{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  20. HUKUK DAİRESİ     <br><br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20.HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO         : 2022/116 <br>KARAR NO\t: 2024/394<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                                                    K A R A R <br><br>BAŞKAN \t\t: ... \t     ... <br>ÜYE\t\t: ...       ...<br>ÜYE\t\t: ...\t     ...<br>KATİP\t\t: ...\t     ...<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t\t: ANKARA 3. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 01/07/2021<br>NUMARASI\t\t: 2020/380 E.  -  2021/251 K.<br><br>DAVACI\t:\t  <br>VEKİLİ\t:<br>DAVALI\t:<br><br>DAVANIN KONUSU\t: ... YİDK Marka Kararı İptali, Marka Hükümsüzlüğü<br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 01/07/2021 tarih ve 2020/380 E. - 2021/251 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkili şirketin \"...\" ibareli markaların sahibi olduğunu, davalı şirketin, bu markalar ile karıştırma ihtimali bulunacak derecede benzer nitelikteki \"....com+şekil\" ibaresini 35. Sınıf hizmetlerde marka olarak tescil ettirmek üzere davalı ...’e başvuruda bulunduğunu, 2019/66310 kod numarasını alan başvurunun, resen incelenmesi sonucu başvuru kapsamından SMK'nın 5/1-b maddesi gereğince bir kısım hizmetlerin çıkartılmasına karar verildiğini, marka başvurusunun kalan hizmetler yönünden Resmi Marka Bülteninde ilanı üzerine müvekkili tarafından Markalar Dairesi Başkanlığına itirazda bulunulduğunu, ancak itirazın yerinde görülmeyerek reddedildiğini, bu kararın yeniden incelenmesi talebinin de nihai olarak YİDK tarafından reddine karar verildiğini,  oysa dava konusu YİDK kararının SMK’nın 5 ve 6. maddelerine açıkça aykırı olduğunu, davalının dava konusu marka başvurusunun müvekkilinin markaları ile ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğunu, taraf markaları arasında iltibas tehlikesinin oluştuğunu, müvekkili şirketin \"...\" ibareli markalarının tanınmış marka olduğunu, davalının dava konusu marka başvurusunun müvekkili şirketin markalarının tanınmışlığından haksız yarar elde edeceğini, davalının dava konusu marka başvurusunun müvekkilinin markalarının tescilli olduğu 35. sınıfta tescil edilmek istendiğini, müvekkili şirketin \"www...com.tr\" alan adının 09.05.2003 tarihinde tahsis edildiğini, bu ibare üzerinde müvekkilinin fikri mülkiyet hakkı sahibi olduğunu, başvurunun kötüniyetle yapıldığını ileri sürerek, 2020-M-8151 sayılı YİDK kararının iptaline ve 2019/66310 sayılı, \"....com+şekil\" ibareli markanın hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>Davalı ... vekili, müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.<br>Diğer davalı şahıs vekili, müvekkilinin dava konusu marka başvurusundan 35. sınıf “Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için malların bir araya getirilmesi hizmetlerinin (1-34. sınıf tüm emtiaların satış hizmetleri yönünden) çıkarılmasına karar verildiğini; işbu davanın kalan hizmetler ile ilgili olduğunu; fizik tedavi ve rehabilitasyon uzmanı olan müvekkilinin \"geleneksel, tamamlayıcı ve integratif tıp (...)\" uygulamaları konusunda eğitim verdiğini ve  danışmanlık yaptığını, müvekkilinin aynı zamanda 41 ve 44. sınıfta tescilli \"... ...\" ibareli markasının bulunduğunu; taraf markalarının benzer olmadığını; \"...\" ibaresinin ayırt ediciliği bulunmadığını, işaret zamiri olduğunu; bu sözcüğün tek başına bir kişinin tekeline verilemeyeceğini; taraf markalarının hedef kitlelerinin aynı olmadığını; \"...\" ibaresinin geleneksel, tamamlayıcı ve integratif tıp uygulamalarının kısaltması olduğunu; dolayısı ile \"...\" ibareli marka başvurusunun hedef kitlesinin doktorlar başta olmak üzere sağlık çalışanları olduğunu; dava konusu markanın tüketicisi bilgilenmiş kullanıcı olduğundan markaların karıştırılma ihtimali bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.<br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, başvuru kapsamındaki 35. sınıf hizmetlerin davacının itiraza mesnet markalarının kapsamında yer alan mal ve hizmetlerle  aynı veya benzer mal/hizmetler oldukları; taraf markalarının genel kompozisyonlarının farklı olduğu, davalının marka başvurusunda yer alan şekil ve renk kompozisyonunun davacının markaları ile aynı ya da benzer olmadığı, davacının bir kısım markalarında da şekil unsuru yer almadığından taraf markalarının görsel olarak benzer olmadığı; anlamsal olarak her ne kadar taraf markalarında \"...\" ibaresi ortak olsa da, davalının marka başvurusunda yer alan \"...\" ibaresi  \"geleneksel ve tamamlayıcı tıp uygulamaları\"nın kısaltılmışı olmakla \"...\" ibaresinden anlamsal olarak ayrıldığı, markalarda yer alan \"...\" ibarelerinin ise \"...\" ve \"...\" ibareleri ile birlikte işaret zamiri olarak bir tamlama oluşturduğu, dolayısı ile markaların anlamsal olarak farklılaştığı; taraf markalarının sesçil olarak da benzer olmadığı, taraf markalarının tek başına \"...\" ibaresinden yola çıkarak benzer olduğunu söylemenin mümkün olmadığı, dosya içeriği itibari ile 6769 sayılı SMK’nın 6/5 maddesinde yer alan koşullar oluşmadığı gibi taraf markaları arasında SMK’nın 6/1. maddesi anlamında karıştırılma tehlikesi olmadığı ve dolayısıyla tanınmışlığın bu duruma bir etkisinin olmayacağı, başvurunun kötü niyetli olduğuna dair somut veri bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.   <br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, taraf markalarının benzer olduğunu, benzer markaların reddine karar verildiğini, başvurunun iltibasa sebebiyet vereceğini, \"...\" ibaresinin ayırt ediciliğinin 35. sınıfta düşük olduğu kanaatinin açıklamaya muhtaç olduğunu, bir markanın zayıf marka olup olmadığının tespitindeki kriterin o markanın hangi mal ve hizmetler için tescilli olduğu olduğunu, kabul anlamına gelmemekle birlikte bir an için işaretin ayırt ediciliğinin düşük olduğu düşünülse dahi, işaretin kullanım sonucu ayırt edici nitelik kazanması halinde marka hakkının sınırlandırılmasının gerekli olmadığını, müvekkili markasının tanınmışlığı nedeniyle yüksek ayırt ediciliğe sahip olduğunu, müvekkilinin markasını ve kullanımını iyi bilen davalının başvurusunu kötüniyetle yaptığını ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. <br><br>GEREKÇE\t: Dava, YİDK marka kararı iptali ile marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\tDosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, taraf  markalarında ortak olarak yer alan \"...\" ibaresinin bir işaret zamiri olarak ayırt ediciliğinin düşük olması nedeniyle, dava konusu markadaki \"...\" ibaresinin başvuruya yeterli ayırt ediciliği sağladığı,   çekişmeli mal ve hizmetler yönünden taraf markaları arasında SMK'nın 6/1. maddesi anlamında ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı, öte yandan, söz konusu mal ve hizmetler yönünden SMK'nın 6/5. maddesindeki koşulların oluşacağı kanıtlanamadığı gibi, taraf markaları benzer bulunmadığından tanınmışlığın somut uyuşmazlığa bir etkisinin de bulunmadığı, başvurunun kötüniyetle yapıldığının da kanıtlanamadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.<br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 59,30-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 368,3‬0-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, \t<br>\t3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına,<br>\t4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 01/03/2024 tarihinde HMK'nın 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. <br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH: 29/03/2024\t\t<br><br>Başkan<br>...<br> <br><br>Üye<br>...<br> <br><br>Üye<br>...<br> <br><br>Katip<br>...<br> <br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"4adc1e6a87fa7c66","SID":"4100487374e80b78"}}