{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    20. HUKUK DAİRESİ     <br><br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20.HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO         : 2022/108 <br>KARAR NO\t: 2024/396<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                                                    K A R A R <br><br>BAŞKAN \t\t: ... \t     ...<br>ÜYE\t\t: ...       ...<br>ÜYE\t\t: ...\t     ...<br>KATİP\t\t: ...\t     ...<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t\t: ANKARA 3. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 23/12/2021<br>NUMARASI\t\t: 2021/182 E.  -  2021/421 K.<br><br>DAVACI\t: ... \t  <br>VEKİLİ\t<br>DAVALI\t:<br><br>DAVANIN KONUSU\t: YİDK Marka Kararı İptali, Marka Hükümsüzlüğü <br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 23/12/2021 tarih ve 2021/182 Esas - 2021/421 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili  tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkili şirketin 143554, 2019/38214, 2020/20947, 2011/91897, 2017/94575, 2020/64715, 2013/62371, 2010/76883, T/01476 sayılı ve \"...\" ibareli tanınmış markalarının sahibi olduğunu, davalının, bu markalar ile karıştırma ihtimali bulunacak derecede benzer nitelikteki “...” ibaresini marka olarak tescil ettirmek üzere davalı ...’e başvuruda bulunduğunu, 2019/101421 kod numarasını alan başvurunun, Resmi Marka Bülteninde ilanı üzerine müvekkili tarafından Markalar Dairesi Başkanlığına itirazda bulunulduğunu, ancak itirazın yerinde görülmeyerek reddedildiğini, bu kararın yeniden incelenmesi talebinin de nihai olarak YİDK tarafından reddedildiğini, oysa müvekkili şirkete ait \"...\" markasının, ulusal ve uluslararası alanda tanınmış bir marka olduğunu, huzurdaki davaya konu, davalı tarafından başvurusu yapılan markada yer alan \"...\" ibaresi için ilk olarak 1993 yılında müvekkilleri şirket tarafından başvuru yapıldığını ve \"...\" markasının, müvekkil şirket adına 93/003387 no ile tescil edildiğini, uzun süreli bir kullanımdan sonra müvekkilleri şirket tarafından bir süre kullanımına ara verildiğini, 15.04.2019 tarihinde ise yeni logo tasarımı ile ilk isim hakkının kendisine ait olması sebebiyle yeniden marka tescil başvurusu yapıldığını, ancak merkezi İngiltere'de olan bir firmanın, logoların benzerliğini ileri sürmesi üzerine 2019/38214 nolu başvurunun geri çekilmesi zaruretinin doğduğunu, en son 17.06.2020 tarihinde 29 ve 35. sınıf mal ve hizmet grubu için yapılan “...” marka başvurusunun kabul edilerek, müvekkili  şirket adına tescil edildiğini, YİDK'nın dava konusu kararında, markalar arasında iltibasın varlığının gözardı edildiğini, taraf markaları arasında işitsel ve görsel benzerlik olduğunu, davalı markasının, ortalama tüketici nezdinde derhal ve hiç düşünmeden “...”e ait olduğu düşüncesine sebebiyet verdiğini, \"...\" ifadesinin ise \"iyi yiyecekler\" anlamına geldiğini ve ayırt edici niteliği haiz bir ibare olmadığını, markaya \"...\" eki getirilmesinin de tek başına ayırt edilebilirliği sağlayamadığını, markalar arasında mal ve hizmet sınıflarında da aynılık bulunduğunu, ürünlerin birbirleriyle karıştırılması sonucu haksız bir yararın sübut bulacağını, tanınmış markaya sahip olan müvekkili şirketin, marka değeri sebebiyle haksız kazanç tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu, başvurunun kötü niyetle yapıldığını ileri sürerek, YİDK'nın 2021-M-3018 sayılı kararın iptali ile dava konusu 2019/101421 başvuru numaralı “...” ibareli markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>Davalı ... vekili, müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.<br>Diğer davalı şahıs vekili, markaların bütüncül olarak değerlendirilmesi gerektiğini, “...” ibaresinin Yunan mitolojisinde Zeus ve Elektra’nın oğlunun adı olduğunu, Arkadya Kralı Truvaldarın, dolayısıyla da Romalıların atası olduğunu, Arkadya'dan Anadolu kıyılarına göç eden ...'un, adını taşıyan bir kent kurduğunu (günümüzde Çanakkale-Truva arasında bir höyük), bölgeye de “...” adının verildiğini, “...” kelimesinin müvekkilinin yaşadığı şehirde sıklıkla kullanıldığını ve tarihi bir simge olduğunu, bu sebeple davacının her ne kadar bu markanın kendisine ait olduğunu düşünse de mitolojiden gelen, müvekkilinin yaşadığı çevrede sıklıkla bilinen bir isim olduğunu, SMK'nın 6/1. maddesinin uygulanabilmesi için önceden tescilli ve hukuken koruması devam eden bir markanın olması gerektiğini, SMK kapsamında marka korumasının sicile tescil yoluyla elde edildiğini, koruma süresinin sona ermesiyle veya tarafların marka hakkından feragat etmesiyle de bu korumanın sona erdiğini, SMK'nın 6/1. maddesinin de koruma süresi devam eden önceki tarihli marka hakkına dayalı olarak sonraki tarihli markaya itiraz etme hakkı veren özel bir düzenleme olduğunu, iş bu sebeple zamanaşımı def’isinde de bulunulduğunu, davacı firma \"...\" markasına ilişkin olarak her ne kadar yeniden tescil talebinde bulunmuş ise de,  müvekkilinin markasına ilişkin olarak 18.10.2019 tarihinden itibaren tescil koruma işleminin başladığını, kötüniyet iddiasına ilişkin yeterli delil sunulmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.<br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, davacı yanın itiraz aşamasında ileri sürmüş olduğu markalardan 143554 sayılı markanın 09.09.1993 tarihinde tescil edildiği, koruma süresinin 15.04.2003 tarihinde dolduğu, marka ile ilgili yenileme işleminin yapılmadığı, koruma süresinin bitimi ile müddet kaydının konulduğu, 2019/38214 ve 2020/20947 sayılı markaların ise başvuru işlemlerinin tamamlanmadığı, durumları hakkında “feragat edildi/geri çekildi” ibaresinin bulunduğu, davacı yanın itirazlarına esas teşkil eden markaları içerisinde, tescil süresi devam eden veya tescil işlemi devam eden markasının bulunmadığı; hükümsüzlük istemine eklenen markalar arasından 2020/64715 başvuru numaralı markanın başvuru tarihinin 17.06.2020 olduğu bu hali ile davaya konu markanın başvuru tarihi olan 18.10.2019 tarihinden sonraya ait olduğu, 2010/76883 başvuru numaralı markanın sahibinin ise davacı tüzel kişiden farklı üçüncü kişi olduğu; davaya konu markanın dava konusu edilen 30. ve 35.5 sınıfta yer alan mal ve hizmetlerin tamamının davacı yanın markaları ile aynı/ aynı tür veya benzer olduğu; davaya konu markanın, kendine özgü yazı karakteri ile oluşturulmuş kelime markası olduğu, “...” ibaresinin Yunan mitolojisinde, “Throas'da İda Dağı'nın ayaklarında ... şehrinin kurucusu” olarak geçtiği, “...” ibaresinin İngilizce olduğu ve “iyi yiyecekler” / “güzel yemekler” anlamına geldiği, “...” ibaresinin ise M.Ö. 3000 yılından beri yerleşim alanı niteliğini koruyan Çanakkale’nin eski adlarından biri olduğu, “...” ibaresinin ise türetilmek sureti ile tescile konu edildiği, belli bir anlamının bulunmadığı, davacı markasında yer alan “... ...” ibarelerinin esas unsur, “...” ibaresinin de tescile konu edilen mal ve hizmetler de dikkate alınmak sureti ile ayırt ediciliği olmayan yan unsur olarak değerlendirilmesi gerektiği, bu kapsamda, esas unsurlar üzerinden yapılan incelemede taraf markalarının anlamları itibari ile birbirlerinden farklı olduğu, okunuşlarındaki kısıtlı benzerliğin, markaların geneline yansımadığı, görsel olarak taraf markalarında yer alan diğer unsurların markaları birbirlerinden ayırdığı, bir bütün olarak yapılan karşılaştırma sonucunda davaya mesnet davacı markaları ile dava konusu marka arasında tescili talep edilen sınıf bakımından 6769 sayılı SMK’nun 6/1. maddesi anlamında benzerlik ve iltibas tehlikesi bulunmadığı; somut olay açısından dosya kapsamında davacı yanın markalarının tanınmışlık düzeyine ulaştığını gösterir nitelikte bir delile rastlanmamış olsa da davacı yanın hükümsüzlük talebine esas teşkil eden T/01476 numaralı markasının ... tarafından tanınmış marka olarak tescil edildiği, yapılan değerlendirmeye göre de “...” markasının belli bir tanınmışlık seviyesine sahip olduğu, söz konusu tanınmışlığının deniz ürünleri, dondurulmuş gıda, konserve gıda ve hazır yemek sektörü ile sınırlı olduğunun değerlendirildiği, davacı lehine 6769 sayılı SMK’nın 6/5. maddesi kapsamındaki korumadan yararlanabilmesi için taraf markaları arasında benzerliğin bulunması gerektiği, yukarıda yapılan inceleme kapsamında, davaya mesnet davacı markaları ile dava konusu marka arasında benzerlik ile iltibas tehlikesinin bulunmadığı, bu nedenlerle davacı yanın talebinin yerinde olmadığı, gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. <br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, dava konusu markada yer alan \"...\" ibaresinin müvekkili şirket adına 93/003387 no ile tescil edildiğini,  ilk olarak 1993 yılında adına tescil ettiren müvekkil, \"...\" markasını 17.06.2020 tarihinde yeniden kendi adına tescil ettirerek kullanım hakkına sahip olduğunu, dava konusu markanın müvekkili şirkete ait markaların serisi izlenimini doğurduğunu, başvurudaki \"...\" ibaresinin ayırt ediciliği sağlamadığını, taraf markalarının karıştırılması ihtimalinin bulunduğunu, SMK'nın 6/4 ve 5. maddesi uyarınca de tescil engeli bulunduğunu, davalının müvekkilinin markalarını tanınmışlığından ve reklam gücünden haksız biçimde yararlanmaya çalıştığını ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. <br><br>GEREKÇE\t: 1-Dava, YİDK marka kararı iptali ile marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\tDosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, YİDK kararının iptali talebiyle açılan dava yönünden, davacının yayıma itirazında \"...\" ibareli 143554, 2019/38214 ve 2020/20147 sayılı markalarını mesnet gösterdiği, 143554 sayılı markasının yenilenmemesi nedeniyle müddet olduğu, 2019/38214 sayılı markanın başvurusunun feragat/geri çekilme nedeniyle tescil edilmediği, 2020/20147 sayılı markanın başvurusunun ise dava konusu markadan daha sonra yapıldığı, böylece davacının yayıma itirazında mesnet alabileceği bir markasının bulunmadığı, SMK'nın 6/5. maddesi şartlarının oluşmadığı, başvurunun kötüniyetle yapıldığının da ispatlanamadığı, iptali istenen YİDK kararının yerinde olduğu  anlaşılmakla, davacı vekilinin YİDK kararı iptali talebiyle açtığı davada verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.<br>\t2-Davacı vekilinin hükümsüzlük davasına yönelik istinaf itirazlarının incelenmesine gelince; işlem dosyasının incelenmesinden, davalı gerçek kişinin, 18.10.2019 tarihinde \"...\" ibaresinin, 30 ve 35. sınıf mal ve hizmetlerde tescili için diğer davalı Kuruma başvurduğu, davacının \"...\" ibareli üç markasına dayalı olarak, iltibas, tanınmışlık ve kötü niyet iddiasıyla başvuruya itiraz ettiği, davacının itirazının Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından iki adet markasının hükümden düştüğü, bir adet markasının ise sonraki tarihli olması nedeniyle reddine karar verildiği, davacının bu karara karşı yaptığı itirazının da, YİDK'ın 2021-M-3018 sayılı kararıyla reddedildiği, anılan kararın davacıya 23.04.2021 tarihinde tebliğ edildiği ve işbu davanın iki aylık hak düşürücü süre içerisinde 11.06.2021 tarihinde açıldığı anlaşılmıştır.  <br>İlk derece mahkemesinin kabulü ve istinaf itirazları gözetildiğinde, hükümsüzlük davası yönünden taraflar arasındaki uyuşmazlık dava konusu \"...\" ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet \"...\" ibareli markaları arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1. maddesi uyarınca iltibas bulunup bulunmadığı, aynı Kanun'un 6/5 maddesindeki koşullarını gerçekleşip gerçekleşmediği ve dava konusu başvurunun kötü niyetli olup olmadığı  noktasındadır.<br>6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 6/1. maddesi uyarınca, tescil için başvurusu yapılan marka, tescil edilmiş veya tescil için daha önce başvurusu yapılmış bir marka ile aynı veya benzer ise ve tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer ise, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın halk tarafından karıştırılma ihtimali varsa ve bu karıştırılma ihtimali tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir marka ile ilişkili olduğu ihtimalini de kapsıyorsa tescil edilemez. Açıklanan hüküm çerçevesinde markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir. Burada öncelikle iltibas (karıştırılma) kavramının da açıklanması gerekmektedir. İltibas, iki ayrı marka karşısında bulunan kişilerin, bu markaların benzerliği sebebiyle sunulan mal veya hizmetlerin aynı işletmeye veya ekonomik olarak bağlantı içerisinde bulunan işletmelere ait olduğunu düşünmeleri veya düşünme ihtimalleridir (Savaş Bozbel, Fikri Mülkiyet Hukuku, İstanbul 2015, s. 408- 409). İltibas ihtimalinin değerlendirilmesinde ölçü, bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, ortalama tüketicilerdir.<br>   Bu açıklamalardan sonra somut olaya bakıldığında, dava konusu başvuru \"...\" ibaresinden oluşmaktadır. Şekil unsurunun yer almadığı başvurudaki \"...\" ibaresi iyi yiyecekler anlamına gelmekte olup tanımlayıcı niteliktedir. Dava konusu markadaki \"...\" ibaresinin ayırt ediciliği de düşük olduğundan \"...\" kelimesi esas unsur konumundadır. Davacının itiraza mesnet markalarının esas unsuru ise \"...\", \"...\", \"...\" ibareleridir. Buna göre yapılan değerlendirmede, taraf markalarının esas unsuru olan ibareler arasında \"...\" harflerini ortak olarak içermelerinden kaynaklı yüksek derecede görsel ve işitsel benzerlik bulunmaktadır. Bu benzerlik, markaların tüketici tarafından daha çok dikkat çeken başlangıç noktasındadır. Görsel ve işitsel olarak benzer olmalarının yanında, taraf markaları anlamsal olarak uzaklaşmış değildir. Zira, \"...\" ibaresi Çanakkale'nin eski adlarından biri iken \"...\"un eteğinde yer aldığı İda (Kaz) Dağı ise Çanakkale ile Balıkesir illerimizin arasındadır. <br>Tarafların marka işaretleri yanında, markaların kapsamındaki emtia listeleri yönünden de benzerlik şartı gerçekleşmiştir. Bu hale göre, davalının davaya konu markası, davacının itiraza mesnet markalarına Dairemizce, SMK'nın 6/1. maddesi anlamında ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimaline sebebiyet verebilecek derecede benzer bulunmuş, ilk derece mahkemesinin aksi yöndeki kabulü yerinde görülmemiştir.<br>  <br>Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08.06.2016 gün ve 2014/11-696 E.- 2016/778 K. sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesi mümkün olduğundan Dairemizce bu yönden dosyada mevcut bilirkişi raporundaki tespitlere itibar edilmemiş, ayrıca bir bilirkişi incelemesine de gerek görülmemiştir. <br>Davacı vekili, SMK'nın 6/1. maddesi yanında 6/5 ve 6/9. maddelerine de dayanmış ise de, başvurunun kötüniyetle yapıldığı kanıtlanamamış, tanınmışlık itirazı ise, başvurunun kapsamındaki tüm mal ve hizmetler yönünden iltibas oluştuğu kabul edildiğinden, Dairemizce sonuca etkili bulunmamıştır.  <br>Bu itibarla, ilk derece mahkemesince, hükümsüzlük talebiyle açılan davanın SMK'nın 6/1. maddesindeki iltibas koşullarının oluşması nedeniyle kabulü gerekirken, yukarıda yazılı gerekçeyle reddin doğru olmamış, HMK'nın 353/1-b-2. maddesinde, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse \"düzelterek yeniden esas hakkında\" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, Dairemizce davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.   <br>\t<br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan davacı vekilinin YİDK karar iptali talebinin reddine yönelik istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Yukarıda (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin hükümsüzlük davasına yönelik istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi 23/12/2021 gün ve 2021/182 Esas - 2021/421 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,<br>\t3-Davanın KISMEN KABULÜ ile; <br>\tA) YİDK kararının iptali talebiyle açılan davanın REDDİNE,<br>\tB) Hükümsüzlük davasının KABULÜ İLE, dava konusu 2019/101421 nolu \"...\" ibareli markanın HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE ve SİCİLDEN TERKİNİNE, <br>\t4-Harçlar Kanunu'na göre alınması gereken 427,60-TL maktu karar ve ilam harcından peşin olarak alınan 59,30-TL harcın mahsubu ile bakiye 368,30-TL'nin davalı ...'dan tahsili ile Hazineye irat kaydına,<br>\t5-Davacı kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre belirlenen 25.500,00-TL maktu vekalet ücretinin davalı ...'dan alınarak davacıya verilmesine,<br>\t6-Davalı ... kendisine vekille temsil ettirmiş olduğundan, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre belirlenen 25.500,00-TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı Kuruma verilmesine, <br>\t7-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan 2.100,00-TL bilirkişi ücreti, 119,50-TL tebligat ve posta masrafı ile istinaf aşamasında yapılan 71,50-TL tebligat masrafı, 220,70-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcından oluşan toplam 2.511,70-TL yargılama giderinin, davanın kabul ve ret oranına göre takdiren 1/2 kabul edilerek, bu orana tekabül eden 1.255,85-TL'ye, 59,30-TL başvurma harcı, 59,30-TL peşin harç tutarı eklenerek oluşan toplam 1.374,45-TL'nin davalı ...'dan alınarak davacıya verilmesine, bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına,  <br>\t8-Davalılar tarafından ilk derece ve istinaf aşamasında yargılama gideri yapılmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, <br>\t9-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen davacıya iadesine (HMK m.333),<br>   10-Davacıdan peşin olarak alınan 80,70-TL maktu istinaf karar ve ilam harcının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,<br>11-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına dair,<br>\tDosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 01/03/2024 tarihinde HMK'nın 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. <br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH: 30/03/2024\t\t<br><br>Başkan<br>...<br> <br><br>Üye<br>...<br> <br><br>Üye<br>...<br> <br><br>Katip<br>...<br> <br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"1d52adefc4746c85","SID":"0cad005e91090c4e"}}