{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/5 <br>KARAR NO: 2024/284<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 01.07.2020<br>NUMARASI: 2019/122 E. - 2020/276 K.<br>DAVANIN KONUSU: Sigorta tazminatı (Ticari alacak sigortasından kaynaklı)<br>Taraflar arasındaki sigorta tazminatı davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı,  davalı vekili  tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili  dava dilekçesinde özetle;  davacı şirketle davalı ... Ankara Bölge Müdürlüğü arasında Kısa Vadeli İhracat Kredi Sigortası Poliçesi imzalandığını, ..., sigorta poliçesi uyarınca, müvekkili şirketin tahsil edemediği ihracat bedellerini tazmin etme yükümlülüğü altına girdiğini, davalı tarafından düzenlenen 03/12/2015 tarihli \"Alıcı Limiti Onayı\" belgesi ile Birleşik Arap Emirlikleri'nde yerleşik ... firması adına 03/12/2015 - 30/11/2016 tarihleri arasında yapılan sevkiyatlarda geçerli olmak üzere 750.000,00 ABD Doları tutarında alıcı limiti onayı tahsis edildiğini, müvekkilinin davalı sigorta firmasına primini ödediğini, ancak toplam 183.389,44 ABD Doları tutarındaki sevkiyat bedelini tahsil edemediğini, söz konusu sevkiyatların ödenmesi talebi ile davalıya müracaat edildiğini, davalının, ... firmasına yapılan sevkiyatların vade tarihlerinin 27/09/2016 ve 17/10/2016 olduğunu, bu nedenle alacak bildiriminin gecikmeli yapıldığı gerekçesiyle tazminat talebini reddettiğini, ancak rizikonun gerçekleştiğine ilişkin bildirimin yapılmaması veya geç yapılmasının, sigortacının tazminat ödeme borcunu ortadan kaldırmadığını belirterek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 165.050,49 ABD Dolarının ödeme günündeki TL karşığı tutarındaki sigorta tazminatının, temerrüt tarihinden itibaren Devlet Bankalarının ABD Doları ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı üzerinden hesaplanacak faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili savunmasında özetle; davanın haksız ve hukuka aykırı olduğunu, davacı tarafla akdedilen sigorta poliçesinin 36. Maddesinde, poliçe kaynaklı uyuşmazlıklarda yargılama yetkisinin İstanbul Anadolu Adliyesi Mahkemelerine ait olduğunun belirtildiğini, davanın yetkisiz mahkemede açıldığını belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; \"....Taraflar arasında imzalanan sigorta poliçesinin 25. Maddesi 'Tazminatın Ödenmesi İşlemleri' başlığı altında davalı tarafın tazminat ödemesine ilişkin süreci düzenlemektedir. Madde incelendiğinde tazminatın ödenme tarihi bakımından net bir ifade içermediği görülmektedir. Maddede ... tarafından tazminat ödemesi yapılmadan önce Sigortalı tarafından kendisine teslim edilmesi gerek evrak sayılmaktadır. 25. Maddenin 'e' bendinde sevkiyat belgelerinin bu kapsamda ...’a teslim edileceği ifade edilmektedir. Bu hükümden, belirtilen evrakın davalıya teslim edilmesinden sonra tazminat ödemesinin yapılacağı anlamı çıkarılabilmektedir.Davalı taraf 25.11.2016 tarihli yazısında davacı tarafa tazminat ödemesinde bulunmayacağını ifade etmektedir. Davalı tarafından davacının sunduğu sevkiyat evrakının incelenip nihai kararının oluştuğu tarih olması sebebiyle, bu tarih itibariyle davasının tazminat alacağı bakımından temerrüt şartlarının oluştuğu kanaatine varılmıştır. Sonuç olarak, yukarıda belirtilen nedenlerle davanın kabulü ile; 165.050,49 ABD Dolarının 25.11.2016 tarihinden itibaren işleyecek 3095 sayılı Yasanın 4/a maddesine göre Devlet Bankalarının ABD Doları olarak açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek temerrüt faizi oranı uygulanmak suretiyle hesaplanacak  fiili ödeme günündeki Merkez Bankası efektif satış kuru TL karşılığı eklenmek suretiyle davalıdan alınarak davacıya verilmesine dair...\"  gerekçesiyle  davanın kabulü ile 165.050,49 ABD Dolarının 25.11.2016 tarihinden itibaren işleyecek 3095 sayılı Yasanın 4/a maddesine göre Devlet Bankalarının ABD Doları olarak açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek temerrüt faizi oranı uygulanmak suretiyle hesaplanacak  fiili ödeme günündeki Merkez Bankası efektif satış kuru TL karşılığı eklenmek suretiyle davalıdan alınarak davacıya verilmesine, karar  verilmiştir. Bu karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesinin vermiş olduğu kararın hukuka aykırı olduğunu, müvekkili banka ile davacının tacir olup, aralarında ihracat kredi sigortası sözleşmesi akdedildiğini, dava konusu bildirim yükümlülüğünün süresi içerisinde gerçekleştirilmemesi hususunun başta poliçe olmak üzere nasıl kaleme alındığının öncelikle tetkik edilmesi gerektiğini, poliçenin 9 maddesinin (b) fıkrasında sigortalının sigorta kapsamındaki sevkiyatlar ile ilgili vade tarihinde ödenmemiş olan  meblağlaları vade tarihini takip eden azami 60 gün içinde bankanın belirlediği usuller çerçevesinde vadesi gelmiş alacaklar aylık bildirim formu ile bankaya bildirileceği ifadesinin yer aldığını, genel şartların b.1.2 maddesinde borç ile ilgili herhangi bir temerrüt halinin sigortalı tarafından vade tarihinden veya uzatılmış vade tarihinden itibaren 60 gün içinde sigortacıya bildirileceğini, bu bildirimin yapılmadığı durumda sigortalının teminattan yararlanma hakkını kaybedeceğinin düzenlendiğini, görüldüğü üzere poliçe hükmü ile kredi sigorta genel şartlarının çelişkili olmadığını, diğer taraftan TTK'nın 1446 maddesinde sigorta ettirenin rizikonun gerçekleştiğini öğrenince durumu gecikmeksizin sigortacıya bildireceği hükmünün yer aldığını, sigortalının bildirim süresine bakılmasının icap ettiğini, sigortalı davacının iş bu bildirimleri vade tarihinden itibaren asgari 141 gün sonra yaptığını, halbuki poliçede bu sürenin 60 gün olarak belirlendiğini, makul bir süre olduğunu, sigortalının tacir olduğunu, poliçeyi imzaladığını, hükümlerini kabul ettiğini ancak neden bir böyle bir gecikmeye mahal verdiği konusunda açıklama yapmadığını, mahkemenin sigortalının tacir olmasına bağlı neticeleri yok saydığını, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İNCELEME VE GEREKÇE Dava, kısa vadeli ihracat kredi sigortası (ticari alacak sigortası) poliçesi kapsamında sigorta tazminatının tahsili istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davalı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Taraflar arasında, sigorta poliçesinin varlığı konusunda herhangi bir uyuşmazlık  mevcut değildir. Uyuşmazlık, sigorta poliçesi ve poliçe genel şartları kapsamında davacı sigortalı  şirketin bildirme yükümlülüğüne aykırı davranıp davranmadığı, mahkemenin kabulünün yerinde olup olmadığına ilişkindir. Dosya kapsamından, taraflar arasında başvuru tarihi 03.12.2015 olan Kısa Vadeli İhracat Kredi Sigortası Genel Poliçesinin düzenlenmiş olduğu, sigortalının davacı şirket, poliçede alıcının dava dışı Dubai'de mukim şirket olduğu, alıcı limit tutarının 750.000,00 USD olarak belirlendiği, ödeme vadesinin 120 gün, poliçenin geçerlilik başlangıç tarihinin 03.12.2015, poliçenin geçerlilik bitiş tarihinin 30.11.2016 olarak belirtildiği, önemli hususlar başlığı altında 1.maddede, alıcı limit tutarının kayıtlı alıcıya gerçekleştirilen sevkiyatlardan doğan alacak bakiyesinin ... tarafından sigorta kapsamına alınan azami tutar olarak belirtildiği, 15.01.2016 tarihinde gümrük beyannamesinin düzenlendiği, beyannamede göndericinin davacı şirket, alıcının dava dışı Dubai'deki şirket olarak belirtildiği, poliçenin sigorta kapsamındaki riskler başlığı altında ticari riskler olarak, alıcının ödeyememe hali, alıcının iflas etmesi vb hususlara yer verildiği, politik risklerin (b) bendinde düzenlendiği, sigorta kapsamı dışında kalan hallerin 2.maddede yer aldığı, sigortalının yükümlülüklerinin 6.maddede düzenlendiği, maddede, teklifname, genel poliçe ve ekleri, sigorta sözleşmesinin temel dayanığı ve ayrılmaz parçaları olduğu, sigorta sözleşmesi dahilinde bir bütün oluşturduğu, sigortalının sigorta sözleşmesi kapsamındaki beyanlardan herhangi birinin eksik, gerçek dışı sahte belgeye dayalı ve/veya yanlış ya da yanıltıcı olması halinde ...'ın sigorta sözleşmesinden cayma hakkının olduğu hususlarına yer verildiği, 8.maddenin (e) bendinde sigortalı/satıcının ...  aksi yazılı olarak belirtilmedikçe alıcının sevkiyat bedelini vade tarihini takip eden 15 gün içinde ödememesi ve/veya ödeyememesi hallerinde bahsi geçen 15 günden sonra aynı alıcıya sevkiyat yapmayacağı, aksi halde primi tahsil edilmiş olsa dahi bu sevkiyatların sigorta kapsamı dışında kalacağı, iş bu poliçede kapsam dışında kalacağı düzenlenmiş olsa dahi gerçekleştirilen sevkiyatlara ilişkin alıcıdan tahsil edilen sevkiyat bedellerine  öncelikle vadesi geçmiş alacaklar aylık bildirim formuna konu edilmiş sevkiyat bedellerine sayma hakkının ... ait olduğu, alıcıdan tahsil edilen tüm sevkiyat bedellerinin sigortalı tarafından ...'a 7 gün içinde bildirileceğinin belirtildiği, poliçenin 9.maddesinin (a) bendinde, sigortalının poliçe kapsamında her ay yapmış olduğu tüm sevkiyatları, takip eden ayın 10'na kadar ... belirlediği form ve usuller çerçevesinde ...'a bildireceği, sigortalının ilgili ayda hiçbir yükleme yapılmamış olsa dahi bu bildirimi yapacağı, (b) bendinde, aksi kararlaştırılmakdıkça sigortalının sigorta kapsamındaki sevkiyatlarla ilgili vade tarihinde kısmen veya  tamamen ödenmemiş olan meblağlaların vade  tarihini takip eden 15 gün içinde ...'ın belirlediği usuller çerçevesinde vadesi geçmiş alacakların aylık bildirim formu ile ... bildireceğine yer verdiği, (c) bendinde, ... sigortalıya gönderilen tazminat talep formunun bildirim tarihinden itibaren 60 gün içinde doldurularak ... geri gönderileceği, (d) bendinde, ... tarafından tazminat ödemesi yapılmadan önce sigortalıya yapılan yazılı ihbar çerçevesinde talep edilen işlemlerin tamamlanması ve belgelerin teslimi, söz konusu ihbar tarihini takip eden 60 gün içerisinde gerçekleştirileceği, belgelerin bu süre içerisinde ibraz edilmemesi halinde ...  sigortalıya karşı tazminat ödememe hakkının saklı olduğunu, bu poliçenin diğer hükümlerine bakılmaksızın 9.madde gereğince bildirilmesi gereken hususların süresinde beyan edilmemesi ve belgelerin ibraz edilmemesi halinde ...  bu poliçe kapsamındaki her türlü yükümlülüğünün ortadan kalkacağının belirtildiği, kredi sigortası genel şartlarının A.3 maddede, sigorta sözleşmesinin kapsamı başlığı ile teminatın sigortalının muhtelif alıcılarla yaptığı sözleşmelere göre faturalandırılan ve bedeli özel şartlarda belirlenen azami vade süresi içinde ödenmesi kararlaştırılan mal ve hizmet satışlarına uygulanacağı, aksi kararlaştırılmadıkça sigortalı ile alıcılar arasında düzenlenen satış sözleşmelerine göre yapılan tüm satışların sigorta kapsamında bulunmasının esas olduğu, sigortalının bu amaçla söz konusu satış sözleşmeleri ile ortaya çıkan cirosunun özel şartlarda belirlenen usullere göre sigortacıya beyan edeceği, zarar ve tazminat başlığı ile b.2 maddede, müdahale talebi başlığı altında, sigortalının her bir muhtemel zararla ilgili olarak sigortacının müdahale etmesini istemek zorunda olduğu, müdahale talebinin yapılması gereken en geç tarihin özel şartlarda belirtildiği, bu tarihin fatura vadesini izleyen 30.gün ile vadesi geçen borç bildiriminden sonraki 60.gün arasındaki bir gün olarak belirleneceğinin belirtildiği, davalı banka tarafından 25.11.2016 tarihli davacı şirkete hitaben cevabı yazı ile B.A.E'de yerleşik firma ile gerçekleştirilen sevkiyatlar hakkında 27.09.2016 ve 17.10.2016 tarihli vadesi geçmiş alacaklarla ilgili aylık bildirim formlarına dair cevap verildiği, verilen cevapta sevkiyatlara ilişkin bedellerin vade tarihlerinde tahsil edilemediğinin beyan edildiği, sevkiyat tarihlerinin 15.01.2016, vade tarihinin 09.05.2016, ayrıca sevkiyat tarihinin 20.01.2016, vade tarihinin 16.05.2016, gecikme gün sayısının ise 3 ayrı sevkiyat yönünden ayrı ayrı 141 gün 20.01.2016 tarihli sevkiyat yönünden ise 154 gün geçmiş olduğu, bilindiği üzere poliçenin sigortalının yükümlülükleri başlığı altında düzenlenen 9.maddenin (b) bendi gereğince vade tarihini takip eden azami 60 gün içinde vadesi geçmiş alacaklar aylık bildirim formu ile ...'a bildirmesi gerektiği, 9.maddedeki yükümlülüklerin yerine getirilmemesi halinde ...'ın bu poliçe kapsamındaki her türlü yükümlülüğünün ortadan kalkacağının hükme bağlandığını, bu çerçevede gerek ilgili poliçeler üzerinde belirlenen, gerekse sevkiyatlara ilişkin vadesi geçmiş alacakların aylık bildirim formları dahilinde vade tarihleri dikkate alındığında söz konusu sevkiyatlara ilişkin alacak bildirimlerinin poliçenin 9.maddesinin (b) bendinde belirtilen süre dışında  yapıldıkları ve gecikmeli olduklarının tespit edildiği, buna karşılık sigorta kapsamı dışında olmasına karşılık sevkiyat bedellerinin tahsili amacıyla banka tarafından alıcı firma nezdinde girişimde bulunulduğunun, öte yandan talep halinde söz konusu alıcı firma hakkında yapılacak hukuki  süreçlerde banka tarafından hukuk bürosu tavsiyesinde firmaya destek sağlanabileceğinin ifade edildiği, davacı şirket  tarafından iş bu davanın açılmış olduğu anlaşılmıştır. 13.09.2019 tarihli bilirkişi heyet raporunda; davacı firma tarafından, dava dışı Birleşik Arap Emirliklerinde yerleşik ... firmasına yapılan ihracata ilişkin bilgilerin tablo olarak gösterildiği, taraflar arasında 01.02.2015 düzenlenme tarihli “Kısa Vadeli İhracat Kredi Sigortası Genel Poliçesinin” akdedildiği, 27.02.2015 tarihli düzenlenen zeyilname ile vade tarihi 01.02.2015 ve sonrası olan sevkiyatlar için poliçenin 8/e -9/b-9/c ve 9/d maddelerinin yeniden düzenlendiğinin görüldüğü, buna göre; Madde 9: Aksi kararlaştırılmadıkça sigortalı, sigorta kapsamında sevkiyatlar ile ilgili vade tarihinde kısmen veya tamamen ödenmemiş olan meblağları vade tarihini takip eden azami 60 gün içinde ...'ın belirlediği usüller çerçevesinde Vadesi Geçmiş Alacaklar Aylık Bildirim Formu ile ...' a bildirilecektir. “...İş bu poliçede bahsi geçen “vade tarihi” ibaresi, sevkiyat bedellerinin ödenmesi için Alıcı ile sigortalı/satıcı arasında kararlaştırılan ilk  tarihtir. Alıcı limiti onayında belirtilen “ödeme vadesi\" ibaresi ise ilgili Alıcıya gerçekleştirilen sevkiyatların sigorta kapsamına alınabilmesini teminen sigortacı /satıcı tarafından ilk vade olarak Alıcı'ya tanınan azami ödeme vadesini ifade eder...”, \"...Alıcı ile sigortalı/satıcı arasında kararlaştırılan ilk ödeme vadesi sigortalının talebi halinde ...'ın yazılı ön izni ile uzatılabilir ve uzatılmış vadeye ilişkin ilave prim tahakkuk ettirilir... ”, TTK m.1446 uyarınca: (1) Sigorta ettiren, rizikonun gerçekleştiğini öğrenince durumu gecikmeksizin sigortacıya bildirir. (2) Rizikonun gerçekleştiğine ilişkin bildirimin yapılmaması veya geç yapılması, ödenecek tazminatta veya bedelde artışa neden olmuşsa, kusurun ağırlığına göre, tazminattan veya bedelden indirim yoluna gidilir. (3) Sigortacı rizikonun gerçekleştiğini daha önce fiilen öğrenmişse, ikinci fikra hükmünden yararlanamaz..\" hükmünün yer aldığı, TTK m.1452/111 uyarınca ise 1433 ilâ 1449 uncu madde hükümleri, sigorta ettiren, sigortalı ve lehtar aleyhine değiştirilemez; değiştirilirse bu Kanun hükümleri uygulanır. Düzenlenmesinin mevcut olduğu, davalı taraf TTK m.1446'da yer alan “rizikonun gerçekleştiğini öğrenince durumu gecikmeksizin sigortacıya bildirir” hükmünün, taraflar arasındaki sözleşmenin 9. maddesinde getirilen 60 günlük süre ile davacı lehine iyileştirildiğini, bu sebeple TTK m.1452/11 uyarınca sigortalı aleyhine bir düzenlemenin bulunmadığını iddia ettiğini, taraflar arasındaki sözleşmenin 18. Maddesi uyarınca; sigortalının 9. maddedeki yükümlülüklerini yerine getirmemesi halinde ...'ın poliçe kapsamımdaki her türlü yükümlülüğünün ortadan kalktığı, poliçede yer alan 18. Maddedeki bu hükmün TTK m.1452/3 anlamında, TTK m.1446/2'deki düzenlemedeki hükmü ortadan kaldıran, sigortalı aleyhine bir düzenleme olduğunun düşünüldüğü, kanunun açık şekilde rizikonun gerçekleştiğine ilişkin bildirimin geç yapılması halinde, ödenecek tazminatta  veya bedelde artışa neden olmuşsa, kusurun ağırlığına göre, tazminattan veya bedelden indirim yoluna gidileceğini ifade ettiği, bu hükme aykırı şekilde sigortalının hiçbir şarta bağlanmaksızın talep hakkının ortadan kalktığının düzenlenmesinin TTK m.1452/3'e aykırlık teşkil ettiği, bu sebeple somut olay bakımından TTK m.1452/3'ün uygulama bularak TTK m. 1446/2'deki düzenlemenin somut olay bakımından uygulanması gerektiği, TTK m. 1446/2'de ortaya konan şartların ispatlanması halinde, sigortalıya yapılacak ödemede indirime gidilebileceği gibi, ödeme yapılmamasının da gündeme gelebileceği, ancak dosya kapsamı incelendiğinde davalı tarafından bildirimin geç yapılmasından kaynaklı bir zararın oluştuğuna dair bir bilgi veya belgenin dosyaya sunulmadığının görüldüğü, bu şartlar altında TTK m. 1446/2 uyarınca tazminattan indirim şartlarının oluşmadığı ve davalının dava konusu sigorta tazminatından sorumlu  olduğu kanaatine varıldığı,  sigortalının hiçbir şarta bağlanmaksızım talep hakkının ortadan kalktığı düzenlenmesinin TTK m.1452/3'e aykırılık teşkil ettiği, bu sebeple somut olay bakımından TTK m.1452/3'ün uygulama bularak TTK m. 1446/2'deki düzenlemenin somut olay bakımından uygulanması gerektiği, dosya kapsamı incelendiğinde davalı tarafından bildirimin geç yapılmasından kaynaklı bir zararın oluştuğuna dair bir bilgi veya belgenin dosyaya sunulmadığı, bu şartlar altında TTK m.1446/2 uyarınca tazminattan indirim şartlarının oluşmadığı ve davalının dava konusu sigorta tazminatından sorumlu olduğu, davacının talep edebileceği miktarın; poliçenin 13. maddesi uyarınca sigortacının, zararın %90'ını tazmin edeceği, bu itibarla ödenmesi gereken tazminat tutarının 183.389,44 $ x %90 = 165.050,49 ABD dolarının ödeme günündeki T.C.M.B. efektif satış kurundan bulunacak TL karşılığı olduğu, davacının dava dışı satıcı firmadan tahsil edilemeyen sevkiyat alacağını, temerrüt tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte poliçe kapsamında talep edebileceği belirtilmiştir. 03.11.2019 tarihli ek bilirkişi heyet raporunda sonuç olarak; davalı tarafın davacı tarafa tazminat ödemesinde bulunmayacağını ifade ettiği 25.11.2016 tarihinin davalı tarafından davacının sunduğu sevkiyat evrakının incelenip nihai kararının oluştuğu tarih olması sebebiyle, bu tarih itibariyle davacının tazminat alacağı bakımından temerrüt şartlarının oluştuğu belirtilmiştir. Davalı vekili tarafından ek bilirkişi raporuna karşı itirazda bulunularak kök raporun hukuka aykırı olması nedeniyle ek rapora iştirak etmenin mümkün bulunmadığı, müvekkili bankanın davacı tarafa herhangi bir borcunun bulunmadığını, dosyanın Deniz Hukuku Ana Bilim Dalı bilirkişisine tevdi edilmesini, bu talebinin kabul görmemesi durumunda Bölge Adliye Mahkeme kararının beklenmesini veya davanın reddine karar verilmesini  talep etmiştir. Bilirkişi raporu ve ek raporu, dosya kapsamına uygun, hüküm vermeye yeterli ve gerekçelidir. TTK'nın 1435. maddesi gereğince sigorta ettiren, sözleşmenin yapılması sırasında bildiği veya bilmesi gereken önemli hususları sigortacıya bildirmekle yükümlüdür. Sigortacıya bildirilmeyen eksik veya yanlış bildirilen hususlar, sözleşmenin yapılmamasını veya değişik şartlarda yapılmasını gerektirecek nitelikte ise önemli kabul edilir. Sigortacı tarafından yazılı veya sözlü olarak sunulan hususlar aksi ispat edilinceye kadar önemli sayılır. Devam eden maddelerde yazılı sorular düzenlenmiştir. TTK'nın 1438. maddesinde ise bildirilmeyen veya yanlış bildirilen bir hususun yada olgunun gerçek durumu sigortacı tarafından biliniyorsa, sigortacı beyan yükümlülüğünün ileri sürerek sözleşmeden cayamaz. İspat yükü sigorta ettirene aittir. Beyan yükümlülüğünün gerçeğe aykırı yerine getirilmesinin yaptırımı TTK'nın 1439. maddesinde düzenlenmiş olup, rizikonun gerçekleşmesinden sonra, sigorta ettirenin ihmali ile beyan yükümlülüğü ihmal edildiği takdirde, bu miktar tazminatın yada bedelin miktarına yahut rizikonun gerçekleşmesine etki edebilecek nitelikte ise ihmalin derecesine göre tazminattan indirim yapılır. Sigorta ettirenin kusuru kast derecesinde ise beyan yükümlülüğünün ihlali ile gerçekleşen riziko arasında bağlantı varsa, sigortacının tazminat veya bedel ödeme borcu ortadan kalkar; bağlantı yoksa sigortacının ödenen prim ve ödenmesi gereken prim arasındaki oranı dikkate alarak, sigorta tazminatını veya bedelini ödemesi gerekir. TTK'nın 1446 maddesinde, riziko gerçekleştiğinde sigorta ettirenin, rizikonun gerçekleştiğini öğrenince durumu gecikmesizin sigortacıya bildireceği, rizikonun gerçekleştiğine ilişkin bildirimin yapılmaması veya geç yapılmasının ödenecek tazminatta veya bedelde artışa neden olmuşsa kusurun ağırlığına göre tazminattan veya bedelden indirim yoluna gidileceği, sigortacının rizikonun gerçekleştiğini, daha önce fiilen öğrenmişse 2.fıkra hükmünden yararlanamayacağı düzenlenmesine yer verilmiştir. Davalı, hasarın 60 günlük uzatma vadesini takip eden 30 günde ihbar edilmemesi nedeniyle poliçe özel şartları ile kredi sigortası genel şartlarının B.1 maddesi gereğince teminat dışı olduğunu savunmuştur. TTK'nın 1447. maddesi gereğince sigorta ettiren rizikonun gerçekleşmesinden sonra sözleşme uyarınca veya sigortacının istemi üzerine, rizikonun veya tazminatın kapsamının belirlenmesinde gerekli ve sigorta ettirenden beklenebilecek olan her türlü bilgi ile belgeyi sigortacıya makul bir süre içinde sağlamak zorundadır. Bu yükümlülüğün ihlal edilmesi sebebiyle ödenecek tutar arttırılırsa kusurun ağırlığına göre tazminattan indirim yapılır. Anılan hüküm TTK'nın 1452. maddesi gereğince koruyucu hüküm olup sigortalı aleyhine değiştirilemez. Somut olayda, davacı tarafından hasarın geç ihbar edilmiş olmasının yapılacak ödemenin niteliğinde veya miktarında bir artışa neden olmadığı, makul süre içerisinde riziko ve buna ilişkin belgelerin sigortacıya sunulduğu anlaşılmıştır. Mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir. Davalı vekilinin  istinaf nedenleri, yukarıda yer verilen TTK'nın ilgili hükümleri ve emsal yargı kararları neticesinde yerinde görülmemiştir.Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle;1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına; bakiye 37.670,39 TL istinaf karar harcının davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 3-Davalı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi  üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın, Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine dair;HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda,  29.02.2024 tarihinde, oy birliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi. 29.02.2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"8a7c56077968b14a","SID":"41a5dcbb1ab628f3"}}