkemece, davacı şirket yetkilisi ...  mukayeseye elverişli imzaları toplanmış ve imza örnekleri alınmıştır. Davacı şirketin EFT  talimatlarının aslı getirtilmiş ve imza incelemesi yaptırılmıştır.  İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı'nda görevli Grafolog ve Adli Tıp uzmanı bilirkişi heyetince düzenlenen 08.07.2019 tarihli raporda; inceleme konusu üç adet EFT talimatındaki imzaların ...nun eli ürünü olduğu, belgelerin iğfal kabiliyetlerinin olduğu kanaati bildirilmiştir. Söz konusu EFT talimat yazılarında talimat yazılarındaki imzaların bu tarihlerde  davacı şirketin tek yetkilisi olan  ...   ait olduğu sabit olup bu talimat yazısı gereğince talimatta ismi  yazan kişilere belirtilen miktardaki paraların EFT yapılarak gönderildiği, davalı bankanın bu kapsamda yazılı EFT talimat belgelerine dayanarak işlem yaptığı, imzaların, iddianın aksine davacı şirket yetkilisine ait olduğu,  davacı tarafça dava konusu EFT işlemlerinden  işlem tarihlerinden yaklaşık  6 ay sonra haberdar olduğunu ileri sürdüğü, ancak davacı şirketin basiretli bir tacir olarak sermayesinin çok çok üzerinde bir miktar paranın bulunduğu hesabında usulsüzlük yapıldığından 6 ay boyunca haberdar olmamasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu, yine  taraflar arasındaki  Bankacılık İşlemleri Sözleşmesinin XII bölümündeki 5.maddesinde  müşterinin yani davacının  telefonla sözlü  dahi  EFT talimatı verebileceği,  telefonla ilettiği talimatına istinaden yapılan  işlemin geçerli olduğu, bu talimatının yazılı teyidini Bankaya vermemiş olsa bile yapılan işlemin geçerli olduğu düzenlemesinin de bulunduğu hep birlikte değerlendirildiğinde, söz konusu para transferlerinin yapılması konusunda davalı bankaya atfı kabil bir kusur bulunmadığı kanaatine ulaşıldığından mahkemece davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiş ve davacı vekilinin istinaf sebeplerinin reddi gerekmiştir.   Davacı vekilince,  raporun yetersiz olduğu, yeniden rapor alınması gerektiği  hususu  istinaf sebebi olarak ileri sürülmüş ise de, mahkemece hükme esas alınan Adli Tıp Kurumu raporu  yeterli inceleme sonunda düzenlenmiş olup  hüküm kurmaya elverişli tespitler içerdiğinden denetime de elverişli bulunmuştur. Davacı tarafça sunulan uzman görüşü, bilirkişi raporu gibi takdiri delil niteliğinde olup takdiri mahkemeye aittir.  Bu nedenle takdiri delil niteliğindeki uzman görüşü ile  alınan rapor arasındaki çelişkinin giderilmesi için bilirkişi raporu alınmasına gerek  bulunmamaktadır. Davacı vekili, kamera kayıtlarının getirtilmesine rağmen incelenmemesinin ve savcılık soruşturma sonuçlarının beklenmemesinin  hatalı olduğunu da istinaf sebebi olarak ileri sürmüştür. Ancak EFT talimat yazılarındaki imzanın davacı şirket yetkilisine ait olması karşısında kamera kayıtlarının incelenmesi ve savcılık  dosyasının beklenmesi somut olayda sonuca etkili olmadığından bu yöndeki istinaf sebebi de yerinde görülmemiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararı usul ve yasaya uygun olu davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.  <br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına; bakiye 368,30 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsiline, Hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafından istinaf kanun yoluna başvuru için yapılan masrafların kendi  üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın, Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine dair;HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 07.03.2024 tarihinde, oybirliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"ba0e3c82bdf4cc2a","SID":"35339938e14a3f3b"}}