{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  35. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No: 2022/2275 - 2024/429<br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>35. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2022/2275 <br>KARAR NO\t: 2024/429<br><br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R <br><br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ESKİŞEHİR ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 06/10/2022<br>NUMARASI\t\t: 2020/548 Esas 2022/697 Karar<br><br>DAVACILAR<br>VEKİLLERİ\t<br>DAVALILAR\t:<br>DAVANIN KONUSU\t: Tazminat <br><br>KARAR TARİHİ\t: 20/03/2024<br>GEREKÇELİ KARAR <br>YAZILMA TARİHİ\t: 21/03/2024<br><br>Mahalli mahkemesince verilen karara karşı davacılar vekili ile davalılar ...  ve ...vekilleri tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile  anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;<br><br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI<br>Davacılar vekili dava dilekçesinde; 10/10/2019 tarihinde davalı ...'in maliki olduğu, diğer davalı ...'in sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın   müvekkillerinin murisi ...'ya çarpması sonucu kazanın meydana geldiğini, kazada ağır yaralanan ...'nın kaldırıldığı hastanede 14/10/2019 tarihinde vefat ettiğini, kaza sebebiyle Eskişehir 8. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2019/1251 esas sayılı dosyasında davalı araç sürücüsü ...hakkında mahkumiyet kararı verildiğini, savcılık aşamasında düzenlenen bilirkişi raporunda müteveffanın 1. derecede, ...'in ise 2. derecede kusurlu bulunduğunu, oysa kazaya davalı ...'in bilinçli taksiri ile sebep olduğunu, ceza dosyasında tespit edilen kusur oranlarını kabul etmediklerini, yeniden kusur incelemesi yaptırılmasını talep ettiklerini, sigorta şirketine başvuru sonrasında karşılıklı mutabakat uyarınca 43.254,00 TL maddi tazminatın davacılara ödendiğini, ancak davacıların maddi zararlarının çok daha fazla olduğunu belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile davalı sigorta şirketinin sorumluluğunun sadece maddi tazminat açısından olmak ve poliçe limitleri ile sınırlı kalmak üzere, müteveffanın eşi davacı ... ve oğulları davacı ... için ayrı ayrı olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile beraber şimdilik 1.000,00 TL maddi tazminat ve 60.000,00’er TL manevi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline  karar verilmesini talep  etmiştir. <br> Davalı sigorta şirketi vekili cevap dilekçesinde; usule ilişkin olarak davacılar tarafından eksik ödeme talebi ile kendilerine başvuru yapılmadığını, davanın reddi gerektiğini, davayı kabul anlamına gelmemek kaydıyla müvekkili sigorta şirketince davacı ...'ya 43.524,00 TL ödeme yapıldığını, davacı ...'nın olay tarihinde 29 yaşında olduğunu ve destekten çıktığı için ödeme yapılmadığını, kazada müteveffanın ışık ihlali nedeniyle asli kusurlu bulunduğunu, mahkemece kusur oranları tespit edildikten sonra tazminat hesaplamasının sigorta genel şartlarına uygun olarak yapılması ve ödemenin güncellenerek tazminattan mahsup edilmesi gerektiğini belirterek, davanın reddini istemiştir. <br>Diğer davalılar ...ve ... vekili cevap dilekçesinde; davanın maddi ve manevi tazminat istemiyle açıldığını, öncelikle usulden ret kararı verilerek görevsizlikle dosyanın Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesi gerektiğini, esasa ilişkin olarak ise kaza sonrası düzenlenen tespit tutanağında müteveffa ...'nın ışık ihlali nedeniyle tam kusurlu olduğunun belirlendiğini, ceza dosyasında düzenlenen bilirkişi raporunda da müteveffanın asli, ...'in tali kusurlu olduğunun tespit edildiğini, müvekkil hakkında devam eden ceza davasının sonucunun bekletici mesele yapılması gerektiğini, ayrıca kabul anlamına gelmemekle beraber talep edilen tazminat miktarının yüksek olduğunu belirterek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>Mahkemece, İstanbul Adli Tıp Kurumu Başkanlığı Trafik İhtisas Dairesi tarafından hazırlanan 27/05/2021 tarihli raporda; davalı sürücü ...'in %15 (yüzde onbeş) oranında kusurlu olduğu, müteveffa yaya ...'nın %85 (yüzde seksenbeş) oranında kusurlu olduğunun bildirildiği; bilirkişi raporunda; davacı ...'nın, davalı sigorta şirketince ödeme yapılan tarih itibariyle zararının sigorta şirketince karşılanmış olduğunun bildirildiği;  ek raporlarda da; davacı ...'nın, davalı sigorta şirketinin ödeme yaptığı tarih itibariyle zararının sigorta şirketince karşılanmış olduğunun bildirildiği, mahkemece görev yönünden yapılan değerlendirmede; davaya konu talebin sigorta sözleşmesinden kaynaklandığı ve sigorta sözleşmelerinin de TTK'da düzenlendiği ve davacının talebinin mutlak ticari davalardan olduğu görülmekle mahkemenin görevli olduğunun belirlendiği, 10/10/2019 tarihinde meydana gelen trafik kazası nedeniyle davacıların desteğinin vefat ettiği ve bu nedenle destekten yoksun kalma tazminatının ve ayrıca manevi tazminat taleplerinin bulunduğu, davacılar dilekçelerinde davacı ...'a ödenen bedelin yeterli olmadığı, ceza dosyasındaki kusurların kabul edilmediği, ayrıca... yönünden de destekten yoksun kalma tazminatı taleplerinin bulunduğu ve ayrıca vefat edenin emekli olması dışında fayans ustası olarak çalıştığı ve bu nedenle gelirinin bu haliyle dikkate alınmasının talep edildiği, davalılarca cevap dilekçelerinin sunulduğu ve davalıların cevap dilekçelerinde kusur oranlarının kabul edilmediği, ayrıca sigorta şirketi tarafından ödeme yapıldığı ve ödemenin yeterli olduğu, ...'nın 29 yaşında olmakla destekten çıktığı ve bu nedenle davanın reddine karar verilmesinin talep edildiği, öncelikle tarafların kusur durumlarının tespiti için Eskişehir 8. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2019/1251 esas sayılı dosyasında bilirkişi ve ATK raporları ve kaza tespit tutanağı, taraf ve tanık beyanları dikkate alınarak mahkemece de rapor düzenlettirildiği ve ATK'nın 27/05/2021 tarihli raporu gereğince davalı sürücü ...'in %15, müteveffa yaya ...'nın %85 oranında kusurlu olduğunun bildirildiği, rapora taraflarca itiraz edilmişse de kazanın oluş şekli, taraf ve tanık beyanları, kaza tespit tutanağı ve ceza dosyasındaki raporlar ve tarafların rapora itirazlarının taraflara atfedilen kusur oranlarını da değiştirmeyeceği dikkate alınarak raporun hükme esas alınabileceği, kusura ilişkin raporun değerlendirilmesinden sonra davacıların destekten yoksun kalma tazminatı taleplerinin değerlendirilmesinin gerektiği ve dosyanın aktüer bilirkişiye tevdi edildiği ve daha öncesinde müteveffa ...'nın SGK kayıtları, sosyal ve ekonomik araştırma evrakları ve Eskişehir Ticaret Odası'ndan gönderilen yazı cevabı, tanık beyanları da dikkate alınarak gelirine ilişkin incelemelerin yapıldığı ve Ticaret Odası'ndan gönderilen yazı cevabındaki asgari ücretin %50 fazlası oranında kazanç tespitinin yerinde olduğu ve bilirkişi tarafından hazırlanan raporda davalı sigorta şirketi tarafından 30/12/2019 tarihinde yapılan ödemenin davacı ...'nın zararını karşıladığı ve davalı sigorta şirketinin ödeme tarihi itibariyle bakiye tazminat borcunun bulunmadığı, diğer davacı ... yönünden yapılan değerlendirmede ise sosyal ve ekonomik araştırma yazı cevabında bu davacının çalışmasına mani fiziksel bir engelin bulunmadığı, ayrıca gelir idaresi başkanlığı raporunda üzerine kayıtlı bir aracın bulunduğu ve yerleşik kabul gören Yargıtay kararlarına göre kız çocuklarının 22 yaşına kadar erkek çocuklarının 18 yaşına kadar yüksek öğrenim gören ya da görme ihtimali bulunan çocukların ise 25 yaşına kadar destek alacağı dikkate alınarak destek tazminatı hesaplanmasının yapılmasının gerektiği, ancak davacı...'nın kaza tarihinde 29 yaşında olduğu ve zihinsel/fiziksel bir engelinin de bulunmadığı ve bu nedenle bu davacı yönünden de destekten yoksun kalma tazminatı talebinin yerinde olmadığı, manevi tazminat yönünden ise tarafların sosyal ve ekonomik durumları, kaza tarihi, kazanın oluş şekli, paranın satın alma gücü, ülkenin ekonomik koşulları, desteğin ölümü nedeniyle davacıların maruz kaldığı ve ömür boyu yaşayacağı acı, elem, keder, ızdırap, sıkıntı, üzüntü, stres ve tarafların kusur durumları dikkate alındığında davacıların manevi tazminata hak kazandığı ve takdiren mahkememizce manevi tazminat miktarlarının belirlendiği  gerekçesi ile; \"Davacıların davasının KISMEN KABULÜ ile, Maddi Tazminata ilişkin olarak Davacı ...'nın davasının reddine, Davacı ...'nın davasının reddine, Manevi Tazminata ilişkin olarak Davacı ... yönünden 10.000,00 TL manevi tazminatın davalılar ... ve ...'den kaza tarihi olan 14/10/2019 tarihinden işletilecek yasal faiziyle mütereken ve müteselsilen alınarak davacı ...'ya ödenmesine, Davacı ... yönünden 15.000,00 TL manevi tazminatın davalılar ... ve ...'den kaza tarihi olan 14/10/2019 tarihinden işletilecek yasal faiziyle müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...'ya ödenmesine\" karar verilmiştir. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ<br>Davacılar ... ve ... vekili istinaf dilekçesinde; kusur bilirkişisinin tespit ettiği kusur oranlarını kabul etmediklerini, davalı sürücünün bütünüyle kusurlu olduğunu, diğer yandan hesap bilirkişisinin yerleşmiş Yargıtay içtihatlarına aykırı olarak, sigorta şirketinin kısmi ödeme yaptığı tarihteki asgari ücret üzerinden hesaplama yaptığını, ancak, destekten yoksun kalma tazminatının karar tarihine en yakın asgari ücret üzerinden hesaplanması gerektiğini, karar tarihine en yakın asgari ücret üzerinden maddi tazminat hesabı yapıldıktan sonra, sigorta şirketi tarafından yapılan ödemeye tazminat hesabının yapıldığı güne kadar işleyen yasal faiz ekleneceğini ve elde edilen bu tutarın,  hesaplanan maddi tazminattan indirileceğini, müvekkil ... yönünden “destekten çıkmış olduğundan bahisle” maddi tazminat davasının reddedildiğini, ölenin sağlığında gerçekleşmiş bulunan bir bakma (destek) ilişkisi varsa ve o kişi ölmeseydi bu ilişkinin süreceği olayların akışından belli oluyorsa, destekten yoksun kaldıklarını ileri sürenlerin yaşına ve içinde bulundukları koşullara bakılmaksızın, tazminat isteklerinin  kabul edilmesi gerektiğini, müvekkilin bekar ve işsiz olduğunu, kendisine anne ve ölen babasının baktığını, gelirin eksik belirlendiğini, hükmedilen manevi tazminat miktarının yetersiz olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasını istemiştir. <br>Davalılar ... ve ...vekili istinaf dilekçesinde; davalı ...'in, (davalı diğer müvekkil ...'e ait) sevk ve idaresindeki ... tescil plakalı araç ile 19.30 - 20.00 sıralarında Seyitgazi istikametinden  şehir merkezi istikametine sol şeritten seyir halindeyken, araçlara yeşil ışık yandığı esnada, trafik lambalarını 15 metre geçtikten sonra, müteveffanın arabalara ait yolu kullanarak sol taraftan orta refüjden yola fırlaması nedeniyle her ne kadar müvekkil tarafından ani manevra yapılarak aracın kontrolü insanüstü gayret sarf edilerek sağlanmaya çalıştığını, aracın direksiyonu sağa kırılmış olsa da aradaki mesafe yakın olduğundan dava konusu kazanın  meydana geldiğini, müvekkilin kusursuz olduğunu, adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini, hükmedilen manevi tazminat miktarının yüksek olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasını istemiştir. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE<br>İstinaf talebinde bulunan davacılar vekillerinin ve davalılar ...  ve ...vekillerinin istinaf sebepleri doğrultusunda, dosya içerisindeki bilgi ve belgeler, mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonunda;<br>Dava, trafik kazasından kaynaklanan  destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat  istemine ilişkindir.<br>2918 sayılı KTK'nın 111.maddesi uyarınca, tazminat miktarlarına ilişkin olup da yetersiz veya fahiş olduğu açıkça belli olan anlaşmalar veya uzlaşmalar yapıldıkları tarihten itibaren 2 yıl içinde iptal edilebilirler. Yasa’nın bu hükmünden yararlanmak için ibra belgesinin iptalinin açıkça ve ayrıca istenmesine gerek olmayıp, dava sırasında bu husus ileri sürülebileceği gibi, yapıldığı tarihten itibaren 2 yıl içinde hükümlerinin kabul edilmediğine ilişkin bir irade açıklaması da yeterlidir. Yasada belirtilen 2 yıllık süre, hak düşürücü süre olup mahkemece re'sen dikkate alınması gerekir. <br>KTK’nın 111. maddesi çerçevesinde dava tarihinden önce düzenlenen ibraname sebebi ile yapılan ödemenin yeterli olup olmadığına ilişkin hesaplamada izlenecek yol; öncelikle ödeme tarihi itibariyle yapılan ödemenin yetersiz olup olmadığının belirlenmesidir. Bunun için de, ödeme tarihindeki veriler (ödeme tarihindeki asgari ücret miktarları ) dikkate alınarak yapılacak hesaplama sonucu bulunacak tutar ile ödeme miktarı karşılaştırılmalı, ödemenin yetersiz olduğu anlaşılırsa bu kez karar tarihine en yakın veriler dikkate alınarak tazminat hesaplanmalı ve bulunan zarar miktarlarından da yapılan ödemeye hesaplama yapıldığı tarihe kadar geçen süre için yasal faiz uygulanarak hesaplanan tutardan mahsup edilmelidir.<br>Bu nedenle, davacı ... yönünden yapılan destekten yoksun kalma hesabının usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmakla bu yöne ilişkin istinaf sebeplerine itibar edilememiştir. <br>Diğer davacı yönünden ise, yerleşmiş Yargıtay içtihatlarına göre; çocuklar için destekten yoksun kalacakları sürenin belirlenmesinde, yaşları, okuldaki eğitim durumları, içinde yaşadıkları sosyal ve ekonomik koşullar değerlendirilerek ayrı ayrı belirlenmesi, yüksek öğrenim yapacaklar ise, öğrenimlerinin sona erdiği tarih, yapmamakta ise yerleşik ve kabul gören uygulamaya göre, erkek çocukları için 18 yaşın, kız çocukları için 22 yaşın desteğin sona ereceği yaş olarak kabulü gerekmekte olup, bu yöne ilişkin Mahkeme kabulü de isabetlidir.<br>Kusur konusunda ise;<br>Dosyada Adli Tıp Kurumundan alınan kusur raporunda, davalı sürücü ...’in olay mahalli ışık kontrollü kavşağa yaklaştığında mahal şartlarını dikkate alarak seyrini müteyakkız sürdürmesi, kendisine hitaben yanmakta olan yeşil ışıkta geçiş yapsa da sol taraftan karşından karşıya geçmek üzere hareket alanına giren müteveffa yayaya karşı zamanında etkin tedbir alması gerekirken bu hususlara riayet etmediği ve müteveffa yayaya tedbirsizce çarptığı anlaşılmakla gerçekleşen olayda %15 (yüzde onbeş) oranında kusurlu olduğu, müteveffa yaya ...’nın olay mahalli kavşakta bulunan buton kontrollü yaya geçidinde araçlara hitaben yanmakta olan yeşil ışığa rağmen karşıdan karşıya geçiş yaparak kendi can güvenliğini tehlikeye düşürdüğü, geçiş hakkını sağından yeşil ışıkta geçiş yapmakta olan davalı sürücü idaresindeki araca vermediği anlaşılmakla gerçekleşen olayda %85 (yüzde seksenbeş) oranında kusurlu olduğu  belirtilmiştir.<br>Kesinleşen ceza dosyasında da, sanık sürücü ...'in alt  düzeyde tali kusurlu olduğunun, müteveffa yaya ...'nın ise asli kusurlu olduğunun belirtildiği anlaşılmakla kusura yönelik istinaf sebeplerinin de  reddi gerekmiştir. <br>Hükmolunan manevi tazminat miktarına ilişkin olarak, TBK'nın 56. maddesinde “Hâkim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir.”, aynı Yasa'nın 51. maddesinde ise, “Hâkim, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirler.” hükümlerine yer verilmiştir.<br>Buna göre, hâkimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Manevi tazminatın miktarı bir taraf için zenginleşme aracı, diğer taraf için de yıkım olmamalıdır. Manevi tazminatın miktarının belirlemesinde her olaya göre değişen özel hal ve şartlar gözetilmelidir.<br>Hâkimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması ve buna göre manevi tazminat takdir etmesi gerektiği açıkça ortadadır. (HGK 23/06/2004, 13/291-370) Zira TMK'nın 4. maddesi Kanun'un takdir yetkisi tanıdığı veya durumun gereklerini ya da haklı sebepleri göz önünde tutmayı emrettiği konularda hâkimin, hukuka ve hakkaniyete göre karar vereceğini öngörmektedir. Belirtilen bu hususlar ve özellikle somut olayda kaza tarihi, olayın gerçekleşme biçimi, tarafların kusur oranı, tarafların sosyal ve ekonomik durumu, davacı tarafın yaşadığı üzüntü, elem ve ıstırabın ağırlığı, manevi tazminatın davacı taraf için zenginleştirici, davalı taraf yönünden fakirleştirici olmaması gerektiği ilkesi, paranın satın alma gücü, ülkenin ekonomik koşulları, hakkaniyet ilkesi ve tüm dosya kapsamı birlikte gözetildiğinde, hükmolunan manevi tazminat hakkaniyete uygun bulunmuştur.<br>Yukarıda belirtilen hukuki ve fiili durumlar ışığında taraf vekillerinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden, davacılar vekili ile davalılar ...  ve ...vekillerinin  istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b-1. maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine karar verilmesi gerekmiş, aşağıdaki hüküm tesis edilmiştir.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;<br>1-Davacılar vekili ile davalılar ... ve ...vekillerinin   yerel mahkeme kararına yönelik istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE,<br>2-İstinaf eden davacılardan alınması gerekli 427,60 TL istinaf karar harcından peşin alınan 409,86 TL harcın mahsubu ile bakiye 17,74 TL harcın davacılardan tahsili ile hazineye gelir kaydına,<br>3-İstinaf eden davalılar ... ve ...alınması gerekli   1.707,75 TL istinaf karar harcından peşin alınan 427,20 TL harcın mahsubu ile bakiye 1.280,55  TL harcın davalılardan tahsili ile hazineye gelir kaydına,<br>4-İstinaf eden taraflarca yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,<br>5-İstinaf eden taraflarca yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmın karar kesinleştiğinde ilgilisine iadesine,<br>6-Kararın taraflara HMK'nın 359/4 maddesi gereğince usulüne uygun şekilde tebliğine,<br>Dair, duruşma açılmadan dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK’nın 361/1 maddesi uyarınca kararın usulen tebliğinden itibaren 2 HAFTA İÇERİSİNDE TEMYİZ YOLU AÇIK olmak üzere 20/03/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.<br><br><br>\t\t\t\t<br><br>Başkan <br>Üye<br>Üye <br>Katip <br> <br><br><br><br><br><br>* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.<br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"bac0d1ae1c31513d","SID":"6cf11be0571dde06"}}