{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ADANA BAM   3. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No: 2023/493 - 2024/795<br>T.C.<br>ADANA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  3. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2023/493 <br>KARAR NO\t: 2024/795<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br><br>BAŞKAN\t: ...<br>ÜYE\t: ...<br>ÜYE\t: ...<br>KATİP\t: ...<br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: MERSİN 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t: 20/12/2022<br>NUMARASI\t: ... Esas, ... Karar <br><br>DAVACI\t: ... ... - <br>VEKİLİ\t: Av...<br><br>DAVALILAR\t: 1- ... ... - <br>VEKİLLERİ\t: Av...<br>\t  Av...<br> \t 2- ... HESABI  <br>VEKİLLERİ\t: Av...<br>\t  Av...<br>\t 3- ... ... - <br>DAVA İHBAR OLUNAN\t: ... ... - <br>DAVA\t: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan)<br><br>KARAR TARİHİ\t: 25/03/2024<br>GEREKÇELİ KARARIN<br>YAZILDIĞI TARİH\t: 25/03/2024<br><br>Mersin 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 20.12.2022 tarih ve ... Esas,  ... Karar sayılı kararı aleyhine, istinaf başvurusunda bulunulmuş ve Mahkemece dosya Dairemize gönderilmiş olmakla HMK 352. maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda;<br>                                           GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: <br>Tarafların iddia ve savunmalarının özeti:<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 19/05/2011 günü davalı ... ...'in yönetimindeki diğer davalı ... ...'ın işleteni olduğu ... plakalı otobüsü ile dava dışı ... ... yönetimindeki ... plakalı motosikletin çarpışması sonucu motosikletin arkasında yolcu olarak bulunan davacının yaralandığını, kazanın her iki araç sürücüsünün de kusuruyla meydana geldiğini, motosiklette yolcu olarak bulunan davacının kusuru olmadığını, olayla ilgili ceza davasında Mersin 10. Asliye Ceza Mahkemesi'nin ... Esas ... Karar sayılı kararı ile sürücü ... ...'in cezalandırılmasına karar verildiğini, kararın kesinleştiğini, her iki aracın da ...'nın bulunmaması nedeniyle her iki araç sürücüsünün sorumluluğu bakımından da müşterek ve müteselsil sorumluluk hükümlerine göre ... hesabından talepte bulunduklarını, kaza sonucunda davacının geçici ve sürekli iş gücü kaybına uğradığını, bakıcı, refakatçi tedavi giderleri yapmak zorunda kaldığını, genç yaşta ağır derecede özürlü kaldığını, büyük manevi acı ve üzüntü yaşadığından bahisle 100,00 TL geçici işgücü kaybı, 100,00 TL sürekli işgücü kaybı ve 100,00 TL bakıcı ve refakatçi gideri olmak üzere toplam 300,00 TL maddi tazminatın, sürücü ve işletenden olay tarihi 19/05/2011, ... hesabından 21/03/2013 tarihinden bu olmazsa ilk(kısmi) ödeme tarihi 11/12/2014'ten itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte ve sigortacı için limitle sınırlı olarak tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, 20.000,00 TL manevi tazminatın sürücü ve işletenden olay tarihi 19/05/2011'den itibaren işleyecek faiziyle birlikte müştereken ve müteselsilen tahsiline, kazaya karışan ... plakalı araç ile sürücü ve işleten davalıların adına kayıtlı diğer araçlara, taşınır taşınmaz mallarına ve üçüncü kişilerdeki hak ve alacaklarına dava değeri kadar ihtiyati haciz konulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>CEVAP: Davalı Sigorta şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; ödeme ile ibraname alınması sebebiyle borçtan kurtulunduğunu, ödeme tarihindeki verilere göre hesaplama yapılması gerektiği, arada fahiş bir fark olmaması durumunda ibranamenin geçerli olması gerektiği, kask ve koruyucu elbise olmaması nedeniyle kusur indirimi ile hatır taşıması indirimi yapılması gerektiğini, geçici iş göremezliğin teminat dışında olduğunu, bakıcı giderlerinden de %50 indirim yapılması gerektiğinden bahisle davanın reddini talep etmiştir. <br>Davalı ... ... vekili cevap dilekçesinde özetle; zamanaşımı definde bulunulduğu, aracın 10/07/2010-2011 tarihleri arasında ... ... isimli şahsa uzun süreli kiralama yapıldığı, işletenin bu kişi olduğu beyanı ile davanın reddini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, davacının maddi ve manevi tazminat davasının davalı ... ... yönünden taraf ehliyeti dava şartı olduğundan HMK 114/d maddesi yollamasıyla 115/2 md uyarınca davalı sıfat yokluğu nedeniyle husumet yönünden reddine, davacının maddi tazminat davasının davalı ... ... ile ... Hesabı yönünden kısmen kabul kısmen reddi ile; 200.999,18 TL maddi tazminatın davalı ... Hesabından 11/12/2014 tarihinden itibaren, davalı ... ...'den kaza tarihi olan 19/05/2011 itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, davacının fazlaya ilişkin bakıcı gideri tazminat talebinin feragat nedeni ile reddine, davacının manevi tazminat davasının davalı ... ... yönünden kısmen kabul kısmen reddi ile; 10.000,00 TL manevi tazminatın davalı ... ...'den kaza tarihi olan 19/05/2011 itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte alınarak davacıya verilmesine, davacının fazlaya ilişkin manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF NEDENLERİ: Karara karşı davalı ... Hesabı Vekili istinaf dilekçesinde; sigortasız araç sürücüsü davalı ... ...'in kazanın oluşumunda kusurunun bulunmadığını, davacının araçta yolcu konumundu bulunduğunu, bu nedenle hatır taşıması yapılması gerektiğini, aynı şekilde davacının ehliyetsiz sürücü aracında yolculuk yapması nedeni ile müterafik kusurunun bulunduğunu, bu nedenle tazminattan indirim yapılması gerektiğini, kaza tarihinde geçerli olan teminat limitlerinin verilen karar ile aşıldığını, davacıya bağlanan malullük aylığının tazminattan mahsubu gerektiğini, bakıcı gideri ve geçici iş göremezlik zararının teminat dışı olduğunu, bakıcı gideri zararının brüt asgari ücret üzerinden hesaplanmasının hatalı olduğunu ve davacının fiilen bir bakıcı tuttuğunu kanıtlamış olması gerektiğini, hükme esas alınan maluliyet raporunun kaza tarihinde geçerli olan yönetmelik hükümlerine uygun olmadığını, müvekkil kurum aleyhine ancak dava tarihinden itibaren yasal faiz işletilebileceğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. <br>Karara karşı davacı ... vekili istinaf dilekçesinde; tazminat hesabı yapılmasında TMF 1931 yaşam tablosunun esas alınmasının hatalı olduğunu, TRH 2010 yaşam tablosunun dikkate alınması gerektiğini, tazminatın karar tarihine en yakın asgari ücret verileri dikkate alınarak belirlenmesi gerektiğini, ... hesabı yönünden temerrüt tarihinin hatalı olduğunu, davalı işleten ... ... yönünden red kararı verilmesinin doğru olmadığını, davalının aracı uzun süreli kira sözleşmesi ile kiralamış olduğunu kanıtlayamadığını, öte yandan kendilerinin kayıt maliki olan davalı ...'a dava açtıklarını, sonradan kira sözleşmesi gereğince bu kişi yönünden davanın reddine karar verilmiş olması nedeni ile aleyhlerine vekalet ücreti verilmesinin hatalı olduğunu, kabul edilen manevi tazminat miktarının düşük olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: <br>Dava, trafik kazasında meydana gelen yaralanma nedeni ile maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.<br>Mahkemece verilen karara karşı davacı ... vekili ve davalı ... Hesabı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. <br>Davalı ... Hesabı vekilinin yapmış olduğu istinaf başvurusunun incelenmesinde; <br>Davacı ... ... 19.05.2010 gününde meydana gelen trafik kazasında yaralanmasına bağlı olarak davalı ... Hesabı ve diğer davalılardan maddi ve manevi tazminat isteminde bulunmuştur. Davacı, kaza sırasında dava dışı ... ...'in sevk ve idaresinde bulunan ... plaka sayılı araçta yolcu konumunda olup, bu aracın kaza tarihinde geçerli bir ... poliçesinin bulunmadığı bellidir. Davacının yaralanmasına sebebiyet veren diğer araç ise davalımız ... ...'ın maliki diğer davalı ...'nin ise sürücüsü olduğu ... plaka sayılı aracın da kaza tarihinde geçerli bir ... poliçesinin bulunmadığı bellidir. Şu halde, davacının yaralanması sebebi ile davalı ... Hesabı'nın iki ayrı aracın ... poliçesinin bulunmaması nedeni ile her iki aracın kazada kusurlu olması dikkate alındığında ayrı ayrı teminat limitli ile müteselsil olarak zarardan sorumlu olduğu tartışmasızdır. Ne var ki, davacı ... ... kaza sırasında ... plaka sayılı araçta yolcu konumunda olup, davalı ... Hesabı davacının hatır için taşındığını ileri sürmüştür. Dolayısıyla davalının bu savunması sadece davacının yolcu olarak bulunduğu ... plaka sayılı araç için değerlendirilebilecektir. Yaralanmaya sebebiyet veren karşı araç olan  ... plaka sayılı araç için hatır savunması yapılamayacağından her iki araç bakımından davalı ... Hesabının ileride açabileceği muhtemel bir rücu davası da dikkate alınarak ayrı ayrı değerlendirme yapmak gerekmiştir. <br>Davadan önce davalı ... Hesabı tarafından davacının başvurusu üzerine 11.12.2014 tarihinde 93.942,00 TL ödeme yapılmış olup, bu ödeme tarihi itibarı ile davacının tüm zararının karşılanıp karşılanmadığı hususu bilirkişi raporu ile değerlendirilmiştir. Alınan bilirkişi raporuna göre, ödeme tarihindeki veriler kullanıldığında davacının ödeme tarihindeki  kalıcı maluliyetten kaynaklı zararının 142.466,91 TL olduğu anlaşılmıştır.<br> ... plaka sayılı aracın meydana gelen trafik kazasında %15 oranında kusurlu olduğu, diğer aracın ise %85 oranında kusurlu olduğu dikkate alındığında söz konusu ödemenin %15'lik kısmının ... plaka sayılı aracın kusuru nedeni ile yapıldığı, bakiye ödemenin ise %85'lik kusur oranına göre ... plaka sayılı araç için yapıldığının kabulü gerekmiştir. <br>Buna göre, 142.466,91 TL zararın ... plaka sayılı aracın kusuruna göre 21.370,03 TL ödeme yapılması gerektiği, söz konusu zarardan dosyamız davacısının %20 oranında müterafik kusurunun bulunması nedeni ile indirim yapılması halinde 17.095,92 TL ödeme yapılması gerektiği, ancak davacının bu araçta hatır için taşındığı da dikkate alındığında yine %20 oranında belirlenen zarardan indirim yapılması nedeni ile bu aracın kusuru nedeni ile davalı ... Hesabının 13.676,74 TL ödeme yapması gerektiği sonucuna varılmıştır.<br> Kazaya sebebiyet veren ... plaka sayılı araç yönünden ise davalı ... Hesabının %85 oranında kusura göre ödeme yaptığı dikkate alındığında bu araç için yapılan ödemenin ise (bilirkişi raporunda ödeme tarihine göre belirlenen zarar miktarı esas alınarak)  121.096,88 TL olması gerektiği  ve bu zarar miktarından da %20 oranında müterafik kusur indirimi yapılması halinde ise davalı ... Hesabının 96.876,88 TL ödeme yapması gerektiği anlaşılmaktadır.<br>Neticeten, davalı ... Hesabının her iki aracın kusuruna göre ve davacının araçta yolcu olması nedeni ile kusurunun bulunmaması dikkate alındığında yapması gereken toplam ödeme tutarının (hatır taşıması indirimi ve müterafik kusur indirimleri uygulanması sonucunda ) ödeme tarihi itibari ile 110.553,62 TL olduğu sonucuna varılmıştır. Bu noktada davalı ... Hesabı tarafından yapılan 93.942,00 TL ödemenin %82 oranında davacının zararını karşıladığı, dolayısıyla davacının tüm gerçek zararının yapılan ödeme ile karşılanmadığı anlaşılmıştır. Bu nedenle bilirkişi tarafından hesaplama işlemine devam edilerek zarar hesabının rapor tarihindeki güncel veriler kullanılarak belirlenmiş olmasında bir yanlışlık bulunmamaktadır. <br>Rapor tarihindeki verilere göre davacının kalıcı iş göremezlikten kaynaklı zararının 337.770,18 TL olduğu görülmektedir. Bu tespit edilen zarar miktarına göre davalı ... Hesabının ... plaka sayılı aracın kusuruna göre ödemesi gereken tutar 50.665,52 TL'dir. ... plaka sayılı aracın kusuruna göre ödenmesi gereken tutar 287.104,65 TL'dir. <br>Davacı ... plaka sayılı araçta yolcu olarak bulunduğuna göre belirlenen zarardan %20 oranında hatır taşıması indirimi yapıldığında davacının zararının 40.532,42 TL olduğu, söz konusu bu zarar miktarından da davacının kaskının takılı olmaması nedeni ile %20 oranında müterafik kusur indirimi yapılması nedeni ile davacının sonuç zararının 32.425,94 TL olduğu görülmektedir. Davalı ... Hesabının dava tarihinden önce yapmış olduğu ödemenin güncellenmiş değerinin 142.840,70 TL olduğu anlaşıldığına göre bu ödeme tutarının %15'inin 21.426,11 TL olduğu görülmüştür. Davalı ... Hesabı tarafından yapılan bu ödemenin mahsubu neticesinde davacının ... plaka sayılı aracın kusuru nedeni ile davalıdan talep edebileceği zarar miktarının 10.999,83 TL olduğu görülmüştür. <br>Davacının yaralanmasına sebebiyet veren kazanın oluşumunda %85 kusurlu olduğu belirlenen ... plaka sayılı araç yönünden davacının belirlenen güncel zararı olan 337.770,18 TL'nin bu aracın kusuruna göre davalı ... Hesabının ödemesi gereken tutarın 287.104,65 TL olduğu görülmüştür. Bu tutardan %20 oranında müterafik kusur indirimi yapıldığında davacının talep edebileceği zarar miktarının 229.683,73 TL olduğu görülmüştür.  Ne var ki, davalı ... Hesabının dava tarihinden önce yapmış olduğu ödemenin güncellenmiş değerinin 142.840,70 TL olduğu anlaşıldığına göre bu ödeme tutarının %85'inin 121.079,88 TL olduğu görülmüştür. Davalı ... Hesabı tarafından yapılan bu ödemenin mahsubu neticesinde davacının ... plaka sayılı aracın kusuru nedeni ile davalıdan talep edebileceği zarar miktarının 108.608,85 TL olduğu görülmüştür. <br>Davacının yaralanmasına sebebiyet veren kazada davacının yolcu olması nedeni ile kazaya etken bir kusurunun bulunmaması ve uğramış olduğu zararın tümünü davalıdan talep edebileceğinden her iki aracın kusuru ve müterafik kusur ile  hatır taşıması indirimleri dikkate alınarak  davalı ... Hesabının sonuç olarak sorumlu olduğu zarar miktarının neticeten 119.608,70 TL olduğu sonucuna varılmıştır. Bu nedenle davalı ... Hesabının hatır ve müterafik kusur indirimi yapılmak sureti ile zararın belirlenmesi gerektiği yönündeki istinaf başvurusunun kabulü ile her iki aracın kusuruna göre hatır ve müterafik kusur durumları her iki araç için de ayrı ayrı değerlendirilerek yukarıdaki şekilde hesaplanmış ve bu yönü ile davalı ... Hesabı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü gerekmiştir. <br>Davalı ... Hesabı vekilinin geçici iş göremezlik zararından sorumluluklarının bulunmadığı yönündeki istinaf başvurusu yönünden yapılan incelemede; <br>Davalı vekili her ne kadar geçici iş göremezlik zararından müvekkilinin sorumluluğunun bulunmadığını ileri sürmüş ise de, <br><br> 09/10/2020 günlü resmi gazetede yayınlanan Anayasa Mahkemesinin 2019/40-2020/40 Esas-Karar sayılı 17/07/2020 günlü kararı dikkate alındığında davacının zararının belirlenmesinde 01/06/2015 günlü ... genel şartlarının tümü ile  dikkate alınamayacağı anlaşılmaktadır. Bu yönüyle davacının tedavi sürecinde uğramış olduğu geçici iş görmezlik zararının davacının gerçek zararı niteliğinde olduğu, dolayısıyla davalı sigorta şirketi tarafından davacının uğramış olduğu bu zararın karşılanması gerektiği anlaşıldığından bu miktar yönünden davanın kabulüne karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik bulunmamaktadır bu yönü ile buna dair istinaf başvurusunun reddi gerekmiştir.(Aynı yönde  Yargıtay  17. Hukuk Dairesinin  2019/6271  esas ve  2020/8104 karar sayılı 03/12/2020 günlü kararı)<br>Davalı ... Hesabı vekilinin kusura yönelik istinaf başvurusu yönünden yapılan incelemede; <br>Davalı vekili sigortasız araç sürücüsü davalı ... ...'in kazanın oluşumunda kusurunun bulunmadığını, bu nedenle kusuru kabul etmediklerini ileri sürmüş ise de, <br>HMK'nın 357. maddesinde \"İlk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunma istinafta dinlenemez ve istinafta yeni delillere dayanılamaz.\" hükmü düzenlenmiştir.  <br>Bilirkişi raporuna itiraz etmeyen taraf yönünden raporun kesinleşeceğine yönelik Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 05/06/2017 gün ve 2016/801 E.-2017/9091 K. Sayılı kararında özetle; \"...Davanın taraflarınca itiraz edilmeyen uzman bilirkişi raporu her iki taraf yönünden de kesinleşir ve kesinleşen rapor hakimi de bağlar. Taraflardan birinin rapora itiraz etmesi, diğer tarafın itiraz etmemesi halinde ise rapor itiraz etmeyen taraf yönünden kesinleşir ve itiraz eden taraf yararına usuli kazanılmış hak doğar. Bu ilkenin sonucu olarak, itiraz üzerine yeniden yaptırılacak bilirkişi incelemesi sonucunda verilen raporun önceki rapora göre itiraz eden taraf aleyhine olması halinde, kazanılmış hak ilkesi dikkate alınarak önceki raporda belirtilen kusur oranı, zarar miktarı vs. esas alınarak hükmedilecek miktar belirlenir. İlk rapora itiraz etmeyen ve o raporda belirtilen miktarlara  razı olan tarafın lehine olacak şekilde sonraki rapora göre karar verilemez...\"<br>Somut olayda Mahkemesince hükme esas alınan ATK kusur raporunun raporunun davalı ... Hesabı vekiline 21.06.2020 gününde usulünce tebliğ edildiği, davalı vekili tarafından süresi içerisinde itiraz edilmemekle kesinleşen rapora karşı artık istinaf aşamasında itiraz edilemeyeceği anlaşıldığından, davalının kusura yönelik istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.  <br>Davalı ... Hesabı vekilinin bakıcı gideri tazminatına yönelik istinaf başvurusu yönünden yapılan incelemede; <br>Davalı ... Hesabı vekili bakıcı gideri yönünden istinaf başvurusunda bulunmuş ise de mahkemesince bu talep yönünden feragat nedeni ile red kararı verildiğinden bu yöndeki istinaf başvurusunun reddi gerekmiştir. <br>Davalı ... Hesabı vekilinin faize yönelik istinaf başvurusu yönünden yapılan incelemede; <br>Davalı vekili hükmolunan tazminata yasal faiz hükmedilmesi gerektiğini ileri sürmüş ise de, kazaya karışan  ... plaka sayılı minibüsün ruhsat kaydında kullanım amacı \"ticari\" olduğundan davada temerrüt faizi olarak ticari faize hükmedilmesi yerinde görülmekle, davalı vekilinin bu yöndeki istinaf başvurusunun reddi gerekmiştir. <br>Davalı vekilinin maluliyete yönelik istinaf başvurusu yönünden yapılan incelemede; <br>Davalı vekili hükme esas alınan maluliyet raporunun kaza tarihinde geçerli olan yönetmelik hükümlerine uygun olmadığını ileri sürmüş ise de, <br>Bilindiği üzere Yargıtayın yerleşik uygulamasına göre maluliyet oranları Adli tıp Kurumu 3. İhtisas Dairesi ya da Üniversitelerin Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığından oluşturulacak bilirkişi heyetinden kaza tarihi itibari ile yürürlükte olan mevzuat yönetmelik hükümlerine uygun olacak şekilde belirlenmesi gerekmektedir. <br>Buna göre 11/10/2008 tarihinden önceki kazalar için Sosyal Sigortalar Sağlık İşlemeleri Tüzüğü çerçevesinde düzenlenmiş sağlık kurulu raporu, 11/10/2008-01/09/2013 tarihleri arasında  gerçekleşen kazalar için Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği çerçevesinde düzenlenmiş sağlık kurulu raporu 01/09/2013 ile 01/06/2015 tarihleri arasındaki kazalar için Maluliyet Tespit işlemleri Yönetmeliği çerçevesinde düzenlenmiş sağlık kurulu raporu 01/06/2015 ile 20/02/2019 tarihleri arasındaki meydana gelen kazalar için 30/3/2013 tarihli ve 28603 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik çerçevesinde düzenlenmiş sağlık kurulu raporu ve 20/02/2019 tarihinden sonra meydana gelecek kazalar içinse Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun şekilde heyet rapor alınması gerekmektedir. <br>Eldeki dosyaya baktığımızda mahkemesince hükme esas alınan  İstanbul Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Kurulu tarafından düzenlenen 21/01/2020 tarihli maluliyet raporunun   kaza tarihi olan 19.05.2011 tarihinde yürürlükte bulunan, 11.10.2008 tarih ve 27021 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan  Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Yespit İşlemleri Yönetmeliği\"  hükümlerine usulüne uygun şekilde düzenlendiği anlaşılmıştır. Bu yönüyle davalı vekilinin maluliyet raporunun hatalı yönetmeliğe görü düzenlendiği yönündeki istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.  <br>Davacı vekilinin hesap raporuna yönelik istinaf başvurusu yönünden yapılan incelemede; <br>Davacı vekili her ne kadar aktüer bilirkişinin zararın hesaplanmasında PMF 1931 yaşam tablosunu kullanmış olmasının hatalı olduğunu belirtmiş ise de, bilindiği üzere Anayasa Mahkemesinin iptali kararı sonrasında Yargıtay 4. Hukuk Dairesi yerleşik içtihatlarında kalıcı iş göremezlik zararı hesabı bakımından TRH 2010 yaşam tablosunun esas alınması gerektiğini kabul etmiştir. Bu yönü ile bilirkişi tarafından zarar hesabı yapılırken PMF 1931 yaşam tablosunun kullanılması hatalı ise de, yargılama sırasında bilirkişi raporunu usulüne uygun şekilde tebliğ alan davacı vekili rapora süresi içerisinde itiraz etmemiş, hatta rapordaki maddi hataya ilişkin olarak hesaplama yaparak bedel arttırım dilekçesi sunmuştur. Bedel arttırım dilekçesinin sunulmasından sonra yayınlanan Anayasa Mahkemesi kararı doğrultusunda yeniden rapor alınması hususunda davacı vekilinin herhangi bir talebi olmamıştır. Bu noktada artık davacının ilk derecede ileri sürmediği bu itirazının reddi gerekmiştir. Aynı şekilde, hesap rapor tarihi 21.09.2020 olup, bilirkişi karar tarihi olan 01.12.2020 tarihindeki asgari ücret verilerine uygun şekilde davacının kalıcı iş göremezlik zararını belirlemiş olduğundan buna ilişkin istinaf başvurusunun reddi gerekmiştir. <br>Davacı vekilinin faiz tarihine yönelik istinaf başvurusu yönünden yapılan incelemede; <br>Davacı vekili davalı ... Hesabı yönünden belirlenen temerrüt tarihinin hatalı olduğunu ileri sürmüştür. <br> 5684 sayılı Sigortacılık Kanunun 14. maddesi gereğince ihdas edilen ... Hesabı Yönetmeliğinin 15.maddesi gereğince rizikonun bilgi ve belgeleri ile birlikte ihbar edildiği tarihte ... Hesabının tazminatı ödeme yükümlülüğü bulunmakta, ödememe halinde temerrüt bu tarihte gerçekleşmektedir.<br> Davacı vekili tarafından verilen ihbar dilekçesinin davalıya 08.03.2013 tarihinde tebliğ edildiği, her ne kadar mahkemece ihbar dilekçesinin tebliğ edildiği tarih olan 08.03.2013 tarihinde davalının temerrüde düştüğü kabul edilerek bu tarih itibarı ile faize hükmedilmesi gerekmekte ise de, davacı vekili tarafından istinaf dilekçesinde ve dava dilekçesinde 21.03.2013 tarihinden itibaren faiz talep edilmiş olduğu dikkate alındığında davacının bu talebi ile bağlı kalınarak ihbar dilekçesinin tebliğ tarihi değil davacının talep tarihi olan 21.03.2013 tarihinden itibaren faiz uygulanmasına karar vermek gerekmiştir. Bu yönü ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne karar vermek gerekmiştir. <br>Davacı vekilinin davalı ... ... yönünden verilen red kararına ilişkin yapmış olduğu istinaf başvurusunun değerlendirilmesinde; <br>Mahkemesince ilk olarak verilen 01.12.2020 günlü kararda davalı ... yönünden husumet yokluğu sebebi ile davanın reddine karar verilmiş, dairemizce davacı vekilinin istinaf başvurusu üzerine dairemizin ... Esas ... Karar sayılı kararı ile yapılan değerlendirmede davacının istinaf başvurusunun kabulü ile davalı ... tarafından sunulan kiralama sözleşmesine ilişkin olarak Yargıtay içtihatlarında belirtildiği şekilde inceleme ve araştırma yapılarak davalı ...'ın araç üzerindeki işletenlik sıfatını devredip etmediği hususunun araştırılması belirtilmiştir. <br>Dairemizin kaldırma kararından sonra mahkemesince yapılan araştırmada davacının yaralanmasına sebebiyet veren ... plaka sayılı aracın dava dışı ... ... isimli kişiye kiraya verildiği kabul edilmiş ve bu nedenle davalı ...'ın aracın işletenliğini devir etmiş olması nedeni ile husumet yokluğu sebebi ile davanın reddine karar verilmiştir. Ne var ki dairemizin 19.04.2022 günlü kararında da belirtildiği gibi davalı ... ile 3. kişi arasında yapılan kiralama sözleşmesinin zarar gören 3. kişi bakımından sonuç doğurabilmesi için söz konusu kiralama sözleşmesine ilişkin olarak kira bedellerinin ödenip ödenmediği, kira bedeline ilişkin maliye ve vergi dairelerine bildirim yapılıp yapılmadığı, kira sözleşmesine ilişkin fatura düzenlenip düzenlenmediği, aracın fiilen teslim edilip edilmediği hususlarının araştırılması gerektiği belirtilmiştir. <br>Dairemizin kaldırma kararına rağmen davalı ... tarafından aracın kaza tarihinden önce dava dışı 3. Kişiye kiralanıp teslim edildiğine ilişkin olarak bu kiralama sözleşmesinin 3 kişileri de bağlayacak şekilde kuvvetli  bir delil ibraz edilmemiştir. Her ne kadar, davalı tarafından 10.07.2010 günlü araç kiralama sözleşmesi başlıklı bir sözleşme ibraz edilmiş ise de, bu sözleşmenin adi yazılı olduğu, sözleşme içeriğinin matbu olduğu, boşlukların elle doldurulduğu, sözleşme sonrasında aracın, kiraladığı iddia olunan ... ...'ya teslim edildiğine ilişkin herhangi bir teslim tutanağının bulunmadığı, yine bu kira sözleşmesine ilişkin kira bedellerinin ne şekilde  davalıya ödendiğine ilişkin herhangi bir ödeme dekontu, makbuz sunulmadığı, kira sözleşmesinde kira bedelinin ne kadar olduğunun dahi belirtilmediği, kira bedeli tahsil edildi ise söz konusu bedelin vergi kaydı bakımından vergi dairesine veya maliyeye bildirilmediği anlaşılmaktadır. Buna göre, söz konusu adi yazılı ve kira bedeli dahi belirtilmeyen kira sözleşmesine itibar edilerek davalı ... yönünden husumet yokluğu sebebi ile davanın reddine karar verilmesi doğru olmamıştır. Bu yönü ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile davacı tarafından açılan maddi ve manevi tazminat davası yönünden dairemizce belirlenen tazminat tutarı dikkate alınarak davanın kabulü gerekmiştir. <br>Davacı vekilinin manevi tazminatın miktarına yönelik istinaf başvurusu yönünden yapılan incelemede; <br>Davacı vekili mahkemece hükmolunan manevi tazminat miktarının düşük olduğunu ileri sürerek kararı istinaf etmiştir. <br>6098 TBK'nın 56/2. maddesi hükmüne göre, hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hakimin takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması ve buna göre manevi tazminat takdir etmesi gerektiği açıkça ortadadır. (HGK 23/06/2004, 13/291-370)<br>Somut olayda 19.05.2011 tarihinde meydana gelen trafik kazasında davacının yaralandığı, kazanın meydana gelmesinde ... plaka sayılı araç sürücüsü ... ...'in %85 oranında kusurlu olduğu, dosya içerisinde mevcut maluliyet raporuna göre davacının %35 oranında maluliyetinin bulunduğu ve 9 ay iyileşme süresinin olduğu,   tarafların belirlenen ekonomik sosyal durumları, kusur oranları, kaza ve davanın tarihi, davacının yaşı, yaralanmasının niteliği, olay tarihi birlikte değerlendirildiğinde hükmolunan manevi tazminatın yeterli ve yerinde olduğu anlaşılmıştır. Bu nedenle davacı vekilinin manevi tazminatın miktarına yönelik istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir. <br>HMK'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak, istinaf eden taraf sıfatı ile istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede;<br>Mahkemesince 01.12.2020 gününde verilen 208.657,68 TL maddi tazminatın davalı ... Hesabı ve davalı ... ...'den tahsili ile davacıya ödenmesine ilişkin karara yönelik olarak sadece davalı ... Hesabı ve davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulduğu görülmüştür. Dolayısıyla davalı ... ... yönünden bu davalının kararı istinaf etmemiş olması nedeni ile maddi tazminat davası bakımından verilen karar kesinleşmiş ve davacı lehine usulü kazanılmış hak oluşmuştur. Dairemizin kaldırma kararından sonra davalı ... Hesabı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile tazminat miktarında değişiklik yapılarak davacının isteminin kısmen kabulüne karar verilmiş ise de, davalı ... yönünden ilk verilen karar kesinleşmiş olduğundan oluşan kazanılmış haklar dikkate alınarak davalılar ... Hesabı ve ...'ın sorumlulukları ayrı tutularak karar vermek gerekmiştir. <br>HMK'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak, istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede; <br> HMK 353/1-b-2 maddesine göre\" Yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmiş ise düzelterek yeniden esas hakkında\" duruşma yapılmadan karar verilebileceği düzenlenmiştir. Dosya kapsamına göre yeniden yargılama yapılmasına gerek bulunmadığı anlaşılmakla davalı ... Hesabı vekili ve davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının HMK 353/1-b-2 maddesi gereğince yeniden hüküm kurulmak üzere kaldırılmasına karar verilmesi kanaati ile aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; <br>1-Davacı ... ... vekili ve davalı ... Hesabı vekili tarafından yapılan istinaf başvurularının KISMEN KABULÜ İLE; <br>2-HMK’nın 353/1-b.2 maddesi gereğince, Mersin 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 20.12.2022 tarih ve ... Esas, ... Karar sayılı kararının yeniden hüküm kurulmak üzere KALDIRILMASINA, <br>Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353.maddesinin 1.fıkrası (b) bendinin 2.maddesi uyarınca düzelterek yeniden esas hakkında  karar verilmesi gerektiği anlaşılmakla; <br>3-Davacının maddi tazminat davasının KISMEN KABUL KISMEN REDDİ İLE; <br>a)-200.999,18 TL maddi tazminatın davalı ... ... ve davalı ... ...   yönünden kaza tarihi olan 19.05.2011 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte (davalı ... Hesabı yönünden 21.03.2013 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte ve bu davalılar ... Hesabı ile ... ... yönünden 119.603,69 TL kalıcı iş göremezlik zararı, 4.709,94 TL geçici iş göremezlik zararı olmak üzere toplam 124.313,63‬ TL miktar ile sınırlı olmak üzere) davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, davacının fazlaya dair isteminin reddine <br>B)- Davacının  bakıcı gideri tazminat talebinin feragat nedeniyle REDDİNE, <br>4-Davacının manevi tazminat davasının KISMEN KABULÜ İLE; <br>a)-10.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 19.05.2011 itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalılar ... ... ve ... ...'tan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, davacının fazlaya ilişkin manevi tazminat talebinin reddine, <br>5-Harçlar Kanunu uyarınca maddi tazminat yönünden alınması gerekli 13.730,25 TL karar ve ilam harcından ıslah harcı ile birlikte peşin alınan 780,65 TL harcın mahsubu ile bakiye 12.949,63‬ TL harcın (davalılar ... Hesabı ve ... ...'ın harcın 7.711,21 TL'si ile sınırlı sorumlu olmak üzere) davalılar ... ..., ... ... ve ... Hesabı'ndan müştereken ve müteselsilen tahsili ile Hazine'ye irat kaydına, <br>6-Harçlar Kanunu uyarınca manevi tazminat yönünden alınması gerekli 683,10 TL karar ve ilam harcının davalılar ... ... ve ... ...'tan alınarak davacıya verilmesine, <br>7-Davacı vekili tarafından dava açılırken yatırılan 29,20 TL başvuru harcı ile 69,34 TL nispi peşin harç ve 711,31 TL ıslah harcının toplamı olan 809,85 TL'nin davalılar ... ..., ... ... ve ... Hesabından müştereken ve müteseselsilen alınarak davacıya verilmesine,<br>8-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden maddi tazminatın kabul edilen kısmı yönünden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T uyarınca hesap olunan 32.149,88 TL vekalet ücretinin (davalı ... Hesabı ve ... ...'ın vekalet ücretinin 19.890,18 TL'si ile sınırlı sorumlu  olmak üzere) davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile Hazine'ye gelir kaydına, <br>9-Davalı ... Hesabı ile davalı ... ... kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden ve maddi tazminatın reddolunan kısmı yönünden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T uyarınca hesap olunan 17.900,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılar  ... Hesabı ile ... ... ödenmesine verilmesine, <br>10-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, manevi tazminatın kabul edilen kısmı yönünden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T uyarınca hesap olunan 9.200,00 TL vekalet ücretinin davalılar ... ... ve ... ...'tan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, <br>11-Davalı ... ... kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden ve manevi tazminatın reddolunan kısmı yönünden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T uyarınca hesap olunan 9.200,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı ... ...'a verilmesine,<br> 12-Davacı vekili tarafından maddi tazminat yönünden yapılan  toplam 2.206,75 TL yargılama  giderinin davanın kabul ve red oranına göre hesaplanan 2.126,77 TL'sinin davalılar ... ..., ... ... ve ... Hesabından müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, (davalı ... Hesabı ve ... ...'ın yargılama giderinin 1.283,62 TL'si ile sınırlı sorumlu tutulmasına) kalan yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,<br>13-Davalı ... Hesabı vekili tarafından maddi tazminat yönünden yapılan toplam 250,00 TL yargılama  giderinin davanın kabul ve red oranına göre hesaplanan 100,98 TL'sinin davacıdan alınarak davalı ... Hesabı'na verilmesine, bakiye giderin davalı üzerinde bırakılmasına, <br>14-HMK'nın 333. Maddesi uyarınca hükmün kesinleşmesinden sonra taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avanslarının ilgililerine iadesine, <br><br>İstinaf giderleri bakımından;<br>15-İstinaf aşamasında duruşma yapılmadığı için istinaf incelemesi için vekalet ücreti  takdirine yer olmadığına,<br>16-Kesin olan iş bu kararın taraflara tebliği, avans iade ve harç tahsil işlemlerinin HMK'nın 359/3. maddesi gereğince İlk Derece Mahkemesince yerine getirilmesine,<br>17-Davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının karar kesinleştiğinde ve talep  halinde iadesine,<br>18-Davalı ... Hesabı tarafından yatırılan istinaf karar harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine, <br>19-Davalı ... Hesabı tarafından istinaf aşamasında harcaması yapılan posta ve tebligat gideri olmak üzere toplam 253,75 TL istinaf giderinin davacıdan alınarak davalı ... Hesabı'na verilmesine, <br>20-Davacı tarafından istinaf aşamasında harcaması yapılan tebligat gideri olan 175,75 TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, <br>Dair, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 362. maddesi gereğince; miktar veya değeri üç yüz yetmiş sekiz bin iki yüz doksan (378.290,00) Türk Lirasını geçmeyen davalara ilişkin kararlar hakkında temyiz yoluna başvurulamayacağından miktar itibari ile KESİN olmak üzere dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda oy birliği ile karar verildi.25.03.2024<br><br>              Başkan                  Üye                 Üye                    Katip                           <br>                        İş bu karar 5070 Sayılı Yasa hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"096b2f8079941614","SID":"6243ad9490e8fd5e"}}