{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    <br>                      T.C.<br>                 SAKARYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  3. HUKUK DAİRESİ<br><br>ESAS NO\t\t: 2023/380 <br>KARAR NO\t\t: 2024/554<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br>BAŞKAN\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>KATİP\t\t: ...  (...)<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: KOCAELİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 13/12/2022<br>NUMARASI\t\t: 2019/478 Esas -  2022/604 Karar<br><br>İSTİNAF YOLUNA<br>BAŞVURAN DAVACILAR\t: 1-... - ...<br>\t\t2- ... - ...\t  <br>VEKİLLERİ\t: Av. ...   -...<br>\t  Av. ... -...<br>İSTİNAF YOLUNA<br>BAŞVURAN DAVALI\t: ... - ...<br>VEKİLİ\t: Av. ... -...<br><br>           Birleşen Kocaeli 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/421 Esas sayılı dosyası <br><br>İSTİNAF YOLUNA<br>BAŞVURAN DAVACILAR\t: 1-... - ...<br>\t\t2-... - ...\t  <br>VEKİLLERİ\t: Av. ... -...<br>\t  Av. ... -...<br>İSTİNAF YOLUNA<br>BAŞVURAN DAVALI\t: ORIENT SİGORTA ANONİM ŞİRKETİ \t  <br>VEKİLİ\t: Av. ... -...<br><br><br><br>       Birleşen Kocaeli 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/456 esas sayılı dosyası <br><br>İSTİNAF YOLUNA<br>BAŞVURAN DAVACILAR\t: 1-... - ...<br>\t\t2-... - ...\t  <br>\t  3-... - ...<br>\t  4-... - ...<br>VEKİLLERİ\t: Av. ... -...<br>\t  Av. ... -...<br>İSTİNAF YOLUNA<br>BAŞVURAN DAVALI\t: ... - ...<br>VEKİLİ\t: Av. ... -...<br><br>İSTİNAF YOLUNA<br>BAŞVURAN DAVALI\t: ALLİANZ SİGORTA ANONİM ŞİRKETİ <br>VEKİLİ\t: Av. ... -...<br><br>          Birleşen Kocaeli 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2022/459 Esas sayılı dosyası<br><br>İSTİNAF YOLUNA<br>BAŞVURAN DAVACILAR\t: 1-... - ...<br>\t\t2-... - ...\t  <br>VEKİLLERİ\t: Av. ... - ...<br>\t  Av. ... -...<br>İSTİNAF YOLUNA<br>BAŞVURAN DAVALI\t: ... - ...<br>VEKİLİ\t: Av. ... - ...<br><br>İSTİNAF YOLUNA<br>BAŞVURAN DAVALI\t: ALLİANZ SİGORTA ANONİM ŞİRKETİ <br>VEKİLİ\t: Av. ... - ...<br><br>İSTİNAF YOLUNA<br>BAŞVURAN DAVALI\t: ORIENT SİGORTA ANONİM ŞİRKETİ \t  <br>VEKİLİ\t: Av. ... - ...<br><br>DAVANIN KONUSU\t: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazm.)<br><br>BAŞVURU TARİHİ\t: 02.01.2023 - 05.01.2023 - 06.01.2023 - 10.01.2023 <br>İSTİNAFA GELİŞ TARİHİ     : 27.02.2023 <br>KARAR TARİHİ\t: 13.03.2024 <br>YAZIM TARİHİ\t: 14.03.2024 <br><br>İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyadaki tüm belgeler ve dairemiz üyesi tarafından hazırlanan raporlar incelendi. Davanın dairemizin görev alanına girdiği, ilk derece mahkemesi kararının kesin olmadığı, istinaf başvurusunun süresi içinde yapıldığı, başvuru şartlarının yerine getirildiği anlaşılmakla;<br><br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: <br>Davacılar vekili dava dilekçesinde;  28.05.2019 tarihinde meydana gelen trafik kazasında davalı ...'ın maliki ve sürücüsü olduğu ... plakalı araç ile davacıların çocuğu yaya ...'e çarparak feci şekilde ölümüne neden olduğunu, kaza tespit tutanağında davalının %100 kusurlu olduğunun, Trafik İhtisas kurulunca hazırlanan raporda ise asli kusurlu olduğunun tespit edildiğini, davalı sigorta şirketine başvuruda bulunulduğunu, ancak netice alınamadığını, kaza sırasında ...'in yanında olan kardeşinin, anne ve babanın büyük üzüntü yaşadıklarını, psikolojisi bozulan davacı babanın mevcut işine yeterince fayda sağlayamayacağı düşüncesiyle iş akdinin feshedildiğini, kazayla ilgili Körfez Cumhuriyet Başsavcılığı 29/05/2019 tarih ve 2019/2611 soruşturma numarasıyla soruşturmaya devam edildiğini belirterek trafik kazasında vefat eden küçük ...'in babası ... için 650,00TL, annesi ... için 650,00TL destekten yoksun kalma tazminatı ve cenaze gideri olarak 200,00TL maddi tazminatın fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik toplam 1.500,00TL tazminatın sigortaya başvuru tarihinden itibaren hesaplanacak en yüksek temerrüt faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davalının savunması ile dosya arasında bulunan görüntü inceleme tutanağının birebir örtüştüğünü, kazanın oluşumunda davalıya izafe edilen herhangi bir kusurun mevcut olmadığını, maktülün yaşı itibariyle yalnız bir şekilde dışarıda dolaşması gerektiğini, dondurmasını düşüren çocuğun yere eğilmesi durumunda davalı dahil hiçbir sürücünün görmesinin mümkün olmadığını, davalının taşın üzerinden geçtiğini düşündüğünü, durduğunu ve çocuğu alarak hastaneye götürdüğünü, ATK tarafından tanzim edilen raporda davalının asli maktülün ise tali kusurlu olduğunun kabul edildiğini, dava dilekçesinde belirtildiği üzere davalıya %100 oranında kusur izafe edilmediğini, davalının kaçmadığını, yaşadığı olay sonucunda büyük şok yaşadığını, psikolojisinin bozulduğunu, davalı aleyhine hukuka aykırı bir şekilde destekten yoksun kalma tazminatının talep edildiğini, 3,5 yaşında bulunan maktülün anne ve babasına maddi anlamda destek olmasının mümkün olmadığını, davacının cenaze giderine ilişkin dosyaya belge ibraz edemediğini bu nedenle bu yöndeki talebin reddine karar verilmesi gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>Davalı Orient Sigorta A.Ş vekili cevap dilekçesinde; davacıların destekten yoksun kalma tazminatı ve cenaze giderlerine ilişkin taleplerinden davalı şirketin herhangi bir sorumluluğu bulunmadığını, davayı kabul anlamına gelmemek kaydıyla davalı şirketin sorumlu olduğuna kanaat getirilirse sorumluluğunun zorunlu sigorta limitleri kadar olduğunu, davada talep edilen cenaze giderlerine ilişkin davalı şirkete belgelerin ulaştırılmadığını belirterek dava konusu talepleri davacı ve davalı tarafların kusur durumları ile değerlendirilerek davalı şirketin kusurlu olduğunun tespit edilmesi halinde taraflarına sorumluluk yükletilmesini, aksi durumda sorumluluk yükletilmemesini talep etmiştir. <br>Asıl davanın 17/07/2020 tarihli celsesinde Orient Sigorta A.Ş bakımından davanın tefrik edilerek  ayrı bir esasa kaydına karar verilmiş,Kocaeli 2. AHM'nin 2020/297 E. Sayılı dosyası üzerinde davadan önce arabuluculuk başvurusu yerine getirilmediğinden davanın dava şartı yokluğundan reddine karar verildiği anlaşılmıştır.<br>Birleşen 2020/421 Esas sayılı dosyasında davacı vekili dava dilekçesinde; davanın konusunun Kocaeli 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/478 Esas dosyasıyla aynı olduğunu, anılan dosyada Orient Sigorta'ya başvuru şartı gerçekleştirildiğini, ancak arabuluculuk şartının gerçekleştirilmemiş olduğundan davalı sigorta açısından dosyanın tefrik edilerek mahkemenin 2020/297 Esasına kaydının yapıldığını, ancak sundukları arabuluculuk son tutanağının tarihinin dava tarihinden sonra olduğunun anlaşıldığını, arabuluculuk başvurusu önceden yapılmadığından 2019/297 Esasa kayıt edilen davanın dava şartı yokluğundan reddine karar verildiğini, açıklanan sebeplerle iş bu dosyanın Kocaeli 2. Aliye Ticaret Mahkemesinin 2019/478 E. Sayılı dosyası ile birleştirilmesini talep etmiştir.<br>Birleşen 2020/456 Esas sayılı dosyasında davacı vekili dava dilekçesinde; davacıların murisi 3 yaşındaki ... (maktul)'ün 28.05.2019 tarihli kazada hayatını kaybettiğini, ceza davasının Körfez 2. Asliye Ceza Mahkemesi 2019/524 Esas sayılı dosyasında ceza yargılaması devam ettiğini, ayrıca Kocaeli 2. Ticaret Mahkemesi 2019/478 E. dosyasında maddi tazminat davasının derdest olduğunu, iki dava arasında irtibat bulunduğundan işbu dava dosyasının anılan esasa  birleştirilmesini, davalının eyleminin haksız eylem teşkil ettiğinden şüphe bulunmamakla, 3 yaşındaki yaya haldeki çocuğu ezen davalının asli ve ağır kusurlu olduğunu, kaza tespit tutanağında yüzde yüz kusurun davalıya verildiğini, davacıların büyük üzüntü ve acı yaşadıklarını, davalı sürücünün o günden itibaren davacılara başsağlığı bile dilemediğini, olay sonucunda davalı sigortaya başvurulduğunu, poliçe ve şartlarının taraflarına gönderilmesi ve manevi tazminat ödenmesi talep edildiğini, taraflarına manevi tazminat ödenmediği gibi poliçe örneği de gönderilmediğini,  usul ekonomisi açısından irtibatı bulunan davanın Kocaeli 2. Ticaret Mahkemesi 2019/478 E. Dosyası ile birleştirilmesine, davalılardan Allianz Sigorta AŞ'nin sorumluluğu poliçedeki teminat miktarıyla sınırlı olmak üzere, ölümlü trafik kazasında vefat eden küçük ... mirasçılarına baba  ... için 200.000-TL, anne ...  için 200.000-TL, ağabeyi ... için 50.000-TL, ağabeyi ... için 50.000-TL olmak üzere toplam 500.000-TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işletilecek en yüksek temerrüt faizi ile davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. <br>Birleşen 2022/459 Esas sayılı dosyası dava dilekçesinde; davacıların murisi ...'in ölümüyle sonuçlanan trafik kazası ile ilgili olarak Kocaeli 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2019/ 478 E. Sayılı Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)  dosyası şu anda derdest konumda olduğunu, dosyaya sunulan bilirkişi raporuna davalılar tarafından itiraz edildiğini ve Sayın Mahkeme itirazı haklı bulup dosyayı yeniden hesap bilirkişisine ek rapor alınmak üzere gönderdiğini, belirsiz alacak davası olarak açılan Kocaeli 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2019/ 478 E. Sayılı davada ilk bilirkişi raporuna istinaden ıslah yapıldığından HMK gereği yeniden ıslah yapılamayacağından bu sefer tarafları ve konusu aynı işbu davayı açma zarureti hasıl olduğunu, iki dava arasında irtibat bulunması nedeniyle işbu dava dosyasının Kocaeli 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2019/478 E. sayılı dosyası ile birleştirilmesine, davacı anne ... için 66.820,09 TL, davacı baba ... için 31.989,72 TL tazminatın davalılardan tahsili ile davacılara verilmesini talep ve dava etmiştir. <br><br>Davalı Orient Sigorta vekili cevap dilekçesinde; Dava dilekçesinde talep sonucu, davacı tarafından açıkça belirtilmediğini, Kocaeli 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/ 478 E. sayılı dosyasında bilirkişi ek raporunda, bilirkişi kendisine verilen yetkiye aykırı olarak asgari ücret artışı dikkate alınarak ilk rapordaki hesaplama güncellendiğini, Kocaeli 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/ 478 E. sayılı dosyasında yapılan yargılamada davacı talebini, kök raporla belirlen tutara yükseltmiş olup, ek dava ile artılan tutarın üstünde talepte bulunmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacıların destekten yoksun kalma tazminatı ve cenaze giderlerine ilişkin taleplerinden davalı şirketin herhangi bir sorumluluğu bulunmadığını, destekten yoksun kalma tazminatı talep edebilmek için ölen kişiden yaşarken destek alındığının ispatlanması gerektiğini, davada talep edilen cenaze giderlerine ilişkin müvekkil şirkete cenaze gideri yapıldığına dair belgeler ulaştırılmadığını, öncelikli olarak davacıların dilekçesindeki eksikliğin giderilmesi için kesin süre verilmesini, aksi takdir de davanın usulden reddine, esasa girilmesi halinde davanın tümden reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>Davalı Allianz Sigorta vekili cevap dilekçesinde; Aynı kaza sonucu Kocaeli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2019/1438 E. sayılı dosyasından davacılar destekten yoksun kalma tazminat talepli dava açtıklarını,açılan iş bu dava ile birleştirilmesini talep ettiklerini, KTK 97 uyarınca sigorta şirketine kanunda belirtilen evraklar ile müracaat edilmediğini, dava dilekçesinde bahsi geçen 28.05.2019 tarihli kazaya karıştığı belirtilen, ... plakalı araç, müvekkil şirkete 28.11.2018-28.11.2019 tarihleri arasında geçerli olmak üzere ... poliçe numarası ile Genişletilmiş Kasko Sigorta Poliçesi ile sigortalı olduğunu, söz konusu poliçede teminat limiti kişi başı 69.105,69 TL olduğunu, başvuranın tazminat talebi öncelikle ZMMS poliçesinden karşılanması gerektiğini, tazminat talebinin öncelikle ZMMS poliçesinden karşılanması gerektiğinden davalı sigorta şirketinin sorumluluğu olmadığından dolayı davanın reddine, maluliyet oranı tespiti için davacıların Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Dairesi’ne sevkini,  kusurun ve maluliyet oranının tespiti halinde, alanında uzman bilirkişilerce azami poliçe limitleri ve aktüeryal kurallar gözetilerek hesaplama yapılmasına, aleyhe hüküm ve yargılama giderlerine hükmedilmemesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>Davalı ...  vekili cevap dilekçesinde; Zamanaşımı talepleri olduğunu, taraflar arasında aynı olay nedeniyle Kocaeli 2 .Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/478 E. sayılı dosyasırıda devam eden dava bulunduğunu, davacılarla ilgili de her iki dosyanın birleştirilmesi talep edildiğini, Mahkemece 2019/478 E. sayılı dosyasında davacılar tarafından ilk bilirkişi raporuna istinaden ıslah yapıldığını diğer değişle ilk bilirkişi raporuna itiraz edilmediğini, ilk rapora davacılar vekilinin itiraz etmediği de dilekçede açıkça kabul edildiğini, davalı lehine usuli kazanılmış hak oluştuğunu, davacıların iş bu davayı açmakta hukuki yararları bulunmadığını, bu nedenle de davanın reddi gerektiğini, kazanın oluşumunda müvekkile yüklenecek herhangi bir kusur olmadığını, davalının gerekli dikkat ve özen yükümlülüğüne uygun davrandığını, kazanın otuşumunda müteveffanın anne babasının tamamen kusurlu bulunduğunu, dosyada buna ilişkin bir çok rapor bulunmasına rağmen davalıya kusur izafe edilmek suretiyle tazminat hesabı yapılmasının açıkça hukuka aykırı olduğunu belirterek haksız ve mesnetsiz açıları işbu davanın öncelikle usulden reddine, kabul edilmediği takdirde davanın esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>Davacılar vekili 02.06.2022 tarihli ıslah dilekçesi ile; maddi tazminat taleplerini davacı ... için 85.859,81TL'ye, davacı ... için 208.208,07TL'ye yükseltmiş, cenaze gideri ve manevi tazminat taleplerini tekrar etmiştir.<br>İlk derece mahkemesi tarafından Ana dosya ve birleşen 2020/421 esas sayılı dosya yönünden; Davanın kısmen kabulü kısmen reddi ile, davacı ... için 85.859,81 TL, davacı ... için 208.208,07 TL maddi tazminatın 08.07.2019 tarihinden itibaren, davalı Orient Sigorta yönünden 08.08.2019 tarihinden itibaren Allianz Sigorta yönünden 16.08.2019 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalılardan müşterek ve müteselsilen alınıp (davalı sigorta şirketleri yönünden poliçe limiti ile sorumlu olmak üzere) davacılara verilmesine, davacıların talep etmiş oldukları cenaze masraflarının reddine, Birleşen 2020/456 esas sayılı dosya yönünden; davanın kısmen kabulü kısmen reddi ile, Davacı ... için 150.000 TL, Davacı  ... için 150.000 TL, davacı ... için 30.000 TL, davacı ... için 30.000 TL manevi tazminatın 08.07.2019 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalı ...’dan alınarak davacılara verilmesine, Fazlaya ilişkin talebin reddine, Birleşen 2022/459 Esas sayılı dava yönünden; Açılan davanın kabulü ile; Davacı ... için 31.989,72 TL, Davacı ... için 66.820,72 TL maddi tazminatın 08.07.2019 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalılardan alınıp(davalı sigorta şirketleri yönünden poliçe limiti ile sorumlu olmak üzere) davacılara verilmesine dair karar verilmiştir. <br>Yerel mahkemenin bu kararına karşı taraf vekilleri tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. <br>Davacılar vekili istinaf dilekçesinde; söz konusu kararlardan kısmen reddine olan kararın hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, bir kişinin ölümü sonrasında geride kalanları cenaze masrafları yaptığını, cenaze giderlerinin faturalandırılmasa başka bir deyişle delillendirilmese dahi alanında uzman bilirkişilerce yaklaşık bir değer bulunabileceğini, talepleri gibi karar verilmesi gerektiğini, dosya kapsamında hükmedilen manevi tazminat miktarlarının düşük olduğunu, yerel mahkeme kararının ortadan kaldırılarak asıl ve birleşen davalar yönünden talepleri doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmesini, aksi kanaatte ise dosyanın bozularak mahkemece yeniden karar verilmek üzere iadesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>Davalı Orient Sigorta A.Ş istinaf dilekçesinde; mahkemece hatalı kusur tespitine dayanan bilirkişi raporları esas alınarak karar verildiğini, ilk raporda davalı sürücünün kusursuz olduğu kabul edilmişken sonraki raporda bulun tam tersi olacak şekilde davalı sürücünün %70 kusurlu olduğu kanaatine varıldığını, raporlar arasındaki çelişkinin giderilmediğini, davalı sürücünün tüm tedbirleri almasına karşın davacıların ebeveynlik görevini tam olarak yerine getirmemesi nedeniyle kazanın meydana geldiğini, davacıların %100 kusurlu olduğunu,  davacıların destekten yoksun kalma tazminatı taleplerinin hesaplanmasında kullanılması gereken yaşam tablosunun TRH 2010 olduğunu, %1,8'lik faiz uygulanması gerektiğini, bilirkişi ek raporunda hatalı olarak asgari ücret artışı dikkate alınarak ilk rapordaki hesaplamanın güncellendiğini, kök ve ek raporlara tümüyle itiraz ettiklerinin, mahkemece taraf beyanları doğrultusunda ek rapor hazırlanması istendiğini ve bilirkişi tarafından verilen görev sınırı aşılarak yapılan incelemenin hükme esas alınmaması gerekirken davacılar tarafından açılan ek davanın kabulüne karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, kabul anlamına gelmemek kaydı ile davacılar tarafından destekten yoksun kalma tazminatı istenebilmesi için müteveffanın davacıların desteği olduğunun ispatlanması gerektiğini, davacılar açısından, trafik akışının olduğu bir yolda, yaşı çok küçük olan vefat edenin hiçbir önlem alınmadan serbest bırakılmasının müterafik kusur olarak kabul edilerek ve hesaplanan tazminattan müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, davacının uğradığı zarara ilişkin davalı şirket sigortalısının ve dolayısıyla davalı şirketin herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığını, sigortalı araç sürücüsünün KTK mevzuat hükümlerine uygun davrandığını, kazanın gerçekleşmesini önlemek için yoğun dikkat ve çaba gösterdiğini, kusurunun bulunmadığını, başvuru konusu destekten yoksun kalma tazminatının uzman bilirkişilerce hesaplanması gerektiğini, davacıların taleplerinin haksız fiile dayandığını , ticari bir yönü bulunmadığını, dava konusu alacağın ticari işletme ile ilgili olmadığını, avans faizi hükmedilmemesi gerektiğini belirterek istinaf başvurularının kabulü ile yerel mahkeme kararının asıl ve birleşen davalar yönünden kaldırılmasına, talepleri doğrultusunda davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde, davacılar vekilinin asıl dosya dava dilekçesiyle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla davacı ... ve ... için 650'şer TL destekten yoksun kalma tazminatı ile 200 TL cenaze gideri talep ettiğini, birleşen 2020/421 esas sayılı dosyası ile davalı Orient Sigorta'dan destekten yoksun kalma tazminatı ve cenaze masrafı, birleşen 2020/456 esas sayılı dosyası ile davalı ... ve Allianz sigortadan manevi tazminat talebinde bulunduğunu, mahkemenin 2019/478 esas sayılı dosyası ile 2020/421 , 2020/459 esas ve 2022/459 esas sayılı dosyalarının birleştirildiğini, davacının davasını ıslah ettiğini, dosyada alınan makine mühendisi bilirkişi raporunda davalı ...'ın %70, müteveffanın %15, davacı ...'nın ise %15 kusur ve sorumluluğunun olduğunu, İstanbul Asliye Ticaret Mahkemesi aracılığı ile İTÜ'de görevli 3 makine mühendisi bilirkişiden alınan raporda müteveffanın annesi babası olan davacıların %100  oranında asli kusurlu olduğu, davalı sürücü ...'ın kusursuz olduğunun rapor edildiği, çelişki nedeniyle dosyanın Karayolları Genel Müd. Fen heyetinden seçilecek 3'lü bilirkişi heyetinden alınan raporda davalı sürücü  ...'ın %70, müteveffanın %30 oranında kusurlu olduğunun rapor edildiğini, davacı vekilinin Kocaeli 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/297 esas sayılı dosyasında davanın reddine karar verildiğini, iş bu dosyanın 2019/478 esas sayılı dosyası ile birleştirilmesini talep ettiğini, davalının kaza tarihinde aracı ile seyir halindeyken sokakta oynayan çocukları görüp kornaya bastığını, çekilmelerini işaret ettiğini, çocukların yolu boşaltmalarından sonra sokağa girip10-15 metre ilerlemesinden sonra taşın üstünden geçmiş gibi olduğunu, kontrol amaçlı durup arkaya baktığında yerden yatan çocuğu gördüğünü ve çocuğu alarak hastaneye götürdüğünü, kazanın oluşumunda davalı ...'ın kusursuz olduğunu, dosyada bulunan raporlar arasında çelişki olduğunu, çelişkiler giderilmeksizin hukuka aykırı karar verildiğini, kaza anında olay mahallinde bulunan tanık ...'un beyanı gözetildiğinde davalıya kusur izafe edilmesinin mümkün olmadığını, davalının kullandığı Volkswafen Transporter marka aracın diğer araçlardan daha yüksek olduğunu, maktülün dondurmasını almak için yere çömeldiği anda davalının ya da herhangi bir sürücünün onu görmesinin asla mümkün olmadığını, gerek görüntü inceleme tutanağı, gerekse tanık anlatımlarından davalının çocuklar uzaklaşınca sinyal vererek sokağa giriş yaptığını, kazanın oluşumunda kusursuz olduğunu, sübjektif kanaatle asli kusurlu kabul edilmesinin hukuka aykırı olduğunu, 3,5 yaşındaki çocuğun sokaktaki tehlike ve risklerini bilemeyeceğini, her yerde ve her ortamda bu yaştaki bir çocuğun sorumluluğunun ebeveyninde olduğunu, yetişkin bir kimseye emanet etmeden tek başına sokağa bırakamayacağını, kazanın oluşumunda maktülün ebeveynlerinin kusurlu kabul edilmemelerinin hatalı olduğunu, maktül ve ebeveynleri asli kusurlu davranışlarının davalının taksirli davranışı ile kazanın vuku arasındaki illiyet bağını ortadan kaldırdığını, ilk rapora davacılar vekilinin itiraz etmediğini, dilekçede açıkça kabul edildiğini, dolayısıyla davalı lehine usuli kazanılmış hak oluştuğunu, davacılar tarafından mahkemenin 2019/478 esas sayılı dosyasında alınan ek rapora istinaden ek dava açılması ve birleştirme talep edilmesinin usuli kazanılmış hak çerçevesinde hukuki yararı olmadığını, mahkeme hukuka aykırı olarak zamanaşımı itirazlarını red ettiğini, itirazın kabulü ile zamanaşımı nedeni ile davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, hukuka aykırı olarak davacıların destekten yoksun kalma tazminatlarının kabulü yönünde karar verdiğini, destekten yoksun kalma tazminatına hükmedilmesi için ölen kişiden yaşarken maddi destek alınması şartı bulunduğunu, 3-4 yaşındaki maktülün anne babasına maddi desteği olamayacağı için bu yöndeki talebin reddi gerektiğini, kazanın oluşunda asli kusurlu, maktülün anne babası olan davacılar olduğunu, bu husus göz ardı edilerek fahiş oranda manevi tazminata hükmedilmesinin her iki tazminatla ilgili hakkaniyet indirimi yapılmamasının hukuka açıkça aykırı olduğunu, davalının maliki işleticisi bulunduğu aracın ticari araç olmadığını, hüküm altına alınan maddi manevi tazminat için ticari faiz işletilmesinin yasaya aykırı olduğunu belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın usulden ve esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>Davalı Allianz Sigorta A.Ş vekili istinaf dilekçesinde; davalı sigorta şirketi tarafından yapılmış olan kasko poliçesi ihtiyari mali mesuliyet poliçesi olduğunu, maddi zarara ilişkin taleplerin öncelikle ZMMS poliçesinden karşılanması gerektiğini, davalı sigorta şirketi sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında sorumlu tutulacağını, sigortalının kusursuz olması halinde davalı şirkete de kusur atfedilemeyeceğinden davanın reddi gerektiğini, İTÜ  Trafik kürsünü tarafından hazırlanan kusur raporunda sigortalı araç sürücüsünün kusuru bulunmadığının tespit edildiğini, davalı sigorta şirketinin, şirket nezdinde sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında ve poliçe teminat limitleri dahilinde sorumluluğunun bulunduğunu, kabul anlamına gelmemekle birlikte 05.09.2022 tarihli rapor hesabında çıkan tazminatın güvence hesabında yer alan trafik sigorta limiti olan 390.000 TL üzerinden garameten paylaştırılmaksızın kusur dağılımına bakılmaksızın hüküm kurulmuş olmasının kabul edilemez olduğunu, destekten yoksun kalma tazminat talebi hakkında kanuna ve Yargıtay uygulamalarına uygun değerlendirme yapılması gerektiğini, 2918 sayılı KTK uyarınca genel şartlar ile belirlenen TRH 2010 mortalite tablosu ve %1,65 teknik faiz oranının esas alınması gerektiğini, aksi duruda dai kazaya karışan sigortalı aracın poliçesinin genel şartlarındaki 01.06.2015 tarihli değişikliklerden önce tanzim edilmiş olması nedeniye Yargıtay uygulamaları gereği PMF uyarınca hesaplama yapılması gerektiğini, TRH 2010 mortalite tablosu %1,65 teknik faiz esas alınarak hesaplama yapılmasını talep ettiklerini belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>\tAsıl ve birleşen davalar trafik kazasında ölüm nedeniyle destekten yoksun kalma, cenaze gideri ve manevi tazminat istemine ilişkindir.<br>\tSomut olayda, 28.05.2019 tarihinde, davacılardan ... ve ...' ün çocukları, ... ve ...'ün kardeşleri ... davalıların sürücüsü/ maliki, zorunlu trafik sigortacısı ile ihtiyari mali mesuliyet sigortacısı oldukları aracın çarpması sonucu vefat etmiştir.<br>\tKaza sonrası düzenlenen kaza tespit tutanağında davacıların desteğinin kusursuz olduğu belirtilmiş, davalı sürücüye asli kusur verilmiştir. Kazaya dair yürütülen ceza soruşturmasında İstanbul Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinden alınan raporda 2015 doğumlu desteğin yaşı nedeniyle davranış faktörlerinin sonuç üzerinde tali etken olduğu, davalı sürücünün asli kusurlu olduğu belirtilmiş,yine ceza davası sırasında keşif yapılarak trafik bilirkişisinden alınan raporda davalı sürücünün,müteveffanın ve ebeveynlerinin kazanın oluşumunda kusurlu olduğu, sonrasında Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinden alınan  raporda da desteğin yaşı nedeniyle davranış faktörlerinin sonuç üzerinde tali etken olduğu, davalı sürücünün asli kusurlu olduğu belirtilmiş,bu rapora göre davalı sürücü asli kusurlu kabul edilerek cezalandırılmasına karar verilmiş ve kararın istinaf aşamasından geçerek kesinleştiği anlaşılmıştır.<br>\tMahkemece makine mühendisi bilirkişiden alınan raporda kazanın oluşumunda davalı sürücünün % 70, müteveffa yayanın ve annesinin %15'er kusurlu olduğu, itiraz üzerine İTÜ'den alınan kusur raporunda davalının % 100 kusurlu olduğu, müteveffanın kusursuz olduğu belirtilmiş olup mahkemece hükme esas alınan tüm raporların irdelendiği ve çelişkilerin giderilmesi için Karayolları Fen Heyetinden almış olduğu raporda ise davalı sürücünün kazanın oluşumunda % 70, müteveffanın % 30 oranında kusurlu olduğu belirtilmiştir. Heyetimizce de maddi vakalar bakımından hukuk hakimini bağlar nitelikte istinaftan geçerek kesinleşen ceza dosyasındaki kusur raporu ile ile uyumlu hükme esas alınan rapordaki kusur oranları kazanın oluşuna uygun bulunduğu, ayrıca müteveffa çocuğun müterafik kusurunun somut olarak tespit edilememesi sebebeyle davalılar vekillerinin vekilinin olayın oluşumuna ilişkin kusur ve müterafik kusura ilişkin istinaf isteminin reddi gerekmiştir.<br>\tTaksirle ölüme neden olma suçunun ceza zamanaşımı süresinin 5237 sayılı 66.maddesi gereğince 15 yıl olması ve kaza tarihi ile dava tarihleri arasında bu sürenin dolmadığı, Yargıtay’ın yerleşik uygulamaları gereği davalı taraf davacının meydana gelen trafik kazası sonucu oluşan gerçek defin gideri zararlarının tazmini ile sorumlu olup; davacı tarafın kendi milli değerlerine, yerel örf ve adetlerine göre yaptığı özel giderlerden sorumlu  olmadığından cenaze giderine ilişkin maddi tazminat talebinin reddi kararında isabetsizlik bulunmadığı, Anayasa Mahkemesinin KTK'nın 90.maddesinde yapılan değişikliği iptal etmesi üzerine Yargıtay uygulama birliği sağlanması için tazminat hesaplarında bakiye ömrün belirlenmesinde TRH 2010 tablosunun esas alınmasını, ancak hesaplamalarda progresif rant yönteminin kullanılması ile bilinmeyen devredeki gelirlerin her yıl için %10 artırılıp %10 iskonto edilmesi suretiyle tazminatın hesaplanması yönünde içtihat geliştirildiği ,hükme esas alınan hesap raporunun bu yöntemle hazırlandığı, davalı sigorta şirketi bakımından temerrüt tarihi esas alınarak faize hükmedildiği, ayrıca davacı taraf her ne kadar asıl dosyada ilk bilirkişi raporuna itiraz etmemiş, davalı tarafın itirazı üzerine ek rapor alınmış ve ek raporda asgari ücretteki artıştan kaynaklı olarak belirlenen tazminat miktarı yükselmiş isede asgari ücretteki artışın mahkemece resen dikkate alınması gerektiğinden davalı taraf yararına usuli kazanılmış hak söz konusu olmadığı dairemizce değerlendirilmiş  davalı vekillerinin bu hususa değinen  istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.<br>\tAyrıca kazaya karışan aracın ticari araç olması nedeniyle talep gibi ticari faize hükmedilmesi heyetimizin çoğunluğu tarafından  doğru bulunmuştur.<br>\tManevi tazminat miktarına ilişkin istinaf itirazının değerlendirilmesinde;\t<br>\t6098 sayılı TBK'nun 56/2 maddesi uyarınca ölüm halinde ölenin yakınları manevi tazminat adı altında bir miktar para ödetilmesini isteyebilir. Hakimin, özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bu tutar adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan, özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi mal varlığı hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. <br>\t Somut olayda; olay tarihi, olayın oluş şekli, kusur durumu, desteğin yaşı, tarafların sosyal ekonomik durumları ve yukarıdaki ilkeler gözetildiğinde davacılar yararına hükmedilen manevi tazminatların olaya uygun düştüğü kanaatine ulaşılmış ve taraf vekillerinin  manevi tazminata ilişkin istinaf isteminin reddi gerekmiştir.<br>\tAncak kabule göre Motorlu Kara Taşıt Araçları İhtiyari Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları'nın 1. Maddesinde, sigortacının, zorunlu mali sorumluluk sigortası poliçe limitinin dışında (üstünde) kalan miktardan başlayıp, ihtiyari mali sorumluluk sigortası teminat limitine kadar zarardan sorumlu olduğu düzenlenmiştir. Bahse konu düzenlemelerden de anlaşılacağı üzere, yasa koyucu  trafik sigortacısı ve ihtiyari mali sorumluluk sigortacısı bakımından müştereken ve müteselsilen bir sorumluluk öngörmemiş, sıralı bir sorumluluk düzenlemiştir.<br>Somut olayda; davalı Allianz  Sigorta A.Ş. kazaya neden olan aracın ihtiyari mali mesuliyet (İMSS) sigortacısı olup, diğer davalı Orient A.Ş  zorunlu trafik sigortacısıdır. Dosya kapsamına sunulan belgeler ve sigorta şirketlerinin beyan ve cevaplarıyla, kazaya karışan aracın ihtiyari mali sorumluluk sigortacısı olduğu sabit olan davalı Allianz  A.Ş'nin, olay tarihi itibariyle geçerli olan ZMSS limitini aşan kısımdan (ve temin ettiği İMSS poliçe limitiyle sınırlı olarak) maddi zarardan sorumlu olacağı açıktır.<br>Bu durumda, davacı için hükmedilen toplam tazminat miktarının ZMSS poliçesinin kaza tarihindeki  teminat limiti olan 360.000,00 TL TL'yi geçtiğinden  davalı Allianz Sigorta A.Ş yönünden davanın kabulünde bir aykırılık görülmemiş ise de davalı Allianz Sigorta A.Ş'nin tüm tazminat miktarından diğer davalı sigorta şirketi ile birlikte sorumluluğuna karar verilmesi hatalıdır.<br>Dairemizce yapılan garame hesabına ve davalı zorunlu sigortacının poliçe limitine göre  (birleşen 2022/459 E. Sayılı davada anne için 16.484,47 TL  ve baba için  16.363,80 TL limitle  Allianz Sigorta A.Ş'nin sorumluluğuna karar verilmek suretiyle)  poliçe limitinin hükümde yazılması ve buna göre yargılama giderleri ve vekalet ücretlerinden sorumlu tutulması gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması hatalı olduğundan davalı Allianz Sigorta A.Ş'nin bu hususlara değinen istinaf istemlerinin kabulü gerekmiştir.<br>İlk derece mahkemesinin kararında bulunan ve yukarıda belirtilen yanılgıların giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, HMK'nun 353/1-b-2 maddesi gereğince dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, davacılar vekili, davalı Orient Sigorta A.Ş vekili ile davalı ... vekilinin istinaf isteminin reddine, davalı Allianz Sigorta A.Ş vekilinin  istinaf isteminin kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmiş, davalı zorunlu trafik sigortacısının poliçe limitine göre garame hesabı yeniden yapılmak, davalı sigorta şirketinin sorumlu olduğu miktara göre vekalet ücreti ve yargılama giderleri oranlanmak suretiyle aşağıdaki şekilde yeniden esas hakkında hüküm kurulmuştur. Birleşen 2020/456 esas sayılı dosyada kabul ve reddedilen manevi tazminat taleplerine ilişkin istinaf istemleri reddedildiğinden, vekalet ücretlerine ilişkin de istinaf talebi bulunmadığından manevi tazminat hükümlerine ilişkin vekalet ücretlerine dokunulmamıştır.<br><br>H Ü K Ü M\t\t: Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>1-A)Davacılar vekili, davalı Orient Sigorta A.Ş vekili ile davalı ... vekilinini istinaf başvurularının ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE, <br>   B)Yürürlükte bulunan Harçlar Kanunu gereği davacılardan alınması gereken 1.282,80 TL (427,60*3) harçtan daha evvel alınan 1.799,00 TL harcın mahsubu ile fazla alınan 516,20 TL harcın talep halinde davacılara iadesine, <br>   C)Yürürlükteki Yargı Harçları Tarifesi uyarınca davalı Orient Sigorta A.Ş'den alınması gereken 24.593,65 TL istinaf karar harcın peşin alınan 6.707,90 TL'nin mahsubu ile bakiye 17.885,75 TL harcın  tahsili ile Hazineye gelir kaydına,<br>   D)Yürürlükteki Yargı Harçları Tarifesi uyarınca davalı ...'dan maddi tazminat davası yönünden alınması gereken 26.837,52 TL istinaf karar harcı ile manevi tazminat yönünden alınması gereken 24.591,60 TL istinaf karar harcının peşin alınan 12.858,00 TL'nin mahsubu ile bakiye   38,571,12 TL harcın  tahsili ile Hazineye gelir kaydına,<br>2-Davalı Allianz Sigorta A.Ş vekilinin istinaf başvurusunun KISMEN KABULÜ İLE, Kocaeli 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 13.12.2022 tarih ve 2019/478 esas, 2022/604 karar sayılı kararının HMK'nun 353/1-b-2 maddesi gereğince KALDIRILMASINA, <br>3-HMK'nun 353/1-b-2 maddesi gereğince yeniden karar verilmesi gerektiğinden,<br>A)Ana dava yönünden Davanın kısmen kabulü ile; <br>a)Davacı ... için 85.859,81 TL maddi tazminatın 08.07.2019 tarihinden itibaren  işleyecek TİCARİ faizi ile birlikte davalı ...'dan alınarak davacı ...’e verilmesine,<br>b)Davacı ... için 208.208,07 TL maddi tazminatın 08.07.2019 tarihinden itibaren  işleyecek TİCARİ faizi ile birlikte davalı ...'dan alınarak davacı ...’e verilmesine,<br>c)Davacıların cenaze masrafı taleplerinin reddine,<br>B)Birleşen 2020/421 esas sayılı dosya yönünden davanın kabulüne, <br>a)Davacı ... için 85.859,81 TL maddi tazminatın 08.08.2019 tarihinden itibaren  işleyecek TİCARİ faizi ile birlikte davalı Orient Sigorta A.Ş'dan alınarak davacı ...’e verilmesine, (Asıl davada tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla)<br>b)Davacı ... için 208.208,07 TL maddi tazminatın 08.08.2019 tarihinden itibaren  işleyecek TİCARİ faizi ile birlikte davalı Orient Sigorta A.Ş'den alınarak davacı ...’e verilmesine, (Asıl davada tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla)<br>C)Birleşen 2020/456 esas sayılı dosya yönünden; Davanın kısmen kabulü ile,<br>a)Davalı Allianz Sigorta A.Ş yönünden davanın reddine,  davalı ... aleyhine açılan davanın Kısmen kabulüne, <br>b)Davacı ... için 150.000 TL, davacı ... için 150.000 TL, davacı ...l için 30.000 TL, davacı ... için 30.000 TL manevi tazminatın 08.07.2019 tarihinden itibaren işleyecek TİCARİ faizi ile birlikte davalı ...’dan alınarak davacılara e verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine,<br>D)Birleştirilen 2022/459 esas sayılı dava yönünden; davanın kabulü ile;<br>a)Davacı ... için 31.989,72 TL maddi tazminatın 15.625,92 TL'si davalı Orient Sigorta A.Ş'den, 16.363,80 TL'si Allianz Sigorta A.Ş'den 08.07.2019 tarihinden itibaren işleyecek TİCARİ faizi ile birlikte davalılardan alınıp davacı ...’e verilmesine, <br>b)Davacı ... için 66.820,72  TL maddi tazminatın 50.336,25 TL'si Orient Sigorta A.Ş'den, 16.484,47 TL'si Allianz Sigorta A.Ş'den 08.07.2019 tarihinden itibaren işleyecek TİCARİ faizi ile birlikte davalılardan alınıp davacı ...’e verilmesine,<br>E)Yargı Harçları<br>a)Kabul edilen maddi tazminat talepleri yönünden Yürürlükte bulunan Harçlar Kanunu gereği alınması gerekli ‭26.837,52 TL karar ve ilam harcından asıl ve birleşen dosyalar yönünden alınan toplam 1.436,29 TL harcın mahsubu ile kalan ‭25.401,23 TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak (Allianz Sigorta yönünden 2.032,00 TL sinden sorumlu olmak üzere) hazineye irat kaydına,<br>b)Kabul edilen manevi tazminat talepleri yönünden; Yürürlükte bulunan Harçlar Kanunu gereği alınması gerekli 24.591,60 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 1.707,75 TL harcın mahsubu ile kalan ‭22.883,85 TL harcın davalı  ...'dan alınarak hazineye irat kaydına,<br>F) Vekalet Ücretleri <br>a)Kabul edilen maddi tazminat davası yönünden; davacı ... kendisini vekil ile temsil ettirmiş olduğundan karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T gereğince hesaplanan 18.855,92 TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak (Allianz Sigorta yönünden 1.508,47 TL sinden sorumlu olmak üzere) davacı ...'e  verilmesine,<br>b) Kabul edilen maddi tazminat davası yönünden; Davacı ... kendisini vekil ile temsil ettirmiş olduğundan karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T gereğince hesaplanan 43.254,32 TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak (Allianz Sigorta yönünden 3.460,35 TL sinden sorumlu olmak üzere) davacı ...'ya verilmesine,<br>c)  Birleşen 2020/456 esas sayılı dosyada kabul edilen manevi tazminat davası yönünden;Davacılar kendilerini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince hesaplanan 53.400,00 TL vekalet ücretinin davalı ...'dan alınarak davacılar ... ..., ..., ..., ...'e verilmesine,<br>d)Birleşen 2020/456 esas sayılı dosyada red edilen manevi manevi tazminat davası yönünden; Davalı ... kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince hesaplanan 22.000,00 TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalıya verilmesine, <br>e) Birleşen 2020/456 esas sayılı dosyada red edilen manevi manevi tazminat davası yönünden Davalı Allianz Sigorta kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince hesaplanan 9.200,00 TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalıya verilmesine, <br><br>G)Yargılama Giderleri <br>a)Davacılar tarafından yapılan ‭3.154,04 TL harç, 4.050,00 TL bilirkişi ücreti, ‭2.918,90 müzekkere ve tebligat gideri olmak üzere toplam ‭10.122,94 TL yargılama giderinin maddi tazminat talebine ilişkin olması sebebiyle davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak (Allianz Sigorta yönünden 809,83 TL sinden sorumlu olmak üzere)  davacılara verilmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına, <br>b)Davalı ... tarafından yapılan 110,00 TL müzekkere ve tebligat giderinin davanın reddedilen kısmına göre belirlenen 0,56 TL'nin davacılardan alınarak davalı ...'a verilmesine, <br>c)6325 sayılı HUAK 18/A-13,14. maddesi gereğince Adalet Bakanlığı bütçesinden Kocaeli Arabuluculuk Bürosu 2019/1439numaralı dosyasında ödenen 1.320,00-TL arabuluculuk ücretinin  kabul ret oranına göre 1.319,10 TL'sinin  davalılar Orient Sigorta A.Ş ve ...'dan müştereken ve müteselsilen tahsili ile hazineye irad kaydına,<br>d)6325 sayılı HUAK 18/A-13,14. maddesi gereğince Adalet Bakanlığı bütçesinden Kocaeli Arabuluculuk Bürosu 2019/1438 numaralı dosyasında ödenen 1.320,00-TL arabuluculuk ücretinin  kabul ret oranına göre 950,40 TL'sinin  davalı ...'dan, bakiye kalan 369,60 TL'nin davacılardan tahsili ile hazineye irad kaydına,<br>H)Kullanılmayan gider avansının yatırana iadesine, <br>İ) İlk derece mahkemesince düzenlenmiş olan 22.02.2023 tarih ve 2023/64 - 65 - 66 harç nolu harç tahsil müzekkerelerinin işlemsiz olarak iadesinin istenmesine,<br><br>4-Davalı Allianz Sigorta A.Ş tarafından yatırılan  istinaf karar harcının talep halinde  iadesine,<br>5-Davalı tarafça yapılan istinaf yargılama gideri olmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, <br>6-Kullanılmayan istinaf gider avanslarının yatıranlara iadesine,<br>7-Karar tebliği, harç takibi ve avans iade işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,<br>Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK.362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere üye Hakim ...'ın faizin türüne ilişkin karşı oyu nedeniyle oy çokluğuyla karar verildi.13.03.2024 <br>\t\t\t\t<br>Başkan ...<br>  e-imzalıdır  <br>*Üye ...<br>   e-imzalıdır   <br>Üye ...<br>    e-imzalıdır  <br>Katip ...<br>    e-imzalıdır  <br>                                           (Muhalif)<br> <br><br><br>KARŞI OY: <br>Her ne kadar değerli çoğunluk tarafından, davalıların işleteni/sürücüsü/ sigortacısı olduğu davada, davaya konu aracın, ticari olduğu ve bu nedenle ticari faiz uygulanmasına dair ilk derece mahkemesi kararı yerinde bulunmuş ise de, eldeki davanın dayanağı olan eylem, haksız fiil niteliğinde olduğundan haksız eylemden kaynaklanan zararın ödetilmesi amacıyla açılan davalarda, istek  halinde hüküm altına alınan tazminata olay tarihinden itibaren yasal faiz yürütülmesi gerekir.<br>6102 sayılı Türk  Ticaret Kanunun  9.maddesi  \" Ticari işlerde; kanuni, anapara ile temerrüt faizi hakkında, ilgili mevzuat hükümleri uygulanır. \"  10. Maddesi  \" Aksine sözleşme yoksa, ticari bir borcun faizi, vadenin bitiminden ve belli bir vade yoksa ihtar gününden itibaren işlemeye başlar\" hükmüne haiz olup; yine yasanın 18/ (3). Maddesi,  \"Tacirler arasında, diğer tarafı temerrüde düşürmeye, sözleşmeyi feshe, sözleşmeden dönmeye ilişkin ihbarlar veya ihtarlar noter aracılığıyla, taahhütlü mektupla, telgrafla veya güvenli elektronik imza kullanılarak kayıtlı elektronik posta sistemi ile yapılır. \"  19.maddesi  (1) Bir tacirin borçlarının ticari olması asıldır. Ancak, gerçek kişi olan bir tacir, işlemi yaptığı anda bunun ticari işletmesiyle ilgili olmadığını diğer tarafa açıkça bildirdiği veya işin ticari sayılmasına durum elverişli olmadığı takdirde borç adi sayılır.  (2) Taraflardan yalnız biri için ticari iş niteliğinde olan sözleşmeler, Kanunda aksine hüküm bulunmadıkça, diğeri için de ticari iş sayılır.  hükümlerine haizdir.<br>Somut uyuşmazlıkta davacılar ile davalılardan işleten ve sürücü tacir olmayıp; yalnızca davalı sigorta şirketlerinin  tacir oldukları anlaşılmaktadır. Somut olayda davacı hak sahibi ile davalılar arasında sözleşme ilişkisi de bulunmamaktadır.<br>Öte yandan, 6102 sayılı TTK 19/2.maddesindeki karinenin uygulanabilmesi için taraflar arasında sözleşme ilişkinin bulunması gerekmekte olup; salt kazaya karışan aracın cinsi ve ruhsat kayıtlarına göre aracın ticari araç olması halinde, aracın malikinin, aracını ticari işi için kullandığından da ticari faiz uygulanması gerektiğinden de söz etmek doğru olamayacaktır. Günümüzde, aynı nitelikteki  araçların ruhsat kayıtlarında kimi zaman hususi, kimi zaman ise ticari olarak göründüğü de bilinmektedir.<br>\".... kazaya karışan aracın ticari taksi olması doğrudan ticari iş temerrüt faizi uygulanmasını gerektirmez. Ticari araç kavramı otomotiv sektörüyle ilgili bir kavram olduğu kadar kadar aynı zamanda hukukî bir kavramdır. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununda ticari araç kavramına yer verilmiş ve bazı hukukî sonuçlara da tabi tutulmuş ise de  bu kurallarda TTK anlamında ticari işletme ve tacir kavramları esas alınmış olmayıp  temel alınan unsur, aracın ekonomik ve ticari hayatın gerekleri içinde kullanılmasıdır. (Zeki Gözütok, Karşı Oy yazısı, HGK Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Esas No: 2020/(17)4-170  Karar No: 2022/698  ) \"<br>Ayrıca , somut uyuşmazlıkta olduğu gibi, taraflar arasındaki temel hukuki ilişkinin \"haksız fiil\" olduğu davalarda, temerrüt tarihi belirlenirken haksız fiil hükümlerinin uygulanarak; bu davalara özgü olarak kabul edilen tazminata, haksız fiil tarihinden itibaren faize hükmedilmesi, faizin türü belirlenirken ise bu kere  ticari faiz uygulanması da kendi içerisinde çelişkili bulunmaktadır. Temerrüt tarihinin haksız fiil tarihi olarak kabul edilmesi halinde yasal faiz uygulanması gerekmekte olup; ticari faizin uygulanması düşünülmesi halinde , 6102 sayılı TTK ve 5684 Sayılı Sigortacılık Kanunun uygun düşen hükümlerine göre belirlenecek temerrüt tarihinden itibaren ticari faiz uygulanması gerekmektedir. <br>Nitekim İş Mahkemelerinde görülen ve özü itibariyle aynı şekilde haksız eylemden kaynaklanan trafik iş kazası davalarında yasal faiz uygulanırken, kanun yolu farklılığından dolayı benzer hukuki sebepler nedeniyle açılan davalarda farklı faiz hükümlerinin uygulanması da tarafımızca doğru görülmemektedir. <br>Yüksek Mahkemenin farklı dairelerinin de geçmişten bugüne yeknesak bir uygulaması da olmadığı kimi zaman yasal faiz ve kimi zaman ticari faiz yönünde içtihatların değiştiği bilinmektedir. Dahası trafik kazalarından kaynaklı davalarda işleten/malik ile sürücü bakımından da uygulanacak faiz hükümlerinde de farklılaşma gerektiğinden; yargısal tartışmaları ve  sorunları da beraberinde getirmektedir. Buna göre bir an için davalı sigorta şirketleri yönünden anılan kabul hukuksal sebebe dayalı olmasa da mantıksal dayanağı bulunmakla beraber, tacir olmayan davalılar yönünden hem hukuksal ve mantıksal temeli bulunmamaktadır. <br> Anayasanın kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak; aynı hukuki sebebe dayalı olarak açılan tüm davalarda yargılamanın tüm sujelerinin yargılamadaki hukuksal statü ve durumlarından bağımsız olarak; kendilerine yasa hükümlerinin de eşit bir şekilde uygulanması gerekmektedir.<br>Anılan nedenlerle, davaya konu uyuşmazlığın haksız fiilden kaynaklandığı ve talebin bir bölümünün de manevi tazminata ilişkin olduğu anlaşıldığından; ilk derece mahkemesince hükmedilen asıl alacağa ticari faiz uygulanmasın isabetli olmadığı, anılan istinaf gerekçesi ile sınırlı olarak; davalının istinaf talebinin kabulü ile HMK 353/1-b-2 kararın kaldırılarak hükmün bu yönü ile düzeltilerek yeniden karar verilmesi gerektiği düşüncesi ile değerli çoğunluğun görüşüne iştirak edememekteyiz.<br>\t\t\t\t\t...<br>\t\t\t\t\t    Üye ...<br><br><br>               *İşbu evrak 5070 sayılı Kanunun 5. Maddesi gereğince Güvenli Elektronik İmza ile imzalanmıştır*<br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"815cec6f013b8fbf","SID":"9d762a9702bb6f9e"}}