{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/2280 Esas<br>KARAR NO: 2024/483 Karar<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>NUMARASI: 2016/13 Esas - 2021/392 Karar<br>TARİH: 11/03/2021<br>DAVA: Ticari Şirket (Şirket Ortaklık Payının Devri İşleminin Önalım Hakkı Nedeniyle İptali)<br>KARAR TARİHİ: 14/03/2024<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesi ile,  ...A.Ş' nin  %33 ortağı olduğunu, şirketin diğer hissedarı ve yönetim kurulu başkanı ...' ın ana sözleşmeye, prosedüre aykırı davrandığını, kendisine bildirim yapılmadan ve onayı alınmadan ...'ye toplam 320 hisse adedini 25,00-TL bedel olarak toplam 8.000,00-TL karşılığı şirketin %2 hisse devrini yaptığını ve fakat kendisine hiçbir yazılı ya da noter kanalıyla bildirimde bulunulmadığını, yönetim kurulunun hisse devrini gizli olarak pay defterine işlediğini, kendisine ön alım hakkını kullanmaması için kasten bildirim yapılmadığını ve şirketin bağlı olduğu ve mevzuat gereği izni alınması gereken SPK' dan da şirket hisselerinin izninin alınmış olduğunu ve fakat kendisinin dışarıda bırakıldığını, önalım bedelinin kendisi tarafından ödenebileceğini, dava konusu hisselerin kendisi adına tesciline karar verilmesini talep ettiği, ayrıca yine kendisinin önalım hakkını kullanmak istediğini belirtmesine rağmen ...  tarafından %8 şirket hissesinin davalıya devredildiğini belirten davacı, bu %8' lik tutar üzerindeki haklarının da saklı olduğunu ifade ettiği, davalının hisse devrinden önce şirkette düşük maaşla çalıştığını, hisse devrinden sonra şirkete ayrıca ciddi maaş, vergi ve SGK yükü bindiğini, ayrıca 27.05.2015 tarihinde oluşan genel kurulda yönetim kurulu üyelerinin ibra edilmemiş olduğunu, yapılan hisse devrinin şirket ana sözleşmesine ve kanuna, ana sözleşmeyi objektif iyi niyet kurallarına, \"eşit işlem\" ilkesine ve \"hissedarların ve sermaye yapısının hissedarlar zararına değiştirilmesine\" ilişkin esaslara açıkça aykırı, butlan olduğunu, kendisinin hukuki bilgisizlik ve iyi niyeti nedeniyle şu ana dek davalıların yönetici oldukları şirketin olağan ve olağanüstü genel kurul toplantıları ile yönetim kurulu kararları ve hisse devirleri için dava açma haklarını kullanmadığını ve bu hakları koruyamadığını ve davalıya ait %2 payın tescilinin iptal edilmesini ve kendisi adına tescil edilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesi ile, davacının davayı hisse devrinin gerçekleştiği tarih olan 23.12.2013 tarihinden itibaren iki yıllık yasal süre içerisinde açtığını ancak aynı davanın hisse devrinin öğrenildiği tarihten itibaren 3 aylık hak düşürücü yasal süre içerisinde açılmadığını ve hisse devri sürecinde davacının onayı ve bilgisi olduğunu ve bu durumu davacının dava dilekçesinde ikrar ettiğini, basiretli tacir olan davacının genel kuruluna katıldığı şirketin hisse yapısına dikkat etmemiş olduğu savunmasının kabul görmemesi gerektiğini, sadece birkaç hissedara sahip bir şirkete yeni bir hissedar katılmasını fark etmemenin de hayatın olağan akışına aykırı olduğunu ve en iyi ihtimalle davanın 10.07.2014 tarihinde 3 aylık zamanaşımı süresini dolduğunun kabulü ve bu süre sonrasında açılmış olan davanın dava şartı yokluğu nedeniyle reddedilmesi gerektiğini, davacının kötüniyetli olduğunu ve şirketin karar mekanizmalarının etkin çalışmasını engellemeye çalıştığını ve şirketi iş göremez bir hale sokmayı sistematik olarak hedeflediğini, davacının bu yolla haksız kazanç elde etmek istediğini, davacının hisse devrine onay verdiğini, dolayısıyla bu hisse devrinden başından itibaren haberi olduğunu, ilgili davanın reddedilmesi gerektiğini, davacının hisse devrini öğrendiği tarihten itibaren iki yıl, genel kurulda öğrendiği tarihten itibaren 1.5 yıl geçtiğini ve 2 yıllık sürenin son gününde bu davanın açıldığını ve kanunu bilmemenin mazeret sayılmayacağını vurgulayarak davacının iyiniyetli olduğunun kabulünün de mümkün olmadığını, davacının hisse devrinden haberi olduğunu ve hisse devrine sözlü olarak onay verdiğini, hisse devrinin usulüne uygun olarak yapıldığına dair 16.12.2013 tarih ve 36231672-415.02 [HRMN]-705 sayılı SPK yazısının da kendi lehlerine olduğunu ve açılmış olan davanın dava şartı yokluğu, süresinde açılmaması ve haksız mesnetsiz olması sebebiyle, reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 11/03/2021 tarih 2016/13 Esas 2021/392 Karar sayılı kararında; \"...Tüm dosya kapsamı ve deliller birlikte değerlendirildiğinde; tarafların  ... A.Ş.’nin hissedarları olduğu,  23/12/2013 tarihli dava dışı ...’nın davalı ...’ye yapmış olduğu %2 pay devir ve tescil işleminin gerçekleştiği ihtilafsızdır. Uyuşmazlık ise davacının ön alım hakkına sahip olup olmadığı, bu hak var ise hak düşürücü sürenin geçip geçmediği ve ön alım bedelinin ne kadar olduğu hususundadır. Yukarıda ayrıntılı açıklandığı üzere anasözleşmede bağlam hükmü belirlendiği, davacının bu bağlam hükmüne istinaden ön alım hakkına sahip olduğu, hak düşürücü sürenin başlaması için bildirim yapılması gerektiği ancak somut olayda bildirim yapılmadığı bu nedenle hak düşürücü sürenin geçmediği, davanın süresinde açıldığı, 12.02.2021 tarihli bilirkişi raporunda da dava konusu %2 hissenin 4.000,00 TL bedel ile devredildiğinin belirlendiği, bu bedelinde mahkeme veznesine depo edildiği anlaşıldığından davanın kabulüne karar verilmiştir...\"gerekçesi ile, 1-Davanın KABULÜ ile, ... A.Ş.’nin (Vergi No:...) 23/12/2013 tarihli dava dışı ...’nın davalı ...’ye yapmış olduğu %2 pay devir ve tescil işleminin iptali ile söz konusu bu payın davacı ... adına tesciline, 2-Önalım bedelinin 4.000,00 TL olduğunun tespitine, davacı tarafından yatırılan ön alım bedeli olan 4.000,00 TL’nin Vakıfbank İstanbul Anadolu Adliyesi Şubesinde açılacak hesapta kısa vadede en çok gelir getirecek şekilde vadeli hesaba yatırılmasına, kararın kesinleşmesine müteakip ön alım bedelinin bankada birikecek faizi ile birlikte davalıya verilmesine, davacı tarafından fazladan yatırılan önalım bedelinin kendisine iadesine, karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı vekili istinaf dilekçesi ile, yerel mahkeme kararının usul ve esas yönünden hukuka aykırı olduğunu, Usule ilişkin beyanlar; yerel mahkemece HMK md.266'ya aykırı bir biçimde hakimlik mesleğinin getirdiği genel ve hukuki bilgi ile çözülmesi mümkün olan bir konu hakkında bilirkişiye başvurduğunu, İşbu davanın müvekkiline karşı ikame edilmesinin mümkün olmayıp davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini, Esasa ilişkin beyanlar; ana sözleşmedeki önalım hakkı mülga 6762 sayılı TTK döneminden kaldığından yürürlükteki 6102 sayılı TTK hükümleri ile örtüşmeyen bu hakkın kullanılması 6102 sayılı TTK bakımından mümkün olmadığını, Önalım hakkı bağlam hükümlerini aşan bir niteliği sahip olduğundan geçersiz olduğunu,<br>Önalım hakkının varlığı kabul edilse dahi davacı hak düşürücü süre içerisinde önalım hakkını kullanmadığından davanın reddi gerektiğini, Önalım hakkının geçerliliği kabul anlamına gelmemek kaydıyla önalım hakkının ihlal edildiğinden bahisle pay devrinin iptaline karar verilmesinin mümkün olmadığını, Kabul anlamına gelmemek kaydıyla pay devrinin iptaline karar verilse dahi payların davacı adına tescilinin mümkün olmadığını, İleri sürerek istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının istinaf incelemesi sonucunda kaldırılmasına, karar verilmesini talep etmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava,  dava dışı şirketin ana sözleşmesinde yer alan ön alım hakkı nedeniyle dava dışı ortak tarafından davalı adına yapılan %2 payı devir işleminin iptali ile davacı  adına tescil edilmesi istemine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda;  \"1-)1-Davanın KABULÜ ile, ... A.Ş.’nin (Vergi No:...) 23/12/2013 tarihli dava dışı ...’nın davalı ...’ye yapmış olduğu %2 pay devir ve tescil işleminin iptali ile söz konusu bu payın davacı ... adına tesciline, 2-Önalım bedelinin 4.000,00 TL olduğunun tespitine, davacı tarafından yatırılan ön alım bedeli olan 4.000,00 TL’nin Vakıfbank İstanbul Anadolu Adliyesi Şubesinde açılacak hesapta kısa vadede en çok gelir getirecek şekilde vadeli hesaba yatırılmasına, kararın kesinleşmesine müteakip ön alım bedelinin bankada birikecek faizi ile birlikte davalıya verilmesine, davacı tarafından fazladan yatırılan önalım bedelinin kendisine iadesine,\" karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararına karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. 29906 Sayılı Resmi Gazete'de yayınlanarak 02/12/2016 tarihinde yürürlüğe giren 6763 sayılı kanunun 41.maddesi ile değişik HMK'nın 341/2 madde hükmü uyarınca miktar ve değeri 3.000,00 TL'yi geçmeyen mal varlığına ilişkin davalar kesin olup, yeniden değerleme oranındaki artış sonucu Yerel Mahkeme hükmünün verildiği 2021 yılı için HMK'nın 341/2. maddesindeki kesinlik sınırı 5.880,00.TL olmuştur. Somut davada dava değeri 4.000,00.TL'dir.  Davalı tarafından istinafa konu edilen miktar 4.000,00.TL olup İlk Derece Mahkemesi kararı kesin niteliktedir. Miktar olarak kesin nitelikteki karar ile ilgili olarak Yerel Mahkemece karara karşı kanun yolunun açık olduğunun belirtilmesinin de sonuca bir etkisi bulunmamaktadır.  Bu nedenle, davalının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 341. ve 352/1 maddesi gereğince usulden reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmış ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;  1-Davalının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 341, 352/1 maddeleri  gereğince USULDEN REDDİNE,  2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davalı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davalıdan alınması gereken 427,60.TL istinaf karar harcından istinaf eden davalı tarafından yatırılan (59,30.TL + 9,00.TL=) 68,30.TL harcın mahsubu ile bakiye 359,30.TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,  4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına,  5-Artan gider avansı varsa talep halinde avansı yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 14/03/2024 tarihinde HMK'nın 341. 352/1. maddeleri gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.\t\t\t\t</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"f77193b61d939c67","SID":"80aba8cb123a9251"}}