{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/140 <br>KARAR NO: 2024/300<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 18.11.2020<br>NUMARASI: 2017/179 E. -  2020/915 K.<br>Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/547 Esas, 2018/562 Karar Sayılı Dosyası <br>DAVA:  İtirazın iptali (Yük taşıma ve lojistik işinden kaynaklı)<br>Taraflar arasındaki asıl ve birleşen davaların ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle asıl ve birleşen davaların reddine dair verilen  hükme karşı, asıl davada davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili  dava dilekçesinde özetle; ;davalı ile aralarında bir yılı aşkın süredir ticari ilişki bulunduğunu, davalının verilen hizmet karşılığı kesilen hesap ekstresinde kabul ettiği bedeli ödemediğini, bu nedenle davalı aleyhine taraflarınca icra takibi açıldığını, davalının da bu takibe haksız bir şekilde itiraz ettiğini, kötüniyetli olarak borcu olmadığını iddia ettiğini, davalının faturayı iade ettiğini, bunun üzerine davalıya noter aracılığıyla böyle bir hizmet alınmadığı, bahsi geçen faturanın tanziminin dayanağı olmadığının bildirildiğini, davalı ile karşılıklı fatura kesilip mahsuplaşma şeklinde çalışmakta iken iş ilişkisinin sonlandırılmasına karar verdiklerini, davalının faturayı TL olarak kesip taraflarına gönderdiği hesap dökümünde EURO olarak hesaplara geçtiğini, borcunu ödememek için bu yola başvurduğunu iddia ederek,  itirazın iptali ile takibin devamına, haksız itiraz nedeni ile icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili Bakırköy 2 Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/547 Esas sayılı dosyasını mahkememiz dosyasıyla birleştirilmesi talepli dilekçe sunmuştur. Dosya mahkememize tensip kararıyla gönderilmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; ödeme emri alındıktan sonra takibe itiraz edildiğini, yapılan tebligatların usulsüz olduğunu, ilk tebligatta belirtilen hususların gerçek dışı olduğunu, davadan daha sonra haberdar olduklarını, davacı şirketin müvekkili şirketten herhangi bir alacağının bulunmadığını, aksine müvekkilin davacıdan alacaklı olduğunu, bunun tahsili için icra takibi açıldığını, fatura kesilmesinin alacağın varlığına dair bir delil oluşturmadığını, alacağın davacı tarafça ispat edilmesi gerektiğini, bu nedenle yapılan usulsüz tebligat nedeniyle dava dilekçesinin tebliğ tarihi olarak 05/01/2018 olarak kabulüne, dosya üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmasına ve  haksız davanın reddine karar verilmesini istemiştir.Birleşen Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/547 Esas, 2018/562 Karar sayılı dosyasında; Davacı ... Tic. Ltd. Şti vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin uluslararası nakliye ve lojistik işiyle iştigal ettiğini, belirli süre davalı şirket ile iş yaptığını, davalıya hizmet verdiğini ve fatura kestiğini, davalının son kesilen faturayı herhangi bir neden olmaksızın ödemeyerek iade ettiğini, alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine karşı haksız şekilde itiraz ettiğini iddia ederek, davalının  Büyükçekmece ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın iptali ile %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına  ve dosyaların birleştirilmesinine karar verilmesini  talep ve dava etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; \"...Tarafların ticari defter ve belgeleri üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmiş taraf ticari defter ve belgeleri yönünden SMMM ...'den alınan kök ve ek bilirkişi raporlarında özetle; davacının 2015-2016 yılı ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, taraflar arasında ticari bir ilişki bulunduğu ve ilişkinin fatura ödeme şeklinde işlediği davacının defterlerine göre dava konusu yaptığı 31.12.2015 tarih ve ... nolu 3.640,00 USD faturanın kayıtlarında ödenmiş gözüktüğü, 25.05.2016 tarih ... nolu 4.300,00 Euro faturanın 1.822,04 eurosunun ödenmemiş gözüktüğü, davacının  davalıdan 1.822,04 Euro ( 6.782,00 TL) alacaklı olduğunu, davalının defterlerine göre ise davalının davacıdan  cari hesap alacağının 2.118,27 TL olduğunu bildirmiş, taraflar arasında celp olunan BA-BS inceleme dökümüne göre ise de taraflar arasında ticari alışverişte davacının 107.840,60 TL; davalının 105.722,3 TL yönünden bildirim yapmış olduğunu mütalaa etmiştir. Taraflar arasındaki tüm faturalar açık fatura olarak düzenlenmiştir. Davacı tarafından sunulan fatura bedelleri BA-BS sınırı üstünde olmakla vergi dairesine yazı yazılarak teslimi araştırılmıştır.  Davacının takip konusunun davacının davalıya düzenlemiş olduğu 2 adet fatura olduğu, 31.12.2015 tarih ve ... nolu 3.640,00 USD faturanın ödenmiş olduğu,  25.05.2016 tarih ... nolu 4.300,00 euro faturanın  1.822,04 eurosunun ödenmemiş olduğu anılan faturada davalının teslim alındığına dair kaşe/imza bulunmadığı, BA  olarak bildirilmediği, davalının cevap dilekçesinde teslim almadıklarını bildirmeleri üzerine davacı vekiline dava dilekçesinde yemin deliline dayandığı anlaşılmakla tarafımızca davacıya bu delil hatırlatılmış olmakla yemin deliline dayanmayacaklarını bildirdiklerinden ispat edilemeyen asıl davanın reddine karar verilmesi gerekmiştir. Davalının birleşen davada takip konusu yaptığı faturalar açık fatura olmakla BA sınırı altında olduğundan bildirilmediği, davacı tarafça bakırköy ... Noterliği kanalıyla iade edildiği,  birleşen dava dilekçesinde yemin deliline dayandığı anlaşılmakla tarafımızca davalıya bu delil hatırlatılmış olmakla yemin deliline dayanmayacaklarını bildirdiklerinden birleşen davada ispat edilemediğinden ...\" gerekçesiyle asıl ve birleşen davaların reddine, karar verilmiştir. Bu karara karşı,  asıl davada davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Asıl davada davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davalı tarafça verilen hizmet karşılığı kesilen ve  kendisine mail olarak gönderilen hesap dökümlerinde kabul ettiği ve ticari defterlerine kaydettiğini, faturaların bakiyesini ödemediğini, alacağın tahsili amacıyla icra takibi başlatıldığını, bu sırada davalının borcunu sıfırlayabilmek için vermediği hizmeti gerekçe göstererek 14.600,00 TL'lik fatura kestiğini, ihtarname ile itiraz edilip iade edildiğini, iş bu davada davalıya usulüne uygun tebligatlar yapılmış olmasına rağmen süresinde beyanda bulunmadığını, duruşmalara katılmadığını, 27.11.2017 tarihli raporda takip miktarı kadar alacakları olduğunun açıkça belirtildiğini, rapor sonrasında davalının vekil atadığını, muvafakatları olmaksızın beyanda bulunduğunu, dosyaların birleştirildiğini, birleşen davanın kesin olarak reddine karar verildiğini, asıl davada bütün bilirkişi raporlarında alacaklı olduklarının kesinleştiğini, mahkeme kararında 3.640,00 USD faturanın ödenmiş olduğunu belirttiği, hiçbir  resmi kayıtta bilirkişi raporunda beyanlarda faturanın ödenmiş olduğuna ilişkin bir emarenin olmadığını, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin asıl davada verdiği ret kararının hukuka aykırı olduğunu belirterek, asıl dava hakkında verilen kararın kaldırılmasına ve asıl davanın  kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. <br>İNCELEME VE GEREKÇE  Asıl ve birleşen davalar, yük taşıma ve lojistik işinden kaynaklı bakiye faturalı alacağın tahsili amacıyla başlatılmış olan ilamsız icra takibine karşı itirazın İİK'nın 67.maddesi uyarına iptali taleplerine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda asıl ve birleşen davaların reddine karar verilmiş; bu karara karşı, asıl davada davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Taraflar arasında, ticari ilişkinin varlığı konusunda herhangi bir uyuşmazlık mevcut değildir. Uyuşmazlık, asıl dava yönünden davacının takibe konu etmiş olduğu alacağının sübuta erip ermediği, davalı birleşen dosya davacısının davaya karşı yasal sürede cevap vermemiş olmasının sonuca etkisi olup olmayacağına ilişkindir. Dosya kapsamından, davacı tarafça davalı şirket adına yurt dışı acentelik hizmet bedeli adı altında 2015 yılının 5.ve 12 aylarında sırasıyla 4.300,00 EURO, 3.640,00 USD tutarında faturalar düzenlediği, davacı şirket tarafından 09.09.2016 tarihinde davalı birleşen dosya davacısı olan şirkete Bakırköy ... Noterliğinde düzenlenen 09.09.2016 tarihli ihtarnameyi düzenlediği, ihtarnamede 07.09.2016 tarihinde tebliğ edilen 29.06.2016 tarihli 17.228,00 TL tutarlı faturanın 18.07.2016 tarihli ihtarname ile yasal süre içerisinde iade edildiği, borcun bulunmadığı, fatura tanzim edilmesinin hiçbir hukuki dayanağının olmadığı belirtilerek cari hesap ekstresinde görüldüğü üzere 1.822,04 EURO ve 3.640,00  USD borcun olduğu belirtilmek suretiyle 7 gün içerisinde ödenmesinin talep edildiği, davacı vekili tarafından 27.01.2017 tarihinde davalı şirket hakkında Küçükçekmece .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında 1.822,04 EURO asıl alacak, 3.640,00 USD asıl alacak ve işlemiş faizleri ile birlikte toplam alacağın tahsili amacıyla ilamsız icra takibi başlatıldığı, davalı şirket tarafından takibe ve borca itiraz edildiği, asıl dosya davacısı tarafından İİK 67 madde gereğince 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde asıl davanın açılmış olduğu, davalı karşı davacı vekili tarafından davacı birleşen dosya davalısı aleyhine Büyükçemece ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında 2.118,27 TL asıl alacağın tahsili amacıyla ilamsız icra takibi başlatıldığı, takibe dayanak olarak 01.01.2015 - 31.12.2017 tarihleri arası  cari hesap örneğinin ibraz edilmiş olduğu, davacı birleşen dosya davalısı  şirket tarafından icra takibine karşı itiraz edildiği, davalı    birleşen dosya davacısı şirket tarafından ise İİK 67 maddesi gereğince 1 yıllık hak düşürücü  süre içerisinde itirazın iptali davasının açıldığı, açılan davada 31.05.2018 tarihinde birleştirme kararı verildiği, söz konusu birleştirme kararı ve dava dilekçesinin asıl dosya davacısına tebliğ edildiği anlaşılmıştır. Asıl dosyada, davalı tarafça yasal süre içerisinde herhangi bir beyanda bulunulmadığı anlaşılmaktadır. Davacı birleştirilen dosya davalı vekili tarafından bu husus istinaf dilekçesinde belirtilerek, davalı karşı davacı vekilinin yasal süreden sonra yapmış olduğu savunmalarına itibar edilemeyeceği belirtilmiştir. HMK 128 maddesinde süresinde cevap dilekçesi verilmemesinin sonucu düzenlenmiştir. Söz konusu maddede, süresi içinde cevap dilekçesi vermemiş olan davalının davacının dava dilekçesinde ileri sürdüğü vakıaların tamamını inkar etmiş sayılacağına yer verilmiştir. Aynı yasanın 280 maddesinde ise bilirkişi raporunun verilmesi ile birlikte taraflara tebliğine dair düzenleme ile birlikte 281 maddede, bilirkişi raporuna itiraz düzenlenmiştir. Yasal düzenlemelerde davaya karşı cevap dilekçesini vermeyen davalı tarafa bilirkişi raporunun tebliğ edilmeyeceği veya söz konusu tarafın rapora karşı beyan veya itirazda bulunamayacağına dair herhangi  bir düzenleme bulunmamaktadır.  Davacı vekilinin buna dair usule ilişkin aksine istinaf nedenleri yerinde kabul edilmemiştir. 27.11.2017 tarihli bilirkişi raporunda; davacı şirketin dava konusu takvim yıllarına/dönemlerine ait ticari defterlerinin açılış ve kapanış tasdiklerinin 6102 sayılı Kanunun 64/3. Maddesi ile bu maddeye istinaden Gümrük ve Ticaret Bakanlığı ile Maliye Bakanlığınca müştereken 19.12.2012 tarih ve 28502 sayılı RG'de yayımlanan Ticari Defterlere İlişkin Tebliğine uygun olarak yasal süresi içinde yapılmış olduğunun anlaşıldığı, bu itibarla, davacının defter kayıtlarının dayanağı belgelerle uyumlu olduğu, defterlerin birbirini teyit ettiğinin tespit edilmiş olduğu, mevcut hali ile davacı şirketin dava konusu döneme ait ticari defterlerinin usulüne uygun olarak tutulduğu, defterlerin HMK 222. maddesi gereğince sahibi lehine delil olma özelliğine haiz olduğu mütalaa edilmekle birlikte, bu husustaki takdirin mahkemeye ait olduğu, ayrıca, söz konusu faturaların hizmet sunulan davalıya tebliğ edilmediğinin görüldüğü, ayrıca, bu faturaların ticari teamüllere göre “Açık Fatura” (Fatura içerisine alt kısma atılan satıcı kaşe ve imzası faturayı kapalı fatura haline getirir. Kapalı fatura mal bedelinin ödendiğine karinedir. Takibe konu irsaliyeli faturaların üst kısmında davacı şirketin kaşesi ve davacı şirket, davalı şirkete, 31.12.2015 ve ... no.lu ve 3.640,00 USD tutarlı faturayı düzenlediği yılsonu itibariyle, davacının, davalıya 48.158,62 TL borcunun bulunduğunun görüldüğü ve bu faturanın yıl içinde ödenmiş olduğu sonucuna varılacağı, bundan dolayı, davacı şirketin davalı şirkete, 25.05.2016/A-504138 no.lu ve 4.300,00 EURO tutarlı faturayı düzenlediği fatura nedeniyle, talep etmiş olduğu 27.01.2017 takip tarihi itibariyle, davacının, davalıdan, 1.822,04 EURO alacağının (7.822,04x3.7222— 6.782,00 TL) (Davacının, davalıdan, 2016 yılsonu itibariyle defter kayıtlarında 1.822,04 EURO'nun karşılığı olan 6.782,00 TL'den daha büyük 68.S12,99 TL alacağı bulunduğu da göz önüne alınmak suretiyle) bulunduğu, ... Loj. Taş. Ltd. Şti tarafından düzenlenen, (800) FL FUAR USD. (01.01.2015-31.12.2015) cari hesabına (Cari Döviz USD) göre, 25.08.2016 tarihi itibariyle davalı-borçlunun, davacı-alacaklıya 3.640,00 USD borcunun bulunduğu ve bu borcun davalının kendi kayıtları ile teyit edildiği, bu şirket tarafından düzenlenen, (737) FL FUAR...LTD: ŞTİ (01.01.2015-31.12.2016) arası cari hesabına (Cari Döviz EURO) göre, 25.08.2016 tarihi itibariyle davalı-borçlunun davacı-alacaklıya 4.300,00 EURO ... No.lu davacı şirketten olan alış faturasından borcunun bulunmakta iken bu borcun verilen hizmet bedellerine göre yapılan mahsup şeklinde ödemelerden sonra bakiye 1.822,04 EURO borcunun bulunduğu ve bu borç bakiyesinin davalının kendi kayıtları ile teyit edildiği, ayrıca, davalı tarafından davacıya düzenlenen 29.06.2016 tarih ve ... no.lu, davacı tarafından itiraz edilen faturanın içeriğinin davalı tarafından herhangi bir şekilde ispat edilmediği, hususları bir arada toplanarak, 27.01.2017 takip tarihi itibariyle davacının davalıdan 1.822,04 EURO ve 3.640,00 USD 27.01.2017 takip tarihi itibariyle alacağının bulunduğu belirtilmiştir. 21.12.2020 tarihli ek bilirkişi raporunda; davalı karşı davacı şirketin dava konusu yıla isabet eden ticari defterlerinin, açılış ve kapanış tasdiklerinin tebliğlere uygun olarak yasal süresi içinde yapılmış olduğunun anlaşıldığı, davalı karşı davacı şirkete ait 2015 ve 2016 yılları ticari defterlerinin incelenmesinde, davacı karşı davalı şirketle ticari ilişkisi olduğunun tespit edildiği, dosya üzerinde yapılan incelemede, gerek davacının, gerek davalının, (karşı davacı ve karşı davalıda dahil) faturalarının tebliğ edilmediği ve tarafların cari hesap (yardımcı defter kayıtları) göre tarafların birbirine ödemeleri de bulunmadığından dolayı, dosyaya ilgili vergi dairelerinden celb edilen BA-BS formları üzerinden Türk lirası olarak hesaplama yapılacağı, aynca, işlemiş faizin döviz cinsinden hesaplandığından, hesaplamaların TL cinsinden olmasından dolayı işlemiş faizin hesaplanmayacağı, 2015 yılında davacı/karşı davalı şirketin beyanına göre, davalı/karşı davacı şirketten 14 adet belge karşılığında, 43.993,94 TL'lik mal yada hizmet satın aldığı, 2015 yılında davalı/karşı davacı şirketin beyanına göre, davacı/karşı davalı şirketten 14 adet belge karşılığında, 43.993,94 TL'lik mal yada hizmet sattığı, 2015 yılında davacı/karşı davalı şirketin beyanına göre, davalı/karşı davacı şirkete 12.510,36 TL'lik mal yada hizmet satışı yapıldığı, 2015 yılında davalı/karşı davacı şirketin beyanına göre, davacı/karşı davalı şirketten, 12.510,36 TL'lik mal yada hizmet satın aldığı, 2016 yılında davacı/karşı davalı şirketin beyanına göre, 28.526,5 TL'lik mal yada hizmet satın aldığı, 2016 yılında davalı/karşı davacı şirketin beyanına göre, davacı/karşı davalı şirkete, 17.228,00 TL'lik mal yada hizmet sattığı, 2016 yılında davacı/karşı davalı şirketin beyanına göre, 112.240,42 TL'lik mal yada hizmet satışı yapıldığı, 2016 yılında davacı/karşı davalı şirketin beyanına göre, 47.053,68 TL'lık mal yada hizmet satın aldığını tespit edildiği, buna göre, davalının, davacıya (185.972,72-132.084,485) 53.888,24 TL borcu göründüğü,  Küçükçekmece ... İcra Dairesinin ... E. sayılı takip dosyasının borç alacak durumunun takip tarihi itibariyle asıl alacak 53.888,24 TL olması gerektiği, takipte işlemiş faiz yukarıda açıklanan nedenlerle hesaplanması gerektiği, Büyükçekmece ... İcra Dairesinin ... E. sayılı takip dosyasındaki takibin iptali gerektiği belirtilmiştir. Davalı - karşı davacı vekili, bilirkişi ek raporuna karşı dilekçesinde; asıl davacının ikrarı ile sabit olduğu üzere 3.640,00 USD fatura alacağının ödenmiş olması nedeniyle reddi gerektiğini, 4.300,00 Euro tutarındaki faturanın ise bakiyesi olan 1.822,04 Euro alacağın ise ispatlanamadığından reddi gerektiğini belirtmiştir. Davacı vekili 11.11.2020 tarihli duruşma zaptına geçen beyanında; yemin teklif etme haklarını kullanmayacaklarını, faturalarının karşı tarafın defterlerinde mevcut olduğunu, hizmet aldıklarını inkar etmediklerini, karşı davaya konu faturaları kendilerine iki kez iade ettiklerini belirtmiştir. Davalı vekili, 11.11.2020 tarihli zapta geçen beyanında ise ek raporda alacaklarının belirlendiğini, bilirkişinin matematik hatası yaptığını, 3.640,00 USD'lik faturanın davacının ticari defterlerinde ödenmiş olarak göründüğünü, diğer fatura yönünden ise hizmetin verildiğine dair davacının evrak sunmadığını, yemine dayanmadığını, asıl davanın reddi gerektiğini belirtmiştir. Mahkemece  yukarıda yer verilen gerekçelere istinaden asıl ve birleşen davanın ayrı ayrı reddine karar verilmiştir. Taraf delilleri ve ticari defter ve kayıtları üzerinden yapılan inceleme sonucunda düzenlenen bilirkişi ve ek bilirkişi raporu terditli olarak düzenlenmiştir. Bu kapsamda tarafların takibe dayanak yapmış oldukları faturaların her iki tarafça da tebliğ edildiğine dair dosyada herhangi bir bilgi ve  belge mevcut değildir. Bilirkişi raporunda davacı tarafın takibe konu etmiş olduğu faturaların defterlerine kaydedildiği ancak  yevmiye defterlerinde borçlu ve alacaklı hesabının aynı miktarda gösterildiği, 27.11.2017 tarihli bilirkişi raporunun 12.sayfasında davacı şirketin davalı şirkete faturalar düzenlediği, 2015  yılı kayıtlarına göre davalıdan herhangi bir alacağının bulunmadığı gibi aksine  davalıya borcunun bulunduğunun belirtilmiş olması ve 13.sayfada ise birinci görüş olarak davacı şirketin davalı şirkete 3.640,00 USD tutarlı faturayı düzenlediği, yıl sonu itibariyle davacının davalıya 48.158,62 TL borcunun bulunduğu ve bu faturanın yıl içinde ödenmiş olduğu sonucuna varıldığı görüşüne istinaden mahkemece verilen ret kararında bir isabetsizlik görülmemiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi gereğince dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, asıl davada davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir. <br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, asıl davada davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davacı  tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına; bakiye 373,20 TL istinaf karar harcının asıl davada davacıdan tahsiline,3-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi  üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,5-Dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi.29.02.2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"6beb99e7f1c01ab9","SID":"bc3aeac1adf4c8ab"}}