{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/436 <br>KARAR NO: 2024/372<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 28/10/2020<br>NUMARASI: 2017/1183 E. -  2020/841 K. <br>DAVANIN KONUSU: Rücuen Alacak (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı)<br>Taraflar arasındaki rücuen alacak davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı, taraf vekillerince istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin ... numaralı sigorta poliçesi ile sigortalısı olana dava dışı ... Tic. Ltd. Şti. firmasına ait emtianın davalı şirket sorumluluğunda olduğu sırada emtiada maddi hasar meydana gel ..., Ltd. Şti. firmasına ait emtianın davalı şirket sorumluluğunda olduğu sırada emtiada maddi hasar meydana geldiğini, hasarın  taşıma sırasında meydana gelen hırsızlık hadisesi nedeniyle oluştuğunu,  emtiaların taşınması işinin  davalı tarafından üstenildiğini, bu nedenle davalının da oluşan hasardan TTK'nın 875.maddesi hükmü gereğince sorumluluğu bulunduğunu, sigortalı tarafından meydana gelen hasar sonrası ihbar yapılmasına müteakip yaptırılan ekspertriz taporunda, hasar miktarının 78.788,63-TL olduğunun tespit edildiğini, müvekkilinin bu miktarı ödeyerek sigortalısının haklarına halef olduğunu, davalıya yapılan başvuruların sonuçsuz kaldığını ileri sürerek, fazlaya ilişkin  talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla 78.788,63 TL'nin ödeme tarihi olan 14.03.2017'den itibaren işleyecek avans faizi ile pirlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... Tic.AŞ vekili, savunmasında özetle; davacının iddialarının haksız olduğu, davanın yetkisiz mahkemede açıldığı, zamanaşımı itirazları olduğunu, müvekkilinin  fiili taşıyıcı olmadığını,  davada ihbarın süresinde yapılmadığını, müvekkilinin kusurlu olmadığını,  CMR Konvansiyonuna göre sınırlı sorumluluğun söz konusu olduğunu, davanın ... şirketine ihbarı gerektiğini, faiz talebinin de haksız olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. Davalı ...Tic.Ltd. Şti.vekili, savunmasında özetle; davaya konu kazanın davacının sigortalısının güvenliğini sağladığı alanda meydana geldiğini,  bu nedenle dava dışı sigortalı şirketin sorumluluğunu yerine getirmediği, müvekkilinin kusuru ve sorumluluğu olmadığını, kusurlu olduğu kabul edilse bile sınırlı sorumluluk olduğunu, talebin zamanaşımına uğradığını,  davanın ... sigorta şirketine ihbarını talep ettiklerini,  taşımacının önlemesi mümkün olan bir olay olmaması nedeni ile müvekkilinin sorumlu olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; \"... Dava,taşıma sözleşmesinden kaynaklanan  tazminat  istemine ilişkindir. Davalı ... A.Ş. Akdi taşıyıcı, davalı ... A.Ş.  Fiili taşıyıcıdır. Dava dışı ... Firmasının Almanyada bulunan ... Firmasına satmış olduğu ürünlerin Almanya'ya nakli işi olup uluslarası karayolu taşımacılığı olduğundan CMR hükümleri uygulanacaktır. Tarafların aktif ve pasif dava ehliyetleri denetlenip uyuşmazlık konuları re'sen belirlenerek taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesinde uzmanlık gerektiren yönler olduğundan  bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle dava sonuçlandırılmıştır.Bilirkişiler Makbule Gültekin ile Hande Seçkin tarafından düzenlenen bilirkişi raporunda; yükün teslim alınması ile beraber sorumluluğun taşıyıcı firmalara ait olduğu, ... firmasına ait ... plakalı aracın bağlı çekicisi ... plakalı romörk şoförünün aracı terketmek sureti ile kusurlu olduğu, kötü hava şartlarına rağmen malı kabul edip sevk evraklarını imzaladığı, CMR ve TTK'ya göre hasar ihbar süresinin süresinde ve usulunce olduğu, davacı şirketin sigortalısının haklarına halef olduğu ve rücu koşullarının oluştuğu, rücu edilecek miktarın 4.466,05 SDR karşılığı 21.771.98 TL olduğunu bildirdikleri görülmüştür.Tüm bu belirlemeler ışığında somut olay değerlendirildiğinde;Davacının gönderen, davalının akdi taşıyıcı ...A.Ş.  Fiili taşıyıcı ... A.Ş. Olduğu, gönderilenin 561 koli tekstil emtiası olduğu ... plakalı taşıt ile 6/1/2017 tarihinde taşımaya alındığı, taşımanın Türkiye-Almanya şeklinde satıcının adresinden gönderilen-alıcının adresine taşıma konusunda uluslararası karayoluyla eşya taşıması olması sebebiyle uluslararası konvansiyon olan  CMR'nin somut olayda uygulanması gerekitiği,CMR'nin 17'nci maddesinde kural olarak, taşıyıcının yükü teslim almasından, teslim etmesine kadar olan taşıma sürecinde meydana gelebilecek zayi veya hasardan sorumlu olduğu,böyle bir taşıma süreci sonunda hasar, zayi veya gecikme sabit olduğunda artık taşıyıcı sorumluluktan kurtulma sebebi ortaya koyamadığında bu zarardan sorumlu olduğu,CMR'nin 23'ncü maddesinde ise zararı nasıl belirleneceği, zarar ne kadar olursa olsun gerçek zararın tazmininin esas olduğu ancak sorumluluk üst sınırının 3'ncü fıkra gereğince bürüt kg başına 8,33 SDR ile sınırlı olduğu,bununla birlikte aynı konvansiyonun 29'ncu maddesinde özel bir düzenleme içermekte ve l.fıkrası \"....taşımacının kendi kötü hareketinden veya davaya bakan mahkeme kararına göre isteyerek kötü harekete eşdeğer kusurundan ileri gelmiş ise taşımacı sorumluluğunu kaldıran veya sınırlayan  yahutta kanıt yükünü karşı tarafa yükleyen bu böiüm hükümlerinden yararlanamaz.\" şeklindedir,TTK ise bu hükümleri kasıt, pervasız hareketler ve zarar meydana gelme ihtimâli bilinci olarak kabul etmiş ve bu durum 886'ncı maddede düzenlemiştir.İşte CMR'nin 29'ncu maddesi  değerlendirilirken artık Türk hâkimi Türk hukukuna göre kusurun ağrılığını değerlendirirken CMR'nin9 ve ,29'ncu madde iç atfı gereği TTK hükmünü de goz önünde bulunduracaktır.08/01/2017 tarihli bildirim de göstermektedir ki mal zayi- kısmi zayı şeklinde değerlendirilmek gerekir.Hırsızlık neticesi kaybolan emtianın bulunması da söz konusu değildir.Somut olayda tekstil emtiası taşımaya verilmiş, taşıyıcı taşımayı gerçekleştirme amaçlı yola çıkmakla, yoğun kar yağışı yüzünden yola çıkmama kararı almış, dava dışı sigortalı ... Tekstile yakın bölgede 2 gün beklemiş, 49 koli tekstil ürünü hırsızlanma neticesi kaybolmuştur.  Mahkememizce park alanı konusunda güvenlik uzmanı bilirkişiden rapor alınmıştır. Taşıyıcının taşıma sürecinde mala nezaret etmesi gerekir.Güvenlikli,bekçili ve özellikle uluslar arası taşımada kullanılan taşıtların parklanmasına elverişli, yetkili otoparklar dışında sürücü nezaretinden uzak müşteri otoparkında terk edilerek  bırakılması CMR'nin 29'ncu maddesi kapsamında bir ağır kusurdur.Kusursuzluğunu ispatlayamayan davalı taşıyıcılar CMR'nin 17'nci ve özellikle kusurunun ağırlığı gözetilerek CMR'nin 29'ncu maddesi gereği meydana gelen  zayi kaynaklı zarardan sorumludurlar Davalının güvenlikli ortamın sağlandığının sabit olmaması,aracın yüklü bir şekilde böylesi bir yerde bırakılarak nezaretsiz kalması,müşteriye güvenen taşıyıcının sonuçlarına katlanması gerekmesi ve böyle bir güven pervasız davranış olarak değerlendirilmek gerekli olup emtia yüklü taşıtın böyle bir şekilde bırakılması taşımacılık uygulamasına da aykırı olması sebebiyle taşıyıcının  ağır kusur olarak kabulünün gerektiği,bu hâlde de taşıyıcının CMR’deki sınırlı sorumluluk esasından yararlanamayacağı,davacının gerçek zararının karşılanması gerektiği,(Yüksek Yargıtay 11'nci Hukuk Dairesi'nin 07/04/2009 gün ve 2007/9524 esas,2009/4222 karar sayılı ilamında da belirtildiği gibi) davalıların zamanaşımı itirazının reddi gerektiği, davacının dava tarihi kurlarından talebi ile bağlı ¨78.788,63 TL  zararın tazminini talep etme hakkı bulunduğu ödeme tarihinin 13/3/2017 tarihi olduğu  anlaşılmakla davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği  sonucuna varılarak aşağıdaki gibi hüküm fıkrası oluşturulmuştur. \"  gerekçesiyle davanın kabulü ile 78.788,63  TL'nin, ödeme tarihi olan  13.03.2017 tarihinde itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte, davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, karar  verilmiştir. Bu karara karşı,  taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili,  istinaf başvuru dilekçesinde özetle; mahkemece davanın kabulü kararı yerinde olmakla birlikte avans faiz yerine yasal faize hükmedilmesinin usul ve yasaya, ayrıca Yargıtay içtihatlarına aykırı olduğunu, asıl alacakla birlikte avans faizine de hükmedilmesi gerektiğini, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının faiz yönünden usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek,  alacağın avans faizi yönünden de kabulüne  karar verilmesini istemiştir. Davalı ... AŞ vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; güvenlik uzmanı bilirkişi tarafından düzenlenmiş olan rapora itirazlarının dikkate alınmadan hüküm kurulduğunu, raporun  hayatın olağan akışını göz ardı eder nitelikte olduğunu, emtianın tıra istiflenmesi akabinde etkisini gösteren şiddetli kar yağışı nedeniyle f yolun kapandığını, araç şoförü tarafından tüm gerekli tedbirler alınarak yağan kar dolayısıyla kapalı olan yolda aracın trafiğe çıkarılmadığını,  araç güvenliğini sağlamak için şoför tarafından 2 gün boyunca araçta aç, susuz ve temel ihtiyaçlarını gideremeyecek şekilde zorunlu olarak ikamet edildiğini, güvenik uzmanı bilirkişi tarafından hayatın olağan akışı, araç şoförünün zorunlu ihtiyaçları göz ardı edilerek değerlendirmelerde bulunulduğunu, araç şoförünün kötü niyetli olarak tırın park edildiği yerin 50 metre sol çaprazındaki sokak girişinde mevcut kıraathaneye gitmesi beklenirken tır şoförünün burayı tercih etmeyerek 200 metre uzaktaki çay ocağına gitmiş olduğu ve bunun anlaşılamaz nitelikte olduğu belirtilmiş ise de bu değerlendirmenin hatalı olduğunu, müvekkilinin taşımacılık işlemini fiili olarak üstlenmediğini, diğer  davalının üstlendiğini, müvekkilinin  akdi taşıma işlemini üstlendiğini,  araç şoförünün işvereninin fiili taşımacı diğer davalı olduğunu, müvekkilinin işbu olaydan sorumlu tutulmasının nedeninin anlaşılamadığını,  kabul anlamına gelmemek üzere, taşıyanın sorumluluğunun sınırlı olduğunu, dosyada mübrez bilirkişi raporunda davacının taleplerinin fahiş olduğu ve talep edebileceği maksimum tutarın    21.771,98 TL olabileceğini, hava koşullarında gerçekleşen ve öngörülemeyen bir şekilde yolların kapanmasına sebep olacak bir kar yağışı sebebiyle diğer davalının araç şoförünün 2 gün boyunca araçta aç susuz şekilde mahsur kalmışken insani ve zorunlu ihtiyacı için araçtan ayrıldığı sırada meydana gelen hırsızlık olayı sebebiyle sanki aracı tamamen başıboş ve terk etmişcesine nitelendirme yapılarak  sorumluluk sınırına ilişkin hükümden faydalanamayacağı  yönündeki kabulün hakkaniyete aykırı olduğunu, zira böylesine tüm önlemlerin alındığı ve buna rağmen hırsızlık olayının yaşandığı bir durumda tamamen pervasızca davranılarak zararın oluştuğu durumla eşdeğer tutulmasının cezalandırma olacağını, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı ....Tic.Ltd. Şti.vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; her ne kadar yükleme yapılmışsa da, aracın yoğun kar yağışı nedeniyle hareket edemediğini,   sefere kötü hava koşulları sebebiyle başlanamadığını, müvekkilinin üzerine düşen her türlü yükümlülüğü yerine getirdiğini,  şoförün  arabanın orada kaldığı süre boyunca aracı terk etmediğini,  her ne kadar yerel mahkeme kararında müvekkil şirketin şoförünün yükü teslim almaması gerektiğini belirtmişse de yükleme esnasında yağan karın ne kadar olabileceği, aracın hareket edemeyecek seviyeye gelebileceği şoför tarafından bilinebilecek bir  olmadığını,  yine aracın 2 gün orada mahsur kalabileceğinin de kimse tarafından bilinemeyeceğini, kamera kayıtlarından da görüleceği üzere zaten yaşanan hırsızlık olayının 15 dakika içerisinde gerçekleştiğini, şoförün önlemesine imkan olmayan bir durum olduğunu,  hırsızlık olayında herhangi bir kastı, ihmali yahut kusuru bulunmadığını,  davayı kabul anlamına gelmemek üzere; müvekkilinin kusurlu olduğu  düşünülse  dahi kasti bir davranışı olmadığını, taşıyıcı olarak müvekkili şirketin sorumluluğunun   sınırlı sorumluluk olduğunu,  taşımacının sınırsız olarak sorumlu tutulabilmesi için ya kastı ya da pervasızca bir davranışının olması gerektiğini, olayda müvekkilinin  kastı ya da pervasızca bir davranışı olmadığını, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. <br>İNCELEME VE GEREKÇE Dava, nakliyat abonman sigorta poliçesi kapsamında davacı sigorta şirketi tarafından sigortalısına ödenen hasar bedelinin, davalılar akdî ve fiili taşıyandan rücuen tahsili istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı,  taraf vekillerince,  yasal süreleri içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf  nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Davacı,  dava dışı sigortalısı  ... Ltd. Şti.'ne ait emtianın nakliyat abonman sigorta poliçesi  ile sigortalandığını, sigortalının ihraç konusu emtialarının İstanbuldan, Almanya'ya davalılar tarafından taşındığını, taşıma sırasında  taşınan dava konusu emtiaların aracın park halinde olduğu sırada meydana gelen hırsızlık olayında  bir kısmının çalındığını, çalınan malların bedelinin dava dışı sigortalıya ödendiğini ve sigortalının haklarına halef olunduğunu ileri sürerek, ödediği bedelin rücuen tahsilini talep etmiş, davalılar ise, emtiaların yüklü olduğu tırın yoğun kar yağışı sebebiyle yola çıkamadığını ve park halinde uygun hava koşullarının beklendiğini, araç şoförünün aracın içinde olduğu, kusurlu olmadıklarını savunmuşlardır.Davalı taraf vekillerinin istinaf başvuruları yönünden yapılan incelemede; Dosya kapsamına göre; davalı ... şirketinin, dava dışı sigortalıya ait olan ve İstanbul'dan Almanya'ya taşınan 561 koli tekstil emtiasının fiili taşıyıcısı olduğu,  davalı ... şirketinin  dava dışı  sigortalıya  navlun faturası düzenlediği ve buna göre akdi taşıyıcı olduğu, emtianın davacı tarafından  nakliyat abonman poliçesiyle  sigorta örtüsü altına alındığı,  taşınan emtianın  06.01.2017 tarihli sevk irsaliyesine göre aracın şoförü tarafından teslim alındığı, yoğun kar yağışı sebebiyle davalı  ... ait aracın sefere çıkamadığı, sigortalının deposunun bulunduğu cadde üzerinde park halinde beklediği, bekleme sırasında 08.01.2017 günü araçtan hırsızlık olayı gerçekleştiği,  08.01.2017 tarihli  olay yeri inceleme  tutanağına göre ... çekici plakalı ve ... plakalı dorsenin  kasa kısmındaki kilit yerlerinin boş,  plastik tellerin  koparılmış olduğunun belirtildiği, hasar dosyası ve eksper raporuna göre 49 koli ve 1.1441 parça tekstil ürününün çalındığı, araç sürücüsünün 08.01.2017 tarihli ifade tutanağında, yoğun kar yağışı sebebiyle yükü  06.01.2017 günü teslim aldıktan sonra  yola çıkmadığını, iki gün boyunca aracın içinde uyuduğunu, 08.01.2017 günü 18.00'de aracının yanına geldiğini,  herhangi bir aksilik olmadığını ve aracın yanından ayrıldığını, 20:00 sularında tekrar aracın yanına geldiğini, bu kez dorsenin ortasından çadırın kesildiğini fark ettiğini beyan ettiği, çalındığı tespit edilen 49 koli ürünün bedelinin davacı sigorta  şirketi tarafından dava dışı sigortalısına ödendiği anlaşılmaktadır. Dava konusu taşıma Türkiye-Almanya arasında yapılmakta olup  taşımanın CMR Konvansiyonu'nun 1.maddesin uyarınca,  CMR Konvansiyonu hükümlerine tabi olduğu görülmektedir. CMR'nin 17/1.maddesine göre, taşımacı, yükü teslim aldığı andan, teslim edinceye kadar, bunların kısmen veya tamamen kaybından ve doğacak hasardan sorumludur. 17/2.maddesinde ise, eğer kayıp, hasar veya gecikme istek sahibinin hatası veya ihmalinden, taşımacının hatasından değil de, istek sahibinin verdiği talimattan, yüke has bir kusurdan yahut da taşımacının önlemesine olanak bulunmayan durumlardan ileri gelmiş ise, taşımacının sorumlu olmayacağı düzenlenmiştir. Taşıyıcının anılan madde uyarınca sorumluluktan kurtulabilmesi için hasarın önlenmesine imkan bulunmayan bir halden meydana geldiğini kanıtlaması gerekir. Zira, taşıyıcının sorumluluğu ispat külfeti ters çevrilmiş bir kusur sorumluluğudur. Ziya ve hasar halinde tazminatın hesaplanmasına ilişkin CMR'nin 23. maddesine göre;  emtianın kısmen veya tamamen kaybı halinde tazminat, emtianın taşınmak üzere teslim edildiği yer ve tarihteki değerine göre hesaplanır. Ancak kısmi kayıp halinde, sorumluluk miktarının tespitinde kaybedilen kısmın ağırlığına göre taşıyıcının sorumlu olduğu miktar belirlenmelidir. Bu durumda tazminat, eksik brüt ağırılığın kilogram başına 8,33 SDR tutarını aşamaz. CMR'nin 29. maddesinde ise, \"Hasar taşımacının kendi kötü hareketinden veya davaya bakan mahkemenin kararı ile isteyerek kötü harekete eşdeğer sayılan kusurdan ileri gelmiş ise, taşımacı, sorumluluğunu kaldıran veya sınırlayan yahutta kanıt yükünün karşı tarafa yükleyen bu maddenin hükümlerinden faydalanamaz\" denilmek suretiyle taşımacının sınırsız sorumluluk halleri sayılmıştır.Bu kapsamda ve yukarıda yer verilen hükümler uyarınca somut olayın değerlendirilmesinde;  davalı ... akdi taşıyıcı olarak diğer davalı fiili taşıyıcı ile birlikte emtianın kısmen zayi olmasından  müteselsilen sorumlu olduğu, davacı sigorta şirketinin sigortalısına yaptığı ödeme nedeniyle halefiyet kuralları gereği uğradığı zararın tazminini talep hakkının bulunduğu anlaşılmıştır. Çalınan emtianın kısmen kaybı,  araç sürücüsünün aracı güvenlikli bir park alanı yerine sokak üzerine park ederek aracın yanından ayrıldığı sırada meydana gelen hırsızlık  olayı nedeniyle gerçekleştiği görülmekte olup bu durumda CMR'nin 29.maddesi uyarınca zayi davalıların ağır kusurundan kaynaklandığından, davalıların  CMR'nin 23. maddesindeki sınırlı sorumluluk hükmünden yararlanması mümkün değildir. Bu nedenle hükme esas alınan bilirkişi raporu doğrultusunda tespit edilen bedelin davalılardan tahsiline karar verilmesinde isabetsizlik   görülmemiştir. Bu nedenle, davalıların istinaf istemi yerinde görülmediğinden istinaf istemlerinin esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. Davacı vekilinin istinaf başvurusu yönünden yapılan incelemede; Davacı vekili, ilk derece mahkemesince avans faizine hükmedilmemesinin hatalı olduğunu ileri sürerek kararı istinaf etmiştir.    3095 sayılı Kanun'un 2/2. maddesi uyarınca ticari işlerde temerrüt faizi, avans esasına göre belirlenen faiz olup  ticari işlerde avans faizine hükmedilmesi gerekir. Davacının dava dilekçesindeki talebi de  Türk lirası ve  avans faizi şeklindedir. Bu nedenle Mahkemece, avans faizi yerine yasal faize hükmedilmesi yerinde olmadığından davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile  ilk derece mahkemesi hükmünün faiz yönünden düzeltilmek üzere kaldırılmasına karar vermek gerekmiştir.Açıklanan bu gerekçelerle, dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davalı  vekillerinin  istinaf başvurularının ayrı ayrı HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca esastan reddine; davacı  vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca kabulü ile ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının faiz yönünden düzeltilmek üzere kaldırılmasına, davanın esası hakkında Dairemizce yeniden hüküm kurulmasına dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.  <br>HÜKÜM: Yukarda açıklanan gerekçelerle;Davalılar vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı  esastan reddine; davacı vekilinin istinaf başvurusunun  kabulü ile HMK'nın 353/1.b.2. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesinin istinafa konu  kararının düzeltilmek üzere kaldırılmasına, davanın esası hakkında Dairemizce yeniden hüküm kurulmasına, bu doğrultuda;1-Davanın kabulü ile 78.788,63  TL'nin,13/03/2017 tarihinden  tarihinden itibaren işleyecek ve 3095 sayılı Kanun'un 2/2.maddesi uyarınca avans esasına göre hesaplanacak temerrüt faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine,2-Alınması gerekli 5.382,05 karar ve ilam harcından peşin alınan 1.345,52 TL harcın mahsubu ile  bakiye  4.036,53 TL  harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile Hazineye irad kaydına,3-Davacı tarafından harcanan 31,40 TL başvurma harcı ile 1.345,52 TL peşin  harç giderinin davalılardan müştereken ve müteselsilen  alınarak davacıya verilmesine,4-Davacı tarafından harç dışında yapılan 332,70 TL posta gideri, 2.000,00 TL bilirkişi gideri olmak üzere 2.332,70 TL yargılama giderinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,5-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan  AAÜT'ne göre  kabul edilen miktar üzerinden belirlenen 17.900,00 TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen  tahsili ile davacıya verilmesine,6-Kullanılmayan gider avanslarının, yatıran tarafa iadesine, 7-İstinaf aşamasındaki harç ve yargılama giderleri yönünden;a-Taraflarca yatırılan istinaf başvuru harçlarının Hazineye gelir kaydına; ilk derece mahkemesinin kararı kaldırılıp yeniden hüküm verildiğinden, taraflarca yatırılmış olan istinaf peşin karar harçlarının, talep hâlinde, ilk derece mahkemesince, yatıran taraflara iadesine, b-Davalılarca yapılan kanun yolu giderlerinin kendilerinin üzerinde bırakılmasına,c-Davacı tarafından harcanan 162,10 TL başvuru harcı gideri ile 125,00 TL posta gideri olmak üzere toplam 287,10 TL kanun yolu giderinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınıp davacıya verilmesine,8-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraf vekillerine tebliğine,9-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.2. maddesi uyarınca, dosya üzerinde yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 07.03.2024  tarihinde, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"86d05c78d431218b","SID":"e5a4035eeab08590"}}