{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>3. HUKUK DAİRESİ<br>ESAS NO: 2023/1569 <br>KARAR NO: 2024/865<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 15/12/2022<br>NUMARASI: 2021/915 E - 2022/1002 K<br>DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali <br>KARAR TARİHİ: 21/03/2024<br>Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak, ilk derece mahkemesince verilen kararın  istinaf edilmesi sebebiyle , dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı şirket arasında 05.09.2011tarihli Elektrik Tedarik Sözleşmesi imzalanmış olduğunu, davalı adına 27.06.2016 vade tarihli, ... numaralı, 143.829,69 TL bedelli elektrik satışından kaynaklanan piyasa maliyetlerine ilişkin fatura düzenlenerek gönderildiğini, tarafların arasında imzalanan sözleşmenin 5.2 maddesi gereğince ve yasal mevzuata uygun olarak söz konusu faturanın düzenlenmiş olduğunu, davalının borcunu ödemediğini, bunun üzerine İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyasında icra takibi başlattıklarını, davalının haksız olarak itiraz ederek takibi durdurduğunu belirterek, itirazın iptali ile takibin devamına, % 20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Mahkemenin yetkisine itiraz ederek, yetkili mahkemenin İstanbul Anadolu Asliye Ticaret Mahkemesi olduğunu, zira ikametgahının Kartal olduğunu, İstanbul Anadolu Asliye Ticaret Mahkemesi yetki sınırlarında kaldığını, müvekkili ile davacı şirket arasında 05.09.2011 tarihli Elektrik Tedarik Sözleşmesi imzalanmış olduğunu, müvekkilinin tüm edimlerini yerine getirmiş olduğunu, söz konusu sözleşmenin bitiş tarihi olan 30.06.2016 tarihinde sona ereceğinin ve yenilenmeyeceğinin müvekkili şirket tarafından davacıya ihtarname ile bildirildiğini, sözleşmenin imzalandığı tarihten itibaren davacının davaya konu bedellerle ilgili taleplerinin davacı tarafından hiç gündeme getirilme, eğer sözleşme yenilenmiş olsa davacı tarafından bu taleplerde bulunulmayacağını, anılan bedellerin iadesi ile ilgili görüşmelerin olumsuz neticelenmesi sebebiyle taraflarınca davacı aleyhine takip başlatılması nedeniyle 2011 yılından beri bu konuda bir talebi olmayan davacının sözleşmenin sona ermesi ve müvekkili şirket tarafından aleyhine başlatılan takip sonrası işbu haksız davaya konu icra takibini başlattığını, davacı tarafından Beyoğlu ... Noterliği'nin 02.06.2016 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesinin keşide edilerek müvekkili tarafından çok daha önce usule uygun bir şekilde ihtarname ile sona erdirilen sözleşmenin fesih edildiğini, bu nedenle de davaya konu cezai şartın ödenmesi gerektiğinin iletildiğini, bu ihtarnameye Kartal ... Noterliği'nin 06.06.2016 tarihli, ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile cevap verilerek davacının haksız olduğunun, sonra ermiş olan bir sözleşmenin fesih edilemeyeceğinin ve yek bedeli yahut başkaca nam ve isim altında sözleşmede belirtilmeyen hiçbir bedelin talep edilemeyeceğinin davacıya bildirildiğini, ihtarnamenin ardından davacı tarafından feshedilen sözleşme ile ilgili olarak 27.06.2016 tarihinde 143.829,69 TL bedelli bir e-fatura tanzim edilerek müvekkiline gönderildiğini, anılan faturanın ihtarname ekinde davacıya iade edildiğini, davacının davaya konu taleplerinin sözleşmeye aykırı olduğunu, davacının asılsız ve gerçek dışı iddialarını yazılı ve geçerli kanıtları ile ispat etmesi gerektiğini, takipte haksız ve kötü niyetli olduğunu belirterek, davanın reddine, davacının takip tutarının % 20'sinden az olmamak kaydı ile haksız takip tazminatına mahkum edilmesine, yargılama harç ve giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.İlk derece mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonunda; \"Dava dilekçesi, cevap dilekçesi, 21/10/2022 tarihli bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı ile birlikte yapılan değerlendirmede; davacı ile davalı arasında imzalanan tedarik sözleşmesinden kaynaklanan fatura alacağı sebebiyle davalı aleyhine başlatılan icra takibine yapılan itiraz üzerine mahkememizde itirazın iptali davası açıldığı, ancak dava konusu faturanın, taraflar arasındaki sözleşme hükümleri doğrultusunda satışı yapılan elektrik enerjisine karşılık tahakkuk ettirilmiş bir fatura olmadığı,  dolayısıyla satışı yapılmış ancak bedeli tahsil edilememiş bir mal, hizmet veya ürün olmayıp, davacının piyasa maliyetlerini yansıttığı bir fatura bedeli olduğu, davacının söz konusu fauranın düzenlenmesine dayanak olarak gösterdiği sözleşmenin ilgili maddelerinin bu tip ikili anlaşmalarda tedarikçinin değişen piyasa koşulları sebebiyle oluşan zararını telafi etmeye yönelik konulmuş bir hüküm olduğu, taraflar arasında tüketime karşılık olarak düzenlendiği anlaşılan son fatura olan 26.07.2016 tarihli faturada da sözleşmenin bu hükmüne göre, günümüzde yapılan ikili anlaşmalarda da sık karşılaşıldığı şekilde YEK bedelinin faturaya tahakkuk kalemi olarak zaten eklendiği, ancak davacının beyan ettiği şekilde, dava konusu faturadaki diğer tahakkuk kalemleri sözleşmenin amir hükmü uyarınca faturaya eklenmişse, taraflar arasındaki normal dönem faturalarında da bu tahakkuk kalemlerinin faturaya eklenmesi gerektiği, ancak bu bedellerin normal dönem  faturalarında zaten bulunmadığı halde sözleşmede herhangi bir açık karşılığı olmayan şekilde yeni ve toplu bir fatura olarak tahakkuk ettirilmesinin geçerli olarak kabul edilemeyeceği, davacı tarafın dava konusu faturada tahakkuk kalemi olarak verilen bedellerin yansıtılmasına dayanak olarak gösterdiği sözleşmenin ilgili maddelerinin, piyasa maliyetlerinin tedarikçi için zarara yol açması halinde abonelere tahakkuk kalemi yansıtılabileceğine dair bir hüküm olduğu ve paylaşılan dönem faturasında da YEK bedelinin sözleşmenin bu maddesine uygun olarak tahakkuk ettirildiği, ancak geçmişe dönük zaten dönem faturalarında tahsil edilen YEK bedeli de dahil olmak üzere piyasa maliyetlerinin aboneden toplu olarak üstelik sözleşme yasal olarak sona ermişken tahsil edilebileceğine dair ne sözleşmede ne de Yasal mevzuatta açık bir hüküm bulunmadığı, ilgili Kurumlardan alınan bilgilendirme yazılarında da söz konusu bedellerin aboneye yansıtılabileceğine dair açık bir hüküm bulunmadığı için normal dönem faturasında tahakkuk ettirilmemiş maliyet kalemlerinin üstelik sözleşme sona ermişken toplu olarak tahakkuk ettirilmesinin herhangi bir yasal dayanağının da olmadığı, bu sebeple davacı tarafından bir cezai koşul olarak düzenlendiği izlenimi veren dava konusu faturanın geçerli olarak kabul edilemeyeceği\" gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir. Karara karşı davacı tarafça istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Davacı vekil istinaf başvurusunda önceki iddialarını tekrarla birlikte özet olarak; sözleşmenin 15.7 maddesinde \"taraflardan herhangi birinin işbu sözleşme çerçevesinde kendisine tanınmış hak, yetki veya imtiyazı kullanmaması veya kullanmakta gecikmesi bu haklardan feragat ettiği anlamına gelmez ve hakların bir kez veya kısmi olarak kullanımı söz konusu hakkın tekrar kullanımı veya diğer bir hakkın, yetkinin veya imtiyazın kullanımı engellemez. İşbu sözleşmesinin herhangi bir hüküm veya şartından kaynaklanan bir hakkın kullanılmaması, o hakkın bundan sonra kullanılmayacağı anlamına gelmez\" şeklinde düzenlendiğini, bu durumda  anılan bedellerin her faturaya eklenmemiş olmasının, anılan bedellerin sonradan talep edilemeyeceği sonucunu doğurmayacağını,   davalı abone tarafından  sözleşmenin 05.09.2011 tarihinde imzalandığını, dosyaya sundukları ... verilerinde de görüldüğü gibi, o tarihlerde YEK bedeli 0 TL çıktığını, müvekkili şirkete bir maliyeti bulunmadığını, ancak ilerleyen ay ve yıllarda bu bedellerin 40,00 TL'ye kadar yaklaştığını,   piyasanın öngörülebilir olması ve işbu bedellerin 2011 koşullarında sözleşme ile talep edilmesi gerektiği beklenemeyeceğini, dava konusu olan faturaya ilişkin faturada da açıklanmış olan bedellerin, davalı abonenin KW/H olarak tüketimine bağlı birim fiyatlarla çarpılarak fatura edilen haklı ve yasal bedeller olduğunu, ...'ın bu bedelleri müvekkiline, müşterilerinin toplam tüketimleri ile çarpmak sureti ile yine müvekkiline fatura ettiğini, bedellerin tamamıyla yansıtma bedeller olup, sözleşme madde 5.1 ve 5.2 ye uygun şekilde davalıya yansıtıldığını, dava konusu  faturanın davalı ile yapılan ikili anlaşmaya uygun olarak düzenlenmiş olan Elektrik Satışından Kaynaklanan Piyasa Maliyetleri faturası olduğunu,   sözleşmenin “Ek Bedeller” başlıklı 5.2 maddesinde aynen “İlgili kamu kurum ve kuruluşları veya ABONE’nin bağlı olduğu Elektrik Dağıtım Şirketi tarafından belirtilen pay, fon, vergi, bedel ve oranlarında yapılacak lehte ve aleyte değişiklikler ve gelecekte tahsil edilmeye başlanabilecek her türlü ek vergi, fon, bedel, pay ve masraf ABONE’ye değişiklik tarihi itibariyle bildirilerek faturaya aynen yansıtılacaktır.” kararlaştırıldığını, kararın eksik inceleme ile verildiğini  ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir. Dava, protokole göre düzenlenen faturaların ödenmemesi nedeniyle başlatılan takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkemece taraf delilleri toplanarak bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.Bilirkişiler elektrik mühendisi ve mali müşavir bilirkişiler raporlarında özetle; \"  Dava konusu faturanın, taraflar arasındaki sözleşme hükümleri doğrultusunda satışı yapılan elektrik enerjisine karşılık tahakkuk ettirilmiş bir fatura olmadığı, dolayısıyla satışı yapılmış ancak bedeli tahsil edilememiş bir mal, hizmet veya ürün olmayıp, davacının piyasa maliyetlerini yansıttığı bir fatura bedeli olduğu, davacının söz konusu fauranın düzenlenmesine dayanak olarak gösterdiği sözleşmenin ilgili maddelerinin bu tip ikili anlaşmalarda tedarikçinin değişen piyasa koşulları sebebiyle oluşan zararını telafi etmeye yönelik konulmuş bir hüküm olduğu, taraflar arasında tüketime karşılık olarak düzenlendiği anlaşılan son fatura olan 26.07.2016 tarihli faturada da sözleşmenin bu hükmüne göre, günümüzde yapılan ikili anlaşmalarda da sık karşılaşıldığı şekilde YEK bedelinin faturaya tahakkuk kalemi olarak zaten eklendiği, ancak davacının beyan ettiği şekilde, dava konusu faturadaki diğer tahakkuk kalemleri sözleşmenin amir hükmü uyarınca faturaya eklenmişse, taraflar arasındaki normal dönem faturalarında da bu tahakkuk kalemlerinin faturaya eklenmesi gerektiği, ancak bu bedellerin normal dönem  faturalarında zaten bulunmadığı halde sözleşmede herhangi bir açık karşılığı olmayan şekilde yeni ve toplu bir fatura olarak tahakkuk ettirilmesinin geçerli olarak kabul edilemeyeceği, davacı tarafın dava konusu faturada tahakkuk kalemi olarak verilen bedellerin yansıtılmasına dayanak olarak gösterdiği sözleşmenin ilgili maddelerinin, piyasa maliyetlerinin tedarikçi için zarara yol açması halinde abonelere tahakkuk kalemi yansıtılabileceğine dair bir hüküm olduğu ve paylaşılan dönem faturasında da YEK bedelinin sözleşmenin bu maddesine uygun olarak tahakkuk ettirildiği, ancak geçmişe dönük zaten dönem faturalarında tahsil edilen YEK bedeli de dahil olmak üzere piyasa maliyetlerinin aboneden toplu olarak üstelik sözleşme yasal olarak sona ermişken tahsil edilebileceğine dair ne sözleşmede ne de Yasal mevzuatta açık bir hüküm bulunmadığı, ilgili Kurumlardan alınan bilgilendirme yazılarında da söz konusu bedellerin aboneye yansıtılabileceğine dair açık bir hüküm bulunmadığı için normal dönem faturasında tahakkuk ettirilmemiş maliyet kalemlerinin üstelik sözleşme sona ermişken toplu olarak tahakkuk ettirilmesinin herhangi bir yasal dayanağının da olmadığı, bu sebeple davacı tarafından bir cezai koşul olarak düzenlendiği izlenimi veren dava konusu faturanın geçerli olarak kabul edilemeyeceği, Dava konusu faturada ödenmeyen alacak olarak toplam fatura bedeline eklenen 1.486,87.-TL nin davalı tarafından dönem faturalarından ödenmeyenler veya eksik ödemeler varsa talep edilebileceği, ancak mali değerlendirme kısmında yapılan açıklamalara göre 30.06.2016 tarihi itibariyle bir alacak görünmediği için faturadaki bu bedelin de talep edilemeyeceğini\" mütalaa etmişlerdir.Dosya kapsamından; taraflar arasında 05.09.2011 tarihli   i enerji satış sözleşmesi imzalandığı, sözleşmede ve sözleşme eki sayılan ticari uygulama protokolünde ... tutarına ilişkin düzenleme yapılmadığı, sözleşmenin 5.2. Maddesinde \"İlgili kamu kurum ve kuruluşları veya ABONE’nin bağlı olduğu Elektrik Dağıtım Şirketi tarafından belirtilen pay, fon, vergi, bedel ve oranlarında yapılacak lehte ve aleyte değişiklikler ve gelecekte tahsil edilmeye başlanabilecek her türlü ek vergi, fon, bedel, pay ve masraf ABONE’ye değişiklik tarihi itibariyle bildirilerek faturaya aynen yansıtılacaktır.” hususlarının düzenlendiği,  ek protokolde ise bu hususta düzenleme olmadığı görülmektedir.  Sözleşmede ek maliyetlerin faturaya yansıtılabileceği düzenlenmesine rağmen davacı şirket tarafından sözleşmenin yürürlüğü içinde maliyetlerin faturaya yansıtılmamış olduğu, sözleşmenin bitim tarihinden sonra ise maliyetlerden bahisle ek faturalar düzenlenmesinin sözleşmeye uygun olmadığı anlaşılmakla ilk derece mahkemesince yazılı şekilde karar verilmesi isabetli bulunmuştur. Bu itibarla, ilk derece mahkemesince verilen kararda mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirilmesi bakımından usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre,  davacının  istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca reddine karar verilmesi gerekmiştir. <br>K A R A R: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Davacının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca reddine, Alınması gereken 427,60 TL karar ve ilam harcından, peşin alınan 179,90  TL harcın mahsubu ile bakiye 247,70 TL'nin davacıdan  alınarak hazineye irat kaydına, İstinaf masrafının istinaf eden üzerinde bırakılmasına, İstinaf sebebiyle yatırılan gider avansı bakiyesi varsa karar kesin olmakla istinaf edene ilk derece mahkemesince iadesine,Dair dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 21/03/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"55d27773412e2610","SID":"4d0267e65d04afb4"}}