{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2024/120 <br>KARAR NO: 2024/472<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi <br>TARİHİ: 08.11.2023<br>NUMARASI: 2023/172 Esas - 2023/833 Karar <br>DAVA: İtirazın İptali<br>Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili ... T.A.Ş. ile dava dışı ... Limited Şirketi'nin borçlu, davalılar ... Limited Şirketi, ... müşterek müteselsil kefil olduğu Genel Kredi Sözleşmesi akdedildiğini, taraflar arasında akdedilen Genel Kredi Sözleşmesi kapsamında kullandırılan kredinin taksitleri davalı/borçlu  ... Limited Şirketi tarafından ödenmemişt olup bunun üzerine müvekkili banka tarafından Bakırköy ... Noterliğinin 22/10/2019 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile kredi hesabının kat edildiği davalılara bildirildiğini, ihtarnameye rağmen herhangi bir ödeme  yapılmadığını, itirazın da olmadığını, bunun üzerine müvekkili banka tarafından İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/1480 D. İş sayılı dosyası üzerinden ihtiyati haciz kararı alındığını ve İstanbul .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile davalılar aleyhine yasal icra takibine geçildiğini, ilgili icra dosyasına dosya borçluları ... Limited Şirketi, ... ile ... tarafından Müvekkil Bankaya borçları bulunmadığı, iddiasıyla borca, işlemiş faize, faiz oranına, takipten sonraki dönem için talep edilen faiz oranına, ve ihtiyati haciz tutarına itiraz edilmiş ve takibin durdurulması talep edildiğini, Davalı/borçluların bu haksız ve mesnetsiz itirazları üzerine icra müdürlüğü tarafından icra takibi durduğunu, Davalı borçluların iddialarının temelini müvekkili bankaya takibe konu edilen alacak bakımından borçlu bulunmadıklarına yönelikt olduğunu ancak müvekkili bankaya borcu olmadığını iddia eden davalıların icra takibine konu edilen Genel Kredi Sözleşmesinin müşterek müteselsil kefili olduklarını, bu nedenlerle icra dosyasına yapılan itirazın iptaline, takibin kaldığı yerden devamına karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılara yükletilmesini talep ve dava etmiştir. Davalılar vekili, savunmasında özetle; davacı tarafça İstanbul Arabuluculuk Bürosunun ... büro numaralı ... arabuluculuk numaralı dosyası ile müvekkillerinden ... ve ... ile ilgili olarak dava şartı zorunlu arabuluculuk başvurusunda bulunulduğunu ve arabuluculuk süreci sonunda tarafların anlaşamadığına ilişkin anlaşamama tutanağı düzenlendiğini, son tutanağın düzenlenme tarihinin 16.10.2020 olduğunu, davacı tarafça daha sonra aynı dosya ile ilgili olarak tekrar  İstanbul Arabuluculuk Bürosunun ... büro numaralı ... arabuluculuk numaralı dosyası ile tüm davalılar bakımından yeniden dava şartı zorunlu arabuluculuk başvurusunda bulunulduğunu ve arabuluculuk süreci sonunda tarafların anlaşamadığına ilişkin anlaşamama tutanağı düzenlendiğini, bu başvurunun müvekkilleri ... bakımından mükerrer başvuru olduğunu, arabuluculuk başvurusu bakımından ise son tutanağın düzenlenme tarihinin 20.12.2021 olduğunu, tavacı tarafça 31.01.2023 tarihinde tekrar aynı uyuşmazlıkla ilgili dava şartı zorunlu arabuluculuk başvurusunda bulunmuş ise de taraflarınca arabulucu olarak görevlendirilen arabulucuya aynı uyuşmazlıkla ilgili daha önce iki başvuru yapıldığının bildirilmesi üzerine davacı tarafça bu son arabuluculuk başvurusundan vazgeçildiğini ve bu durumun şifahi olarak arabulucu tarafından taraflarına bildirildiğini, davacı tarafça yapılan arabuluculuk başvuruları ve bu başvurulara istinaden düzenlenen son tutanak tarihleri dikkate alındığında davacı tarafın iş bu davayı yasal 1 yıllık süre içerisinde açmadığını, davacı tarafça ilk arabuluculuk başvurusuna isitnaden düzenlenen son tutanağın düzenlendiği tarihin 16.10.2020, ikinci arabuluculuk başvurusuna istinaden düzenlenen son tutanağın düzenlenme tarihinin 20.12.2021 olduğunu, dolayısı ile en geç son tutanağın düzenlendiği tarihte 1 yıllık itirazın iptali davası açma süresinin başladığı kabul edilse bile davacı tarafın yasanın itirazın iptali davasının 1 yıllık sürede açılması gerektiğine dair amir hükmüne aykırı olarak iş bu davayı açtığının ortaya çıktığını, bu nedenle davanın öncelikle hak düşürücü süre nedeniyle reddine, mahkeme aksi kanaatte ise davanın esastan reddine karar verilmesi gerektiğini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine, haksız ve kötü niyetli olarak iş bu davanın açılması nedeniyle davacının % 20’den az olmamak üzere icra inkar ve kötüniyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda;  \"... Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; Davaya konu takibe davalı/borçlu tarafından 20/11/2019 tarihinde itiraz edildiği, itirazın davacı/alacaklıya tebliğ edilmediği, davacı tarafından 06/12/2021 tarihinde itirazın iptali davası ikame etmek amacıyla arabuluculuğa başvurulduğu, tutanakların davacı ve davalılar vekilleri tarafından imzalandığı arabuluculuk sürecinin 20/12/2021 tarihinde anlaşamama ile sonuçlandığı, borca itiraz dilekçesi davacı alacaklıya tebliğ olunmadığından, davacının borca itirazdan haberdar olduğu tarihin arabuluculuğa başvuru tarihi olarak kabul etmek gerektiği, arabuluculuğa başvurunun, dava açmak için kanunda öngörülmüş süreleri durdurduğunu, arabuluculuk sürecinde geçen sürenin itirazdan haberdar olma ile başlayan bir yıllık sürenin sonuna eklenmesi gerektiği, somut olayda davacının borca itirazı öğrendiği tarih 06/12/2021 olarak kabul edildiğinde, dava açmak için başlayan süren durduğu, itirazın iptali davası açması amacıyla kanunda öngörülen hakdüşürücü sürenin arabuluculuk sürecinin sona erdiği 20/12/2021 tarihinden itibaren yeniden başladığı, iş bu davanın ise arabuluculukta geçen 14 günlük süre hariç görüşmelerin sona erdiği 20/11/2021 tarihinden yaklaşık 1,5 yıl sonra 06/06/2023 tarihinde ikame edildiği anlaşıldığı...\" gerekçesiyle, davanın hak düşürücü süre yönünden reddine karar  verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı  vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; İcra iflas kanunu'nda sürelerin nasıl başlayacağına ilişkin farklı düzenlemeler öngördüğünü, bazı hallerde öğrenme tarihi bazı hallerde ise sürelerin başlangıcında tebligata esas alındığını, Gerekçeli kararda dava açma süresinin öğrenme tarihi yerine tebligat tarihinin esas alınmasının TMK'nın 2.maddesinde düzenlenen dürüstlük kuralı ile bağdaşmadığı şeklinde açıklandığını, oysa emsal teşkil eden farklı bir olayda hukuk genel kurulu kanunun açık hükmü karşısında dürüst davranma kuralını tartışma konusu yapmadığını, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2017/949 e. 2020/621 k. sayılı ilamını ekte sunduklarını, Mevzuatta hak düşürücü sürenin ne zaman başlayacağı çok açık bir şekilde belliyken  mahkemenin sürenin başlangıcını öğrenme tarihi olarak almasının ve buna göre genişletici yorumda bulunmasının usule ve yasaya aykırı olduğunu, bu nedenle kararın kaldırılması gerektiğini,  Huzurdaki davanın ikame edilebilmesi için arabuluculuğa başvurulması bir dava şartı olup 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 5/A maddesi çerçevesinde başvurulan arabuluculuk faaliyeti sonucunda yukarıda isimleri belirtilen davacı ve davalılar arasında anlaşmaya varılamamış olup, buna ilişkin son tutanağın aslı/arabulucu tarafından onaylanmış imzalı hali ile ekte yer almakta olup, anlaşma sağlanamadığı için işbu davayı açma zorunluluğu hasıl olduğunu, iş bu tutanakların dosyada mübrez olduğunu, diğer taraftan davalılardan ... Limited Şirketi'nin borçlu diğer davalılar ... müteselsil kefil sıfatıyla imzalamış oldukları Genel Kredi Sözleşmelerinden bihaber olmaları mümkün olmadığını, mevcut durumda davalı/borçluların müvekkili bankaya borçlu olduğu ve itirazlarının haksız ve mesnetsiz olduğunun aşikar olduğunu, borçlular ilgili kredi sözleşmesini borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla hür iradeleri ile imzalamış ve borcun ödenmesi hususu ihtar edilmesine rağmen sessiz kalmak suretiyle ihtara itiraz etmediğini ve müvekkili banka tarafından başlatılan icra takibine müvekkilinin alacağına kavuşmasına mani olmak için itirazda bulunduğunu,  Açıklanan nedenlerle haklılığı aşikar olan davanın ve istinaf başvurunun  kabulüne karar verilmesi, kanunun aradığı tebligat şartı yerine arabuluculuk faaliyetini yine kanunun hilafına olacak şekilde öğrenme tarihi olarak kabul edip hak düşürücü süreyi bu tarihe göre başlatıp usule ve yasaya aykırı karar veren ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması gerektiğini, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne, karar  verilmesini istemiştir.<br>İNCELEME VE GEREKÇE Dava, İİK 67 maddesi uyarınca itirazın iptali istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmiş; bu karara karşı davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davacı tarafından davalılar aleyhine başlatılan takibe vaki itirazın iptali istemiyle eldeki dava açılmıştır. İlk  derece mahkemesince, takibe davalılarca  20/11/2019 tarihinde itiraz edildiği, itirazın davacı/alacaklıya tebliğ edilmediği, davacı tarafından 06/12/2021 tarihinde itirazın iptali davası ikame etmek amacıyla arabuluculuğa başvurulduğu,  arabuluculuk sürecinin 20/12/2021 tarihinde anlaşamama ile sonuçlandığı, borca itiraz dilekçesi davacı alacaklıya tebliğ olunmadığından, davacının borca itirazdan haberdar olduğu tarihin arabuluculuğa başvuru tarihi olarak kabul etmek gerektiği, arabuluculuğa başvurunun, dava açmak için kanunda öngörülmüş süreleri durdurduğu, arabuluculuk sürecinde geçen sürenin itirazdan haberdar olma ile başlayan bir yıllık sürenin sonuna eklenmesi gerektiği, somut olayda davacının borca itirazı öğrendiği tarih 06/12/2021 olarak kabul edildiğinde, dava açmak için başlayan süren durduğu, itirazın iptali davası açması amacıyla kanunda öngörülen hakdüşürücü sürenin arabuluculuk sürecinin sona erdiği 20/12/2021 tarihinden itibaren yeniden başladığı, iş bu davanın ise arabuluculukta geçen 14 günlük süre hariç görüşmelerin sona erdiği 20/12/2021 tarihinden yaklaşık 1,5 yıl sonra 06/06/2023 tarihinde ikame edildiği anlaşıldığı , buna göre davanın 1 yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra açıldığı gerekçesiyle karar verildiği anlaşılmaktadır. İİK 67 maddesinde \"Takip talebine itiraz alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren  bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat  suretiyle itirazın iptaline dava edebilir\" şeklende düzenlenmiş olup, itirazın iptali davası açmak için hak düşürücü sürenin takip alacaklısına itirazın tebliğinden itibaren başladığı açıkça hüküm altına alınmıştır. İtirazın iptali davası açılması için hak düşürücü sürenin başlayacağı tarih bakımından, dava açma süresinin başlangıcında alacaklıya itirazın  tebliğ tarihinin esas alınacağı, bunun dışında  itirazın herhangi bir şekilde öğrenilme tarihinin dikkate alınamayacağı  yerleşmiş yargıtay  kararlarında belirtilmiştir. Buna göre somut olayda davalı borçlular itirazının alacaklıya tebliğ edilmediği ilk derece mahkemesince kabul edildiği de dikkate alındığında, ilk derece mahkemesince tarafların arabulucuya başvurduğu ve arabuluculukta geçen süre dikkate alınarak ve itirazın arabuluculuğa başvuru ile öğrenildiği kabulü ile davanın İİK 67  maddesinde belirtilen 1 yıllık hak düşürücü süre içinde açılmadığı gerekçesiyle verdiği karar isabetsiz olmuştur.Yukarıdaki açıklama ışığında, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile istinafa konu ilk derece mahkemesi kararının HMK 353/1.a.6 maddesi uyarınca   kaldırılarak, esasa etkili deliller değerlendirilerek karar verilmesi için dosyanın mahkemesine gönderilmesine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. <br>KARAR: Yukarıda açıklanan gerekçelerle;1-HMK'nın 353/1.a.6.maddesi uyarınca, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına, 2-Yukarıdaki açıklamalar ışığında davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı  veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 3-Davacı tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının, talep hâlinde, ilk derece mahkemesince iadesine,4-İİK'nın 36. maddesi uyarınca yatırılan teminatların, yatıran taraflara iadesine,5-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin, ilk derece mahkemesince, esas hükümle birlikte yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine dair;HMK'nın 353/1.a maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, oy birliğiyle ve  kesin olarak karar verildi. 21.03.2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"4a9f3978b5c55388","SID":"58489161a9cf5b98"}}