{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/101 <br>KARAR NO: 2024/289<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 21.10.2020<br>NUMARASI: 2018/1394 E. - 2020/487 K.<br>DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili  tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili  dava dilekçesinde özetle;  müvekkili ... A.Ş.'nin 14.09.2018 tarihinde ... A.Ş. isimli şirketini tüm aktif ve pasifleriyle devraldığını, dilekçede bahsi geçecek olan 01.01.2015 tarihli Tedarikçi Satınalma Sözleşmesini davalı ... A.Ş. ile eski ismiyle ... A.Ş.'nin imzaladığını, devralma suretiyle birleşme olmasından sebep külli halefiyet gereği davayı ... A.Ş. aracılığıyla açmanın hasıl olduğunu, müvekkili şirket ile davalı yan arasında \"Tedarikçi Satınalma Sözleşmesi\" imzalanmış olup bu sözleşmeye göre 01.01.2015 tarihinden itibaren müvekkilinin \"Tedarikçilik\" hizmeti verdiğini, söz konusu tedarikçilik ilişkisinin sözleşme feshedilmediğinden, her ne kadar ürün tedariği yapılmış olmasa da korunduğunu, şirketler arasındaki ticari ilişkiyi gösteren ve her iki tarafın da mali dönemler itibariyle mutabakatlaşarak üzerlerinde anlaştıkları cari hesap ekstresinin de sunulduğunu, ekstreler incelendiğinde; 2015 yılındaki 23 Aralık tarihinde başlayan faturalaşma gereği toplamda 103 adet  fatura kesilmiş olup ürün satımından kaynaklı fatura kesim bedelinin  toplamının ise  1.006.153,29 -TL. olduğunu, ticari alım satımdan kaynaklı en son cari hesaplı  faturanın 21.04.2017 tarihinde  kesilmiş olmasına karşın 31.01.2018 tarihli iade faturasının içeriğinde  ise  hatalı ve yanlış kesilen faturanın yer aldığını, en son ürün tedariğinin 21.04.2017 tarihinde yapılmış ve bu tedariğe ilişkin 25.04.2017 tarihli Seri ... Sıra No: ... olan fatura kesildiğini, bu tarihten sonra herhangi bir tedarik olmadığını, ürün satım faturasının karşılıklı gönderilmediğini, bu tarihten sonra kesilen bütün faturaların davalı şirketçe yanlış kesildiği kabul edilen ve iadesi istenen faturaya istinaden kesilen ve bir türlü cariye işlenip işlenmediği hususunda bilgi verilmeyen faturalara ilişkin olduğunu, söz konusu cari hesap ektresinden de anlaşılacağı üzere davalı şirketin sözleşmeden kaynaklanan ve vade tarihinden itibaren 90 günlük süre içerisinde ödenmemesi sebebiyle temmerrüde düşmüş olan  8.268,79-TL borcun bulunduğunun sabit olduğunu iddia ederek, davalının icra takibine yaptığı itirazının iptaline, takibin devamına ve takip konusu alacağın % 20’sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına  karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili savunmasında özetle;  davacı tarafından  müvekkili aleyhine başlatılan davanın yasal dayanaktan yoksun olduğunu, davacı taraf  ile müvekkili arasında herhangi bir ticari ilişkinin söz konusu olmadığını, müvekkilinin kayıtlarında davacı ünvanı ile uyuşan bir tedarikçi bilgisinin bulunmadığını, her ne kadar davacı ...Tic. A.Ş. ünvanlı şirketi devir alarak halefi olduğunu iddia ediyor ise de bu hususta müvekkiline  yapılmış bir yazılı bildirimin bulunmadığını, müvekkiline tebliğ edilen İstanbul Anadolu ....İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyasında da davacının \"...\" firmasının halefi olduğuna ilişkin hiçbir ibarenin yer almadığını,  müvekkilinin davacı sıfatına istinaden araştırma yaptığını, davacı firmaya herhangi bir borcu olmadığı yönünde haklı olarak itirazını icra dosyasına sunduğunu, davacının varsa tüm devir işlemlerini en geç icra takip tarihine kadar müvekkile tebliğ ettirmesi gerektiğini, öncelikle davacı firma ünvanlı bir şirket ile ticari ilişkisi bulunmadığından davanın taraf ehliyeti yokluğundan reddini, ayrıca dava dilekçesinden davacınn alacağının kaynağının da anlaşılamadığını, ispat yükümlülüğü taşıyan davacının alacağını tesvikten uzak işbu dilekçesinden yola çıkılarak alacaklı olduğu sonucuna ulaşılmasının mümkün olmadığını, davacının alacağının hangi faturalardan veya ürün tesliminden kaynaklanığını ispat etmesi gerektiğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla davacının halefi olduğunu iddia ettiği dava dışı ... A.Ş. ünvanlı firma ile müvekkil arasında 23.11.2015 tarihli \"Tedarikçi Satınalma Sözleşmesi\" imzalandığını, işbu sözleşmenin 23.11.2018 tarihine kadar yürürlükte kaldığını, sözleşme süresi içinde Genel Satınalma Şartnamesi hükümleri kapsamında bu firma ile cari hesap usulü ile çalışıldığını, bu çalışma kapsamında bu firmanın müvekkiline bir kısım ürünlerin müvekkil mağazalarında satışı yapılmak üzere tedariğini gerçekleştirdiğini, yine sözleşme gereği dava dışı firmanın müvekkiline tedarik edeceği ürün bedelleri üzerinden  anlaşılan oranlarda pirim ödeyeceğinin kararlaştırıldığını, sözleşmenin gereği  tedarikçi firmaya alım bedelleri üzerinden üç aylık periyotlarla %13 ve %6 oranında pirim faturaları düzenleneceğinin kayıt altına alındığını, müvekkilinin tedarikçinin sözleşme ile üstlendiği bu yükümlülüğü gereği hak edişinin doğması halinde anlaşılan oranlarda ürün alım ve reklam katkı prim faturaları düzenlediğini, firma müvekkilin sözleşmeden doğan hakkı gereği düzenlediği faturaların bir kısmını kayıtlarına almışken 2017 yılı 3. Ve 4. dönem prim faturalarına haksız ve gerekçesiz biçimde itiraz ettiğini, taraflar arasında oluşan cari hesap mutabakat uyuşmazlığının da bu faturalardan kaynaklandığını, davacının ise ünvanı müvekkil kayıtlarında bulunmamasına rağmen cari hesap alacağına dayanarak işbu dava konusu icra takibini başlatarak müvekkilden alacak talep ettiğini, müvekkilinin de haklı olarak davacıyı ticari olarak tanımadığı ve her durumda halefi olduğu firmaya ödemesi gereken bir borcu da bulunmadığndan takip borcuna itiraz ettiğini savunarak ,  davanın reddine ve kötü niyetle başlatılan ilamsız icra takibi nedeniyle, davacının takip tutarının %20’ından aşağı olmamak kaydı ile kötüniyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; \"...davacının takip atlebinin 8.269,09 TL. Olduğu, davalının 8.808,88 TL. Prim alacağına istinaden düzenlemiş olduğu fatura tutarı toplamını 8.269,09 TL. Olduğu, yapılan incelemede düzenlenen prim fatura tutarlarının taraflar arasında yapılan sözleşme hükümlerine uygun olduğu, dolayısıyla davacının davalıdan alacağı olmadığı kanaatinin oluştuğu bildirilmiştir. Tarafların 2015-2016-2017-2018 yılları yasal defterleri üzerinde mali büşavir bilirkişiden oluşan rapor aldırıldığı, rapora göre düzenlenen prim fatura tutarlarının taraflar arasında yapılan sözleşme hükümlerine uygun olduğu, davacının davalıdan alacağının olmadığının bildirildiği, bilirkişi raporunun hukuka uygun denetlenebilir olması nedeniyle hükme esas alındığı, davacının davasını ispat edemediği anlaşıldığından davacının davasının reddine, takibin fatura alacağı olduğu anlaşıldığından asıl alacak olan 8.268,79 TL üzerinden %20 kötü niyet tazminatının davacıdan alınarak davalıya verilmesine karar verilerek...\"  gerekçesiyle davanın reddine  karar  verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin 20.09.2018 tarihli ticaret sicil gazetesinde de görüleceği üzere 14.09.2018 tarihinde ... Tic. AŞ isimli şirketi tüm aktif ve pasifleriyle devraldığını, 01.01.2015 tarihli tedarikçi satın alma sözleşmesini davalı ile eski ismiyle ... AŞ'nin imzaladığını, devralma suretiyle birleşme olmasından dolayı külli halefiyet gereği davanın müvekkili şirket aracılığıyla açıldığını, sözleşmeye göre 01.01.2015 tarihinden itibaren müvekkilinin tedarikçi hizmeti verdiğini, tedarikçilik ilişkisinin sözleşmenin feshedilmemesi nedeniyle her ne kadar ürün tedariki yapılmış olmasa da korunduğunu, şirketler arasındaki ticari ilişkiyi gösteren ve her iki tarafın mali dönemler itibariyle mutabakatlaşarak anlaştıkları cari hesap ekstresinin dava dilekçesi ekinde ibraz edildiğini, müvekkili şirketin cari hesap ekstresinden kaynaklı alacağın tahsili amacıyla icra takibi başlatıldığını, itiraz üzerine açılan davanın 2 yıl süren yargılama sonucunda ret kararı verildiğini, cari hesap ekstreleri incelendiğinde davalı şirketin müvekkili şirketten 8.268,79 TL borcunun bulunduğunu, 2015 yılındaki 23 Aralık tarihinde başlayan faturalaşma gereği toplamda 103 adet fatura kesildiğini, ürün satımından kaynaklı fatura kesim bedelinin ise 1.006.153,29 TL olduğunu, iade faturasının içeriğinde ise hatalı ve yanlış kesilen faturanın yer aldığını, davalı şirketin sözleşmeden kaynaklanan ve vade tarihinden itibaren 90 günlük süre içerisinde ödenmemesi sebebiyle temerrüte düşmüş olduğu 8.268,79 TL borcu bulunduğunun sabit olduğunu, tedarikçilik sözleşmesinin maddelerinin icrası gereğince 31.01.2018 tarihinden sonra müvekkili şirkete iadesi düzenlenerek cari hesaba tek taraflı olarak işletilmek istenilmesinin hakkaniyete, yasalara aykırı olduğunu, alacaklarının sabit olduğunu, bilirkişilerin eksik tespit yaptığını, ayrıca davalının ürün faturası ve ürün faturasına dayalı komisyonlar haricinde kesip carisine işlediği ceza ve komisyon ile ürün iade faturalarının sözleşmesel - yasal - cari dayanağını da dava dosyasına sunması gerektiğini, sunulan delilin olmadığını, ayrıca davalının muhasebe yetkililerinin yazışmalarında durumu kabul ettiklerini, dava dosyasındaki yazışmalar göz önünde tutulmaksızın raporun eksik olarak hazırlandığını bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İNCELEME VE GEREKÇE Dava, ticari satıma ilişkin faturaya bağlanmış alacağın tahsili amacıyla başlatılmış olan  ilamsız icra takibine karşı itirazın İİK'nın 67. maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf başvuru nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Taraflar arasında, davacı şirket ile birleşen şirketin, davalı şirket ile  tedarikçi satın alma sözleşmesini imzalamış olduğu, sözleşmenin tarafı ...Tic AŞ'nin davacı şirket tarafından tüm aktif ve pasifleri ile 14.09.2018 tarihinde devralındığı konusunda herhangi bir uyuşmazlık mevcut değildir. Uyuşmazlık, davacının takip konusu yapmış olduğu faturadan dolayı davalıdan alacaklı olup olmadığı, alacak iddiasını ispat edip edemediği ile mahkeme kararının usul ve yasaya uygun olup olmadığına dairdir. Dosya kapsamından, ... AŞ ile davalı şirket arasında tedarikçi satın alma sözleşmesinin imzalanmış olduğu, sözleşme tarihinin 23.10.2015 olduğu, tedarikçinin ... AŞ şirketi olduğu, sözleşmede ticari şartlar, ödemeler, ürün alımı primi vb hususların ayrıntılı şekilde düzenlendiği, genel satın alma şartnamesinde ise siparişin kabulü, teslimatı vb hususlarla birlikte 6.maddesinde, ticari şartlar uygulamaları üst başlığı ile 6.1 maddede, ürün alım priminin mağaza ve/veya diğer satış kanallarında sözleşme konusu ürünlerin satışı için ürün talebi artışına bağlı kademeli veya kademesiz olmak üzere sözleşmede belirtildiği şekilde prim uygulanacağı hususuna yer verildiği, 6.1.1 bentte ise kademeli ürün alım primlerinin, Mart, Haziran, Eylül ve Aralık aylarında olmak üzere yılda 4 kez sözleşmede belirtildiği oranlarda alım üzerinden hesaplanarak ilgili hesap döneminde peşin olarak tedarikçi hesabından mahsup edileceği, kademeli primler ile ilgili dönemde KDV hariç net kümülatif alışa tekabül eden primin yüzdesi üzerinden hesaplanacağının belirtildiği, sözleşme süresinin 18.maddede düzenlenerek sözleşmenin tanzim ve imza tarihinden itibaren yürürlüğe gireceği, sona ermediği ve feshedilmediği takdirde aynı koşullarda kendiliğinden birer yıllık dönemlerle otomatikman yenileceği, en fazla 2 yıl yenileme yapılabileceğinin belirtildiği, sözleşme tarihinden sonra sözleşmeyi imzalayan şirket ile davacı şirketin birleşmiş olduğu, davacı şirket adı altında tüm aktif ve pasiflerinin davacı şirkete devredildiği, 25.10.2018 tarihinde cari hesap mutabakatı adı altında davalı şirket antetli kağıdı ile şirkete ait cari hesap bakiyesinin 30.09.2018 tarihi itibariyle aşağıdaki gibidir ifadesi sonrasında davalının imzası altında yer alan çizelge kısmına satıcı cari hesap karşılığı olarak bakiye 8.268,68 rakamının el ile yazılmış olduğu, davacı şirket tarafından 25.04.2017 tarihli devralınan ... tarafından davalı şirket adına düzenlenen KDV dahil toplam 39.689,03 TL faturanın eklenerek davalı şirket hakkında 01.11.2018 tarihinde 8.268,79 TL asıl alacağın tahsili amacıyla İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında ilamsız icra takibi başlattığı, icra takibinde takip sebebi olarak 25.04.2017 tarihli ödenmemiş faturaya ilişkin 25.10.2018 tarihli cari hesap mutabakatı, hesap ekstresi ve maillerin gösterilmiş olduğu, icra takibine karşı davalı vekili tarafından itiraz edildiği, itiraz dilekçesinde borcun tamamına ve tüm ferilerine itiraz edilmiş olduğu, itirazın yasal süresi içerisinde gerçekleştirildiği, davacının ise İİK 67 maddesi gereğince 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde iş bu itirazın iptali davasını açmış olduğu anlaşılmıştır. 03.01.2020 tarihli bilirkişi raporunda; davacı ve davalı şirketin ticari defterlerinin açılış ve kapanış tasdiklerinin yaptırıldığı, davacının defterlerinde takip tarihi itibariyle davalıdan 8.268,68 TL alacağı olduğunun görüldüğü, davalı defterleri üzerinde yapılan incelemede davacı cari hesabının tespit edildiği, yapılan tespit neticesinde davalının defterlerinde davacıya borcunun olmadığının tespit edildiği, söz konusu farka ilişkin yapılan incelemede ise davalının davacıya 2017 yılı 3. ve 4. döneme ilişkin prim faturalarını düzenleyerek gönderdiği, davacının faturalara karşı faturaları düzenleyerek işleyerek nötrleştirdiği, davacı faturalarından davalının 110 nolu faturayı işleme almadığı, 109 nolu fatura içinde tekrar düzenlediği, sonuç olarak taraflar arasında tespit edilen farkın davalı tarafından 3. ve 4. dönem prim faturalarının davacının kabul etmemesinden kaynaklandığının tespit edildiği, sonuç olarak davalı tarafından düzenlenip davacıya gönderilen davacı tarafından da karşı faturalar düzenlenerek işleme alınmayan 3 ve 4 dönem prim faturalarının haklılığını/haksızlığını anlayabilmek için söz konusu faturaların esasını oluşturan detaylı hesaplamanın bu hesaplamanın dayandığı sözleşme hükümlerinin ayrıntılı ve açık bir şekilde davalı tarafından dosyaya sunulması gerektiği belirtilmiştir. 17.02.2020 tarihli ek bilirkişi raporunda; taraflar arasındaki mutabakatsızlığın 30.09.2017 tarih ... nolu 5.829,70 TL 3.dönem prim faturası ve 31.12.2017 tarih ... nolu 2.439,39 TL 4. dönem prim faturasından kaynaklandığını, taraflar arasında imzalanan 23.11.2015 tarihli “Tedarik Satın Alma Sözleşmesi” nin 18.maddesi gereği sözleşmenin 23.11.2018 tarihine kadar yürürlükte kaldığını, sözleşmenin 6.8 maddesi ve devamında davalı-...'a davacının tedarik edeceği ürün bedelleri üzerinden anlaşılan oranlarda prim ödeyeceğinin kararlaştırıldığını, davacının takip talebinin 8.269,09 TL olduğu, davalının 8.808,88 TL prim alacağına istinaden düzenlemiş olduğu fatura tutarı toplamının 8.269,09 TL olduğu, yapılan incelemede, düzenlenen prim fatura tutarlarının taraflar arasında yapılan sözleşme hükümlerine uygun olduğu, dolayısıyla davacının davalıdan alacağı olmadığı belirtilmiştir. Davacı vekili, ek bilirkişi raporuna karşı itiraz ederek yeniden rapor alınmasını talep etmiştir. Mahkemece, yukarıda yer verilen gerekçelere istinaden davanın reddine ve asıl alacak üzerinden davalı yararına tazminata karar verilmiştir. Davacı şirketin devralmış olduğu şirket ile davalı şirket arasında gerçekleştirilen tedarikçi satın alma sözleşmesi kapsamında, davalı şirket tarafından  davacı tedarikçi şirket adına prim faturalarını düzenlediği, düzenlenen prim alacağına dair faturaların sözleşme kapsamına uygun olarak düzenlendiği, davacı tarafın prim faturalarını defterlerine kaydetmediği, tarafların  ticari  defter ve  kayıtları arasındaki farkın bundan kaynaklanmış olduğu, davacının takibe konu etmiş olduğu fatura alacağının sübuta ermediği anlaşıldığından davacı tarafın istinaf dilekçesinde ileri sürmüş olduğu iddialarının yerinde olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir. <br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davacı  tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına; bakiye 373,20 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi  üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,5-Dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi.29.02.2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"852d320adf9887c3","SID":"e786f890369f0d64"}}