{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/269 <br>KARAR NO: 2024/304<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 05/11/2020<br>NUMARASI: 2018/40 E. - 2020/730 K.<br>DAVANIN KONUSU: Tazminat (Rücuen Tazminat)<br>Taraflar arasındaki tazminat davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabul kısmen reddine dair verilen karara karşı, davalı tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketçe Nakliyat Emtea Sigortası Abonman Poliçesi ile taşıma rizikolarına karşı sigorta örtüsü alınan dava dışı ... A.Ş.’ne ait emteanın davalı tarafından temin edilen araca yüklendiğini, ancak emtianın alıcıya ulaşmadığını, yapılan ekspertiz incelemesi sonucunda emtianın yüklendiği tırın ruhsat ve plakasının ve sürücüye ait sürücü belgesinin dahi sahte olduğunun ve sigortalı emtianın çalındığının anlaşıldığını, müvekkilince 381.926,43 TL tazminatın ödenerek sigortalısının haklarına halef olduğunu, davalıya yapılan başvurudan sonuç alınmadığını ileri sürerek, 381.926,43 TL'nin ödeme tarihi olan 02.08.2017 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; davanın haksız olduğunu, müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini, müvekkili şirketin birçok fabrika ve tesisin ticari ve personel taşımacılığını yaptığını, bu taşımaların ilgili firmalarla yapılan sözleşmeler kapsamında yapıldığını, dava dilekçesi ekindeki belgelere göre dava konusu olayın yaşandığı aracın müvekkiline ait olmadığını, bu araç ile yapılan taşımanın müvekkilince yapılmadığını, aracın müvekkilince kiralanmadığını, temin edilmediğini ve yönlendirilmediğini, belgelere göre hırsızlama yapılan araç üzerindeki plaka ve ehliyetin sahtecilik suretiyle çoğaltıltıldığını, ancak müvekkilinin bu araç ve sürücüsü ile ilgisi bulunmadığını, müvekkilinin dava konusu taşıma işini yapmadığını,  müvekkilinin sigortalı ... Şirketinin bir kısım mallarını taşımasının tüm faaliyetlerden sorumlu tutulacağı anlamına gelmediğini, müvekkili şirketin ortakları ve çalışanları arasında ... isimli bir kişi bulunmadığını, dosyadaki belgeler ile soruşturma evraklarına göre müvekkilinin taşıma ile ilgisinin bulunmadığını ve bu taşıma nedeniyle müvekkili şirkete bir  sorumluluk yüklenemeyeceğini, davacının, müvekkili ile sigortalı arasında hizmet sözleşmesi ilişkisi bulunduğunu kanıtlaması gerektiğini, davanın tanıkla ispat edilemeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; \"...Somut olayda, dosya kapsamı evrak arasında davalının taşımayı üstlendiği ve taşıma için dava dışı ... veya belirtilen plakalarda taşıtları yönlendirdiği hususunun açıklığa kavuşturulması gerekmektedir.  Çerkezköy Savcılığı 2017/2238 Soruşturma dosyası incelendiğinde, ... davalı şirket yöneticisi olduğu bildirilmektedir. Mağdur-müşteki ifade tutanağı incelendiğinde, 11.03.2017 tarihli beyanında '...Veliköy mahallesinde faailyet gösteren ... fabrikasının ürünlerinin sevkiyatını yapmaktayız. Araç yetersizliğinden dolayı 09.03.2017günü facebookta ilan vererek bir tıra ihtiyaç duyduğumuzu söyledik.... Bu şahıs bize ait ürünleri İstanbul ilinde bulunan ... Depo Sefaköy’e götürecekti. Ancak malların teslim tarihi bugün olmasına rağmen mallar yerine ulaşmadı.... Mallarımızı çalan şahıs ya da şahıslardan şikayetçi ve davacıyım..' ifadelerini verdiği görülmektedir. Davalı şirket yük taşıma işini organize eden ... isimli kişinin SGK'lı çalışanları olmadığını,bu kişinin şirket ile ilgisinin bulunmadığını savunmuş ise de,Mahkememizce davalı şirketin internet sitesinde yapılan incelemede,iletişim ile ilgili bölümde ... isimli şahsın taşıma ili ilgili olarak iletişim kurulacak kişiler arasında yer aldığı (Bknz;Mahkeme başkanı tarafından 01/07/2019 tarihinde davalı şirketin internet sitesinden alınan internet çıktısı) bu kişi,her ne kadar SGK'lı çalışan olarak kayıtlarda yer almasa da davalı şirket adına taşıma organizasyonunu üstlenecek kişilerden olduğunun sabit olduğu,bu hâli ile bu kişinin üstlendiği taşıma işlerinden davalı şirketin sorumlu tutulması gerektiği açıktır. Bu da, açıkça yük ilgilisi ERAK firmasından tüm taşıma süreçleri bakımından taşıyıcı sıfatının ... tarafından belirtilen beyana göre kendilerine yani, davalı ... firmasına ait olduğu belirlenmektedir. Ayrıca, facebook gibi güvensiz ortamlardan rastgele bir şekilde sürücü-taşıyıcı-araç tedariki şeklinde taşıma organizasyonunun ve bunun akabinde bulunan kişinin güveni kötüye kullanma şeklinde taşman malı hırsızlamasının sonuçlarından akdi taşıyıcı sıfatı ile davalı sorumlu olacaktır. Yukarıda da belirtildiği gibi, Türk Ticaret Kanunu'nun 875. maddesi uyarınca taşıyıcı, eşyanın taşınmak üzere teslim alınmasından teslim edilmesine kadar geçecek süre içinde, eşyanın ziyaından veya hasarından doğan zararlardan sorumludur. Taşıyıcı aynı zamanda adamlarının görevlerini yerine getirmeleri sırasındaki fiil ve ihmallerinden de kendi fiil ve ihmali gibi sorumludur (TTK m.879). Somut olayda, ziyaın taşıma sırasında meydana geldiği açık bulunduğundan ve davalı tarafça da TTK'nın 876. maddesine göre kurtuluş kanıtı sunulmadığı anlaşıldığından, taşıyıcı olan davalının Türk Ticaret Kanunu'nun 875. maddesi gereğince somut olayda meydana gelen zarardan sorumlu bulunduğu kanaatine varılmıştır. Davalının meydana gelen zarar nedeniyle sorumluluğunun belirlenmesi amacıyla tazminata esas alınacak değer de TTK'nın 880. maddesinde belirlenmiş olup, taşıyıcının sorumluluğu kural olarak, eşyanın tamamı değerini kaybetmişse tamamının, eşyanın bir kısmı değerini kaybetmişse, değerini kaybeden kısmının, net olmayan ağırlığının her bir kilogramı için 8,33 Özel Çekme Hakkını karşılayan tutar ile sınırlıdır (TTK m. 882/2). Ancak, zarara, kasten veya pervasızca bir davranışla ve böyle bir zararın meydana gelmesi ihtimalinin bilinciyle işlenmiş bir fiilinin veya ihmalinin sebebiyet verdiği ispat edilen taşıyıcı Kanunda öngörülen sorumluluktan kurtulma hâllerinden ve sorumluluk sınırlamalarından yararlanamaz (TTK m. 886). Bu kapsamda değerlendirme yapıldığında,facebook gibi güvensiz ortamlardan rastgele bir şekilde sürücü-taşıyıcı-araç tedariki şeklinde taşıma organizasyonunun ve bunun akabinde bulunan kişinin güveni kötüye kullanma şeklinde taşman malı hırsızlamasının sonuçlarından akdi taşıyıcı sıfatı ile davalı sorumlu olacaktır.Davalı akdi taşıyıcının bu şekilde alt taşıyıcı bulması pervasızca hareket kabul edilmelidir.Buna göre; zarara, kasten veya pervasızca bir davranışla ve böyle bir zararın meydana gelmesi ihtimalinin bilinciyle işlenmiş bir fiilinin veya ihmalinin sebebiyet verdiği ispat edilen taşıyıcı veya 879. maddede belirtilen kişiler, sorumluluk sınırlamalarından yararlanamayacak olup, davalı taşıyıcı pervasızca hareketinin  sonucu olarak meydana gelen zararın tamamından sorumlu tutulmalıdır.Hükme esas alınan bilirkişi raporuna göre,ekspertiz tarafından hesap edilen zarar miktarının piyasa rayiçlerine de uygun olduğu,sigorta şirketi tarafından karşılanan zararın poliçe kapsamında kalıp davacının ekspertiz tarafından belirlenen zararı sigortalısına ödediği ve TTK'nın 1472 nci maddesi uyarınca sigortalısının halefi olduğu ve rücu koşullarının oluştuğu anlaşıldığından davanın kısmen kabulü ile  381.906,37 TL'nin ödeme tarihi olan 02/08/2017 tarihinden itibaren   3095 sayılı Kanunun 2/2.maddesi uyarıca değişen oranlarda avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,fazlaya ilişkin talebin reddine.. \" gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 381.906,37 TL'nin ödeme tarihi olan 02.08.2017 tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanun'un 2/2. maddesi uyarıca değişen oranlarda avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, karar  verilmiştir. Bu karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı  vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;  Davacının, poliçe kapsamında dava dışı sigortalının zararının ödendiğini belirterek tazminini talep ettiğini ve tüm iddiasını ... müvekkili firmayla ilişkisi olduğu üzerine kurduğunu, bunun dışında müvekkilinin sorumlu olmasını gerektir başka bir neden ileri sürülmediğini, mahkemece ... ile  davalı şirket arasında irtibat bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verildiğini, oysa  ... ile davalı şirket  arasında hiç bir bağlantı bulunmadığını, bu kişinin müvekkili şirketin ortağı veya çalışanı olmadığını, anılan kişinin 19.01.2012 ile 21.11.2015 tarihleri arasında müvekkili şirkette sigortalı olarak çalıştığını, olayın ise 10.03.2017 tarihinde meydana geldiğini, bu hususun mahkemece de kabul edildiğini, olaydan iki yıl önce müvekkili şirkette ayrılan ... davalı şirketli hiç bir ilişkisinin bulunmamasına rağmen müvekkilinin sorumlu tutulduğunu, sici kayıtlarına göre şirketin temsilcisinin ...  olduğunu, ... şirketi temsile de yetkisinin bulunmadığını, çalışma ilişkisinin uzun süre önce kopartılmasına rağmen müvekkilinin sorumlu tutulduğunu, Müvekkili ile ...  arasında resmi bir bağ bulunmamasına rağmen bu kişinin 11.03.2017 tarihli kolluk ifadesinin esas alınarak bağ kurulmaya çalışıldığını, oysa bu beyanda müvekkili adına taşıma yapıldığının yazılmadığını, ... olay tarihinde başka taşıma firmada SGK'ya kayıtlı çalışan olduğu bilgisinin alındığını, mahkemece müvekkili şirkette SGK kaydı dahi olmayan bir kişinin eylemleri nedeniyle müvekkilinin sorumlu tutulduğunu ve bu kişinin olay tarihindeki çalışma kayıtlarının araştırılmadığını, Mahkemece bunların yanı sıra davalı şirketin internet sitesinde iletişim bölümünde ... adının bulunduğu ve bu sebeple davalı firmanın sorumlu tutulması gerektiğine kanaat getirildiğini, mahkemece davacı tarafından talep edilmeyen bir bilginin internet sitesine re'sen girilerek araştırılmasının hukuk davasının taraflarca getirilme ilkesine de aykırı olduğunu, kamu düzenini ilgilendirmeyen bu gibi olaylarda mahkemenin kendiliğinden delil araştırması yapamayacağını, kaldı ki gerekçeli kararda bu internet sitesinin hangi site olduğunun belirtilmediğini, dosya içindeki çıktının da UYAP sisteminde görülmediğini, \"...\" sitesinin 12.01.2012 tarihinde kurulduğunu ve bu tarihte Alper Kelle'nin davalı şirketin çalışanı olduğunu, daha sonra internet sitesinin bakıma alındığını ve sitenin 2016 yılından sonra aktif olarak kullanılmadığını, Bilirkişi raporlarında belirlendiği üzere davaya konu taşıma için, taşıma irsaliyesi alınmadığını, davacının sigortalısı ... Firmasının navlun faturası veya benzer bir şekilde taşımayı üstlendiğine dair bir talimat yazı veya sair senet nitelikli belge sunulmadığını, bu nedenle TTK'nın 879. maddesine göre müvekkilinin sorumlu olmadığını, sonuç olarak, taraflar arasında taşıma sözleşmesi veya yazılı bir belge, taşıma irsaliyesi, fatura, senet niteliğinde hiçbir evrak bulunmadığını, hırsızlamayı yaptığı öne sürülen şoförün davalı şirket çalışanı olmadığını, taşıma yapılan tırın müvekkiline ait olmadığını taşıma işini organize ettiği iddia edilen  ... olay tarihinde davalı şirkette çalışmadığını, yazılı bir belge bulunmamasına rağmen ...'nin kollukta verdiği ifadede buna ilişkin bir ibare bulunmamasına rağmen müvekkilinin sorumlu tutulmasının hatalı olduğunu, davalıya ait internet sitesinde ...  iletişim kurulacak kişiler arasında adının yazmasının sebebinin de internet sitesinin kurulduğu bu kişinin davalının çalışanı olduğunu, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine, karar  verilmesini istemiştir.<br>İNCELEME VE GEREKÇE Dava, nakliyat sigorta poliçesi kapsamında taşıma sırasında oluşan hasarın sigortalıya ödenmesinden sonra  taşıyıcı şirkete ve taşıyıcının sigortacısına karşı açılan  rücu alacağının tahsili talebine ilişkin eda davasıdır.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabul kısmen reddine, karar verilmiş; bu karara karşı, davalı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.\tYük ve yolcu taşımacılığına ilişkin hükümler  TTK'nın 850 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Somut olaydaki taşıma, sigortalıya ait tekstil emtiasının kara yoluyla yurt içinde taşınmasına ilişkin olup, TTK'nın taşımaya ilişkin 850 ve devamı maddelerinin uygulanması gerekir. Belirtilen maddeye göre taşıyıcı, taşıma sözleşmesi ile eşya veya yolcu taşıma işini  veya her ikisini üstlenen kişidir. Somut olayda, davalı şirketin taşıyıcı olup olmadığı ile sigortalı ile davalı arasında geçerli bir taşıma sözleşmesi ilişkisinin kurulup kurulmadığının değerlendirilmesi gerekir. Davalı ile sigortalı arasında yazılı şekilde düzenlenmiş bir taşıma sözleşmesi bulunmamaktadır. Ancak taşıma sözleşmesinin geçerli olabilmesi için, herhangi bir şekil şartı bulunmamaktadır. Bu durumda TBK'nın 1. maddesi gereğince tarafların iradelerinin karşılıklı ve birbirlerine uygun olarak açıklamalarıyla taşıma sözleşmesinin kurulacağı kabul edilmelidir. Taşıma sözleşmesinin tacir yardımcıları tarafından da kurulmaları mümkündür. TBK'nın 547 vd.maddelerinde ticari temsilci, ticari vekil, tacir yardımcıları düzenlenmiş olup, BK'nın 552. maddesinde diğer tacir yardımcılarının, ticari işletmeyi doğrudan ilgilendiren bu tür işlemleri yapabilecekleri düzenlenmiştir. Bu durumda,  dava dışı Alper Kelle'nin  davalı şirketi temsile yetkisinin bulunup bulunmadığının ve bu kişi aracılığıyla davacı şirketle sözleşme yapılıp yapılmadığının değerlendirilmesi gerekir. Hukuk davasının taraflarca hazırlanması ilkesi HMK'nın yargılamaya hakim olan ilkeleri arasında 25.maddede düzenlenmiştir. Buna göre, kanunda öngörülen istisnalar dışında hakim, iki taraftan birinin söylemediği şeyi veya vakıaları dikkate alamaz, ve onları hatırlatabilecek davranışlarda dahi bulunamaz. Dava konusu uyuşmazlıkta re'sen araştırma ilkesini gerektirir her hangi bir neden bulunmamaktadır. Davalı şirketin internet sitesine ait görüntüler ilk olarak 18.09.2017 tarihli dava dilekçesinin ekinde sunulmuştur. Bu dava dilekçesinin ekinde renkli şekilde internet sitesinin çıktısı bulunmaktadır. Bu görselde ...  irtibat kurulacak kişiler arasında olduğu belirtilmiştir. Daha sonra davacı tarafından bilirkişi raporuna karşı sunulan 13.05.2019  tarihli beyan dilekçesinde de bu ekran görüntüsü eklenmiştir. Belge, UYAP'ta taşra evrakları altında kayıtlıdır. Diğer yandan dosyada bulunan ve 30.01.2018  havale tarihini taşıyan ekinde de aynı belge bulunmaktadır. Bu belgeye göre şirketin irtibat kurulacak kişileri arasında ... bulunmaktadır. Dosya içerisinde bulunan sicil belgelerinde şirketin hali hazırdaki tek ortağının ... olduğu, daha önce şirket ortağı olan ... ortaklığını 2013 yılında ... devir ettiği ve buna ilişkin kararın 12.06.2013 tarihli sicil gazetesinde ilan edildiği anlaşılmıştır. ... ile davalı şirket arasındaki ilişkinin davacı tarafından delilleriyle birlikte ileri sürüldüğü ve mahkemece bu hususta re'sen bir araştırma yapılmadığı anlaşılmaktadır. Mahkeme başkanınca yapılan inceleme sunulan belgenin teyidi amaçlı olduğu anlaşılmaktadır. Şikayet üzerine ... kollukta vermiş olduğu beyanında, taşıma işini organize ettiği görülmüştür. Belirtilen beyan ile şirket internet sitesindeki bilgi birlikte değerlendirildiğinde ve sigortalı ile davalı arasında daha önceden taşıma sözleşmeleri kurulduğu dikkate alındığında davalı şirketin akdi taşıyıcı olarak kabul edilmesi yerindedir. Anılan kişinin davalı şirketin bordrolu çalışanı veya ortağı olmaması sonuca etkili değildir. Tacir olan davalının, taşıma işlerinde bağlantı kurulacak kişileri yayınlaması ve bu ilgilerin yargılama sırasında da internet sitesinde bulunması karşısında, bu bilgilerin eski dönemden kaldığı savunmasına itibar edilemez. Zira yukarıda belirtildiği gibi davalı şirketin akdi taşıyıcı olarak kabul edilmesi için taşıma sözleşmesinin yazılı olarak düzenlenmesine gerek bulunmamaktadır. Akdi taşıyıcının taşıma işini bizzat yapmadığı durumlarda bu işlemi alta taşıyıcılara yaptırması halinde alt taşıyıcı ve yardımcılarının eylemlerinden sorumlu olduğu açıktır. Bunun yanı sıra soyut olarak, bu tarihlerde, davalı şirket adına işlem yapabileceği ilan edilen kişinin başka bir yerde sigortalı olarak çalışıp çalışmadığının araştırılmasına da gerek bulunmamaktadır. Davalının bu yönü ilişkin usulüne uygun şekilde ve süresinde ileri sürülmüş bir talebi bulunmamaktadır. Hasar bedelini ödeyen davacı, sigortalının haklarına halef olunduğundan davacının aktif dava ehliyeti bulunmaktadır. Dosyada bulunan sigorta poliçesi ödeme belgeleri, ihtar ve tüm belgelerden davacının taşımadan kaynaklı zararı ödeyerek sigortalının haklarına halef olduğu açıktır.  TTK'nın 875. maddesi uyarınca, taşıyıcı, eşyanın taşınmak üzere teslim alınmasından alıcısına teslim edildiği ana kadar geçen süre içinde eşyanın ziyaından veya hasarından doğan zararlardan sorumludur. Aynı Kanun'un 879. maddesi uyarınca, taşıyıcı, adamlarının görevlerini yerine getirmeleri sırasındaki fiil ve ihmallerinden de kendi fiil ve ihmali gibi sorumludur. Eldeki davada davalı taşıyıcı, teslim aldığı emtiayı fiili taşıyıcı eliyle taşıtmış, ancak fiili taşıyıcının temininde gerekli özen gösterilmemiş ve emtianın tamamının zayi olmasına sebep olmuştur.  TTK'nın 876 ve 877.maddelerinde taşımacının sorumlu olmadığı haller düzenlenmiş olup, somut olayda bu hallerin gerçekleştiği kanıtlanmadığı gibi 878. maddedeki özel hallerin de gerçekleştiği kanıtlanmamıştır. TTK'nın 886.maddesine göre, zarara, kasten veya pervasızca davranışla veya böyle bir zararın meydana gelmesi bilinciyle işlenmiş bir fiilin veya ihmalin sebebiyet verdiği ispat edilen taşıyıcı veya 879.maddede belirtilen kişileri bu kısımda öngörülen sorumluluktan kurtulma hallerinden ve sorumluluk sınırlamalarından yararlanamayacaklardır. Dava konusu olayda, fiili taşıyıcının seçiminde sosyal medya platformları (facebook) gibi güvensiz bir platforma seçilerek gelen aracın plaka ve sürücünün belgelerinin kontrol edilmemesi nedeniyle taşıyıcının sorumluluk sınırlamalarından yararlanamayacağına ilişkin mahkeme kabul ve gerekçesi yerindedir. Mahkemece alınan rapor ve belirlenen değer dosya kapsamındaki delillere uygun olup, davanın kabulünde ve gerekçesinde bir isabetsizlik bulunmadığından, davalı vekilinin tüm istinaf başvuru nedenlerinin reddine karar vermek gerekmiştir.Açıklanan bu gerekçelerle HMK'nın 353/1.b.1.maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davalı  tarafından yatırılan istinaf başvuru harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 19.565,00 TL istinaf karar harcının davalıdan tahsiline,3-Davalı tarafından istinaf kanun yoluna başvuru için yapılan masrafların kendi  üzerlerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara tebliğine, 5-Karar kesinleştikten sonra dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda,  tarihinde, oybirliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi.29.02.2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"f6bb45c7a7f640c4","SID":"4353333a508fe835"}}