{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/264 <br>KARAR NO: 2024/321<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 14/07/2020<br>NUMARASI: 2018/1109 E. -  2020/253 K.<br>DAVANIN KONUSU: Tazminat (Rekabet Yasağı Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>Taraflar arasındaki tazminat davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı, davalı tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle;  müvekkil şirketin www...com adlı internet sitesinin sahibi oluduğunu, davalının 03.12.2012 tarihinden 03.10.2014 tarihine kadar müvekkil şirkette kıdemli dijital pazarlama uzmanı olarak çalıştığını, bu tarihte istifa eden davalının en son ücretin net 6.650,00 TL olduğunu, davalının iş akdini fesihten sonra bir yıl süreyle merkezi Marmara, Ege ve İç Anadolu bölgelerinde bulunan müvekkili ile aynı alanda çalışmamayı taahhüt ettiğini, ancak davalının istifa sonrası müvekkilinin önemli rakiplerinden olan ... A.Ş. unvanlı şirkette ve bu şirkete ait www....com internet sitesinde 15.10.2014 tarihinde dijital pazarlama müdürü olarak çalışmaya başladığını, rekabet yasağı nedeniyle 5.000,00TL'nin tahsili için İstanbul Asliye 16. Ticaret Mahkemesinin 2015/151 Esas sayılı dosyasında açılan davada mahkemece tazminatın belirlenerek taleple bağlı kalınarak kabulüne karar verildiğini, dava konusu edilmediğinden hükmedilmeyen 28.250,00 TL için bu davanın açıldığını ileri sürerek, 28.250,00 TL'nin ticari temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili, savunmasında özetle; İstanbul 16.Asliye Ticaret Mahkemesince verilen kararın henüz kesinleşmediğinden kararın kesinleşmesinin beklenmesi gerektiğini, talebin zamanaşımına uğradığını, müvekkilin rekabet yasağı uygulanabilecek bir iş ve görevde çalışmadığını, müvekkilin orta düzeyde bir görevi ifa ettiğini, müvekkilinin dava dışı ... A.Ş'deki işinin davacı şirkette yaptığı işten farklı olduğunu, her iki şirketin pazarlama faaliyetlerinin farklı olduğunu, rekabet yasağı sözleşmesi kurulması için gerekli koşulların bulunmadığını, müvekkilinin 1 yıl süre ile çalışmaması ekonomik alanda yıkıma neden olacağını savunarak, davanın reddini istemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; \"...Mahkememizde iş bu dava açılmadan önce ilk dava İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesinde açılmış olup, yapılan yargılama neticesinde; dosya kapsamına alınan 21/09/2016 tarihli bilirkişi raporunda özetle; Rekabet yasağı ile ilgili 6098 sayılı BK'nda belirtilen koşulların bir kısmı oluşmadığı için (yasaklamanın işçinin ekonomik geleceğini karartmayacak ölçüde olması, işverenin yasağın devamını istemekte haklı olması) davalı ...'ın, rekabet yasağı dolayısıyla davacı firmaya ödemesi gereken herhangi bir cezai tutarın bulunmadığı, dosya kapsamına alınan 23/03/2018 tarihli bilirkişi raporunda özetle; kök ve ek raporda, değerlendirme bölümünde belittiği ve açıklanan sebeplere göre; rekabet yasağı ile ilgili 6098 sayılı BK'nda beilrtilen koşulların bir kısmı oluşmadığı için (yasaklamanın işçinin ekonomik geleceğini karartmayacak ölçüde olması, işverenin yasağın devamını istemekte haklı olması) davalı ...'ın, rekabet yasağı dolayısıyla davacı firmaya ödemesi gereken herhangi bir cezai tutarın bulunmadı, tüm dosya kapsamı ve toplanılan delillerin bir bütün olarak değerlendirilmesi sonucunda; davalı ...'ın davacı ile arasında akdedilen iş sözleşmesinde kararlaştırılan rekabet yasağı hükmüne aykırı surette diğer davalı nezdinde çalışmaya başlaması nedeniyle şimdilik 5.000,00 TL cezai şartın ticari faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilinin talep edildiği, dosya kapsamına alınan bilirkişi kök ve ek raporlarında da belirlendiği üzere; Taraflar arasında düzenlenen iş sözleşmesinin 9/e maddesinde; 'Personel, iş sözleşmesinin haklı nedenlerle işveren tarafından veya haklı nedenler olmaksızın kendisi tarafından fesih edilmesi halinde, iş sözleşmesinin sonra erdiği tarihten itibaren 1 yıl süreyle merkezi Marmara, Ege ve İç Anadolu bölgelerinde olup, faaliyet konusu işverenle tamamen veya kısmen aynı olan şirketlerde her ne suretle olursa olsun çalışmamayı, bu gibi yerlerde ortak danışman yahut benzeri sıfatlarla bulunmamayı, bu işleri kendi nam ve hesabına yapmamayı, aksi takdirde sonra aylık ücretinin 10 katı tutarını cezai şart olarak ödemeyi ayrıca rekabet yasağına son vermeyi kabul ve taahhüt eder...' hükmünü içerdiği, davalı işçinin davacı şirkette kıdemli dijital pazarlama uzmanı, davalı şirkette ise dijital pazarlama müdürü olarak görev yaptığı, davalı işçinin davacı firmada çalıştığı sırada iş ve görevleri dikkate alındığında; işverenin dijital pazarlama alanındaki gizli bilgilere ve hedeflerine vakıf olduğunun anlaşıldığı, her ne kadar bilirkişi raporunda davacı ve davalı şirketlerin ticaret yapış şekillerinin birbirinden farklı olduğunu ve davalı işçinin bu sebeple davacı firmanın ticari sırlarını davalı firma aleyhinde kullanılamayacağı belirtilerek davalı işçinin davacı şirkete önemli bir zarar veremeyeceği kanaatine varılmış ise de; sözleşmedeki rekabet yasağı koşulunun gerçekleşmesi için, işverenin somut bir zarara uğramasının gerekmeyeceği, böyle bir tehlikenin varlığının yeterli olduğu, davalı işçinin başka bir rakip işletmede çalışmaya başlaması ve davacı işverene önemli ölçüde zarar verme ihtimalinin bulunmasının yeterli olacağı nazara alındığında bilirkişi raporunun bu husustaki belirlemesine iştirak edilmediği, somut olayda; davalı işçinin davacı firmada kıdemli dijital pazarlama uzmanı olarak görev yaptığı, bu bağlamda davacı firmanın ticari sırlarına vakıf olduğunun kabulü gerektiği, davalı işçinin sözleşmedeki rekabet yasağı kaydına rağmen iş sözleşmesinin feshinden sonra davacı ile aynı işi yapan, aynı ilde faaliyet gösteren, aynı müşteri kitlesine hitabeden ve bu alanda sayılı firma bulunan rakip bir işletmede çalışmaya başlamasıyla birlikte, davacı işletmede edindiği bilgileri rakip işletmede kullanma  tehlikesinin meydana gelmiş sayılacağı, taraflar arasındaki sözleşmede 1 yıllık rekabet yasağı süresi öngörülmüş, coğrafi alana yönelik ise çok geniş bir alan belirlenmiş ise de; TBK' nın 445 /1 fıkrasında bu tür sözleşmeler bakımından yer ve zaman sınırlaması öngörülmüş, 2. fıkrasında ise mahkemece aşırı nitelikteki rekabet yasağı hükümlerinin kapsamı veya süresi bakımından sınırlandırılabileceğinin düzenlendiği, davalının davacı firmadan ayrıldıktan sonra, davacı firmayla aynı ilde faaliyet gösteren rakip işletmede işe başlamış bulunduğundan davalı tarafın çok geniş bir coğrafi alanı kapsadığı gerekçesiyle sözleşmenin geçersizliğini savunmasının da Medeni Kanunun 2. Maddesine aykırılık teşkil edeceği, davacı işçinin son brüt ücretinin 10 katı olan 66.500,00-TL cezai şartın davalı işçiyi ekonomik olarak gelecek yıllarda sıkıntıya sokacağı ve bu sebeple ekonomik mahfına sebebiyet vereceği nazara alınarak takdiren %50 indirime gidilerek cezai şartın 33.250,00-TL olarak belirlenmesine ve taleple bağlı kalınarak 5.000,00 TL cezai şartın dava tarihi olan 09/02/2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı ...'dan alınarak davacıya verilmesine karar vermek gerekmiş, her ne kadar davalı şirket aleyhine de tazminat talepli dava açılmış ise de; davacı tarafın bu davalı ile aralarında davaya konu rekabet yasağına ilişkin herhangi bir sözleşme bulunmadığı ve davacı şirkette çalışan dava dışı işçilerin de davalı şirketçe istihdam etmesinin rekabet yasağına aykırı olacağı hususunun da eldeki davada kanıtlanamadığı nazara alınarak bu davalı aleyhine açılan davanın reddine, davalı işçi aleyhine açılan davanın taleple bağlı kalınarak kabulüne karar verilmiştir. Mahkememizde açılan ek davada, İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesinin  2015/151-2018/613 E-K sayılı dosyası incelenmiş, alınan bilirkişi raporunda belirlenen 66.500,00 TL cezai şarttan yapılan indirim sonucu belirlenen 33.250,00 TL 'den, taleple bağlı kalınarak  davalıdan tahsiline karar verilen 5.000,00 TL düşülerek, davacının iş bu ek davayla talep ettiği bakiye 28.250.TL cezai şartın...\" gerekçesiyle davanın kabulü ile 28.250,00 TL'nin dava tarihi olan 28.11.2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, karar verilmiştir.  Bu karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı  vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;  Taleplerin zamanaşımına uğradığı hususundaki itirazların değerlendirilmeksizin davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, müvekkilinin 03.12.2012 ile 03.10.2014 tarihleri arasında davalı şirkette çalıştığını, cezai şartın tahsili için 09.02.2015 tarihinde İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesinde dava açıldığını ve TBK'nın 72.maddesine göre alacağın istenmesi için gereken iki yıllık zamanaşımı süresinin dolduğunu,  gerekçeli kararda bu davanın ek dava olduğu belirlenmesine rağmen, bu davanın sadece müvekkili aleyhine açıldığını, önceki davanın müvekkilinin yanı sıra ... Ticaret ve ... A.Ş.aleyhine de açıldığından bu davanın ek dava olarak değerlendirilmeyeceğini, haksız fiilden kaynaklanan davanın TBK'nın 60.maddesine göre belirlenen sürede açılması gerektiğini, anacak davanın süre geçtikten sonra açıldığını; Müvekkilinin, davacı şirkette rekabet yasağı uygulanabilecek bir iş ve görevde çalışmadığını, davalı şirketteki çalışmasının dijital pazarlama uzmanlığı olduğunu, davalı şirketin hiyerarşisinde bu görevin orta düzeyli bir görev olduğunu, yapılan iş ile davacının müşterilerinin tanınamayacağını, müvekkilinin pozisyonu gereği davacının işinin esasına nüfuz etmesi ve iş sırlarına vakıf olmasının mümkün olmadığından rekabet yasağının unsurlarının gerçekleşmediğini, kaldı ki müvekkilinin üçüncü kişide çalıştığı pozisyonun da davacı şirketteki çalışmasından farklı olduğunu, her iki şirketin pazarlama alanlarının da farklı olduğunu, rakip iş yerinde yapılan her çalışmanın sözleşmenin rekabet sözleşmesine aykırılık teşkil etmeyeceğini, bunun için işçinin eski işyerinde gördüğü iş neticesinde, işverenin iş sırlarına vakıf olması ve müşterilerini tanımasını mümkün olması halinde, rakip işyerinde gördüğü iş ile eski işyerinde gördüğü iş arasında benzerlik söz konusu olması halinde rekabet yasağının söz konusu olabileceğini,Rekabet yasağı sözleşmesi kurulması için gerekli koşulların bulunmadığını, sözleşmenin şekil ve esas yönünden yasaya aykırı olduğunu, müvekkilinin, davacının iş sırları ile müşterilerine vakıf olmadığını, her iki şirketteki işlerin farklı olduğunu,  işverenin haklı bir menfaatinin zedelenmemesi nedeniyle müvekkilinin tazminattan sorumlu tutulamayacağını, sadece müvekkilinin benzer işte çalışması nedeniyle dava açıldığını ve davanın ispatı için delil sunulmadığını, işverenin korunmaya değer bir yararı bulunduğunun kanıtlanmadığını,İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesi dosyasında hazırlanan raporda, bu hususun tespit edilerek tazminat istenemeyeceğinin belirtildiğini, rapora itiraz edilmemesinin müvekkili yönünden müktesep hak oluşturduğunu, bu hususun 16. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından değerlendirilmediğini, rekabet yasağı sözleşmesinin ihlal edildiğinin iddia edilmesine rağmen müvekkilinin ne tür gizli bilgilere sahip olduğunun kanıtlanmadığını, Davaya konu rekabet sözleşmesinin sınırlandırılmaması nedeniyle geçersiz olduğunu, TBK'nın 445.maddesinde sözleşmenin süre ve kapsam bakımından sınırlandırılması gerektiğinin belirlendiğini, belirlenen süre ve alanın işçinin ekonomik anlamda mahvına sebep olabilecek nitelikte olduğunu, sözleşmenin konu bakımından da sınırlandırılmadığını, müvekkilinin işten ayrılmasından sonra başka bir yerde herhangi bir pozisyonda çalışmasının yasaklanmasının yasanın açık hükmüne aykırı olduğunu, davacının tüm işçilere matbu sözleşme imzalattığını ve sözleşmenin genel işlem koşullarına aykırı olması nedeniyle geçersiz olduğunu, müvekkili ile aynı pozisyonda çalışan dava dışı kişinin davacı şirketten ayrıldıktan sonra ...  nezdinde çalışmaya başladığını ve davacı şirketçe açılan davanın reddine karar verildiğini, müvekkiline yönelik benzer olay nedeniyle açılan davanın de aynı nedenle reddi gerektiğini, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine, karar  verilmesini istemiştir.<br>İNCELEME VE GEREKÇE Dava, hukuki niteliği itibariyle, işçinin rekabet yasağını ihlal etmiş olması nedeniyle, sözleşmede yer alan ceza koşulu alacağının tahsili istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne, karar verilmiş; bu karara karşı, davalı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davalı vekili talebin zamanaşımına uğradığı ancak mahkemece zamanaşımı itirazının değerlendirilmediği belirtilmiştir. Mahkemece 14.05.2019 tarihli ön inceleme oturumunda davacının zamanaşımı talebinin reddine karar verilerek, yukarıda sözü edilen asıl davanın kesinleşmesi beklenmiş ve davanın kesinleşmesi üzerine eldeki dava ele alınarak karar verilmiştir.  TBK'nın 146. maddesine göre, kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, her alacak on yıllık  zamanaşımına tabidir. Eldeki dava TBK'nın 147. maddesine göre beş yıllık zamanaşımına tabi davalardan değildir. Taraflar arasında sözleme ilişkisi bulunması ve uyuşmazlığın sözleşmeden kaynaklanması nedeniyle haksız fiil ve sebepsiz zenginleşmeye ilişkin zamanaşımı hükümlerinin uygulama yeri bulunmamaktadır. Davalının, sözleşmeyi ihlal ettiği tarih ile ek davanın açıldığı tarih arasında yasada belirlenen on yıllık zamanaşımı süresinin dolmadığı anlaşılmaktadır. Davacı tarafından 09.02.2015 tarihinde davalı ... ile dava dışı ... A.Ş.aleyhine rekabet yasağı sözleşmesine aykırılıktan kaynaklanan tazminatın tahsili amacıyla İstanbul 16.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/151 Esas sayılı dosyasında dava açılmıştır. Mahkemece bilirkişi incelemesi yapılmış ve davalı şirket yönünden davanın reddine, davalı ... yönünden ise son brüt ücretinin 10 katı cezai şart kararlaştırıldığını ve son ücrete göre ödenmesi gereken cezanın 66.500,00 TL olduğunu, bu miktarın ödenmesinin işçinin ekonomik mahvına sebep olacağı belirtilerek takdiren %50 oranında tenkis yapılmış ve taleple bağlı kalınarak 5.000,00 TL'nin tahsiline karar verilmiştir. Anılan kararın davalı tarafından istinaf edilmesi üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13.Hukuk Dairesinin 27.02.2020 tarih ve 2018/1667 Esas, 2020/274 Karar sayılı ilamı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.Eldeki davada, yukarıda belirtilen İstanbul 16.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/151 Esas, 2018/613 Karar sayılı dosyasındaki gerekçeli karar ile belirlenen ve tenkis sonrası tespit edilen 33.250 TL'den hüküm altına alınan 5.000,00 TL'nin mahsubu ile kalan 28.250,00 TL'nin tahsili istemine ilişkindir. Öncelikle, eldeki dava önceki davanın eki niteliğindedir. Önceki davada başka bir davalının bulunması bu sonucu değiştirmez. Taralar arasında, dava konusu hizmet sözleşmesinden ve sözleşme ile ilgili düzenlenen rekabet yasağı sözleşmesi tartışılmış, rekabet yasağı sözleşmesinin geçerli olduğu belirlenmiş ve mahkemece sözleşme sınırlandırılarak cezai şart miktarı tenkis edilerek belirlenmiş ve verilen karar istinaf incelemesinden geçerek kesinleşmiştir. Bu nedenle, sözleşmeye ilişkin tespitler hakkında kesinleşmiş bir mahkeme kararı bulunduğu kabul edilmelidir.Davacı ile davalı arasındaki sözlemeden kaynaklı uyumazlık hususunda bir yargılama yapılmış ve bu davada ileri sürülen hususular önceki yargılama sırasında ve kanun yolunda ileri sürülmüştür. Davacının başta sözleşmenin geçersizliğine ilişkin olan tüm iddiaları ilk derece ve bölge adliye mahkemelerince incelenmiştir. Bu nedenle, başka bir kişiye yönelik benzer bir davanın reddedilmiş olması, bu dava yönünden somut olayın özelliğine göre delil olarak değerlendirilemez. Dairemizce, tekrar taraflar arasındaki iş sözleşmesinde öngörülen rekabet yasağı hükmünün geçerli olup olmadığı, geçerli ise sözleşmenin sona ermesindeki kusur durumu ve  davacının sözleşmede öngörülen cezai şartı talep edip edemeyeceği denetlenmiştir.Taraflar arasında  arasında düzenlenen 10.05.2013 tarihli iş sözleşmesi ile belirsiz süreli iş sözleşmesi kurulmuştur. Davacı, 03.12.2012 tarihinden 03.10.2014 tarihine kadar davalı şirkette Kıdemli Dijital Pazarlama Uzmanı olarak çalışmış ve 03.102014 tarihinde istifa ile hizmet sözleşmesini sona erdirmiştir.Taraflar arasındaki iş sözleşmesinin 9/a maddesinde; ''Personel,görevi sebebiyle edindiği işyeri ve işverenle ilgili tüm bilgileri (belge,disket v.s.) gizlilik prensibine bağlı olarak saklamayı ve yasal mecburiyetler haricinde bu bilgileri ifşa etmemeyi, özel izin almaksızın işyeri dışına çıkartmamayı kabul ve taahhüt eder.'' hükmü bulunmaktadır. Sözleşmenin 9/e maddesinde; ''Personel,iş sözleşmesinin haklı nedenlerle işveren tarafından veya haklı nedenler olmaksızın kendisi tarafından feshedilmesi halinde,iş sözleşmesinin sona erdiği tarihten itibaren 1 yıl süreyle merkezi Marmara, Ege ve İç Anadolu Bölgelerinde olup; faaliyet konusu işverenle tamamen veya kısmen aynı olan şirketlerde herne suretle olursa olsun çalışmamayı,bu gibi yerlerde ortak, danışman yahut benzeri sıfatlarla bulunmamayı,bu işleri kendi nam ve hesabına yapmamayı, aksi taktirde son aylık brüt ücretinin 10 katı tutarını cezai şart olarak ödemeyi ayrıca rekabet yasağına son vermeyi kabul ve taahhüt eder'' hükmü bulunmaktadır. Taraflar arasında imzalanan gizlilik sözleşmesinin 3.2 maddesinde; ''Personelin hizmet ve görevi esnasında öğrendiği bütün gizli bilgileri korumayı,üçüncü şahıslara ifşa etmemeyi, çoğaltmamayı, kopyalamamayı, dağıtmamayı, davacı şirket mülkiyeti altında tutmayı, bu bilgileri ifşa etmemeyi, özel izin almaksızın işyeri dışına çıkarmamayı kabul ve taahhüt ettiği'' düzenlenmiştir.Rekabet yasağı sözleşmesinin geçerli olabilmesi için, işveren tarafından sözleşmenin haklı nedenle fesih edilmiş olması veya ayrılan işçi tarafından haksız olarak feshedilmemiş olması, davalı işçinin iş akdinin devamı sırasında işyerinin önemli müşteri çevresi veya üretim yönünden ticari sırlarına vakıf olabilecek bir pozisyonda çalışmış ve ayrıldıktan sonra yasaklanan süre içerisinde rakip bir işyerinde çalışmaya başlaması veya kendisinin bu tür bir faaliyeti icra etmesi, önceki işyerinde edindiği bilgileri yeni işyerinde kullanmasının önceki işverene önemli zarar verebilme ihtimalinin varlığı yeterli sayılmalıdır. TBK'nın 445/2 maddesine göre, “Hakim, aşırı nitelikteki rekabet yasağını, bütün durum ve koşulları serbestçe değerlendirmek ve işverenin üstlenmiş olabileceği karşı edimi de hakkaniyete uygun biçimde göz önünde tutmak suretiyle, kapsamı veya süresi bakımından sınırlayabilir” (Yargıtay 11.H.D.' nin 2015/12450 E - 2016/6672 K.sayılı, 16.06.2016 tarihli kararı). Taraflar arasındaki sözleşme 03.12.2012 tarihli olup, 6098 sayılı TBK hükümlerinin uygulanması gerekir. TBK’nın 445. maddesinde, “Rekabet yasağı, işçinin ekonomik geleceğini hakkaniyete aykırı olarak tehlikeye düşürecek biçimde yer, zaman ve işlerin türü bakımından uygun olmayan sınırlamalar içeremez ve süresi, özel durum ve koşullar dışında iki yılı aşamaz. Hâkim, aşırı nitelikteki rekabet yasağını, bütün durum ve koşulları serbestçe değerlendirmek ve işverenin üstlenmiş olabileceği karşı edimi de hakkaniyete uygun biçimde göz önünde tutmak suretiyle, kapsamı veya süresi bakımından sınırlayabilir.” düzenlemesi bulunmakta olup, bu hüküm 818 sayılı Kanun'dan farklı olarak, rekabet yasağı ile ilgili doğrudan mutlak bir geçersizlik öngörmemiştir. Rekabet yasağının aşırı nitelikte olması halinde, yasağın kapsamı bakımından hakime uyarlama yetkisi tanınmıştır. TBK'nın 444/2. maddesinde, “Rekabet yasağı kaydı, ancak hizmet ilişkisi işçiye müşteri çevresi veya üretim sırları ya da işverenin yaptığı işler hakkında bilgi edinme imkânı sağlıyorsa ve aynı zamanda bu bilgilerin kullanılması, işverenin önemli bir zararına sebep olacak nitelikteyse geçerlidir.” düzenlemesi dikkate alındığında, rekabet yasağının işçinin yaptığı iş nedeniyle edindiği bilgileri, çalışmaya başladığı başka bir rakip işletmede kullanarak davacı işverene önemli ölçüde zarar verme ihtimalinin bulunması halinde geçerli olacağından, rekabet yasağı sözleşmesinin geçerli olup olmadığının veya aşırı nitelikte olup olmadığının değerlendirilmesi gerekir. Somut olayda, rekabet sözleşmesinde rekabet yasağı süresinin 1 yıl  ve rekabet mahalli olarak Marmara, Ege ve İç Anadolu Bölgesi'nin belirlendiği, bu surette  rekabet yasağı sözleşmesinin içerdiği coğrafi koşul aşırı nitelikte ise de davalının davacı iş yerinden ayrıldıktan sonra bir yıl dolmadan davacının faaliyet gösterdiği alanda ve aynı il sınırları içerisinde  başka bir işletmede işe girmesi karşısında, rekabet yasağının aynı il sınırları içinde geçerli olduğunun kabulü ve coğrafi sınırın aynı il ile sınırlandırılması neticesinde, TBK'nın 445/2. maddesindeki hüküm ve koşullar bakımından rekabet yasağı hükmünün geçerli olduğu ve davalı tarafından rekabet yasağının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.  (Emsal nitelikte Yargıtay 11.HD'nin 11.02.2019 tarih, 2017/3977 E., 2019/990 K.sayılı ilamı).Davacının istifa tarihine kadar şirkette kıdemli dijital pazarlama yöneticisi olarak çalıştığı, istifa sonrası dava dışı şirkette 15.10.2014 tarihinde dijital pazarlama müdürü olarak çalıştığı ve çalışılan işlerin benzer nitelikte olduğu, her iki şirketin faaliyet alanlarının benzer olduğu anlaşılmıştır. İşçinin işten ayrıldıktan sonra gizli bilgileri kullanmış olması veya kullanılan gizli bilgilerin fiilen önceki işverene zarar vermesi şart olmayıp, böyle bir ihtimalin varlığı yeterlidir. Davalının, davacı şirketteki çalışma pozisyonu dikkate alındığında yaptığı iş nedeni ile davacının müşterileri tanıdığı ve davalı şirketin sırlarına ve müşteri portföyüne sahip olduğu, sahip olduğu bu  bilgilerini yeni girdiği işte  kullanmaya başladığı takdirde, davacıya önemli ölçüde zarar verme ihtimalinin bulunduğu açıktır. Davalının, istifa ile ayrılıp, kısa süre sonra aynı alanda faaliyet gösteren bir şirkette benzer bir konumda çalışması ile bu tehlikenin var olduğunun ve rekabet yasağının ihlal edildiğinin kabulü gerekmiştir. Sözleşmede cezai şart son aylık brüt ücretin on katı tutarı olarak kararlaştırılmış olup, önceki yargılamada alınan rapora göre bürüt ücrete göre cezai şart miktarının 103.225,60 TL, net ücrete göre 66.500,00 TL olarak belirlendiği, mahkemece brüt ücret yerine net ücret üzerinden hesaplama yapıldığı ve fahiş görülen cezanın takdiren yarı oranında tenkisine karar verilerek, o davada talep edilen miktarın tahsiline karar verildiği, bakiye kısmen bu davada talep edildiği ve cezanın fahiş olduğuna ilişkin bir istinaf nedeni bulunmadığı, önceki yargılamada tenkis hususunun değerlendirilmesi nedeniyle mahkemece hükmedilen cezai şart  miktarının yerinde olduğu sonucuna varılmıştır.Ticari davaları düzenleyen TTK'nın 4/1-c maddesi gereğince, işçinin rekabet yasağına ilişkin TBK'nın 444 ilâ 447. maddelerinde düzenlenen uyuşmazlıklar mutlak ticari dava olup, bu tür dava ve uyuşmazlıklara ticaret mahkemelerince bakılması gerekir (Yargıtay 9. HD'nin 2015/33389 E- 2019/2979 K sayılı, 07.02.2019 tarihli kararı. Yargıtay 11. HD'nin yerleşik içtihadı da bu yöndedir: Yüksek 11. HD'nin 2014/19137 E- 2015/1379 K sayılı, 06.02.2015 tarihli kararı; aynı Dairenin 2015/4187 E- 2015/5893 K sayılı, 27.04.2015 tarihli kararı; aynı Dairenin 2016/11603 E- 2018/3697 K sayılı, 17.05.2018 tarihli kararı; Yargıtay HGK'nun  29.02.2012  tarih  ve  2011/11-781 Esas,  2012/109  karar  sayılı kararı). Kaldı ki Bölge Adliye Mahkemeleri daireleri arasında bu konudaki farklı uygulamalara ilişkin uyuşmazlığın gideilmesi konusunda  Yargıtay 11. HD.'nin 03.12.2021 tarih 2021/1530 E. 2021/6811 K sayılı kararı ile bu sorun çözüme kavuşmuş, söz konusu uyuşmazlıklarda Asliye Ticaret  mahkemelerinin görevli olduğu sonucuna varılmıştır.Açıklanan bu gerekçelerle HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davalı  tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına; bakiye 1.447,32 TL istinaf karar harcının davalıdan tahsiline,3-Davalı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi  üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,5-Dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi.29.02.2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"3d213e9ad86d79d6","SID":"9c2756356bd04642"}}