{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2024/267 <br>KARAR NO: 2024/412<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 14/11/2023<br>NUMARASI: 2023/1054 E. -  2023/1021 K. <br>DAVANIN KONUSU: Haksız Rekabetin Tespiti ve Önlenmesi <br>Taraflar arasındaki haksız rekabetin tespiti ve önlenmesi davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle göreve ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin otomotiv sektöründe faaliyet gösterdiğini ve ... markalı otomobillerin Türkiye ithalatçısı ve distribütörü olarak çalıştığını internet sitesinde ilan ettiğini, araçların satışının sağlanması için müvekkilinin ülke çapında bayilikler kurduğunu, bayi ve servis istasyonları ile satış ve servis hizmeti verildiğini, davalı şirketin de motorlu araçların bakım, onarım ve imalatı ile ilgili faaliyette bulunduğunu, davalının işletmesinde müvekkilinin bayi ve distribütörü olduğu markaların görsellerinin hukuka aykırı bir şekilde kullanıldığını, davalının ayır edici özelliği bulunmayan markasını, marka hakkına uygun şekilde kullanmadığını, davalının ticari faaliyetinde müvekkilinin bayisi olduğu markaları usulsüz şekilde kullandığını, yapılan eylemin TTK'nın 54. maddesi kapsamında, rakipler arasındaki veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına aykırı eylemler olduğunu, TTK'nın 55. maddesinde haksız rekabet hallerinin örnek şeklinde sayıldığını, bu maddenin 1. fıkrası kapsamında, dürüstlük kuralına aykırı reklamlar ve satış yöntemleri diğer hukuka aykırı  davranışların haksız rekabet olarak belirlendiğini, özellikle kendi ticari işletmesi faaliyetleri ve iş ilişkileri hakkında gerçek dışı ve yanıltıcı açıklamalarda bulunmak ve başkasının malları, iş ürünleri, faaliyetleri veya işleri ile karıştırılmaya yol açan önlemler almak şeklindeki eylemlerin haksız rekabet oluşturduğunu ileri sürerek, davalının haksız rekabet oluşturan eylemlerinin tespiti ve önlenmesine, davalının faaliyet adresi ile www...com.tr adresli internet sitesi üzerinde inceleme yapılarak ihtiyati tedbir kararı verilmesini istemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; \"...Dava konusu uyuşmazlık davacının tabelasında ve sosyal medya hesaplarında kullandığı markaların tecavüz niteliğinde olup olmadığından ibaret olması karşısında uyuşmazlığın çözümünde Bakırköy Fikri ve Sinaî Haklar Hukuk Mahkemelerinin görevli olduğu, kamu düzeninden sayılan görevle ilgili düzenlemelerin taraflarca ileri sürülmese dahi yargılamanın her aşamasında re’sen gözetilmesi gerektiği dikkate alınarak..\" gerekçesiyle göreve ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle HMK'nın 114/1.c ve 115/2.maddeleri gereğince usulden reddine, fikri ve sınai hukuk mahkemesinin görevli olduğunun tespitine, karar  verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı  vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Haksız rekabetin tespiti, men'i, kaldırılması ve verilecek kararın ilanı talebiyle açılan davada verilen görevsizlik kararının hatalı olduğunu, mahkemece dava dilekçesindeki  dava dilekçemizde \"marka\" sözcüğünden hareketle, davanın marka hakkına tecavüz davası olduğuna kanaat getirildiğini, ancak dilekçede davalının kullandığı markalarla ilgili olarak ayrıntılı açıklamalar yapıldığını ve davalının markalarını hukuka aykırı olarak kullandığı, sözü edilen kullanımın bir hakka veya hukuka uygunluk sebebine dayanmadığının belirtilerek, haksız rekabet fiilinin gerçekleştirildiğinin vurgulandığını, tarafların rakip olduğunu ve davalının TTK'nın 55/1.a.2 maddesine göre kendisi, ticari işletmesi, işletme işaretleri, malları, iş ürünleri, faaliyetleri, fiyatları, stokları, satış kampanyalarının biçimi ve iş ilişkileri hakkında gerçek dışı veya yanıltıcı açıklamalarda bulunmak veya aynı yollarla üçüncü kişiyi rekabette öne geçirmek ve 55/1.1.4. maddesindeki başkasının malları, iş ürünleri, faaliyetleri veya işleri ile karıştırılmaya yol açan önlemler almak şeklindeki eylemleri ile haksız rekabet oluşturduğunu, davalının hak sahibi olmadan, hukuka uygunluk sebebi bulunmadan kullandığı markaların müvekkili adına tescilli olmadığını, müvekkilinin bu markalarla ilgili hak sahibi olmaması nedeniyle fikri ve sınai haklar hukuk mahkemesine başvurarak \"marka hakkına tecavüz edildiği\" iddiasında bulunamayacağını,Davalının, tabelasında ve sosyal medya hesaplarında kendisi adına tescilli olmayan ve kullanım hakkına sahip olmadığı, birden fazla markayı hukuka aykırı olarak kullandığını, birden fazla markanın yetkili servisi olduğu izlenimi verdiğini, bu markaların başka kişiler adına tescilli olduğunu, bu tür davalarda ticaret mahkemelerinin görevli olduğunu,Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne, karar  verilmesini istemiştir.<br>İNCELEME VE GEREKÇE Dava, haksız rekabetin tespiti ve önlenmesi ile ihtiyati tedbir  istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda göreve ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine, karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Davacı vekili, müvekkilinin otomotiv sektöründe faaliyet gösterdiğini ve ... markalı otomobillerin Türkiye ithalatçısı ve distribütörü olduğunu, müvekkilinin bayi ve servis istasyonları aracılığı ile markalara ilişkin satış ve yetkili servis hizmeti verdiğini, davalı şirketin de motorlu araçların bakım, onarım ve imalatı ile ilgili faaliyette bulunduğunu, davalının işletmesinde müvekkilinin bayi ve distribütörü olduğu markaların görsellerinin hukuka aykırı bir şekilde kullanıldığını, davalının ayır edici özelliği bulunmayan markasını marka hakkına uygun şekilde kullanmadığını, müvekkilinin bayisi olduğu markaları usulsüz şekilde kullandığını, yapılan eylemin TTK'nın 55. maddesi anlamında haksız rekabet olduğunu ileri sürerek, haksız rekabetin tespiti ve önlenmesi isteminde bulunmuştur. Sınai Mülkiyet Kanununun 1. maddesine göre, bu Kanunun marka, coğrafi işaret, tasarım, patent, faydalı model  ile geleneksel ürün adlarına ilişkin başvuruları, tescil ve sonrası işlemleri ve bu hakların ihlaline dair hukuki ve cezai yaptırımları kapsadığı hüküm altına alınmıştır. Sınai mülkiyet hukukuna dair uyuşmazlıklarda ise görevli mahkeme Fikri ve Sınai Haklar Hukuk mahkemesidir. Ancak talebin hukuki niteliği itibariyle bu kanun kapsamında kalması, hukuki korumanan bu kanun kapsamında talep edilmiş oması gerekir. Davacının açıklamalarına göre, davacının tescilli bir markası bulunmamaktadır. Davalının tescilli markasını hukuka aykırı şekilde kullanarak, davacı ile haksız rekabet oluşturduğu  ve ticari faaliyetlerinde davacının distribütörü olduğu araç markalarına ilişkin görsellerin kullanılarak TTK'nın 55/1.a.2 ve 4. maddelerdeki haksız rekabet nedenlerinin gerçekleştirildiği ileri sürülmüştür. Bir kişinin birden fazla hakka dayalı talepte bulunma imkanı bulunması halinde, bunlardan dilediğini tercih etmesi mümkündür. Davacı, tescilli bir markası bulunduğunu ve bu markasına tecavüz edildiğini ileri sürmemiştir. Davacının, markaya dayalı hakkı bulunsa dahi, TTK'nın 54 ve devamı maddelerinde düzenlenen dürüstlük kurallarına aykırı eylemlerle yapılan haksız rekabet hukuki nedenine dayalı talepte bulunması mümkündür. Somut olayda dava dilekçesinde, Sınai Mülkiyet Kanunu hükümleri uyarınca tescilli markadan kaynaklanan öncelik ya da üstünlük hakkına dayanılmamıştır. Davacı iddialarını TTK'nın 54 ve devamı  düzenlenen haksız rekabet hükümlerine dayandırmış ve davalının, davacının distribütör ve ithalatçısı olduğu markaları usulsüz şekilde TTK'nın 55/1.a.2 ve 4. maddelerdeki düzenlemelere aykırı kullanarak, haksız rekabet oluşturduğunu ileri sürmüştür. Davacının hukuki koruma talebinin içeriğine göre görevli mahkeme asliye ticaret mahkemesi olmasına rağmen mahkemece bu hususlar gözetilmeden yazılı şekilde görevsizlik kararı verilmesi doğru görülmemiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK 353/1.a.3. maddesi uyarınca, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, karar veren mahkemenin görevli olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin istinaf isteminin kabulüyle ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına dair aşağıdaki karar verilmiştir.<br>KARAR: Yukarıda açıklanan gerekçelerle;1-HMK'nın 353/1.a.3. maddesi uyarınca, ilk derece mahkemesinin istinafa konu görevsizlik kararının kaldırılmasına, 2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın, kararı  veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 3-Davacı tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının, talep halinde, ilk derece mahkemesince iadesine,4-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin, ilk derece mahkemesince, esas hükümle birlikte yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine dair;HMK'nın 353/1.a. maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, oy birliğiyle ve  kesin olarak karar verildi.14.03.2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"d9262923dfb47379","SID":"4a6e89c44ce478b9"}}