{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/260 <br>KARAR NO: 2024/311<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>TARİHİ: 27/10/2020<br>NUMARASI: 2017/1348 E. -  2020/826 K.<br>DAVANIN KONUSU Tazminat (Banka Teminat Mektubundan Kaynaklanan)<br>Taraflar arasındaki tazminat davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı, taraflarca istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; davalı bankanın Kavacık Şubesince lehtarı  ... Tic. Ltd. Şti., muhatabı müvekkil şirket olan 28.09.2017 düzenleme tarihli ve 28.09.2018 tarihine kadar geçerli olan, ... nolu 890.000,00 USD bedelli teminat mektubu ile 20.06.2017 düzenleme tarihli, 20.06.2018 tarihine kadar geçerli olan, ... nolu ve 540.000,00 USD bedelli iki adet kesin teminat mektubu düzenlendiğini, müvekkilince 13.11.2017 tarihinde teminat mektuplarının tazmininin talep edildiğini, bankanın 15.11.2017 tarihli cevabı ile mektupların aslının elinde olduğu ve risk çıkışının yapıldığı gerekçesiyle talebin reddine karar verildiğini, müvekkil şirketin, sunulan banka teminat mektuplarına ve teyit yazılarına güvenerek lehdara emtia sattığını, alacağın ticari defterler ile sabit olduğunu, teminat mektubunun iadesi halinde muhataptan onay alınmadan risk düşümü yapılmasının yasal olmadığını ileri sürerek, şimdilik 400.000,00 TL'nin tazminin talep edildiği tarihten itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; banka ile muhatap arasında teminat mektubu şeklinde garanti akdi kurulabilmesi için, bankanın teminat mektubunun muhataba uluşması ve muhatabın da bu garantiyi kabul etmesi gerektiğini, ancak bankaca düzenlenen teminat mektuplarının davacıya ulaşmadığından taraflar arasında garanti akdi kurulmadığını, davacının tazminat talebine dayanak gösterdiği teminat mektuplarının sahte olduğunu, davacı kendisine verilen teminat mektuplarıyla ilgili müvekkili bankadan her hangi bir teyit almadığını, sahte teminat mektubu ile geçerli bir garanti sözleşmesi  kurulamayacağını, davacının teminat mektuplarını inceleme konusunda basiretli bir tacir gibi davranmadığını, müvekkillinin olağan bankacılık uygulama, kural ve teamüllerine uygun işlemler yaptığını, müvekkilinin hukuka aykırı ya da haksız işlemi bulunmadığını, dava dışı müşterini talebi üzerine teminat mektuplarının düzenlediğini, ancak bu teminat mektuplarının davacıya ulaşmadığını, daha sonra teminat mektuplarının asıllarının müvekkili bankaya iade edildiğini ve müvekkillinin de bankacılık teamül ve kurallarına uygun şekilde risk düşümünü yaptığını savunarak, davanın reddini istemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; \"...davalı banka, lehdar olan dava dışı şirketin fiilini garanti altına alan durumundadır. Bankanın banka teminat mektubu hazırlaması ve bunu lehdara (muhatapa götürmek üzere) teslim etmesi ile garanti ilişkisi kurulmuştur. Muhatap tarafından tazmin talebi geldiğinde banka, lehdar ile muhatap arasındaki işin esasına girmeden, kayıtsız şartsız biçimde ödeme yapmak durumundadır. Bankanın yapacağı inceleme şekli ve sınırlı  olacaktır. Banka, kendisine sunulan mektubun sahte olup olmadığı, süresinin geçip geçmediği, nakde çevrilmemesi için verilmiş tedbir kararı olup olmadığı, teminat mektubunda yazılı riskin gerçekleşip gerçekleşmediği veya en fazla lehdarın elinde muhataptan alınmış bir ibra yazısı olup olmadığına bakarak sorumlu olmadığını ileri sürebilir. Bunun dışında üstlendiği gibi, kayıtsız şartsız biçimde muhataba ödeme yapma  yükümlülüğü vardır. Dava dışı şirketin, lehdar olarak bankadan aldığı mektuplardan 890.000 USD bedelli olanı  06/10/2017’de, 540.000 USD bedelli olanı da  17/07/2017’de bankaya iade iade edip risk düşümlerini yaptırdığı, davalı bankanın da risk düşümü yapmadan evvel mektupların muhatabı olan davacıdan onay almadığı, lehdardan ibra almadığı anlaşılmaktadır. Uygulamada banka teminat mektupları sıklıkla lehdara teslim edilmekteyse de, düşüm yapılırken bankanın mutlaka muhataptan onay alması beklenir. Aksi halde somut olaydaki gibi durumlar yaşanabilir. Bankanın sorumluluktan kurtulduğu savunması mahkememizce kabul görmemiş, davalı banka vekilinin sunduğu emsal yargı kararları da somut olaya ekti eder görülmemiştir. Öte yandan, TBK'nın 52. Maddesi uyarınca zarar gören, zararı doğuran fiile razı olmuş veya zararın doğmasında ya da artmasında etkili olmuş yahut tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırmış ise hâkim, tazminatı indirebilir veya tamamen kaldırabilir. Davacı şirket, dava dışı şirketten aldığı banka teminat mektuplarına ilişkin davalı bankadan doğrudan kendisi teyit yazısı almamış,  dava dışı şirketin kendisine sunduğu  teyit yazısı ile yetinmiş, teminat mektuplarının doğruluğu konusunda araştırma yapmamış ve bu şekilde zararı doğuran fiilin doğmasında etkili olmuştur. Davacının kendisinden beklenen basiretli davranışı sergileyemediği nazara alınmış, takdiren %20 indirim yoluna gidilmiş, aşağıdaki şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. (Y, 11. HD, 2009/14190 E, 2011/15962 K sayılı kararında benzer olayda müterafik kusurun varlığı kabul edilmiştir.) Talep tutarı olan 400.000 TL den %20 müterafik kusur indirimi yapılarak 320.000 TL üzerinden davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.Davacının temerrüt tarihinden itibaren avans faiz talebi yönünden, dosya kapsamında bulunan evraklardan davacının bankaya 13/11/2017 tarihinde tazmin talebiyle başvurduğu, bankanın 15/11/2017 tarihinde tazmin taleplerini geri çevirdiği anlaşılmıştır. Bu durumda bankanın 15/11/2017 tarihinde temerrüde düşürüldüğü kabul edilmiş, 320.000 TL nin 15/11/2017 tarihinden itibaren avans faizi ile tahsiline karar verilmiştir. Kısmen kabul kararı verilmiş olup, yerleşik Yargıtay içtihatlarında da belirtildiği gibi, müterafik kusur indirimi durumunda, tazminattan indirilen miktar, yasal düzenlemelerden kaynaklanan hakkaniyet ve takdiri indirim mahiyetinde olduğundan...\" gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 320.000 TL maddi  tazminatın 15.11.2017 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin kısmın reddine, karar  verilmiştir. Bu karara karşı, taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;  Davalı bankanın Kavacık Şubesi tarafından lehtarı ...Tic. Ltd. Şti., muhatabı ise müvekkili şirket olan iki adet kesin teminat mektubunun düzenlenerek verildiğini, vadesinden önce mektupların tazmininin talep edildiğini, ancak bankaca mektupların lehtar tarafından iade edilmesi nedeniyle risk düşümlerinin yapıldığı gerekçesiyle talebin reddedildiğini, teminat mektubu bedelinin tahsili amacıyla açılan davada mahkemece müvekkilinin müterafik kusurlu olarak kabul edilerek karar verilmesine rağmen, kusurun tamamının davalı bankada olduğunu,  Mahkeme gerekçesinin aksine müvekkilinin basiretli bir tacir gibi hareket ettiğini, müvekkilinin ortalama bir tacirden beklenen davranıştan daha özenli davrandığını, teminat mektuplarının sahte olduğunu anlaşılmasının mümkün olmadığını, bilirkişi raporunda da mektupların renkli olarak çoğalttığı, üzerine bankanın logosu olan üç boyutlu hologram yapıştırdığı, metinlerin içeriği ile kapsamının aynı olacak şekilde düzenlendiği ve mektupların banka tarafından incelenmediği sürece sahte olduğunun anlaşılmasının mümkün olmadığının tespit edildiğini, müvekkilinin de belirtilen şekilde inceleme yapmasına rağmen teminat mektuplarının sahteliğini anlayamadığını, sunulan mektuplar ile teyit yazılarına güvenilerek muhataba mal satıldığını, bankanın ise basiretli bir tacir gibi davranmayarak, iade edilen mektuplara ilişkin risk düşümü yapmadan müvekkilinine sormadan risk düşümü yapmasının tam ve asli kusur olduğunu, müvekkilinin zararın ağırlaşmasına neden olmaması nedeniyle davanın tümden kabulü gerektiğini, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın tam kabulüne, karar  verilmesini istemiştir.Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Ortada sahte belgelere dayalı bir ödeme talebi bulunduğu sabit olmasına rağmen,  ilk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğunu, tazmini istenilen sahte mektupların bankaca düzenlenmediğini, müvekkilince bu mektupların muhatap veya lehdara verilmediğini,  müvekkili ile davacı muhatap arasında garanti akdi iradesi ile kurulmuş bir garanti sözleşmesi bulunmadığını, mahkemece sunulan yargıtay kararları ile doktrindeki görüşlere tamamen aykırı karar verildiğini, mahkemece doktrin ve Yargıtay kararlarının aksine karar verilebileceğini, ancak bu durumda bu görüşlerden ayrılma gerekçesinin açıklanması gerektiğini,Müvekkili ile davacı arasında herhangi bir garanti ilişkisi kurulmadığını, banka ile muhatap arasında bir garanti sözleşmesi kurulabilmesi için, bankanın düzenlediği teminat mektubunun muhataba ulaşması ve muhatabın da bu garantiyi kabul etmesi gerektiğini, somut olayda müvekkili tarafından, davacıya ulaşan herhangi bir teminat mektubu ya da sözleşme kurma iradesi bulunmadığından garanti ilişkisinin kurulmadığını, Prof. Dr. .... \"Banka Teminat Mektupları ve Kontragarantiler 4. Baskı, Ankara 2003\" eserinde de bu hususun \"Teminat mektubu aslının muhataba ulaşmaması, banka ile mektup muhatabı arasındaki garanti ilişkisini oluşturmayacaktır.\" şeklinde tespit edildiği gibi Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 3.7.1981 tarih ve 1979/1-1941 E.,1981/560 K. sayılı kararında da bu hususun belirlendiğini, sahte teminat mektuplarıyla garanti ilişkisinin kurulamayacağının yargı uygulamaları ve bilimsel görüşlerde kabul gördüğünü, Davacının, kendisine verilen teminat mektubu ve teyit belgelerinin teyidini alma ve orijinal olup olmadığını araştırmakla yükümlü olduğu halde bu yükümlülüklerini ifa etmediğini, orijinal teminat mektuplarının müvekkili bankaya iadesi ile müvekkilin bu mektuplarla ilgili sorumluluğunun sona erdiğini, taraflar arasında garanti ilişkisi kurulmadığı gibi, orijinal teminat mektuplarının bankaya iadesi ile de müvekkilinin ödeme sorumluluğunun kalmadığını, Mahkemece, sahte teminat mektuplarıyla bir garanti ilişkisi kurulamayacağına ve müvekkilden talepte bulunulamayacağına ilişkin doktrin ve Yargıtay içtihatlarının dikkate alınmadan, tamamen bunlara aykırı karar verilmesine rağmen bunun gerekçesinin  açıklanmadığını, hükme esas alınan raporun kendi içinde çelişkili olduğunu, rapordaki tespitlere göre uğranılan zararın sorumlusunun da davacı şirket olduğunu, bankanın, teminat mektuplarını lehdara vermiş olması ve iade sırasında davacıdan ibra yazısı almamasının ihmal olarak nitelemesin, bilirkişi raporunun açık bir çelişkisi olduğunu, raporun 2.4 nolu maddesinde bilirkişilerin, bunun sürekli ve rutin  bir bankacılık uygulaması olduğunu tespit ettiklerini, bilirkişilerin garanti ilişkisi kurulduğu yönündeki görüşlerinin hatalı olduğunu, davacının ilgili teminat mektupları kapsamında tazmin talep hakkının doğup doğmadığının da araştırılmadığını, dava dilekçesinde dahi geçerli bir garanti sözleşmesi halinde davacı taleplerinin yerinde olduğu ve zararının oluştuğuna ilişkin kanıt sunulmadığını, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın tümden reddine, karar  verilmesini istemiştir.<br>İNCELEME VE GEREKÇE Dava,  banka teminat mektubu bedelinin tahsili istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davacı ve davalı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Banka teminat mektubu, bizzat lehtarın veya üçüncü bir kişinin verdiği kontrgaranti karşılığında bankanın muhataba karşı, belli bir paranın, muhatabın ilk yazılı talebi üzerine ödemesi hakkındaki taahhüdüdür. Buna göre, lehtarın muhataba olan borçlarının yerine getirilmemesi hâlinde bankanın bağımsız olarak yüklendiği bir borçtur. Bankanın bu borcu, üçüncü kişinin fiilini taahhüt niteliğinde olup üçüncü kişinin (lehtarın) borcunu yerine getirmemesi hâlinde, hatta yerine getirilmediğinin muhatap tarafından beyan edilmesi hâlinde, salt bu soyut beyan üzerine mektup bedelinin ödenmesi yükümlülüğünü doğurur. Bu nedenle de bankanın borcunun, lehtarın muhatap ile olan borç ilişkisinden bağımsız ve asli bir niteliğinin olduğu kabul edilmektedir.Ancak bunun için banka ile muhatap arasında geçerli bir garanti sözleşmesi ilişkisinin doğmuş ve devam ediyor olması gerekmektedir. Banka teminat mektubunun aslının muhataba ulaşmaması hâlinde banka ile muhatap arasında geçerli bir teminat ilişkisi kurulamaz. Sahte bir teminat mektubu ile banka ile muhatap arasında icap ve kabul iradelerinin uyuşması ile geçerli bir teminat sözleşmesinin kurulduğundan söz edilemez.  Diğer yandan, bir teminat mektubunun ibrazı hâlinde banka, kendisine ait def'ileri ileri sürerek mektup bedellerinin ödenmesinden kaçınabilir. Teminat mektubunun sahte olması da bankaca ileri sürülebilecek defi'lerdendir. Sahte teminat mektubu itirazı ile karşılaşılmaması için, muhatabın kendisine lehdarca sunulan teminat mektubunu ilgili bankadan sorması ve gerekli araştırmaları yaparak kendisine ibraz edilen teminat mektubunun banka tarafından düzenlenip düzenlenmediğini ve bankanın teminat verme iradesi ile teminat kapsamına uygun olup olmadığını teyit etmesi gerekir. Bu şekilde bir teyit sonrası taraflar arasında geçerli bir teminat ilişkisinin kurulacağı ve artık, mektubun lehdar tarafından ibrazı hâlinde de risk düşümünün yapılmayarak, muhatabın haberdar edilerek gerekli işlemlerin yapılması gerekir.Somut olayda, davalı  bankaca dava dışı lehtarın, davacıya olan sözleşme borçları nedeniyle teminat mektubu ve teyit yazısı düzenlenerek lehtara verildiği sabittir. Teminat mektubu ve teyit yazısı lehdar tarafından muhataba teslim edilmemiş, daha sonra teminat mektubu ve teyit yazısı lehtar tarafından bankaya iade/ibraz edilmiş ve bankaca verilen garanti sonlandırılmıştır. Davacı, 13.11.2017 tarihinde teminat mektubu bedelinin ödenmesi amacıyla davalı bankaya başvurmuştur. Başvuruya eklenen teminat mektubu ve teyit yazısının sahte olarak düzenlendiği anlaşılmaktadır. Bu nedenle bankaca 15.11.2017 tarihli yazı ile ... nolu mektubun aslının 17.07.2017 tarihinde ... nolu mektup aslının ise  06.10.2017 tarihlerinde bankaya iade edilmesi nedeniyle riskin kapatıldığı ve ödeme yapılmayacağının bildirildiği görülmüştür. Davalı bankaca lehtara teslim edilen teminat mektubunun, muhataba teslim edilmediği, lehdar tarafından da bankadan teyit istenmeden ve teminat mektubu aslı alınmadan, teminat mektubunun iade edildiğinin ileri sürülmesi karşısında, banka ile muhatap arasında geçerli bir garanti sözleşmesinin kurulduğundan söz edilemez. Teminat mektubunun davacının elinden rızası dışında çıktığı olgusu da kanıtlanmamıştır. Davacının, sahte mektubuyla tazmin talebinde bulunulması da teminat mektubu aslının hiç bir zaman davacıya ulaşmadığını göstermektedir. Bankaca, teminat mektuplarının aslının iade edilmesi karşısında, bu tarihe kadar alacaklı tarafından bir bildirimde bulunulmaması nedeniyle teminat riskinin kapatılması yerindedir. Bu durumda, teminat mektubuna ilişkin garanti ilişkisinin kurulmaması ve davacının zararının oluşmasında bankanın bir kusuru bulunduğundan söz edilemeyecektir. Bu durumda, bankaca teminat mektubunun doğrudan muhataba teslim edilmemesi ve lehtara teslim edilen mektubun bir süre sonra aslının Banka'ya iade edilmiş olması nedeniyle geçerli bir garanti sözleşme ilişkisinden söz edilemeyeceğinden, davacının bu mektuplara dayanarak tazmin talebinde bulunması mümkün değildir.  İlk derece mahkemesince kusur oranı değerlendirilirken esas alınan Yargıtay 11. HD'nin 2009/14190 E- 2011/15962 K sayılı ilamının, geçerli şekilde düzenlenmiş ve muhatap tarafından teyit edilerek banka ile muhatap arasında geçerli bir garanti sözleşmesinin kurulması üzerine teminat mektubunun lehdar tarafından iadesi hâlinde bankanın yükümlülüğüne ilişkin olduğu anlaşılmıştır. Eldeki davada ise ibraz edilen mektupların sahte olduğu ve bankaca düzenlenen teminat mektupları ile teyit yazılarının asıllarının hiç bir zaman muhataba ulaşmadığı ve muhatap tarafından ibraz edilen sahte mektuplardan sonra, bankadan teyit alınmaması nedeniyle bir garanti ilişkisinin kurulmaması karşısında, anılan Yargıtay ilamının somut olay ile benzerliği bulunmamaktadır. İlk derece mahkemesince geçerli bir teminat- garanti ilişkisi bulunmaması nedeniyle tazmin talebinin reddine karar verilmesi gerekirken, talebin kısmen kabulüne karar verilmesi yerinde görülmemiştir. Dairemizce hüküm verilmesi için yeni delil toplanmasına ihtiyaç bulunmadığından, davacı vekilinin istinaf başvuru nedenlerinin reddine, davalı vekilinin istinaf başvuru nedenin kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve Dairemizce davanın esası hakkında yeniden hüküm kurulmasına ve neticede davanın reddine karar vermek gerekmiştir.Açıklanan bu gerekçelerle dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca esastan reddine; davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca kabulü ile ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına, davanın esası hakkında Dairemizce yeniden hüküm verilmesine ve sonuçta davanın reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle;Davacı vekilinin istinaf başvurusunun  esastan reddine; davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca kabulü ile  ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararın kaldırılmasına, davanın esası hakkında Dairemizce yeniden hüküm kurulmasına, bu doğrultuda; 1-Davanın reddine,2-Alınması gereken 427,60 TL karar ve ilam harcının  peşin yatırılan 6.831,00 TL'den mahsubu ile artan 6.403,40 TL harcın, karar kesinleştikten sonra ve talep hâlinde, ilk derece mahkemesince davacıya iadesine,3-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince hesaplanan 62.000,00 TL nisbi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,4-Davacının yapmış olduğu yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 5-Artan  gider avanslarının karar kesinleştiğinde yatıran taraflara iadesine,6-İstinaf aşamasındaki harç ve yargılama yargılama giderleri yönünden;a-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin harçlarının Hazineye gelir kaydına; bakiye 373,20 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsiline,b-Davacı tarafından sarf edilen kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,c-Davalı tarafça yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına; davalı tarafından yatırılan peşin istinaf karar harcının, karar kesinleştikten sonra ve talep hâlinde, ilk derece mahkemesince davalıya iadesine,d-Davalı tarafından harcanan 148,60 TL başvuru harcı gideri, 31,50 TL posta gideri olmak üzere toplam 180,10 TL kanun yolu giderinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine,7-Gerekçeli kararın Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine,8-Karar kesinleştikten sonra dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 29.02.2024  tarihinde, oybirliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"c454c408b6fc3c55","SID":"f893e29ca5f1f0f3"}}